EÇS IX Y200b
Ve makâm-ı Hazret-i Dânyâl dahi bundadır. Hattâ Buhtu'n-nasr bu diyârları harâb etdükde Hazret-i Dânyâl'ı bu mağârada bulup esîr edüp Acem'e götürmüşdür.
EÇS IX Y200b
Ve bu mağâradan taşra mescid olan mağâranın sağ tarafında bir azîm mağâra vardır. Be-kavli Tevârîh-i Hüsn-i Muhâdara Hazret-i Ya‘kûb'un on üç evlâdının onu bu mağârada medfûnlardır.
EÇS IX Y200b
Evvelâ makâm-ı Hazret-i Yahûdâ. Nübüvvetinde ihtilâf var.
EÇS IX Y200b
Ve Hazret-i şemmûn, nübüvvetinde ihtilâf vardır.
EÇS IX Y200b
Ve Hazret-i Dârim nebî değildir, ammâ âlim ve hakîm idi.
EÇS IX Y200b
Bu cümle Hazret-i Ya‘kûb evlâdları bu gârda medfûnlardır. Ammâ iki evlâdı Hazret-i Miyâ’il ve Hazret-i Hesyân bâlâda kurâlarda tahrîr olduğu tahrîr olunmuşdur. Ammâ bizzât Hazret-i Ya‘kûb ve Hazret-i İshâk ve Hazret-i Yûsuf {ve ibni Yâmin Mısır'da medfûndur.} bunlar Kudüs-i şerîf'e karîb Halîlü'r-rahmân'da âsûdedirler.
EÇS IX Y200b
Ve yine bu Beytü'l-hazen'de bu gâr içre Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları medfûndur ki ism-i şerîfleri beyân olunur. Evvelâ Hazret-i Müsma‘ ve Hazret-i Demâ ve Hazret-i Sâbit ve Hazret-i Mâş ve Hazret-i Edbîl ve Hazret-i Kays ve Hazret-i Ma‘înâ. Bunlar cümle bir mağârada medfûnlardır.
EÇS IX Y200b
Ammâ kal‘a altında gâr-ı Kutûr derler bir mağârada yine Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları medfûndur. Evvelâ Hazret-i Kutûr ve Hazret-i Âzeryâ ve Hazret-i Kaydâ ve Hazret-i Fütdemâ ve Hazret-i Taymâ. Bunların gâr kapuları mesdûddur, ammâ huzûrlarına varup ziyâret ederler. Ekseriyyâ bunları ziyâret etmeğe Yahûd tâ’ifesi gâyet sa‘y ederler. Zîrâ tevârîhlerinde mastûrlardır.
EÇS IX Y200b
Ve yine Beytü'l-hazen'de Hazret-i Ya‘kûb evlâdlarının kabr-i şerîfleri olan gârın mescidi tarafında Hazret-i Yahûdâ'nın pây-ı şerîfleri vâki‘ olmuşdur. Ol mahalde bir gâr-ı azîm dahi vardır. Kapusunda bir yeşil atlas perde vardır. Andan içeri bir kimesne giremez, memnû‘dur, zîrâ harem-i resûlullâh medfûnlardır. İsm-i şerîfleri nâ-ma‘lûmdur. Ammâ Hazret-i Eyyûb Nebî hâtûnu Râhime Ana binti Hazret-i Efrâyim ibn Hazret-i Yûsuf aleyhisselâmdır. Yûsuf oğlu Efrâyim nebînin kerîmeleridir. Bu gârda âsûdedir.
EÇS IX Y200b–Y201a
Bu diyârda sâkin olan peygamberlerin ehl-i beytleri bu gârda medfûnlardır. Ba‘zı zamân içerden nisvân sadâsı istimâ‘ olunur imiş. Birkaç kerre ba‘zı âdemler hamâkat edüp perdeden içre nazar etdükde bi-emrillâh â‘mâ olurlar. Y 201a Hâlâ bevvâbân türbedârân bakmağa komayup men‘ ederler.
EÇS IX Y201a
Hamd-i Hudâ bu âsitâneyi âdâb üzre ziyâret edüp salât-ı fecri edâ edüp tâ vakt-i asra dek bir hatm-i şerîfi min-evvelihi ve âhirihi tamâm edüp savâbın rûh-ı şerîflerine hibe edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp âşinâlık kesb eyledik. Rahmetullâhi aleyhim ve aleyhâ ecma‘în.
EÇS IX Y201a
Andan, Beytü'l-hazen'e karîb Beyt-i Hazret-i İshâk bir cânibi mağâra ve bir tarafı kârgîr binâdır. İçinde Hazret-i İshâk evlâdları medfûndur. Ammâ ism-i şerîfleri ma‘lûmum değildir.
EÇS IX Y201a
Andan yine şark cânibine elli adım gidüp Beyt-i Hazret-i İsmâ‘îl. İçinde âb-ı hayat suyu var bir gâr-ı kûhsârdır.
EÇS IX Y201a
Ve buna karîb Beyt-i Hazret-i Eyyûb. Hazret-i Yûsuf oğlu Hazret-i Efrâyim'in kerîmelerin aldıkda cümle vücûdun kurdlar bu şehirde yeyüp hayât bulmuşdur. Müddet-i ömürleri 31 senedir. Kabr-i şerîfleri ma‘lûmum değildir. Ahâlî-i Sıfet "Hıyâbân-ı Sıfed'de medfûndur" derler.
EÇS IX Y201a
Ve Beytü'l-hazen-i iremezâtı içre ulemâ-yı Rûm'dan Alem-şâh Abdurrahmân Efendi. Kabr-i şerîfi beyâz mermer-i hâm ile mebnî sulehâ-yı ümmetden âlim ve fâzıl bir kimesne imiş. Belde-i tayyibe-i İslâmbol hâki olup Saçlı Emîr Efendi hazretlerinin veled-i mükerremi imiş. İbtidâ Sıfet bunlara mevleviyyet ile ihsân olunduğundan füc’eten merhûm oldu, derler. Karîbü'l-ahd imiş. Asâr-ı binâsından malûmdur. Sicillâtda hüsn-i hatları ile âlimâne tahrîrâtları vardır.
EÇS IX Y201a
Ve câmi‘i dâhilinde ziyâret-i şeyh Ni‘me ve hammâm-ı cedîd kurbunda şeyh Ahmed el-Kamîsî ve kemerler üstünde şeyh Edîb ve Kürd mahallesi fevkında eş-şeyh şemseddîn el-Acemî ve Musallâ'da Seyyid Abdülkâdir ibn Habîb ve kurbunda bir mürtefi‘ yerde eş-şeyh Hasan-ı Hindî ve bunun kurbunda şeyh Haydarî ve câmi‘-i Mu‘allak kurbunda eş-şeyh Ammâr ve Paşa sarâyı önündeki küçük namâzgâhda şeyh Kürbel ve anda makâm-ı Kırklar ve iki Kardeşler cânibinde şeyh Îsâ ve şeyh Mismâr'dırlar, bir yerde medfûnlardır.
EÇS IX Y201a
Ve esb-i sabâ-reftârlarımıza süvâr olup şehrin kıblesinde bir sâ‘at ba‘îd cebel-i Ken‘ân'da hıyâbân-ı Beytü'l-hazen: Hazret-i Ya‘kûb'u evlâdları bu dırahtıstân içre getirüp anda kesb-i hevâ ederdi. Bir gûne hıyâbândır kim bir diyârda misli yokdur. Arab geysûları gibi cümle dırahtın şu‘beleri bir birine mahlût olup sâyebân olmuşdur. Aslâ şems te’sîr etmez bir koyahdır kim ok ursan te’sîr etmez bir teferrücgâh [u] mesîregâh yerdir. Sıfet hâkinin a‘yânı bunda gelüp ayş [u] işret eder bir cihân-nümâ temâşâgâh yerdir.
EÇS IX Y201a
Ve Hazret-i Ya‘kûb'un seyl-i eşkinden bu dağlar göz göz olup Ya‘kûb Nebî gözden çıkmışdır. Anıniçün bu mahalle hıyâbân-ı Hazen derler. Ammâ varup ziyâret eden mesrûr [u] handân olur. Zîrâ bu mahalde be-kavl-i ulemâ-yı Sıfet "Yedi yüz peygamber vardır" deyü i‘tibâr ederler.
EÇS IX Y201a–Y201b
Hamd-i Hudâ anı dahi ziyâret edüp hâkimü'l-vakt Sâlih Ağa ve birâder- Y 201b zâdesi Mîr Assâf ile vedâlaşup on âdem refîk ile bir buçuk sâ‘at Sıfed'den yokuş aşağı enüp sol tarafımızda,
EÇS IX Y201b
Cebel-i Ukkâb: Kadîm eyyâmda kal‘asın Buhtu'n-nasr münhedim etmiş. Cebelinde beş yüzden mütecâviz gârlar var. Herbiri gâr-ı yetîmândan nişân verir. Benî İsrâ‘îl tâ‘ûndan firâr edüp bu mağâralara kapanmışlar. Cenâb-ı izzet bunlara bir rîh-i akîm gönderüp cümlesi ol gârlar içre helâk olurlar. Hâlâ üstühânları yığın yığın nümâyândır. Ba‘zı zamân içinde ahâlî-i vilâyetin keçileri ve koyunları kışlar. Ol mahalli geçüp yine kıble cânibine bir sâ‘at ubûr edüp,
EÇS IX Y201b
Leymûn deresi nâmıyla meşhûr bir ayn-ı zülâldir. Cebel-i Anter'den gelüp bu mahalde buhayre-i Minye'ye mahlût olur. Bu mahalden sene 1058 târîhinde Murtazâ Paşa ile ubûr olunmuşdu. Yine andan güzer edüp dere ve depeler ve dağ ve bayırlar ve çıplak dağlar aşup,
EÇS IX Y201b
Aynü't-tîn ya‘nî incir ırmağı Akke dağlarından tulû‘ edüp bu râha karîb buhayre-i Taberiyye'ye ya‘nî Minye gölüne munsab olur âb-ı hoş-güvardır.
EÇS IX Y201b
Ve bu nehrin kenârı gâyet mahûf u muhâtara pusu yerleri ve Türâbîoğlu aşkıyâsının şikârgâhlarıdır. Selâmetle ubûr edüp,
EÇS IX Y201b
Ayn-ı Vâdî: Bu Türâbîoğlu dağlarından gelüp yine Minye gölüne mahlût olur bur küçük ırmakdır, ammâ lezîzdir. Ve bu mahalde Taberistân kal‘ası Minye gölü kenârında bir azîm kal‘a imiş. Timur-ı bî-nûr şâm'ı harâb etdükde bu kal‘ayı dahi esâsından münhedim edüp Kudüs'e varmışdır.
EÇS IX Y201b
Bu kal‘a gûyâ Haleb kadar var imiş. Âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Ve bu buhayre bu kal‘a ismiyle müsemmâdır. Ammâ efvâh-ı nâsda Minye gölü derler. Sahîhi buhayre-i Taberiyye'dir. Q 87b P 87b Ve bu mahalde Ken‘ân eli tamâm olup,
EÇS IX Y201b
Ammâ hâlâ yine Âl-i Osmân tahrîrinde Sıfet hâkidir. Ve bu mahalde buhayreden ba‘îd bir top menzili bu gölün garbında evc-i semâya ser çekmiş bir kızıl yalçın kaya üzre bir dîdebân kullesi var ve kayaları Âd ibn şeddâd oyup, kal‘a-i Kahkah-ı Arab derler Yed-i Kudret ile binâ olunmuş bir kal‘adır. Dîvârdan bir alâmet yokdur.
EÇS IX Y201b
Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu'nun ba‘zı haşerâtları olan kavm-i Devrîrûzî [Dürzî] mâl-ı ganâyimleri ile kapanup Küçük Ahmed Paşa asker gönderüp ol cebel-i âlînin zirve-i a‘lâsından sakb edüp o gârlar içre âteşler ve bârûdlar ilkâ ederek içindeki melâ‘înler muztarib olup emân ile ol gâr feth olup içinden çıkan mâl-ı Kârûn'u guzât-ı müslimîne taksîm oldu. Aceb sa‘b kal‘adır.
EÇS IX Y201b
Garba nâzır bir kapusu var. Kayaları sakb edüp birer âdem geçecek yol etmişlerdir. Gayri yerden varılmak muhâldir. Kapuya vardıkda bir minâre kaddi kemend ile urûc olunup kapudan içeri dâhil olunur.
EÇS IX Y201b–Y202a
Ve bu gârların içi zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn'dur. Kayalardan suları çıkar. Her bir gâr biner âdem alur, Y 202a birbirinden geçilir. Ol cebel-i müntehânın altı serâpâ böyle gârlardır, ammâ hâlâ içinde benî âdemden kimesne yokdur. Ve bu kal‘anın misli Silifke sancağında kal‘a-i Ermenak derler bir kal‘adır, ol dahi böyle sa‘b hisârdır ammâ kal‘a-i Kahkah andan âlîdir. Andan bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp garb cânibine bir sâ‘at gidüp,