EÇS IX Y212a
Evvelâ bu Sahra-i şerîfi sene 85 târîhinde Abdülmelik bin Mervân binâ etdi. Ba‘dehu niçe selâtîn mülûklar dahi kıble-i kadîm olmağile niçe âsâr-ı acîbeler zamîme ederek nûr olmuşken sene (---) târîhinde Sultân Süleymân ibtidâ-i cülûsunda kal‘a-i Belgrad'ı ba‘dehu cezîre-i Rodos'u Malta elinden feth edüp mâl-ı Kârûn'a mâlik olup müstakil pâdişâh oldukda bir leyle-i mübârekde menâmında Hazret-i Risâlet-penâh'ı görüp,
EÇS IX Y212a
"Yâ Süleymân, kırk sekiz sene mu‘ammer olursun ve çok gazâlar edersin, ınkırâzü'd-devrân zürriyyetin munkatı‘ olmaz ve sana şefâ‘atim erzânîdir. Lâkin şu gazâ mâlından Mekke ve Medîne'ye bezl edüp Kudüs-i şerîfe bir kal‘a inşâ et kim evlâdların asrında küffâr istîlâ etmeye. Ve haremine bir havuz ve Sahratullâh'ı tezyîn eyleyüp fukarâ-yı Kudüs'e surre ve atıyyeler ihsân edüp Kudüs-i şerîfi ma‘mûr eyle" deyü emr-i Resûlullâh olup derhâl Süleymân Hân hâbdan bî-dâr olup gazâ mâlından bin kîse Mekke'ye ve bin kîse Medîne'ye ve bin kîse bu Kudüs-i şerîfe sâ’ir mühimmât ile Koca Mi‘mâr'ı Kudüs'e gönderüp Lala Mustafâ Paşa'yı Mısır'dan ma‘zûl edüp şâm-ı şerîf'i ihsân edüp Kudüs-i şerîf imâretine me’mûr oldukda eyâlet-i Mısır'da ve şâm'dâ ve Haleb'de ne kadar üstâd mühendis ve mermer-bür nakkaş-ı Mânî ve Bihzâd üstâdân var ise cem‘ edüp Kudüs-i şerîf'i ve Sahra-i nazîfi eyle müzeyyen eylemişdir kim Sahra-i şerîfin cennet kapusu üzre âye[t]: "Hâzihi cennâtü adnin Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. Hakkâ ki cennet-misâl bir kasr-ı ılliyyîndir.
EÇS IX Y212a–Y212b
Bu hakîr otuz sekiz sene on yedi pâdişâhlık yer seyâhat etdim, temâşâ etdiğim binâlarda böyle mânend-i ürd-ı behişt-i heşt görmedim. İçine benî âdem girdikde dehşet-âlûd olup dem-beste ve hayrân olarak ol ân engüşt ber-dehen eder. Bir beyâz mermer döşeli sahrânın vasatında bir kasr-ı Havernak-misâl bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve taşrasından Y 212b haremi dâ’iren-mâdâr üç yüz adımdır. Ve şekl-i müsemmendir ve taşrası üç âdem kaddi ebrî ve sommâkî ve yeşim harakânî mermerler kaplıdır. Ve herbir parça mermerlerde niçe bin sun‘-ı Hudâ nümâyândır. Ve bu mermerlerden yukarusu tâ kubbe saçağına varınca münakkaş ve musanna‘ kâşî-i Çîn ve şekl-i nîlgûn ile bir gûne tezyîn olmuşdur kim pesendîde-i P 91b âlem-bîndir.
EÇS IX Y212b
Ve bu kâşî üzre Ahmed el-Karahisârî hattıyla dâ’iren-mâdâr Yâsîn-i şerîf tektîb olunmuşdur. Ve herbir köşesinde celî hattile âyet-i sûre-i Yâsîn: Q 91b Arapça Arapça âyetleri tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y212b
Bu kâşîler üzre olan hatlardan yukaru âb-ı rahmet cereyân etmesiyçün nuhâsdan kalaylı mîzâb-ı rahmetler vardır. Bundan yukaru rusâs ile pûşîde dâ’iren-mâdâr kubbe saçaklarıdır. Ve bu kurşumlu saçaklardan yukaru on arşın âlî kalem-i Çîn ile münakkaş kâşî-i Çîn kaplıdır. Ve sihr-i i‘câz mertebesi musanna‘dır.
EÇS IX Y212b
Andan yukaru evc-i semâya ser çekmiş kubbe-i nîlgûn ve pür-nûrdur. Lâkin sâ’ir kubbeler gibi müdevver değildir, Konya'da Celâleddîn-i Rûmî âsitânesinin kubbesi gibi surâhîdir, tâ ki semâya ser çekmişdir. Ve alem-i şerîfi on iki arşındır, derler. Zer-i hâlis ile kurûs(?) olmuş kim bir merhale yerden şa‘şa‘ası ol diyârı pür-nûr eder. Ve Sahratullâh bu kubbe-i âlînin altındadır.
EÇS IX Y212b
Ve bu âsitânenin dörd kapusu vardır. Kıbleye nâzır bâb-ı (---) ve şarka nâzır bâb-ı (---) ve şimale mekşuf bâb-ı Cennet ve garba nâzır bâb-ı (---). Ve bu kapular ikişer kat altun gibi saru pirinçden yapılmış bâblardır kim bu asırda bir sûhânın urur üstâd yokdur. Ve her birinin kaddi onar arşın âlîlerdir.
EÇS IX Y212b
Ve her kapuya ikişer kat münakkaş çuka perdeler var, zîrâ bu Kudüs'ün şiddet-i şitâsı şedîd olur. Ve her kapunun ve perdelerinin birer gûne nakşı vardır.
EÇS IX Y212b
Ve bu kapulardan içeri tâ Sahratullâh'a varınca dörd kat binâdır. Evvelki katı tahrîr olunandır ki bunun dahi iç yüzü tâ başdan başa taşrası gibi yeşim ve harakânî ve safrâyî yerekânî ve sommâkî ve beyâz mermer-i arakânî ile ve gûnâ-gûn sun‘-ı Hudâ mevcli ve ebrî mermerler ile mezkûr derûn-ı dîvâr kaplıdır. Ve herbir mermeri üstâd-ı mermer-bür birer san‘at ile biçmiş kim sahîfeteyni yan yana geldikde gûnâ-gûn kitâbeler ve eşkâl-i acîbe [vü] garîbeler nümâyândır. Hattâ bâb-ı (---) taşrasında Sahra-i şerîfe müteveccih oldukda bu kapunun sağ tarafında dîvâra kaplı mermerde iki horos tasvîri birbirine minkâr minkâra cenâhların küşâde kılup dururlar. Bi-emrillâh biçme ebrî seng-i elvânlarda böyle ibret-nümâ firâvândır. İm‘ân-ı nazarla görüldükde dürlü dürlü eşkâller ve şükûfeler zâhir olur.
EÇS IX Y212b
Ve bu evvelki kat dîvârda taşra hareme nâzır cümle (---) pençerelerdir. Ve bu revzenler üzre sihr-i i‘câz nakş-ı bûkalemûn câm-ı gûnâ-gûndur. Her birinde,
EÇS IX Y212b–Y213a
"Lâ ilâhe illallâh Muhammedün resûlullâh." Ve Arapça Y 213a âyeti ve Çâryâr esmâları tahrîr olunmuş sihr-i i‘câz (---) kıt‘a câmlardır.
EÇS IX Y213a
Ve bu evvelki kat dîvârın iç yüzünde bir kat dahi vardır, dîvâr değildir. Cümle yigirmi dörd sütûn-ı müntehâ üzre mebnî kemerlerdir kim mezkûr kubbe-i âlîye müntehîdir. Ammâ bu yigirmi dörd sütûnun on altısı Hudâ hakkıyçün Yed-i Kudret ile halk olunmuş nûr-ı Hudâ ebrî amûd-ı müntehâ sommâkî sütûnlardır kim vasfında zebân kâsırdır. Ve sekizi amelî çâr-kûşe imâdlardır kim çâr rükünden nişân verir. Ammâ üstâd Ferhâd bu sütûn-ı amelîleri eyle zer-ender-zer halkârî nakş-ı bûkalemûn etmiş kim gûyâ sâ‘at mînâsı-misâl nakş-ı Mânî'dir. Cümle câmların şa‘şa‘ası bu amûdlara pertev urdukça garîb insânın çeşmi hîrelenir.
EÇS IX Y213a
Ve bu yigirmi dörd sütûnlar kim zikr olundu, anlar ile evvelki dîvârın mâbeyni deve gönü üzre mücellid kârı gibi ibret-nümâ tavandır. Mûy-i kilkisini Bihzâd ve Mânî ve şâh Kulu ve Velî Cân ve Ağa Rızâ nakkâşlar bile yazmada âcizdirler.
EÇS IX Y213a
Ve bu tavan sekiz terk üzre tarh olunup herbir terki birer gûne nakış olmak üzre tarh olunmuşdur. Ve bu kat sütûnlarının kemerlerinin altı dâ’iren-mâdâr âdem gezüp kanâdîller yakacak tabakalardır.
EÇS IX Y213a
Ve bu kat amûdların önündeki evvelki dîvârda Hanefî mihrâbı vardır. Cemâ‘at-i kesîre ile salât-ı hamse edâ olunur. İmâmı ve mü’ezzinânı var. Ve Sahra gârı kapusu üzre mü’ezzinân mahâfili vardır. Ammâ minberi yokdur. Ve bu mahalde zî-kıymet ibrîşim hâlîçeler ile mefrûşdur.
EÇS IX Y213a
Ve ikinci katdan içeri bir kat sütûnlar dahi vardır Cümle dâ’iren-mâdâr on iki sommâkî sütûn-ı gûnâ-gûndur. Her biri Rûm harâcı değer la‘l-pâre amûdlardır. Ve mezkûr kubbe-i nûr-ı Hudâ bu sütûnlar üzre olmak ile müdevver tertîb mebnî olmuşdur.
EÇS IX Y213a
Ve ikinci kat sütûnları ile bu üçüncü kat sütûnları mâbeyni yine deve derisinden tavan nakş-ı devr-i zamândır. Bu tavan on altı terk üzre taksîm olunup her biri birer üstâd-ı kâmilin arz-ı ma‘rifetidir ki sihr-i hilâldir.
EÇS IX Y213a
Ve bu üçüncü sütûnların mâbeynleri cümle dâ’iren-mâdâr demir kafes ile inşâ olunmuş kim gûyâ mu‘cize-i âhenkâr Hazret-i Dâvûd kârıdır. Ve bu demir kafeslerin Sahra-i şerîfe girecek dörd yerden bâbları vardır. Anlar dahi demir şebekedir. şarka ve garba, şimâle ve cenûba mekşûf bâb-ı musanna‘lardır.
EÇS IX Y213a
Ve bu kafeslerden içeri bir kat dahi servi ahşâbâtından hurde sadefkârı doğramacı işgâli parmaklıklar Sahra-i şerîfi dâ’iren-mâdâr dirâgûş etmişdir. Bunun kapusu bacası yokdur. Bundan içre bir ferd duhûl etmeğe kâdir değildir. Ancak hasîb ü nesîb (---) zâde yılda bir kerre girüp menşefe ile süpürüp gubârdan tathîr eder. Ve cümle züvvâr taşradan tavâf ederler.
EÇS IX Y213a–Y213b
İhvân-ı züvvâr-ı seyyâhâna hafî olmaya kim Sahratullâh dedikleri bu parmaklık içinde el-ân bir beyâz taşdır. Cirmi parmaklık kenârınca kâmil yüz adımdır. Y 213b Ve parmaklıkdan nümâyân bir yassı taşdır ana Sahratullâh derler.
EÇS IX Y213b
Ba‘zı müfessirîn âye[t]: Arapça âyet-i şerîfinin tefsîrinde "Habîbim Muhammedim! Rûy-i arzı halk etdim. Ba‘dehu makâlîdler ile kilidledim, ya‘nî dağlar ile berk etdim" buyururlar. Arapça
EÇS IX Y213b
Ba‘zı müfessirîn makâlîd-i evvel cebel-i Arafât'dır. Ba‘dehu Sahratullâh'dır kim ana kudret nazarı ta‘alluk edüp cân ve cin kavimlerine Kudüs-i şerîf secdegâh idi. Ol asırda dahi Sahratullâh ziyâretgâh idi. Benî âdemin dahi kıblegâhı idi. Nitekim bâlâda zikri sebkat etmişdir.
EÇS IX Y213b
Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh'a Mekke-i Mükerreme'de kırk yaşında nübüvvet gelüp on üç sene Mekke'de mütemekkin olup elli bir yaşında tokuz aylık iken Cenâb-ı Rabbü'l-izzet'den Hazret-i Cibrîl-i Emîn gelüp,
EÇS IX Y213b
"Yâ Muhammed! Cenâb-ı izzet sana selâm eyledi. Tayy-i mekân ile Kudüs'ümü ziyâret eylesün" deyüp Hazret-i Habîb-i Hudâ tayy-i mekân edüp Cibrîl-i Emîn bile idi. Ba‘zı sâhib-i sekr,
EÇS IX Y213b
"Yok, Mekke'den Kudüs'e Burâk ile geldi" deyü ihtilâf-ı kesîre vardır. Netîce Hazret-i Resûl Kudüs-i şerîfe gelüp cemî‘i ervâh-ı enbiyâ,
EÇS IX Y213b
"Hoş geldin yâ Muhammed" dediler. Hazret-i Risâlet Sahratullâh altındaki mağârada namâz kılup el yüze sürdükde derhâl Cibrîl-i Emîn Cenâb-ı Hak tarafından yine gelüp,
EÇS IX Y213b
"Yâ Muhammed! Allâh sana selâm eyledi ve Firdevs uçmağından bir uçkun Burâk gönderdi. Binüp gelsin, benim arş [u] kürsümü ve levh u kalemimi ve sekiz cennetimi görsün. Ve beni bilâ-vâsıta müşâhede-i cemâl etsün, deyü emir eyledi" deyince Hazret-i Risâlet emr-i Hakk'a imtisâlen Sahra-i şerîf gârından çıkup Sahratullâh üzre iki rek‘at namâz kılup hâlâ ser-i sa‘âdetleri secdeye geldüğü mahal ve mübârek zânûları Sahra'ya te’sîr edüp hâlâ alâmetleri zâhirdir, derler. Ammâ ziyâret etmeğe komazlar. Andan Hazret edâ-yı salât etdikden sonra Bismillâhirrahmânirrahîm deyü Burâk-ı refrefe süvâr oldukda âye[t]:
EÇS IX Y213b
deyüp tâziyâne-i tevhîdi Burâk'a urup evc-i semâya sehel urûc etdükde akîblerinden bir sâ‘ika istimâ‘ edüp sa‘âdetle gerüye nazar-ı şerîfleri olup gördüler kim Sahratullâh yerinden kopup,
EÇS IX Y213b
"Yâ Muhammed! Huzûr-ı Hakk'a beni dahi ilet" deyü lisâna gelüp feryâd etdi.
EÇS IX Y213b
"Yâ sahratellâh! Q 92a P 92a Kıf mu‘allekun bi-emrillâh" deyü hitâb edince, Sahra yerden ne mikdâr hevâya ağdı ise bi-iznillâh hâlâ ol mertebede mu‘allâkdır kim bir yere muttasıl değildir. Hâlâ beyne's-semâ’i ve'l-ard mu‘allâk durduğıyçün Mu‘allak Taş derler, ammâ Sahratullâh oldur. Ve kavl-i müverrihîn rûy-i arzda ikinci halk olunan makâlîd-i Sahra budur, derler. El-ilmü inde'llâh.
EÇS IX Y213b–Y214a
Ve be-kavl-i Tevârîh-i Tuhfe: Cennet-i A‘lâ'dan çıkan iki Sahra'dır. Biri Hacerü'l-esved ki la‘l-reng idi, tûfân-ı Nûh'da zulemât suyunda kalup ve âsîlerin yüzleri süründüğünden Y 214a levni mütegayyir olup Hacerü'l-esved oldu. Ve biri dahi bu Sahra-i şerîfdir, derler. El-ilmü inde'llâh.
EÇS IX Y214a
Ve bu Sahra üzre Sultân Ahmed merhûm zer-ender-zere müstağrak bir sâyebân-ı mülemmâ‘ cibinlik etmişler kim zer ü cevâhirine bahâ ermez bir serâperdedir.
EÇS IX Y214a
Etrâfında olan sütûnlara ibrîşim tınâblar ile kayd edüp Sahra üzre sâyebân olmuş. Bu sâyebândan tâ bu kubbenin zirve-i a‘lâsına varınca kırk elli arşın âlîdir. Ve kubbe-i nîlgûn-ı sernigûnun içi serâpâ altun levhalı mînâ oturtma taşdır. Ve cânib-i erba‘asın nakş eden şâh Kulu nâm nakkâşdır.
EÇS IX Y214a
Ve Sahra-i şerîf Hazret-i Risâlet ardı sıra hevâya tayerân etdükde emr-i Resûl ile mu‘allâk kalup altı bir gâr-ı azîm kalmış, iki yüz âdem alır bir âsitânedir. Kapusu Hanefî mihrâbının ardında mü’ezzinler mahâfilinin altında (---) ayak taş nerdübân ile nüzûl olunur bir demir şebeke bâbı var.
EÇS IX Y214a
Andan aşağı bir vâsi‘ meydândır. Ve ibâdetgâh-ı erbâb-ı züvvârândır. Ammâ bu Sahra-i şerîfin mu‘allâk durduğundan ziyârete gelen ehl-i züvvâr görüp havf [u] haşyet çekmesin içün ve niçe hâmile hâtûn bu gâra girüp Sahra-i şerîfi mu‘allâk görünce, âh deyüp havfinden niçe kerre vaz‘-ı haml etmiş hâtûnlar vâki‘ olmuşdur. Ol ecilden halîfe-i selefin biri Sahra altına bir ince dîvâr çekmişler kim halk havfden berî olup huzûr-ı kalb ile ibâdet edeler. Ammâ ne mümkün yine dîvâr ile Sahra mâbeyninde parmak girir ve ba‘zı yerine el girir aralıkdır.
EÇS IX Y214a
Evvelâ nerdübânı enerken gârın sağında Hazret-i Cibrîl makâmı ve mihrâbı. Ve dahi sol cânibinde Hazret-i Dâvûd makâmı. Ve Hazret-i Risâlet ibâdet ederken Sahra-i mübârekeye destâr-ı şerîfleri dokunup te’sîr etdüği çukura ziyâret eden kimesne elin ol mahalle sürüp andan yüzüne sürüp du‘â:
EÇS IX Y214a
"Allâhümme beyyız vechî bi-bereketi tâcı mi‘râcı Muhammed aleyhi's-selâm" diye.