EÇS IX Y225b
Andan Hazret-i Îsâ Hazret-i Cibrîl vâsıtasıyla çıkup azharun mine'ş-şems âsumâna urûc etdi. Ba‘dehu şâhrâhda bir saruşın garîb miskîn bir âdemi Yahûdîler dutup "işte Îsâ budur" deyü fakîr herîfi haça gerüp göbeğinden ve iki elleri ve pâlarından mismârlar ile kadayup havâriyyûnlara gösterdiler.
EÇS IX Y225b
"İşte Îsâ‘yı bu hâle koduk. Ağlasanız ya" dediler. Havâriyyûnlar dahi,
EÇS IX Y225b
"Bizim peygamberimiz Rûhullâh idi yine âsumâna urûc etdi. Bu fakîre böyle ne işkence edersiniz" dediler. Derhâl Yahûdîler,
EÇS IX Y225b
"Hay Îsâ olmasa ne işkence edersiz, deyüp halâs olmasın ricâ etmezlerdi" deyü ol mülâhaza ile kırk gün çarmıhda ol fakîr durup bir gece ümmet-i Îsâ Yahûdîlere rağmen ol çarmıhdaki na‘şı serîka eyleyüp hıfz edüp hikmet-i Hudâ ol dahi gâyib olup nasârâ kavmi ol zu‘m üzredirler kim haça gerilen Hazret-i Îsâ ola, hâşâ sümme, hâşâ. Ol Rûhullâh idi yine semâya urûc edüp Hazret-i İdrîs ile hem-celîsdir.
EÇS IX Y225b–Y226a
Âhir zamânda şerî‘at-i Muhammedî üzre âsumândan nâzil olup şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye'nin minâresinde bulunup Hazret-i Îsâ babasız halk olundu, Hazret-i Âdem türâbdan halk olunup müfessirîn Y 226a ikisin de bir sûretde idi deyü bu âyet-i şerîf ile istidlâl ederler. Âye[t]:
EÇS IX Y226a
Hakîkatü'l-hâl eyle bir ulu pâdişâh-ı ûlü'l-azm imiş kim rahm-i mâderden müştak olduğu mezkûr Beytü'l-lahm'deki gâr içredir. Âdem ol gâra girdikde cemî‘i vücûdu lerzân olur, bir mehîb gârdır.
EÇS IX Y226a
Ammâ deyr-i Beytü'l-lahm'in tûlu iki yüz ayakdır ve arzı yüz ayakdır. Ve derûn-ı deyrde altmış ibret-nümâ sütûn-ı müntehâlardır. Otuzu üçer âdem dirâgûş eder cüssedâr amûd-ı âlîlerdir. Cümlenin kadleri kâmil otuzar zirâ‘ kad senglerdir. Ve herbiri birer hikmet ile tahmîr olunmuş gûnâ-gûn mevzûn ibret-nümûn sütûnlardır kim kırk bir senede müşkilim hall oldu.
EÇS IX Y226a
Seng-i sommâkî meğer ma‘cûn imiş, zîrâ bu sütûnların emsâli Heyhât sahrâsı ki ana ba‘zı müverrihîn Deşt-i Kıpçak derler, bu hâmûnun cânib-i şarkîsinde Vilâyet-i Alatır derler bir şehr-i azîm var kim mahallinde evsâfı tahrîr olunmuşdur. Bu şehre karîb Rüstem ü Sam [u] Nerîmân ve Zâl [u] Köstehem merkadlerinin başları ve ayakları ucunda seng-i mezârları olan amûd-ı müntehâlar kim herbiri semâya ser çekmiş birer serâmed amûdlardır kim ilm-i hendese üzre yetmiş seksen arşın âlî amûdlardır. Anlara âdem parmağıyla yazılmış mezkûr pehlivânların ismiyle resmiyle ve sinn-i sâlleri ile bir gûne hat ile yazılmışdır.
EÇS IX Y226a
Hakîr ol zamândan berü "Seng-i sommâkî amelî midir yohsa ma‘âdin midir?" deyü şübhede kalup müşkilim idi. Hamd-i Hudâ bu Beytü'l-lahm'de müşkilim hall olup bu amûdlarda müşâhede etdim ki seng-i sommâkî dîvlerin kârı ile amel olunmuş alçı-misâl dökmedir ve murâd edindikleri cüssede ve kâmetde inşâ ederlermiş. Zîrâ bu sütûnlarda dahi tâze iken Hazret-i Dâvûd'un dest-i hattıyla Zebûr esmâullâhı yazılmış mu‘cizesinde mübârek parmakları hamîre girir gibi girüp "Yâ Dâ'im ve yâ Kâ'im ve yâ Bâkî" misilli esmâlar tahrîr olunmuş kim esmâlar yazılmış ve ba‘zısında dîv pençe alâmeti var ibret-nümâdır deyü deyü (---) (---) ve bu otuz sütûndan mâ‘adâ hurde sütûnlardır.
EÇS IX Y226a
Ve bu deyrin zemîni beyâz mermer-i hâm döşelidir. (---) (---) içinde ol kadar âvîzeler yokdur, ammâ kanâdîlleri gâyet çokdur. Ve der-i dîvârı serâpâ ebrî kâğıd misâli sun‘-ı Hudâ seng-i gûnâ-gûn. Her bir kıt‘ası birer kilim cirmi kadar vardır kim cemî‘i kanâdîller (---) (---) anda nümâyândır.
EÇS IX Y226a
Ve kubbeleri ve tâkları serâpâ müzehheb sırça mînâ ile münakkaş (---) (---) (---) harpüşte tavandır. Cümle (---) hoş-bûlu servi ağaçlarıdır. Mürûr-ı eyyâm ile sehel harâbe yüz dutmağile Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘den ta‘mîr [ü] termîmi içün hatt-ı şerîf vârid olup P 96b cümle keferelerin imdâdıyla eyle ma‘mûr etdiler kim gûyâ kasr-ı İrem olup cümle kurşumlarını tecdîd etdiler.
EÇS IX Y226a–Y226b
Ve cânib-i erba‘asında müsâfirhâneler ihdâs etdiler. Bu ise memnû‘âtdandır, hâli üzre kalmak gerekdir, tâ ki harâb ola, ihdâs binâ olmaya. Ve bunun dahi bilâ-teşbîh kıblesi cânib-i şarka nâzırdır ve nîm kubbededir. Y 226b Ve cânib-i erba‘asında câmları yokdur. Ammâ içi cemî‘i melik-i nasârâ ile mâl-â-mâldir. Ammâ kıblesinin sağında Q 96b on iki kademe taş nerdübân ile nüzûl olunur bir gârdır. Beytü'l-lahm dedikleri mağâra budur. Üç köşe bir gârdır. İçine beş yüz âdem sığar, hayli vâsi‘dir. Nerdübânı dibinde,
EÇS IX Y226b
Makâm-ı Hazret-i Îsâ: Âlem-i tufûliyyetde mübârek vücûd-ı şerîfi konduğu bir beyâz mermer-i hâmdır. Mübârek arkası üzre yatduğı gibi cesed-i şerîfleri gömülüp re’s-i şerîfleri ve mübârek kitifleri ve mübârek pây-i şerîfleri taşa te’sîr edüp hâlâ nümâyândır. Ve kaddi hakîrin şibriyle beş karışdır. Zîrâ dahi âlem-i mehdde iken bu seng-i beyâz üzre komuşlar. Hâlâ mübârek ser-i sa‘âdetlerinin çukuruna iki vukıyye gülâb doldurup cemî‘i züvvâr yüzlerine sürerler. Ve bu çukurun etrâfı zer-ender-zer murassa‘ ile tezyîn olmuşdur. Ve bu mahalde on iki kanâdîller var kim herbiri birer Rûm harâcı değer.
EÇS IX Y226b
Ve bu mahalde bir küçük kemer altı gibi bir küçük gâr vardır. Zer-ender-zer dîbâ ve şîb ve zerbâft ve dârâyî ve kâmhâ ile müzeyyendir. Dâ’imâ şeb [u] rûz şem‘-i kâfûrîler ile çerâğândır. Ve huddâmları ruhbânân-ı pîr-i mugândır. Bizzât Hazret-i Îsâ bunda doğmuşdur, muhakkak. Zîrâ âdem girdikde vâlih olur. Ve zer ü zîver ile gâyet müzeyyendir. Ve bu gârın karşusunda dörd adım karîb bir küçük kemercik altında,
EÇS IX Y226b
Hazret-i Îsâ Beşiği: Bir seng-i ahmerdir ve tekne gibi oyulmuşdur. Gâyet mücellâ seng-i musaffâdır. Hattâ Hazret-i Cibrîl-i Emîn bu beşik içre Hazret-i Îsâ'i üğürdüğü vakit dest-i şerîflerinin yerleri beşik taşda zâhirdir. Bu mahalde dahi on iki kandîller var kim herbiri birer kralın yâdigârıdır kim birer Mısır hazînesi değer.
EÇS IX Y226b
Ve bu beşiğin önünde leyle-i Mi‘râc'da makâm-ı Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhar-i Mevcûdât makâmıdır ki bunda iki rek‘at namâz kılup du‘â etmişdir. Ol mahalde bunda bulunan ruhbânlar cümle îmâna gelmişlerdir. Anıniçün küffâr Hazret-i Risâlet'i inkâr edemezler, zîrâ bu mahalle gelüp semâya urûc etdüğin müşâhede etmişlerdir. Ammâ "Kavm-i Araba ba‘s olundu. Biz Îsevîyiz" derler.
EÇS IX Y226b
Bu gârda Hazret-i Resûl-i Kibriyâ bunda ibâdet ederken ser-i sa‘âdetleri ve zânû-yı mübârekleri seng-i hârâya te’sîr edüp hayli çukurdur. Ve leb-ber-leb gülâbdır. Cümle ehl-i züvvâr yüzlerine sürüp rûyları münevver olur. Ve kefere dahi "Muhammed-i Arabî'nin secdegâhıdır" deyü mübârek re’s-i şerîfleri hafrinin cânib-i erba‘ası[n] eyle mücevher etmişler kim gûyâ murassa‘ tavkdır. Ammâ bu ne hâletdir? Bizim evkâflarımızda bir mücevher taş değil, bir seng-i bî-ma‘nâ kosan yerler, elbette gâyib olur. Ammâ bu ruhbânlar bu kadar bin yıldan berü hıfz ederler. Aceb i‘tikâd ve garîb istikâmetdir.
EÇS IX Y226b–Y227a
Ve bu secdegâh-ı Resûl-i aliyyede dahi on iki kandîl var. Cümleden Mısır selâtînlerinden Sultân Kaytbay'ın Y 227a ve Sultân Tumanbay'ın kanâdîlleri gâyet zî-kıymetdir. Ba‘dehu Selîm-i Evvel Mısır'ı feth edüp gazâ mâlından bir mücevher altun kandîl etmiş, cümleden büyük ve musanna‘dır. Bir Mısır hazînesi değer derler.
EÇS IX Y227a
Ve bu Hazret-i Risâlet'in secdegâhı mahallinde bir köşede mücellâ kayalardır. Anda bir acîb ü garîb sun‘-ı Hudâ var kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hazret-i Îsâ beşiği olan taşın cenbinde mağâranın yalçın kayası eyle mücellâdır kim âdemin reng-i rûyları anda nümâyândır. Ol kayada bi-emrillâhi ta‘âlâ Yed-i Kudret ile nakş olmuş bir pîr-i râhib-siyâb var kim gûyâ zî-rûhdur. İki ellerin dizine komuş tebessüm-künân durur. Hazret-i Îsâ beşikde yatırken bu pîre nazar ederek avunup bükâ eylemez imiş. Ba‘dehu Hazret-i Îsâ âlem-i kemâliyyetde havâriyyûnlara buyururlarmış kim,
EÇS IX Y227a
"Bu taş içindeki sûreti Cenâb-ı izzet bana akrabâ olan Hazret-i Yahyâ sûretinde halk edüp anı gördükde mütesellî-i hâtır olurdum. Ve bu sûretden bana sadâ gelüp benimle kelimât ederdi" buyurmuşlar. Hakkâ ki kudret kalemiyle tahrîr olunmuş bir sûretdir. Lisân-ı Yûnân'da Yanvan Tevârîhi vardır. Bu Beytü'l-lahm evsâfı anda mufassaldır.
EÇS IX Y227a
Ve bu bâlâda tahrîr olunan gârların cümlesi büyük gârın etrâfında vâki‘ olmuş makâmlardır. Bunları tamâm ziyâret edüp bu Beytü'l-lahm gârının cânib-i şarkîsinde yedi kademe taş nerdübândan yukarı çıkılır, gâr-ı azîm,
EÇS IX Y227a
Makâm-ı havâriyyûnlar: Bir kubbe-misâl gâr-ı kebîrin cânib-i erba‘asında on iki hurde gârlardır. Her birinde birer Havâriyyûn sâkin imiş, ammâ cümleden vâsi‘ ve müzeyyen şem‘ûn-ı Safâ makâmı hâlâ döşelidir.
EÇS IX Y227a
Ve bunda sâkin olan ruhbânlar hikâyet etdiler. "Ekseriyyâ bu gârda İncîl sadâsı istimâ‘ olunur" deyü nakl etdiler. Ve her bir gârda kankı havâriyyûn sâkin idi, anların isimleri gârcuğazların kapuları üzre Yûnân lisânınca tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y227a
Ve cümle gârlar zer-ender-zer ile döşelidir. Ammâ anların zamânında kum üzre otururlar imiş. Ve bu büyük gârın dahi cânib-i erba‘ası zî-kıymet cibinlik ile pûşîdedir. Ve gârın kubbe yeri bir çetr-i mülemmâ‘ ile sâyebân-âsâ kuruludur. Altında rakîk rimâl döşelidir. Ba‘zı küncleri ebrî taşlardır. Üstünde riyâzât-keş keşîşler küşte-nefs edüp celîslerdir. Haftada bir kerre ta‘âm tenâvül eder ruhbân vardır. Ol kadar za‘îf ü nahîf olmuşlardır kim gûyâ Ahlât şehri kadîdleridir. Ammâ her biri ilm-i akliyyât ve felsefiyyât ve riyâzâtta der-ser-i Arasto'lardır. Ammâ yine dalâlet-âbâd tekyesinin kûşe-nişînânları ve dervîşân-ı bî-nişânlardır ki âye[t]:
EÇS IX Y227a–Y227b
Bu makâmların temâşâsından sonra taşra çıkup Deyr-i Lahm'in cânib-i erba‘asındaki hücreleri seyr [ü] temâşâ edüp her bir hücrede sâkinân ruhbân-ı Rûm ve Freng istikbâl edüp ta‘zîm etdiler. Ammâ bunlar perhîzkâr Y 227b değillerdir. Ammâ bunlarda mûğpîçe pençe-i âfitâb şems-i tâbân mahbûb gulâmlar var kim görenin aklı perîşân olur. Bunları dahi seyr-i cemâl edüp bu deyrden taşra iki yüz adım ba‘îd bir zeytûnluk hıyâbânı içinde,
EÇS IX Y227b
Ziyâret-i Hazret-i Melik Rac‘îm ibn Hazret-i Süleymân aleyhisselâm: Rûm kavmine on yedi sene pâdişâh olup bu mahalde bir gâr-ı azîme içre âsûdedir. Ammâ hâlâ hurmâ lîfi kefeniyle ter ü tâze durur. Ve bu gâr içre Hazret-i Îsâ bir nahl dikmiş. Ol ân âye[t] Arapça vermiş ammâ yakın zamânlarda kurumuş. Zîrâ gâr içinde kesb-i havâ etmez. Ve kasîrü'l-kâme bir nahl-i cesîmdir. Hâlâ kökü ile vücûdu kalmış.
EÇS IX Y227b
Ve bu gâr içre makâm-ı Hazret-i Yahyâ ve dahi makâm-ı Hazret-i Îsâ. Mezkûr hurmâ kökünün biri dahi Beytü'l-lahm gârının havâriyyûnlar makâmında bir bucakda Hazret-i Îsâ dikdiği hurmâ kökü (---) (---) var idi, zîrâ bizzât kendüleri ratb-ı temre mâyiller imiş. Ba‘dehu Melik Rac‘îm gârında olan ruhbânlar eyitdiler:
EÇS IX Y227b
"Bu Melik (---) (---) Rac‘îm bizim pâdişâhımız olup cümle dîvler ana müsahhar oldu. Ve gâyet âdil idi" deyü (---) etdiler. Anı ubûr edüp şark tarafında yine bir gâr içre, (---) (---) ve,
EÇS IX Y227b
Makâm-ı Ebî Tâlib: Hazret-i Alî'nin babasıdır. Ammâ islâmında ihtilâf (---) (---) olundu. (---) (---) Ve bu mahalli güzer edüp (---) (---) tarafında bir bayır dibinde,
EÇS IX Y227b
Karye-i Beyt-i Hâle: Bâğ u bâğçeli ve üç yüz hâneli kefere köyüdür. Q 97a P 97a Andan iki sâ‘at,
EÇS IX Y227b
Karye-i Hızır-ilyâs: Tarîk-ı âmma karîb yüz evli bâğ u bâğçeli ma‘mûr karyedir. Anı ubûr edüp,
EÇS IX Y227b
Sene (---) târîhinde fâtih-i Bağdâd Sultân Râbi‘ Murâd bu mahalde îcâd eylemişdir kim Kudüs-i şerîfe giden Sultân Süleymân suyunun aynları üzre binâ olunmuşdur. Ba‘zı zamân Arab aşkıyâsı bu uyûnların yolun bozup Kudüs ahâlîsi usret çekerlerdi, bir vukıyye su bir guruşa bulunmazdı. Anıniçün bu kal‘a uyûnlar üzre inşâ olunup Urbân aşkıyâsından su yolları ve tarîk-ı âmları emn [ü] emân oldu.
EÇS IX Y227b
Bir metîn kal‘adır. Uyûnlar üzre bir çukur yerde şekl-i murabba‘ bir sengîn bünyâd kal‘a-i Murâd-âbâddır. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Ve çâr rüknünde çâr kulledir. Ve garba nâzır bir kapusu vardır.
EÇS IX Y227b
Ve dizdârı ve kırk nefer merdüm-i hisârı vardır. Topları ve cebehânesi mükemmeldir. Ve derûn-ı kal‘ada bir câmi‘ ve elli mikdârı hurde evler vardır. Kal‘adan taşra aslâ binâ yokdur. Ve Urbân havfinden neferâtları taşra çıkmazlar, dâ’imâ su yolların gözedirler.
EÇS IX Y227b
Ve bu uyûnlar kal‘a dîvârı dibinde tulû‘ edüp bir azîm kaynakdır. Andan aşağa üç aded azîm birkelerdir kim herbiri tûlen ve arzen ikişer yüz adımdır. Bu birkeler leb-ber-leb olup ba‘dehu kemerlerle ve ka‘r-ı zemîn ile Kudüs-i şerîfe cereyân eder azîm hayrâtdır. Bu kal‘ayı ubûr edüp yine kıble cânibine,
EÇS IX Y227b–Y228a
Karye-i Kûfîn: Zeytûn bâğlı iki yüz evli akûr müselmânlardır ve ze‘âmetdir. Ammâ bu mahal eyle sengistândır kim Hudâ âlimdir at ayak basacak yer bulmayup düşe Y 228a kalka ve hakîr piyâde olup kıbleye bir sâ‘at,
EÇS IX Y228a
Karye-i Aynü'd-dervî: Yolun sol cânibinde seksen evli müselmânlar ve ze‘âmetdir. Ve Halîlü'r-rahmân hudûdudur. Andan,
EÇS IX Y228a
Karye-i Sa‘îr: Müselmânlardır. Bir câmi‘i var. Andan,