İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IX Y229b
Be-kavl-i ibn Abbâs, bu gârın kapusuna bâb-ı Serdâb derler. Taşra harem altından yolu vardır, ammâ kâ[r]gîr binâ ile mesdûddur. Buhtu'n-nasr-ı ahmak cesed-i Hazret-i İbrâhîm'i ve gayri enbiyâların na‘ş-ı şerîflerin çıkarmağa sa‘y-i ihtimâm murâd edindikde niçe bin ummâlleri helâk olup ferâgat etmiş. Ammâ câmi‘ içre âsitâne-i Halîl dibinde bir menfez yeri vardır. Destâr ile bir âdem kellesi sığar bir mevzi‘dir. Ve fevkında iki nahîf mermer-i nazîf üzre bir küçücük kubbeciği vardır. Ve iki rakîk sütûn-ı mermer dahi dîvâra muttasıldır. Bu çâr sütûn üzre mebnî kubbe içre ancak Serdâb türbedârı sığar ve andan gayri bir merd oturmağa kâdir değildir. Zîrâ bu azîz hasîb ü nesîbdir. Bunların zürriyyetine mahsûs bir hidmetdir. Ve bu türbedârın başı ucunda üç dâne murassa‘ ve mücevher kanâdîller maslûbdur.
EÇS IX Y229b–Y230a
Ve Serdâb deliğinden aşağı dahi yedi kanâdîl maslûbdur. şeb [u] rûz ilâ mâşâellâh çerâgân olmadadırlar. Bu kanâdîllerin şu‘lesinden Serdâb'ın içi bedr-i münîr gibi münevver olup beyâz kireç ile sıvanup cennet-misâl olduğu nümâyândır. Ammâ aşağı Serdâb-ı enbiyâlar içine bakmağı men‘ ederler. Hattâ bir kerre bir kebûter bu delikden aşağı düşüp ölmüş. Râyihasından âsûde olan mürselînler müte’ezzî olmasın içün bir nâ-bâliğ tıfl-ı mürekkeb ma‘sûm-ı pâki habl-i kavî ile bu Serdâb deliğinden aşağı endirüp ma‘sûm humâmın cîfesin alup gârın içinde âsûde olan peygamberleri ve iyâllerin seyr [ü] temâşâ edüp "Çekin beni" derken ma‘sûm feryâda başlayup taşra nâ-binâ çıkar. Ol zamândan berü bu delikden aşağı bakmağı revâ görmeyüp men‘ ederler. Y 230a
EÇS IX Y230a
Bu mahalde câmi‘-i şerîfin içindeki ziyâretler tamâm olup te’eddüben biz dahi Hazret-i İbrâhîm'e ziyâret-i vedâ‘-ı İbrâhîm Halîl ede. İçerüye girdikde,
EÇS IX Y230a
"Bismillâhi Lâ ilâhe illallâh İbrâhîm Halîlullâh" deyüp meydân-ı ziyâretde def‘-i atşân içün üç kerre salavât parmağın emüp üç kerre,
EÇS IX Y230a
"Sübhânallâh" diye sünnet-i Halîl'e ittibâ‘ olmuş olur. Zîrâ bizzât kendüleri mübârek (---) emüp âb-ı zülâl nûş ederlerdi. Tâ âlem-i sabâvetden berü mu‘tâdları eyle idi. Zîrâ rahm-ı mâderden müştak oldukda vâlideleri Nemrûd la‘în havfinden Hazret-i İbrâhîm'i varup bir gârda bırağup,
EÇS IX Y230a
"Yâ Rab! Sana emânet verdim" deyü gitdi. Der-akab Cibrîl-i Emîn nâzil olup Hazret-i İbrâhîm'in mübârek parmağın ağzına koyup emmeğe başlayup vâlidesi lebeninden ziyâde safâ etdi. Vâlidesi dahi gâhî-be-gâhi gelüp süd verirdi ve görüp giderdi. Hâlâ ma‘sûmlar parmağın emmek Hazret-i Halîl'den kalmışdır.
EÇS IX Y230a
Hakkâ ki her ma‘sûm parmağın emdüğü görülmüşdür. Ana binâ’en vedâ‘-ı ziyâretde üç kerre parmağın emmek sünnet-i Halîl'dir.
EÇS IX Y230a
Andan bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y230a
"Allâhümme zidnî ilmen ve gınâen ve vakâren" diye. (---) (---) (---)
EÇS IX Y230a
Elbette Cenâb-ı izzet ol âdeme ilm ü hilm ve berekât-ı Halîl verüp beyne'l-akrân vaka‘ [u] vakâr sâhibi olur. Zîrâ ibtidâ (---) (---) (---) benî âdemde sakal ağarmak Hazret-i İbrâhîm'e vâki‘ olup ta‘accüb edüp,
EÇS IX Y230a
"Yâ Rabbî! Bu nedir?" dedi.
EÇS IX Y230a
Cenâb-ı İzzet'den hitâb-ı müstetâb gelüp (---) (---) (---) "Halîl'im ya‘nî sevdiğim, vakârdır" dedi. Hemân İbrâhîm Halîl dahi,
EÇS IX Y230a
"Allâhümme zidnî vekâran" deyü du‘â etdükde serâpâ ser-i mûyi bile ağarup nûr-ı mahz (---) (---) (---) oldu. İmdi bu mahalde eyle du‘â eden (---) vakar sâhibi olur. Hemân i‘tikâd lâzım.
EÇS IX Y230a
Andan gerü gerü "Es-selâmu aleyke yâ Halîlallâh" deyüp, Q 98a P 98a
EÇS IX Y230a
Câmi‘den taşra harem-i şerîfin cânib-i erba‘asındaki ziyâretleri beyân [eder]
EÇS IX Y230a
Evvelâ bu harem şekl-i murabba‘ bir beyâz mermer ile döşeli bir meydândır. Tûlen ve arzan ikişer yüz adımdır. Evvelâ haremin cânib-i şimâlîsinde,
EÇS IX Y230a
Ziyâret-i Hazret-i Ya‘kûb aleyhisselâm ibn Hazret-i (---) [İshâk]: Sıfet'de sâkinler idi. Firâk-ı Yûsuf ile girye ve hüzünden a‘mâ olup evlâdları kendüyi Mısır diyârında Feyyûm şehrinde Hazret-i Yûsuf'un hilâfet [ü] nübüvvetinde varup mülâkat oldukda, bi-emrillâh dîdeleri rûşen olup baba ve oğul birbirlerin bağrına basup niçe sene Feyyûm'da sâkin olup anda vefât etdi. Müddet-i ömürleri (---) sene olup na‘ş-ı şerîflerin Hazret-i Yûsuf Ebü'l-enbiyâ olan Halîlü'r-rahmân'a gönderüp hâlâ bu mahalde âsûdedir. Sanâyi‘inden bir şey ma‘lûm değildir, illâ hüzn-i Ya‘kûb ile şöhret bulmuşdu. Ûlü'l-azm peygamberdir. Bir kubbe-i pür-nûr içindedir, sandûka-i şerîfi sebzgûn atlas ile pûşîdedir. Ve etrâfında hüsn-i hat Kelâm-ı izzetler vardır. Ve bir kaç musanna‘ kanâdîller ve âvîzeler vardır. Bunda bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlerin ricâ etdik. Kabûl-ı Hudâ ola. Ve bu âsitâneye karîb yedi adım gidüp yine bir örtü altında başka bir kubbe-i âlî içinde,
EÇS IX Y230a–Y230b
Ziyâret-i Hazret-i Likâ Hâtûn: Hazret-i Ya‘kûb'un zevcesidir. Ammâ Hazret-i Y 230b Yûsuf ile Hazret-i ibn Yâmen gayri anadandır. Ve bu kubbe harem-i Resûl olmağile mesdûddur. Ve Hazret-i Ya‘kûb ile Likâ Hâtûn mâbeynindeki mahal hanefî mescididir. Ammâ mihrâbı yokdur. Hamd-i Hudâ yedi gece salât-ı terâvîhi bunda edâ eyledik. Andan haremin cânib-i garbîsinde yan soffası altında,
EÇS IX Y230b
Ziyâret-i Hazret-i Yûsufü's-Sıddîk ibn Hazret-i Ya‘kûb aleyhimesselâm: Kıssa-i Yûsuf Nebî cemî‘i tevârîhlerde mastûr, tahrîre muhtâc değildir. Hazret-i Yûsuf babası {Hazret-i Ya‘kûb Nebî fevtinden sonra yigirmi sene mu‘ammer oldu.} Zamân-ı hilâfetlerinde Feyyûm'da dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya rıhlet edüp bir tuc sandûka içre cesed-i şerîfin koyup nehr-i Nîl-i mübârekeye ilkâ etdiler. {Zîrâ vasıyyetleri eyle idi.} Ba‘dehu bir müsinne hâtûn ilkâsıyla Süleymân Nebî asrında Nîl'den çıkarup sandûkasıyla bu mahalde defn olundu. Müddet-i ömreş 102 senedir.
EÇS IX Y230b
Hâla bu harem-i şerîfde başka bir kubbede medfûndur. Sandûkası sebzegûn atlas ile pûşîdedir. Ve cânib-i erba‘asında yigirmi kıt‘a Kelâm-ı Kadîmler var kim her biri birer diyâr-ı İslâm hattâtlarının hüsn-i hatlarıdır. Ve hikmet bu kim bu âsitâne-i Hazret-i Yûsuf'a mağmûm giren mesrûr çıkar. Ammâ gayri enbiyâlarda âdeme bir dehşet hâsıl olur. Ser-i sa‘âdetleri tarafındaki Kelâm-ı İzzet'in birin alâ-tarîkı't-tefe’’ül açınca âye[t]:
EÇS IX Y230b
âyeti geldi.
EÇS IX Y230b
Hakîre ilhâm olup bildim "Mısır seyâhati bu za‘îfe müyesser olur" deyüp derûnum şehâdet etdi. Ol sâ‘at bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûh-ı şerîflerine hibe edüp şefâ‘atlerin ricâ etdim. Ve Mısır seyâhati müyesser olursa bir hatm-i şerîf tilâvet etmeğe ta‘ahhüd etdim.
EÇS IX Y230b
Bu mahalde harem-i şerîfde olan ziyâretler tamâm oldu. Ammâ ihvân-ı zî-sa‘âdetler, ma‘lûm ola kim bu âsitânede ne kadar Resûl-i Hudâ medfûnlar ise pây-i şerîfleri hâlâ kıblemize doğrudur. Ser-i sa‘âdetleri Kudüs'e müteveccihdir. Zîrâ anların zamân-ı sa‘âdetlerinde Kudüs-i şerîf kıble idi. Hâlâ Kudüs ise kıblemizin şimâline vâki‘ olmuşdur. Anıniçün ser-i sa‘âdetleri Kudüs'e müteveccihdir. Hâlâ bu asrımız kavmi defn olunduğu gibi başları garba, pâları şarkadır. Bunlar kıbleye müteveccih oldukları gibi değildir. Ammâ bu harem içre aslâ şecer mecer makûlesi olmayup haremin cânib-i şarkîsinde bir beyâz seng-i azîm vardır. Anın altında,
EÇS IX Y230b
Ziyâret-i Hazret-i İsmâ‘îl ibn Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâm: Bunda âsûdedirler. Ammâ mezkûr seng kabr-i şerîfi üzre hâlâ mevtâlarımız gibi kıbleye doğrudur. El-ilmü indallâh. Bu mahalde dahi bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ba‘dehu bu haremin şark cânibinde olan bâbdan çıkup yol aşırı beş adım,
EÇS IX Y230b–Y231a
Câmi‘-i Cavliyye: Allâhü a‘lem Mısır pâdişâhlarından Yûsuf Salâhaddîn binâsıdır. Kaçan Hazret-i Halil câmi‘inde cemâ‘at-i kesîre oldukda bu câmi‘de Y 231a edâ-yı salât ederler. Gerçi mâbeyninde yol vardır, ammâ yine pâk harem yoludur, anda dahi namâz kılınır. Ve bu câmi‘in cemâ‘ati câmi‘-i Halîl cemâ‘atin görüp salât-ı sahîh olmağıyçün bu câmi‘in ol tarafı amûdlardır, mâbeynleri demir ve tuc kafeslerdir.
EÇS IX Y231a
Ve bu câmi‘ tûlen ve arzen yüz ellişer ayakdır. Ve altı sütûn üzre mebnî toloz kemer binâlardır, kubbeler değildir ve ortası açıkdır. Ve derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘ası dîvârları birer âdem kaddi bâlâ gûnâ-gûn sun‘-ı Hudâ mevvâc ebrî mermerler kaplıdır. Ve bu câmi‘in mukâbilinde Halîl câmi‘i kapusuna nâzır bir kapusu var, ol dahi şebekedir. Kemeri üzre bu târîh kitâbet olunmuşdur. Târîh:
EÇS IX Y231a
Hâzâ câmi‘ Cavliyye. Sene 875
EÇS IX Y231a
Ve bu câmi‘in mihrâbı önünde matbah-ı Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh subh u mesâ fukarâ-yı billâha ve âyende vü revendeye ni‘meti bezl etmeğiçün tabl-ı Halîl'i kütür kütür döğülüp ahâlî-i şehre i‘lân oldukda azamet-i Hudâ ol kadar âdem cem‘ olup her kes kas‘asın şorbâ-yı Halîl ile pür edüp ehl [ü] iyâlleri ile kifâflanırlar. Hakîr dahi teberrüken ol fukarâlar bölüğünden olup bir sahan buğday şorbâsı aldım. Hudâ âlimdir, bir vüzerânın ve bir ulemânın ta‘âmında o lezzeti müşâhede etmedim.
EÇS IX Y231a
Bu gürûh-ı enbûh gidüp ardı sıra müte‘addid âdemler ve ba‘zının huddâmları bakır sahanlar ile gelüp bunların cümlesine pilâv ve yahnî ve zerde ve şorbâ bezl olunur. Zîrâ bunlar, e’imme ve hutabâ ve meşâyihîn ve mürtezikadırlar. Aşcıbaşı kelâmiyle "Rûz-merre yedi bin sahan ta‘âm bezl olunur. İşte cümle bu yedi kazandır" dedi. Ammâ Hudâ âlimdir, bin kazgan ta‘âm o taşınan sahanlara yetişmez. Ammâ Cenâb-ı Bârî berekât-ı Halîl vermiş. Acîb aceb hikmetdir. Ammâ bu ta‘âmlardan mâ‘adâ leyle-i cum‘ada südlü aş ve dibs-i Halîl pâlûdesi bî-imtinân çıkup cemî‘i a‘yân-ı şehre mebzûl olup âye[t]: Arapça fehvâsınca birer beyâz nân dahi verirler. Ammâ gayri günlerde yigirmi bin esmerü'l-levn ekmek verirler.
EÇS IX Y231a
Ve bu leyle-i cum‘ada tâ vaktü'l-ışâya dek mehterhâne ve tabl u nakkâre ve kûs u nefîr ve kudüme turralar uruldukda dağ ve taşlar ra‘d-vâr gürler. Hulâsa-i kelâm bu şehir halkının ağniyâsı ve fukarâsının hânelerinde âteş yanup ni‘met bişmez. Meğer cenâze guslü içün âteş yakalar, yâhûd müsâfirleri gelüp bir kaç gûne ta‘âm tabh etmeğiçün âteş yakalar. Andan ma‘lûmdur kim filân kişinin hânesinde âteş yanar. "Acabâ aslı ne ola? Mevtâsı ola yâhûd müsâfiri ola?" deyü ol hâne sâhibinin hâlin bu gûne su’âl ederler.
EÇS IX Y231a
Bundan me’âl-i kelâm oldur kim Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh'ın ni‘metiyle mücâvirîn ve müsâfirîn matbah-ı Halîl'den geçinirler. Ve bu matbahda Hazret-i İbrâhîm zamânından berü âteş sönmemişdir. Dâ’imü'd-dehr ilâ yevmi'l-kıyâme mü’ebbed ola. Âmîn yâ Mu‘în.
EÇS IX Y231a–Y231b
Ve dahi bâlâda tahrîr olunan cümle âsâr-ı binâları şehrin şimâlinde bir mürtefi‘ yerde şehre havâle âlî binâlardır. Cümle âsârları Y 231b kurşumlu değildir. Sâfî mücellâ kireç ile pûşîde beyâz incü-misâl nümâyândır. Allâhu azîmü'ş-şân ma‘mûr eyleye.
EÇS IX Y231b
Ve bu câmi‘ hâlîçe ile mefrûşdur. Kulle-misâl bir minâresi vardır, gâyet âlîdir. Ve bu câmi‘e muttasıl şehrin a‘yân [u] eşrâfının hevâdâr hâneleri vardır. Kat-ender-kat kâ[r]gîr binâlardır. Cümle evlerinin revzenleri aşağı şehre ve cânib-i cenûba ve garba nâzırdır. Ve bu aşağı şehrin ortasında bir ulu P 98b çay cârîdir. Ba‘zı zamân münkatı‘ olur. Ve ol mahalde bir birke-i azîm vardır.
EÇS IX Y231b
Ve bu varoş cümle (---) mahalle ve (---) hânedir. Cümlesi bâğ u bâğçeli ve kârgîr kal‘a misâli kulleli hânelerdir.
EÇS IX Y231b
Ve bu şehrin cânib-i erba‘ası serâpâ sarp taşlıkdır. Ve cümle evleri Q 98b sütûhu beyâz kireç sıvalıdır. Ve Halîlü'r-rahmân'dan gayri selâtîn câmi‘i yokdur. Ammâ şehrin şimâlinde câmi‘-i Hazret-i Osmân var, ammâ şehir hâricinde kalmış, cemâ‘ati yokdur. Ve bir tarz-ı kadîm minâre-i mevzûnu var. Bunun dahi sütûhu kireçlidir.
EÇS IX Y231b
Ve bu semtde cümle Yahûd tâ’ifesi sâkindir. Anıniçün Hazret-i Osmân câmi‘inin cemâ‘ati yokdur. Ammâ e’imme ve hutebâsı ve mü’ezzinânları ve mürtezikası vardır. Rûz-ı cum‘ada azîm cemâ‘at cem‘ olup edâ-yı salât ederler. Bundan gayri mâ‘adâ yedi mesâcidlerdir.
EÇS IX Y231b
Ve iki tekye ve üç hammâmı var. Ammâ Halîlullâh hammâmı aceb tarz-ı garîb binâ-yı enbiyâdır ki mu‘cize ile bünyâd olmuşdur. Hasta girse bi-emrillâh şifâ bulur. Âb [u] hevâsı latîf u rûşenâ hammâm-ı ferah-fezâdır.
EÇS IX Y231b
Ve üç hânı var. Ammâ Koca Mustafâ Paşa hânı kal‘a-misâl bir hân-ı mu‘azzamdır. Paşa tarafından voyvada bunda beş bayrak asker ile hükûmet eder. Cümle iki yüz hücredir ve iki bin at alur bir meydân-ı azîmi var. Ve cânib-i erba‘asında hücrelerin altı serâpâ ıstabl-ı hussândır. Ammâ suyu birkedendir. Ve gayri hânlarda kuyular vardır.
EÇS IX Y231b
Ve bu varoşun cânib-i erba‘asında kal‘a yokdur. Ammâ Halîlü'r-rahmân âsitânesi iki kat kal‘adır. Dizdârı ve neferâtları (---) (---). Zîrâ ol âsitânede olan mâl-ı hazâyin meğer Medîne-i Münevvere'de ola.
EÇS IX Y231b
Ve bu şehir gâyetü'l-gâye intihâ-i serhaddir ve bâdiye-i Arabistân'dır. Cânib-i şarkîsi ve kıblesi sengistân ve çöl ü çölistândır, tâ Bağdâd'a varınca vâdî-i hâmûndur. Ve ol türbeler içre niçe bin milel-i muhtelife Urbân u uryân ve giryân kavim vardır. Anlardan havf olunup bu Halîlü'r-rahmân hıfz [u] hirâset edüp kal‘a içine almışlardır. Ammâ bu âsitâneye kec nazar eden kerrât ile helâk olmuşlardır.