EÇS IX Y231b
Ve hâlâ bu şehir halkı himâyetullâhdadırlar. Zîra cemî‘i koyunları ve sığırları mer‘alarında çobansız gezerler. Aslâ kurddan havf etmezler. Ve ba‘zı âdem hânelerinin bâbların mesdûd etmezler. Ammâ ba‘zısı "Ehl-i beyte harâmî gelür" deyü bâbların sedd ederler. Zîrâ âb [u] hevâsı letâfetinden mahbûb u mahbûbesi çokdur.
EÇS IX Y231b–Y232a
Ve cümle halkı Arabdır ve gâyet lecûclardır. Ekseriyyâ alaca abâ geyerler. Ve beyâz destâr imâme geyerler. A‘yânı çuka ve sof cellâyî mevsûfu ahmer Y 232a sof geyerler. Ve zenânesi altun ve sîm-i hâlis takye üzre beyâz izâr bürünürler.
EÇS IX Y232a
Ve re‘âyâsının çoğu Yahûdî ve Karâyî ve Ya‘kûbî ve Dürûzîlerdir. Ammâ Ermeni ve Urum aslâ gelüp tavattun edemez. Ticârete gelen bile üç günden ziyâde duramaz, hemân mürd olur.
EÇS IX Y232a
Ve cümle iki yüz dükkânı var. Bezzâzistânı vîrândır. Ve bazı evler altında sebîlhâneleri vardır. Ve bâğ u bâğçesi Kudüs-i şerîf yolu üzre dağı taşı yedi sâ‘atlik yer serâpâ bâğ u bâğçedir. Her sene Cenâb-ı Bârî eyle berekât-ı Halîl verir kim Mekke ve Medîne'den ve Mısır ve Irâk'dan niçe kerre yüz bin deve gelüp ineb-i Halîl deyü bâzergânlar kuru üzüm yükledüp vilâyet vilâyet götürürler. Ve incîri ve rummânı ve gûnâ-gûn âbdâr üzümü ve elması ve ayvası ve dibs-i Halîl'i ya‘nî bekmezi ve zeytûnu meşhûr-ı âfâkdır.
EÇS IX Y232a
Ve cemî‘i halkı bâğbândır, zîrâ zirâ‘at yeri azdır. Ve bir gûne bir çekirdekli engûrü olur, İzmir ve Kuşadası ve Karabâğlarda ve İstanköy'de ve Acem Hoy Menendi'nde olmaz. Kırmızı akîk-i Yemenî-misâl bir üzümdür. Ammâ hikmet-i Hudâ şarâb etseler sirke olur, mu‘cize-i Halîl'dir. Ammâ zeytûnu ve zeyt yağı ol kadar çok olur kim Mühr-i İlyâs iskelesinden her sene gemilere üzüm ve incîr ve zeytûn ve zeyt yağın doldurup dib Frengistân'a gider.
EÇS IX Y232a
Ve taşlık yer olmağile şiddet-i hâr ziyâdedir. Ve câ-be-câ halkının reng-i rûyları humret üzredir. Ammâ birbirleriyle hüsn-i zindegâneleri yokdur. Ve şeb [u] rûz gavgâları çokdur, gâyet lecûc kavimdirler. Ve dağlarında beş on bin tüfeng-endâz kavmi vardır. Hâkime itâ‘at etmezler. Gâyet ganî ve sahî kavimdirler. Cenâb-ı Bârî mâllarına ve bâğlarına berekât-ı Halîl vermiş. Ta‘âmların tek ü tenhâ yemeyüp elbette müsâfirle tenâvül ederler. Hak Te‘âlâ berekât vermiş kavimdir.
EÇS IX Y232a
Ve bu şehrin enderûn [u] bîrûnunda olan ziyâretleri beyân eder
EÇS IX Y232a
Evvelâ şehrin şimâlinde mezâristân içindeki makâm-ı Kırklar ve (---) câmi‘i kurbunda şeyh Kehen‘ûş ve şehrin şimâlî ucunda bir kubbe içinde şeyh Aliyyü'd-Dekâvî ve bu mahalde niçe bin sâdât-ı kirâm ve niçe bin sahâbe-i izâm ve niçe bin kibâr-ı evliyâullâhlar bu Halîlü'r-rahmân sebebiyle bu mahalde medfûnlardır.
EÇS IX Y232a
Ve şehr içinde şeyh Abdurrahmân Hazret-i Ebâbekru's-sıddîk tarîkı ki tarîk-ı Nakşibendiyye'dir anların hulefâsından kutbiyyete kadem basmış bir ulu sultândır.
EÇS IX Y232a
Ve bunların civânrında şeyh Reyhân, Sahâbe-i kirâmdandır. Hazret-i Risâlet'e her bâr reyhân hedâyâ götürürler imiş. Ulu sultândır. Bunların birâderleri şâm-ı şerîfde Paşa sarâyının iç hammâmının kapusu dibinde medfûndur.
EÇS IX Y232a
Ve yine bu Halîl şehri içre Hazret-i şeyh Yûsuf Neccâr, Hazret-i Risâlet huzûrunda bunların belin Selmân-ı Pâk bağlayup neccârlara pîr oldu. Bunların intikâlinden sonra yine Selmân-ı Pâk Hazret-i Alî huzûrunda Ebû'l-kâsım Abdülvâhid Neccârî'nin belin bağladı. Bu dahi neccârlara pîr oldu. Kabri Bakî'dedir. Be-kavl-i Fütüvvetnâme-i imâm Ca‘fer.
EÇS IX Y232a–Y232b
Ve yine şehr-i Y 232b Halîl içinde mahkeme medresesi sâhibi eş-şeyh Muhyi'l-mücerred bir azîmü'ş-şân hayrât [u] hasenât sâhibi ulu sultândır. Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıbı mastûrdur. Kuddise sırruhu'l-azîz ve enbiyâi'l-kirâm alâ nebiyyinâ ve aleyhim efdalü's-salavâtı ve eşrefü's-selâm, satara suhufa'l-vesîkati mine'l-enbiyâi'l-kirâm ve makâmâtihim. Zârehum el-fakîrü'l-hakîr el-hâc hâfızu'l-Kur’ân Evliyâ-i Gülşenî ricânâ minhümü't-tevessülü li-mağfireti Zü'l-Celâli ve'l-ikrâm. Yes'elullâhe lenâ ve lehu hüsne'l-hitâm ve's-selâm.
EÇS IX Y232b
Hamd-i Hudâ bu şehirde bir hafta bâğ u bâğçede zevk u safâlar edüp evliyâ ve enbiyâları ziyâret edüp niçe mazınne-i kirâme kimesnelerin sohbetiyle müşerref olup hayır du‘âlariyle behremend olduk. Kırk nefer erbâb-ı zü‘amâ ile yine
EÇS IX Y232b
Kudüs-i şerîfe müteveccih olduğumuz menâzilleri beyân eder
EÇS IX Y232b
şehr-i Halîl'den şark cânibine bâğlı ve dağlı şâhrâh ile bir sâ‘at,
EÇS IX Y232b
Karye-i Sa‘îr: Yetmiş seksen evli bir Arab karyesidir. Ba‘zı zamân şâm hâkinde sâkin Âl-i Umûr Urbânı bunları uryân edüp emvâl [ü] erzâkların nehb ü gâret edermiş. Bu karyede bir câmi‘ vardır. Câmi‘e muttasıl bir kubbe-i beyâz vardır. Anda,
EÇS IX Y232b
Ziyâret-i Hazret-i Seryâ ibn Hazret-i Ays ibn Hazret-i İshâk: ammâ ahâlî-i karye bizzât Hazret-i Ays dahi bunda medfûndur derler, el-ilmü indallâh. Ammâ bu Hazret-i Seryâ âsitânesinde bir şeyhi var. Dâ’imâ savm-ı Dâvûd'a müdâvim bir mazınne-i kirâme kimesnedir. Hakîrin derûnundan geçdi ki bu Hazret-i Seryâ rûhuna bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edem, deyü hâtırda iken hemân şeyh,
EÇS IX Y232b
"Yâsîn-i şerîfi tilâvet edin" buyurup keşf etdiler. Hakîr dahi bilâ-lahn savt-ı a‘lâ ile tilâvet edüp savâbın Hazret-i Seryâ'nın rûh-ı şerîfine hibe eyledim. Ve şeyhin dest-i şerîfin bûs edüp hayır du‘âların aldık.
EÇS IX Y232b
Ve bu (---) (---) nâm bir mahalde imâm yan Urbân fukârası içre olmağile ol kadar müzeyyen değildir. Ancak sandûkası ahdargûn atlas ile mestûrdur. Ve câmi‘ hareminde bir âb-ı rahmetle memlû bir sarnıcı var. Cümle halk andan isti‘mâl ederler. Ve bu karyeden bize şeyh Q 99a P 99a hazretleri elli tüfeng-endâz Urbân şehbâz refîk verdi. Zîrâ Gazze paşası şeyh Beşîr'i katl etmiş. Ol ecilden cümle Urbân dağı ve taşı kaplamışlar ki Gazze'yi basup şeyhlerinin intikâmın alalar. Biz dahi Nâbulus yoluna gitmeyüp Rabbü'l-Belhî nâm sengistân ve çengelistân yerlerden şiddet-i harâret çekerek ol mahûf u muhâtara yolları ubûr edüp Hazret-i Mûsâ yoluna azîmet etdik. 12 sâ‘at,
EÇS IX Y232b
Karye-i Nu‘aym: İbrâhîm Halîl evkâfıdır. İki yüz evli bâğ ve zeytûn ve incîri ve dud eşcârlı ma‘mûr karyedir. Hân u hammâmı ve bir latîf ma‘mûr câmi‘i ve minâresi ve haremi altında bir âb-ı hayât sarnıcı vardır. Câmi‘in sağında,
EÇS IX Y232b–Y233a
Ziyâret-i Hazret-i Lût ibn (---) aleyhime's-selâm: Bir âsitâne-i münevverdir kim cânib-i çihârı İremezâtü'l-imâd gibi bir bâğ [u] bostân gül [ü] gülistân [ve] nahlistân içre bir kubbe-i âlîde âsûdedir. Ammâ müzeyyen değildir, ancak sandûkaları Y 233a yeşil sof ile pûşîdedir. Müddet-i ömürleri 200 sene oldu. Hazret-i İbrâhîm'in ammisidir. Kavm-i Sâmirî'dendir. Mü'tefikât şehri ki Sıfet şehrine karîbdir, anın halkını dîne da‘vet etmeğe me’mûr oldular. Kırk yılda üç kişi îmâna geldi. Hak azze ve celle Cibrîl-i Emîn'e emr edüp ol şehri cümle halkıyla hevâya çıkarup rûy-i zemîne urup yere geçirdi. Hazret-i Lût dahi Kudüs'de mütemekkin iken bu karye-i Nu‘aym'de merhûm olup hâlâ bu câmi‘de medfûndur.
EÇS IX Y233a
Ammâ bu karye-i Nu‘aym şehr-i azîm ve bir sevâd-ı kadîm imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları nümâyândır. Ve bu âsitâneye cemî‘i masrû‘ ve mehmûm gelüp ziyâret edüp şifâ bulurlar. Hakîr bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bir gece bunda mihmân olup şeyhin bize koşduğu kırk âdeme beş guruş verüp avdet etdiler. Ba‘dehu bu karyeden yigirmi tüfeng-endâz vesîle alup yine cânib-i şarka 3 sâ‘at sâfî taşlık içre ubûr edüp,
EÇS IX Y233a
Karye-i Veşle: Yüz evli kal‘a-misâl bir ma‘mûr köydür. Bunda sehel istirâhat edüp ve tahte'l-kahve ve tenâvül edüp cümle refîklerimizin ve hakîrin atlarına ikişer at yemi alup cümle toksan dörd yem alup üç guruş verdik. Hâzâ bereket-i Mûsâ deyüp bir kaç âdem silâhlarıyla bize refîk oldular, zîrâ bu mahaller gâyet havf ü haşyet çekecek yerlerdir. Andan yine göz göz gön olmuş sa‘b [u] sengistân içre 6 sâ‘at,
EÇS IX Y233a
Ziyâret-i Hazret-i Mûsâ ibn Karn İmrân aleyhi's-selâm: Vâlideleri Yuhâna'dır. Menûçehr İrân ve Tûrân pâdişâhı idi. Velîd bin Masûn ya‘nî Firavn Mısır pâdişâhı idi. Ba‘dehu iğvâ-yı şeytân ile hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsın edüp Âye[t]: Arapça dedi.
EÇS IX Y233a
Bunların zamânında Hazret-i Mûsâ Sa‘îd-i İbrîm'e karîb (---) (---) vücûde gelüp anası Yuhâna Hazret-i Mûsâ'yı bir sandûka içre koyup Firavn havfinden Nîl'e atdı. Hikmet-i Hudâ ol sandûkayla Hazret-i Mûsâ Fir‘avn'un haremi önünden ubûr ederken Fir‘avn'un hâtûnu sandûka'yı Nîl'den çıkarup pinhânen perveriş edüp mürûr-ı eyyâm ile Mûsâ bir fetâ olup âlem-i seyâhat içre kendülere Mısır hâkinde Bahr-i Kulzüm sâhilinde Tûr-ı Sînâ'da münâcât ederken kendülere kırk yaşında nübüvvet ihsân olunup Fir‘avn'u dîne da‘vet etmeğe me’mûr olup bilâhire yine Süveys deryâsı kenârında Hazret-i Mûsâ Fir‘avn ile ceng edüp Hazret-i Mûsâ'ya askeriyle Süveys deryâsına girmek fermân-ı Hudâ olup âye[t]:
EÇS IX Y233a
mazmûnunca Hazret-i Mûsâ askeriyle deryâya girüp halâs oldu. Fir‘avn bu hâli görüp,
EÇS IX Y233a–Y233b
"Âyâ bu ne hâldir?" derken derhâl Hazret-i Cibrîl bir kısrak ile Fir‘avn'ın aykır atı önüne düşüp deryâya girdi. Fir‘avn'ın aykır atı dahi kısrağı görüp ardına Y 233b düşdü. Fir‘avn ol kadar licâmın çeküp zabtı mümkin olmayup deryâya girüp Mûsâ Nebî leşkerin kova gitdi. Fir‘avnîler bu hâli görüp,
EÇS IX Y233b
"Bire Allâhımız gitdi, biz ne te’hîr ederiz" deyü cümlesi deryâya girüp gürûh gürûh gitmede. Tâ ki mâba‘dlarında bir Fir‘avnî kalmayup bi-emrillâhi ta‘âlâ cümlesi Süveys deryâsında Kolundur boğazı nâm mahalde gark oldular. Ba‘dehu Cenâb-ı Bârî ol gark olan Fir‘avnîlerin lahmın ekl eden balıklardan kırıç balığın halk eyledi, mel‘ûn balıkdır. Mahallinde evsâfı tahrîr olunur.
EÇS IX Y233b
Ba‘dehu Hazret-i Mûsâ Bahr-i Kulzüm'ün Habeş cânibine gelüp Funcistân ve Berberistân ve İsne ve İsvân memleketinin halkın dîne da‘vet ederek Sa‘îd'de vatan-ı aslîsi olan beled-i Ermen-i isfûn'a gelüp andan Mısır-ı Atîk ki şehr-i Fustât'dır, anda halkı dîne da‘vet etdi. Zamân-ı bâ-sa‘âdetlerinden vilâdet-i Hazret-i Muhammed'e gelince 3300 senedir. Ömreş (---) sene ve sebeb-i ma‘îşet-i sanâyi‘i Hazret-i şu‘ayb'ın çobanı idi. Ve Kelîmullâh idi ya‘nî bilâ-vâsıta Cenâb-ı Bârî ile kelimât ederdi. Âye[t]: Arapça Cemî‘i tevârîh-i mu‘teberelerde hikâyeti mastûrdur. Ve hâlâ bu mahal ki Kudüs-i şerîfin cânib-i şarkîsinde yedi sâ‘at ba‘îdde,
EÇS IX Y233b
Semm-i helâhil-misâl suyu vardır. Sâhilinde bir kubbe-i mehbıt-ı münevverde âsûdedir. Çöl [ü] çölistân ve berr [ü] beyâbân ve bir cânibi sengistân olmağile cânib-i erba‘asında şenlik yokdur. Ammâ kubbe-i âlîsine muttasıl bir câmi‘-i âlîsi var kim dürr-i beyz-âsâ beyâz münevverdir. Ve câ-be-câ etrâfında hücreleri vardır. Ve hareminde bârân-ı rahmet ile memlû bir âb-ı hayât bârid çâh-ı mâsı var. Ve minâre-i mevzûnu var kim misli meğer Mısır'da Gavriyye minâresi ola. Ve haremden taşra yine bârân-ı rahmetden memlû bir birke-i azîmi var.
EÇS IX Y233b
Ve sandûka-i şerîfi Kudüs'de Hazret-i Dâvûd sandûkası gibi zer-ender-zer atlas-ı ahdar ile pûşîdedir. Ve kubbe-i âlîsi zî-kıymet hâlîçeler ile döşelidir, ammâ mücevher ve murassâ‘at makûlesi zî-kıymet kanâdîl ve çerâğ ve çerâğdân ve buhûrdân ve gülâbdân yokdur. Ancak yüz mikdârı kanâdîllerdir. Ve câmi‘i dahi hem-çünân tekellüflü değildir, zîrâ hâlî yerdedir.
EÇS IX Y233b
Bu âsitânenin cânib-i kıblesinde iki yüz evli bir karye vardır. Müselmân ve Ya‘kûbî ve Yahûdîler vardır. Huccâc [u] züvvârân her bâr bu âsitâneye geldiklerinde mezkûr kurâdan ahâlîsi gelüp ehl-i züvvâra hidmet edüp me’kûlât [u] meşrûbât levâzımâtların getirüp hidmet ederler. Türbedâr dahi bu karyedendir. Ammâ bu âsitânede Hindîden gayri kimesne yokdur. Ve her sene ziyâret eden kavm-i Yahûd çokdur, zîrâ anlar Mûsâyî dirler. Kudüs'den beş altı yüzü bir yere gelüp alaybeği bayrağıyle asker alup gelüp ziyâret ederler.
EÇS IX Y233b–Y234a
Bu âsitâne ve câmi‘ gûyâ üstâd bennâ elinden henüz çıkmışdır. Merkad-i pür-envârının kanâdîl ve hâlîçeleri dâ’imâ hâli üzre durup Y 234a türbedârları bâbını sedd etmezler. Dâ’imâ mekşûfdur. Bir kerre Arab ve Dürûzîler ba‘zı eşyâların serîka etmişler, cümlesi mürd olmuşlar.
EÇS IX Y234a
Bir celâl sâhibi ûlü'l-azm peygamberdir kim âdem kubbe-i münevveri içine dâhil oldukda vücûd-ı insâna lerzân hâsıl olup vâlih olur. Hakîr vardıkda âsitânesin bûs edüp cümle refîklerimizle,
EÇS IX Y234a
"es-Selâmü aleyke yâ Kelîmallâh, destûr yâ Kelîmallâh" deyüp dâhil olduk.
EÇS IX Y234a
Pây-i sa‘âdetleri cânibinde müvâce[he]-i şerîflerine varup cümlemiz âdâb üzre oturup hakîrin Sûre-i Nebe’'de kalmış Q 99b bir hatm-i şerîfi tamâm edüp savâbın rûh-ı şerîflerine hibe eyleyüp şefâ‘atlerin ricâ eyleyüp taşra câmi‘e varup ibâdet etdik. Ve ol gece anda mihmân olup ahâlî-i karye elli tavuk ve bir koyun ve beş hımâr yükü nîlgûn taşlar getirdiler. P 99b Hakîr dücâcların ve ganemin bahâların verüp,
EÇS IX Y234a
"Yâ Sultânım! Bu hacerât misli şecerât-ı hatabdır" dediler.
EÇS IX Y234a
Hakîr i‘timâd etmedim. Ba‘dehu kav yakup tancereleri gayri taşlar üzre koyup ba‘zı hâr [u] hâşâk ile alev zâhir olup mezkûr taşlara tancere altına kodukda alev-ber-alev olup neft u katrân-misâl yanardı.