EÇS IX Y240b
Ve eyâlet-i şâm'dan paşasına ber-vech-i adâlet seksen bin guruş olur. Ve eğer cür’et sâhibi ise dâ’imâ çöl tarafında isyân edüp huccâcı ve gayri tüccârı nehb edenleri paşa dahi kâret ederse yüz bin guruş hâsıl olur bir vezâret-i âlîdir, zîrâ eyâlet-i azîmdir.
EÇS IX Y240b
şark cânibinde tâ nehr-i Furâd'a varınca Bağdâd ile müşâdır. Ve cânib-i cenûbîsinde tâ Arîş'e varınca Mısır ile müşâdır. Ve cânib-i şimâlisinde tâ Ma‘arra'ya varınca Haleb ile hudûddaşdır. Ve cânib-i garbîsinde Gülbin dağlarına varınca şâm-ı Tarabulus ile sınırdaşdır. Hulâsa-i kelâm eyâleti dâ’iren-mâdâr beş aylık yoldur.
EÇS IX Y240b
Ve eyâlet-i şâm beş yüz akçe şerîf mevleviyyetdir. Ber-vech-i adâlet kırk bin guruş hâsıl olur. (---) nâhiye niyâbetidir.
EÇS IX Y240b
Sancağında cümle (---) pâre kurâdır. Ve eyâleti cümle (---) kazâ yerdir. Bâlâda tahrîr olunan sancakların herbiri birer kazâdır.
EÇS IX Y240b–Y241a
Âsitâne tarafından mollâ hidmetinde rü’ûs-ı hümâyûn ile Dergâh-ı âlî bevvâblarından zerdûz keçeli muhzırbaşısı ve yeniçeri çukadârı vardır. Ve mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmı vardır, ammâ imâm-ı A‘zam mezhebinin müftîsi beş yüz akçe mollâdır. Ve nakîbüleşrâfı kezâlik saçaklı abâyı ile mollâdır. Ve bu asırda yetmiş mollâ var idi. Yevm-i ıydde paşaya saçaklı abâyî ve yigirmişer otuzar tevâbi‘ ile gelirler. Ve iki bin kuzât tâ’ifesi ve gayri a‘yân [u] eşrâfı hadden efzûndur. Kal‘a dizdârı, Y 241a (---) nefer merdüm-i hisârı vardır. Cümlesi iç kal‘a içinde sâkinlerdir.
EÇS IX Y241a
Sene 922 târîhinde Selîm Hân Mısır'ı feth edüp gelince bu kal‘a tokuz ayda itmâm bulup Selîm Hân gördükde safâsından "Benim Sarı Arslan'ım" deyü nutk etmişler. Hakkâ ki bir seng-i asferden bir kal‘a-i metîndir kim misli yok bir kal‘a-i üstüvârdır. Kaddi kırk arşın âlîdir. Ve her seng çâr-kûşe fîl cüssesi-misâl hacer-i asferlerdir.
EÇS IX Y241a
Ve şekl-i murabba‘dır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cânib-i şarkîsinde câmi‘-i Ümeyye tarafına mekşûf üç kat demir kapulardır. Ve taşra kapunun etrâfı dîvârında gûnâ-gûn gürz ve amûd ve alâmetler vardır. Ve kapu önünde handak üzre ağaç cisir ile ubûr olunur. Ve dâ’iren-mâdâr handakdır. İçi serâpâ gül gülistân bâğ u bostândır.
EÇS IX Y241a
Ve bu kal‘a içre Selîm Hân câmi‘i ve yetmiş neferât hânesi ve cebehâne ve anbârları ve bir hammâm-ı muhtasarı ve darbhâne ve yeniçeri ağası ve dizdârhânesi vardır. Ve şimal cânibi rüknünde bedenler mahallinde bir kasr-ı âlî var kim cihân-nümâdır. Sene 1029 târîhinde Sultân Osmân içün binâ olunmuş bir kasr-ı Havernak'dır. Bu kasırdan Paşa sarâyı bir seng menzili yerdir. Sarâya gâyet havâledir.
EÇS IX Y241a
Bu kal‘a taşra kal‘anın cânib-i garbîsi o[r]tasına vâki‘ olmuşdur. Taşra kal‘a bu iç kal‘anın cânib-i şarkîsi ve kıblîsine vâki‘ olmuş bir şeddâdî sengîn binâdır. Kal‘a-i ferâh-âbâddır. Benî âdem devr edüp seyrân ederken şâd [u] ferahnâk olduğundan bazı müverrihîn kal‘a-i Ferah-âbâd demişler. Bazılar kal‘a-i Dımışk demişler. Böyle bir ferah-fezâ-yı musattah yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cânib-i erba‘asında handakı vardır. Ammâ ol kadar amîk değildir, zîrâ alçak yer olmak ile suyu çıkar. Anıniçün handakı derin değildir.
EÇS IX Y241a
Bu kal‘anın kıble ve şimâl cânibi çöl çölistân ve beyâbândır. Ammâ sevâhil berristânı sâfî Urbân'dır. Garb ve cenûb cânibi cibâl-i sengistândır. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IX Y241a
Bu cirmde olan kal‘a-i azîme içre (---) mahalle ve on bin sarây-ı âlîler ve gayrilerdir. Ve serâpâ hâneleri kârgîr selef mülûkinin sarây-ı ibret-nümâlar[ı] kim cümle beyâz kireç ile mestûrlardır, sâ’ir diyâr gibi toprak ile pûşîde değildir. Ve her birinde ravza-misâl gül [ü] gülistân sünbül reyhânlı hadîkalar var kim gûyâ her bir hâne ravza-i Rıdvân'dan nişân verir.
EÇS IX Y241a
Ve bu İremezât-ı şâm içre cümle (---) mihrâbdır, (---) hutbedir. Mâ‘adâsı mesâcidlerdir. Ammâ cümleden Selâtîn ma‘bed-i kadîm ve câmi‘-i azîm,
EÇS IX Y241a–Y241b
Müverrihîn kavilleri üzre ibtidâ bânîsi Tûfân-ı Nûh'dan sonra Sâm bin Nûh binâsıdır. Niçe bin mülûkün kabza-i tasarruflarına girüp ibâdethâneden gayri bir şey olmamışdır. Ammâ sene 84 târîhinde Velîd ibn Abdülmelik tevsî‘ ü ta‘mîr edüp ol kadar müzeyyen etdi kim anda bir vakit ibâdet eden du‘â edüp, Y 241b
EÇS IX Y241b
"Yâ Rabbî! Beni şu cennetden çıkarma" deyü du‘â ederdi. Hakkâ ki yine edîm-i arzda misli yokdur. Letâfet ü zarâfet (---) (---). Müverrihîn "Bu câmi‘-i nûr-ı lâmi‘in binâ-yı mübârekine dörd yüz sandûk altun sarf olunmuşdur" deyü takrîr etmişlerdir. [Timur] [[(---) (---)]] gibi şâm cümle Yezîdî mezheb oldukların istimâ‘ [edüp] bu şâm'a gelüp ibtidâ "Hazret-i Yezîd [[(---) (---)]] benim gizlice Rabb'im" deyüp secde etdi.
EÇS IX Y241b
Ve kendüye ne kadar pâdişâhlar mutî‘ oldularsa anların alâ-tarîkı'l-hidâye verdikleri zî-kıymet eşyâları âvîzeler edüp mücevher çerâğ ve kanâdîller ile tezyîn eyleyüp iki bin kîse hazînesin anda koyup bir kerpiçi altun ve bir kerpiçi gümüş edüp Yezîd'in âsitânesin bâğ-ı İrem-misâl bir binâ etmeğe mühendisler getirüp şurû‘ etdi. Ve eyâlet-i şâm Haleb'de ve Tarabulus'da ve Beyrût Sayda ve Kudüs'de dellâllar nidâ etdi kim,
EÇS IX Y241b
"Her kim Hazret-i Yezîd'i severse nezerâtından ve zekât sadakasından mâlın getirüp hâşâ gizlice tanrı yoluna bezl eylesün" deyü etrâf-ı âleme bu haber şâyi‘ olunca el-azametü lillâh cemî‘i Yezîdîler Dürûzî ve Teymânî ve Mervânîler tâze cân bulup,
EÇS IX Y241b
"Bire meded! Timur Sultân bizim Hazret-i Yezîd'i severmiş. P 102b şâm-ı cennet-meşâm içinde bir cennet dahi yaparmış ve bizim Hazret-i Yezîd'i anda secdegâh edermiş" deyü cemî‘i Yezîdîler âşikâre olup bir senede ol kadar mâl geldi kim hisâbın Cenab-ı Bârî bilür.
EÇS IX Y241b
Be-kavl-i Tuhfe, altı kerre yüz bin altun kerpiç ve altı kerre yüz bin gümüş kerpiç kesildi. Ve her kerpiçi onar vukıyye ki sekizi bir at yükü on altısı bir şütür bârı olmak üzre kerpiç kesmiş. "Ve kubbe-i âlîsin ve mihrâb [u] minberin sâfî murassa‘ ve mücevher ederim" deyince eyâlet-i şâm'da cevâhir kalmayup Yezîd'in binâsına fertûte-i Zâl-i zamânlar dahi mâlik olduğu cevâhirin getirirlerdi. Böyle ol kadar cevâhir makûlesi dahi cem‘ oldu kim hadd [ü] hasrı yok idi. Ba‘dehu Timur Yezîd'in imâreti mahallinden câmi‘-i Ümeyye'ye gelüp cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı Yezîdîyi kığırdı ve dîvân etdi.
EÇS IX Y241b
"Ey âlimân-ı Yezîdân, sizlerden murâdım oldur kim beni everesiz, zîrâ ben bu şâm'ı tahtgâh edinürün. Bana bir pençe-i âfitâbe bir bikr-i nâ-şüküfte olsun kim felekde misli olmıya" dedikde şeyhü'l-yezîdî,
EÇS IX Y241b
"Pâdişâhım! Eğer câriyeliğe kabûl edersen benim kerîmemi firâşetiniz hidmetine kabûl edin" dedikde Timur,
EÇS IX Y241b
"Kabûl etdik" deyüp kırk gün kırk gece sûr-ı hümâyûn olup ol kadar hedâyâ mâl cem‘ etdi kim Gök meydânında hayme vü hargâh kuracak menzilgâh kalmadı.
EÇS IX Y241b
Yine kırk birinci gün cemî‘i âlimânları câmi‘-i Ümeyye içine cem‘ edüp "Kırk sekiz bin âdem cem‘ oldu" derler.
EÇS IX Y241b
Menkûhası olan duhteri alâ-mele’i'n-nâs Timur câmi‘-i Ümeyye içinde Hazret-i Yahyâ kabr-i münevveri kurbunda Yezîdî müftîsinin nâ-dürüst kızın bedürüstî vaty etmek murâd edindikde cümle ulemâ-yı Yezîd rızâ vermeyüp,
EÇS IX Y241b–Y242a
"şeyhü'l-yezîdimizin ırzına şe’n gelür. Bu kadar halk içinde Y 242a ol nâ-şüküfte Züleyhâ'nın avret yerin nice keşf edersiz" dediler.
EÇS IX Y242a
Hemân Timur-ı pürnûr hitâb edüp buyurdular kim,
EÇS IX Y242a
âyet-i şerîfi Hazret-i Risâlet-penâh'ın âl-i evlâdı içün bu nass-ı şerîf nâzil ola da siz Yezîdîler deşt-i Kerbelâ'da imâm Hüseyn'i şehîd edüp mübârek ser-i sa‘âdetlerin cıda üzre diküp vilâyet vilâyet gezdirüp evlâd-ı zevi'l-ihtirâmın susuzlukdan helâk edüp niçe bin Sahâbe-i kirâmı ehl-i beytleri ile katl edüp imâm Hüseyn'in ehl-i beytini uryânen avret yerlerin keşf ederek cemel üzre bindirüp teşhîr-i âlem ederken Cenâb-ı izzet develerin zahrını şakk edüp avret yerlerin setr etmişken yine develerden ol ehl-i beytleri endirüp piyâde yürüdüp uryânen bu kadar cünd-i cünüb-i Yezîdî içre gezdirüp melâmet edesiz. Hazret-i Risâlet-penâh'ın ve cümle imâmânın ırz-ı şerîflerine şe’n gelmez miydi ki şimdi bir sizcileyin Yezîdî mel‘ûnun bir kızın nikâh ile alup şunda bir köşede nihânî vaty edem, demek ile şeyhü'l-yezîdimizin ırzına şe’n gelür diyesiz. Bire mel‘ûnlar, sizin ırzınız nedir? Sizi nice katl edem?" deyüp câmi‘-i Ümeyye'den taşra çıkup cânib-i erba‘asındaki bâbların sedd edüp asker-i Tatara emr edüp câmi‘-i Ümeyye'nin cânib-i erba‘asına dağlar gibi hîme ve hîzemleri yığup taraf taraf âteş edüp cümle Yezîdîler âteş-i Nemrûd içinde kaldılar.
EÇS IX Y242a
Andan Yezîd'in kabrine gelüp cümle bennâlar ki Yezîdîler binâ etdüği hırz-i cân ile işlerlerdi, cümlesin dendân-ı tîg-i âteş-tâbdan geçirüp Yezîd'in kabrin açup hikmet-i Hudâ na‘ş-ı Yezîd'i ter ü tâze buldu.
EÇS IX Y242a
"Sahâbe-i kirâmdandır. Sultânım afv eyle" deyü ricâ eden askerin bile Yezîd'in cesediyle on üç âdem dahi âteşe yakup külün göğe savurdu.
EÇS IX Y242a
Ve kabri içine fermân edüp cümle Tatar'a yesteh bârânzede etdirdi. Hâlâ ol Yezîd'in meşâdı olduğu mahal Koyunkapusu'nun iç yüzünde âyende vü revende ubûr etdükde "Yezîd-i anîd mezârıdır" deyü tebevvül ü tegavvüz ederler.
EÇS IX Y242a
Hâlâ ba‘zı Yezîdîler ol mahalden güzer etdükde yâ istilâm eder yâhûd seng-sâr olunmuş bir hacerinden yâhûd dâmeniyle üzerindeki bevlinden kaldırırlar, ya‘nî zu‘umlarınca Yezîd'in azâbın tahfîf ederler.
EÇS IX Y242a
Bu hâli ba‘zı paşalı mu‘tekidleri görüp kemîngâhlarda âmâde olup kavm-i Yezîdîler ol Yezîd mezârından tahfîf-i azâb içün taşın yâhûd bevlin ref‘ etdüği gibi hemân paşalılar nühüfte olduğu yerden pertâb edüp ol Yezîd-i Yezîdîyi dutup tecrîm edüp haddîne göre beş on guruşun alırlar.
EÇS IX Y242a
Netîce-i kelâm Timur şâh bu tedârük ile memâlik-i şâm'da olan Yezîdîleri köşe-be-köşe kıra kıra mâl [ü] emvâlin nehb ü gâret ede ede ol kadar mâl-ı firâvân cem‘ oldu kim hisâbın Kerîm-i Lâ-yezâl bilür. Ba‘dehu vüzerâ ve vükelâ ve ulemâlardan (---) (---) hazretleri buyurdular kim,
EÇS IX Y242a–Y242b
"Pâdişâhım Y 242b bu mel‘ûn Yezîdîler'in sebebiyle câmi‘-i Ümeyye içinde Hazret-i Yahyâ bile yandı. Amân pâdişâhım şu âteşi teskîn edelim. Amân cığı" deyince deryâ-misâl cünûd-ı Tatar der-akab lâşe-i murdâr-ı Yezîdî'den derûn-ı câmi‘i mülevvesâtdan tathîr edüp niçe bin şîşe gülâblar nisâr edüp müşk ü ûd ve amber-i hâm ihrâk edüp Hazret-i Yahyâ'nın kabr-i şerîfin açup on yedi kademe taş nerdübân ile zîr-i zemîne enüp bir kubbe-i pür-envâr içinde bir âdem kaddi sommâkî amûd üzre bir mücevher altun tepsi içinde Hazret-i Yahyâ'nın ser-i sa‘âdetleri âsûde durur ve müvâcehe-i şerîflerinde bir mücevher kandîl şu‘ledâr var. Bunları gördükde Timur şâh yüzün yere sürüp ibâdet eder.
EÇS IX Y242b
Ba‘dehu taşra çıkup yine zîr-i zemîni kârgîr binâ ile sed edüp câmi‘-i Ümeyye'nin ta‘mîr [ü] termîmine başlayup hâlâ bu mertebede ta‘mîr [ü] termîm etmişdir.
EÇS IX Y242b
Andan Timur Hân Kudüs-i şerîf ziyâretine gidüp Mısır pâdişâhı Sultân (---) Timur'a hedâ[yâ] göndermeyüp itâ‘at etmediğinden Timur Hân Mısır üzre yetmiş bin aded güzîde şebhûncu ve yağmâcı Tatar askeri gönderir. Meğer Mısır sultânı şehr-i Sâlihiyye'de nahlistân içre kemîngâhlarda âmâde imişler.
EÇS IX Y242b
Tatar askeri Ümmü'l-hasen nâm çölü aç susuz yorgun argın atları durgun şehr-i Sâlihiyye'ye gelince Mısır askeri pusudan çıkup "Allâh Allâh" deyü Tatar askerine eyle tîğ-i Mısır ururlar kim yetmiş bin Tatar'dan yetmiş âdem kurtulur.
EÇS IX Y242b
Timur Kudüs'de bu inhizâmı istimâ‘ edüp kûs-i irtihâlin çalup yine şâm'a gelüp şâm'dan Timur şâh bu kadar bin katâr ester-i üştür bâr cevâhir sîm ü zer-i hâlis ile Hind'e gidüp [[(---) (---)]] merhûm oldu. Anıniçün Hindustân'da mâl-ı firâvândır, derler.