EÇS IX Y244b–Y245a
Ve Îsâ minâresi bâbına karîb bir çâh vardır. Câmi‘ üzre nâzil olan matar-ı rahmetden cem‘ olup Y 245a mâh-ı Temmûz'da cümle cemâ‘at nûş edüp def‘-i atşân ederler. (---) (---) (---).
EÇS IX Y245a
Bu câmi‘-i Ümeyye'den sonra Bekşımât câmi‘i büyük câmi‘dir. (---) binâsıdır, ammâ tarz-ı kadîmdir. Bu câmi‘ kal‘adan taşra varoşda vâki‘ olmuşdur.
EÇS IX Y245a
Ve câmi‘-i Dervîşiyye cemâ‘at-i kesîreye mâlik tarz-ı Rûm bir müferrih câmi‘dir.
EÇS IX Y245a
Ve Sinâniyye câmi‘i bir rûşen-âbâd bir ferah-bahş dilküşâ bir câmi‘-i zîbâdır. Bir yeşil minâre-i mevzûnu var.
EÇS IX Y245a
Ve Gök meydânında Süleymâniyye câmi‘i Rûm tarzı Sultân Süleymân Hân'ın sene (---) târîhinde binâsıdır. İki minâreli ve birer tabakalı minâre-i mevzûnlardır. Mi‘mâr Sinân binâsıdır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IX Y245a
Bu selâtîn câmi‘lerden mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle iki bin yüz zevâvî vardır. Anlarda dahi birer mihrâb ve cemâ‘at-i kesîre mukarrerdir.
EÇS IX Y245a
Ve yetmiş tarîk meşâyihlerinin tekyeleri vardır. Cümleden âsitâne-i şeyh Arslan ulu âsitânedir.
EÇS IX Y245a
Andan tekye-i Abdülkâdiri'l-Cîlânî Bağdâd kurbunda Cîlân nâm bir belîdeden zâhir olmuşlardır. Acem'de Gîlân şehrinden değillerdir. şâm'a gelüp azîm âsitâneleri vardır.
EÇS IX Y245a
Andan tarîk-ı Bedevî ve Sa‘dî ve Râ‘î ve Rufâ‘î ve Halvetî ve Celvetî ve Rûşenî ve Gülşenî [ve] Bektaşî ve Mevlevî tekyeleri var kim her biri birer selef pâdişâhlarının ve vüzerâ-yı izâmların hayrâtlarıdır. Ammâ Mencik köşkü râhı üzre bir mevlevîhânesi var kim ta‘bîr olunmaz. Gûyâ bir İremezâtü'l-imâd içinde bir kasr-ı müşeyyed âsitâne-i Celâleddîn-i Rûmî'dir. Bizzât Hazret-i Mevlânâ şems-i Tebrîzî hazretleriyle bu mahalle gelüp bu hıyâbân içre bir külbe-i ahzânda sâkin olup cân sohbeti ederler. Ba‘dehu teberrüken bu âsitâneyi bu mahalle (---) inşâ ederler. Kırk elli fukarâ hücresi ve semâ‘ ve safâhânesi ve matbah ve mihmânhânesiyle bir bâğ-ı behişt makâmdır. Ve içinden nehr-i (---) cereyân edüp teferrüce gelen uşşâkânlar selsebîl-vâr çağlayup revân olduğundan def‘-i gam ve ref‘-i endûh [u] elem edüp bîd-i ser-nigûn-ı gûnâ-gûnun sâyesinde ayş [u] işret edüp sohbet-i dem bu dem edüp köşe-be-köşe sohbet-i hâs ederler.
EÇS IX Y245a
Ve bu ayn üzre küçük dollâblar deverân ederler. Ba‘zı ehl-i teferrüc koyunların ve kuzularının sîhlerin bu âsiyâblara geçirüp germ-â-germ ve âteş-i nerm edüp dollâblar mâ-i cârî ile deverân ederek latîf ü ter kebâblar olur kim tenâvül eden âşıkân [u] yârâna kuvvet-i beden olur.
EÇS IX Y245a
Ve bu âsitânede niçe pâ-bürehne ve ser-bürehne ârif-i billâh Mesnevîhân fenâ fillâh cânlar vardır. Hâsıl-ı kelâm şâm içre tekye çokdur, ammâ âyende vü revendeye böyle nazargâh yokdur.
EÇS IX Y245a–Y245b
Ve cümle (---) medresedir. Ammâ cümleden Süleymâniyye medresesi tarz-ı Rûm evkâfı metîn bir medrese-i şer‘-i mübîn tahsîl-i dârü'l-ulûmdur. Y 245b (---) (---) (---) (---)
EÇS IX Y245b
Ve kırk aded dârü'l-kurrânın herbirinde ilm-i Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ’ati tilâvet olunur. Hamele-i Kur’ân ders-i âmları vardır. (---)
EÇS IX Y245b
Ve cümle yedi yüz mekteb-i sıbyân-ı tıflân püserân-ı ebcedhân mektebleri vardır. Her re’s-i senede cümle ma‘sûmlara ıydiyye hil‘atler ve surre ve atıyyeler ihsân olunur.
EÇS IX Y245b
Ve yedi yerde imâreti var. Evvelâ Sultân Süleymân imâretinin ni‘meti cümle ganî ve fakîre ve civân u pîre sofra-i bî-imtinânı ni‘met-i bî-kusûru pür-futûr mebzûldür ki matbah atebesi üzre âye[t]:
EÇS IX Y245b
Ve imâret-i P 104a Nûreddîn-i şehîd: Bu dahi mâh u sâl bi'l-gudüvvi ve'l-âsâl murtezika ve mücâvirîn ü müsâfirîne ni‘meti mebzûldür kim Cenâb-ı Bârî'nin it‘âmıdır. Beyt:
EÇS IX Y245b
Râzık-ı bî-ta‘b Hudâ-yı KerîmHâlık-ı cennet na‘îm ü mukîm
EÇS IX Y245b
Ve imâret-i câmi‘-i Ümeyye evkâf-ı azîm olduğunda şeb [u] rûz cemî‘i câmi‘ huddâmlarına ta‘âm-ı lâkişe ve Havrân buğday çorbası bezl olunur. Ammâ her cum‘a gecesi pilâv yahnî ve zerde tabh olunup niçe ulbe ve kas‘a ve sahan ta‘âm bezl olunur.
EÇS IX Y245b
Ve üç bîmâristânı ve dârü'ş-şifâsı vardır. Cümleden iç kal‘a kurbunda Nûreddîn eş-şehîd hazretlerinin mûristânı gâyet metîn binâ-yı âlîdir ve evkâfı metîndir. şeb [u] rûz yüz iki yüz bîmârı ve mecnûn-ı sergerdânı eksik değildir. Büdelâ-yı şâm gâyet çokdur, zîrâ ki esmâ-i evrâd [u] ezkâr [u] efkâr yeridir. Ammâ ehl-i tarîkı inkâr yeri değildir. Ba‘zılar esmâ’ullâhın te’sîrinden silsilekeş olup tîmârhânede karâr eder. Hukemâ ve etıbbâ anlara kuvvetu'r-rûh ma‘âcinlerin verüp "Yâ Hayy yâ Kayyûm" diyerek hayât bulup "Yâ Tabîbe'l-kulûb" diyerek halâs olurlar.
EÇS IX Y245b
Bu dârü'ş-şifâda senevî on bin guruşluk ma‘âcin ve meşrûbât masrûf olunup cemî‘i bîmârlara sündüs-i istebrak-vâr dîbâ ve şîb ü zerbâf katîfe ve sereng ve gûnâ-gûn şuğl-i Freng akmişe-i fâhireden yorkan ve döşekler var kim bir a‘yân sarâyında yokdur.
EÇS IX Y245b
Ve cümle yetmiş huddâmı vardır. Ve deli bürâderlere ve tahsîl-i mîzâca karîb olanların def‘-i gamı içün üç vakitde hoş-elhân üstâd-ı kâmil hânende ve zühreye mânende sâzendegânlar gelüp fasıl etdükçe deli bürâderlerimizin kimisi hâmûş-bâş ba‘zısı lecc-i savaş eder.
EÇS IX Y245b–Y246a
Ve Sultân Nûreddîn eş-şehîd asrından berü millet-i Mesîhiyye'den kavm-i Ya‘kûbî Hedâye nâmıyla müsemmâ bir hekîmbaşısı var, gûyâ Eflâtûn veya Bokrât veya Câlinûs ve Sokrât'dır, Q 104a cemî‘-i ulûm-ı şettâya mâlikdir. Ve gâyet hüsn-i hattı var. Hattâ sene 1058 târîhinde şâm'a vardığımız esnâda Devâ-yı Rûh nâmıyla ilm-i tıbba müte‘allik bir kitâb te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim asrımızda değme fuzalâ te’lîfine kâdir olmayup hattâtlar terkîmine kâdir değillerdi. İbtidâ hutbe-i kitâbında zât-ı sıfât-ı Rabbü'l-âlemîn'in Y 246a vahdâniyyetinden ve kevn [ü] mekânın lâfz-ı kün ile hilkatinden bed’ edüp kavâ‘id-i musannifîn üzre âlimâne bir kitâb etmişdir kim hakkâ ki devâ-yı rûh-ı pür-futûh deseler sezâdır.
EÇS IX Y246a
Ve bu şâm içre cümle (---) hammâmdır. Ve iki bin sarây-ı âlîler ve hânedân-ı azîmler hammâmı vardır. Vüzerânın çadır mehterbaşısının bu hammâmlardan avâyidi vardır. Ve üzerlerine hâkim nasb olunmuşdur. (---) (---)
EÇS IX Y246a
Sinâniyye hammâmı âb [u] hevâsı ve musanna‘ binâsı bir tarz üzre tarh olunmuşdur kim vâcibü's-seyr bir pâk hammâm-ı rûşenâdır.
EÇS IX Y246a
Ve câmi‘-i Benî Ümeyye kurbunda Küçük Defterdâr hammâmı gâyet ferah-fezâ ve dilküşâ bir hammâm-ı rûşenâ germâdır. Taşra câmekânının cânib-i erba‘ası kâşî-i Çîn'dir ve dellâkları dilberân-ı meh-cebîndir. Bunun dahi âb [u] hevâsı ve binâsı gâyet memdûh-ı âlemdir.
EÇS IX Y246a
Ve Melik Tâhir kabri kurbunda Küçük hammâm tavsîfden müberrâ bir pâk tâhir hammedir. Ve cemî‘i huddâmları cümle dilberândır. Sâhibü'l-hayrât böyle vasiyyet edüp vaz‘ etmiş, rahmetu'llâh. Ve köşe köşe halvetleri cümle kapuludur. Ol halvet-i pür emânlarda âye[t]:
EÇS IX Y246a
nassına (---) gusl edüp tâ'ib ü tâhir ve pâk zâhir olup taşra çıkdıkda şart-ı vâkıf tarafından hammâmcı gâsile bir fincân kahve bir mukaşşer tüffâh verirler. Zîrâ be-kavl-i hukemâ ba‘de'l-hammâm bir âdem elma yese kuvvet-i basarı ve dûrbîn-i nazarı ziyâde olup menîsi yerine kâ’im olup vücûda takviyet verir.
EÇS IX Y246a
Andan Sarrâchâne içinde Defterdâr hammâmı. Bu şâm içinde bundan müferrih ve bundan binâ-yı musattah bir hammâm-ı hayât-efzâ yokdur ve cümleden vâsi‘dir. Ve âb-ı firâvânı ve huddâmları cümle mahbûb gılmân [u] gulâmândır. Ve müte‘addid halvetleri vardır. Ve ferşi serâpâ mücellâ ve musaykal ruhâmlardır kim sihr-i i‘câzdır. Ve kubbe-i sernigûnlarında gûnâ-gûn câmlar ile müzeyyendir kim şu‘le-i şems-i âteştâbdan pençe-i âfitâblar meh-i mihr-tâb gibi görünür. Ve her şeb şeb-çerâğlar ve kanâdîller ile şu‘ledâr olup halk yine halvetde âb-ı germâ ile gusl ederler.
EÇS IX Y246a
Ve bu hammâmın tâ vasatında aşren fe-aşr bir havz-ı azîmi var. Mevsim-i erguvânda ve vakt-i verd-i handânda bir kaç şele berk-i gülü âb-ı havz (---) edüp havz içre neheng-i bahr-i ma‘ânî-vâr şinâver gavvâsân-ı âşıkân mahbûb-ı cüvânânın sîm-i hâm-vâr endâmına berk-i gül-i hamrâ yapışup gûyâ havz-ı Kevser'den bir perî zâhir olup cümle uşşâk Subhâne'l-Hallâk deyü vâlih [ü] şeydâ olurlar. Ve bu havz içre mâhî-vâr şinâverlik eden ihtiyâr cüvân-ı bî-karâr bilâ-vâsıta kuc kucağ olup sîne ber-sîne olup kâm alurlar. Ve her bâr ûd [u] amber râyihasından gâsillerin demâğı mu‘attar olur.
EÇS IX Y246a–Y246b
Ammâ ibtidâ şâm'a vardığımız esnâda yeniçeri ağası tarafından iki eli asâlı yeniçeri bu hammâmın câmekânında mekân dutmuşlar idi. Zîrâ berber dükkânı ve kahvehâne ve hammâm- Y 246b -hâne-i bî-minnetdir. Ecnâs-ı mahlûkâtdan âdemler gelüp ehremenler havz içre cüvânâne nâ-şinîde evzâ‘ edüp gayri âşıkânın nazargâhına mâni‘ olup hammâmın ibtâline sebeb olmasın içün nevbet ile ikişer yeniçeri dîdebânlık ederdi.
EÇS IX Y246b
Hulâsa-i kelâm şâm-ı cennet-meşâmda böyle bir hammâm yokdur. Erbâbına göre ibrîşim zer-ender-zer fûtalar ve kuskusî havlılar var kim bir diyârda yokdur. Ammerekellâh.
EÇS IX Y246b
Ve bu şâm içre cümle iki yüz kırk hân vardır. Vekâle ta‘bîr ederler (---) (---) (---) (---) Ammâ meşhûr-ı âfakı ve kal‘a-misâl olan binâ-yı metînli hânlar bunlardır ki zikr olunur.
EÇS IX Y246b
Evvelâ Atbâzârında Koca Lala Mustafâ Paşa hânı: Yüz yetmiş hücre ve havlısında bir mescidi ve iki bin at alur ıstablı var demir kapulu hândır. Ve kapusu önünde yüz dükkân esvâk-ı muhtasarı vardır.
EÇS IX Y246b
Ve Mîzân-ı harîr hânı: Bu dahi yetmiş ocaklı ve demir kapulu hândır. Mîzân-ı harîr emîni bunda sâkin olup bu vilâyetde ne kadar harîr bey‘ u şirâ olursa bunda mîzâna urulup fürûht olur. Ba‘dehu emîn zekât-ı şer‘îsin alur, yetmiş kîse iltizâmdır.