İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IX Y257b
Ol gün hakîre iki yüz sikke-i hasene beş deve ve bir hecîn ve bir eşheb kısrak ve dörd mahâfe ve bir hayme ve bir mehter-i hayme ve bir sakkâ ve bir akkâm ve bir meş‘alci ve beş aded memlûküme onar guruş ve rûz-merre ikişer sofra ta‘âm ve üç aded esbime dörd alîk ve her sabâh tahte'l-kahve beşer fağfûrî ta‘âm-ı mâ-hazar ve birer şem‘-i asel ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtımı ve cümle levâzımâtlarımı dahi ale't-tertîb görüp kendi otağının sâyesinde meks olunmağı fermân eyledi.
EÇS IX Y257b–Y258a
Ba‘dehu sene 1081 mâh-ı şevvâl'in yigirminci günü bismi-ilâh ile şâm-ı şerîfden Y 258a bu kadar eyâlet-i şâm askeri ve emîrü'l-hac Hârmûş Paşa askeri ve beş bin yüz yigirmi müsellah ü müretteb ü mükemmel Paşa askeriyle şâm-ı şerîfden bir alay-ı azîm ile hurûc olunmuşdur kim şâm cennet-meşâm olalı böyle bir asker-i gülfâm zevi'l-feccâm görmemişdir. Bu deryâ-misâl asker ile şâm'dan çıkup kıble tarafına bâğlar içre bir sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y258a
Menzil-i Kasr-ı Küçük Ahmed Paşa: Bu alay-ı azîmi gören Urbân meşâyihlerinin câsûsları Urbân'a haber uçurdular kim "Bu seneyi sâ’ir seneye kıyâs etmeyesiz. Sübû‘-ı Asfer ya‘nî Sarı Arslan nâmıyla bir vezîr-i rûşen-zamîr ve bir müdebbir-i re’y-ârâ ve bir âsaf-ı dilârâdır ki seyf-i miczeminden dem cereyân edüp isyân eden bir dem emân bulmayup ol dem dem-beste olup adem râhına revâne olur. Hemân hidmet-i şehriyârîye gelüp cümle evlâd [u] iyâllerinizle gelüp hidmet edesiz" deyü cemî‘i şeyhlere câsûslar gidüp haber verince bir kaçı hemân bu Ahmed Paşa kasrında birer hussân-ı sâfinâtü'l-ciyâd küheylân atlar ile gelüp paşa ile müşerref olduklarında birer hil‘at-i fâhire ile behre-mend olup gitdiler.
EÇS IX Y258a
Mezkûr Kasr-ı Ahmed Paşa bir vâsi‘ bâğ u bâğçeler içinde bir kasr-ı musanna‘dır. Cemî‘i vüzerânın ârâmgâhıdır. Bağdâd senesinde Hille'de şehîd olan Küçük Ahmed Paşa'nın binâsıdır.
EÇS IX Y258a
Bu mahalde dîvân-ı pâdişâhî olup cemî‘i a‘yân-ı şâm ve erbâb-ı dîvân ulemâ-yı izâm cem‘ olup paşa huzûrunda mahmil-i şerîfi üç kerre seyrân eyleyüp Paşa kethudâsı mahmil-i şerîf şütürünün licâmın paşanın destine verüp paşa dahi emîrü'l-hacca,
EÇS IX Y258a
"Al imdi Hazret-i Risâlet'in mahmil-i şerîfin" dedikde emîrü'l-hac dahi "aldım" deyüp şâm mollâsı sicille kayd edüp eline hüccet-i şer‘iyye aldı.
EÇS IX Y258a
Ba‘de'd-du‘â ve's-senâ kurbânlar kesilüp ahâlî-i şâm, şâm'a gitdiler. Anda cümle huccâc zeytûn bâğları içre meks edüp üç gün meks edecek iken nısfu'l-leylde şedd-i rahil nefîrleri çalınup ale's-sabâh yine alay-ı azîm ile yine kıble cânibine Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in vâlidesi tathîr etdüği şâhrâh ile ma‘mûr belîde ve çiftlikler ubûr ederek 4 sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y258a
Menzil-i karye-i Kisve: Bir kayalı dere kenârında bâğ u bâğçeli ve iki yüz toprak örtülü Arab hâneleridir. (---) evkâfıdır. İki câmi‘i ve bir mescidi ve bir hammâmı ve bir hânı var. Cümle sağîr ü kebîri ve pence-i âfitabe mahbûbları, râh-ı huccâc üzre beyâz çörek ve börek ve matbûh tavuk ve kuzu ve yoğurd ve kaymak ve arpa ve saman ile huccâcı ganîmet ederler, gâyet ma‘mûr karyedir. Ve halkı gâyet mün‘imdir. Çoğu şütürbândır.
EÇS IX Y258a–Y258b
Ve bu karye içre cereyân eden nehr-i Kisve şâm'ın cânib-i garbîsinde zikri sebkat edüp Cebelü's-selc'den ve Ayn-ı Turuncî'den gelüp şâm çölünde gâyib olur bir âb-ı nâbdır. şâm'ın sâhib-i tab‘ olan kimesneleri ve vüzerâsı sakkâlar ile bu âb-ı zülâlden nûş ederler. Ve şâm içre bir âdem Y 258b semîn olup ten-perver olsa, "Kisve suyu içmişdir" deyü darb-ı mesel olmuşdur.
EÇS IX Y258b
Ve bu belîdenin âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ü mahbûbesi gâyet meşhûrdur. Ve bu belîdenin kıblesinde bir bayır üzre,
EÇS IX Y258b
Tarhana Hânı: şâhrâhın iki cânibinde iki hândır, ammâ küçük hânlardır. Huccâc-ı müslimîn hacdan avdet edüp bu mahalle gelüp mâh-ı Âşûrâ'da meks ederler. Bu hânların içinde şart-ı vâkıf üzre niçe yüz kazgan âşûrâ aşı ve tarhana aşı bişüp cemî‘i huccâca bezl ederler kim sahan ve kas‘a gürüldüsünden sahrâ velvele-ârâ olur. Anıniçün bu hânlara Tarhana hânı derler. Azîm evkâf (---) ve hayrât-ı azîmdir.
EÇS IX Y258b
Andan kalkup gâh eniş gâh yokuş ammâ bu râhı dahi Vâlide Sultân tathîr etdirüp seng-i hârâların râhın tarafeynine yığmışlar. Mâ-tekaddem bu râhda at ve üştür ve ester gark olurmuş. Tathîr olup bir hayrât-ı azîme olmuş kim sâhibü'l-hayrâtın Cenâb-ı Bârî sırât-ı müstakîmin böyle tathîr edüp selâmetle ubûr edüp Cennet-i a‘lâ müyesser ola, âmîn.
EÇS IX Y258b
Bu râh-ı tâhir içre 10 sâ‘atde ubûr edüp,
EÇS IX Y258b
Evsâf-ı kal‘a-i Sanemeyn
EÇS IX Y258b
şâm hâkinde Havrân hâkimi hükmünde bir sahrâda bir buhayrecik kenârında şekl-i murabba‘ bir kara seng-i hârâdan mebnî bir küçük kal‘acıkdır. Cirmi altı yüz adımdır. Dizdârı ve neferâtları yokdur, ammâ kal‘a içinde tekâlîf-i örfiyyeden berî elli Arab neferâtları ve hâneleri var.
EÇS IX Y258b
Binâsı zamân-ı câhilîden kalmış bir atîk kal‘adır. (---) (---) bâbı bayır şimâle nâzır bir ağaç bâbı vardır. Kal‘anın cânib-i şarkındaki buhayrenin cânib-i erba‘asında seng-i esvedden mebnî bir kal‘a-i metîndir. Bir câmi‘i ve bir minâre-i mevzûnuyla ve iki mesâcidi ve bir hammâmı ve bir hân-ı Q 108b mu‘azzamı var. Ammâ esvâk-ı muhtasarı yokdur. Lâkin şâhrâh üzre bay u gedâsı ve mahbûb u mahbûbesi metâ‘ların meydân-ı mahabbete arz-ı cemâl ederek bey‘ ü şirâ ederler.
EÇS IX Y258b
Ve bu kal‘anın göle nâzır kullesi üzre zamân-ı dalâletde iki sanem var imiş, yılda bir kerre yüz bin âdem bu putların müvâcehesine cem‘ olup bu putlar birbirlerine su’âl cevâb edüp,
EÇS IX Y258b
"Bu sene kaht [u] galâ olur, yâhûd ganîmet olur veyâ tâ‘ûn olur ve matar firâvân olur ve bu vilâyete yağı müstevlî olur" deyü gûnâ-gûn ahvâlât-ı dünyâ için birbirleri ile kelimât ederlermiş. Ve,
EÇS IX Y258b
"Muhammed ise bu sene bu diyârı alup harâca kesüp vilâyeti harâb eder" dediği sene Hazret-i Risâlet-penâh Ömer ibn Abdülazîz'i ve Hâlid ibn Velîd'i serdâr edüp altmış bin asker ile gelüp ibtidâ bu mahalle karîb Busrâ şehrin feth edüp andan bu Sanemeyn'i feth edüp mezkûr putları kırup taşların mezkûr göle ilkâ ederler.
EÇS IX Y258b–Y259a
Hâlâ biri buhayrenin sâhilinde beyâz mermerden ve gözleri ile âdem timsâlinde bir musanna‘ sûretdir. Ammâ biri halîc içinde nümâyân müstağrakdır. Anıniçün bu kal‘aya P 109a Sanemeyn derler. İki put kal‘ası demek olur. Y 259a
EÇS IX Y259a
Ve bu kal‘a cenginde şehîd olanlardan şeyh Alî Abbâsî ve şeyh Ubeyd-i Tâ’ifî. Bunlar meşhûr-ı âfâk Sahâbe-i kirâmdandırlar. Birer kubbe içinde medfûnlardır.
EÇS IX Y259a
Ve bu kal‘anın kıble tarafında bir alçacık cisir vardır. On tokuz hurde gözleri vardır, altından Ayn-ı Busrâ cârîdir. Cânib-i garbda buhayre-i Minye'ye mahlût olur. şiddet-i şitâ olmağın gâyetü'l-gâye tuğyânı var idi. Anı ubûr edüp Sanemeyn'den bir sâ‘at dahi kıbleye gidüp {(---) sâ‘atde,
EÇS IX Y259a
Karye-i Zera‘: Altı yüz hâneli ve câmi‘ ve hânlı ma‘mûr köydür kim şâm-ı şerîfde Süleymâniyye câmi‘i vakfıdır. Andan yine kıbleye (---) sâ‘atde,
EÇS IX Y259a
Karye-i Busrâ-yı sağîr: Üç yüz hâneli ve câmi‘li ma‘mûr köydür. Hazret-i Risâlet'in ticâret ile vardığı Busrâ-yı kebîr'in kıblesi cânibine beş sâ‘at ba‘îddir. Ammâ Busrâ-yı sağîrin kıblesinde (---) sâ‘atde,
EÇS IX Y259a
Ziyâret-i Hazret-i Elîsa‘ bin Ahtuvan aleyhi's-selâm: İlyâs Nebî'nin refîkıdır. İlyâs Nebî bu Elîsa‘ Nebî'yi yerine halîfe eyleyüp kendüsi İsrâ’îlî üzre serdâr olup gitdi. (---) sene kırk yaşında peygamber olup (---) sene mu‘ammer olup merhûm oldukda Busrâ-yı sağîr kurbunda medfûndur kim azîm âsitâne-i kârgîr binâlı ve altı aded kubbeli âsitânedir. Ve Elîsa‘ Nebî'nin kaddi tahmînen kırk arşın gelir kim üzerinde beyâz kubbelerdir ve huddâmlarıyçün üç [[(---)]] vardır. Ve âsitânesinde bir azîm câmi‘i vardır. Ve mihrâbının iki tarafında sancak ve bayraklar ve iri tesbîhler ile müzeyyendir. Ve câmi‘in yemîn ü yesârında iki aded minâre-i bâlâları var. Ve köyü şâm'da Ferrûhoğlu köyüdür kim Keçe dağının kenârındadır. Bu sultândan gerü yine avdet edüp} cümle 12 sâ‘atde,
EÇS IX Y259a
Menzil-i Küteybe: Havrân çölü içre bir sivri püştecikdir. Mâ-tekaddem bir ma‘mûr belîde imiş. Eşirrâ-i Urbân zulmünden harâb olmuşdur. Mezkûr püşte dibinde bir âb-ı hayât su kaynağı var, mâ-i zülâlden nişân verir. Bu ayn-ı hayât içün bunda meks olunup cümle huccâc kifâyet mikdârı suların aldılar. Havrân kazâsı hudûdunda cânib-i erba‘ası ma‘mûr u âbâdân belîd ü büldân-ı Havrân'dır. şâm'ın ze‘âmet ve tîmârının gâyet mahsuldâr yerleridir.
EÇS IX Y259a
Ve bu Küteybe etrâfında olan karyelerde ol kadar mahbûbe pençe-i âfitâbe perî-peyker kamer tal‘at bâkire nâzenînler olur kim âdemin aklı perîşân olup niçe huccâc hacca gitmeden fârig olayazdılar. Zîrâ bu Havran Hûrân'dan galatdır. Hazret-i Âdem bunda sâkin olup dihkânî ya‘nî ekinci san‘atıyla kifâflanırken tenâsül-i kesîre olsun içün izn-i Hak ile ikiz ikiz müştak olan evlâdları birbirinden ayırup gayrısıyla müştak olana verirdi.
EÇS IX Y259a–Y259b
Hikmet-i Hudâ Hazret-i şît ile bir kız vücûde gelüp kâmil bülûğıyyete geldiklerinde şît'e bile doğan kızı verdi, kabûl etmeyüp Hazret-i Âdem'den bir hûrî istedi. Hazret-i Âdem dahi Cenâb-ı Bârî'ye ricâ edüp Cennet'den Cibrîl-i Emîn ile bir hûrî verüp Hazret-i şît ile hem-enîs ü hem-celîs olup ol hûrîden niçe yüz evlâdı Y 259b vücûda gelüp bu Havrân diyârında tenâsül bularak ilâ haze'l-ân bu Havrân güzeli şît Nebî neslinden olup ol hûrîden müştak olduklarıyçün hûrândan galat Havrân derler.
EÇS IX Y259b
Gâyet ma‘mûr u mahsûldâr kazâdır. şâm'ı ve Kudüs'ü ganîmet eden bu diyârdır. Zîrâ ibtidâ Hazret-i Âdem bu arâzî-i latîfde zirâ‘at etmişdir. Hâlâ Âdem Sâfî tarlası derler Küteybe uyûnunun cânib-i şarkîsinde niçe bin dölüm bir hâmûn-ı ferah-fezâdır. Ol hâk-i amber-pâk her kimin kabza-i tasarrufunda ise bir mük buğday ekse, yüz mük hâsıl olur kim âye[t]: Arapça mazmûnunca bir dâne hıntadan on on beş ve yigirmi sünbüle zâhir olup her birinin kâmeti hadenk kalınlığı olur ve her sünbülede mi’etün habbe mukarrerdir.
EÇS IX Y259b
Ve yedi elvân gendümü hâsıl olur. Bir nev‘inde aslâ kılçık olmaz ve samanı gâyet latîf olur ve nazîf olur. Ve yedi gûne şa‘îri olur. Beş vukıyye arpasın bir at yese kifâyet eder gâyet yağlı şa‘îri vardır. Bu Âdem Sâfî hâkinden mâ‘adâ yerleri bir kîlesi kırk elli kîle ancak verir.
EÇS IX Y259b
Ve bu diyârda hâsıl olan hubûbât şâm'ı ve Kudüs'ü değil dünyâyı ganîmet ederdi. Âmma çöl [ü] çölistândan Basra ve Lahsa'dan Mekke ve Medîne'den ve Musul ve Mardin cânibinde Mevâl Urbânından ve mezkûr büldânlar Urbânlarında niçe kerre yüz bin deve ile Urbân aşkıyâsı gelüp hırmende kendüleri döğüp müft [ü] meccânen vilâyet vilâyet taşırlar. Bir ferd-i âferîde karşu durup söylemeğe kâdir olmazlar. Yohsa bu diyârın mahsûlâtı böyle nehb ü gâret olunmayup şâm'a gelse bir yem bir akçeye ve bir kıyye nân bir nukraya olurdu. Hakkâ ki dânedâr buğdayı vardır kim âdemin reng-i rûyi nümâyândır. Anıniçün şâm'ın hâs u beyâz nânı ve kâkı rub‘-ı meskûnda meşhûrdur. Zâdekellâh.
EÇS IX Y259b
Ba‘dehu bu Küteybe'den kalkup deşt [ü] hâmûnlar içre tathîr olmuş tarîk-ı âm üzre yemîn ü yesârda yigirmi altı pâre hân ve câmi‘li kurâlar ubûr ederek 15 sâ‘atde,
EÇS IX Y259b
Menzil-i evsâf-ı kal‘a-i Müzeyrib: Ba‘de Hicreti'n-nebeviyye Hazret-i Ebâ Bekir hilâfetinde bu kal‘ayı müceddeden binâ eden Hâtem-i Tay binâ etmişdir. Ol asırda şâm üzre serdâr-ı mu‘azzam olmuşdu.
EÇS IX Y259b
Bu mahalde bu kal‘a elzem-ı levâzımından olmağile binâ etmişdir. Ba‘dehu mürûr-ı eyyâm ile cüz’î harâbe yüz dutup sene (---) târîhinde (---) Hâtûn ta‘mîr [ü] termîm etmişdir.
EÇS IX Y259b
Kal‘ası bir kara taşlık içinde bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir sengîn kara kal‘adır, ammâ gâyet metîndir. Dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Dizdârı ve seksen nefer merdüm-i hisârı vardır. Ve şimâle nâzır bir demir bâbı vardır. Cebehânesi ve topları mükemmeldir.
EÇS IX Y259b
Ve paşa ağalarından bir munsab ağa Havrân hâkimi olup üç yüz âdemiyle bunda sâkindir. Ve yüz elli akçe Havrân kadısı dahi bunda sâkin olur. Nâhiyesi iki yüz yetmiş pâre kurâdır.
EÇS IX Y259b–Y260a
Ve kal‘a içre elli neferât hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmcığı var, ammâ çârsû-yı bâzârdan Y 260a alâmet yokdur. Ve kal‘a içinde cümle mahzenlerdir. Paşaların ve emîrü'l-haccın ve kilar emîninin ve'l-hâsıl cümle hacca gidecek mâl-ı mîrî gılâl ve sâ’ir tüccârın me’kûlât [u] meşrûbât metâ‘ları bunda beş altı ay mukaddem mahzen mahzen leb-ber-lebdir. Ve cümle huccâc-ı müslimîn bu kal‘anın dibinde cereyân eden nehr-i Hürreyân'dır kim cânib-i şarkda Busrâ dağlarından gelüp cânib-i garba cereyân ederek Minye buhayresine mahlût olur. Huccâc bu nehri cisirden ubûr edüp karşu cânibde bu nehir kenârında Hüseyin Paşa hazretleri otağın kurup meks edüp sâ’ir huccâc-ı müslimîn dahi kol kol hayyâmâtları ile meks etdiler.
EÇS IX Y260a
"Mâh-ı Zilka‘de'nin ibtidâsına varınca on gün on gece oturakdır. Yâ huccâc! Cümle tedârükleriniz görün" deyü dellâllar nidâ edüp herkes elzem-i levâzımâtından ma‘ûnâtların görmeğe mukkayyed oldular. Ve günden güne cânib-i erba‘adan huccâc-ı müslimîn gelüp eyle cem‘ oldular kim altı bin üç yüz hayme vü hargâh hisâb olundu. Zîrâ "Haccü'l-ekberdir" deyü ol kadar huccâc geldi kim hisâbın Cenâb-ı Bârî P 109b bilür.
EÇS IX Y260a
Ve bu ordunun hâricinde beş bin çadır ve külbe ile esnâf-ı hıref haymeleri var idi. Ve rûz [u] şeb ziyâd-ber-ziyâd olup hemân cümleden üç yüz ekmekçi dükkânı ve aşbâz ve habbâz ve bezzâz ve gazzâz dükkânları var idi. Sâ’ir dekâkînler dahi ana kıyâs oluna.
EÇS IX Y260a
Hakîr alâ-tarîkı's-seyir piyâde reviş ile ordunun bir ucundan bir ucuna kâmil sekiz bin adım idi. Omuz omuzu sökmez âdem deryâsı idi. Ve cân otundan mâ‘adâ bu bâzârda dîbâ ve şîb ü zerbâf atlas ve kâmhâ ve dârâyî ve hârâ ve gûnâ-gûn kalâ-yı vâlây dârâyî füruht olunur. Zîrâ kırk elli bin şâm huccâcının bu bâzâra beş altı Mısır hazînesi mâlları bu bâzârda sarf olunup kırk elli bin deve içün kabâyil-i Urbâna verüp deve alırlar. Urbân dahi ankâ olup yılda bir kerre bu bâzârda ehl [ü] iyâlleri içün gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve libâs-ı nâdireler almağa gelüp âdem deryâsı olur. Evvelâ,