EÇS IX Y275b
"Bu Fidik kal‘ası cenginde çok Sahâbe-i kirâm fedâ-yı Muhammedî oldu" deyü siğerlerde mastûrdur.
EÇS IX Y275b
Ve gazâ-yı sâdisleri yine bu Hayberistân'ın cânib-i kıblesinde Medîne'ye nâzır Gazâ-yı Uhud'dur ki Hayber hudûdu sengistânı anda tamâm olur.
EÇS IX Y275b
Ve bu Hayberistân önünden cümle asâkir-i İslâm âmâde ubûr ederek vâsi‘ dereler içre yine on iki katâr huccâc gürûh gürûh çekilerek muğaylânlar içre gâh kumsal ve gâh hurde seng-i çıkal üzre güzer ederek şiddet-i hârdan ve hâbsızlıkdan elli mikdârı deve kalup cümlesin râh-ı Hakda kurbân edüp fukarâya bezl olunup ve elli piyâde âdem bî-tâb ü bî-mecâl kalup Hüseyin Paşa hazretleri kendü develerine bindirüp 12 sâ‘atde,
EÇS IX Y275b
Eski Medîne dahi derler. Bir çölistân yerde âb-ı hayât bi’r-i mâları vardır kim gûyâ âb-ı zülâldir. Cümle huccâca kifâyet edüp bu vâdîlerde olan ma‘mûr [u] âbâdân ahâlî-i kurâlar cümle metâ‘ları ile gelüp huccâcı ganîmet etdiler. Ba‘de'z-zuhr yine nefîrler çalınup sengistân ve muğaylânistân ve seng-i hurde üzre dar boğazları ubûr edüp ba‘de'l-gurûb yine Hayberistân küffârları derdinden kânûn üzre niçe bin meş‘al u fânûs ile huccâc içi çerâğân olup encüm-âsâ zeyn oldukda gûyâ hilâl-i rakîk-i meh-i çârdeh olup rûz-ı rûşen oldu.
EÇS IX Y275b
Yine kânûn üzre huccâcın cânib-i erba‘asın asâkir-i İslâm kuşadup bî-pâk u bî-pervâ selâmetle ubûr ederek ertesi dahi ale's-sabâh tâ vakt-i asra dek deryâ gibi cereyân edüp bir yerde karâr etmeyüp 17 sâ‘atde asır radası olup yükler hall olmadan,
EÇS IX Y275b–Y276a
{Ve Dâr-ı Cürf dahi derler.} Cânib-i erba‘ası yüce çıplak dağlardır. Dahi nice şâm'dan bu mahalle gelince cümle cibâller Urbânı gibi uryânlardır. Aslâ eşcârâtdan bir şey yokdur. Ancak vâdîlerinde muğaylân ve hurmâ ve santa ve misvâk ağaçları çokdur. Bu Dâr-ı Vedâ‘da cümle hayvânâta şa‘îr ve fûlleri verilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup cümle ahâlî-i Medîne-i münevvere bu mahalle istikbâle geldikleriyçün Vâdî-i istikbâl derlermiş. A‘yân-ı Medîne ve delîller beyâz kisveler ile mülebbes yüzü nûrlu gözü hûrlu sözü şîrîn yanakları gülberk-i Çîn Y 276a mütevâzı‘, halîm ü selîm mübârek âdemler hedâyâları ile gelüp hayme hayme gezüp dostların bulup, dostları olmuşlar dahi birer a‘yâna intisâb edüp müşerref oldular. Ve cümle Hüseyin Paşa hazretlerine,
EÇS IX Y276a
"Sultânım! Bu sene sene-i mâzıyelerden yedi gün sonra geldiniz ammâ inşâ’allâh Mekke'ye selâmetle varup bir gün dahi mütekâ‘id olursuz" deyü tebşîr etdiler. Cümle huccâc tâze cân bulup iki sâ‘at meks edüp kûs-i rıhletler çalındı, zîrâ vakit dar olup mâh-ı Zilhicce'ye dahi bir gün kaldı.
EÇS IX Y276a
Medîne'den Mekke'ye on konakdır. Bir gün Medîne'de meks, bir gün Mekke'de meks olunursa on iki gün olur. Arafât'da vakfe ise mâh-ı Zilhicce'nin onunda olur.
EÇS IX Y276a
Bu havfi mülâhaza edüp Müzeyrib'den bu mahalle gelince bir yerde Ulâ ve Ma‘ân'dan gayri yerde ârâm etmeyüp yigirmi beş sâ‘at otuz sâ‘at yollar yürüyüp herkes cenbinden beksumât yiyerek yola giderek develere dahi giderken yumakların vererek su gibi âdem deryâsı akardı. Anıniçün bu kadar at ve üştür ve ester ve hımâr kalmasının aslı oldur.
EÇS IX Y276a
Ve sâ’ir zamân gibi huccâc konakları üzre konmayup iktizâ etdüği yere konduk, yohsa şâm-ı şerîfden Medîne-i münevvereye yigirmi dörd konakdır ve deve ayağıyla üç yüz elli sâ‘atdir. Ammâ yollar ma‘mûr [u] âbâdân şâdumân olup me’kûlât [u] meşrûbâtları bulunsa salt atlı ve katırlı menzili ile kâmil yüz sâ‘atlik yoldur. Ammâ yollarda şâdumân olmayup zâd-ı râhileyi deve ile götürmeğe muhtâc ve deve dahi götürdüğün yer. Yine insân bir pâre nân ile def‘-i cî‘ân eder. Ancak çekilen derd [ü] mihnet ta‘zîb-i hayvân bilâ-fâyide olur. Eğer mülûk himmet etse, şâm'dan Mekke'ye gidince ma‘mûr olsa, develer bâr-ı belâ olmayup salt atlı zevk u safâ ederek gidüp gelirdi. Allâhümme yessir.
EÇS IX Y276a
Ancak Cenâb-ı Bârî'nin bu develere nazarı ta‘allûk edüp cümle cemâllere bir kuvvet-i kâhire vermiş kim Hudâ âlîmdir bu kadar bâr-ı girân ile cümle develer hem gider hem uyur. Ve Allâh şâhiddir, ba‘zı meş‘alciyân gûyâ pûlâd-ı Nahcivân'dır, anlar dahi meş‘aleleri kitiflerinde hem gider hem uyur, aceb sırr-ı Hudâ'dır.
EÇS IX Y276a
Netice-i kelâm, bu Vâdî-i istikbâl'den acele ile kalkup Medîne'den gelen delîller bu mahalden delâlete bed‘ edüp
EÇS IX Y276a
"Bu dağ filândır, bu dere filândır" diyerek bir sâ‘at gidüp bir mürtefi‘ bel başıdır. Bu mahalle gelince kıble cânibine teveccüh etdükde Medîne-i münevverenin bâğ u bâğçeleri ve bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın kubbe-i âlî-i münevveri eflâke ser-çekmiş nümâyân olup müzehheb ve mutallâ alem-i şerîfinin şa‘şa‘asından sahrâ-yı Medîne-i münevvere içre nûrun alâ-nûr leme‘ân urup çeşm-i insân hîrelenüp derhâl âşık-ı sâdık olan kubbe-i mehbat-ı nûr-ı Hudâ'yı görünce atından ve üştür esterinden piyâde olup du‘â:
EÇS IX Y276a–Y276b
"Es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ Resûlallâh, es-salâtü Y 276b ve's-selâmü aleyke yâ Habîballâh, es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ Seyyide'l-evvelîne ve'l-âhirîn ve selâmün ale'l-mürselîn" deyü aşka dâ'ir bir şeydir.
EÇS IX Y276b
Eğer kuvvet-i bedenin var ise bu mahalden ba‘zı âşıklar tâ Medîne beş sâ‘at eniş aşağı kumsal latîf yerlerdir, piyâde olup gider. Eğer sâhib-i özür ihtiyâr isen esb üştür ester hımâr-süvâr olup salavât-ı şerîfi tekrâr be-tekrâr edüp müdâvemet etmek gerekdir kim salavâtın envâ‘ı var. Ammâ müfîd [ü] muhtasarı budur.
EÇS IX Y276b
Salavât: "Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed" diye.
EÇS IX Y276b
Hemîn Medîne'ye karîb oldukça kubbe-i Resûlullâha nazar etdikçe,
EÇS IX Y276b
"şefâ‘at yâ Resûlallâh" demeden dahi hâlî olmaya.
EÇS IX Y276b
Ammâ aceb hikmetdir, bu bel başına gelinüp kubbe-i Resûlullâh nümâyân olunca ümmet-i Muhammed feryâda başlayınca cemî‘i hayvânâta bir hâlet vâkı‘ olup bî-mecâl olan develer pür-mecâl olup ra‘d-vâr gürleyerek atlar kişneyerek bağl ve hımârlar segâh makâmında âye[t]:
EÇS IX Y276b
İle feryâd ederek başları zabt olunmayup Medîne'ye doğru sür‘at ile gider.
EÇS IX Y276b
Ve bu belden Medîne görününce ahâlî-i Medîne delâleti ile ba‘zı âşık-ı şeydâ (---) (---) (---) pâ-bürehne ve ser-bürehne varup "Özrüm ricâ edem" deyü bu mahalde ihrâma girirler. Ammâ Bi’r-i Alî'de ihrâma girmek (---) (---) (---) ve bu du‘âları tilâvet etmez. Hemân salavât-ı şerîfe ile mukayyed olur. şer‘an mâni‘ olunmaz. Aşka (---) (---) (---) ihrâma girüp aslâ başın yülütmese dahi nûrun alâ-nûrdur. Kâşki garîb insân her ân muhrem olsa ve cânib-i Hakk'a yönelse dahi yönlice olup kâlâ-yı metâ‘ı bâzâr-ı mîzânda sakîl gelüp ziyâde bahâ ederdi.
EÇS IX Y276b
buyurmuşlardır. P 116a Eyle olsa ihrâma girmek mâsivâdan el çekmekdir. Her şeyden terk [ü] tecrîd aceb pâdişâhlıkdır. Mısra‘:
EÇS IX Y276b
Hakkâ ki azîm sultânlıkdır. Anıniçün Hazret-i Q 115a Risâlet-penâh bu râh-ı Mekke'de ihrâma girmeği (---) (---) di kim,
EÇS IX Y276b
"Ümmetim cemî‘i alâyıkdan berî olup derûn-ı dilden Rabb'isine tazarru‘ u nâlişler etsin" deyü ihrâmı (---) eylemişlerdir. Ana binâ’en ba‘zı cânlar bu mahalden ziyâret-i Resûlullâh'a muhrem gelir. Ezîn-cânib,
EÇS IX Y276b
Bu mahalden ki Medîne zâhir olunca ol sahrâ âdem deryâsı olup sağîr ü kebîr ve pîr [ü] cüvân nisvân u sıbyân-ı ebcedhân huccâca istikbâle çıkup ba‘zı tıflân insân ellerinde hurmâ ciridleri üzre birer küçücük berk-i hurmâdan zenbîlcikler bağlayup huccâc-ı müslimîn içre uryân püryân evlâd-ı Urbân ve niçe bin bintân ve asru(?) kâsır ve emred develer üzre mahâfîlerde olan huccâca çubuklar üzre olan zenbîlleri uzadup,
EÇS IX Y276b–Y277a
"Elhamdülillâh Bi's-selâme yâ huccâc. Ziyâret kabûl makbul" deyüp du‘â ve senâ ederek ihsân ricâ ederler. Y 277a Huccâc dahi,
EÇS IX Y277a
"Hamd-i Hudâ Rahmeten li'l-âlemîn efendimizin âsitânesine geldik. Bunlar anların hemcivârıdır" deyü aşk-ı Resûlullâh için bunların birin mahrûm göndermeyüp in‘âm [u] ihsân ederler.
EÇS IX Y277a
Tâ Medîne'ye dek bu beş sâ‘atlik yeri bile gidüp gûnâ-gûn fesâhat [u] belâgatle kasâyidler ve na‘t-ı Resûlullâhlar tilâvet ederek savt-ı hazîn ve Dâvûdî bülend nefesli ma‘sûmlar ba‘zı kasîdeler okur kim âdemin zehresi çâk olup şâd ferâhnâk olur. Ve ekser nisvân [ü] bintânları mevlûd-ı şerîf tilâvet ederler. Bu hâl üzre tâ Medîne-i münevvereye taht-ı revân ve mahâfîler yanı sıra gidüp ayrılmazlar.
EÇS IX Y277a
Sitâyiş-i asâkir-i Serdâr Sarı Hüseyin Paşa: Ve bu mahâlden Hüseyin Paşa asker-i deryâ-misâlin gök demire müstağrak eyleyüp yine emîrü'l-hac ileride çarhacı ba‘dehu şâm ceyşi ba‘dehu Paşa askeri zer-ender-zere müstağrak olup bir alay-ı Muhammedî olup şehr-i Medîne-i münevvereye Koca Sarı Arslan Hüseyin Paşa eyle girmişdir kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Zîrâ Medîne-i münevvereye fâtih-i Yemen Sinân Paşa ve Rıdvân Paşa ve Tavâşî Süleymân Paşa'dan beri böyle bir müzeyyen ü müretteb ve müsellah güzîde asker girmemişdir. Bu askerin istikbâline cemî‘i ehl-i Medîne'nin a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ vü sulehâsı ve e’imme vü hutebâsı ve meşâyih-i sâdâtları ve pîr [ü] cüvân ve ganî ü fakîri istikbâle çıkup tarîk-ı âmmın iki cânibine pâyendâzlar edüp her esnâf metâ‘ın paşanın yoluna hâzır edüp niçe yüz ganem semîn kepişler kurbân olundu.
EÇS IX Y277a
Ve cemî‘i şâhrâhın iki cânibi kat-ender-kat âdem deryâsı olup cemî‘i hânedânların revzenlerinden ve sakf [u] sütûhları üzre şîb ü zerbefe müstağrak nisvân tâ’ifeleri paşayı görünce bir ağızdan zılkıt sadâsı evc-i âsumâna peyveste oldu.
EÇS IX Y277a
Paşa dahi tuğ u bayrağı ve yedekleri ile güzer edüp semmûr kabaniçse üzre tîrkeş kuşanup ser-i sa‘âdetlerinde selîmî destâr ile ve şâtırları zer-ender-zere müstağrak olup incü düğme kantûralar ve serlerinde altun tâslar üzre otağalar ve mataracı ve tüfengciyânlar dahi sürh levn çukalar ile mülebbes olup zerdûs keçeler ve ellerinde mücevher tüfengler ve bellerinde murassa‘ şemşîrler ve mataracıbaşı destinde bir gûne mücevher ve murassa‘ matara var idi kim hakîr anı bir vüzerâda görmedim.
EÇS IX Y277a–Y277b
Ve yüz nefer iç ağaları küheylân arabî atlarla her biri biner guruş değer küheylân atlar altışar pâre müzehheb yancık ile ve bahrî hotaz ile her bir ağalar dahi gök demire müstağrak olup Bağdâdî sırıklar ile silâhdâr ve çukadâr çârkâb tîrkeş ve şalvar ve serlerinde zerdûz keçe-i sürhgûn ile paşaya kafâdârlık ederek ubûr ederek dahi ardı sıra sancak ve bayrağ ardında sekizer kat mehterhâneyi güm güm tabl-ı Muhammedî döğerek ravza-i Muhammedî cenbinde otağ-ı Y 277b âsaf-ı şehriyârîde karâr[dâ]de olup ehl-i Medîne âlem-i hayretde kaldılar. Zîrâ ehl-i Medîne ömr-i azîzlerinde böyle bir vezîr-i garrâ görmemişler idi.
EÇS IX Y277b
Paşa hazretleri serâperdesinde karârdâde oldukda Medîne-i münevvere kal‘asının burc [u] bârûlarından yetmiş seksen pâre topa âteş edüp sahrâ-yı Medîne güm güm ötdü. Ve Hüseyin Paşa hazretleri bu alayı tertîb etdikleri mahalde kıble cânibinde Medîne-i münevvere nümâyân oldu. Ve cânib-i şimâlde cebel-i Uhud zâhir oldu. Bir ahmerü'l-levn bî-hâsıl kûh-ı bâlâdır. Mahallinde tavsîf olunur. Bu mahalden paşa alay ile Medîne'ye gidüp ba‘dehu hakîr alaydan bize efdal olan ziyâretgâhdır, deyü bir memlûk ve bir delîl alup dâbbelerimize süvâr olup,
EÇS IX Y277b
Medîne-i münevvere hâricinde olan ziyâretleri beyânındadır