EÇS IX Y277b
Evvelâ bu şâm yoluyla Medîne'ye giderken yolun sağ tarafında,
EÇS IX Y277b
Hadîka-i Hazret-i Osmân radiya'llâhu [anh]: âb-ı hayât kuyuları ve eşcâr-ı müsmirâtları ve sâ’ir mahsûlâtı mütekâsir bir bâğdır. Bu mahal yine Medîne-i münevverenin bâğlarına müşâdır. Ve Hazret-i Osmân bâğı kurbunda,
EÇS IX Y277b
Câmi‘-i Kıbleteyn bir câmi‘de iki mihrâbdır. Biri hâlâ kıblemiz olan Mekke-i mükerremeye nâzırdır. Biri garb cânibine Kudüs-i şerîfe nâzırdır. Zîrâ Kudüs-i şerîf hakkında âye[t]:
EÇS IX Y277b
Kıble-i kadîm oldur. Ammâ bu Kıbleteyn câmi‘inde Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ hicretin on dördüncü senesinde ibâdet ederken bu câmi‘-i Kıbleteyn içre Hazret-i Cibrîl-i Emîn Cenâb-ı Kibriyâ tarafından nâzil olup bu âyet-i şerîfi getirdi. Âye[t]:
EÇS IX Y277b
âyet-i şerîfi nâzil olup bu câmi‘ içre kıble garb cânibine müteveccih Kudüs-i şerîfe iken Hazret-i Risâlet-penâh ol sâ‘at müceddeden bir kıble dahi binâ etdirüp kıble emr-i Hak ile Mekke-i mükerremeye velî olunup ilâ hâze'l-ân ve inkırâzu'd-devrân kıble-i Muhammedî Mekke-i mükerremeye olmağile Kıbleteyn câmi‘inde iki mihrâb olmağile Kıbleteyn derler. Hazret-i Risâlet-penâh Muhâcirîn [u] Ensârlarına dâ’imâ bunda imâmet ve va‘z u nasîhat ederdi.
EÇS IX Y277b
Her kim bunda rek‘ateyn namâz kılarsa bilâ-hisâb ve lâ-azâb ehl-i cennet olacağına şübhe yokdur. Zîrâ Aşere-i Mübeşşere ibtidâ kıble velî olunup vakt-i zuhur edâ olanda cemâ‘at bulunduklarından Aşere-i Mübeşşere'ye ehl-i cennetlersiz, deyü tebşîr etdiler. Ey imdi Hudâ kâdirdir. Bunda dahi bir kerre ibâdet edeni mahrûm komayup, Cennet'ine koya. Âmîn. Bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn.
EÇS IX Y277b
Ve Hazret-i Risâlet-penâhın bizzât kendüleri yigirmi sekiz gazâ etmişlerdir. Tokuzunda küffâr ile kendüler şecî‘âne yaka yakaya ceng etdikleri gazânın üçüncüsü bu Kıbleteyn kurbunda gazâ-yı Handak'dır. Hâlâ münkirînin ihdâs edüp mahsûr oldukları handaklar zâhir ü bâhirdir.
EÇS IX Y277b–Y278a
Ve bu mahalde dörd mescid dahi vardır. Hazret-i Risâlet Y 278a Hicret etdikden sonra yetmiş bin Sahâbe-i kirâmın çoğu bu mahallerdeki hadîka-hânelerinde meks edüp mesâcidler inşâ etmişlerdir. Ol mescidlerin biri mescid-i Selmân-ı Fâris minâresiz ve mescid-i Hazret-i Osmân minâresizdir ve mescid-i Hazret-i Alî minâresiz, küçük mesâcidlerdir. Ammâ cemâ‘atleri azdır, zîrâ Medîne bâğlarının içinde kalmışlar, ol ecilden cemâ‘atleri azdır.
EÇS IX Y278a
Ve bu mesâcidlerin cenûbunda bâğlar içinde bir münevver cebel-i sağîre vardır. Ana Cebel-i (---) derler. Hazret-i Risâlet ol kûh üzre çıkup dâ’imâ anda ibâdet edermiş.
EÇS IX Y278a
Makâm-ı Hazret-i Resûl: Bir küçük mihrâbdır. Mübârek re’s-i şerîfleri (---) (---) te’sîr etmişdir. Ehl-i züvvâr ol mahalle yüz sürerler. Ve bu cebel içün Hazret-i P 116b Risâlet-penâh,
EÇS IX Y278a
"Ben bu cebele (---) (---) beni sever ben dahi anı severim" deyüp bu dağ içün du‘â etmişdir. Hakkâ ki nûr-ı mahz bir dağ-ı ibret-nümâdır. (---) (---) karîb,
EÇS IX Y278a
Cebel-i ‘Ayr: Bir küçük kara kayalı dağdır. Cebelü'l-‘Ayr ya‘nî Cehennem dağı demekdir. şarkdan garba tûlânîce bir zift ve katrân elvân dağ-ı süflîdir. Zamân-ı cehâletde Q 115b ibrîlerin meşâdları bunda imiş. Cânib-i erba‘asında bâğ u bâğçeler vardır ammâ bî-hâsıl zemîn-i şûre olmağile meyvesi firâvân olmaz. Hazret bu cebelden şikâyet edüp,
EÇS IX Y278a
"Bu cebel bana söğüp beni sevmez. Ben dahi anı sevmem" buyurmuşlardır. Efvâh-ı ulemâda tevâtür ile meşhûrdur. Ammâ hakîr yerin görmedim. Belki bir hadîs-i sahîh ola, zîrâ bu rivâyât-ı sahîhayı Sükkerîzâde hazretinden istimâ‘ımız olmuşdur. Bu cebel anıniçün kara, nûrsuz bir muzlim dağdır.
EÇS IX Y278a
Bu mahal bâğları içre niçe bâğ-ı iremler ve besâtîn ü hadîkalar ve âb-ı hayât bi’r-i azîmleri birer kulaç ve ikişer kulaç yakındır.
EÇS IX Y278a
Ba‘zı zamân ol kadar leb-ber-leb olurmuş kim her kuyudan el ile su alınup habl ile çekmeğe ihtiyâc olmazmış. Limon ve turunc ve kebbât ve sâ’ir şükûfe ifrât üzredir. Râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğı mu‘attar olur.
EÇS IX Y278a
Ve yine bir cebel dahi vardır. Medîne-i münevvereye havâle Cebel-i (---) derler, bir alçak kara kayalıca dağcuğazdır. şehrin cümle ehl-i ırz hurme havâtinleri huccâc-ı müslimîn ve asâkir-i muvahhidîn alayın bu cebelden temâşâ ederler. Râh-ı Medîne üzre olup bu cebel varoş evleri içinde vâki‘ olmuşdur.
EÇS IX Y278a
Bu hakîr anı dahi seyr [ü] temâşâ edüp bu Medîne varoşunda doğru (---) hammâmına varup anda pâk kîse ve sâbûn sürünüp gusl edüp ba‘dehu haymeme gelüp cümle siyâb-ı râh çıkarup bism-i İlâh ile ihrâma girüp pâ-bürehne ve ser-bürehne olup dünyâ alâyıkından müberrâ bir gül-i ra‘nâ abdâl oldum.
EÇS IX Y278a
Hemân ol ân haymeden taşra olup Medîne-i münevvere kal‘asının Bâb-ı Mısır'dan içeri girdikde bu âyet-i şerîfi okuya:
EÇS IX Y278a–Y278b
deyüp doğru âsitâne-i Y 278b Hazret-i Resûl-i Hudâ ve Muhammed Mustafâ ol rahmeten lil-âlemîn câmi‘-i şerîfinin Bâb-ı Selâm'dan bu hakîr duhûl etdükde sâ’ir uşşâkları gibi ayak üzre gitmeyüp balık gibi bu âsî yüzümü hâk-i izzetine süre süre bî-dest ü bî-pâ sürüne sürüne giderdim.
EÇS IX Y278b
Hamd-i Hudâ yine benî âdemde merhamet var imiş. Darb-ı meseldir kim yerde yatan yüzü kimse basmaz, derler. Gerçek imiş, kırk elli bin huccâcın izdihâmı içre tâ şebeke-i Resûlullâh'da huzûr-ı müvâcehe-i Resûlullâh'a varup âsitâne-i hâssasın bûs edüp ba‘dehu ber-zânû olup andan ber-kıyâm durup âdâb-ı huşû‘ ile,
EÇS IX Y278b
"Es-selâmü aleyke yâ Resûlallâh" deyüp şefâ‘atlerin ricâ eyleyüp mest [ü] medhûş ve vâlih bî-hûş olmuşum.
EÇS IX Y278b
Ba‘de zamânın aklım başıma gelüp ihlâs-ı şerîfde kalmış bir hatm-i şerîfi tamâm edüp yine gerü gerü âdâb üzre gidüp inşâ’allâh ale't-tertîb ne gûne ziyâret olunur mahallinde beyân olunur.
EÇS IX Y278b
Andan yine haymemize gelüp cüz’î ta‘âm tenâvül edüp alay çavuşları "iki gün iki gece oturakdır" deyü nidâ eylediler.
EÇS IX Y278b
Ba‘dehu dîvân-ı vezîr-i âlî-şân olup sekiz kat mehterhâneler çalınup ba‘de'l-ferâğ cemî‘i a‘yân-ı vilâyet paşaya gelüp buluşduklarında kahve ve şerbet ve gülâb buhûrdan sonra yol üzre dutulan kuttâ‘u't-tarîkleri ve Urbân-ı rehzenleri cümlesin zencîr ile meydân-ı siyâsete getirüp,
EÇS IX Y278b
"Âsitâne-i Resûlullâh'da katl-i nefs olmasın. Bunları dizdâra teslîm edelim. Tîz dizdârı çağırın" deyü fermân edüp dizdâra haber gitmede.
EÇS IX Y278b
Ba‘dehu a‘yân-ı vilâyetden ulemâ ve sulehâ ve mücâvirînden niçe muhteşem âdemler gelüp bu mücrim âdemleri ricâ etdiler. Paşa dahi,
EÇS IX Y278b
"Ben anlar nice afv olunacağın bilirim. Bire şu dizdâra kim gitdi?" deyince bu âdemlerin içinden bir muhteşem semmûr kürklü yeniçeri kıyâfetli bir âdem,
EÇS IX Y278b
"Buyurun sultânım! Dizdâr ağa hazretleri biziz" dedi. Paşa dahi:
EÇS IX Y278b
"Hay sultânım, siz misiz?" deyü ayağa kalkup ta‘zîm eyledi. Hemân ki gördüm paşanın yanakları kızardı ve rîş-i şevâribi diken diken oldu.
EÇS IX Y278b
"Ya bire mel‘ûn! Benim kapucular kethudâm ve bölükbaşılarım yok mudur ki anlara buluşup anlar dahi bana i‘lâm edeler? Sen pâdişâh kulu olasın, sâ’ir mücâvirîn gibi yârâncasına gelüp bî-pervâ oturasın. Ben dizdâr deyü feryâd ederim, sen bunda durasın. Bu sakalı kande ağardın? Kaldır şu kâfiri. Bu Arab kâfirleri ile kulleye urun" deyü dizdârı mataracıbaşıya teslîm edüp kulleye haps edüp kethudâsın dizdâr eyledi.
EÇS IX Y278b
Hakîr bu temâşâyı edüp haymemden silâhım kemerime kuşanup ziyâretden ziyârete gidüp cümle şehri ve kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp,
EÇS IX Y278b–Y279a
Evsâf-ı şehr-i Yesrib nevverahâ'llâhu ta‘âlâ bi-envârı rahmetih bi-hurmeti Muhammedin aleyhi's-selâm ve ıtretihi ya‘nî Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i Medîne-i münevvere Hafizakallâhu ta‘âlâ ilâ inkırâzı'd-devrân âmîn yâ Mu‘în Y 279a
EÇS IX Y279a
Zamân-ı cehâletde Yesrib nâmıyla bir belîdecik idi. Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh Mekke-i mükerremede İskender-i Kübrâ'nın vefâtı târîhinden sene 882'de mâh-ı Rebî‘ü'l-evvel'in on ikinci gece isneyn gecesi Emîne Hâtûn rahminden müştakk olup sa‘âdetle edîm-i arza kadem basup âlemi münevver kıldıkda mâh-ı Nisanın yigirmisi idi. Kırk yaşında kâmil olup nübüvvet geldi. Nübüvvetden sonra mi‘râcları Mekke'de vâki‘ olup sinn-i sâlleri elli bir yaşında ve tokuz aylık iken Mekke münkirleri ile bilâhire geçinmek mümkin olmayup emr-i Rabb-i Celâl ile Mekke'den Medîne'ye hicret etdi. Hâlâ cemî‘i Tevârîh-i Âl-i Osmân ve Tevârîh-i Urbân Hicret-i Nebeviyye'den tahrîr ederler. Ammâ Yûnâniyân İskender'den zabt ederler. Yahûdâ Âdem-i Sânî Nûh'dan tahrîr ederler. Kabâbıta Hazret-i İdrîs'den terkîm eder. Hâlâ bu zikr olunan ecnâsın târîhleri böyle mazbût u merbûtdur.
EÇS IX Y279a
Netîce-i kelâm Hazret-i Risâlet Medîne'ye hicret edüp Sahâbe-i kirâmın Muhâcirîn [ve] Ensâr ile Medîne-i münevvere ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân oldu kim iki kerre yüz bin âdem var idi, derler.
EÇS IX Y279a
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Hazret-i Risâlet-penâh'ın kabr-i şerîflerine (---) kâfirleri vaz‘-ı yed edecek mahalde Nûreddîn eş-şehîd ibn Ak Sunkur el-Bersakî halîfe-i şâm iken şâm'dan ılgar ile tokuz günde yetişüp düşman elinden hazretin cesed-i şerîfin halâs etdüği mahallinde tahrîr olunur.