EÇS IX Y284b
Biri dahi yerinden sıçrayup Nûreddîn üzre bir tüfeng atdı. Hamd-i Hudâ biri de isâbet etmeyüp bunları cellâd-ı felek ele alup vücûdlarını elek elek edüp bir bir söyledirler:
EÇS IX Y284b
"Vallâhi bizim taşrada on aded refîklerimiz vardır. Bu şehir içre zebbâl sûretinde hımârlar ile hidmet eder şeklinde haftada bir iki kerre bize gelüp toprak taşırlardı. Ve ba‘zı mahalde tobralar ile biz de taşırdık" deyince tîz ol on aded zebbâli dahi hımârları ile getirüp anlara dahi işkence edüp bülbül-i gûyâ gibi bir bir mâhiyyât-i hâl-i pürmelâllerin söylediler. Ammâ hücreleri içre lağım yolların bulamadılar.
EÇS IX Y284b
Âhir mel‘ûnın biri "Âteş yakup ta‘âm bişirdiğimiz taşın altındadır. Ol taş tuç tekerlekler üzredir. Ol taşı beri çekin, lağım yolu zâhir olur" deyü ta‘lîm edince hakîkatü'l-hâl ocakda âteşleri yanup tancereler üzre ta‘âmları tabh olunmada.
EÇS IX Y284b–Y285a
Derhâl cümle ehl-i Medîne huzûrunda ocak taşın meydân-ı mahabbete çekince azamet-i Hudâ bir gâr yolu gibi bir lağım râhı zâhir olup şem‘ler yakup, bizzât Nûreddîn-i şehîd bükâ ederek bu lağıma girüp Y 285a "Eş hâl yâ Resûlallâh" diyerek kâmil yüz adım kabr-i şerîfe doğru giderler. Vücûd-ı Resûlullâh'a ancak bir adım yer kalmış. Bu hâl üzre keşfidüp cümle taşra çıkarlar ve mel‘ûnları be-dürüstî işkenceye çeküp söyledirler. Ser-i kârlarında olan mel‘ûn eydir:
EÇS IX Y285a
"Vallâhi biz İşpanya râhiblerindeniz. Cümlemiz dîn-i Muhammed zuhûr edeli huzûrumuz gidüp millet-i Mesîhiyye pâymâl oldu. Husûsâ bu Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik asrında cemî‘i cezîrelerimiz ve berren ve bahren vilâyet-i azîmelerimiz husûsâ ma‘bed-i kadîmimiz olan Kudüs-i şerîf ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus ve Fes ve Merânkûş ve Tilimsân ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice intikâm alsak, deyü meşveret edüp âhir dînimiz ulusu Papa mel‘ûnun re’y-i nâ-tedbîri ile,
EÇS IX Y285a
‘Gelün Arab kavmi bir ahmak kavimdir. Medîne'den Muhammedlerini uğurlayalım. İşpanya'ya götürüp eski papalarımız yanında defn edelim. Ba‘dehu ellerinde olan Mısır'ı ve şâm'ı, Irâk'ı ve'l-hâsıl mâ-tekaddemden berü milk-i mevrûsumuz olan bilâd-ı azîmelerimiz ve sevâd-ı mu‘azzamlarımız ve sevâhil-i deryâda olan bender iskelelerimiz taleb edelim. Husûsâ hasretü'l-mülûkümüz olan Kudüs-i şerîfi alalım, cânib-i erba‘asına sâfî tuc ve demirden bir hisâr edelim. Ba‘dehu cümle hıristiyan anda göçelim. Arab yine çölde kalsın. İşte tedârük budur, yohsa biz Arab ile başa çıkamazız. Hemân Muhammedlerin uğurladalım’ dediler.
EÇS IX Y285a
Mâbeynimizden bir kaç ruhbân, ‘Muhammed ol Muhammed'dir kim anadan doğunca cümle kıblelerimiz yıkıldı ve âteşgedeler söndü ve Tâk-ı Kisrâ ve Ayasofya ve bu İşpanya deyri yıkıldı. İşte başınız ucundadır. Bin kerre yapdık. Mümkin olup binâ tutmadı. Ve selef ruhbânlarımızdan tevârîhimizde mastûr olan Papa Mîkâ’îl ve Papa Angeli ve Papa Mîhâ'il ve Papa Aya Yorgi cümle on iki ruhbân Dobra Venedik'in Latin ruhbânlarından on iki dahi Mekke'ye varup Muhammed'e buluşdular ve elin öpüp görüşdüler ve harâc-ı ruhbân afv olunması içün ahidnâmeler alup barışdılar. Ol zamân Muhammed'in âlem-i sabâveti imiş vücûdunun gölgesi yere düşmezmiş ve ne cânibe gitse vücûdu üzre bir pâre bulut bile gezermiş, deyü eski papalarımız Muhammed'i görüp böyle yazmışlar. Ey imdi bu evsâf ile muttasıf olan Muhammed'in kabri hâfızı Allâh'dır. Ve Arabın kitâbında yazar kim Dürüst Muhammedî olan çürümez, meyyiti tâze durur, derler. Ey imdi ümmeti çürümeyen Muhammed'in kendi vücûdu çürür mü’ deyü bir kaç papaslarımız bu bizim bu Medîne'ye gelmemizi men‘ etmek istediklerinden cümle papaslarımız bu men‘ edem diyen on iki papasa hitâb etdiler kim
EÇS IX Y285a–Y285b
‘Besbelli siz Muhammedîlersiz ve sizin bu sözlerinizden anlanan oldur kim mezhebinizde Arab râyihası vardır' deyü on ikisin Y 285b dahi katl etdiler. Ve ol P 119b gece anların üzerlerine nûr yağdı. Cümle İşpanya kavmi bu nûrullâhı alâ-mele’i'n-nâs gördüler ammâ bu re’y-i bâtıllarına musırr olup, bize bu kadar mâl-ı hazîne verüp Papa mel‘ûnun beddu‘âsıyla başımız tobraya koyup üç yıldır bu işgâle mukayyed iken bir ay vardır Papanın bir mektûbları geldi.
EÇS IX Y285b
‘Gâfil olman. Üzerinize bir asker varır. Ammâ zarar etmeyüp işinize mukayyed olasız. Ne vechile olursa olsun eğer Muhammed'in nâşesin İşpanya'ya getirirseniz defn edüp işpanyayı Ka‘be ederiz ve her sene yetmiş seksen bin Arab ve Etrâk gelirse yüzer altun harâc alup ziyâret etdiririz. Ve sizleri türbedâr edüp Arab başına onar altun alıveririz’ deyü bu mektûblar geldi" deyü kâğıdları Nûreddîn eş-şehîd huzûrunda ibrâz etdiler.
EÇS IX Y285b
"Ve andan sonra biz dahi ziyâde takayyüd etmeğe var makdûrumuz sarf edüp koynumuzda cüzdânlarla türâb taşımağa başladık. Ba‘dehu Papanın mektûblarında ol cânibe bir asker varır, deyü tahrîrlerinden bir nakş alup bir remil etdik. Bize havf u hatar menzili göründü ve bizi vakt-i sabâh kayd-bend etdiniz. Merrîh hükmüdür. Merrîhin hükmü kandır. Bu mahalleri def‘ etmeğiyçün sâhib-i firâş olduk. Bilâhire huzûruna câmehâb ile gelüp anda dahi halâs olamayup cenâbınıza kasd etdik, yine halâs olmadık. Eğer dîn-i Muhammed'e girirsem beni âzâd edin" deyü ricâ eyleyüp cemî‘i sergüzeşt [ü] serencâmların min-evvelihi ve âhirihi nakl ederler. Hemân koca Nûreddîn eydir:
EÇS IX Y285b
"Hazret-i Allâh senin dîne gelmene mi muhtâcdır? Ancak sizi ne eşedd-i ukûbet ile katl edem kim ibret-i âlem ola?" Ba‘zılar,
EÇS IX Y285b
"Sultânım! Bu mel‘ûnları ihrâk bi'n-nâr edin" derler. Nûreddîn eydir:
EÇS IX Y285b
"Yok. Âteş ile azâb Cenâb-ı Bârî'ye mahsûsdur." (---) (---) (---)
EÇS IX Y285b
Eşedd-i azab-ı elîm ile her gün birin katl edüp ibret-i âlem eder. Lâşe-i murdârların zikri sebkat eden (---) (---) (---) Cebelü'l-‘Ayr ya‘nî Cehennem dağıdır. Ba‘de Hicreti'n-nebeviyye bu Medîne-i münevvereye küffâr kademi basmamışdır. Ammâ (---) (---) (---) Hamd-i Hudâ mu‘cize-i Resûlullâh ile girîbânların ele verüp katl olundular. İlâ-hâze'l-ân Mekke ve Medîne-i münevvereye'ye (---) (---) (---)millet-i Mesîhiyye ve Mûseviyyeden milel-i muhtelifesi yokdur. Hattâ hakîr şâm-ı Q 118b şerîfde iken bir yârânımız İslâmbol'dan bir mûğpîçe huddâm ile şâm'a gelüp hacca gitdi. Medîne-i münevvereye vardığı sâ‘at gulâmı bilüp pâre pâre etdiler. Ol kimesneyi dahi gâyib etdiler. Bu dahi mu‘cize-i Resûlullâhdır kim karîbü'l-ahd olmağile ma‘lûmumuzdur.
EÇS IX Y285b
Ve hâlâ ehl-i Mekke destinde la‘net-nâme-i Nûreddîn vardır kim "Cemî‘i tüccârın metâ‘ın açup bakalar. Ve birbirine mütekeffil âdemler koyalar" deyü ellerinde cemî‘i bevvâbların la‘net-nâme ve tenbîh-nâmeleri vardır.
EÇS IX Y285b–Y286a
Der beyân-ı mübaşeret-i binâ-yı Ravza-i Mutahhara-i Fahr-i dü- Y 286a -âlem Seyyid-i kâ’inât ve Mefhar-i mevcûdât be-dest-i imârât-i Nûreddîn Sultân eş-şehîd
EÇS IX Y286a
Ba‘dehu Hazret-i Nûreddîn-i şehîd şâm'dan getürdüğü üstâd bennâları Mekke-i mükerremeden cümle ehl-i fennâları cem‘ edüp Mekke ve Medîne'den ve şâm u Haleb'den niçe bin kantâr nühâs ve kalây ve rusâs getirüp ve niçe bin kantâr ve katar hadîd ve gayri mühimmât-ı cedîd getirdüp mukaddemâ Çâryâr-ı Güzîn'in inşâ etdüği kubbe-i Resûl'ü münhedim edüp bir musattah zemîn kaldıkda bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın defn olunduğu hâk-i amber pâkin tûlen ve arzen yigirmişer zirâ‘-ı mekkî alıkoyup cânib-i erba‘asından handaklar kazmağa başlar. Zîrâ bu yigirmi zirâ‘ kalın pâk türâb içinde Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Fâtıma dahi medfûndur.
EÇS IX Y286a
Andan mâ‘adâsına üstâd fa‘‘âller şeb [u] rûz bir handak kazdılar kim tâ ka‘r-ı zemîne nüzûl edüp mâ-i zülâl zâhir olup yalçın kayalar dahi nümâyân oldu.
EÇS IX Y286a
Hâsıl-ı kelâm yigirmi zirâ‘-ı mekkî amîk ve on zirâ‘ arîz bir hafr-i azîm oldu. Andan cemî‘i üstâd mühendisler ile meşveret edüp,
EÇS IX Y286a
"İhtimâldir, düşmen bu hâk-i amber-âsânın ka‘rından nakb edüp penâhımızın ka‘rından gireler, ana bir ilâc" deyüp bu hafr içre hazretin defn olunduğu çâr-kûşe kalın türâbı üskündürelere ve pâyendelere alup cânib-i erba‘asın ıskaralara alup bu türâb-ı mübârekenin tâ suya berâberinden kazup cümle tîn [ü] türâbların taşra atup altına desdekler koya koya lağım yerin tathîr edüp Hazret-i Peygamber'in defn olunduğu ol hâk-i müşk-i amber-i hâm sandûka-vâr bir mu‘allak şey oldu.
EÇS IX Y286a
Ba‘dehu cemî‘i üstâdlar cem‘ olup ibtidâ su içre rıhtım ıskaralar edüp Horasân kireç ile mebnî bir havz-ı azîm etdiler. Ba‘dehu ol havz içre niçe bin kantâr nühâs ve kalay ve rusâsı âteş-i azîm ile kal edüp bu havz içre tucu akıdup cümle rûy-i arza çıkınca ol havuz, yekpâre tuc ile leb-ber-leb olup Hazret-i Risâlet-penâh refîkleri ile gûyâ bir tuc kal‘a içinde kaldı. Anıniçün hâlâ Urbân-ı fassâh mâbeyninde Hazret-i Risâlet'e yâ sâhibe'n-nühâs ve ba‘zılar yâ molla'n-nühâs derler. Hâlâ bu yekpâre pûlâd-ı Nahcivânî içre Hazret-i Habîb-i Hudâ âsûdedirler. Üzerlerin dahi pâre pâre kilim cirminde tuçlar ile pûşîde edüp dahi üstüne kurşum akıtdı.
EÇS IX Y286a
Netîce-i kelâm Hazret-i Risâlet'in şeş ciheti tuc olup rûyden bir sandûka içinde âsûdedirler.
EÇS IX Y286a–Y286b
Bundan mâ‘adâ tâ Hazret-i Osmân binâ etdüği dîvâr dibinden tâ Erbâb-ı Soffa soffasına andan Bâb-ı Cibrîl'den taşra, andan câmi‘ içre, bu zikr olunan mahallerden ihtiyâten birer kat handak dahi kazup niçe kerre yüz bin kantâr âdem beli kalınlığı demir kafesler ve kârgîr metîn binâlar Y 286b ile inşâ edüp kat-ender-kat sedd-i İskender olup kabr-i şerîfleri üzre dahi tekrâr demir kafesler inşâ olunup kubbe-i âlîlerin binâ etmişlerdir kim mahall-i münâsebetiyle evsâfın tahrîr ederiz. Ve Nûreddîn-i şehîd Sultân bu binâ-yı azîme himmet edüp şehr-i Medîneyi ibtidâ kal‘a içine anlar alduğun Arab tevârîhlerinde tafsîl üzre tahrîr etmişlerdir. Ammâ bizim murâd [u] maksûd [u] merâmımız olan,
EÇS IX Y286b
Hazret-i Risâlet-penâhın Ravza-i Mutahharası ne eşkâlde ve ne cirmde ve ne hey’etde ve ne ziynetdedir ve nice âdâb üzre ziyâret olunur anı beyân eder
EÇS IX Y286b
Evvelâ Nûreddîn-i şehîd asrında Hazret-i Risâlet-penâh'ın vücûd-ı şerîfine kasd edenler içün ba‘zı tevârîhde Râfızîlere isnâd ederler. Ammâ hilâfdır, İşpanya keferesi fi‘lidir, zîrâ dîn düşmanlarıdır. Hattâ bu hakîr şâm-ı şerîfde iken emr-i pâdişâhî ile Nûreddîn eş-şehîd evkâfının mütevellîsi oldukda yedi aded mücelled evkâf-name-i Nûreddîn'de aslı ile mastûrdur. Ve ne kadar binâ ve ne kadar mühimmât gidüp kal‘a ve bu kubbe-i âlî kâmil yedi senede itmâm bulduğu mastûrdur.
EÇS IX Y286b
Evvelâ kubbe-i pür-envâr-ı Hazret-i Risâlet-penâh'ın câmi‘-i şerîfinin cânib-i şarkîsinde Bâb-ı Cibrîl dîvârı ile kabr-i pür-envârı şebekesi mâbeyni ancak iki âdem eni bir yoldur. Ammâ yine câmi‘ içidir, ve's-selâm.
EÇS IX Y286b
Sitâyiş-i kubbe-i kabr-i Hazret-i Seyyidü'l-kevneyn ve's-sakaleyn: Bu kubbe-i pür-envârın enderûn [u] bîrûnu etrâfında on tokuz amelî pâye-i azîmeler üzre evc-i âsumâna ser çekmiş kubbe-i P 120a nîlgûndur kim kaddi elli arşın âlîdir. Ve gâyet musanna‘ kurşum örtülüdür. Ve iki âdem kaddi altun alemi Sultân Süleymân Hân'ın hayrâtıdır kim bir fersah yerden nümâyândır. şa‘şa‘asından merdümek-i çeşm merdüm-i dîdeleri hîrelenir, zîrâ nûrun alâ-nûrdur.
EÇS IX Y286b
Ve bu kubbe-i şerîfin cânib-i erba‘asındaki on tokuz tâkların mâbeynleri dâ’iren-mâdâr âdem parmağı sığmaz musanna‘ demir kafes şebekeleridir kim üstâd-ı âhenkâr-ı hurdekâr eyle san‘at sarf etmişdir kim gûyâ kâr-ı Hazret-i Dâvûd'dur. Her tarafında hurde hadîdden lâle ve sünbül ü reyhân ve gül [ü] erguvân tasvîr etmişdir. Ancak râyihasın edememiş. Ammâ bunda olan râyiha-i tayyibe râyiha-i Resûlullâh'dır kim şemm eden uşşâkın demâğı mu‘attar olur.
EÇS IX Y286b
Ve Hazret-i Risâlet-penâh'ın ser-i sa‘âdetleri tarafındaki şebekede gümüş kilidli yine şebeke kapu üzre hurde hadîd ile üstâd-ı âhen bir Karahisârî hattı tarzı bir celî hatt ile,
EÇS IX Y286b
"Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh" tahrîr etmişdir, gûyâ hatt-ı Hazret-i Osmân'dır. Ve,
EÇS IX Y286b
"Ammera hâze'l-şebeke eyyâmı Mevlânâ es-Sultân Kaytbay" tahrîr olunmuşdur. Bu dahi yine hurde hadîd ile muharrerdir.
EÇS IX Y286b
Ve bu şebekeler beş âdem kaddi bâlâdır. Andan yukaru hûş [u] tuyûr serâperde-i Resûlullâh'a duhûl etmesinler deyü tâ tâk-ı müntehâlara çıkınca kalın tel kafesdir.
EÇS IX Y286b–Y287a
Ve Hazret-i Y 287a Fâtıma âsitânesi dahi Hazret-i Peygamber kafeslerinin şimâline muttasıl yine böyle şebekelerdir. Ammâ yine Hazret-i Risâlet'in kubbesi saçağı altındadır.
EÇS IX Y287a
Ve bu şebekelerin ferşi hâlîçeler ile döşeli değildir. Cümle kuş gözü hurde taş-ı zî-kıymet ile Hind püsûs-kârîsi gibi döşelidir, ve's-selâm.
EÇS IX Y287a
Bu mahalde kubbe-i pür-envârın evsâfı dahi tamâm olup şurût [u] kuyûtuyla ne gûne ziyâret olunmasın beyân eder
EÇS IX Y287a
Evsâf-ı ziyâret-i Ravza-i Mutahhara ya‘nî Seyyidü'l-kevneyn ve Resûlü's-sakaleyn ve Nebiyyü'l-Haremeyn ve imâmü'l-Kıbleteyn ve Ceddü's-Sıbteyn ve şefî‘u men fi'd-dâreyn: Ol zât-ı pâkin na‘t-ı şerîfidir kim şânında Cenâb-ı Bârî hadîs-i kudsî ile Arapça nâzil olmuşdur kim bir tâlibân-ı tarîk-ı îkân ve şâribân-ı rahîk-ı irfân ye‘ûbü'l-vâsılîn ve matlûbü'l-kâmilîn hurşîd-i sipihr-i imâmet, Süleymân-ı serîr-i kerâmet, vâkıf-ı mi‘râc-ı lâhût, ârif-i bedayi‘-i nâsût, menbı‘-ı uyûn-ı şâhide, mecma‘-ı fünûn-ı mücâhede, mazhar-ı envâr-ı fütüvvet, masdar-ı âsâr-ı mürüvvet, Fâtiha-i kitâb-ı velâyet, hâtime-i mushaf-ı vesâyet, unvân-ı sahîfe-i inâyet, dibâce-i risâle-i hidâyet, merkez-i dâ’ire-i siyâset, kutb-ı felek (---) (---) ve çemen-i sabâhat, nemek-hân-ı melâhat, kamer-i âsumân-ı semâhat, kâdî-i mahkeme-i kazâ ve kader, sâhib-i (---) (---) (---) esmâ ve sıfât-ı ilâhî, lâyık-ı mertebe-i hilâfet ü şâhî, mansûsu bi-nassı Arapça (---) (---) (---) inticâh, âhiru enbiyâ, hâtemu asfiyâ, sâhib-i aksâm-ı menâkıb, Q 119a nâsıb-ı a‘lâm-ı menâsıb, makbûl-i bülegâ-yı (---) (---) (---) Maşrık ve Magrib ki bu evsâf-ı zât [u] sıfât ile muttasıf olan ol Resûl-i Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî'dir ki ism-i şerîfleri Muhammed nâm-ı mahmûdu kendülere alem olmuşdur. İsm-i Muhammed anlardan evvel istimâ‘ olunmamışdı. Zamân-ı cehâletde lakab-ı şerîfleri Emîn idi. Sâ’ir sıbyânlar ile lu‘b ü lehve meşgûl değiller idi. Kabâyil-i Kureyş'in a‘yân-ı kibârı i‘timâd edüp emîn derlerdi. Ba‘zılar Muhammed Emîn derlerdi.
EÇS IX Y287a
Ba‘dehu kırka bâliğ kâmil ve mükemmel oldukda Rabbü'l-izzet nübüvvet hil‘ati teşrîfine anları ıstıfâ eyleyicek lakab-ı şerîfleri Mustafâ oldu. Zamân-ı risâletlerinde velvele-ârâ ve cihan-ârâ oldukda Muhammede el-Mustafâ dediler. (---) Ahmed'dir ve (---) Mahmûd (---) bu dörd ism-i şerîf kendülere mahsûsdur ki hâssu's-hâss Muhammed bin Abdullâh bin Abdülmuttalib bin Hâşim bin Abdi Menâf bin Kusay bin Külâb bin Murre bin Ka‘b bin Lü’ey bin Gâlib bin Fihr bin Mâlik bin en-Nadr'dır. Bu cümle kabâyil-i Kureyş'dir kim yigirmi sekizinci atada Hazret-i İsmâ‘îl'e çıkar. Yigirmi tokuzuncu atada Hazret-i İbrâhîm ibn Âzer'e müntehîdir.
EÇS IX Y287a–Y287b
Hazret-i Risâlet'in pederi Abdullâh'dır. Ceddi Y 287b Abdülmuttalib'dir. Ve Abdülmuttalib'in beş oğlu var idi. Biri Hazret-i Hamza biri Hazret-i Abbâs biri Ebî Tâlib hazretsizdir, derler. Biri Hazret-i Hâşim biri Hazret-i Abdullâh'dır ki Hazret-i Risâlet'in pederidir. Hamza ve Abbâs ve Ebî Tâlib ve Hâşim Hazret'in ammileri olmuş olur. Hazret-i Alî ammizâde-i Resûl olmuş olur.
EÇS IX Y287b
Muhammed bin İshâk kavlince Hazret-i Risâlet'in vilâdeti ve bâ-sa‘âdeti Hazret-i Îsâ zamânına dek sene 600, İskender zamânından vilâdete gelince sene 882 olmuşdur. Ve Mekke-i mükerremede vücûde gelmişlerdir kim mâh-ı Rebî‘ü'l-evvel'in on ikinci gece isneyn gecesi rahm-i mâderden müştakk olduğu mâh-ı Nîsân'ın yigirmisi idi ki âlem münevver oldu. Ammâ cemî‘i kâfiristânda kıyâmet kopup Tâk-ı Kisrâları ve cümle âteşgedeleri sönüp cümle esnâmları sernigûn olup zîr [ü] zeber oldu.
EÇS IX Y287b
Ba‘zı müverrihîn eyle yazmışlar kim Hazret-i Habîb-i Hudâ vücûda geldükde babası Abdullâh merhûm olmuşdu. Anıniçün efvâh-ı nâsda Muhammed-i Yetîm derlerdi. Ammâ dedesi Abdülmuttalib hayâtda idi. İsm-i şerîflerin ol Muhammed kodu ki "El-esmâu tenzilü mine's-semâ"dır. Ve dedesi gâyet mahabbet edüp kundağıyla kucağına alup gezdirirken,