İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IX Y311a
Ol sene huccâc huzûr ile hac edemeyüp Mısır askeri Mısır'a giderken vâdî-i Nâr mahallinde Hamûde nâm şerîf akîb-i askere erüp cümle Mısırlıyı dendân-ı kılıçdan ve yalman-ı rumhden geçirüp ale'l-gafle bu kadar ibâdullâhı şehîd ederler.
EÇS IX Y311a
Bu ahvâl-i bedhâl Âsitâne-i Sa‘âdet'de sem‘-i hümâyûn-ı pâdişâhî olunca Mısır ve şâm'dan sekiz bin asker ile şâm vezîri Hüseyin Paşa'yı serdâr ta‘yîn eylediler. Ammâ bu sırra bir ferd-i âferîde vâkıf değiller idi.
EÇS IX Y311a
Ertesi ale's-sabâh üç bin Mısır askeri Hüseyin Paşa hazretlerine istikbâle çıkdılar. Ammâ tevâbi‘ât [u] levâhikâtları ile sekiz bin nefer pâk ü pâkîze güzîde asker çıkdı kim azametullâh cebe ve cevşene ve zırh u zıreh külâh ve tuğulka ve serpenâha müstağrak piyâdeleri dalyan tüfeng ile kırk yerde kûs-i Mısrîler çalınup bir velvele ve debdebe ile istikbâle çıkdılar kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
EÇS IX Y311a–Y311b
Bunlar bu tertîb üzre alem u sancağ u bayrağları dibinde âmâde dururken beri tarafdan dahi şâm askeri Y 311b mevc mevc ve fevc fevc yürüdüler.
EÇS IX Y311b
İbtidâ şâm'ın erbâb-ı tîmârı zü'l-cenâheyn gök demire müstağrak olup küheylân ve sâfinâtü'l-ciyâd neslinden Mu‘nek ve Cilfe ve Tureyfî ve Seylâvî ve Musâfaha ve Cilfidân ve Mahmûdî hussânları üzre zer-ender-zere müstağrak altı pâre yancık ve bahrî hotaz ve zerdûz dikdik ve abâyîli küheylân hayller üzre ellerinde on yedişer boğum kantâr kargı sırıklar ile gürûh gürûh ubûr edüp ardları sıra bin beş yüz tüfeng-endâz yeniçeriyân-ı şâm-ı cennet-cihân askeri dahi her pâyi biner guruş bahâ eder Arabî feresler üzre süvâr olup ubûr etdiler.
EÇS IX Y311b
Dahi ardı sıra Emîrü'l-hac Hârmûş Paşa beş yüz pür-silâh çarha askeri ile mehterhânesin çalarak ubûr etdiler. (---) (---) (---) ibtidâ bayrak Tatar askeri küheylân atlar üzre serlerinde şırpırtma ve Nogay ve Kırım huccâcı (---) (---) (---) şıdak kamçı ve tâziyâneler ile atbaşı berâber ubûr ederler. Andan iki bayrak deli ve gönüllü askeri ubûr etdiler. (---) (---) (---) ve Hüseynî Tuna geçidi kınalı atlar üzre kaplan postlu ve bebir postlu ve semmûr tâclı (---) (---) (---) yeli mehîb hey’et askerler kim herbirinin başında gûnâ-gûn çelenkler ve çıga teller ile eyle müzeyyen (---) (---) (---) Q 128b kâtigi(?) her biri küheylân atlar üzre âlât-ı silâha müstağrak enselerinde çifte küçük kafâdârları ile atbaşı berâber güzer ederler.
EÇS IX Y311b
Bunlardan sonra vâcibü'r-re‘âyâ ağavâtlar pâk ü pâkîze libâslara müstağrak olup yine küheylân atlar üzre beşer onar kafâdar köçekleri ile ubûr ederler.
EÇS IX Y311b
Bu remmâdan sonra kapucubaşılar herkes isti‘dâdına göre çifte çifte cebe ve cevşene müstağrak olmuş, kimisi semmûr postin kaplu libâs-ı P 130a fâhire ile pîşlerinde küheylân yedekler ve enselerinde onar ve on beşer köçekler ile ubûr olundukda paşa-yı esed-heybet serâperdesinden tulû‘ edüp Rüstem-i şîr-vâr seyrâna esb-i sabâ-peymâsına süvâr olup semmûr kabaniçse üzre kemerinde çarhâb tîrkeş ve seyf-i zülyezen ile serinde selîmîsin kec kılup ensesinde iki yüz gök demire müstağrak olmuş küheylân atlı iç ağaları kim her birinin atları altışar pâre yancığa müstağrak ciyâdâtlar üzre ellerinde kargı sırıklar iler güzer ederler.
EÇS IX Y311b
Paşanın ardı sıra silâhdâr ve çukadâr zerdûz kırmızı üsküfler ile ve paşanın iki cânibinde kırmızı dolama ve zerdûz keçeler ve ellerinde mücevher zî-kıymet tüfengler ile ve mataracıbaşı destinde sâfî cevâhirli matara ile ve sekiz şatır kim her birinin elvân dîbâ kontura ve bellerinde sîm kemerler ve ellerinde pûlâd-ı Nahcivânî teberler ve serlerinde altun tâslar üzre beyâz ablaklar kim tâslarının şa‘şa‘asından merdüm-i çeşm nâ-binâ olur.
EÇS IX Y311b–Y312a
Ve şatırların pîşinde sekiz re’s küheylân Y 312a yedekler kim herbiri zer ü zîvere gark olmuş cevâhir zeynli ve incü düğme abâyîli atlardır. Ve yancıkları ve bahr[î] hotasları dahi birer hussân bahâsı eder.
EÇS IX Y312a
Bu yedeklerden ileri yüğrük sancağ u bayrağ dibinde emîr-âhûr ve kapucular kethudâsı ve kapucular bölükbaşısı ve imâm ve mü’ezzinân dahi at başı berâber ubûr ederler.
EÇS IX Y312a
Bu sancağ u bayrağdan tâ paşaya gelince cümle sekbân ve sarıca bayrakları ile kat-ender-kat pür-silâh ve çatal fitîl elde seyf-i kâtı‘ belde gülbang-ı Muhammedî dilde cümlesi piyâde olup kara belâ-yı nâgehânî gibi bî-emân kavm-i cebbâr zü'l-cenâheyn-vâr paşa-yı kâmkârı ortaya alup bölükbaşıları paşanın rikâbında yürürlerdi. Paşa dahi içerden zıreh kerevke geymiş idi.
EÇS IX Y312a
Bu minvâl üzre paşa iki cânibine selâm vererek ubûr edüp ardı sıra silihdâr ve çukadâr dahi ardı sıra iki yüz aded müsellah ü müzeyyen iç ağaları andan kethudâ ve hazînedâr ve kethudâ iç ağaları sekizer kat mehterhâne faslın istimâ‘ ederek ubûr ederlerdi. Ammâ mehterhâne sadâsından Mekke ve Ebtah dağların güm güm gürlerdi.
EÇS IX Y312a
Dahi ardı sıra çaşnigîr başı bayrağile atbaşı berâber dahi ardı sıra bayrağile âhûr kethudâsı ve sarrâcân dahi pür-silâh atbaşı berâber andan sakkâlar ve akkâm u meş‘alciyân bu askerin mâbeyninde sâhib-şakâ on iki nefer alay çavuşları küheylân atların yancıklar ile bahrî hotaslar ve zîl [ü] bem ile atların zeyn edüp kendüler dahi katîfe ve atlas şalvarlar ile serlerinde serbend ve hartâvî destârlar üzre Zâl ve Sâm u Nerîmân-vâr sâm süvâr tellerin ve gûnâ-gûn otagaların başlarına zeyn kılup destlerinde gümüş çevgânları ile asker içinde, "Aş-a, dur-a, sür-e" diyerek tablbâzlara turralar urarak ve gûnâ-gûn şakâlar ederek gâh ileri ve gâh geri gidüp alay düzerek ubûr olunur.
EÇS IX Y312a
Bu askerin akîbinde paşanın ağırlığı ve hazînesi ve miftâh gulâm ve hazîne kâtibi ve vekîlü'l-harc ve taşra kilarcılar ve çavuş-engîrler dahi pür-silâh bir alay-ı azîm ile cümle hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh ubûr etdiler.
EÇS IX Y312a
Ba‘dehu bâlâda zikri sebkat eden Mısır [u] şâm askeri birbirlerine karışup el-azametüllâh iki asker-i deryâ misâlin sadâ-yı Allâh'ından Mekke dağları ra‘d-vâr gür gür gürlerdi. Mısır askeri cümleden mukaddem talî‘a-i asker olup murg-ı semender-vâr âteş-feşânlık ederek tüfeng-i bed-reng sadâsından cümle ehl-i Mekke'ye ra‘b u bîm dehşet ârız olurdu.
EÇS IX Y312a
Bu asker ile alay alay remmâ remmâ asker-i İslâm rikâb rikâba ubûr ederek (---) (---) nâm mahal bir alçak akabecikdir, ammâ tarîk-ı âmmı tathîr olunmuşdur, anı ubûr edince a‘yân-ı Mekke ve cümle şürefâlar ve bizzât şerîf Sa‘d alayları ile nümâyân oldu. Ammâ gûyâ cemapur askeridir, yalın ayak, başı kabak, piyâde huddâmları ile tarîk-ı âmmın sağ cânibinde selâma âmâde durup ale't-tertîb dizildiler.
EÇS IX Y312a–Y312b
Cümle a‘yân-ı Mekke Y 312b küheylân kısraklar üzre ellerinde cıdaları ile cümlesi beyâz sâdeler ve sûzenî libâs-ı fâhireler ile melbûs bir alay çelebileri, ammâ ser-i sa‘âdetlerinde yeşil destârları yokdur. Meğer Sultân Kayıtbay'ın la‘neti imiş. Sebeb-i aslı oldur kim: Sultân Kayıtbay Mısır sultânı iken hemşîresi Ka‘be-i şerîfe geldikde Mekke şerîfi üç bin altunun almayınca ziyâret ve tavâf etmeye izin vermezler.
EÇS IX Y312b
Ve ol asırda cümle huccâcdan yüzer altun alup tavâfa izin vermişler. Sultân Kayıtbay'ın hemşîresi Mısır'a geldikde pâdişâh istikbâline çıkdıkda hemşîre-i gayyûresi pâdişâha buluşmaz. Pâdişâh aslın su’âl edüp,
EÇS IX Y312b
"Vallâhi pâdişâhım, Mekke'de şürefânın gâyet isyân [u] tuğyânı var. Cümle huccâcdan yüzer altun almayınca tavâfa komadılar. Ve Sultân Kayıtbay'dan havf etmez misiz ki böyle zulm edersiz, dediğimiz,
EÇS IX Y312b
‘Sultân Kayıtbay kâdirse on bin atlı ile Mekke'ye gelüp sizden harâc nâmıyla aldığımız altunları alsın’ deyü hemşîrenizden üç bin altun alup tavâfa kodular.
EÇS IX Y312b
Ol dahi ‘Allâh ile ahdim olsun, karındaşım anlardan intikâm almayınca dünyâ kelâmı etmeyem’ deyü yemîn edüp anıniçün pâdişâhıma hemşîreniz buluşmadı" dediklerinde ol gece sabâha dak Sultân Kayıtbay cümle askerinde on iki bin ahrec atlı asker cem‘ edüp azm-i Hicâz deyüp on gün on gecede Mekke-i mükerremeye varup cânib-i erba‘asın ihâta edüp cümle şürefâyı kayd-bend edüp cümle huccâcdan aldıkları mâlları ellerinden alup Mısır'a gönderüp sâhiblerine redd eder.
EÇS IX Y312b
Ve yedi yüz aded şürefâyı dest ber-kafâ Mısır'a gönderüp Mekke içinde ancak üç şerîf alıkor. Biri şerîf-i kebîr, biri şerîf-i yemîn, biri şerîf-i yesâr.
EÇS IX Y312b
Ve bunlar ile ahd [ü] emân edüp bu üçden gayri Mekke içre şerîf olmaya. Bülûgıyyete erdikde Kudüs-i şerîfe göndereler. Ve aslâ yeşil destâr sarmayalar ve kuyruksuz ata bineler ve tegeltiyi ters uralar. Ve ipden üzengiye yalın ayak bineler. Çizme ve çerkezî geymeyeler.
EÇS IX Y312b
Bu ahd [ü] emân üzre bunları ıslâh edüp yine Mısır'a gelüp cümle şürefâyı İskenderiyye'ye nefy edüp bir kaçın Kudüs-i şerîf kurbunda Kerek kal‘asında haps edüp bir kaçın Markab kal‘asında haps edüp ba‘dehu şürefâlardan aldığı mâlları cümle sâhiblerine redd edüp böyle adâlet etmişler.
EÇS IX Y312b
Hakîr dahi bu alay mahallinde cümle şürefâyı beyâz destâr ile ve ipden üzengiye yalın ayak ve tegeltiye ters binerler gördüm. Ammâ şerîfden gayrisi kuyruklu ata binerler. Ammâ şürefâ olan hâlâ bî-düm ata süvâr olup bunların alayın bu üslûb üzre seyr [ü] temâşâ etdim. Bir alay Zeydî-mezheb çelebilerdir. Ammâ beyâz destârlarında taylesân (---) (---) (---) (---) levâhıklarının çoğu tâvûsî hecînlere süvâr olurlar.
EÇS IX Y312b–Y313a
Ve şerîfin iki yüz mikdârı (---) (---) (---) (---) Urbân-ı uryân askere mâlikdir. Bu mikdâr asker Y 313a ile selâma durup Hüseyin Paşa nümâyân (---) (---) (---) (---) ve tabl-i Tübba‘ların çalmağa başladı.
EÇS IX Y313a
Ol mahalle dahi paşa-yı zevi'l-iktidâr geldikde (---) (---) (---) (---) hil‘at geymeden kendü askeriyle yan verüp Ebû Cehil deresi nâm mahalle (---) (---) (---) (---) ise P 130b âheste âheste vâdî-i Ebtah ve Mu‘allâ nâm mahalli ubûr edüp bir alçacık Q 129a taşlı akabecikdir. Evrâm kavmi Mu‘allâ akabesi derler.
EÇS IX Y313a
Bu mahal ubûr olundukda azamet-i Hudâ tarîk-ı âmmın tarafeynine alay-ı Muhammedî seyr [ü] temâşâsı içün Mekke ve Medîne'den Habeş ve Yemen'den ve San‘ân ve Aden'den Basra ve Lahsa'dan ve'l-hâsıl Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Belh [u] Buhârâ ve Kırım ve Rûm'dan niçe yüz bin benî âdem ve huccâc şâhrâhın iki cânibine âdem deryâsı kat-ender-kat olup paşa geldikde her biri lehce-i mahsûsalar ile paşaya hayır du‘â edüp "Hafizakallâh yâ sultân el-vezîr" deyüp selâm alırlar idi.
EÇS IX Y313a
Ve ba‘zılar "Elâ yansuruke yâ askere's-sultân" derlerdi. Nisvân tâ’ifesi ise tarz-ı Urbân makâm-ı hicâzda zılgıt na‘rası ururlardı.
EÇS IX Y313a
Bu Mu‘allâ akabesin ubûr edince şehr-i azîm-i Mekke-i mükerreme şerrefehallâhu ta‘âlâ nümâyân olur.
EÇS IX Y313a
Ol mahall-i mübârekde Mekke-i mükerreme’yi gördükde bu du‘âyı okuya, du‘â: (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IX Y313a
Andan Mu‘allâ karâfesi içinden ubûr ederken sûre-i Elhâkümü't-tekâsür tilâvet ederek ubûr oluna. Zîrâ bu mezâristân içre niçe bin Sahâbe-i kirâm ve evlâd-ı zevi'l-ihtirâm ve niçe bin şürefâ-yı enâm medfûndur. Ammâ bu mahalde Mekke-i mükerremenin minâreleri zâhir olunca cümle asâkir-i İslâm atından ve nâka ve heccânından enüp ta‘zîmen ve te’eddüben piyâde yürüyüp "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" deyü telbiye etmek müstahabdır.
EÇS IX Y313a
Andan yine Mu‘allâ mezâristânına endükde bir vâsi‘ deredir. Yine âdem deryâsı içre alay-ı azîm ile ubûr olunup hamd-i Hudâ sıhhat u selâmetle bin seksen iki mâh-ı Zilhicce'sinin tokuzuncu yevm-i hamîsinde kuşluk vaktinde,
EÇS IX Y313a
Vâdî-i Mu‘allâ nâm mahalde Paşa hazretleri serâperde-i Âsaf-ı Berhayâ'sında meks edüp cemî‘i asâkir-i İslâmdan üç kerre gülbâng-ı Muhammedî çekilüp sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsumâna peyveste oldu. Ve üç yaylım tüfeng ve üç yaylım toplar atılup Ebtah ve Mu‘allâ dereleri ve mer[‘]âları(?) kubbe-i felek gibi güm güm sadâ verüp paşanın otağı önünde yüz ganem kurbân olunup fukarâ-yı bâbüllâha bezl olundu.
EÇS IX Y313a–Y313b
Ba‘dehu Mısır gâzîlerinin alaya çıkdıklarıyçün yedi bölüğe yedi kîse ihsân olunup dîvân-ı pâdişâh[î] olup cemî‘i erbâb-ı dîvân eşrâf [u] a‘yân hâzır oldular, illâ şerîf Sa‘d gelmeyüp cümle erbâb-ı dîvâna hil‘at-i fâhire ihsân olunup herkes kollu kollarınca meks edüp Paşa Mu‘allâ mevlevîhânesinde tevâbi‘iyle meks edüp şâm askerine ve kendü askerine âmâde olalar deyü alay çavuşları tenbîh etdiler. Y 313b
EÇS IX Y313b
Ba‘dehu mezâhib-i erba‘adan fetvâlar geldi kim "Asâkir-i İslâmdan olan ihrâma girmesin. Lâkin siyâb-ı hâricin tersine geymek câ’izdir. Ve âlât-ı silâhları ile gezmek sünnet-i Resûlullâhdır" deyü fetvâ-yı şerîfeler vârid olup cümle asker-i İslâm ihrâmdan çıkup cinâye kurbânların edüp esvâbların geyüp tavâf-ı kudûm ve Safâ ve Merve ve Umre etmeğe ihtimâm eylediler.
EÇS IX Y313b
Ba‘dehu cemî‘i erbâb-ı dîvân paşa huzûrunda Arapça nass-ı kâtı‘ına imtisâlen müşâvere edüp her kafâdan bir sadâ gelüp netîce-i kelâm,
EÇS IX Y313b
"şerîf Sa‘d'ın ve ehl-i Mekke'nin demâğlarında isyân râyihaları vardır. Elbette sultânım, bir vezîr-i âlî-şânsın, şerîf'i ma‘zûl edüp şerîf Ahmed'e ihsân edüp andan bî‘at edüp ba‘dehu Arafât'a çıkup vakfeye duralım" dediklerinde taraf taraf, ma‘kûl dediler. Hemân paşa,
EÇS IX Y313b
"Baka beğler, baka ağalar! Bu iş içün size sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf geldi mi ve gelse de bu iki kerre yüz bin huccâc bu Haccü'l-Ekber mahallinde cem‘ olup başı kabak yalın ayak kefenleri boğazlarında uryân bir alay ibâdullâh edâ-yı hac etmeden bir fetret-i tuğyân olursa, bu kadar uryân ibâdullâh Urbân atları pâyinde pâymâl mi olsunlar? Giderin şöyle kelâmları, söylemen" deyü cevâb etdükde cümle a‘yân-ı şâm ve Mısır âlem-i hayretde kalup,