EÇS IX Y316b
"Allâhümmağfir verham ve tecâviz ammâ ta‘lem inneke ta‘lem mâ lâ na‘lem inneke ente'l-a‘azzü ve'l-ekrem ve neccinâ mine'n-nârı sâlimîn vedhulna'l-cennete âminîn.
EÇS IX Y316b
Andan yine cânib-i şimâle ol izdihâm çârsû içre Merve'ye varınca kâmil beş yüz adımdır. Bu mâbeynde giderken bu âyet-i şerîfeyi okuya. Zîrâ Safâ ve Merve hakkında nâzil olmuşdur. Âye[t]:
EÇS IX Y316b
diye. Bir kaç kerre bu âyet-i şerîfi tilâvet ederek Merve'ye vardıkda Safâ'da nice etdiyse anda dahi eylece ede. Andan yine Safâ cânibine durup tekbîr ve tehlîl eyleye. Andan yine,
EÇS IX Y316b
âyet-i şerîfin tilâvet ederek (---) (---) (---) (---) bu minvâl üzre yedi kerre bu beş yüz adım yere vara gele.
EÇS IX Y316b
Yedi kerre sa‘y tamâm ola oldukda, (---) (---) (---) (---) niyyet etdiyse tekrâr Ka‘be'ye varsun. Evvelki gibi yedi kerre dahi tavâf eylesün ve yine yedi (---) (---) (---) (---) olmuş olur. Kırân'a niyyet dahi bu üslûb üzredir ve's-selâm.
EÇS IX Y316b
Eğer Arafât'a çıkmağa çıkınca (---) (---) (---) (---) Q 130b Merve ederse ol kadar hac savâbı etmiş olur.
EÇS IX Y316b
Ve Safâ ve Merve mâbeyninde acele ile sa‘y eylemeğe (---) (---) derler. Zamân-ı cehâletde bu Safâ ve Merve kemerleri üzre beşer put var idi. Âye[t]: " Arapça âyet mazmûn-ı şerîfi üzre bu sanemler Hazret-i Risâlet-penâh rahm-i mâderden müştakk oldukda cümlesi sernigûn oldular. Ba‘dehu Kureyş câhillerinden Ebû Cehil ve Ebû Leheb yine ol sanemleri yerlerine kodular.
EÇS IX Y316b
Ba‘dehu Hazret-i Resûl bu mahalden ubûr ederken putlara nazarım ta‘allûk etmesin içün seğirde seğirde geçerlerdi. Hâlâ ümmetine dahi sünnet olup ol mahalden acele ile geçmeğe (---) (---) derler.
EÇS IX Y316b
Bu mahal içün niçe kîl ü kâl yazmışlardır. Ammâ kavl-i sahîh budur. Hattâ Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet gelüp hacc-ı şerîf farz olup yine Safâ ve Merve mâbeyninde cümle Ashâb ile sa‘y ederken Hazret-i Ömer eyitdi:
EÇS IX Y316b–Y317a
"Yâ Resûlallâh, zamân-ı cehâletde bunda putlara ibâdet edüp sa‘y ederdik. Şimdi İslâm ile müşerref oldukda yine mi sa‘y edelim? Cehâletde etdiğimiz hâtıra hutûr etmez mi? Husûsan dîn-i mübîn âşikâre oldu. Şimdi Kureyş anpirleri demez mi ki yine Muhammedîler bizim putlarımız yerinde ibâdet ederler. Meğer bizim putlarımız hak imiş, derler. P 132a Hele yâ Muhammed, ben bu mahalde sa‘y-ı Safâ etmem" deyü Hazret-i Ömer mu‘âraza etdükde Hazret-i Risâlet gâyet müte’ellim olup tefekküre vardıkda derhâl bir bulut zâhir olup Hazret-i Y 317a Cibrîl-i Emîn gıjlayarak nümâyân olduğun Hazret-i Ömer ve sâ’ir Ashâb yakîn müşâhede etdiler kim "Cibrîl-i Emîn nâzil oldu" dediler.
EÇS IX Y317a
Ve ol mahalde Hazret-i Risâlet'in mübârek cemâl-i bâ-kemâlleri la‘lgûn olup arak-rîz oldular. Ol ânda Hazret-i Cibrîl-i Emîn,
EÇS IX Y317a
"Yâ Muhammed! Allâh Rabbü'l-âlemin sana selâm edüp bu âyet-i şerîfi gönderdi.
EÇS IX Y317a
âyetin getirüp tilâvet etdüğün Çâryâr-ı güzîn istimâ‘ edüp ale'l-umûm ol mahalde sa‘y-ı Safâ ve Merve etdiler.
EÇS IX Y317a
Bu âyet-i şerîf Mekke'de nâzil olup sebeb-i nüzûlü Hazret-i Ömer olmuşdur. Ba‘dehu Hazret-i Ömer Hicretin sene (---) târîhinde halîfe-i Resûlullâh oldukda bu âyet-i şerîfi Safâ kemerleri üzre celî hattile tahrîr etdirmişlerdir. Hâlâ kırâ’at olunur bir hüsn-i hattır.
EÇS IX Y317a
Ve bu Safâ soffası olduğu mahal iki amûd üzre mebnî kemerlerdir. Serâpâ kanâdîller ile müzeyyendir. Ba‘zı huccâc sa‘y etmeden fâriğ olup eğer Safâ'da ve eğer Merve soffalarında istirâhat edecek maksûre-misâl bir ârâmgâhdır.
EÇS IX Y317a
Evsâf-ı cebel-i Safâ: Cebel-i Ebî Kubeys dâmeninde bir cebel-i sağîredir. Ammâ fevkında kat-ender-kat şürefâ hâneleridir. Be-kavl-i ehl-i tevârîh eşrât-ı sâ‘âtde zuhûr edecek Dâbbetü'l-arz anda mahpûsdur, derler. Hattâ Risâlet-penâh bu cebeliye dest-i şerîflerindeki asâ ile darb edüp bu darbın sadâsını bunda pinhân olan Dâbbetü'l-arz istimâ‘ etdi, buyururlarmış, ve's-selâm.
EÇS IX Y317a
Bu mahalde dahi Safâ ve Merve evsâfı tamâm oldu. Andan,
EÇS IX Y317a
Fasl-ı sânî, evsâf-ı cebel-i Arafât refa‘a'llâhu kadrehu derecât : Evvelâ huccâc-ı müslimînden olan kimesneye elzem-i levâzımından farz-ı ayn olan oldur ki yevm-i vakfede sahrâ-yı Arafât'da millerden içre bulunup haccı tamâm ola. İmdi mâh-ı Zilhiccenin sekizinci gününe yevmeyn-i Terviyeteyn derler. İki gündür. Terviye-i evvelde yâhûd Terviye-i âhar ki arefeden bir gün mukaddemdir, ol yevm-i mübârekde Mekke-i mükerremeden çıkup cânib-i şarka bir sâ‘at giderken bu du‘âyı tilâvet ede:
EÇS IX Y317a
"Allâhümme inne hâza mennen kad eteytehâ ve ene abdüke ve ibn abdike es'elüke en yümenne aleyye bimâ menente bih alâ evliyâike ve ehli tâatike allâhümme innî e‘ûzü bike mine'l-hurumât ve'l-heybeti fî dînî yâ erhame'r-râhimîn erhamnâ" diyerek Mîne bâzârı şehrine vara.
EÇS IX Y317a
Menzil-i şehr-i Mîne Bâzârı: Terviye-i evvelde bu mahalle geldiyse, bir gece mihmân olup cümle ziyâretleri ve makâmât-ı aliyyeleri ziyâret edüp sun‘-ı Hudâ'yı temâşâ ederek Hakk'a ibâdet edüp bu du‘âyı tilâvet ede:
EÇS IX Y317a
"Allâhümme innî e‘ûzü bike mine'l-hurumât ve'l-heybeti fî dînî yâ erhame'r-râhimîn" diye.
EÇS IX Y317a
Eğer Mîne bâzârında yatmazsa yevm-i Terviye'de Mîne'den kalkup iki cânibi yalçın kızıl kayalı dağlar mâbeyninde kumsal fezâlar içre ubûr ederek,
EÇS IX Y317a
Cebel-i Kuzah'da Mescid-i Müzdelife ya‘nî Meş‘ari'l-Harâm: Hakkında âyet-i şerîf nâzil olmuşdur. âye[t]:
EÇS IX Y317b
Bir vâdîde bir kâr-ı kadîm ve bir câmi‘-i azîm kârgîr binâdır. Tûlen ve arzen yüz seksen ayakdır. Amelî pâyeler üzre serâpâ kârgîr binâdır, ammâ gayri câmi‘ler gibi müzeyyen ve döşenmiş değildir. Ve cemâ‘ati huccâc mevsiminde olur, gayri zamân mu‘attaldır.
EÇS IX Y317b
Sene (---) târîhinde (---) (---) binâsıdır. Ve hareminin şimâli cânibinde buhayre-misâl bir bürke-i azîmi vardır, Arafât'dan gelir. Bu dahi bir hayrât-ı azîmdir. Bunda iki rek‘at namâz kılup ubûr ederek hudûd-ı Arafât'da mîleyne gelince Mekke'den tâ bu mahalle dek 4 sâ‘at yerdir ve bu iki mîlin mâbeyni iki yüz adımdır.
EÇS IX Y317b
Ve bu mîller üzre vakfe gecesi ya‘nî leyle-i arefede kanâdîller ile çerâğân ederler. Ve bu mîller dibinde esnâf-ı Mekke'den ba‘zı bakkâl ve aşbâz ve habbâz dükkânları ve çadırları vardır. Ve bu mîllerden içerde bulunan kimesnenin haccı sahîh olur. Ve bu mahalden cebel-i Arafât nümâyân oldukda bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y317b
"Allâhümme innî ileyke teveccehtü ve vecheke eredtü ve aleyke tevekkeltü en tubârikelî fî rızkî ve takdiye hâcetî ve tağfire zünûbî" diye.
EÇS IX Y317b
Ba‘dehu bu mîllerden yine cânib-i şarka bu Arafât sahrâsı içre üç bin adım gidüp cebel-i Arafât'ın dibinde ol sahrâ-yı bî-pâyân içre meks olunup gürûh gürûh huccâc-ı müslimîn dahi gelüp hayme vü hargâhları ve bâr [u] büngâhları ile meks ederler. Ba‘zı kimesneler arefe günü ale's-sabâh gelirler. Ammâ yevm-i Terviye'de gelüp bir gece sahrâ-yı Arafât'da yatup ibâdet etmek efdaldir.
EÇS IX Y317b
Evsâf-ı cebel-i Arafât: Ol kûh-ı kudretullâhdır kim Bathâ ve Mekke'nin cânib-i şarkîsinde dörd sâ‘at ba‘îdde bir sahrâ-yı azîmin yine cânib-i şarkîsi nihâyetinde bir alçak kara kayalı dağdır. Ammâ ol kadar büyük değildir. Hakîr bir gün mukaddem varmak ile ilme'l-yakîn hâsıl etmeğiçün cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asın devr etdim. Dâ’iren-mâdâr beş bin adım bir küçük dağdır. Ammâ Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmiş bir ulu dağdır ki Arapça âyet-i şerîfi tefsîrinde İbn Abbâs buyururlar kim lâfz-ı kün ile arz [u] semâvât ademden vücûda geldikde cümle cebellerden ibtidâ bu cebel-i Arafât îmân getirdiğinden Cenâb-ı Bârî buyururlar kim,
EÇS IX Y317b
"Yâ cibâl! Seni kullarım ile müzeyyen edüp seni ziyâret edeler. Seni cümle cibâllerden şerefde ziyâde edem ve seni ziyâret edenlere yevm-i cezâda şehâdet edüp şefâ‘at edesin" buyururlar.
EÇS IX Y317b–Y318a
Ve bu cebel kendüyi bilüp Rabbisini bilüp îmân getirdiğiyçün cebel-i Arefe derler. Bir vech-i âhar dahi cebel-i Arafât denmesinin vech-i tesmiyesi oldur kim kaçan kim Hazret-i Âdem-i Safî ile Hazret-i Havvâ Huld-i Berîn'den (---) (---) (---) (---) Serendîb'e Hazret-i Havvâ Cidde'ye nüzûl edüp mâbeynlerinde niçe sene mufârakat vâkı‘ olup (---) (---) (---) birbirine bu cebel-i Arafât'da görüşüp bilişdikleriyçün cebel-i Arefe derler. Bir vecih dahi (---) (---) (---) cebel-i Arefe Y 318a demişler. Niçe gûne tevcîh etmişler.
EÇS IX Y318a
Netîce-i merâm, Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmiş bir cebel-i nûrdur. (---) (---) (---) Nûr-ı Cennet'dir. Ve cânib-i şarkîsinde bu Arafât'dan âlî dağlar var kim evc-i eflâke ser çekmiş (---) (---) (---) kara mehîb cibâllerdir. Cânib-i kıblesi ve şarkî ve cenûbî ve garbîsi ki kıble tarafıdır, (---) (---) (---) altışar sâ‘atlik yer sâfî rimâlistân bir ferah-fezâ çölistân sahrâ-yı münevverdir. Ammâ, Q 131a
EÇS IX Y318a
Cebel-i Mehîb cümleden âlîdir. Bu cebel üzre makâm-ı Hazret-i Âdem ve makâm-ı Hazret-i Cibrîl vardır. Ammâ tâ zirve-i a‘lâsına çıkmadım. Âsî Arablar ve Yemen Zeydîleri ol cebel-i Mehîb'de ve dâmeninde vakfeye dururlar. Hakkâ ki cebel-i mehîbdir ve cebel-i Arafât'ın şimâline muttasıldır.
EÇS IX Y318a
Ve cebel-i Arafât cebel-i Mehîb'in cenûbuna vâki‘ olmuş gök elvân bir alçak sivri dağdır. Ve kayaları hammâm kubbesi kadar pâre pâre biri biri üzre yığılı dağcuğazdır. Ehl-i siyer kavli üzre bu cebel-i Arafât'ın pâre pâre olmasının sebebi oldur kim kaçan Cenâb-ı Bârî yâ cebel-i Arafât deyü nidâ olunup tecellî-i cemâle tâkat getiremiyüp pâre pâre olmuşdur, derler. Ammâ her pâresi birer rumûz [u] künûza işârettir ve her kıt‘ası bir gûne mehîb ibret-nümâ pârelerdir. Her ne cânibden bu cebel-i Arafât'a nazar olunsa gûnâ-gûn eşkâl-i acîbe ve garîbeler nümâyân olur. Ve ne kadar im‘ân-ı nazar ile nazar eylesen ol kadar âdeme safâ ve sürûr hâsıl olur. P 132b
EÇS IX Y318a
Ve yevm-i vakfede bu cibâl üzre niçe bin Urbân u büryân u giryân u nalân u uryân kavm-i Hindustân ve bilâd-ı San‘ân âdemleri ile tâ zirve-i a‘lâsına varınca kat-ender-kat âdemden bir dağ olup ol kavim anda vakfe ederler ammâ Ervâm ve sâ’ir akvâm-ı İslâm bâlâsına çıkup ziyâret edüp yine nüzûl ederler.
EÇS IX Y318a
Ziyâret-i makâm-ı cebel-i Arafât: Evvelâ cebel-i Arafât'ın cenûb tarafında yetmiş yedi kademe hemvâr kaldırım döşeli taş nerdübân ile urûc olunur bir yalçın kaya üzre makâm-ı soffa-i Resûlullâh. Hazret-i Risâlet-penâh bu soffa üzre cemî‘i huccâca hitâbet edermiş. Hâlâ Mekke mollâları dahi bu soffa üzre hitâbet eder. Ammâ minberi yokdur. Beyâz deveyi kırmızı hınnâya boyayup deve üzre hitâbet eder.
EÇS IX Y318a–Y318b
Ve bu hatîb soffasından yokuş yukaru tâ cebel-i Arafât'ın nihâyetine varınca yüz yetmiş ayak taş nerdübân ile urûc olunur. Bu mahal cebel-i Arafât'ın tâ zirve-i a‘lâsıdır kim anda makâm-ı kubbe-i Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havvâ ya‘nî kubbe-i Arefe Âdem [ü] Havvâ bu kubbede mülâkat olmuşlardır. Çâr amelî pâyeler üzre bir kubbe-i münevver-i âlîdir ve çâr kemer üzre mebnîdir. Ve cânib-i erba‘ası kırmızı Horasânî kireç ile sıvalıdır. Kapusu ve minâresi yokdur. Cânib-i erba‘asından girilir bir kubbe-i nûr-ı mübîndir. Ve mağrib cânibine müteveccih kıblesi vardır, zîrâ cebel-i Arafât Ka‘be'nin cânib-i şarkîsindedir. Y 318b Anıniçün bu Arafât'ın kıblesi garba vâki‘ olmuşdur.