EÇS IX Y318b
Bunda mihrâb-ı Hazret-i Âdem'de iki rek‘at namâz kılup savâbın pederi ruhûna hibe eyleye. Hamd-i Hudâ Ka‘be-i şerîfin cânib-i şarkîsine geçüp cânib-i garba secde etmek müyesser oldu. Mora diyârında ve Mağrib vilâyetinde cânib-i şarka secde etdik. Tebrîz ve Nahşivân'da cenûb cânibine secde etdik. Hulâsa-i kelâm Mekke-i mükerremenin cânib-i erba‘asında olan ekâlîm-i seb‘ada âlem-i seyâhatde hissemiz olup şarka ve garba ve şimâle ve cenûba secde edüp yine murâd [u] maksûd Ka‘be-i şerîfdir.
EÇS IX Y318b
Ammâ bu mezkûr diyârlar Ka‘be-i şerîfin cânib-i erba‘asına düşmüşdür. Hakkâ ki Ka‘be dünyânın vasatında vâki‘ olmuşdur. Eğer su’âl olunursa,
EÇS IX Y318b
"Nice dünyânın ortasındadır, Cidde şehri on iki sâ‘at leb-i deryâda vâki‘ olmuşdur."
EÇS IX Y318b
Ana cevâb oldur kim bu cezîre-i dünyâyı Bahr-i Muhît ihâta etmiş bir deryâ-yı Arapça dır. Nihâyetine niçe bin yıldan beri bir ferd-i âferîde varmak müyesser olmayup niçe bin kîl ü kâl gavgâ ve cidâl olmuşdur. Ol Bahr-i Muhît'de girmiş bir Halîc-i Süveys'dir kim ana Bahr-i Kulzüm derler. Cidde anın sâhilindedir. Tâ anın iki yüz mîl ve ba‘zı yeri yüz mîl cenûba Habeş memleketidir. İklîm-i evvel ve iklîm-i sânî andadır. Ve hatt-ı İstivâ dahi andadır. Ve ekâlîm tarh olunmamış niçe ma‘mûr [u] âbâdân kurâ ve büldânları ve şehristânları var, ana cezîre-i Arab derler. On sekiz sikke ve hutbe sâhibi İslâm pâdişâhları vardır. Ve yetmiş dahi fırak-ı dâlle melikleri vardır.
EÇS IX Y318b
Evvelâ İslâm pâdişâhları Mısır ve Funcistân ve Donkala ve Habeş ve İsvân ve Sûdân ve Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir bunlar dahi halîfelikdir. Ve Fes ve Merânkûş, Tilimsân ve May Bornu ve Af Nurnu ve niçe bunun emsâli pâdişâhlık yerler vardır. Bu mezkûr diyârlar Mekke'nin cenûbunda ve garbında vâki‘ olmuşdur. Ol hisâb üzre yine Ka‘be bu dünyâ cezîresinin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Anıniçün şeb [u] rûz berâber olmağa karîbdir.
EÇS IX Y318b
Yine sadede rucû‘ edelim. Bu Arafât dağı üstündeki kıblenin mihrâbında iki rek‘at namâz kılup bu âyeti okuya:
EÇS IX Y318b
deyüp tazarru‘ [u] nâlişler ede. Zîrâ bu du‘âyı Hazret-i Âdem okumayınca yarlığanmadı.
EÇS IX Y318b
Andan bu kubbe-i âlînin taşrası dâ’iren-mâdâr bir gûne neftî taş kaldırım döşelidir, gûyâ bu kubbenin cânib-i erba‘ası bir dehlîz soffadır. Bu mahalde dahi garba müteveccih bir mihrâb vardır ki ana mihrâb-ı Hazret-i Havvâ derler, bir küçük mihrâbdır. Bunda dahi iki rek‘at namâz kılup vâlide-i müşfikası rûhuna hibe eyleyüp Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp,
EÇS IX Y318b
"Es-selâmü aleyke yâ cebele'l-Arafât eşhedü ziyâreteküm ve tavâfeküm" diye ve du‘â ede.
EÇS IX Y318b–Y319a
Her ne hâceti var ise ricâ eyleye. Bi-emrillâh cümle hayr murâdât-ı dünyevî ve uhrevî Y 319a hâsıl olur.
EÇS IX Y319a
Ve leyle-i arefede bu kubbe-i nûr-ı billûrun cânib-i erba‘asın niçe bin kanâdîller ile tezyîn edüp nûr iken nûrun alâ-nûr olup gûyâ bir kubbe-i fânûs olur. Ol gece niçe bin huffâz-ı Kur’ân anda hatm-i şerîf tilâvet ederler. Ba‘zı fukarâlara tasadduk edüp hukûk-ı vâlideyn içün hatm-i şerîf tilâvet etdirmek gerek.
EÇS IX Y319a
Gerçi bu cebel-i Arafât alçak görünür, ammâ tâ zirve-i a‘lâsından cemî‘i dağlar tahte's-serâda görünüp sahrâ-yı Arafât'da ne kadar âdem deryâsı olduğu andan ma‘lûmdur kim beyâz kefenli benî âdem deryâ gibi temevvüc eder.
EÇS IX Y319a
Ve bu cebel-i Arafât üzre hurde taşcuğazları cem‘ edüp "Filan kimesneyi da‘vet etdim yâ Rab, kabûl eyle" deyü bir küçücük yığıncık ol taşlardan yâhûd toprakdan yığup akrabâ ve ta‘allukâtlarından yâhûd velî-ni‘metlerinden her yığın yığdıkça bir dostunu ayağ üzre kalkup Ka‘be'ye doğru ism [ü] resmiyle çağırasın kim "Te‘âlû te‘âlû yâ fülân" diyesin. Bi-emrillâhi ta‘âlâ ol da‘vet etdüğün kimesne ömründe Ka‘be-i şerîfe elbette gelmek mukarrerdir.
EÇS IX Y319a
Ve bu cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asında meks eden yetmiş bin huccâcdır, derler. Gerçekdir. Hemân Âl-i Osmân tarafından gelen yetmiş bin huccâc ola. Ammâ vallâhü'l-azîm yetmiş kerre yüz bin huccâc değil, yüz kerre yüz bin huccâc cân vardır. Sahrâ-yı Arafât'ın tûlu ve arzı beşer altışar sâ‘atlik sahrâ-yı Tîh'dir. Tınâb tınâba hayme vü hargâh oba ve çetirgâh birbirine muttasıl kurulup benî âdem ile mâl-â-mâl oldu. (---) (---) (---)
EÇS IX Y319a
Kudüm sadâsı evc-i âsumâna peyveste olup cemî‘i ibâdullâh [[(---) (---) (---)]] herkes kendü ibâdetinde olup yevm-i vakfeye muntazır olurlar. Ve bu sadâ-yı [[(---) (---) (---)]] üştür ve esb ve hımâr ve bakar ve ganem feryâdları dahi dağı ve taşı velveleye verirler. (---) (---) (---)
EÇS IX Y319a
Meydân-ı Arafât meydân-ı Arasâtdan nişân verüp bin ayak bir ayak üzre olup gûyâ mahşer günü-misâl (---) (---) (---) kız anaya bakmaduğu mahşer gününden bir nişân dahi bu Arafât meydânıdır. [[(---) (---) (---)]] Q 131b ile fezâ-yı Arafât beyâz papatya gibi zeyn olup güneş şa‘şa‘asından rûy-i arz beyâz âdem ile münevver olup mihr-i âlem-tâb münevver olup at süheyli ve cemâl süheylinden zemîn ü âsumân ra‘d-vâr gürleyüp sadâları evce peyveste olur.
EÇS IX Y319a
El-hâsıl hayvânâta dahi beşâret olup bî-tâb ü bî-mecâl kalan hayvânâtlar ejder-i heft-sere dönüp tâze cân bulur. Huccâc-ı müslimîn ise kimi itâ‘at u ibâdâtda kimi ziyâretde ekseriyyâ bu yevm-i arefeden bir gün mukaddem yevm-i Terviye'de herkes çadırında ibâdet P 133a eder. Ba‘zı kimseler cebel-i Arafât'a çıkar ibâdet eder.
EÇS IX Y319a
Andan aşağı enüp cebel-i Arafât'ın cenûb cânibinde,
EÇS IX Y319a–Y319b
Mescid-i matbah-ı Hazret-i Âdem aleyhi's-selâm: Kaçan kim Âdem [ü] Havvâ bu Arafât'da birbirleriyle mülâkat olduklarında be-kavl-i Cerîr-i Taberî Y 319b mâh-ı Muharrem'in on ikinci gün yevm-i Âşûrâ'da buluşduklarında karınları acıkdı. Bu vâdîde serserî gezdiler. Derhâl Cenâb-ı Hak tarafından Cibrîl-i Emîn bir tabak buğday sünbüleleri getirüp bu mescid mahallinde bir sifâl içre tabh edüp Âdem Havvâ'ya ta‘lîm edüp tenâvül etdiler, def‘-i cû‘ edüp Rabbü'l-âlemin'e hamd etdiler. Sâhib-i Tuhfe kavli üzre ibtidâ Hazret-i Âdem edîm-i arzda hâsıl olduğıyçün Âdem dediler ve ba‘de'l-hubût yine edîm-i arza nüzûl edüp ot otlardı. Tâ ki Havvâ ile buluşdukda Hazret-i Cibrîl'in ta‘lîmiyle ibtidâ çorba yediler ve hâlâ elsine-i nâsda bir âdem bir âdemi hânesine da‘vet eylese
EÇS IX Y319b
"Aş-ı baba çorbası yiyelim" der ve âdem çorbayı bişirüp sovuyunca karârı kalmayup ısıcak tenâvül etdiğinde hâlâ cümle benî âdem ıssı ta‘âmdan hazz ederler. Ammâ Nogay Tatarı kavmi sovuk lahşa şorbâsı yerler ve hâlâ bir gûne ta‘âm yerler, anıniçün ten tendürüstlerdir.
EÇS IX Y319b
Ey imdi ma‘lûm oldu ki ibtidâ ni‘met-i kadîm çorbadır, andan gayrisin müta‘ahhirînde hukemâ îcâd etmişdir.
EÇS IX Y319b
Ve ibtidâ rûy-i arzda âteş yanup ta‘âm bişen bu Arafât'da matbah-ı Hazret-i Âdem'dir. Selef pâdişâhları teberrüken mescid binâ etmişler. Minâresi yokdur. İki yüz âdem alur bir küçük mesciddir. Bu mescidin mihrâbında iki rek‘at namâz kılup bu du‘âyı kırâ’at ede:
EÇS IX Y319b
"Allâhümme zid et‘ımenâ ve sekânâ ve c‘alnâ mine'l-müslimîn" diye.
EÇS IX Y319b
Ve eğer mümkin ise bu mahalde ni‘meti ziyâde olmağiçün fukarâya ekmek ve şorbâ üleşdire. Ba‘zılar bu mescide gelüp teberrüken ta‘âm bişirüp tenâvül ederler.
EÇS IX Y319b
Andan ba‘zı huccâc cebel-i Arafât'ın dibinde havz-ı azîmler var kim her biri birer deryâdır. Sularını ibtidâ Hârûnü'r-Reşîd'in ehli Zübeyde Hâtûn tâ iki konak yer Abbâs dağların Ferhâd-vâr kûhkenlere kesdirüp bu Arafât'a getirüp bir bürke binâ etmiş ve ziyâdesin tâ Ka‘be-i şerîf şehrine götürmüş. Mürûr-ı eyyâm ile {harâb olup} sene 931 târîhinde Süleymân Hân yolların ta‘mîr ü termîm edüp üç bürke-i azîm binâ etmiş kim gûyâ bir buhayredir. Cümle huccâc şinâverlik edüp pâk ü pâkîze olup sâhibü'l-hayrâta hayır du‘âlar ederler.
EÇS IX Y319b
Ve bu cebel-i Arafât'ın cânib-i şarkîsinde azîmün vezni üzre bir ordu-yı bâzâr durur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Allâh âlim [ü] dânâdır. Ecnâs-ı mahlûkâtı temâşâ edem deyen âdem bu bâzâra gelüp cemapur askeri-misâl bu mahlûk-ı Hudâ'yı temâşâ etsin.
EÇS IX Y319b
Ol şiddet-i hârda uryân ü büryân ve giryân avreteyn yerinde ceyrân derisinden bir pâre deri ile setr edüp mâ‘adâ vücûdu uryân âdemler şehr-i San‘ân ve Aden'den ve Zebîde ve Yemen'den vilâyet-i Amrân'dan siyâh çerde ve kırmızı gözlü âdemler arık ve uruk ve kuru kadîd hallâk-ı kadîm âdemleridir. Ammâ ceyrân gibi seker. At ve heccân ol çölistân içre anlara ermek muhaldir.
EÇS IX Y319b–Y320a
Ve şehr-i Demmâre ve kal‘a-i Habbe âdemlerinden kıp kırmızı âdemler, ammâ gözleri sarı. Bunlar dahi nahîf ü kadîd âdemlerdir. Ba‘zılar Hudâ hakkıyçün Y 320a maymûna benzerler. Ancak kuyrukları ve tüğleri yok, yohsa çehreleri maymûn-sıfatdır. Ammâ ne mudhik kavimdir. Bu âdemler Yemen vilâyetlerinden bâdem ve akîk u Yemenî ve bileği taşı getirirler. Ve bunun emsâli niçe ecnâs-ı mahlûkullâh var kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
EÇS IX Y320a
Ve bu Ka‘be-i şerîfin cânib-i erba‘asında ihrâma girecek yerleri var. Evvelâ Medîneli Bi’r-i Alî'de ihrâma girir. Mısır huccâcı Râbi‘a Eşmesi'nde girir. Habeş'den ve Mısır'dan gemilerle gelen, Cidde ile Mekke mâbeyninde Hıdde nâm mahalde ihrâma girir. Bağdâd ve Basra ve Lahsa'dan gelen (---) nâm mahalde ihrâma girirler. Ammâ bu Yemen huccâcı şehr-i Şîrîn'de Yelemlem nâm mahalde ihrâma girdiklerinde bâlâda zikri sebkat eden Urbân kırmızı âdemler ihrâma girme mukâbelesinde te’eddüben avret yerlerin ihrâma komak var, yohsa avretlerin ihrâma komazdan evvel reh-i râstdan deli çıplakdan gezerler ki Hadîs: Arapça hadîs-i şerîf Arapça ine amel etmeyüp uryân gezerler.
EÇS IX Y320a
Bunun emsâli bu Arafât'da niçe kerre yüz bin behâyim makûlesi âdemler gelüp bey‘ [ü] şirâ edüp Mîne ve Mekke'yi tavâf etmeden giderler. Anların mezhebinde Ka‘be Arafât'dır.
EÇS IX Y320a
Ve bu cebel-i Arafât'ın cânib-i erba‘asında hudûd-ı Arafât vardır kim Yemen tarafında ve Bağdâd tarafında ve Mekke tarafında mîller vardır. Terviye gecesi ve arefe gecesi ol mîller üzre evkâf tarafından kanâdîller ile çerâğân olur. Sene 41 târîhinde Hazret-i Zübeyr ibnü'l-Avâm'ın hayrâtıdır.
EÇS IX Y320a
Cebel-i Arafât'dan bu cânib-i erba‘a mîllerine varınca dörder bin adımdır. Bu mîller içinde yevm-i arefede vakfe mahallinde bulunsa edâ-yı farz edüp dürüst hacc etmiş olur. Tâ ol mahalle dek kim arefe günü hatîb Arafât dağından enüp salât-ı mağrib mahallinde gurûb oldu olmadı deyü vakt-i mekrûhda iken bir âdem cânib-i erba‘adaki hudûd-ı Arafât mîlleri içinde bulunsa dürüst hacc etmiş olur. Eğer vakfeye dahi durmasa haccı tamâm olur. Ammâ ba‘de'l-gurûb varsa edâ-yı farz nâkıs olup haccı tamâm olmaz. Sene-i âtiyeye mücâvir kalup hacc etmek gerekdir ve's-selâm.
EÇS IX Y320a
İmdi yevm-i Terviye Mekke şürefâları ile Arafât'da edüp leyle-i arefede sahrâ-yı Arafât'da yatup ol gece Mısır ve Şâm ve Irâk askeri cümle uryân muhremli huccâcın cânib-i erba‘asın pür-silâh asker deryâ-misâl ümmet-i Muhammed'i ihâta ederler.
EÇS IX Y320a–Y320b
Ve bu askerî tâ’ifesi ihrâma girmezler ve gayri yere girmezler. Hemân at ve katır ve hecîn ve çemendere süvâr olup kol kol taraf taraf huccâc-ı müslimîni sabâha dek muhâfaza edüp yetmiş seksen yerden kûs-i Mısrîlere turralar urulup bizim Şâm vezîri tarafından ve Şâm emîrü'l-haccı cânibinden ve Mısır emîr-i haccı semtinden ve Cidde beği kıbelinden ve şerîf hazretleri cânibinden bu beş koldan mehterhâneler ile ceng-i harbîler çalınup cümle askerin ellerinde çatal Y 320b fitîl bellerinde şemşîr ile pür-silâh âmâde olup tâ sabâha dek huccâc-ı müslimînin cânib-i erba‘asın kuşadırlar. Zîrâ huccâcada cümle Urbân bâ-husûs Yemen Urbânı huccâcın hasm-ı cânıdır. Zîrâ bu huccâcda olan mâl-ı Kârûn bin Mısır hazînesi kadar vardır ve herkesin mâlı yanındadır. Mekke'de emânet komayup teberrüken [[(---) (---) (---) (---)]] kavim ol ecilden cemî‘i askerî tâ’ifesi pür-silâh olup huccâcı [[(---) (---) (---) (---)]] arefede taraf taraf ilâhiyyât ve temcîd ü tevhîd ü tezkîrler ile sabâha dek leyle-i Kadir [[(---) (---) (---) (---)]] tehlîl ederler kim dağlar ve taşlar inil inil iniler. Ale's-sabâh ki yevm-i arefe [[(---) (---) (---) (---)]] gün yevmü'l-arefedir, gürûh gürûh deryâ-misâl Mekke-i mükerremeden ale'l-ûmum gelüp [[(---) (---) (---) (---)]] meks edüp vakt-i zuhur karîb oldukda dellâllar nidâ edüp, "Yâ huccâc! Q 132a Vakt-i ihticâc" deyü nidâ ederler. Bu mahalde meydân-ı Arafât evsâfât makâmâtları P 133b tamâm olup,
EÇS IX Y320b
Cebel-i Arafât'ın ferâ'iz, vacîbât [u] müstehabbâtların beyân eder
EÇS IX Y320b
Evvelâ ba‘zı sâhib-i sülûk-i râh-ı hakîkat olan kimesneler cebel-i Arafât'daki bürkelerde pâk gusl edüp huddâmların hayme [vü] hargâhlarında bırağup atlarına ve hecînlerine süvâr olup Arafât dağından cenûb tarafına iki bin beş yüz adım eğer süvârî ve eğer piyâde gidüp,
EÇS IX Y320b
Cemî‘i huccâc arefe günü bu câmi‘-i kebîre cem‘ olup salât-ı zuhura müterakkıb olurlar. Hemân ki ezân-ı Muhammedî kırâ’at olunup dörd rek‘at sünnet-i zuhuru edâ edüp ale'l-akîb dörd rek‘at farz-ı zuhuru ve iki rek‘at âhar sünneti kılup ba‘de'd-du‘â ale'l-akîb bir kâmet dahi olup salât-ı asr edâ oldukda cemî‘i huccâc bir ağızdan arefe tekbîrleri getirilüp sadâ-yı tekbîr evce peyveste olup câmi‘-i İbrâhîm nûr olur. Ba‘dehu Âyetü'l-kürsî tilâvet olunup du‘â mahallinde pâ-bürehne ve ser-bürehne ümmet-i Muhammed'den bir girîv ü feryâd zâhir olur kim cümle huccâc mebhût olur. Ve dahi derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden eyle du‘â ederler kim inşâ’allâh cümlenin du‘âsı kabûl [ü] makbûldür. Ve bu du‘â hırmeninde hâzır bulunan huccâcın dahi du‘âsı müstecâbdır.
EÇS IX Y320b–Y321a
Ve bu câmi‘de bir ezân ve iki kâmet ile iki vakit bir yerde kılındığiyçün bu salâta kasr-ı Cem‘ derler, (---) dir. İki yerde câ’izdir. Biri bu câmi‘-i İbrâhîm'de biri Meş‘ari'l-Harâm câmi‘indedir. İnşâ’allâh anı dahi mahallinde tahrîr ederiz. Ammâ bu hakîr câmi‘-i İbrâhîm'de kasr-ı Cem‘ etdiğimiz salâteynin biri salât-ı Cum‘a idi, zîrâ ol sene-i mübâreke haccü'l-ekber idi. Haccü'l-ekber oldur kim yevm-i arefe cum‘a günü olup bu câmi‘-i İbrâhîm'e cum‘a hutbesi kılına ve ale'l-akîb salât-ı asr kılına, ana haccü'l-ekber derler. Ba‘dehu vakt-i zevâlde cebel-i Arafât'da hatîb bir dahi Y 321a hutbeye çıka. Îd-ı Adhâ'nın yevm-i arefesi yevm-i cum‘a olup iki kerre hutbe tilâvet olunduğıyçün haccü'l-ekber derler. Cemî‘i kavli e’imme ve hutebâ böyledir, ve's-selâm.