EÇS IX Y321a
Niçe mülûklar dahi ta‘mîr [ü] termîmine bezl-i himmet ederek bu sahrâ-yı Arafât'ın cânib-i cenûbîsinde çâr-kûşe kal‘a-misâl bir kârgîr binâ bir câmi‘-i zîbâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi 608 adımdır. Ve serâpâ kal‘a bedenleri gibi bedenleri vardır. Ve kıbleye nâzır üç kapusu vardır. Ammâ minâreleri yokdur. Ve mihrâb tarafında cümle on dörd kubbe-i âlîlerdir. Ve cümle (---) amelî pâyeler üzre mebnîdir. Bu kubbeler cânibinin arzı yüz yetmiş adımdır. Serâpâ sâ‘at kumu-misâl ince rimâl döşelidir. Gayri câmi‘ler gibi ibrîşim hâlîçe ve âvîzeler ile müzeyyen değildir.
EÇS IX Y321a
Ve minberi sünnet üzre sekiz kademe taş nerdübân ile çıkılır. lki tarafında kafesleri ve minber külâhı yokdur. Ancak bir va‘z [u] nasîhat içün sekiz kademe minberdir.
EÇS IX Y321a
Ve bu minberin sol cânibinde tarz-ı kadîm bir mihrâbı vardır. Ve mihrâb ve minber mâbeynindeki dîvârda çâr-kûşe bir beyâz mermer-i hâm üzre celî hattile bu târîh mastûrdur:
EÇS IX Y321a
“Emera bi-ta‘mîri hâze'l-mescidi'l-müsemmâ Mescide İbrâhîm salavâtullâhi alâ nebiyyinâ ve aleyhi bi-hükmi Mevlânâ es-Sultân ibn es-Sultân Ahmed Hân ibn es-Sultân Mehemmed Hân medde zılluhu. Sene hamse ve ışrîn ve elf, ba‘de Hicreti'n-Nebeviyye." [1025] tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y321a
Ve mü’ezzin mahfili tahtânî bir soffadır. Ve sahrâ-misâl bir harem-i azîmi var. Tûlen ve arzan yüz yetmişer adımdır, kâmil ve serâpâ hurde çakıl taşı döşelidir.
EÇS IX Y321a
Bu haremin sol cânibinde makâm-ı İbrâhîm: Ba‘zı kimesneler cemâ‘at ile kasr-ı cem‘e yetişmezlerse bu makâm-ı İbrâhîm'de edâ etsin veyâhûd çadırında edâ etsin. Ammâ be-şart-ı ân-kasr-ı cem‘ etmeye, başlı başına vakti ile kıla. kasr-ı cem‘ etmek bu câmi‘-i İbrâhîm'de cemâ‘at ile câ’izdir, yohsa her yerde kılınmaz. Ve bu câmi‘de salât-ı zuhur ve asır bir yerde kılınup kasr-ı cem‘ oldukdan sonra herkes seğirde seğirde ya‘nî acele ile hayme vü hargâhlarına varup cemî‘i havâyiclerini bağlayup hâzır dura.
EÇS IX Y321a
Derhâl nefîr-i rıhlet Şâm vezîri Hüseyin Paşa tarafından çalınup cümle bârhâneler yüklenir. İkinci boruda Şâm huccâcı cebel-i Arafât altına varırlar. Üçüncü boruda Paşa mehterhânesin çalarak Mahmil-i şerîfin licâmın eline alup Hazret-i Risâlet-penâh'ın şütürbânı olarak gelüp cebel-i Arafât'ın cenûbî tarafında hatîb seddinin dibinde bir vâsi‘ sed vardır, ol sed üzre Mahmil-i şerîfi cemel üzre dutarlar.
EÇS IX Y321a–Y321b
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
EÇS IX Y321b
Ve cümle huccâc-ı Ervâm cânib-i garbdadır. Ve Habeş ve Yemen ve Irâk ve Tâ’if ve Hicâz ve Abbâs ve gayri huccâc-ı nâs cânib-i şarkda ve cenûbda ve şimâlde vakfeye dururlar. Ve cebel-i Arafât dahi benî âdem ile zeyn olup omuz omuzu sökmez, âdemden Arafât dağı dahi görünmez. Tâ zirve-i a‘lâ-yı cebele varınca âdemden ibâret bir nakîl(?) Arafât olup cümle huccâcdan Lebbeyk sadâsı ayyûka sadâ verir. Andan,
EÇS IX Y321b
Huccâc-ı zevi'l-ihticâca ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yevm-i arefede vakt-i zevâl ki ola ya‘nî beyne's-salâteyn olup şems-i âlem-tâb cânib-i zevâle nüzûl etdükde Mekke mollâsı örf-i izâfetiyle bir beyâz kınalı bir nâka-i müzeyyene üzre süvâr olup kethudâsı licâmın çekerek ve cemî‘i huddâmıyla Hazret-i Âdem matbahından çıkup nümâyân oldukda boğazında rıdâsıyla ve örfünde bir arşın taylesân-ı Muhammedî sarkıdup ol mükehhal gözler ile cemî‘i ulemâ-yı Mekke tazîm, tevkîr [ü] ihtirâm ile cebel-i Arafât'a çıkarırken cümle tablhâneler fâriğ olup va‘z [u] hutbeye muntazır olurlar. Mollâ dahi âheste âheste alay-ı ulemâ-yı meşâyihân ile bu kadar yüz bin huccâc içre iki cânibine selâm vererek,
EÇS IX Y321b
"Ey Huccâc, du‘â günüdür, du‘â edin" diyerek Mahmileyn-i şerîfeyn'in mâbeyne-hümâsından mürûr edüp devesi ile Arafât'n nısfındaki hatîb soffasına çıkup devenin vechini Mekke-i mükerremeye müteveccih edüp boğazındaki P 134a ridâsın eline alup on iki kerre savt-ı a‘lâ ile "Elhamdülillâh" deyü bed’ edüp huccâca ridâ salar.
EÇS IX Y321b
El-azametü lillâh [[(---) (---) (---) (---)]] zâhir olur kim âsumânda dahi kerrûbiyânlar "Sümme elhamdülillâh" derler. Bu sadâ iki derece kâmil mümted olur. [[(---) (---) (---) (---)]]
EÇS IX Y321b
"Allâhu ekber, Allâhu ekber, lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber" deyü yine huccâc üzre ridâsın salar. Yine cemî‘i huccâcdan "Lebbeyk" sadâsı ayyûka peyveste olup insânın vücûdunda lerzân (---) (---) (---) (---) vâki‘ olur.
EÇS IX Y321b–Y322a
Andan kırk kerre dahi "Lebbeyk allâhümme lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk inne'l-hamde ve'n-ni‘mete leke ve'l-mülke lâ şerîke lek" deyü (---) (---) (---) (---) Q 132b ridâ salınca cümle huccâc derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden Cenâb-ı Bârî'ye "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" deyü telbiye etdiklerinde cemî‘i devâbbâtlara dahi ma‘lûm Y 322a olup anlar dahi lisân-ı hâl ile cûş [u] hurûşa gelüp develer esirüp atlar süheyl urduklarında beyne's-semâ’i ve'l-arz tayerân eden tuyûr zemîne nüzûl edüp pervâz urmağa kâdir olamaz.
EÇS IX Y322a
Bu sadâ-yı Lebbeyk kâmil bir sâ‘at-i nücûmî olup vakt-i asr olur ammâ salât-ı asr bu Arafât maslahatı içün kılınmayup mescid-i İbrâhîm'de kasr-ı cem‘ ile kılınmasının sebebi budur.
EÇS IX Y322a
Andan hatîb vakt-i asr güzer etdükde âdet-i kadîm İmâm-ı A‘zam kavli üzre Îd-i Adhiyye hutbesin kırâ’at ede. Ve mâbeynde yine tekbîr ü tehlîller olup cümle huccâc telbiye ederler. Ve hatîb hutbede şerâ’it-i menâsik-i haccı ve zebhi kurbânı ve âdâb-ı haccı ve Meş‘ari'l-Harâm'ı ve hacârât cemerâtları nasîhat eder.
EÇS IX Y322a
Hikmet-i Hudâ ahşâma karîb cânib-i şarkda Basra mîlleri mahallinde bir tüfeng sadâsı istimâ‘ olunup cebel-i Arafât üzre olan ibâdullâh ol cânibe nâzır olup "cidâl cidâl" deyü feryâd etdiler.
EÇS IX Y322a
Derhâl şerîf hazretleri tarafından asker seçilüp ceng mahalline vardıklarında meğer Basra huccâcı ile Tâ’if Urbânı ceng ederek bu mahalle gelirler. İmdâd vardıkda Arab firâr edüp vakt-i gurûbda Basra huccâcı dahi on iki şehîdleri ve kırk beş mecrûhları ve yigirmi altı kelleleri ile mîleyn-i Irâk içre bulunup vakfeye şehîdlerin dahi getirüp durdular. Hamd-i Hudâ hacları tamâm oldu. Eğer bir derîce sonra gelseler hacları tamâm olmazdı. Yine cümle huccâc gırî vü feryâd ederek "Allâhümme lebbeyk" diyerek vakt-i mekrûh olup infidâd mahalli olunca derhâl Şâm emîr-i haccı cümle tevâbi‘iyle Mısır'ın Mahmil-i şerîfinin licâmın eline alup zabt eder. Mısır emîr-i haccı dahi Şâm-ı Şerîf Mahmil-i şerîfinin licâmın eline alup zabt ederler. Kânûn-ı kadîm böyledir.
EÇS IX Y322a
Sene 1029 târîhinde iki mahmil-i şerîf dahi var imiş. Biri Yemen mahmili biri Bağdâd mahmili. Anlar dahi mahmilleri mübâdele ederlermiş. Anlar Yemen ve Irâk cânibine giderlermiş. Hâlâ sene 1035 târîhinden berü Yemen İmâm destinde olmağile andan mahmil gelmez. Ammâ huccâc gelir. Bağdâd'dan kezâlik huccâc gelir ammâ emn-i tarîk olmamak ile mahmil-i şerîf gelmez.
EÇS IX Y322a
Ammâ Mısır [ve] Şâm hamd-i Hudâ gelüp mahmilleri birbiriyle mübâdele etdiklerinin aslı oldur kim huccâcın avdetinde iki mahmil biribirin geçmeye ve acele ile gitmeye. Zîrâ dönüşde mahşerden bir nişân olup el-iyâzen billâh niçe âdem ve at ve develer pâymâl olup helâk olur. Ve gece karanlığı olmağile Arabdan dahi havf olunur.
EÇS IX Y322a–Y322b
Anıniçün bu iki mahmil at başı berâber dutarlar. Tâ ki dönüşde cümle huccâc âheste âheste piyâde ve süvârî ileri gidüp pâymâl olmayalar. Ve niçe kerre yüz bin meş‘aller ve fânûslar ve şem‘-i rîhler ile çerâğân olup hâzırbaş dururlar. Tâ ki güneş batduğu gibi hatîb hutbeyi tamâm edüp tekbîr ile boğazındaki ridâsın bir kerre bayrak-misâl huccâc üzre salınca el-azametüllâh işte bu mahalde ârif olan beyt: Y 322b
EÇS IX Y322b
Be-deryâ der menâfi‘ bî-şumâr estEger hâhî selâmet der kenâr est
EÇS IX Y322b
mazmûnu üzre kenârda bulunmak âkılâne hareketdir. Eğer bir at yıkılsa artık halâs mümkin değildir. Garîb âdem hod evlâ bi't-tarîk helâk olmak mukarrerdir.
EÇS IX Y322b
Bu rücû‘ mahallinde deve atı, at katırı, katır hımârı, piyâde âdemler gubârı çiğneyerek ol şeb-i zulmetde gird-i siyâh semâya urûc edüp kubbe-i eflâke müntehî olur. Ve taraf taraf mehterhâneler çalınarak niçe bin tüfeng şâdumânlıkları ederek asâkir-i İslâm huccâc-ı Urbânın cânib-i erba‘asın ihâta ederek mezkûr mîleyn-i Sâlih mahalline varup bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y322b
"El-vedâ‘ yâ cebelallâh el-vedâ‘ yâ rahmetallâh el-vedâ‘ yâ matlûbe'l-huccâcı ve'l-müsâfirîn"
EÇS IX Y322b
deyüp mîllerden taşra çıkdıkda artık huccâcın haccı tamâm olur.
EÇS IX Y322b
Ammâ bu mîllerden taşra çıkdıkdan sonra Arafât'dan tarafa gerü bakmaya. Zîrâ cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde Hazret-i Risâlet-penâh buyurmuşlardır kim:
EÇS IX Y322b
"Benim ümmetimin günâhları meydân-ı Arafât'da kalup kendüleri rahm-i mâderden müştakk olmuş gibi ma‘sûm [u] pâk olurlar. Sahrâ-yı Arafât'da cümlenin zünûbları hınzîr ve kelb ve maymûn sûretinde olup gürûh gürûh dağlar içre gidüp mahv olur" buyurmuşlardır.
EÇS IX Y322b
Ve ba‘zı müfessirîn u muhaddisîn buyurmuşlar kim Arafât'dan gece ile rücû‘ olunmasının aslı oldur kim haşarât-ı zünûbu ba‘zı kimesneler görüp a‘mâ olmuşlardır. Ve ol gece cin ve perînin mü’minleri sabâha dek anlar tavâf eder. Bu hâle benî âdem vâkıf olmasın içün Arafât'dan ba‘de'l-mağrib dönülür, gerü bakmak câ'iz değildir.
EÇS IX Y322b
Ve bu mîl-i Sâlih'den taşra iki bin adım dahi gidüp mîleyn-i ahzareyn-i Hazret-i Zübeyr'e gelir. Birbirine mukâbil iki mîldir. Mâbeyne-hümâları iki yüz adım birbirinden ba‘îddir.
EÇS IX Y322b
Bir rivâyetde İbn Abbâs kavli üzre hudûd-ı Arafât budur, derler. Bundan içeri bulunanın haccı tamâm olur, derler. Ammâ ne‘ûzü billâh yevm-i arefede gurûbdan evvel bu mîleyn içre bulunmayan âdemin haccı hac olmaz, mücâvir kalup sene-i âtiyede yine tekrar Arafât'a çıka. Zîrâ haccın rükn-i a‘zam-ı farzı Arafât'da vakfeye durmakdır, yâhûd bu milleyn içinde bulunmak şart-ı kübrâdır, ve's-selâm. Bu mîlleri ubûr edüp 2 sâ‘atde,
EÇS IX Y322b
Menzil-i evsâf-ı Müzdelife, ya‘nî câmi‘-i Meş‘ari'l-Harâm
EÇS IX Y322b
Hakkında âye[t]: Arapça nass-ı kâtı‘ı nâzil olmuşdur. Bunda cemî‘i huccâc cebel-i Ferah dâmeninde hayme vü hargâhları ile meks etdükde vakt-i ışâ olup câmi‘-i Meş‘ari'l-Harâm'da ezân-ı Muhammedîler okunup cemî‘i huccâc ol câmi‘de cem‘ olup ibtidâ kâmet olup salât-ı mağribi edâ ederler. Ale'l-akîb bir kâmet dahi alup salât-ı ışâyı edâ ederler.
EÇS IX Y322b–Y323a
Bunda dahi bir du‘â-yı azîm olup herkes merâm [u] maksûduna vâsıl olup ba‘zı sulehâ-yı ümmetden kimesneler i‘tikâf niyyetine câmi‘den çıkmayup tâ sabâha dek tilâvet-i Kur’ân edüp ol gece bu câmi‘ Y 323a niçe bin kanâdîller ile çerâğân olup cemâ‘at-i kesîre ile leb-ber-leb olup bunda dahi salât-ı mağrib ile ışâ bir ezân ve iki kâmet ile kasr-ı cem‘ olur, (---) dur. Bundan gayri yerde câ’iz değildir. Eğer bunda dahi cemâ‘at ile cem‘-i kasrda bulunmadı ise salât-ı ışâyı kılup salât-ı mağribe kazâ niyyet edüp münferiden edâ ede. Ve sabâha dek kendü savma‘asında bu leyle-i îd-ı adhâda ibâdet ede, ricâ ve temennâ geceleridir, zîrâ Arafât'dan henüz gelindiği mahaldir. Âdem ol mahalde ma‘sûm [u] pâkdir. Her ne hayr murâdâtı var ise müstecâbdır.
EÇS IX Y323a
Ve bu leyle-i mübârekde cemî‘i haymeleri kanâdîl işâreleri ile tezyîn ederler. Ve bu mahalde cemerât taşları ki Mîne bâzârında şeytân aleyhi'l-la‘neye recm P 134b taşları içün bu Müzdelife'de altmış üç taş cem‘ ede. Her biri bakla ve fındık mikdârı ola.
EÇS IX Y323a
[[(---) (---) (---)]] Mâbeyninde bir kumsal yerde bir ulu kârgîr binâ-yı azîm bir câmi‘-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde [[(---) (---) (---)]] etmişlerdir. Mihrâb tarafı (---) kubbe-i azîmelerdir. (---) sütûn üzre (---) kemerler üzre mebnîdir. [[(---) (---) (---)]] Câmi‘ içi tûlen ve arzen (---) ayakdır. Ve haremi tûlen ve arzen (---) adımdır. Ve iki tabaka bir [[(---) (---) (---)]]
EÇS IX Y323a
Ve bu câmi‘in şimâlinde deryâ-misâl bir bürke-i azîmi var. Arafât suyundan memlûdur. Ve cevânib-i erba‘ası [[(---) (---) (---)]]
EÇS IX Y323a
Ve bu mahalde câ-be-câ bostân kuyuları vardır. Ve câmi‘ huddâmlarının bir kaç hâneleri vardır. Q 133a Lâkin cemâ‘ati azdır. Ancak mevsim-i hacda ve bu Arafât dönüşünde leyle-i îdın vakt-i şâfi‘îde Mîne bâzârında olan huccâc-ı müslimîn dahi bu câmi‘e cem‘ olurlar. Zîrâ salât-ı îd yerine bu câmi‘de ba‘de salâtu's-subh vakfeye durmak vâcibdir. Durmayup gitseler haccın nâkıs olup fidye-i dem lâzım olur. Cümle huccâc kâ’ide-i emr-i Hak üzre sabâh namâzın kılup tâ sabâh yeri sararup gün tulû‘ edeceği mahalle varınca bu Meş‘ari'l-Harâm câmi‘inde vakfeye duralar. Arafât'da bunda bayram namâzı yokdur. Îd-ı adhâ dedikleri yevm-i arefedir kim ol gün Arafât'a çıkılup mescid-i İbrâhîm'de salât-ı kasr-ı cem‘ ve cebel-i Arafât'da hutbe okunur. Bayram namâzı kılınmaz, ve's-selâm.
EÇS IX Y323a
Ancak bu Meş‘ari'l-Harâm'da durulan vakfe salât-ı îd yerine kâ’im olur. Ammâ İmâm (---) rahmetullâhi aleyh kavli üzre (---) (---) (---) hattâ ba‘zı müfessirîn kavlleri üzre hukûk-ı ibâd bunda bağışlanır, demişler. Ba‘zılar bu kavle rızâ vermemişler, tâ ki hukûk sâhibi mütesellî olmayınca afv olunmaz, demişler ve müttefekun-aleyh bu kavl-i akvâ üzre imzâ etmişler. Du‘â-yı Müzdelife: