EÇS IX Y323a–Y323b
"Allâhümme inne hâzâ Müzdelifetü ceme‘te fîhâ kulûben mü'ellefe fe'ellif beynî ve beyne cemî‘i'l-müslimîne ve'l-müslimât vec‘alnî mimmen de‘âke fe’ecebtenâhu ve tevekkele aleyke fekeffeytehu ve’emine bike Y 323b fehedeyteh" diye.
EÇS IX Y323b
Ve bu câmi‘de du‘â ve senâ edüp cümle huccâc göçüp 2 sâ‘at cânib-i garb ki bu mahalde kıble tarafıdır vâsi‘ dereler ve kumsal fezâlar içre,
EÇS IX Y323b
Evsâf-ı menzil-i şehr-i Mîne bâzârı: Bu Mîne bâzârına cemî‘i huccâc gelüp hayme vü hargâhlarında meks etdükde kol kol alay çavuşları üç gün üç gece bu ıyd-ı adhâ'da oturakdır, deyü dellâllar nidâ edüp herkes cemerâtlarına ve kurbân ve tavâflarına şürû‘ ederler.
EÇS IX Y323b
Mîne bâzârında huccâc-ı müslimîn üzre alâ mâ faraza'llâh farz u vâcib ve müstehab ve sünnet-i Resûl olan makâmâtları beyân eder
EÇS IX Y323b
Meş‘ari'l-Harâm'dan Mîne bâzârına gelüp fî'l-hâl piyâde Mîne bâzârı içine varup Mescid-i Hayf'den tarafa olan cemre-i evvelde düşmene hiddet ile taş atar gibi bu cemrede yedi taş atup bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y323b
"Bismillâhi Allâhu ekber rağmen li'ş-şeytâni ve hızbihi" diye.
EÇS IX Y323b
Ammâ bu mahallerde tekbîr ve telbiye câ‘iz değildir, zîrâ şeytân-ı aleyhi'l-la‘neye rağmen taş atmak mahallidir.
EÇS IX Y323b
Andan cemre-i akabeyi ata. Ve yine mezkûr du‘âyı okuya.
EÇS IX Y323b
Ve ıyd-ı adhânın ikinci günü cemreyi râkiben ata, ya‘nî bir ata ve katıra ve hecîne ve hımâra süvâr olup ata. Îd-i adhânın üçüncü günü yine piyâde atarsa gam değildir. Eğer ehl-i özrüm derse hep râkiben üç günde üçer yerde yedişer taş atup cümle altmış iki taşı 3 günde atup tamâm ede. Ammâ ıyd-ı adhânın evvelki gün atılan yedi taş Hazret-i İsmâ‘îl'in sünnetidir ki Cenâb-ı Bârî'den Hazret-i İbrâhîm'e emir olup,
EÇS IX Y323b
"Yâ İbrâhîm! Bu ıyd-ı adhâdır. Oğlun İsmâ‘îl'i benim yoluma kurbân eyle" deyü emr etdikde, Hazret-i İbrâhîm derûn-ı dilden fermânber olup İsmâ‘îl'in elin alup Mîne bâzârında cebel-i Sebîr'de İsmâ‘îl'i kurbân etmeğe götürürken şeytân aleyhi'l-la‘ne iğvâya sâlik olup eydir:
EÇS IX Y323b
"Yâ İsmâ‘îl! Baban seni boğazlamağa götürür, sakın rızâ verme" deyince Hazret-i İsmâ‘îl,
EÇS IX Y323b
"Emir, Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet'indir" deyüp Müzdelife nâm mahalden yine taş alup şeytân-ı râcimi recm ederek bu Mîne mahalline gelüp şeytâna taşları atup Hikmet-i Hudâ taşın biri la‘înin aynına isâbet edüp gözü çıkup la‘în ol zamân oldu.
EÇS IX Y323b
Bu recm-i evvel Hazret-i İsmâ‘îl'den kaldı. Îdin ikinci günündeki recemât Hazret-i İbrâhîm'den kaldı. Îdın üçüncü günü recemât Hazret-i İshâk'dan kaldı. Ba‘zı müfessirîn böyle tahrîr etmişlerdir.
EÇS IX Y323b–Y324a
Der beyân-ı mahall-i recemât: Ve bu recm atılan mahal Mîne bâzârı içinde tarîk-ı âmm üzre biraz alçak binâ mîllerdir. Ammâ üçüncü cemerât yeri bir kârgîr köhne binâ dîvârdır. Ammâ ey ahbâb-ı vefâ, bunda bir acîb ü garîb hikmet vardır. Niçe kerre yüz bin huccâc bu mahalle gelüp her huccâc üç gün üçer kerre yedişer taş atup cümle taşlar altmış iki taş olur. Bin seksen yıldan berü bu recemâtlara her sene recemât taşları atılır. Bu Mîne bâzârında kûh-ı Elburz kadar taş yığılmak gerek idi. Huccâc gitdikde bir bakla kadar taşın Y 324a vücûdu kalmayup gâyib olur. Cümlenin ma‘lûm[u] bir ibret-nümâ temâşâ-yı sırr-ı Hudâ'dır.
EÇS IX Y324a
Ba‘zı müverrihînin kavli üzre cemî‘i şeyâtîn ol taşları taşıyup beyâbâna atar, derler. El-uhdetü ale'r-râvî. Hele aceb hikmetdir. Ammâ ibtidâ gün cemreyi atup ale'l-acele haymesine gelüp ne kadar cinâye kurbân ve kendü nefsi bedeli kurbânı var ise kurbân etmeğe mübâşeret etdükde gâyet miczem bıcağile zebh ede. Ve ayakların bir hoş kayd edüp kepşin vechin kıbleye müteveccih edüp bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y324a
"Bismillâhirrahmânirrahîm. Allâhümme hâzâ minke ve leke ve tekabbel minnâ kemâ tekabbelte an İbrâhîm Halîlike ve Muhammed Hübîbike ve Habîbinâ salavâtullâhi alâ cemî‘il-enbiyâi ve'l-mürselîn" deyüp, "Bismillâhi Allâhu ekber" deyüp kurbân ede.
EÇS IX Y324a
Ba‘dehu luhûmun fukarâya bezl ede, ağniyâya vermeye. Ammâ ba‘zı sulehâ-yı ümmetden kimesneler huddâmları ile kurbânların alup Mîne bâzârının cânib-i şimâlîsinde bin adım ba‘îd,
EÇS IX Y324a
Cebel-i Sebîr derler ve Cebelü'l-Kepş dahi derler, bir ahmerü'l-levn cebele-i münevveredir. Hazret-i İbrâhîm Hazret-i İsmâ‘îl'in ellerin ve ayakların bağlayup üç kerre gerden-i İsmâ‘îl'e bıçak urup bi-emrillâh bıçak kesmeyüp derhâl Cibrîl-i Emîn cânib-i Hak'dan İsmâ‘îl'e bedel bir ela gözlü kara kurbân getirüp,
EÇS IX Y324a
"Yâ İbrâhîm! Rabbin sana selâm eyledi. ‘Emrime itâ‘at edüp sevgili oğlun kurbâna azîmet eyledi. İsmâ‘îl'e bedel bu kepşi kurbân eylesin’" deyince derhâl Hazret-i İbrâhîm bu cebel dâmeninde kurbân etdüği Menhar nâmıyla meşhûr bir kurbân mekânıdır. Hakîr hamd-i Hudâ yedi kurbânımı anda edüp fukarâya bezl etdim.
EÇS IX Y324a
Ve bu cebelden Cibrîl-i Emîn ile gelen kurbânın zâhir olduğu kaya iki şak olmuşdur. Bi-emrillâh eyle musaykal ve mücellâdır kim gûyâ dest-i hakkâk perdâht etmişdir. Bu mahalde makâm-ı İbrâhîm ve makâm-ı İsmâ‘îl ve makâm-ı İshâk vardır.
EÇS IX Y324a
Bu makâmlarda ikişer rek‘at namaz kılup hukûk-ı vâlideyn içün du‘â müstecâbdır. Ve bir kavl-i müfessirînde Hazret-i İbrâhîm'e fermân-ı Rabbü'l-İzzet ile P 135a kurbân olunmağa me’mûr olunan İshâk aleyhis's-selâm'dır, demişler, ammâ kavl-i sahîh İsmâ‘îl ola, zîrâ hakkında âye[t]: Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Ve cemî‘i peygamberler mâbeyninde İsmâ’îl-i Sâbır denmek ile iştihâr bulup kifâf-ı nefsi içün kannâslık ya‘nî avcılık ederdi. Kudüs'e karîb pederleri Halîlü'r-Rahmân hareminde medfûndur.
EÇS IX Y324a
Ve bu Mîne bâzârındağı yere Menhar derler, bir çukur kayalı yerdir. Hazret-i (---) (---) (---) İbrâhîm kurbânı ederken dest-i şerîfinin [[(---) (---) (---)]] bâlâ kaya üzre nakş-ı dest-i Hazret-i İbrâhîm âşikâredir. Ammâ mübârek dest-i şerîflerinin [[(---) (---) (---)]] cebel-i Ganem ve Kepş ve cebel-i Sebîr derler.
EÇS IX Y324a–Y324b
Ve bu Menhar mahallinde Hazret-i İbrâhîm'in bıçağı İsmâ‘îl'i kesmek meyüp [[(---) (---) (---) (---)]] urursa bi-emrillâh ol seng-i hârâ hâlâ iki pâre âşikâre durur. Kuvvet-i Resûlullâh ile [[(---) (---) (---) (---)]]. Y 324b Q 133b
EÇS IX Y324b
Ve bu Mîne bâzârında tağı ve taşı ve dere ve depeleri beyâz koyun zeyn edüp kırkar ellişer muhallaka paraya kurbân verirler. Ol kadar çok gelir kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
EÇS IX Y324b
Ve cümle Urbân koyunların bu Mîne bâzârına getirmeseler bi-emrillâh cümle ganemleri uyuz olur. Ve yetmiş bin huccâc derler, ammâ beş kerre yüz bin huccâc olur, her âdem birer kurbân eylese beş kerre yüz bin kurbân olur. Ammâ yigirmi, otuz, kırk, elli ve yüz kurbân eder a‘yân vardır.
EÇS IX Y324b
Bu vâdî-i Mîne'de hûn-ı kurbân râh-ı Hakk'a seyl-âsâ cereyân edüp herkes çadır önüne kurbânların bırağup Tâ’if ve Hicâz ve Abbâs ve Mekke fukarâları cümle kurbânları alup postun yüzüp her koyunu karnından ikişer pâre edüp ol şiddet-i hârda kayalar üzre koyup iki sâ‘atde şems-i âteş-tâbdan pişüp cümle luhûmların herkes hânesine götürür.
EÇS IX Y324b
Bu mahalde bir hikmet-i Hudâ vardır. Bilâ-hisâb niçe kerre yüz bin kurbânın muzahrefâtı ve bu kadar huccâcın kâzûrât mühmelâtı bu vâdî içre kalup hemân huccâc Mekke'ye müteveccih oldukları gün yâhûd iki üç günden bir bârân-ı râhmet nâzil olup bu vâdîyi eyle pâk eyler ki hâr u hâşâk-i nâ-pâkden bir hâk-i nâ-pâk kalmayup bir vâdî-i tâhir olur.
EÇS IX Y324b
Bu Mîne bâzârında kurbânlar tamâm oldukda pâk tırâş olalar ve tırnakların keseler ve pâk libâsların geyeler ve tırâş olurken bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y324b
"Allâhümme hâzihi nâsıyetî bi-yedike fec‘al lî bi-külli şi‘retin nûran yevme'l-kıyâmeti Allâhümme bârik lî fî nefsî fağfir lî zünûbî ve tekabbel minnî amelî bi-rahmetike yâ Erhame'r-râhimîn" diye.
EÇS IX Y324b
Andan tırâş tamâm olunca, "Allâhu ekber Allâhu ekber" demeden hâlî olmaya.
EÇS IX Y324b
Ve cümle tırâş kıllarını yere dökmeyüp bir yerde hıfz edüp Mu‘allâ mezâristânında defn ede. Zîrâ ihrâm ve umre ve tavâf-ı Arafât ve Müzdelife ve Mîne ve kurbânda bulunmuş kıllardır. Pâymâl olunmamak içün ba‘zı erbâb-ı sülûk defn ederler. Ve ba‘zı kimesneler mecrûh olup çıkan esnânların ya‘nî dişlerin bu hâk-i amber-pâkde defn ederler kim vücûdumuzdan birer uzuv bulunsun deyü teberrüken defn ederler. Tırâş kılların dahi defn eylemek âdâb-ı sulehâdır. Ve tırâş tamâm oldukda bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y324b
"Allâhu ekber elhamdü lillâhi'l-lezî e‘ânenâ alâ kazâi nüsükinâ, allâhümme zid îmânen ve yakînen ve tevfîkan ve avnen vağfir lenâ veli-âbâinâ veli-ümmehâtinâ ve lil-müslimîne ve'l-müslimât" diye.
EÇS IX Y324b
Ve bu du‘âları cümle Mekke berberleri bilirler. Tırâş etdikleri kimesneye ta‘lîm edüp kırâ’at ederler.
EÇS IX Y324b
İhvân-ı safâya pûşîde olmaya kim tırâş olup ihrâmdan çıkup cümle pâk libâsların bu ıyd-ı adhânın evvelki günü geydikden sonra cümle huccâca harâm olan şeyler helâl olur, ya‘nî pire ve kehle öldürmek gibi ve tırnağile kaşınup sayd [u] şikâr etmek gibi ve ehli ve cevârîleriyle cimâ‘ eylemek misilli şeyler cümle harâm iken helâl olur.
EÇS IX Y324b–Y325a
Ve tırâşdan sonra ihrâmdan çıkup pâk libâsların geyüp ale'l-acele Mekke'ye Y 325a varup tavâf-ı ziyâret edeler. Bu tavâf dahi hemân tavâf-ı kudûm gibidir. Ammâ sür‘at ile tavâf etmeyeler. İşte Arafât vakfesinde durmak ile bu tavâf-ı ziyâretdir farz olan. Mîne kurbânından sonra bu tavâfa pek tekayyüd etmek gerekdir. Tavâf etmese farzın biri nâkıs olur.
EÇS IX Y325a
Ve bu tavâf-ı ziyâretin vakti eyyâm-ı nahirde ve eyyâm-ı nahrin evvelinde de etseler efdaldir. Ammâ eyyâm-ı nahirden sonra etseler mekrûhdur. Dem-i cedîd lâzım olur.
EÇS IX Y325a
Ve Safâ ve Merve dahi edüp yedi kerre ke'l-evvel sa‘y ede. Ammâ bu mahalde ve Mîne'den tâ Kâ‘be'ye göçmeyince Umre'ye varup gelmeye. Fukahâ rahimehumullâh harâmdır demişler. Bu tavâf-ı ziyâreti ve Safâ Merveyi tamâm edüp yine Mîne bâzârına gelüp bu du‘âyı okuya:
EÇS IX Y325a
"Allâhümme inne hâzâ minen kad eteytehâ ve ene abdüke ve ibn abdike es'elüke en yümenne aleyye bimâ menente bih alâ evliyâike allâhümme innî e‘ûzü bike mine'l-hurumât ve'l-heybeti fî dînî yâ erhame'r-râhimîn" deyü bu du‘âyı Arafât'a giderken ve Mîne'ye giderken ve Arafât'dan geldikde ve tavâf-ı ziyâretden geldikde okuya ve's-selâm.