EÇS IX Y327a
Ve her dükkânda ûd u amber şemâme ve kâfûrî ve sünbül-i hıtâyî ve misk ü zebât ve kalyemisk ve za‘ferân ve zaymurân ve aselbend u cavrî ve buhûr-ı Meryem ve gülâb ve mâ-i nârenc ve ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî ve niçe bu ıtriyyât makûlesi bey‘ olup herkesin dükkânında ûd-i mâverdî ve ûd-i mülebbes çerâğân olup esvâk-ı sultânîde reftâr eden züvvârın demâğı mu‘attar olur.
EÇS IX Y327a
Ve her dükkâna bir âdem vardıkda elbette sâhib-i dükkân ol yârânın yüzüne gülâb ıtr-ı şâhî nisâr edüp buhûr yakar. Ve hüsn-i ülfet içün sâhib-i dükkân müsâfirîne elbette bir şey ihsân eder. Hac şükrânesine cemî‘i ibâdullâhda bir mahabbet u meveddet ve sürûr [ü] şâdumânî vardır kim izdihâm-ı veled-i âdemden omuz omuza halk çet-â-çet olup her şâhrâh âdem deryâsı gibi temevvüc edüp bir âdem bir âdemden dilgîr olmak ihtimâli yokdur. Herkesde safâ-yı hâtır vardır.
EÇS IX Y327a
Ve eyle emn [ü] emândır kim herkes hemyân dînârın alâ mele’i'n-nâs meydân-ı mahabbete koyup bir bey‘ [u] şirâ bâzârıdır kim ta‘bîr ü tavsîf olunması mümkin değildir. Beyt:
EÇS IX Y327a
Mîne bâzârını seyr etdim serâpâ hocayımBir cefâ dükkânı yokdur hep vefâ bâzârıdır
EÇS IX Y327a
mazmûnunca bu bâzâr-ı mahabbetde taraf taraf matbah-ı Keykâvuslarda ni‘met-i nefîse ve gûnâ-gûn me’kûlât [u] meşrûbâtlar ayş [u] nûş olunup hâtır hoş olarak ve her kahvehânede gavâzîler ve habeşe cevârîler deff ü kudüm çalarak zevk u safâ olunur. Anın dahi erbâbı bulunur.
EÇS IX Y327a–Y327b
Ve'l-hâsıl Allâhü Rabbü'l-âlemîni bir bilüp emrine imtisâl edüp memâlik-i müslimînden Y 327b gelen huccâc [u] züvvâr-ı deryâ-misâlin ne kadar zî-kıymet eşyâları var ise meydân-ı mahabbetde râyegân fürûht olunup bî-bâc ve bî-gümrük niçe bin yüz yük zî-kıymet cevâhir makûlesi ve tuhaf akmişe-i fâhire denk bağlanır bir bâzâr-ı Hicâz'dır.
EÇS IX Y327b
Ve ıyd-ı adhâ dedikleri bu Mîne bâzârı hakkındadır kim rûzları rûz-ı îd geceleri leyle-i Kadir olup cemî‘i dekâkînleri ve şürefâ sarây-ı âlîlerinin bâm u dam, bâb sutûh ve şâhnişînlerin ve kâ‘a ve revzenlerin lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe kerre yüz bin kanâdîller ve meş‘aller ve fânûs-ı bâğ-ı cinân ve şem‘-i kâfûrî ve şem‘-i rîh ile bâzâr-ı Mîne çerâğân edüp şeb-i zulmânîleri rûz-ı rûşen-misâl olup şehr-i Mînâ murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalır. Taraf taraf bir hây u bir hûy bir sürûr [u] şâdumânî olur kim gûyâ cem‘iyyet-i Hüseyn Baykara'dır.
EÇS IX Y327b
Ve bu mahalde âyîn-i şürefâ olur kim her kimin tıfl-ı nâ-resîdesi var ise bu mevsim-i hacda ale'l-umûm ahâlî-i Mekke bu Mîne bâzârına gelüp sûr-ı hıtân ederler. Bunlar dahi bir gûne zevk u şevk, sürûr [u] safâ ederler kim bu safâ Merve ve Safâ'da olmaz. Zîrâ bunların gûnâ-gûn sâz ü söz hânende ve sâzende gavâziye Habeşî câriyeleri var kim zer-ender-zere müstağrak olup savt-ı hazîn ile şehr-i Hicâz'da makâm-ı hicâza âgâze etdükde istimâ‘ eden uşşâk dahi makâm-ı uşşâka başlayup âşıkâne esvât-ı hazîn ile bûselikde makâm-ı büzürg ederek râst karâr ederler. Ve elbette ehl-i Mekke'nin sûr-ı hıtânları her sene bu Mîne bâzârında olması mukarrerdir. Ve cemî‘i huccâca ziyâfetleri dahi mebzûldür, ve's-selâm. Andan,
EÇS IX Y327b
Evsâf-ı şâdumânî-i asâkir-i İslâm der bâzâr-ı Mîne-i merâm
EÇS IX Y327b
Evvelâ fezâ-yı bâzâr-ı Mîne'nin bir cânibine Şâm-ı cennet-meşâm askeri ve huccâcı konar. Ve bir tarafına Mısır-ı nâdiretü'l-asır askeri ve huccâcı meks eder. Ve bir tarafına Irâk-ı Acem huccâcı meks edüp bu vâdî-i Mîne hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâh ile mâl-â-mâl olup ıyd-ı evvelde fermân-ı serdâr-ı bâ-vakâr ile herkes isti‘dâdına göre haymesin zeyn edüp gûnâ-gûn filandıra ve bayraklar ile ve rengâreng sancaklar ile herkes haymesin zeyn eder.
EÇS IX Y327b
Ve cemî‘i develeri ve hecînleri pür nacag ve tuğ teller ve ardala ve ziller ve zil [ü] bemler ile ve hatab u havutları üzre bayraklar ile müzeyyen edüp develere nafakaların vefret üzre verirler.
EÇS IX Y327b
Ve evkât-ı salât-ı hamse edâ olundukda yetmiş seksen yerde kûs-i hâkâniyân ve tabl-ı Âl-i Osmâniyâna turralar urulup kütür kütür ceng-i harbîler çalınır.
EÇS IX Y327b–Y328a
Ve iki kerre ta‘âm tenâvül olunup ba‘de't-ta‘âm gülbâng-ı Muhammedî çekilüp herkes ziyâret [ü] ticâretinde olup ammâ ba‘de'l-mağrib summât-ı Muhammedîler çekilüp ni‘met-i Halîl tenâvül olunup sofra-i celîl ref‘ olundukda gülbâng-ı Muhammedî serdâr-ı zafer-şi‘âr serâperdesinden rehâ bulunca çâr nevbet sadâ-yı Allâh Allâh evce urûc edüp kerrûbiyânlar dahi bu sadâya Y 328a reşk edüp hayret âmîz olup anlar dahi el-azametüllâh deyü tesbîh ederler.
EÇS IX Y328a
Benî âdem dahi bu gülbângden sonra cemî‘i P 136b asâkir-i İslâmda ve huccâcda iki üç kerre yüz bin dalyan ve kol tüfenglerine def‘aten vâhide âteş edince el-azametüllâh zemîn [ü] âsumân dir dir ditreyüp Mîne vâdîsi ve cebel-i Mürselât güm güm gürleyüp vâdî-i Arafât'ı bârûd-ı siyâhın dûdı ebr-i siyâh-vâr ber-havâ urûc eder.
EÇS IX Y328a
Bu tüfenglerin sadâsı sâkin olmadan ibtidâ Şâm vezîri Hüseyin Paşa kolundan on iki pâre top ve Mısır kolundan altı pâre toplara âteş verilüp kubbe-i felek çın çın sadâ verüp bu hâl üzre tâ sabâha dak on iki yaylım toplar ve niçe kerre yüz bin tüfengler endâht olunur. Zîrâ her şehbâz fetâ cılasının ikişer ve üçer kol tüfengi vardır. Bu sît u sadâ mâbeyninde yine kol kol mehterhâneler ârâm etmeyüp sabâha dek tabl-ı Ervâm ve tabl-ı Âl-i Hâşimî Benî Hişâm çalınmadadır.
EÇS IX Y328a
Der fasl-ı şâdmânî-i taraka-i fişeng be-te’lîf-i Freng-i bedreng be-şehr-i bâzâr-ı Mîne-i mahall-i velvele ve gulgule ve âheng
EÇS IX Y328a
Ve bu mahalde niçe yüz bin fişeng ile üstâd-ı Şâm âteş-feşânlık edüp Mısır huccâcının hayme vü hargâhları üzre fişeng-i âteş nârı pertâb etdükde Sübhâne'l-Hallâk karşu cânibden dahi Mısır âteşbâzları şecere-i Fir‘avniyân'da şeytanatların icrâ ederek ol kadar âteş-feşânlık etdiler kim âteş-i Nemrûd semâdan bârân-ı la‘net gibi zemîne [[(---) (---) (---)]] ba‘zı atların ve bagallerin kuyrukları ve ba‘zı tavîlü'l-lihye ma‘tûh-ı ekber herîflerin [[(---) (---) (---)]] olup deste kuyruk tay oldu.
EÇS IX Y328a
Beri tarafdan dahi Şâm âteşbâzları çatal [[(---) (---) (---)]] Mısır huccâcı üzre atınca tarakı ve delice fişekler Mısır'ın şerrânî atları içine düşünce âdem âdeme girüp bir hây ve bir hûy ve bir hande ve şâdumânî oldu kim diller ile ta‘bîr olunmaz. [[(---) (---) (---)]] ve hevâyî ve kestâne ve tarakı ve kelebek ve ra‘dî ve fişeng-i bahrî ve koç ve kal‘a-i [[(---) (---) (---)]] ve feres ve hımâr ve kelb ve papas ve Yahûdî ve dîv ve cemâl sûretleri ki eşkâl-i garîbe ve Q 135a acîbe-i gûnâ-gûn fişengler ve niçe âteş-pâre hıyel-i musanna‘lara âteş edüp bu ordu-yı İslâm içinde bir hengâme ve bir şâdumân olmuşdur kim ehl-i Mekke değil belki hubût-ı Âdem'den berü böyle bir temâşâ olmamışdır. Cümle ehl-i Mekke "Lehhe’ât yâ Osmâniyân" derlerdi.
EÇS IX Y328a–Y328b
Ammâ âteşbâzlıkda Mısır üstâdları hakkâ ki pehlivânlardır. Zîrâ Mısır'da Nîl kesiminde ve muhtesib gecesinde ve ba‘zı sûrlarda her bâr fişengbâzlık ederler. Anıniçün üstâd-ı kâmillerdir. Ammâ eşkâlât fişeğinde Şâmlı üstâdlardır. Hattâ bir gûne âsumânî fişenkler endâht edüp nüzûl edüp zemîne bir âdem kaddi kadar kaldıkda der-akab yine Y 328b semâya urûc edüp yine sernigûn olurken andan iki fişek dahi zâhir olup biri cânib-i şarka ve biri cânib-i garba sihâm-ı kazâ gibi gidüp herbirinden niçe yüz kanâdîller nüzûl ederdi. Hakkâ bu san‘atı Alman'da ve Frengistân'da görmedim.
EÇS IX Y328b
Ve cemî‘i huccâcın haymelerinde niçe yüz bin kanâdîl ve işâreler ederler kim ba‘zı işâre kanâdîlden servi ve nahl-i hurmâ ve mihrâb u minber ve surâhî kabak ve mühr-i Süleymân ve şemse şekilli eşkâlât-ı garîbe ve acîbeler ile her haymeyi tezyîn edüp leyle-i muzlimden zulmet gidüp vâdî-i Mîne mihr-i âlem-tâb gibi münevver olurdu.
EÇS IX Y328b
Netîce-i kelâm bu tertîb üzre iki gün iki gece şâdumân çerâğân olup cihân cihân zevk [u] safâlar olunup ıyd-ı şerîfin ikinci gün Hüseyin Paşa Şâm ve Mısır askerinden beş yüz tüfeng-endâz ve bin atlı serbâz cebel-i Arafât'a gönderüp suyun başın zabt etdiler. Ve yedi bayrak asker dahi Mekke ile Mîne bâzârı akabesinin iki cânibinde kayalar içre pusuya girmek fermân eyledi.
EÇS IX Y328b
Ve bunlar varup me’mûr olduğu yerleri mülk etdikleri haberi gelince derhâl Hüseyin Paşa kol kol cümle asker-i İslâm serdârlarına ve emîr-i haccına ve Cidde beğine ve şerîf hazretlerine haber gönderüp,
EÇS IX Y328b
"Cümle huccâcları Mekke'ye rıhlet etsünler ve askerî tâ’ifesi pür-silâh kalsınlar" deyü fermânlar vârid olunca cümlesi,
EÇS IX Y328b
"Sem‘an ve tâ‘a" deyüp nefîr-i rıhletler çalınup göç topları atılup cümle huccâc gürûh gürûh remmâ remmâ alay alay Mekke'ye revâne oldular. Cümle huccâc gidüp pür-silâh askerî tâ’ifesi kaldılar.
EÇS IX Y328b
Ba‘dehu cemî‘i erbâb-ı dîvân ve ümerâ-yı a‘yân ve asâkir-i sâhib-tuğyân ve şürefâ-yı Âl-i Hâşimiyân cümle serdâr-ı rûşen-zamîr vezîr-i dilîr Hüseyin Paşa hazretlerinin serâperdesine cem‘ olup kat-ender-kat olup Şerîf Sa‘d hazretlerinin gelmesine muntazır iken paşa ağalarından şerîfi da‘vete giden Hasan Ağa çıkageldi:
EÇS IX Y328b
"Sultânım Şerîf Sa‘d ahşamın evvel top ve tüfeng şâdumânı mahallinde cümle askeriyle karârı firâra mübeddel olup tâc u tahtı ve rahtı ve bahtı terk edüp Hicâz vilâyetine perende atmış" dedükde hemân Paşa eydir:
EÇS IX Y328b
"Tîz varın bu Mîne'de ve Mekke'de sarâyın mühürleyüp zabt eylen" deyü ikişer bayrak asker gönderüp zabt etdiler.
EÇS IX Y328b
Beri cânibde Şerîf Sa‘d hânesinden çıkup doğru Arafât'a varup Mekke'nin suyun kat‘ etmeğe varınca ne görse bu kadar asker suyun başın zabt eylemişler. Bir çâre edem, derken bunlara bizim asker bir yaylım kurşum urduklarında bir ânda kırk beş âdemi mecrûh ve niçe atları maktûl olup âhir "Firâren an tevâliyi'l-kesürât" dedüğü üzre ağzı dadın alup Tâ’if'e doğru tâ’ifesiyle gerçekden firâr eder.
EÇS IX Y328b–Y329a
Derhâl bu müjde paşaya gelüp hamd-i Hudâ eyleyüp müjde getiren şehbâza yigirmi altun ihsân Y 329a eyledi. Cümle huzzâr-ı meclis paşanın re’y-i tedbîrine hezâr tahsîn eylediler. Paşa buyurdular kim,
EÇS IX Y329a
"Ey beğler, ağalar hâtırınızda mı, biz Mu‘allâ'ya alay ile geldiğimizde şerîf dîvâna gelmeyüp hil‘at-i pâdişâhî geymedüğünden sizler buyurdunuz kim ‘Şerîfi ma‘zûl edüp andan Arafât'a çıkalım’ dediğinizde ben rızâ vermeyüp hâb-ı hârgûş verüp müdârâ ederek hânesine varup hil‘at geydirdim. Ammâ "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" mazmûnu derûnumda cilveger idi. Bu iş zuhûr etmeden tâ geceden Arafât'da ser-i çeşmeyi zabt edüp Mîne akabesine asker dökdüm.
EÇS IX Y329a
Andan huccâcı kaldırdım. İşte sünnet-i Resûl üzre Cenâb-ı Bârî âyet-i şerîfinde Arapça buyurmuşdur. Ne dersiz" buyurdular.
EÇS IX Y329a
Cümlesi "Şerîf Ahmed'i şerîf edelim" deyü Mısır emîrü'l-haccı Özbek Beğ ve Cidde beği Baklacı Mehemmed Beğ Mısır vezîri Kethudâ İbrâhîm Paşa tarafından emirler ibrâz etdiler. Hüseyin Paşa buyurdular kim,
EÇS IX Y329a
Şerîf Ahmed Şerîf Sa‘d tarafındandır. Ol şerîf olursa yine Mekke içre isyân [u] tuğyân munkatı‘ olmayup Hasan Paşa'yı şehîd etdikleri gibi niçe fesâdât olur. İşte ben anların zıdd-ı kâmili ehl-i ırz Şerîf Berekât hazretlerin şerîf P 137a ederim" dedikde taraf taraf istihsân "Ma‘kûl" deyüp hemân Hüseyin Paşa hazretleri bir hatt-ı şerîf ibrâz edüp dîvân-ı vezîrde hatt-ı şerîf kırâ’at olunup Şerîf Berekât hazretlerin şerîf nasb edüp serîr-i hilâfete culûs edüp Hüseyin Paşa kendü eliyle taraf-ı pâdişâhîden bir semmûr kürk ve bir hil‘at-i fâhire Şerîf Berekât'a geydirüp Hüseyin Paşa'nın iskemlesi üstüne oturup ibtidâ Hüseyin Paşa bî‘at eyledikde yeden ber-yed olup âye[t]:
EÇS IX Y329a
âyeti tilâvet olunup Fâtiha-i şerîf kırâ’at olundu.
EÇS IX Y329a
Ardı sıra sâbıkan şeyhülislâm olan Bursavî Esîrî Mehemmed Efendi ve birâderleri Mekke mollâsı (---) Efendi ve Anatolu mevleviyyetinden ma‘zûl Hâfız Efendi ve Medîne mollâsı (---) Efendi ba‘dehu Şâm emîrü'l-haccı Hârmûş Paşa andan Mısır-ı Kâhire emîrü'l-haccı Özbek Beğ ibn Ebû Şevârib ve mîrlivâ-yı Cidde (beği) Baklacı Mehemmed Beğ ve Kulkethudâsı Burunsuz Ahmed Ağa ve Surre Emîni Mahmûd Ağa ve Acemzâde ve Siyâvuş Ağa ve Kethudâ İbrâhîm Paşa Koca Baykuşzâde Hasan Kethudâ ve sâ’ir yedi bölük ağaları ba‘dehu cümle şürefâ,
EÇS IX Y329a–Y329b
"Mübârek mübârek yâ Şerîf Berekât" deyüp sağîr ü kebîr ve pîr ü civân ve ganî vü fakîr cümle huzzâr-ı meclis dest bûs edince taşra asker-i İslâmdan bir gülbâng-ı Muhammedî kopup bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atılup kûs-i rıhletler çalınup paşa ve şerîf ve ba‘zı erbâb-ı dîvân otakdan taşra bir sahâbeye(?) çıkup derhâl Y 329b otakları bozup Mekke'ye götürdüler.
EÇS IX Y329b
Andan paşa ve cümle asker ke'l-evvel tertîb-i alay ile yine ileri Hârmûş Paşa ile Mısır emîrü'l-haccı Özbek Beğ çarha askerin dizüp alay alay, Şâm askeri kol kol, Mısır cüyûşu fevc fevc, Paşalı cünûdu mevc mevc, Şerîf Berekât tâ’ifesi ileri gidüp paşa ve Şerîf Berekât atbaşı berâber Mîne bâzârı içinden ubûr edüp kanı ol bâzâr-ı izdihâm(?) bir dekâkîn-i hıyâm kalmayup Mekke'ye revâne olmuşlar. [[(---) (---) (---)]] zıll-ı hayâl-i hâb imiş. Ol bâzâr-ı bûm ve kara gurâb âşiyânından ubûr ederek [[(---) (---) (---)]] sünnetdir. Ammâ at ve hecîn üzre râkiben atmak evlâdır.
EÇS IX Y329b
Bu mahalle de [[(---) (---) (---)]] tüfeng-endâzlar birer yaylım kurşum atup şâdumân etdiler.
EÇS IX Y329b
Bu esrâra [[(---) (---) (---)]] paşanın rikâbında piyâde yola revâne olup akabeyi ubûr [[(---) (---) (---)]] bunları cebel-i Arafât'a su başına ta‘yîn eyleyüp Şâm askeri [[(---) (---) (---)]] Q 135b bunda paşa ve şerîf ve sâ’ir a‘yân-ı rîf bu mescide girüp ikişer rek‘at namâz kılup tekrâr teberrüken ve teyemmünen şerîfden tecdîd-i bî‘at etdiler. Zîrâ Hazret-i Risâlet-penâh İslâm ile müşerref olan Sahâbe-i kirâma bunda bî‘at verirler imiş. Ve her sahâbeyi kâr-ı ma‘rifetine göre ol esnâfa pîr edüp seccâde-nişîn edermiş.
EÇS IX Y329b
Andan yine atlara süvâr olup iki tarafı yalçın kayalı mehîb yalçın kızıl kayalı ve şiddet-i hârlı kumsal yollar ile giderken sağ cânibde nîm sâ‘at bir vâdî içinde,