EÇS IX Y329b
Cebel-i Nûr: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir sivri yalçın kızıl kayadır. Ve bir tarafı karadır. Tâ zirve-i a‘lâsında bir kubbe-i nûr var. Cebel-i Nûr üzre nûrun alâ-nûr bir kubbe-i münevverdir, zîrâ makâm-ı Hazret-i Resûl-ı Hudâdır.
EÇS IX Y329b
Bu kubbeyi Hazret-i Ebâ Bekir binâ etmişdir. Hazret-i Risâlet'e mescid-i Bî‘at'de kırk yaşında nübüvvet geldüği gün Hazret-i Cibrîl Resûl-i Mübîn'i bu cebel-i Nûr'a çıkarup mübârek batn-ı şerîfin yarup ahlât-ı çirkâbın bu cebelde defn edüp batn-ı şerîfin esrâr-ı nûr-ı nübüvvet ile mâl-â-mâl eyleyüp nûr-ı İlâhî-i mahz olduğıyçün bu kûha cebel-i Nûr derler, ziyâret-i azîmdir. Ammâ yolu gâyet sarpdır. Piyâde âdem gücile urûc eder. Ve Urbân-ı uryân aşkıyâsından yolu mahûf u muhâtaradır. Hayli kimesne olup gitmeğe muhtâcdır. Ammâ Hindî ve Sindî ve Magâribe ve Urbân bî-pâk ü bî-pervâ gidüp ziyâret ederler.
EÇS IX Y329b
Ba‘dehu Hüseyin Paşa ve Şerîf Berekât bu mahalle karîb ubûr edüp alay-ı azîm ile paşa kethudâsı Heykelzâde (---) Ağa'yı şerîf hazretlerine koşup anlar alay-ı azîm ile Şerîf Berekât'ı Mekke-i Mükerreme'de hânesine götürüp bir yaylım top u tüfeng şâdumânı olup derhâl şerîf Beyt-i Şerîf'e varup tavâf-ı ziyâret eyledi.
EÇS IX Y329b–Y330a
Paşa Y 330a dahi kendü alayı ile Mu‘allâ'da Mevlevîhâne'de konağına nüzûl eyleyüp derhâl paşa hazretleri yetmiş seksen âdem ile Ka‘be-i şerîfe gitdi.
EÇS IX Y330a
Alâ mâ farazallâh ferâyiz-i haccın (---)si budur. Buna "Tavâf-ı vedâ‘" dahi derler. Bu tavâf dahi bâlâda tahrîr olunan tavâf-ı kudûm ve tavâf-ı ziyâret gibidir. Cümle Safâ ve Merve du‘âları bâlâda tahrîr olunduğu du‘âlar tilâvet oluna, gayri du‘âları yokdur.
EÇS IX Y330a
Ammâ Mîne bâzârında kurbân edüp tırâş olup esbâbın geydükden sonra gelüp tavâf-ı ziyâret etdükde umreye varmak câ'iz değil idi. Ammâ bu tavâf-ı ziyâretde ne kadar Ka‘be'de oturursa ol kadar umre ede kim hiç ârâm etmeye. Eğer murâdı hac savâbı kâr edem derse gücü yetdikde umre etsün, dilerse hiç etmesin.
EÇS IX Y330a
Bu tavâf-ı sadrdan sonra cemî‘i fukahânın kavli bunun üstünedir kim bu tavâf-ı sadrda ya‘nî tavâf-ı vedâ‘da hac tamâm olur. Ammâ kuvvet [ü] kudretim var, murâdım dahi hac savâbı kazanmakdır, dersen hemân durma, eğer râkiben eğer piyâde umre eyle.
EÇS IX Y330a
Umreye varup gelmek bir hac savâbıdır. Ve yedi kerre Safâ ve Merve'ye varup sa‘y eylemek bir hac savâbıdır. Ve yedi kerre Ka‘be'yi tavâf eylemek bir hac savâbıdır. Hemân cidd [ü] cehd eyle kim niçe Ka‘be savâbları kâr edesin.
EÇS IX Y330a
Ba‘zısının savâbın vâlideynin ve üstâdların ve hukûkun kesb etdüğün velî-ni‘amlarının rûhuna hac savâbı hibe edesin. Eğer vâlideynim, üstâdım ve ihvânım içün ikişer üç[er] altuna bedel tutup hac etdiririm dersen hemân altunlar hebâya gider. Senden gayri beş on âdemin dahi altunların alup bedel olmuşdur. Meğer tâ hac tamâm olmayınca bir ân yeninden münfekk olmayup umre ve tavâf ve Safâ ve Merve ve Arafât ve Mîne ve kurbânı ve yine tavâf-ı ziyâreti ve cümle recemâtları ve yine bu tavâf-ı sadra gelince bile gezüp edâ-yı hacc ederse ol şart ile kavl edüp bedel dutasın, yohsa ısmarlamak ile hac kabûl olmaz, dedikleri bu husûs içündür, ve's-selâm.
EÇS IX Y330a
Ammâ huccâc-ı bâ-safâya ma‘lûm ola kim Mîne bâzârından dönüp bu tavâf-ı sadrı edüp Medîne'ye ve Cidde'ye ve Yenbû‘ ve Mısır'a giderim dersen tavâf-ı vedâ‘ olmuş olur. Eğer kırk elli gün mütekâ‘id olup tavâf-ı sadr ederim P 137b ve niçe gün dahi tavâf edüp giderim dersen tavâf-ı sadr olmuş olur. Ammâ bu tavâfda evvelki tavâflar gibi sür‘at etmeye. Hırâmânî hırâmânî reftâr ederek tavâf ede. Safâ ve Merve'de dahi eyle sür‘at ile sa‘y etmeye.
EÇS IX Y330a–Y330b
Bu tavâf-ı sadr âfâkîlere vâcibdir, Mekkîlere lâzım değildir. Tavâf ederse savâbdır. Ve ne kadar âb-ı Zemzem nûş edebilirse içüp esbâbı üstüne ve saçı ve sakalına dökerek Y 330b ve yüzün yaykayarak ve şifâ niyyetine gasl dahi câ'izdir. Ammâ hücresinde ve gayri yerde âb-ı Zemzem ile tahâret câ'iz değildir. Andan Ka‘be eşiğin öpeler. Ve Beytullâh dâhiline girmek mümkin ise, gireler, ammâ ba‘zı fukahâ "Girmemek efdaldir, Ka‘be içine kadem basan dünyâda dahi nereye basa?" demişler, girmeği revâ görmemişler. Ammâ Hatîm içine girüp Altun oluk altında Hazret-i Risâlet-penâh'ın imâmet edüp secde etdüği yeşil mihrâb taşda iki rek‘at namâz kılsa Ka‘be içine girüp namâz kılmış olur. Zîrâ ol Hatîm dîvârı Ka‘be-i şerîfdendir. Râvîleri ile musarrah on bir hadîs-i şerîf vardır kim Hatîm Beyt-i şerîf dâhilindedir.
EÇS IX Y330b
Ve Mültezim dîvârı bâb-ı Mekke ile Hacerü'l-esved mâbeyninde olan dîvârdır. Yüzlerin ve göğüslerin süreler. Ve Hacerü'l-Esved'i mümkin ise her bâr öpeler. Ve Ka‘be kisvesine yapışup kırk iki pirinç halkalar vardır, kisve-i şerîfin dâmenlerin bu halkaya bağlarlar, ol halkalara yapışup çevireler. Gerçi Ka‘be eşiğin öpmek ve kisve-i şerîfe yapışmak ve halkalara yapışmak ve Mültezim dîvârın öpmek farz u vâcib ve müstehab ü sünnet değildir, ammâ Beytullâh'a mahabbeten hidmetde bulunmakdır. Savâbdan hâlî değildir. Ammâ Hacerü'l-esved öpmek sünnet-i Resûlullâh'dır. Hattâ rivâyetdir, Hazret-i Ömer buyurmuşlar kim,
EÇS IX Y330b
"Yâ Hacer Hazret-i Risâlet seni öpdüğün görmesem, ben seni öpmezdim" buyurmuşlardır. Bu tavâf-ı sadr tamâm oldu. Bundan sonra niçe bin tavâf ederse, etsin, ve's-selâm.
EÇS IX Y330b
Hâzâ du‘â-yı tavâf-ı sadr ya‘nî tavâf-ı Vedâ‘: "Allâhümme lâ tec‘alhü âhire'l-ahdi min beytike'l-Harâm ve in ce‘altehu fe‘avviznî anhü'l-cennete yâ erhame'r-râhimîn." diye. Ba‘dehu Ka‘be'de her ne kadar oturursa umre ve ziyârât ve tavâflar ede, ve's-selâm.
EÇS IX Y330b
Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ (---) (---) (---) (---) bu uslûb üzre hacc-ı tavâf etdik. Cenâb-ı İzzet kabûl etmiş ola. [[(---) (---) (---)]] mücelled kitâb olur. Ancak alâ mâ farazallâh elzem-i levâzımından [[(---) (---) (---)]] olmaya. Böylece hacc edenin inşâ’allâhu ta‘âlâ haccı sahîhdir, ve's-selâm.
EÇS IX Y330b
[Ammâ nisvân tâ’ifesi] [[(---) (---) (---)]] ve Arafâtları bâlâda tahrîr olunduğu üzredir. Lâkin ihrâma [[(---) (---) (---)]] bûs etmeyeler, uzakdan istilâm edeler. Ve izdihâmda [[(---) (---) (---)]] ve kaftanların ve ediklerin ve gön[g]leklerin çıkarmayup [[(---) (---) (---)]] ferrâce geyüp harâm harîr geymesinler ve kurbâna vekîl dutsunlar. Q 136a Ve eğer bu mevsimde hayız gördü ise tavâf etmek ıskât olur, tavâf etmeyeler, ammâ sâ’ir menâsiki ıskât etmez.
EÇS IX Y330b
Ve dahi tâ Mîne bâzârında kurbân kesilüp ihrâmdan çıkup Mekke'ye varup tavâf-ı ziyâretden yine Mekke'ye gelmeyince ehli ile cimâ‘ eylemeye.
EÇS IX Y330b–Y331a
Hâsıl-ı kelâm mîrâsda ve hacda nâkıslardır. Fî-zamânına tâ’ife-i nisvâna Y 331a Ka‘be doğup büyüdüğü kapusu eşiğinin iç yüzüdür, taşra çıkmıya. Eğer merhûme olursa andan ol zamân çıka. Eğer mümkin ise hânesinin bir köşesinde defn edeler. Zîrâ bu râh-ı Kâ‘be'ye varan ehl-i ırz kimseler bilir bu nisvân tâ’ifesinin çekdiği âlâm [u] şedâyidi. Zîrâ niçe bin nâ-mahrem haşarât içinde enüp binmede konup göçmede bir belâ-yı azîmdir. Allâhümme âfinâ.
EÇS IX Y331a
Husûsâ emn-i tarîk olmaduğundan sene (---) târîhinde Konakçı Alî Paşa senesinde Reşîdoğlu nâm Urbân huccâc-ı müslimîni nehb ü gâret uryân etdükde yigirmi taht-ı revân tâ’ife-i nisvân ve niçe yüz mahâfeler ile cevârî ve nisvânları uryân edüp ol çöl [ü] çölistânda pâ-bürehne ve ser-bürehne obalarına götürüp gûnâ-gûn rencîde ederek ol nâzenîn havâtînleri hidmet etdirirlerdi. Nicesi cû‘dan ve niçesi şiddet-i hârdan merhûme oldular. Niçesi bahâları ile halâs oldular. Ve niçesi anda kalup evlâd sâhibi oldular. Ne‘ûzü billâh.
EÇS IX Y331a
Hakîr-i pür-taksîrin bu mahalle tesvîdi şer‘-i farza muhâlifdir. Ammâ dağ-ı derûnumdan tahrîre cür’et etdim, zîrâ ol inhizâmda hakîr hâzır idim. Manzûrum olduğu sergüzeşt [ü] serencâmımdır ki tahrîr olundu, ve's-selâm.
EÇS IX Y331a
Şerîf Berekât hazretleri şerîf oldukda alay-ı azîm ile Mekke-i mükerremeye dâhil oldukda Harem-i şerîfe varup minber-i Resûlullâh'ın üç kademe aşağısında oturup cemî‘i şerîf [ü] şürefâ ve meşâyih-i ehl-i vefâ, e’imme ve hutebâ ulemâ ve sulehâ ve cümle a‘yân-ı kibâr ve ale'l-umûm kibâr [u] sığâr cümle ibâdullâh Harem-i şerîfe gelüp Şerîf Berekât'dan bî‘at edüp şehr-i Mekke içre dellâllar nidâ edüp,
EÇS IX Y331a
"Emânullâh ve emân-ı Âl-i Osmân'dır. Cümle halkullâh âsude-hâl olsunlar. Üç gün üç gece şâdumânîdir. Herkes hânesin ve dükkânların zeyn etsünler" deyince el-azametullâh der-akab şehr-i Mekke'nin ibtidâ cemî‘i tarîk-ı âmların tathîr edüp herkes iktidârına göre hânelerin tezyîn edüp bâbların küşâde edüp huccâc-ı müslimîne ve birbirlerine ziyâfet etmeğe şürû‘ etdiler.
EÇS IX Y331a
Ve herkes bâbını dîbâ ve şîb zerbâf ile tezyîn edüp gûnâ-gûn kanâdîller ve âvîzeler ile şehri müzeyyen etdiler.
EÇS IX Y331a
Ve cemî‘i esvâk-ı sultânîyi dahi niçe kerre yüz bin kanâdîl ve meş‘ale ve fânûs ve şem‘-i kâfûrîler ile her şeb çerâğân olup şeb-i yeldâ-yı zulmet gidüp rûz-ı rûşen-misâl olup tâ sabâhlara dek leyle-i Kadir sohbetleri olurdu. Şehr-i Mekke nûr iken nûrun alâ-nûr oldu.
EÇS IX Y331a–Y331b
Ve cümle ehl-i hıref dükkânların pâk ü pâkîze döşeyüp herkes yârânları ile zevk [u] safâ ve dakku'l-hanek ederek çay ve bâdyân ve kaşîr ve sa‘leb ve mahleb ve kahve ve şerbet ve leben-i hâlis nûş ederek her dükkân önünde ve ba‘zı hânede mutrıbân ve hânendegân Y 331b ve gavâzî duhter-i pâkîze-ahterler savt-ı hazîn ile mevâl uzzâl kasâyidlere âgâze edüp rakkâslar raks ederek bir hây hûy bir kütürdü ve bir hengâme olurdu kim ta‘bîr olunmaz.
EÇS IX Y331b
Ve cümle sevdâger erbâb-ı tüccâr kâlâyın meydân-ı mahabbete râygân çıkarup Lahsa çârsûsunda Sûk-ı Lü’lü’ derler bir tarîk-ı âmm vardır. İki cânibi bir sûk-ı tavîldir, cemî‘i dükkânları lü’lü’-i gûnâ-gûn ve hurmüz-i dânedâr ve dürr-i yetîm ile rûy-ı dükkânları balık şebekeleri gibi incüden ağlar örüp şâhrâh üzre incü maslûbâtlar ile zeyn ederler. P 138a Ve sâ’ir çârsûları dahi dîbâ ve şîb zerbâf atlas ve kemhâ ve dârâyî ve sereng katîfe ve güçerât ve vâlâ-yı kâlây ile tezyîn ederler.
EÇS IX Y331b
Ve ba‘zı cevher-fürûş dükkânlarında elmâs ve la‘l yâkût ve zümürrüd ve pîrûze ve akîk u Yemenî ve Seylân cebellokum ve aynü'l-hur ve aynü'l-hir ve aynü's-semek ve zeberced ve şebçerâğ makûlesi girân-bahâ cevâhirleri rûy-ı dükkânçelere çıkarup arz-ı kâlây edüp şehr-i Mekke'ye şems-i âteş-tâb tâb verdikde şems-i cihângîr mezkûr cevâhirlere te’sîr etdükde şa‘şa‘asından merdüm-i çeşm-i nergis hîrelenirdi.
EÇS IX Y331b
Ve sûk-ı Attârîn'de âdem ubûr etdükde ûd-i mâverd ve amber-i hâm ve ûd-i mülebbes ve kâfûrî ve müşk-i Hıtâ ve nâfe-i Hoten ve sünbül-i Hindî ve sünbül-i hıtâyî râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
EÇS IX Y331b
Ve sûk-ı bişkûfede gül ü sünbül ve fûl ü pûl ve sandal u gülâb ıtr-ı şâhî ve yâsemen ve benefşe ve şükûfe-i hınnâ aselbend râyihasından âdem hayât-ı câvidân bulur. Beyt:
EÇS IX Y331b
Âlem hayât-ı nev bulur cânlar bağışlar dem-be-dem
EÇS IX Y331b
mazmûnunca cümle huccâc Safâ ve Merve ve tavâfdan fârig olup bu dükkânların birinde meks edüp sâhib-i dükkân "Safâ geldiniz, hoş geldiniz" deyü ta‘zîm edüp üzerine gülâb ve ıtr-ı şâhî ve kâdî ve mâ-i buhûr nisâr edüp elbette bir hayli buhûr yâhûd amber yakup ri‘âyet eder.
EÇS IX Y331b
Ve âyende vü revendeye dahi elbette gülâb nisâr etmek mukarrerdir. Zîrâ ehl-i Mekke'nin kâr [u] ma‘âşı huccâcdır. Ve ri‘âyet olunmak içün şerîf hazretleri cânibinden tenbîh olunduğundan cümle ehl-i Mekke huccâcın tatyîb-i hâtırları ile mukayyed oldular. Zîrâ sene-i mâzîde Harem-i şerîf içre çok huccâc katl olunup ba‘zı tüccâr nehb [ü] gâret oldulardı.
EÇS IX Y331b
Ve bu şehir içre herkes me’kûlât [u] meşrûbâtların meydân-ı mahabbete çıkarup eyle ganîmet oldu kim bir alîk iki mahlakaya bey‘ olundu.
EÇS IX Y331b
Ve gûnâ-gûn hulviyyât ve zülbiyyât kand-i nebât-ı hameviyyât ile ve elvân elvân ta‘âm-ı nefîseler ile matbah-ı Halîl'de ni‘met tabh olup garîb ü gurabâ tenâvül edüp def‘-i cû‘ ederlerdi .
EÇS IX Y331b–Y332a
Ve meşrûbât makûlesinden eşribe-i gül limon ve reybâs ve amber-bâris ve vişne ve benefşe ve nîlûfer ve hummâs ve sandal ve dud ve amber şarâbları her hânda Y 332a ve her dükkânda mebzûl olup nûş olurdu. Ammâ aşk olsun şehr-i Mekke'de harc olunan dînâr şarâbına. Hakkâ ki bu dînâr şarâbının yokluğu ve çokluğu âdemi mest eder.
EÇS IX Y332a
Ve bu lâciverd kubbenin altında diyâr-ı İslâmdan gelen niçe bin huccâcın hây hûyundan şehr-i me‘âd-ı Mekke gulgule ve velvele ile nûr (---) (---) (---) olunup Beytullâh-ı mükerreme nûrun alâ-nûr iken firdevs (---) (---) (---) oldu. Hamd-i Hudâ (---) (---) vilâdet-i Resûl'den sonra sene 40 târîhinde ba‘s-i nebî olup hac [[(---) (---) (---)]] oldu, deyü tahrîr etmemişlerdir.
EÇS IX Y332a
Hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a olsun ki [[(---) (---) (---)]] alâ kaderi't-tâka âye[t]: Arapça fehvâsıyla [[(---) (---) (---)]] ülislâm ve nüsük-i tavâf ve ziyâreti itmâm etdik, ve's-selâm.