İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IX Y338b
Beytullâh-ı şerîfin hubût-ı Âdem'den evvel binâsın ve hubûtdan sonra Beyt-i Ma‘mûr'un nüzûlün beyân eder
EÇS IX Y338b–Y339a
Fasıl, iclâl [ü] ikrâma mahsûs olan Beytullâhü'l-harâm'ın cemî‘i ahvâlâtın beyân eder: Evvelâ bu hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ âlem-i şebâbda ve ömr-i nâzenîn ber-hevâ perîşânda ve kuvâ-yı beden terakkîde iken derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden seyâhate tâlib [ü] râgıb olup kuvvet-i basar ile her ne tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup tayy-i mekân ederdim ve murâd [u] maksûdum olan diyâra kadem basardım. Ve ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr bürûc bür[û]c seyrân ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp esb-i sabâ- Y 339a -sür‘at ile geşt-i diyâr ederek kilk-i cevâhirimi güftâre getirüp gâh evsâf-ı büldân ve gâh emdâh-ı peygamberân ve gâh tilâvet-i Kur’ân ederek ve gâh seyr [ü] temâşâ etdiğimiz şehr-i azîmeleri ve kılâ‘-ı kadîmeleri ile ve nehr-i azîm ve cibâllerin irtifâ‘ıyla ilm-i hey’et üzre Papamunta ve Atlas ve Coğrâfiyye kitâbları gibi cümle geşt [ü] güzâr etdiğimiz memâlik-i mahrûseleri sûrete getirüp muharrir-vâr cemî‘i âsârları ile tahrîr etmeğe bezl-i himmet etmişdim ki "Ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmân"dır.
EÇS IX Y339a
Hikmet-i Hudâ bin seksen iki senesinde hacc-ı şerîf müyesser oldukda tavâf-ı Beytullâh edüp ma‘lûmumuz olduğu mertebe ve ba‘zı kütüb-i mu‘teberelerden evsâf-ı Mekke-i mükerremenin ahvâlâtını tahrîr etmeği iltizâm edüp tahrîre cür’et etdik. Ve billâhi't-tevfîk.
EÇS IX Y339a
Evvelâ ol Hâlık-ı Bîçûn-ı arz [u] semâvât ademden lâfz-ı kün ile âfâkı halk edüp âye[t]:
EÇS IX Y339a
tamâm edüp zemîni bakar üzre, bakarı seng üzre, sengi semek üzre, semeki bahr üzre, bahri el-ilmü indallâh üzre halk etdi.
EÇS IX Y339a
Semâvâtı duhândan halk edüp zemîn karârdâde olmayup Cenâb-ı Bârî rûy-i arz üzre yüz kırk sekiz kûh-ı azîmler halk edüp edîm-i arz kâ'im oldu. Bu cibâller hakkında Rabbü'l-İzzet Kur’ân-ı azîminde âye[t]: Arapça buyurmuşlar.
EÇS IX Y339a
Cemî‘i tefâsîrlerde mekâlîdi kilid ma‘nâsıyla tefsîr etmişlerdir. Ya‘nî mezkûr yüz kırk sekiz cibâl-i azîmler vech-i arza kilid olmuşlardır. Ve bir âyet-i şerîfde dahi âye[t]: Arapça âyeti bu ma‘nâyı îhâm eder.
EÇS IX Y339a
Ve bu cibâllerden gayri niçe kerre yüz bin dağlar vardır. Ammâ yüz kırk sekizi cümleden âlîdir. Ve cümle suların menba‘ıdır. Ve bu kûh-ı mezkûrların yedisinden Cenâb-ı Bârî'nin izni ile Cibrîl-i Emîn kabzasıyla türâb alınup Hazret-i İbrâhîm yedi dağın türâbından Ka‘be'yi dartup binâ etdi. Mahallinde ol cibâller zikr olunur. Ammâ Cevherî hazretleri buyururlar kim:
EÇS IX Y339a
"Beytullâhi'l-harâma Ka‘be tesmiye olunmasının aslı murabba‘u'ş-şekil olduğıyçündür" demiş. Ve Kurrâ hazretleri eydir:
EÇS IX Y339a
"Mevzi‘-i refî‘ murabba‘u'ş-şekil binâ olunduğıyçündür" buyurmuşlar. Ve Harem ile mevsûf olduğu Cenâb-ı Bârî ta‘zîm ü ihtirâm etdiğiyçün Ka‘be demişler. Hattâ Hazret-i Ebî Hüreyre'den Ahmed bin Hanbel rivâyet eder hadîs:
EÇS IX Y339a
buyurmuşlardır.
EÇS IX Y339a
Ve Ka‘bü'l-Ahbâr'dan mervîdir kim eyyâm-ı Cürhüm'de makâm-ı İbrâhîmin altı yanında bir hacer bulundu, der. Üstünde lisân-ı İbrî hattı ile böyle tahrîr olunmuş kim:
EÇS IX Y339a–Y339b
"Tahkîk Bekke sâhibi Allâh'ım ki semâvât ve arz halk etdiğim günden berü bu Bekke'ye ta‘zîm etdim. Kim ki beni hak bilüp vahdâniyyetime Y 339b mukırr olup ziyâret içün bu beyte gele, anın cesedini nâra haram ederim" yazılmış, bir taşdır. Hâlâ makâm-ı İbrâhîm'de sandûka altında medfûndur.
EÇS IX Y339b
Ve bu Beyt-i şerîfin ibtidâ binâsıyçün niçe gûne kîl ü kâl etmişler. Ammâ kavl-i sahîh oldur kim Cenâb-ı İzzet dünyâyı halk etmezden iki bin yıl evvel Yed-i Kudret ile kızıl yâkûtdan bir kasır halk edüp Cennet'de dururdu. Andan hubût-ı Âdem'den sonra Âdem'e ibâdetgâh olmağiçün yer yüzüne kasrı nüzûl etdirüp bu Ka‘be-i şerîf yerine vaz‘ olunup Cenâb-ı Bârî ismine Beyt-i Ma‘mûr dediler.
EÇS IX Y339b
Âdem ve Havvâ tavâf ederken cümle kerrûbiyânlar dahi Cenâb-ı Rab'dan me’zûn olup Âdem ile ma‘iyyeten tavâf etdüklerinden cümle melekler bu Beyt-i Ma‘mûr'e Arşu'l-arz dediler. Tâ Tûfân-ı Nûh'a gelince benî âdemin ziyâretgâhı olup her sene tavâf etmeleri farz idi.
EÇS IX Y339b
Ba‘dehu eyyâm-ı Tûfân'da emr-i Hak ile yine âsumâna urûc olundu kim "Küllü şey’in yerci‘u ilâ aslihi"dir. Ol zamân ki bu Beyt-i Ma‘mûr'u semâya urûc ederken andan bir fasla kızıl yâkûtdan bir hacer kaldı. Ve bir rivâyetde beyâz incü-misâl bir hacer idi, derler.
EÇS IX Y339b
Ba'de't-tûfân ol haceri Hazret-i Cibrîl-i Emîn Cebel-i Ebî Kubeys'de defn etdi. Ve Allâhü Ta‘âlâ Tûfân'dan sonra Beyt-i Ma‘mûr yerine Hazret-i İbrâhîm'e emir edüp Cibrîl-i Emîn ta‘lîmiyle Ka‘be-i şerîfi yedi dağın taşı ve kayırından binâ etdi. Ve Hazret-i İbrâhîm'in oğulları İsmâ‘îl üç yaşında idi, ummâllık edüp bâr-ı hafîf taşcuğazlar taşırdı. Ammâ Hazret-i İshâk iki yaşında idi. Ammâ Hazret-i İbrâhîm Mekke'yi binâ ederken yüz yaşında idi.
EÇS IX Y339b
Bu mahalde Hazret-i Cibrîl Tûfân'dan sonra Hacerü'l-esved'i Cebel-i Ebî Kubeys'de defn etdiği yerden çıkarup Mekke'nin Rükn-i Yemânîsi köşesinde vaz‘ etdiler. Şeyh Tirmizî hazretlerinden mervîdir kim İbn Abbâs hazretlerinden hadîs:
EÇS IX Y339b
P 141b Eğer su’âl olunursa Cebel-i Ebî Kubeys ve Cebel-i Cerâv(?) ve Cebel-i Arafât ve Cebel-i Müsennâ misilli yakın cibâller var iken cibâl-i ba‘îdelerden Ka‘be-i şerîfi binâ (---) (---) olunmanın bir kaç vecih vardır. Vech-i evvel, ol cibâl-i ba‘îdelerden Ka‘be-i şerîfe kabza-i Cibrîl ile [[(---) (---) (---)]] sebebi ile ol cibâller şerefiyyetde ziyâde olalar. Ve bir vecih de budur ki, [[(---) (---) (---)]] deyü ol cibâl-i ba‘îdelerden Ka‘be binâ olundu. Nitekim Hacerü'l-esved'i [[(---) (---) (---)]] ve Hazret-i İbrâhîm Mekke'yi binâ edüp tamâm etdükde bu du‘âyı tilâvet okudukta [[(---) (---) (---)]] risâlete alâ-tarîkı'l-kısas nâzil olmuşdur.
EÇS IX Y339b
Hulâsa-i kelâm vech-i arzda Beytullâhi'l-harâmdır ki ibtidâ binâ olunduğuna nass-ı kâtı‘-ı burhân ile bu âyet delîldir, âye[t]:
EÇS IX Y340a
Y 340a Q 139b Ve niçe yüz âyet-i şerifeler dahi Beyt-i şerîf hakkında nâzil olmuşdur kim mahallinde tahrîr olunur.
EÇS IX Y340a
Evsâf-ı vaz‘-ı ensâb-ı Harem-i şerîf
EÇS IX Y340a
Hazret-i İbrâhîm'den sonra Hazret-i Risâlet-penâhın ceddi Kusay bin Kilâb tecdîd etdi, tâ Hazret-i Resûl ba‘sine değin kaldı. Ba‘dehu kavm-i Kureyş isyân edüp Mekke'nin ba‘zı yerlerin münhedim etdiler. Yine Cenâb-ı Hak'dan havf edüp cümle kavm-i Kureyş cem‘ olup ta‘mîr ü termîm etdiler. Zîrâ Mekke-i mükerremeyi kal‘ etdükleriyçün Cenâb-ı Bârî bunlara bir kaht-ı azîm verdi kim lâşe-i kelîb yediler. Ve âb-ı Zemzem dahi yübûsetden münkatı‘ oldu. Ehl-i Kureyş bildiler kim bunlara azâb nâzil oldu. Derhâl Abdülmuttalib'e vardılar, Muhammed'i isteyüp cebel-i Ebî Kubeys'de istiskâya çıkup du‘âya başladılar.
EÇS IX Y340a
"Yâ Muhammed! Sen dahi du‘â eyle" dediler. Hazret-i Risâlet buyurdular kim,
EÇS IX Y340a
"Siz Ka‘be-i şerîfi yine binâ etmeyince Rabb-i Alîm size rahmet etmez" buyurduklarında cümlesi yemîn edüp,
EÇS IX Y340a
"Yâ Muhammed! Hemân bu mahalde Allâh bize bir matar verüp ganîmet olsun. Allâh ile ahdimiz ola, Mekke'yi ta‘mîr edelim" deyü ta‘ahhüd etdiklerinde hemân Abdülmuttalib Hazret-i Risâlet'in ser-i sa‘âdetinden destâr-ı şerîfin ref‘ edüp,
EÇS IX Y340a
"Görün ey kavm-i Kureyş yağmur nice olur" deyince azametüllâh eyle bârân-ı rahmet nüzûl etdi kim tağ ve vâdîler matar-ı rahmet ile leb-ber-leb olup nebâtât [u] giyâhât firâvân oldu. Cümle kabâyil-i Kureyş Muhammed'e mahabbet edüp Ka‘be'yi tecdîd etmeğe bezl-i himmet etdiler.
EÇS IX Y340a
Bu mahalde Abdülmuttalib yüz yigirmi yaşında Hazret'in dedesidir. Hazret henüz kırka bâliğ olup nübüvvet geldüği mahal idi. Hazret binâ-yı Mekke'ye mübâşir olup ceddi Kusay binâ etdüğünden müzeyyen binâ-yı azîm oldu. Ve bu mahalde Abdülmuttalib merhûm olup Mu‘allâ kurbunda defn etdiler. Sultân-ı Kureyş idi.
EÇS IX Y340a
Ve Hazret-i Risâlet'den sonra Ka‘be-i şerîfi Emîrü'l-mü’mînin Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî ve Hazret-i Mu‘âviye ve Hazret-i Zübeyr İbnü'l-Avâm ve Haccâc-ı Zâlim Yûsuf ve Âl-i Abbâsiyân'dan Ebû Ca‘fer Mansûr Devânıkî ve Mehdî Abbâs ve Musul halîfesi Eşref Şa‘bân ve Melik Eşref Barsbay ve Nûreddînü'ş-Şehîd ve Yûsuf Salâhaddîn ve Sultân Barkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Âl-i Osmân'dan Sultân Selîm ve Süleymân Hân ve Sultân Murâd-ı Sâlis ve Sultân Ahmed ve Sultân Murâd-ı Râbi‘ ki fâtih-i Bağdâd'dır ve Sultân İbrâhîm. Bu mezkûrûn halîfe-i zıllullâhın cümlesi ve niçe bin mülûk-i selef ve a‘yân-ı divel Mekke-i mükerremeyi tevsî‘ ü termîm edüp bâlâda tavsîf etdiğimiz üzre binâ olunup gûyâ cennet-i firdevs-âşiyân mekân oldu. Ve hâlâ ta‘mîr [ü] termîm olunup günden güne şehri ve Harem-i şerîfi ma‘mûr olmadadır. Ammerekallâhu ilâ inkırâzı'd-devrân.
EÇS IX Y340a–Y340b
Ve hâlâ Y 340b hudûd-ı Ka‘be'de sayd [u] şikâr harâmdır. Hâlâ haşîş u giyâhâtı biçilmez ve ahcârı hark olunup kireç olmaz. Ve eşcârâtı kezâlik kat‘ olunmaz. Ve tuyûr-ı kebûteri vakf-ı Resûl'dür, rencîde olunmaz, remmâ remmâ huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi arkasına konarlar. Ammâ aceb hikmetdir, nice kerre yüz bin kebûter vardır, bir dânesi sütûh-ı Mekke'ye çıkup konmazlar. Ammâ çaylak çıplak dedikleri Fir‘avn-ı âk doğanı sütûh-ı Mekke'ye gelüp meks eder. Ammâ gayri tuyûr-ı zü'l-cenâh Mekke üzre bile tayerân etmeyüp avdet eder. Aceb sırrullâhdır kim Ka‘be-i şerîfin şerefiyyetin hûş u tuyûr dahi bilürler. Ve bu haremde aslâ fusûk cidâl olmaz, harâmdır. Cidâl eden mu‘ammer olmaz.
EÇS IX Y340b
Ve bu Harem-i şerîfin bir kaç nev‘ üzre havâssı vardır. Evvelâ kâfir girse müselmân olur yâhûd âşikâre olup katl ederler. Ve Yahûdî kezâlik. Ve gürg âhûyu Harem'de görse ta‘arruz etmez. Ve Harem-i şerîf add olunan hemân Beyt-i şerîf haremi değildir.
EÇS IX Y340b
Evsâf-ı ihrâm-ı Harem-i şerîf
EÇS IX Y340b
Evvelâ cânib-i şimâlinde vâdî-i Fâtıma'dan beri Umre nâm mahal Mekke'den dörd mîldir, Harem-i şerîfe dâhildir. Ve Cidde râhı üzre on mîldir, tâ Cidde'ye müntehîdir. Ve Tâ’if râhı üzre varınca on bir mîldir. Ve Yemen râhı üzre Yelemlem nâm mahalle varınca kırk mîldir, huccâc-ı Yemen anda ihrâma girirler. Ve Irâk râhı üzre (---) nâm mahalle varınca altı mîldir.
EÇS IX Y340b
Ve her tarîkın hudûdlarında binâ olunmuş mîl minâre-vâr alemleri vardır kim Harem-i şerîf hudûdu gayriden fark olunur. Bu alâmetleri Adnân binâ etmişdir. Ve Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnü'r-Reşîd ve oğlu Me’mûn Halîfe dahi Harem-i şerîfe çok âsâr-ı binâlar zamm etdi.
EÇS IX Y340b
Ve Âl-i Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik zamân-ı hilâfetinde bin pâre gemi ile Mağrib-zemînde diyâr-ı Endelüs'de medîne-i Tulayt[ul]a'yı feth etdükde Hazret-i Süleymân'ın defînesin bulup altun mandalar içinde bî-had [ü] bî-kıyâs lâ’l yâkût ve elmâs ve zümürrüd bulup ve niçe bin Husrevânî küpleri mümessek zer-i hâlis ile mâl-â-mâl bulup Şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye ve bu Mekke-i mükerremeyi ol kadar tezyîn eyledi kim gûyâ Cennet-i Adn oldu. Ve yedi kantâr zer-i hâlisden ibtidâ mîzâb-ı rahmeti bunlar inşâ etdirdi. Ammâ bâr-ı sakîl olmak ile her bâr ol bâr-ı mîzâb düşerdi.
EÇS IX Y340b
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Ahmed merhûm bu hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Zıllî ser-zergerân-ı Dergâh-ı Âlî iken mîzâb-ı rahmeti pederimiz müceddeden Q 140a binâ edüp ve ol sene surre emîni olup mîzâb-ı rahmeti sütûh-ı şerîfe vaz‘ etmişlerdir. Hattâ bu hakîr dûrbîn ile mîzâba nazar edüp pederimiz merhûmun kalemkârlık ile kendü dest-i hatların gördüm. Ammâ Velîd bin Abdülmelik inşâ etdüği kadar değildir, dahi musanna‘dır.
EÇS IX Y340b–Y341a
Ve Y 341a Abdülmelik Harem-i şerîfi tevsî‘ ve termîm etdikte tûl-i Mescidü'l-harâm üç yüz yetmiş zirâ‘-ı Mekkî'dir. Ve arzı üç yüz on beş zirâ‘-ı Mekkîdir. Ammâ hakîr zirâ‘ hisâbı ile add etmeyüp adım hisâbıyla add etdiğimiz bâlâda mastûrdur. Ammâ zirâ‘-ı Mekkî hisâbı bir hatveden kalîldir. Ol hisâb üzre yine hakîrin adım hisâbı ile musâvî olur.
EÇS IX Y341a
Fasıl, Evsâf-ı sıfat-ı Beytullâhi'l-harâm ve feth-i Mekke bedest-i Resûlaleyhisselâm a‘nî Ka‘be-i şerîf şerrefehallâhu ta‘âlâ
EÇS IX Y341a
Bâlâda zikri mürûr eden sahrâ-misâl Harem-i şerîfin tâ ortasında murabba‘u'ş-şekil saruya mâ’il zeytûnî elvân hacer-i savvândan mebnî bir binâ-yı metîndir. Her taşı çâr-kûşe sandık cirminde boz elvâna mâ’il mücellâ taşlardır. Ve zemînden Mekke'nin kadd-i nihâyeti yigirmi dörd zirâ‘-ı Mekkî'dir. Ve arzı yigirmi üç zirâ‘ ve bir şibirdir. Ve irtifâ‘-ı ciderânı yigirmi yedi zirâ‘dır.
EÇS IX Y341a
Ve hacerin devri on beş zirâ‘dır. Bu hacere Hatîm derler. Ka‘be-i şerîfin cânib-i şimâlinde Altun oluk cânibinde vâki‘ olmuşdur kim mîzâb-ı rahmetden cereyân eden (---) (---) (---) (---) Hatîm dîvârının P 142a kaddi bir âdem kaddi mikdârı bir alçacık siyâh ve beyâz mücellâ taşlardır. (---) (---) (---) Ve tavâf ederken Hatîm'i bile dolaşup cümle yüz yetmiş adımdır. Zirâ‘-ı mekkî hisâbı dahi bu hatve (---) (---) (---) Rükn-i Irâkî'den girüp Rükn-i Şâmî'ye Altun oluk alından yol geçer. Ammâ Hatîm (---) (---) (---) (---) Risâlet-penâh'dan istimâ‘ edüp ve Fâtımatü'z-Zehrâ ve Âyişe-i Sıddîka'dan (---) (---) (---) (---)