EÇS IX Y341a
Ve Zübeyr ibn Avâm hazretleri zamân-ı hilâfetlerinde bu Hatîm'i kal‘ edüp müceddeden binâ edüp Beyt-i şerîfe ilhâk edüp sütûh-ı Mekke ile berâber etdi. Ve cânib-i erba‘asına revzenler ve billûr ve necef ve moran-ı gûnâ-gûn câmlar inşâ etdi. Ve Beyt-i şerîfin Rükn-i Yemânî'de mesdûd olan bâb-ı şerîfi açup Beyt-i şerîfi yine ke'l-evvel iki kapulu eyleyüp niçe mâl-ı hazâyin masrûf edüp Beyt-i şerîfin enderûn [u] bîrûnun eyle tezyîn eyledi kim görenler "Hâzihi cennâtü adnin, fedhulûhâ hâlidîn" deyüp temâşâ eden bir kapudan girüp bir kapudan çıkacak iken çıkmayup muhalled kalmağa cân atarlardı. Ve Beyt-i şerîfi yedi kerre tavâf eden bir kapudan girüp bir kapudan çıkarlardı. Niçe eyyâm Zübeyr hazretlerinin hilâfetinde bu minvâl üzre tavâf olunurdu.
EÇS IX Y341a–Y341b
Ba‘dehu Şâm halîfesi olan emîrü'l-mü’minîn Mervân-ı Hımâr idi. Zübeyr hazretlerinin Mekke ve Medîne'ye halîfe olup Ka‘be-i şerîfi münhedim edüp kendü murâdı üzre beyt-i cedîd etdüğün istimâ‘ etdükde Hicret-i Nebeviyye'nin sene 43 âmmında seksen bin asâkir-i Şâm ile Haccâc-ı Yûsuf-ı Zâlim'i Mekke'ye Zübeyr hazretleri üzre serdâr edüp Haccâc-ı Zâlim Mekke'ye gelüp asker-i bî-şümâr Y 341b ile Mekke-i mükerremeyi muhâsara edüp cebel-i Ebî Kubeys üzre mancınıklar koyup Harem-i şerîfi ve Beyt-i şerîfi döğe döğe niçe yerleri münhedim olup âhir-i kâr Zübeyr hazretleri cengden ferâğat etdükde emân ile Haccâc'a miftâh-ı Mekke'yi teslîm etdükde Haccâc-ı Zâlim emâna bakmayup Zübeyr hazretlerin Bâb-ı Selâm'da ma‘nûkan salb edüp rûh-ı pür-fütûhları civâr-ı rahmete rücû‘ etdi. (---) zamân maslûp durdu. Haccâc murâd edinmişdi kim bir kimesne ricâ edüp na‘şe-i Zübeyr'i salb olduğu yerden endirüp defn edeler. Aslâ bir kimse ricâ etmedi.
EÇS IX Y341b
Hattâ Zübeyr hazretlerinin vâlidesi Abdülmuttalib kızı idi ki Hazret-i Risâlet'in halasıdır. Ve Zübeyr'in dedesi Hazret-i Ebâ Bekir'dir. Netice Hazret-i Zübeyr'in vâlidesi dahi hayâtda idi. Zübeyr hazretlerin vâlidesi dahi ricâ etmeyüp Zübeyr bu kadar zamân maslûb durdu. Bir gün vâlidesi Zübeyr'in na‘şesi yanından geçerken oğluna bakup eydir:
EÇS IX Y341b
"Dahi bu Şeyh Zübeyr minberden enmedi mi? Ne çok va‘z [u] nasîhat etdi" deyüp ubûr eder. Bu güftârı Haccâc-ı Zâlim'e bildirdiklerinde "Bu sözden anlanan ricâ etmekdir. Tîz Zübeyr'i endirin" deyüp endirirler. Ve gasl etdirüp Harem-i şerîfde yine Haccâc cenâze namâzına hâzır olup tâbût-ı şerîfin bir cânibine Haccâc girüp yedi kerre cenâze-i Zübeyr'i tavâf etdirüp Mu‘allâ'ya defn ederler.
EÇS IX Y341b
Ba‘dehu Haccâc-ı Zâlim hutbeyi Mekke'de Mervân-ı Hımâr nâmına kırâ’at etdirüp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf Mekke ve Medîne ve Kûfe ve Irâk'a halîfe olup Zübeyr hazretlerinin Hatîm'i Beyt-i şerîfe ilhâk etdüğün kal‘ edüp Resûl-i Kibriyâ'nın zamân-ı sa‘âdetlerindeki gibi hâlâ zâhir olan müdevver Hatîm dîvârın binâ edüp mâbeyn-i Mekke'de yol eyledi. Ve Hatîm dîvârı üzre hüsn-i hat ile âye[t]:
EÇS IX Y341b
âyeti ilâ-âhirih celî hatt-ı Karahisârî ile beyâz mermer üzre bir âdem kaddi bâlâda tahrîr olunmuşdur. Dikkatle temâşâ etdükde nümâyândır, yohsa herkesin manzûru olamaz.
EÇS IX Y341b
Ve Hatîm dîvârının bir ucu Rükn-i Irâkî'de ve bir ucu Rükn-i Şâmî'dedir. Ve besmele bu köşededir.
EÇS IX Y341b
Ve Ka‘be'nin bir dîvârın dahi Haccâc müceddeden binâ etdi. Üç dîvârın İbnü'z-Ziyâd etdi. Ve Haccâc-ı Zâlim Zübeyr'in etdüği Bâb-ı Yemânîyi yine sedd edüp hâlâ cânib-i şarka nâzır olan kapuyu alıkodu. Bu Bâb-ı Ka‘be kâmil bir âdem kaddi bâlâdır. Kasîrü'l-kâme âdem âsitâne-i Beyt-i şerîfi bûs etmeğe usret çeker. Bu Bâb-ı şerîfin tûlu altı zirâ‘-ı Mekkî bâlâ ve on bir parmakdır. Ve arzı üç zirâ‘ ve on iki parmakdır.
EÇS IX Y341b
{Der beyân-ı ibtidâ-i hayrât-ı kisve-i şerîf-i Mekke-i mükerreme}
EÇS IX Y341b–Y342a
Bu kapuyu Haccâc tamâm edüp Ka‘be-i şerîfi dîbâce ile ibtidâ anlar kisve geydirdiler. Zamân-ı kadîmde Yemen tebâbi‘aları ya‘nî Yemen pâdişâhları bir gûne musanna‘ hasîr ile Ka‘be'ye Y 342a kisve ederlermiş. Hârûnü'r-Reşîd ve oğlu Me’mûn Halîfe dahi dîbâçdan Mekke'ye kisve ederlermiş. Mürûr-ı eyyâm ile evkâf[ı] harâb olmak ile Mısır sultânlarından Âl-i Eyyûbiyân'dan el-Melik es-Sâlih Necmeddîn hâtûnu Şecerüddürre nâm hâtûn zer-ender-zer siyâh kisve ile pûşîde edelden berü Karadonlu Ka‘betullâh derler. Azîm hayrâtdır. Bir mülûke müyesser olmayup bu Şecerüddürre nâm hâtûna müyesser olmuşdur.
EÇS IX Y342a
Hakîr İbrâhîm Paşa-yı Mostarî asrında Mısır'da kisve nâzırı olduğumuzdan ma‘lûmumuzdur. (---) nâm mahalde (---) pâre ma‘mûr u âbâdân kurâları vardır, evkâf-ı azîmdir. Senevî yüz yetmiş kîse-i Mısrî îrâdı vardır. Emîni ve nâzırı yigirmi kantâr harîr alup siyâha boyadırlar. Ve yigirmi vukıyye sîm-i hâlis ve iki bin dinâr-ı frengî ile sırma edüp Mısır'da Yûsuf köşkünde yüz elli nefer üstâd-ı kâmil zerbâflar gelüp mâh-ı Mevlûdun gurresinde kârhânelerin kurup sırmaları mebrûm edüp şuğle şürû‘ ederler. Kâmil sekiz ay işleyüp mâh-ı Şevvâl'in (---) günü nümûne-i kârların Mısır vezîri huzûruna iletüp arz-ı ma‘rifet ederler. A‘lâ, bî-nazîr ise vâlî-i Mısır ihsânlar edüp serçeşmelerine hil‘at-i fâhireler ihsân olunup dahi takayyüdlüce işlerler. Ammâ alimallâh bu üstâdların kârhânelerin görmeyen rûy-i arzda bir şey görmüş değildir kim ta‘bîr ü tavsîf ve temdîh ile anlanılmaz, zîrâ mısra,
EÇS IX Y342a
Ve cümle nakşı "Lâilâhe illallâh Muhammedün resûlullâh" dır. Ka‘be-i şerîfin haremi evsâfın tahrîr etdiğimiz üzre bu kisve-i şerîf dahi ol kadardır. Ammâ bu kisveyi Beyt-i şerîfe Mısır emîrü'l-haccı geydirüp kisvenin dâmenlerin Beyt-i şerîfin dîvârı dibinde dâ’iren-mâdâr kırk iki pirinç halkalar vardır, herbiri kol kalınlığı halkalardır, gûyâ zer-i hâlisdendir, bu kisve-i şerîfi rûzgâr-ı zorkâr hark etmesin içün on iki kantâr beyâz pembe habl-ı metînleri ile mezkûr halkalara bağlayup Karadonlu Beytullâh olup Ka‘be-i şerîf mesâfe-i ba‘îdeden nümâyân oldukda âdem mebhût olur.
EÇS IX Y342a
Hattâ yetmiş bin huccâc yüzlerin sürerek ve kisveyi keşân-ber-keşân çekerek müsta‘mel olmasın içün mezkûr tınâblar ile kisveyi sütûh-ı Mekke'de makaraları vardır, bir âdem kaddi cânib-i erba‘asından kisve-i şerîfi ref‘ edüp yelkendâz ederler. Ve bu kisve-i şerîfin ortasında Beyt-i şerîfi dirâgûş etmiş zer-ender-zer bir kuşak vardır, Ka‘be'yi dâ’iren-mâdâr ihâta etmişdir. Üç arşın enli zerdûz kemerdir. Ve som sırma ile bu kuşağ üzre âye[t], kaderî âyetdir, nûr(?)
EÇS IX Y342a
âyeti tahrîr olunmuşdur. Aceb hayrât-ı azîmdir.
EÇS IX Y342a–Y342b
Her sene Mısır'dan cedîdi gelüp atîk kisveyi Y 342b şerîf hazretleri parça parça edüp cümle İslâm pâdişâhlarına hedâyâ gönderüp anlar dahi şerîfe surre ve atıyye gönderirler. Ve her diyârda parça parça vardır, teberrüken meyyit üzre koyup cenâzeyi garâfeye götürürler. Ammâ kânûn-ı Süleymân'dır, kaçan kim haccü'l-ekber ola, yâhûd fermân-ı şehriyârî sâdır ola, kisveyi ve kuşağı ve Bâb-ı şerîf perdesin Âl-i Osmân pâdişâhına gönderirler. Ammâ Bâb-ı Şerîf'in perdesin Âl-i Osmân pâdişâhına [[(---) (---) (---)]] tahrîr olunan Bâb-ı Şerîf'in kadd [ü] kâmeti ne mikdâr ise bu perde-i Bâb-ı Şerîf dahi ol kadardır [[(---) (---) (---)]] değildir. Rengâreng-i bûkalemûn ve cümle harîrdir. Ammâ zerre mikdârı nümâyân değildir. Serâpâ zer-ender-zerdir. [[(---) (---) (---)]] güzâf-ı şükûfe evsâf-ı perde-i bâb-ı sa‘âdetdir kim lâ-nazîrdir.
EÇS IX Y342b
Ve Bâb-ı Şerîf'in kanatları dahi [[(---) (---) (---)]] hâlisdendir. Bu kapu dahi pederimiz merhûmun amelidir. Bir kitâbe P 142b içinde ketebelerin müşâhede eyledim. si tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y342b
Ve bu bâb-ı şerîfin yüzü sâfî kalemkârî çökürme münakkaş kapudur. Ve şarka mekşûf olduğundan şems-i âteştâbın [[(---) (---) (---)]] Q 140b sinden merdüm-i dîdeler hîrelenir. Ve Bâb-ı Şerîf'in iki kanatlarında altun kitâbeleri içre bu târîh mastûrdur:
EÇS IX Y342b
"Mimmâ bi-hayrı mevlânâ es-Sultânu'l-berreyn ve hâkânu'l-bahreyn Sultân Ahmed Hân azze nasruhu. Sene ışrîne ve elf." [1020] merkûmdur.
EÇS IX Y342b
Ve dahi müzehheb gümüş kitâbeler içre siyâh savat ile tahrîr olunmuş hatlar var. Ammâ izdihâmdan nazar etmek mümkin olmayup bu târîh ile iktifâ etdik. Hakkâ ki bâb-ı mu‘allâdır. Ve mücevher bir kufl-i azîmi var. Dâ’imâ mesdûd durur. Miftâhı Hazret-i Risâlet-penâh asrından beri İbn Şeybe yedindedir. Hâlâ anlar mutasarrıfdır. Bir siyâh çerde hoş-likâ kimesnedir.
EÇS IX Y342b
Hazret-i Risâlet-penâh bunlara ve Bilâl-i Habeşî'ye "İlâ-inkırâzı'd-devrân ırkları munkariz olmaya" deyü du‘â etmişlerdir. Hâlâ oğul oğula ol kadar tenâsül bulmuşlardır kim şehr-i Mekke'de İbn Bilâl ve İbn Şeybe'den geçilmez.
EÇS IX Y342b–Y343a
Ba‘zı zamân muta‘azzım kimesneler gelüp dâhil-i Beyt-i şerîfe girmek murâd etdiklerinde şerîf hazretlerine ricâ edüp anlar dahi İbn Şeybe fermân edüp eyyâm-ı hacda iki üç kerre açılup âb-ı Zemzem'in sağ cânibinde dîvârına muttasıl Beyt-i şerîf kapusunun nerdübânı vardır, on ayak kalın tahta nerdübândır, üç arşın enlidir ve altında tuç tekerlekleri vardır, Bâb-ı Şerîf küşâd oldukda kütür kütür çekerek Bâb-ı Şerîf'in atebesine muttasıl koyup ba‘zı huccâc andan çıkar. Ve ba‘zı cüst ü çâpük âdem nerdübâna bakmayup bir âdem kaddi âsitâne-i sa‘âdete pertâb kılup girirler. Ammâ batıyyü'l-hareke olan kimesneler bu nerdübândan çıkup Y 343a Beyt-i şerîfe girirler. Ammâ niçe âdemler helâk olur, Allâhümme âfinâ, yetmiş bin huccâc biribirin çiğnerler.
EÇS IX Y343a
Hele hakîr havfimden bu sene Beyt-i şerîfin içine girmek müyesser olmadı, zîrâ ba‘zı fukahâ rızâ vermemişlerdir. "Fazîlet taşradan tavâf etmekdir" demişler ve yine,
EÇS IX Y343a
"Eyledir, ol Beyt-i şerîfin içine kadem basan, rûy-i arzda nereye basarsın?" demişler, zîrâ Beyt-i şerîfe girmek şart değildir. Eğer mücâvir olursan Receb ve Şa‘bân'da her bâr küşâde oldukda girmek câ’izdir. Ammâ hakîr Bâb-ı Şerîf'inden içeri âşıkâne nazar edüp ta‘aşşukum dahi ziyâde olup derûn-ı Beyt-i şerîfe nazar etdim. (---) (---) (---)
EÇS IX Y343a
Ve sütûh-ı Beyt-i şerîfe urûc edecek cânib-i rükn-i şimâlî tarafında çâr-kûşe bir kepenk-misâl bir kapakdır. Anı açup sütûh üzre çıkup sütûhu ta‘mîr ü termîm ederler. Ve Beyt-i şerîf içre yine Ka‘be örtüsü gibi "Lâilâhe illallâh Muhammedün resûlullâh" ile bâfte olunmuş kırmızı harîr perdelerdir. Lâkin siyâh değildir.
EÇS IX Y343a
Ve (---) aded (---) (...) sütûnlar vardır. Biri Hannân ve biri Mennân (---) (---) (---) Ve câ-be-câ âvîzeler nümâyândır. Ammâ sâ’ir cevâmi‘ ve mesâcid gibi müzeyyen değildir. Şerefiyyeti Beytullâh olması cihetiyledir, yohsa zîb ü ziyneti içün değildir.
EÇS IX Y343a
Ba‘dehu huccâc-ı müslimînin a‘yân-ı kibârının ba‘zısı girüp niçe bini âsitânesin bûs ederler. Eyle âsitândır kim gûyâ beyâz südden halk olunmuş bir atebe-i âlîdir.
EÇS IX Y343a
Ba‘dehu ol mezkûr nerdübânı çeküp yine âb-ı Zemzem yanına korlar. Dâ’imâ anda durur. Ve Beyt-i şerîfin üzeri (---) ile mestûr cümle barân-ı rahmeti Altun oluğa dâhil olup ol mîzâb-ı rahmetden Hatîm içine cereyân etdüği mahalde Hazret-i Risâlet-penâh'ın imâmet edüp secde etdikleri mahal ki ser-i sa‘âdetleri nişân etmiş seccâde-misâl çâr-kûşe yeşil sommâkî döşeli taş mihrâb üzre mîzâb-ı rahmetden nüzûl eden bârân-ı rahmet bu secde taşı üzre dökülür. Cânib-i erba‘ası mezkûr Hatîm dîvârıdır. Beş yüz âdem alur bir müdevver dîvârdır.
EÇS IX Y343a
Ve İmâm-ı A‘zam mezhebinin imâmı bu Hatîm içre Hazret-i Risâlet'in secde etdikleri yeşil taş üzre imâmet edüp secde eder. Altun oluk altında vâki‘ olmuşdur. Bu secdegâh olan yeşil taşın iki cânibinde birer âdem kaddi altun yaldızlı gümüş şem‘dânlar üzre ikişer âdem kaddi ve âdem cüssesi-misâl beyâz şem‘-i kâfûrîler çerâğân olup ve her şeb iki yüz fânûs-ı cinânlar içre şem‘-i aseller ile çerâğân olup cümle huccâc ibâdet ederler.
EÇS IX Y343a–Y343b
Ve bu Hatîm içre gûnâ-gûn mermer-i hâmlar döşelidir. Ve Beyt-i şerîfin ferşine berâber temelinden dâ’iren-mâdâr yüz yetmiş adımdır. Zemînden Y 343b bir arşın bâlâ yeri Ka‘be dîvârına beyâz mermer kaplıdır kim Beyt-i şerîfin dîvârı matar-ı rahmetden mahfûz ola.
EÇS IX Y343b
Ve bu mermerlerde Beyt-i şerîfin kisve-i şerîfinin dâmenlerin pembe tınâblar ile akd edecek kırk iki pirinç halkalar bu mermerlerde mıhlıdır. Gerçi pirinç halkalar ammâ eyle musaykal ve mücellâdır kim görenler anı zeheb-i hâlis sanur. Ve herbiri birer âdem tavkı kadar müdevver halka-i asferlerdir.
EÇS IX Y343b
Ve Ka‘be-i şerîf çâr kûşedir. Evvelâ cânib-i şarkda Rükn-i Hacerü'l-esved ve yine şark ile şimâle meyilli Rükn-i Irâkî ve cânib-i şimâle Rükn-i şâmî ve cânib-i cenûba Rükn-i Yemânî'dir. Ve yine Rükn-i şarkî ki Hacerü'l-Esved olduğu köşedir.
EÇS IX Y343b
Sitâyiş-i elvân ve kadd [ü] kâmet-i seng-i Hudâ Hacerü'l-esved
EÇS IX Y343b
Evvelâ Hacerü'l-esved zemînden iki zirâ‘ âlî siyâha mâ'il bir hacer-i hâl-i Ka‘be'dir. Niçe bin müverrihler tavsîf etmişlerdir. Ve siyâhdan açık reng-i neftîye mâ'il-gûn görünür bir hacer-i hal-i Bekke'dir. Beyt:
EÇS IX Y343b
Ka‘be kıblem senin cemâlindirHacerü'l-esved anda hâlindir
EÇS IX Y343b
deyü ba‘zı şu‘arâ hâl-i mahbûb-ı hakîkîye teşbîh etmişlerdir. Hakkâ ki Ka‘be-i şerîfin cümle der-i dîvâr-ı münevver-i müdevveri beyâz ve sebzgûn hacerler ile mebnîdir. Ammâ bu Hacerü'l-esved şark cânibinde Mekke'ye şeref vermiş bir hâldir. Ammâ pâre pâre ve gâyet musaykal ve mücellâ yumru taşdır. Ve zahm-ı hurde olmasının sebebi oldur kim âyet ile müsbetdir kim âye[t]:
EÇS IX Y343b
âyet-i şerîfi şâhiddir kim Ashâb-ı Fîl ile Ebrehe nâm la‘înler gelüp Beyt-i şerîfi hedm edüp cümle taşın Cidde deryâsına dökdüğü cemî‘i ehâdîs, tefâsîrler ve siyerlerde mastûrdur.
EÇS IX Y343b
Hacerü'l-esved'i dahi böyle zahmdâr edüp yerinden kal‘ etdi. Andan Cenâb-ı Bârî anlara ebâbîl kuşu ile Cehennem'den birer şerer-pâre hacer gönderüp hevâdan bu Ashâb-ı Fîl üzre ol hacerleri ilkâ edince herbirinin kelle-i bî-devletlerine âteş-pâre-i hacer isâbet edince cümlesi helâk oldular.
EÇS IX Y343b
Andan yine Ka‘be-i şerîfi ta‘mîr edüp Hacerü'l-esvedi dahi yerine konuldu.