EÇS IX Y348a
Ve Âl-i Osmân'ın bir dârâtı dahi Mahmil-i şerîfler ile yetmiş bin huccâc Arafât'a cem‘ oldukda şevket-i Âl-i Osmân ne idüği ma‘lûm olur.
EÇS IX Y348a
Andan bu minberden hatîb nüzûl edüp iki rek‘at salât-ı cum‘a edâ olunup minber dibinde tevhîd-i azîm olur, ba‘zı huccâc tavâfa şurû‘ eder.
EÇS IX Y348a
Bu Mekke şehrinde bu Harem-i şerîfden gayri yerde salât-ı cum‘a edâ olunmaz. Cümle ibâdullâh bu Harem-i şerîfe leb-ber-leb olup Beyt-i şerîfi ortaya alup yüz yüze ibâdet câ’iz değil iken bu Harem-i şerîfe karşu karşuya secde ederler. Ammâ murâd [u] maksûd secdegâhları Beyt-i şerîfdir. Bir aceb temâşâgâh ibâdetgâh yerdir.
EÇS IX Y348a
Ve bu minber ile Beyt-i şerîfin mâbeyni yigirmi adım ba‘îddir. Ve minber ile âb-ı Zemzem mâbeyninden ilerice,
EÇS IX Y348a
Makâm-ı Hazret-i İbrâhîm ya‘nî beyt-i Hazret-i İbrâhîm: Ka‘be-i şerîfi bünyâd etmezden Q 142b evvel Benî Cürhüm kabîlesi içre sâkin olup bu makâmı cây edinmişler idi. Anıniçün makâm-ı İbrâhîm derler. Bir alçak çâr-kûşe tuç şebekeli musanna‘ kasır-misâl kurşum örtülü bir makâmdır. Ve cânib-i şarka nâzır yine tuç kafesden bir vâcibü's-seyir bâb-ı latîfi var.
EÇS IX Y348a
Ve bu kapu önünde bir dihlîzi (---) sütûn-ı nâzik üzre binâ olunmuşdur. Ve kubbesi levha tavandır. Ammâ nakş-ı bûkalemûn zer-ender-zer ibret-nümûn halkârî ve silu ve lâcüverd ve lâ‘lî ve mînâ elvân gûnâ-gûn boyalar ile eyle münakkaşdır kim Velî Cân ve Bihzâd ve Ağa Rızâ kalemin çekmede âcizlerdir.
EÇS IX Y348a
Ve makâm-ı İbrâhîm olmak ile Sultân İbrâhîm Hân müceddeden ta‘mîr edüp böyle sihr-i i‘câz münakkaş etdirmiş. Ta‘mîrine târîhi var ammâ tahrîre evkâtımız olmamak ile terkîm olunmadı.
EÇS IX Y348a
Ve bu makâm-ı İbrâhîm'in içinde (---) (---) bir de çâr-kûşe bir sandûka-i zerdûz vardır. Eyle münakkaşdır kim gûyâ nakş-ı Çîndir. Bu dahi Mısır'da Yûsuf kasrından (---) (---) (---) (...)
EÇS IX Y348a
emîrü'l-hac getirüp bu makâm-ı İbrâhîm sandûkasını P 144b setr eder.
EÇS IX Y348a
Bu Sultân Ahmed Hân'ın hayrâtıdır. Yedi vukıyye sırma-i müzehheb ve yedi vukıyye sırma-i sîm-i hâlis ve iki kantâr harîr ile zer-ender-zer bâf olup gûnâ-gûn nakş-ı şükûfe ile tezyîn olunur. Ve bir cânibinde,
EÇS IX Y348a–Y348b
Ve bu hatt-ı müzehhebler cümle siyâh harîr üzre sırma ile nakş olunmuşdur. Ve bir sandûka içinde Hazret-i Y 348b İbrâhîm'in kademeyn-i şerîfeyn[i] vardır. İçi gülâb ile leb-ber-lebdir. Ehl-i züvvâr bu kubbeye girüp ol gülâbdan yüzlerine sürerler.
EÇS IX Y348b
Ve ziyâret etdükde du‘âsı bâlâda mastûrdur. Ve bu zikr olunan binâların cümlesi Beyt-i şerîfin cânib-i erba‘asında vâki‘ olmuşdur.
EÇS IX Y348b
Ve âb-ı Zemzem'in kapusu önünde cânib-i şarkîsinde sekiz adım ba‘îd,
EÇS IX Y348b
Makâm-ı (---) ya‘nî Kademü'n-Nebî: Çâr-kûşe bir dîvâr üzre bir beyâz kubbe-i âlîdir. Kurşum ile pûşîde değildir, beyâz kireç ile mestûrdur. Bu kubbe içre bir mihrâb-ı muhtasar vardır. Anın sol cânibinde bir dollâb içre çâr-kûşe bir sandûkada Hazret-i Risâlet-penâh'ın mübârek pây-i şerîfleri bir kara taşa te’sîr edüp kademeyn-i mübârekeyni çukurunda leb-ber-leb gülâb-ı Resûl'dür. Cümle huccâc yüzlerine sürüp münevverü'l-vech olurlar.
EÇS IX Y348b
Ve bu kubbe içinde niçe yüz sâhibü'l-hayrâtın müzehheb ü mutallâ çerâğdân ve şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânları var kim yığın yığın âmâdedir. Ve mücevher şem‘dân ve kandîl ve sîm âvânları var kim hisâbın Hudâ bilür. Ve gûnâ-gûn fânûslar var kim herbiri birer memleketden hedâyâ gelmiş fânûs-ı cinânlardır. Her şeb Harem-i şerîf huddâmları şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp Harem-i şerîfi zeyn ederler.
EÇS IX Y348b
Ve bu kubbe-i kademü'n-Nebî'nin bâbı Harem-i şerîf içre şimâle mekşûfdur. Ve bu kubbenin on adım cânib-i şimâlinde,
EÇS IX Y348b
Kubbe-i (---): Bir alçak kubbedir. Ve kireç ile sıvalıdır. Mahzen-i zeyt olmağile dâ’imâ mesdûddur. Bu Harem-i şerîfde ve şehir içinde ne kadar yüz bin kanâdîller var ise cümlesine zeyt bu kubbeden verilüp Harem-i şerîfi münevver ederler.
EÇS IX Y348b
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında niçe bin âb-ı Zemzem bardakları vardır, surâhî kûzelerdir. Anlara Zevrak-ı Safâ derler. Âb-ı Zemzem ile leb-ber-leb edüp rûzgâra karşu durup kesb-i hevâ edince buz pâresi olur. Ve niçe bin surâhî boğazlı bardaklardır. Her biri birer sâhibü'l-hayrâtların hayrıdır. Üzerlerine kırmızı hat ile ism-i sâhibü'l-hayr tahrîr olunmuşdur. Meksûr olan bardak yerine biri dahi alınur. Bunların sâhibleri her diyârdan surre ve atıyyeleri gelüp vekîl olan kimesne bardakları doldurup huccâc-ı müslimîne bezl ederler, aceb hayrât-ı müstetirdir.
EÇS IX Y348b–Y349a
İhvân-ı safâya ma‘lûm ola kim bâlâda tahrîr etdiğimiz ile bu kubâblardan gayri bu Harem-i şerîf içre alâmet-i binâ yokdur. Cümlesi ale't-tertîb tahrîr olundu. Ammâ bu Harem-i şerîfin cânib-i erba‘asında niçe yüz medârisler vardır. Cümlesinin revzenleri Beyt-i şerîfe nâzırdır. Herkes hânesinden mezâhib-i erba‘a imâmlarına iktidâ ederler, kat-ender-kat hâne ve medreselerdir. Ammâ Bâb-ı Dâvûd'dan Bâb-ı Selâm'a varınca Harem dîvârından taşrası şâhrâhdır. Ve Bâb-ı Safâ'dan taşrası Safâ ve Merve mâbeyni sûk-ı sultânîdir. Y 349a Ol tarafdan hâne ve medreseler Mısır emîrü'l-haccı medresesinden gayri medrese yokdur.
EÇS IX Y349a
Evsâf-ı feth-i Mekke-i mükerreme bedest-i Hazret-i Seyyidü'l-kevneyn ve Resûlü's-Sakaleyn ve şefî‘u men fi'd-dâreynsallallâhu aleyhi ve sellem
EÇS IX Y349a
Bu evsâf-ı şerîfin tahrîr etdiğimiz Beyt-i şerîf içün hubût-ı âdemden berü ma‘bed-i kadîm olmak ile niçe bin mülûk buna mâlik olduklarında niçe bin ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olduğu kütüb-i tevârîhlerde musarrahdır. Ammâ Hicret-i Nebeviyye'nin sene 17'si târîhinde bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Medîne-i münevvereden yetmiş dörd bin Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn [ü] Ensâr ile gelüp Mekkeyi muhâsara edüp kuvvet-i bâzû ile cebren ve kahren seyf-i Muhammedî urarak Kureyş münkirleri destinden feth etdükde cemî‘i emvâl [ü] erzâkları ganîmet oldu.
EÇS IX Y349a
Bu feth-i zafer me’serde İslâm ile müşerref olanları beyân eder: Evvelâ Ebû Süfyân bin Zacr bin Harb ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve İkrime bin Ebû Cehil ve Abdullâh bin Sa‘d bin Ebî Serh ve Hazret-i Ebâ Bekr'in pederi Ebî Kuhâfe mekfûfu'l-basar iken huzûr-ı Resûlullâh'a Hazret-i Ebâ Bekir getirüp İslâm ile müşerref oldu.
EÇS IX Y349a
Ve bu Mekke-i mükerreme feth olduğu gün Hâlid ibn Velîd hazretleri Rûm'a serdâr olmağiçün hil‘at-i Resûlullâh'ı geyüp alem-i Resûlullâh'ı destine alup kırk bin nâmdâr Sahâbe-i kerrâr ile kayser-i Rûm üzre gidüp şâm-i şerîf'i feth etdi. Ve cümle Rûm keferesin dendân-ı tîğden geçirüp niçe bin deve yükü mâl-ı ganâ’im ile Medîne-i münevvereye geldi. İbtidâ gazâ-yı Rûm budur. Anıniçün Hâlid hazretlerine Seyfullâhü'l-meslûl dediler. Q 143a P 145a
EÇS IX Y349a
Müverrih-i âlemler Ka‘be-i şerîfin bu mertebe ma‘mûr olmasın tahrîr ederler kim, Hazret-i Âdem hubûtdan sonra edîm-i arzda Mekke yerinde tavattun edüp Rabbü'l-İzzet Hazret-i Âdem'e ibâdetgâh içün kızıl yâkûtdan bir beyt-i ma‘mûr gönderdi. Hazret-i Âdem anda ibâdet edüp du‘â etdi kim "Allâhümme'c‘al lehu amâren min zürriyyetî" deyü du‘â etdi. Hazret-i Âdem'in du‘âsı müstecâb olup Ka‘be yeri günden güne ma‘mûr oldu.
EÇS IX Y349a
Ba‘dehu Tûfân-ı Nûh'da Beyt-i Ma‘mûr'u Cenâb-ı Allâh yine Cennet-i Me’vâ'ya ref‘ edüp ba‘de't-Tûfân tâ Hazret-i İbrâhîm zamânında yine Hazret-i Âdem'in mâ tekaddem etdüği du‘âsı berekâtıyla Hazret-i İbrâhîm emr-i İlâh ile müceddeden binâ etdükde Cenâb-ı Bârî'den nidâ gelüp emr etdi kim "Yâ İbrâhîm! Âye[t]:
EÇS IX Y349a
"Yâ Rabbî! Benim savtım kim işidir?" dedi. Cenâb Allâh eyitdi:
EÇS IX Y349a
Derhâl Halîlullâh cebel-i Ebî Kubeys'in tâ zirve-i a‘lâsına çıkup cânib-i şarka ve garba ve şimâl ve cenûba nidâ etdi kim
EÇS IX Y349a
"Rabbiniz bir beyt binâ etdi. Gelin yâ ricâlallâh, hac tavâf eylen" dedi.
EÇS IX Y349a–Y349b
Allâhü Ta‘âlâ Y 349b İbrâhîm Nebî'nin sadâsın beyne's-semâ ve'l-arz olan mahlûkâta rahm-i mâderde alaka ve muzga olanlara bile istimâ‘ etdirdi. Cümle mahlûk bir kerre ve iki kerre ve beş on ve elli kerre "Lebbeyk allâhümme lebbeyk" deyü telbiye edenler her ne kadar telbiye etdilerse ol kadar hacc müyesser olur.
EÇS IX Y349b
Bu sadâyı istimâ‘ etmeyen hacdan mahrûmdur. Ammâ, "Vekâleten müyesser olur ve edâ-yı hacc etmiş olur" deyü ba‘zı müfessirîn yazmışlardır.
EÇS IX Y349b
İşte Hazret-i Âdem du‘âsı sebebi ile Ka‘be-i şerîf ma‘mûr olmada. Ve Hazret-i İbrâhîm sadâsıyla her sene niçe kerre yüz bin huccâc gelmede. Inkırâzü'd-devrân ma‘mûr ola. Ve huccâc-ı müslimîn ile âbâdân ola, âmin yâ Mu‘în. Beyt:
EÇS IX Y349b
Her kime Ka‘be nasîb olsa Hudâ rahmet ederSevdiği kişiyi Hak hânesine da‘vet eder
EÇS IX Y349b
Evsâf-ı imârât [u] hayrât [u] hasenât-ı şehr-i Mekke ve esvâk-ı müzeyyene-i belde-i Bekkezeyyenehullâhu ta‘âlâ ilâ inkırâzı'd-devrân ve ebbede milkehu
EÇS IX Y349b
İhvân-ı safâya ve yârân-ı bâ-vefâya şöyle ma‘lûm ola kim şehr-i Mekke-i mükerreme yedi cebel-i müntehânın mâbeyninde yedi dere ve depe üzre vâki‘ olmuş şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olmuş bir şehr-i azîmdir. Ammâ âsâr-ı binâlarının ekseri yedi dereye vâki‘ olmuşdur.