İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IX Y356b–Y357a
Ammâ me’kûlât [u] meşrûbât kısmından kaht [u] galâ şehridir. Cümle ehl-i Mekke Mısır'a muhtâclardır. Mısır'dan Süveys'e andan keştîlerle Cidde'ye Y 357a gelir, Cidde'den bir günde Mekke'ye gelüp ganîmet olur. Eğer keştîler Mısır'dan gelmese âdem âdemi tenâvül eder. Zîrâ cümle ehl-i Mekke müsâfirîn ü mücâvirîn ve zu‘afâ ve bî-mecâl âdemlerdir, cümlesi tembelân-ı Horasân gibi bâd-ı hevâya ve surre-i pâdişâhiyye ile geçinirler. Aslâ çift ve çubuk edüp zirâ‘at etmek anların katında mu‘teber değildir. Kaht [u] galâ olup nân u nemek zî-kıymet olur. Gerçi Abbâs ve Tâ’if ve Hicâz ve Habeş câniblerinden Harkova'dan ve Musova'dan ve Sevâkin ve Dehlek ve Zeylâ‘dan ve Yemen câniblerinden çok hubûbât gelir ammâ mevsimiyle gelmez ve gelse kifâyet etmez. şehr-i Mekke âdem deryâsı şehr-i azîmdir. Hafizakallâhu ta‘âlâ. Ve cümle esvâkları pâk ü pâkîze ve ta‘âmları nazîfdir.
EÇS IX Y357a
Cümle me’kûlât [u] meşrûbâtından memdûhu, beyt-i Emîne Hâtûn ki Hazret-i Risâlet'in vâlidesi hânesidir, ana karîb bir dükkân vardır, herîse bişirirler. Hazret-i Risâlet herîseye mâ'il olduklarından bu dükkânda herîse tenâvül edüp du‘â etmişlerdir. Hâlâ ol dükkân içre ol herîsecinin evlâd-ı evlâdı tenâsül bulup ol dükkânda herîse bişirirler. Ammâ herîse değil râhatu'l-hulkûm bir nûr ma‘cûndur. Hakîr sâhib-i dükkândan su’âl etdim:
EÇS IX Y357a
"Kazganımız ve kefgîr kepçemiz ve sahanlarımız dahi Hazret-i Risâlet-penâh tenâvül etdüği kazgandır" deyü şehâdet etdi. Ve ehl-i Mekke'den niçe kimesneler dahi "ne‘am eyledir" deyü tasdîk etdiler.
EÇS IX Y357a
Bu mu‘cize-i Resûl dahi hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ba‘zı huccâc bu esrârdan haberdâr olup bu dükkânda teberrüken ve teyemmünen herîse yerler kim cümle ta‘âmların seyyidi herîsedir. Hakkında niçe hadîs-i sahîhalar vardır. Hadîs:
EÇS IX Y357a–Y357b
(---) (---) (---) (---) ve mukavvî ve serî‘ü'l-hazmdır ammâ içinde sehel râzyâne ve kimnon ola gâyet (---) (---) (---) (---) lezîz olur. Ve yeniçeri odalarında ve bostâncı odalarında tabh olan Q 146a herîse dünyâda yokdur. Meğer yine İslâmbol'da Zeyrek yokuşu'nda (---) (---) (---) 'de ola buna ve Yâr-ı velî anlara serçeşme-i pehlivândır kim Hazret-i Risâlet huzûrunda Hazret-i Alî kemer-beste P 148a edüp küştegîrâna pîr [ü] perver olmuşdur. İslâmbol'da mezbûr âsitânlarında iki yüz mikdâr merdüm-hor dîv-âsâ zırtıl ve zeberdest pehlivânları var kim matbah-ı Keykâvuslarında herîseye her pehlivân biner kerre salık tokmak urdukları Y 357b zamân,
EÇS IX Y357b
"Herseyi gendüm döversin, er ise" diyüp döğe döğe herîse ederler. Ammâ ma‘cûn-ı ekber olur. Ve buğdayları Tekirdağı kurbunda evkâf kurâlarından devedişi ta‘bîr etdikleri buğdaydır ve Karadeniz sahilinde Karahırmen kurbunda Beşdepe buğdayıdır. Nûr iken nûrun alâ-nûr olup anı tenâvül edüp her bir pehlivân âdem ejdehâsına döner ve ejdehâya varır.
EÇS IX Y357b
Hattâ Uhud gazâsında Sahâbe-i kirâm:
EÇS IX Y357b
"Yâ Resûlallâh! Küffâr-ı bed-kâr-ı bed-girdâr şarâb içüp şecî‘âne üzerimize hamle ederler. Ana biz nice mukâvemet edelim" dediklerinde Hazret-i Risâlet buyurmuşlardır kim,
EÇS IX Y357b
"Herîse ve buğday şorbâsı tenâvül edin. Ve sadâ-yı Allâh Allâh ile küffâr üzre hamle edin. Mansûr u muzaffer olursuz" buyurmuşlardır. Andan cümle sahâbe herîse tenâvül etmeğe başladılar.
EÇS IX Y357b
Anıniçün Mekke-i mükerremenin herîsesi meşhûrdur, zîrâ Hazret-i Risâlet herîse ve bıttîha mâ’il idiler.
EÇS IX Y357b
Bu hadîs-i şerîf üzre Mekke'nin kavunu ve karpuzu dahi âbdâr ve meşhûr-ı âfâkdır. Ve cümle meyvesi şâm-ı cennet-meşâm gibi olan şehr-i Abbâs'dan iki günde gelir. Âbdâr engûrü ve şeftâlûsu ve'l-hâsıl cümle müsmirât makûlesi Abbâs'dan gelir ammâ şehr-i Mekke teng ü târ sengistân yerde vâki‘ olmak ile bâğ u bâğçesi kesret üzre değildir. Ancak şehir içinde on beş yerde besâtînler vardır. Mâh u sâl sayf [u] şitâda sebzevâtı eksik değildir.
EÇS IX Y357b
Ve şehir içinde yetmiş yerde hurmâ bâğçeleri vardır. Ve Mu‘allâ'da ve Ebtah'da dahi yetmiş seksen bâğçeler vardır. Ekseriyyâ şürefâlar bu bâğlarda sohbet ederler. Mahsûlâtları hurmâ ve limon ve turunc ve kebbât ve rummân ve şeftâlû ve câ-be-câ ineb-i âbdârı dahi olur. Ammâ gâyet ma‘mûr bâğçelerdir. Cümleden şerîf Zeyd hazretlerinin bâğı müte‘addid hücreler ve kâ‘alar ve gûnâ-gûn maksûreler ile inşâ olunmuş bir bâğ-ı İremdir.
EÇS IX Y357b–Y358a
Ve Mu‘allâ'da Mevlevîhâne dahi bir mesîregâh bâğdır. Ve câ-be-câ servi dırahtları vardır. Ammâ Rûm eşcârâtından çınâr ve kavak sanavber ve şecer-i cevz ve kestâne ve üvez ve muşmula ve kiraz vişne ve emrûd bu makûle eşcâr-ı müsmirât olmaz. Ammâ bir senede dörd kerre mahsûl verir nâbıka derler bir meyve olur. Ba‘zı hânelerde firâvândır. Rûm'da Kocaeli diyârında hâsıl olur. Altı çekirdekli alıç-misâl bir meyvedir. Ve lezzetde dahi eyledir. Ammâ çekirdeği birdir. Ammâ şükûfe-i gül ve nesrîn ve benefşe ve reyhânı ve kâdîsi çokdur. Âb-ı kâdî Y 358a ve âb-ı gülâbı ve âb-ı buhûru ve âb-ı ıtr-ı şâhîsi rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ hammâmdan tulû‘ etdükde huddâmlar herkese mâ-i gülâb ve mâ-i kâdi nisâr etdiklerinde âdemin demâğı mu‘attar olur.
EÇS IX Y358a
Evsâf-ı hammâmât-ı Mekke: Bu şehir içre hâs u âmm içün (---) hammâm vardır. (---) mahallesinde Sokollu Mehemmed Pasa hammâmı gâyetü'l-gâye binâ-yı latîf ve hevâ-yı nazîf hammâm-ı safâ-bahşdır. Serâpâ mermer-i hâm ile mefrûş olunmuş pâk ü pâkîze bir hammâm-ı rûşenâdır.
EÇS IX Y358a
Bir hammâm-ı latîf dahi fâtih-i Yemen Sinân Paşa'nındır. Bu dahi sekiz kurnalı pâk hammâm-ı rûşendir. Bu iki hammâmdan mâ‘adâ yüz kırk beş sarây hammâmları vardır. Her biri birer hânedân sâhibi şürefâların binâlarıdır. Ahâlî-i mahalleden dirîğ olunmayup herkes ehl [ü] iyâliyle girüp zevk u safâ ederler.
EÇS IX Y358a
Ve bu hammâmların germâbları hatab ile değildir. Külhâncılar şehrin hâr [u] hâşâk müzahrafât zibilin süpürüp şehrin şâhrâhların pâk edüp hammâmların külhânlarında ihrâk ederler. Bu hammâmların kesreti sebebiyle cümle ahâlî-i Mekke eyle pâkdirler kim gûyâ nev‘-i beşerden değillerdir. Hakkâ ki sülâle-i Âl-i Resûl melek çehre-i mükerremlerdir.
EÇS IX Y358a
Sitâyiş-i ehl-i Mekke ve eşkâl-i sâdât-ı kirâm-ı şehr-i Bekke: Ehl-i ukûle nihân olmıya kim Ak şemseddînzâde Hamdî Çelebi Kıyâfetnâme'sinde tahrîr etdüği üzre ehl-i Mekke'nin şekl [ü] şemâyilleri siyâh çerde ve ba‘zılar ahmerü'l-levn ve esmerü'l-vech merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gözlü şîrîn sözlü ve münevver yüzlü esrârı derûnında gizli Âl-i Hâşimiyân'dan bir alay hasîbü'n-nesîb ebâ an-ceddin çelebilerdir. Ammâ âb [u] hevâsı şehr-i Mekke'nin şiddet-i hâr olmağile halkı gâyet za‘îf ü nahîfdir. Ol kadar ehl-i hiref kavim değillerdir. Bâr-ı sakîl iş işlemeğe iktidârları olmadıklarından ekseriyyâ ehl-i Mekke tüccârdır. Bir sınıfı dahi sadaka-i sultânî ile geçinirler.
EÇS IX Y358a
Ekseriyyâ ahâlî-i Mekke sevdâyî tabî‘at olduklarından halk ile hüsn-i ülfet edemeyüp bey‘ [u] şirâlarında ve kelimât-ı örfiyyelerinde unf ile tekellüm ederler.
EÇS IX Y358a
Bir kimesne anlardan bir metâ‘ almak murâd edindikde elbette bahâ-i metâ‘ı su’âl etmek mesnûndur.
EÇS IX Y358a
Ehl-i Mekke dahi kıymetin su’âl etdüğin metâ‘a meselâ on guruş der. Sen dahi bâzâr-ı Muhammedîdir deyü sekiz guruş desen derhâl gazâb-âlûd olup ol şey'e on beş guruş der. Sen tokuz guruş desen ol yigirmi guruş deyüp inâd eder. Böyle lecûc kavimdirler. Ammâ birbirleri mâbeyninde yenleri içre el ele yapışup ellerin sıkarak işâret-i ma‘hûdeleriyle İşrâkıyân gibi bî-zebân bâzâr ederler. Hemân ibtidâ dediği bahâyı vermek gerek, zîrâ anlarda hilâf bâzârı yokdur ve harâmdan sakınırlar. Ammâ gâyetü'l-gâye pâk ü pâkîze çelebilerdir. Cümle ırk-ı tâhirden sâdât-ı kirâmlardır.
EÇS IX Y358a–Y358b
Ammâ Mısır Sultânı Kayıtbay asrında Y 358b sehel isyânları sebebi ile Melik Kayıtbay Mısır'dan on iki bin ahrec atlı asker ile ale'l-gafle Mekke'yi basup cümle şürefâyı kayd-bend edüp niçesin nefy-i beled edüp şehr-i Mekke içre yedi nefer sâdât-ı kirâm alıkoyup şürefâlar ile ahd-i mîsâk etdiler kim bir dahi sebzgûn destâr sarmayalar, beyâz sarık saralar. Ve şerîf olanlar kuyruksuz ata bineler. Ve tegeltilerinin önün ardına uralar. Ve yalın ayak ata bineler. Hâlâ bu ahd [ü] emân üzredirler. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile yine Mekke'ye gelüp şehr-i Mekke şürefâlar ile mâl-â-mâl olmuşlardır. Ammâ aslâ yeşil sarık sarınmazlar. Lâkin gayri esbâbları gâyet muhteşemâne Hind kâlâlarından zî-kıymet akmişe-i fâhireler ile mülebbes olup beyâz sûzenî sâdeler ve zâğî(?) ve mollâyî ve bâfteler ve germsûd ve hümâşâhî ve sof ferrâcelerin gûnâ-gûnların geyüp hıramânî hıramânî reftâr ederler.
EÇS IX Y358b
Ve beyâz köse destârlarının önünde ve ardında birer zirâ‘-ı Mekkî taylesân-ı Muhammedî sarkıdup ba‘zıları gûnâ-gûn zî-kıymet Keşmîrî ve Lâhorî şâl sarınırlar. Zîrâ Hind pâdişâhından ve a‘yân-ı Hindustân'dan cemî‘i şürefâya Âl-i Osmân'dan ziyâde surre ve atıyye ve tefârûk makûlesi hedâyâlar gelür. Ammâ Âl-i Osmân'dan gılâl çok gelür.
EÇS IX Y358b
Ve ehl-i Mekke aslâ çakşır geymezler. Cümle serâvîl ve beddâvî gömlek geyerler. Ve pâylerine çerkezî ve cimcime ve paşmak geyerler. Ve gerdenlerinde birer Keşmirî şâl ridâ mukarrerdir. Ve sünnet-i Resûl'e ittibâ‘en gözleri mükahhaldir. Ve dest [ü] pâları Q 146b ve sakalları hınnâlıdır.
EÇS IX Y358b
Ve dâ’imâ zifir ta‘âm tenâvül etmezler. Dâ’imâ kahve ve kışir ile kâk ve bakla ve zeytûn ve hurmâ ve helvâ ve hoşâb ve pilâv ve şorbâ tenâvül ederler. Dâ’ima perhîz üzrelerdir. Ekseriyyâ ta‘âmı kesret üzre tenâvül etseler hazm edemezler. Zîrâ şiddet-i hâr âdemi büryân eder. Böyle perhîz ile geçindiklerinden gâyet tendürüst kavimdir. Ol ecilden şehr-i Mekke içre hukemâ yokdur. Gelse de kâr [u] kisb olmaduğundan karârda olmayup bir gayri diyâra açılır.
EÇS IX Y358b
Ve bu ehl-i Mekke şiddet-i hârda cimâ‘dan dahi altı ay perhîz ederler. Vâdî-i Abbâs nâm yaylağa bir günde varup (---) (---) (---) (---) âteş yakmazlar. Meğer tüccâr ve şürefâ ola.
EÇS IX Y358b–Y359a
Ve serâpâ şâfi‘iyyü'l-mezheblerdir. Ba‘zılar (---) (---) (---) (---) ından Zeydî mezhebdir derler. Nikâh-ı mut‘a oldur kim bir âdem ehl-i sefer olsa (---) (---) (---) P 148b bir aya dak bir guruşa if‘âl bâbına çekmeğe kavl edüp bir aydan ücretin verüp ol herîf-i zarîf âhar diyâra gider. Eğer iktizâ edüp kalırsa bir guruşa ve beş guruşa ol avret ile bir kavil dahi edüp yâhûd bir gayri avreti alup murâd [u] merâmı üzre geçinirler. Buna nikâh-ı mut‘a derler. Y 359a Bu şehr-i Mekke'de zamân-ı kadîmde olurmuş. Ol ecilden ehl-i Mekke mezmûmlardır. Ammâ asrımızda hakîr bu ahvâle vâkıf olmadık. Anlara iftirâdır, pâk mezheb çelebilerdir.
EÇS IX Y359a
Ve âlem-i tufûliyyetde sıbyânları gâyet mahbûb ve necîb ü reşîd gılmânları vardır kim, beyt:
EÇS IX Y359a
Reftâra gelse rûh-ı musavver revân olurGüftâra gelse mu‘cize Îsâ beyân olur
EÇS IX Y359a
ebyâtı anların hakkındadır.
EÇS IX Y359a
Ve halkı hasîb ü nesîb azîmü'ş-şân âlî-kadr kimesnelerdir. Ammâ Ervâm kavmi mücâvirîne rağbet etmezler. Ehl-i Rûm Medîne-i münevverede safâ ederler. Zîrâ cümle Ervâm Medîne'de sâkinlerdir. Ol kadar şürefâ Medîne'ye müdâhale edemezler.
EÇS IX Y359a
Ve hâk-i Mekke ol kadar rakîk [u] lâtifdir kim hâk-i amber-pâkinden gûnâ-gûn kûzeler ve sakâlar tarh edüp anlardan âb-ı Zemzem nûş olunup safâ olunur, bir hâk-i tûtyâ-yı kimyâdır.
EÇS IX Y359a
Evsâf-ı nisvân-ı Mekke: Bu şehrin zenânesi sâhib-cemâl ve latîfü'l-i‘tidâl hûb-rû perî-peyker melek-manzar beşer-siyret rûları çârdeh-misâl hüsn-i cemâl sâhibleri tâvûs-ı bâğ-ı cinân revişli keklik sekişli bikr-i nâ-şüküfte duhter-i pâkîze-ahter kâlime havâtînler var kim anların hakkında Âye[t]:
EÇS IX Y359a
anların hakkında nâzil olmuş. Masdar-ı benî âdemdir. Gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ile zer-ender-zere müstağrak olup serâpâ cevâhire gark olup serlerinde zer-i hâlisden ve sîmâbdan takye ile ve ba‘zılar zerdûz [u] zerbâf takyeler üzre siyâh izâr-ı harîr bürünüp yüzlerinde nikâb burka‘ı ve duduk ve saravuşı elvân reng harîr ile vech-i münevveri mestûr olup mükehhal çeşm-i gazâlinden gayri bir yerleri görünmez, gâyetü'l-gâye mestûre havâtînlerdir.
EÇS IX Y359a
Ammâ Habeşe cevârîleri var kim her biri amber-i hâm-misâl esmerü'l-levn gavâzîleri var kim diller perîşân olur. Ba‘zıları kahvehânelerde alâ-mele’i'n-nâs raks ederler. Arabistân'ın şânındandır, ayıb değildir. Cümle âsumânî iç edik ve âsumânî pâypûş geyerler. Bir zenâne bir merd-i Hudâ'nın cenbinden güzer eylese ıtriyyât, müşk, abîr, amber, zebât râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
EÇS IX Y359a
Bir gün hakîr Süfyân-ı Sevrî hânesine ziyârete giderken bir remmâ havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi zer-i zîvere müstağrak etmişler. On hatve ba‘îd râyiha-i tayyibelerinden demâğım mu‘attar oldu. Beş yüzden mütecâviz (mekteb-i) sıbyân arûsun pîşine düşüp âmîn âmîn diyerek mahall-i murâdına götürdüler.
EÇS IX Y359a–Y359b
Evsâf-ı mekteb-i sıbyân der şehr-i Mekke: Cümle yüz elli mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ciğer-kuşe-i pederân-ı sıbyândır. Selef pâdişâhlarında her bir mülûk birer mekteb inşâ etmişler. Ammâ bu mekteblerin evkâfları metîn olması Y 359b sebebi ile hoca ve halîfelere ve cümle sıbyânlara beher sene surre ve atıyyeleri birer kat libâs-ı fâhireleri sâl-be-sâl mukarrerdir.
EÇS IX Y359b
Evsâf-ı dârü'l-kurrâ-i Kur’ân-ı Azîm: Kırk yerde dâr-ı kurrâ vardır. Kırâ’at-i Hafz ve kırâ’at-i Ebû Amr ve kırâ’at-i İbn Kesîr ve kırâ’at-i Seb‘a ve kırâ’at-i Aşere ve kırâ’at-i Takrîb kırâ’at olunup şeyh-i kurrâlarına ve bevvâbân talebelerine vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve cerâye ve lahmiyyeleri vâsıldır.
EÇS IX Y359b
Evsâf-ı dârü'l-hadîs: şehr-i Mekke'de kırk yerde dârü'l-hadîs vardır. Ders-i âmları ve talebeleri vazîfe-i mu‘ayyenelerin alırlar. Ammâ ehl-i Mekke sevdâyî bir alay batıyyü'l-hareke kimesneler olduklarından ilme meşgûl değillerdir. Cümlesi tüccârdırlar. İlm-i hadîs ve ilm-i hıfz Mısır'a mahsûsdur. Meğer Mekke'de Ervâm'dan ba‘zı mücâvirîn ola kim ilme meşgûl olalar. Yohsa ehl-i Mekke'de ehl-i ilim istimâ‘ olunmamışdır.
EÇS IX Y359b
Ve sâ’ir diyârın meşâyih-i kibârı gibi ehl-i tarîk ve ehl-i tevhîd mazanne-i kirâme kimesne zâhir olmamışdır. Zîrâ sevdâzede kavim olduğundan hevâ ve hevese ve âsâr-ı binâya meşgûllerdir. şehr-i Mekke içre olan kat-ender-kat binâ-yı âlîler Haleb ve şâm [u] Irâk'da yokdur. Meğer ümm-i dünyâ olan Mısır'da ola.
EÇS IX Y359b
Ve ehl-i Mekke gâyetü'l-gâye zendost olduklarından hâtûnlarına mağlûblardır. Havâtînleri ne fermân eyleseler, fermân-berleridir. Ol ecilden anlar avretlerin peridir. Cemî‘i zamânda ehl-i Mekke'den cür’et zâhir olmamışdır. Ancak ala ve ala esbâbları geyüp eli, ayağı ve sakalı hınnâlı olup kahveden kahveye gidüp bir ibrîk kahve ve bir kâhik ile hânesine gelüp kahveyi nûş kâki tenâvül edüp pister-i râhatda hâb-âlûd olurlar.