EÇS IX Y366a
Ve bir rivâyetde Hazret-i Nûh Tûfân'dan bir yıl mukaddem Hazret-i Âdem'in cesed-i şerîfin Arafât'dan ve Hazret-i Havvâ'nın Cidde'den çıkarup ter ü tâze vücûd-ı şerîflerin tuzlayup kızaklar ile çekerek Kudüs-i şerîfde defn etdi, derler, el-uhdetü ale'r-râvî.
EÇS IX Y366a
Ve müverrih-i âlemler tahrîri üzre Hazret-i Âdem'in ikişer evlâdı doğardı. Cümle kırk bin evlâdı oldu, derler. Ve âdetullâh bunun üzerine cârî idi kim bir oğlan ve bir kız doğardı. Ol kızı batn-ı âharda doğan oğlana verirdi. Bu da‘vâ içün Kâbil Hâbil'i katl etdi. Ve ibtidâ rûy-i zemînde kan edüp isyân eden Kâbil'dir kim emr-i Hakk'a itâ‘at etmedi. Ammâ hübut-ı Âdem'den berü yedi bin otuz sene olmuşdur. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS IX Y366a
Havvâ Ana'yı ziyâret edüp yine cenûb cânibine gidüp cânibeynde ma‘mûr ârâmgâh kahvehâneleri seyr [ü] temâşâ ederek 6 sâ‘atde,
EÇS IX Y366a
Sene (---) târîhinde Mısır pâdişâhlarından Sultân Gavrî'nin binâsıdır. Hind ve Yemen ve Aden Basra ve Lahsa Habeş ve Süveys iskelesidir. Senede bin pâre celebe ve polta ve karaka ve galyon gemiler gelüp gümrük alınır bir benderdir.
EÇS IX Y366a
Ve leb-i deryâda gümrüğüne hurde derler. Paşa tarafından bir ağa, şerîf hazretleri tarafından bir şerîf mâl-ı gümrüğü refâkat üzre tahsîl edüp nısfın Cidde beği ve nısfın şerîf hazretleri alır. Fâtih-i Yemen Sinân Paşa'dan berü şerîfler bendere müdâhale etmek kânûn olmuşdur. Ammâ senevî ber-vech-i adâlet bin beş yüz kîse hâsıl olur azîm benderdir.
EÇS IX Y366a
Ve kal‘ası leb-i Kulzüm'de dâ’iren-mâdâr iki bin adım şeddâdî-misâl sengîn bünyâd binâ-yı metîndir. Ve bu kal‘anın cenûbu ucunda yine Bahr-i Kulzüm kenârında iç kal‘ası vardır. Yine büyük kal‘a köşesine muttasıldır. Dâ’iren-mâdâr altı yüz adımdır. Bu dahi hacer binâdır. Cidde paşası cümle askeriyle bu iç kal‘ada sâkindir. Kapusu Yemen kal‘ası cânibine mekşûfdur, şarka nâzır bir kapudur. Ammâ taşra büyük kal‘anın iki tahta kanatlı kapuları vardır, biri Mekke cânibine biri leb-i deryâya nâzırdır.
EÇS IX Y366a–Y366b
Paşası Mısır Y 366b beğlerinden bir tuğlu ve yâhûd iki tuğlu beğdir. Üç yüz âdem ile hükûmet eder. Ve yüz elli akçe kazâdır. Kadıya senevî iki bin guruş hâsıl olur. Ammâ Mekke mollâlarına ber-vech-i arpalık ihsân olunur. Mahkemesi kal‘anın ortasındadır.
EÇS IX Y366b
Ve cümle üç yüz sağîr ü kebîr dükkânlardır. Ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve leb-i deryâda kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi vardır. Baklacı Mehemmed Beğ binâsıdır. Kal‘aya hayli imdâd olup kal‘a metânet buldu. Ve altında cümle mahâzinler ve dekâkînlerdir. Ve bundan gayri yedi hânı dahi var. Cümle zî-kıymet eşyâ ile memlûdur. Ammâ hammâm u imâret ve medreseleri yokdur. Herkes deryâya girüp gusl ederler kim hammâm suyundan ılıdır. Ve cümle suları bârân-ı rahmedden sarnıcdır.
EÇS IX Y366b
Ve iki cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘leri var. Biri gümrüğe karîb leb-i deryâda (---) câmi‘i bir minâreli tarz-ı kadîm câmi‘dir. E’imme ve hutabâsının vazîfe-i mu‘ayyeneleri gümrükdendir. Biri kal‘adan taşra (---) câmi‘i. Bu dahi müfîd [ü] muhtasar câmi‘dir. Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IX Y366b
Ammâ suyu bu şehrin mâ-tekaddem cârî imiş. Ol zamân ma‘mûr âbâdân ve bâğ-ı İrem imiş. Ba‘dehu şürefâlar râh-ı âbı harâb edüp Rûmlu tavattun edüp tağallüb etmesin için su yolların harâb etmişler. Hıdde nâm mahalde üç âsiyâba kifâyet eder âb-ı nâbdır, beriyyeye cereyân edüp gâyib olur. Hâlâ tarîk-ı âmm üzre yolları zâhir ü bâhirdir. Cüz’î şey’ ile yine Cidde'ye cereyân etdirmek mümkindir. Eyle olsa Cidde bir bender-i mâşâ(?) olurdu. (---) (---) (---)
EÇS IX Y366b
İçinde bu hadîs-i şerîf senediyle rivâyet eder kim, "Ani'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve-sellem: (---) (---) (---)
EÇS IX Y366b
Ve bu Cidde'yi seyr [ü] temâşâ edüp Mekke'den getirdiğimiz metâ‘larımız Fincâncı Re’îs'in keştîsine koyup ve on ferde kahve Kara Hasan Re’îs'in firkatesine ve on ferde kahve Hind zevrakına ve beş ferde nâ’ib merkebine, iki tavâşî ile ve bir memlûkümüz ile gemilere koyup Allâh'a tevekkül olup süd karındaşım (---) (---) Çelebi ile ve Cidde Hâkimi Baklacı Mehemmed Beğ ile vedâlaşup üç gulâmımız ile Mekke-i mükerremeye avdet edüp gelürken yine Hazret-i Havvâ anamıza bir Yâsîn-i şerif Kur’ân-ı şerîf tilâvet edüp sekiz sâ‘atde yine,
EÇS IX Y366b–Y367a
Ol gün Medîne huccâcı Medîne'ye müteveccih oldular. Hakîr dahi Mısır huccâcı ile Mısır tarafına gitmeğe seyâhat için hac etmeğe Hüseyin Paşa efendimizden me’zûn Y 367a olup yüz filori ve yedi deve ihsân eyleyüp Mısır vezîri Kethudâ İbrâhîm Paşa'ya mektûblar verüp Mısır emîrü'l-haccı olan Özbek Beğ'e ve Yeniçeri Serdârı Kayseriyyeli İbrâhîm Ağa'ya ve şerîf Çavuş'a ve Âsitâne Kulkethudâsı Burunsuz Ahmed Ağa'ya hakîri ve etbâ‘ımızı selâmetle Mısır vâlisi olan Kethudâ İbrâhîm Paşa'ya vâsıl eylemeleriyçün tenbîh [ü] te’kîdler edüp dest-bûslarıyla ve du‘â-yı hayırları ile şerefyâb olup vedâ‘ edüp mufârakat eyledik.
EÇS IX Y367a
Andan yine P 151b varup şurût [u] kuyûduyla tavâf-ı vedâ‘ etdükde bu du‘âyı tilâvet ede:
EÇS IX Y367a
"Allâhümme lâ tec‘alhü âhire'l-ahdi min beytike ve in ce‘altehu fe‘avviznî anhü'l-cennete yâ erhame'r-râhimîn."
EÇS IX Y367a
deyüp yedi şavtı tamâm edüp makâm-ı İbrâhîm'i bâlâda tahrîr olunduğu üzre ziyâret edüp vedâ‘ Zemzemi nûş edüp gerü gerü "Elvedâ‘ yâ Beytallâh elvedâ‘" diyerek bükâ edüp Bâb-ı Safâ'dan taşra çıkup yine Safâ ve Merve mâbeyninde yedi kerre bâlâda tahrîr olunduğu üzre sa‘y-ı vedâ‘ edüp Hamd-i Hudâ bu tertîb üzre garîb ü za‘îf ve bî-çâre seyyâh-ı âlem Evliyâ sene 1082 târîhinde ıskât-ı farîza-i haccetü'l-islâm ve nüsük-i tavâf-ı ziyâreti itmâm etdik.
EÇS IX Y367a
Âlimâne niçe bin şurût [u] kuyûdu vardır. Ammâ bu hakîr âşıkâne ve sâdıkâne etek dermiyân edüp var kuvveti bâzûya getirüp ihtimâm-ı tâm ile iki yerden gayret kemerin kuşanup böyle tavâf-ı ziyâret etdik. Allâh kabûl-i dergâh edüp yedi kerre müyesser eyleye.
EÇS IX Y367a
Dahi ziyâde şurût [u] kuyûdların tahrîr eylesek bir mücelled kitâb olur. Ammâ hakîr ümmî âdemlere elzem-i levâzımından alâ mâ-farazallâh üzre tahrîr etdik. Ferâ’iz-i hacdan ve vâcibât mustehabbât sünnetden bir şart nâkıs olmamışdır. Allâhu a‘lem ve-resûluh. Böylece hac edenin haccı sahîhdir. İnşâ’allâhü ta‘âlâ, ve's-selâm. Tilâvet edenler ve istimâ‘ eden cânlar rûhiyçün, pîr [ü] perverlerimız ve üstâdlarımız ve hukûk-ı vâlideyn rûhiyçün, Allâh rızâsıyçün Fâtiha.
EÇS IX Y367a
Hamd-i Hudâ Mekke-i mükerremede binâ-yı İbrâhîm'den berü böyle hacc-ı şerîf olduğun ve böyle şâdumânî ile haccü'l-ekber olduğun bir müverrih-i âlem tahrîr etmemişdir. Hakîr şevkimden beher yevm on iki kerre tavâf ve sa‘y-ı Safâ ederdim. Ve üç kerre yevmiyye umre ederdim. Ve her şeb üç kerre tavâf ederdim. Ve her tavâfı yedişer şavt olmak üzre ve her leyl yine huddâmlarımla birer kerre umre ederdim. Hâzâ min fazlı Rabbî, ve's-selâm.
EÇS IX Y367a–Y367b
Bin seksen iki Zilhiccesi'nin yigirmi altıncı günü Mısır'dan gelen üç bin askerin bini Mekke'de muhâfazacı kaldı. Ertesi Mağrib huccâcı Medîne-i münevvereye revâne oldular. Yigirmi yedinci gün kırk bin huccâc-ı Mısır ile Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye müteveccih olup yine Y 367b umreye niyyet edüp âlât-ı silâhımız ile esb-i tâzîlere süvâr olup ba‘zı ahibbâ ile vedâ‘ ederek ve Mu‘allâ ziyâretgâhları içre sûre-i et-Tekâsür tilâvet ederek bir sâ‘atde,
EÇS IX Y367b
Ziyâret-i vâdî-i Umre: Anda ikî rek‘ât namâz-ı vedâ‘ sünnetdir. Herkes kılmaz. Edâ-yı salât edüp hukûk-ı vâlideyn içün du‘â edüp andan 6 sâ‘atde,
EÇS IX Y367b
Menzil-i kasaba-i vâdî-i Fâtıma: Bir sahrâda hurmâlı ve karpuzlu ve nebâtât [u] giyâhâtlı ve âb-ı hayâtlı yerdir. Andan yine cânib-i garba 5 saât,
EÇS IX Y367b
Menzil-i Bi’r-i Asfân: Âb-ı hayat suyu bulunur. Andan yine garba çöl [ü] çölistân içre 12 sâ‘atde,
EÇS IX Y367b
Menzil-i Kudeyde: Çöldedir. Suyu yokdur. Andan yine şimâle çölistân içre 17 sâ‘at,
EÇS IX Y367b
Menzil-i Râbi‘a eşmesi: Âb-ı hayât sulu bir kasabacıkdır. Bunda bin seksen üç mâh-ı Muharrem'inin hilâlin gördük. Andan 14 sâ‘at çölde,
EÇS IX Y367b
Menzil-i Müstahsen sebîli: Suyu yokdur. Andan 15 sâ‘atde yine çölde,
EÇS IX Y367b
Menzil-i kasaba-i Bedr-i Huneyn: Âb-ı hayât sulu ma‘mûr kasabadır.
EÇS IX Y367b
Sergüzeşt: Hikmet-i Hudâ bir devemiz kalup bârını gayri deveye tahmîl edüp huccâc ile ileri huddâmlarımız gitdikde hakîr iki gulâmımla bu batî deve kalkar mülâhazasında olup "dah leş misin" derken sabâh yıldızı henüz nümâyân oldukda bir beddâvî gömlekli ve eli nobutlu Arab fetâsı zâhir olup "Eş hâzâ cemel batlân" deyüp deveye bir iki nobut urdukda fakîr deve cânı acısından kıyâma gelüp bir hayli gitdi.
EÇS IX Y367b
Hakîr safâ edüp "İnşâ’allâh Bedr Huneyn'e yetişdirir" endîşesindeyiz. Ammâ huccâc uzadığından haberimiz yok. Hemândem deve ‘u‘ deyüp düşdü.
EÇS IX Y367b
Derhâl Arab nobutuyla şütüre bir kaç darb etdi. Ammâ nobutu deveye havâle eyledikde benim kısrağımın başın gözedir.
EÇS IX Y367b
Hemân hakîre ilhâm-ı Rabbânî olup gulâmlarımla at başı berâber gerü durduk. Fellâh gâh deve yanına gâh bize karîb gelüp,
EÇS IX Y367b
"Yâ sultânım hâzâ cemel lahm şahm melîh ve semîn cemâl melîh" diyüp yakın gelür. Aslâ buna vücûd vermeyüp yine devenin yanına vardık. Hemân Arab,
EÇS IX Y367b
Hemân iki sadâ istimâ‘ edüp derhâl üç Arab yanımıza gelmeğe kasd etdiler.