EÇS IX Y367b
Hakîr bildim ki Kerbelâ günüdür. Hemân tîrkeşe el edüp oklukdan bir kaç ok çizme koncuna sokup eğer hânesinde iki tabancalı tüfengler kurup belimde hâzırbâş edüp yine gulâmlarıma tenbîh edüp anlar dahi âmâde durdular.
EÇS IX Y367b
Hemân üç fellâh nobutlarına tükürüp bizden tarafa hücûm edince gerü tarafımızdan iki sadâ dahi istimâ‘ olunup hemân Arablar bizi bırağup ol sadâya doğru gitdiler.
EÇS IX Y367b–Y368a
Hemân Y 368a hakîr üzerlerine at bırağup vardıkda bir piyâde âdem dal kılıç şemşîrbâzlık ederek Arablardan halâs olup bize karşu gelüp,
EÇS IX Y368a
"Hay benim oldaşım ve karındaşım" deyü Özbekçe feryâd edüp ileri at sürüp,
EÇS IX Y368a
"Bire vurun kahbeleri" deyü bir kurşum hakîr iki kurşum memlûklarım atup hamd-i Hudâ Rüstem'in kurşumu Arabın birine isâbet edüp mel‘ûn düşüp mürd oldu. Rüstem gulâm başın kesdi. Ammâ öbür garîb Özbek ceng ederken başına nobut ile darb-ı şedîd eyleyüp şehîd eylemişler.
EÇS IX Y368a
İki mel‘ûn Arablar firâr edüp mürd olan mel‘ûnun ser-i bî-devletin gulâmlar alup merhûm Özbekin karındaşı esvâbların ve bir kemer ile mâlın alup sabâh karîb oldukda merhûmu kum ile defn edüp yine devemiz yanına gelüp gördük ki ol deveden bize fâ'ide yok. Anda bırağup fakîr Özbeki piyâde önümüze katup vakt-i şâfi‘î oldukda gerüden bir atlı ve dörd piyâde Arab ellerinde harbeleri eyle seğirderek gelmede. Hemân dem Özbek,
EÇS IX Y368a
"Aman şu gulâmın biri bana sadağın versin. Men yahşi tîr-endâzem. Anların birinin cânın aparabilemiz, ey Perverdigâr" deyüp Behrâm gulâmın sadağın ana verüp beline bağlayup şâhrâha yöneldi.
EÇS IX Y368a
Biz dahi cenge âmâde olup giderken bu mel‘ûnlar yakın geldiklerinde Rüstem gulâm elinden başı bırağup beş dirhem beş karış avcı boyu tüfenginden bir kurşum atınca bi-emrillâh atına isâbet edüp at iki ayağ üzre kalkup Arab tepesi üzre yıkılup yaya Özbek piyâde üzerlerine seğirdüp ileri varup mel‘ûnun mızrağın alup bizden tarafa gelüp anlar gerü kaldılar. Nısf sâ‘atde yine râhımıza endiler, tâ vakt-i Hanefîye dek revâne olduk. Andan yine beş kerre geldiler.
EÇS IX Y368a
Hamd-i Hudâ bize bir hatâ ermeyüp köpek cengi ede ede, anlardan bir kelle ve bir mızrak alup Bedr-i Huneyn'e selâmetle dâhil olduk. Ammâ gelüp ordu-yı İslâm içre bir vâveylâ olmuş kim "Evliyâ Çelebi gerüde devesiyle kaldı, tüfengler atılırdı, Q 150a cengde şehîd oldu gibi, orduda yokdur" deyü taraf taraf su’âl olunurmuş bir güft [ü] gû kim bir vecihle ta‘bîr olunmaz.
EÇS IX Y368a
Hamd-i Hudâ selâmetle huccâc-ı müslimîne kavuşup ma‘rekemiz dâstân oldu. Allâh hatâdan saklasın. Kulkethudâsı Ahmed Ağa azîm nasîhatlar edüp, vâfir nasîhat edüp
EÇS IX Y368a
"Be efendi! Siz bu Arabistânı Rûm seyâhati gibi mi sanırsın? Bir deve içün gerü kalırsın, cânından korkmaz mısın?" deyü vâfir itâb edüp bir deve ihsân eyledi. Bizim kalan devenin bir dev[e] idi ki ta‘bîr olunmaz. İşte on beşine değer şâm beledîsi bir şütür-i ner idi kim gûyâ Dâbbetü'l-arz idi.
EÇS IX Y368a
Ba‘dehu Bedr-i Huneyn'den 13 sâ‘at (---) (---) (---) giyâhatlı dere ve depe ve kayalı yollar ile,
EÇS IX Y368a
Menzil-i kasaba-i Cüdeyde: Âb-ı hayât suları vardır. Andan yine şimâle dere ve depeli ve kayalı yollar ile 12 sâ‘atde,
EÇS IX Y368a–Y368b
Menzil-i Kubûru'ş-şühedâ kasabası yokdur ve suyu Y 368b azdır. Andan yine dereli ve depeli yerler ile 19 sâ‘atde Alî kuyusun geçüp,
EÇS IX Y368b
Menzil-i kal‘a-i Medîne-i Münevvere nevverallâhu ta‘âlâ: Mukaddemâ muhtasar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu gelişde iki gün meks edüp Ravza-i Mutahhara câmi‘inde bir Mevlûd olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ve tavsîf olunması bir vecihle mümkin değildir vasfında âcizdir. Eğer tafs[î]l üzre ile ta‘bîr olunan vechi üzre evsâfın tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur.
EÇS IX Y368b
Ammâ bin seksen üç Muharrem'inin yedinci gecesi cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutabâ ve P 152a meşâyihân ve a‘yân [u] eşrâf-ı Medîne Harem-i şerîfe cem‘ olup on iki bin kanâdîller ile derûn-ı câmi‘ ve minâreler zeyn olup bin yerde şem‘-i asel-i kâfûrîler ve fânûs-ı cinânlar ile çerâğân olup Hazret-i Risâlet nûr-ender-nûr içinde nûr-ı mahz idi, hemân nûrun alâ-nûr oldu. Saf saf ve esnâf esnâf huzzâr-ı meclis yerli yerlerinde oturup meydân-ı hareme bir kürsî götürüp mevlûd-hân urûc edüp makâm-ı hicâza âgâze edüp müveşşehler âheng ederek bir mevlûd-ı şerîf tilâvet etdi kim,
EÇS IX Y368b
hadîs-i şerîfi mazmûnunca cümle uşşâkân [u] müştakân gûyâ Cennet-i Me’vâ'ya girüp hüsn-i savtdan gıdâ-yı rûh bulup tâze cân buldular. Kâmil üç sâ‘at bu tertîb üzre cân sohbeti etdiler.
EÇS IX Y368b
Ba‘dehu Hazret rahm-i mâderden müştak olduğu mahalde cümle ümmet-i Muhammed ayağa kalkup ta‘zîm etdiler.
EÇS IX Y368b
Ol mahalde huddâm-ı Resûl olan tavâşîler yetmiş seksen yerde micmerelerle ûd u amber ve gülâb ve ıtr-ı şâhî nisâr ederek câmi‘-i Nebî içindeki cemâ‘atin demâğları mu‘attar olup ba‘dehu niçe yüz tabla mümessek şekerler ve eşribe-i gûnâ-gûnlar âşıkân-ı atşânânı saky ederek ikrâm etdiler. Bu hâl üzre yedi sâ‘at sohbet-i hâs olup du‘â-yı hayr ile itmâm etdiler.
EÇS IX Y368b
Ale's-sabâh mümkün olduğu mertebe ziyâretler edüp yine Hazret-i Hamza'ya varup anda şeyhü'l-harem Dâvûd Ağa ziyâfetin Emîrü'l-hac Özbek Beğ ile tenâvül edüp yine Medîne'ye geldik.
EÇS IX Y368b
Andan ale's-sabâh nefîrler çalınup göç yarağına âmâde oldular. Garîb Mısır huccâcı Medîne'de iki gün ancak oturup zevk edemezler. Zîrâ üç konak yine Bedr-i Huneyn'e karîb gerü dönerler. Ol teng [ü] târ yollarda şâm huccâcına râst gelmemek içün Medîne'de meks edemezler. Ammâ Mekke'de şâmlıdan evvel varup çok otururlar. Ve bir kerre şâm huccâcı ile iki asker Cüdeyde deresinde râst gelüp bir azîm kıtâl olaldan berü Mısırlı Medîne'de iki gün meks edüp hareket ederler.
EÇS IX Y368b
Hakîr hemân üçüncü boruda yine Hazret-i Risâlet Efendime varup şebeke-i şerîfine bu âsî yüzüm sürüp ziyâret-i vedâ‘ edüp bu du‘âyı tilâvet etdim:
EÇS IX Y368b–Y369a
"Es-selâmü aleyke yâ Resûlallâh nes'elüke en tes'elallâh en lâ yakta‘a âsârenâ min zürriyyâtike ve haremike bien yu‘îdenâ sâlimîn ü gânimîn ilâ evtâninâ Y 369a ve en yübârike lenâ fîmâ vehebe lenâ mine'l-veledi ve havvele mine'n-ni‘ami ve yerzakana'ş-şükre alâ zâlik. Allâhümme lâ tec‘al hâzâ âhıre ziyâreti kabri nebiyyike fein teveffeytenî kable zâlike feinnî eşhedü fî memâtî mâ eşhedtühu fî hayâtî, en lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh ve enne Muhammeden abduhu ve resûlüh. Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr. Sübhâne rabbike rebbi'l-izzeti ammâ yasıfûn ve selâmün ale'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn" deyüp "Elvedâ‘ yâ Resûlallâh Elvedâ‘" deyüp gerü gerü gide, ve's-selâm.
EÇS IX Y369a
Sad lek şükr-i Hudâ yine ziyâret müyesser olup âsitâne-i sa‘âdetin bûs edüp melîl melîl Bâb-ı Selâm'dan selâmetle haymeme gelüp yola tedârük görmeğe âmâde olurken Medîne kal‘asının şâm kapusundan taşra,
EÇS IX Y369a
Ziyâret-i Bûzâ‘a: Bir mesciddir ve bir havuzu vardır. Hazretin mesîregâhıdır. Anda dahi ibâdet edüp sâlimîn ü ganîmîn maskat-ı re’simiz olan mahmiyye-i İslâmbol'a vâsıl olmamız ricâ eyledik. Andan yola revâne olup Medîne'den kıbleye 2 sâ‘atde,
EÇS IX Y369a
Menzil-i Bi’r-i Alî'de huccâc-ı Mısır'ın gerüsü gelmek içün ârâm edüp andan kalkup yine,
EÇS IX Y369a
Menzil-i Cüdeyde, andan beş sâ‘at gidüp Bedr-i Huneyn yolu solumuzda kalup Mısır yoluna bir dere içre saptığımız mahalde şâm-ı şerîf huccâcının delîl bayrakları nümâyân oldukda acele ile Mısır yoluna revâne olup akabe-i Derbbeyn derler bir mahûf u muhâtara sa‘b kayalı yer imiş. Mısır Emîrü'l-haccı Rıdvân Beğ merhûm tathîr etmiş. şâm ile Mısır yolu bu mahalde fark olunduğıyçün akabe-i Derbbeyn derler. Ve bu akabe'yi ubûr edüp muğaylânlı ve kayalı yollar ile ubûr ederek 8 sâ‘atde,
EÇS IX Y369a
Menzil-i Sakîfe: Suyu yokdur. Ancak Rıdvân Paşa bir kaya dibinde bir bürke inşâ eylemiş. Sâkıyeleri var, suyu bürkeye leb-ber-leb edüp hayvânâtlar içerler. Bu menzilden gayri Mısır'a garb cânibine doğru gidilir. Muğaylânlı vâsi‘ dereler içre ba‘zı kumsal yollar ile 14 sâ‘atde,
EÇS IX Y369a
Bir çölistân [ü] rimâlistân yerde sarı kayalı alçak dağlar dâmeninde üç yüz kârgîr binâ Urbân evli ve yetmiş seksen dükkânlı ve âb-ı hayât akar sulu ve bi’r-i mâlı ma‘mûr kasabadır. Ve bir küçük câmi‘i var, tarz-ı kadîm minâresi var. Ammâ hân ve imâret medrese ve hammâmı yokdur. Lâkin hurmâ bâğları gâyet çokdur. Ve gâyet lezîz dânedâr ratbı olur.
EÇS IX Y369a
Ve şerîf hazretleri hükmünde sancak pâyesi ile bir şerîf beş yüz âdem ile hükûmet eder. Ekseriyyâ halkı şütürbânlardır. Ehl-i Medîne'nin gılâlin taşırlar. Develeri çok mün‘im kavimdir.
EÇS IX Y369a–Y369b
Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Âl-i Osmân tarafından Medîne-i Münevvere mollâsına arpalık pâyesiyle sadaka olunur. Y 369b
EÇS IX Y369b
Ve âb [u] hevâsı latîfdir. Câ-be-câ mahbûbe duhter-i pâkîze-ahterleri vardır.
EÇS IX Y369b
Ve bu Yenbû‘ü'l-berr'in cânib-i şimâlinde bir dağ vardır, ana cebel-i Resûy derler, bî-hâsıl ve bî-mahsûl bir ulu dağdır. Cemî‘i müfessirîn ve müverrihîn ol cebel-i müntehâ içün âhir zamânda zuhûr edecek Muhammed Mehdî el-Hanefî ashâbıyla bu cebeldeki gâra girmişlerdir. Bi-emrillâh ol gâr mesdûd olup min-indillâh cümle ashâbıyla merzûkdurlar. Ba‘zı zamân ehl-i sülûk-i râh-ı hakîkat olan kimesneler anların tevhîd sadâların istimâ‘ ederlermiş. Mekke ve Medîne halkının efvâhında bu kavil şâyi‘dir. Arapça
EÇS IX Y369b
Hattâ bu Yenbû‘da iki gün meks fermân olunup ziyâretlerine azîmet etdiğimizde men‘ etdiler. Ba‘dehu,
EÇS IX Y369b
Yenbû‘ü'l-bahr['e] gitdiğimiz beyân eder: Yenbû‘ü'l-ber'den cenûb cânibine (---) sâ‘at kâh sengistân ve kâh rimâlistân yollar ile gidüp,
EÇS IX Y369b
Evsâf-ı kal‘a-i Yenbû‘ü'l-bahr: şerîf hazretleri hükmünde mîrlivâ pâyesiyle bir şerîf kâ’immakâmdır. Beş yüz asker ile hükm-i hükûmât eder. Ve Cidde beği tarafından dahi bir kâ’immakâm gümrüğü zabt edüp nısfın şerîf hazretleri, nısfın Cidde hâkimi alup müretteblere vazîfe verir.