EÇS IX Y369b
Ve Âl-i Osmân tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ammâ hâlâ Medîne mollâsına ber-vech-i arpalık ihsân olunur. Ammâ gümrüğünden bir Mısır hazînesi mâl hâsıl olur. Mekke'nin iskelesi Cidde'dir. Medîne-i münevverenin iskelesi bu Yenbû‘dur. Ve Medîne'ye dörd menzil yerdir. Murâd edinen iki günde varır. (---) Leb-i deryâda şehr-i sağîrdir, (---) şehr-i kebîr değildir. Cümle (---) yüz kârgîr binâ beyt-i ma‘mûrelerdir.
EÇS IX Y369b
Ve cümle (---) mihrâbdır. Ammâ (---) cum‘a kılınur hutbedir. (---) (---) câmi‘i. (---) (---) Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IX Y369b
Gümrüğü Bahr-i Kulzüm Q 150b kenârında vâki‘ olmuşdur. Yetmiş (---) (---) Her sene ekâlim-i seb‘adan gemilerle metâ‘lar gelüp kânûn üzre tüccârın zekâtları alınır. Ve bu mahalde cümle (---) dükkândır. Bezzâzistânı ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ vekâleleri ve leb-i deryâda mahzenleri P 152b ve kahvehâneleri vardır. Cümle halkı tüccârdır. Ehl-i Medîne'nin ve (---) (---)
EÇS IX Y369b
Ve âb [u] hevâsı latîfdir ve suyu lezîzdir. Ve hurmâsı dahi nazîf ü lezîzdir. Ve bahrinde mercân balığı ve misk balığı hakkâ ki nazîri yokdur. Ve limanına limanıdır limanıdır senede sağîr ü kebîr beş yüz pâre gemi gelir.
EÇS IX Y369b
Sitayiş-i keştî-i celebe ya‘nî Yemen gemisi: Hattâ celebe derler, bir gûne hasîrden gemiler vardır. Ol mahûf u muhâtara deryâda talattum-ı deryâ çekerek karşu Habeş'e ve beri tarafda Yemen'e varır gelir bir tarz-ı acîb ü garîb gemilerdir.
EÇS IX Y369b–Y370a
Eşkâl-i Celebe: Bu üslûb üzre (---) (---) (---) ibtidâ binâ olundukda baş kıç bodostaması ta‘bîr etdikleri ağaçlara taban onurkası ederler. Anın iki cânibine kartal kanadı eğeğüler vaz‘ edüp ba‘dehu Y 370a tahtalar mıhlarlar. Ammâ bunda tahta yerine ol eğeğilere Yemen ve Habeş hasîri olur. Anı lîf ipler ile sık örüp ol eğeğilere hasîrleri bağlayup zift ve katrân ve balık yağın bir yerde kaynadup geminin enderûn [u] bîrûnundan mala ile sürüp bir metîn gemi olup böyle mahûf şab deryâsında şinâverlik edüp niçe bin erdep gılâl ve niçe yüz beni âdem süvâr olup Habeş'e ve Yemen'e gidüp gelir.
EÇS IX Y370a
Ve yelkenleri hasîrdendir. Ve alat-ı çârmıhları serâpâ hurmâ lîfindendir. Ammâ bu gemilerin mismârları olmaduğunun aslı bu Bahr-i Kulzüm demiri eridüp gemiyi pâre pâre eder. Ammâ gayri Hindustân gemileri ve Yemen ve Habeş ve Süveys gemileri vardır.
EÇS IX Y370a
Ve yedi pâre Süveys firkateleri vardır. Cümle tahta gemilerdir. Ve Murâdiyye ve Mehemmediyye ve Hâsekî Sultân gemileri vardır. Cümle on iki kıt‘a Mekke Medîne gemileridir. Gılâl-i mîrî taşırlar. Bunlar dahi cümle tahta gemilerdir. Ammâ tahtaları Hind'in say ağacından ve ayıt ağacından ve santa ağacındandır. Lâkin şab deryâsı içre olan yerleri cümle ağaç mismârdır, yohsa demir mismâr değildir. Deryâdan yukaru karaçavı demir mismârdır, ol zarar etmez.
EÇS IX Y370a
Ammâ bu gemilerin bâdbânları celebe gemileri gibi hasır yelken değildir. Cümle İskenderiyye pamuk bezi münakkaş yelkenlerdir. Her biri yüz bin erdep gılâl alup ve iki bin üç bin huccâc ve tüccâr ıskarça olup Süveys deryâsına gidüp gelirler. Ve herbirinde biner bin beşer yüz küp su vardır. Sâhibleri leb-ber-leb edüp miftâhın gemi re’îsi alup zabt edüp sâhibine kırât ile su verir. Mâlımdır, dahi ziyâde ver, desen, selâmete vardıkda mâlındır, deyü bir katre âb ziyâde vermez. Zîrâ bu Süveys deryâsı bahr-i girdâbdır. Allâhümme âfinâ.
EÇS IX Y370a
Bir senede iki rûzgâra mevkûfdur. Biri Süveys'den Cidde'ye Yemen'e vâsıl eder, garbî rûzgâr-ı zorkârı lâzımdır. Biri Yemen ve Cidde'den gelmeğe şarkî rûzgârı lâzımdır. Eğer ol rûzgâr-ı muvâfıklar esmeyüp gayri eserse ol girdâbda bir sene kalmak mukarrerdir. Cenûb tarafında Habeş, şimâl tarafında hâk-i Mekke berr-i beyâbân ve çöl [ü] çölistân ve kara kara kayalı çengelistân ve bî-emân yerlere düşme havfinden re’îs ve mellâhlar suları zabt edüp ihtiyâten tedrîc ile suyu bezl ederler.
EÇS IX Y370a–Y370b
Allâhümme âfinâ emr-i ber-aks olup gemiye bir rahne isâbet ederse bir cân halâs olmak mümkin değildir. Bu deryâ suyu bir sâ‘atde âdemin etin yeyüp delik delik eder. Ve kırıç balığı derler, bir mel‘ûn balık vardır, âdemi lop incîri gibi yudar. Be-kavl-i müverrihîn-i Arab bu mezkûr balık bu deryâ içre Hazret-i Mûsâ asrında Fir‘avn, Kolundur boğazında bu deryâ içre Fir‘avn gark olalı hâsıl oldu, derler. Bir mehîb ü azîm Y 370b balıkdır. Eğer bu balık vartasından halâs olup bu bahrin iki cânibine çıksan, Arab, Urbân-ı uryân evlâdu'n-nasârâ deyü emân vermeyüp âdemi katl ederler. Eğer Araba râst gelmesen uryân şiddet-i hârdan biryân olursun. Bundan halâs olsan âbâdân olmaduğından cî‘an helâk olursun. Allâhümme âfinâ. Mısra‘:
EÇS IX Y370b
mazmûnunca bu Bahr-i Kulzüm'de bir vecihle selâmet yokdur.
EÇS IX Y370b
Ammâ Cenâb-ı Bârî eyyâm-ı muvâfık ihsân ederse Hindustân gemileri Süveys iskelesinden engine salup on gün on gecede Cidde'ye varır. Beş günde dahi varmış gemiler çokdur. Ekseriyyâ meltem hevâları ile huccâc-ı recebîler bu deryâ ile beş on günde Cidde'ye varup beş ay mücâvir olup Ramazân-ı şerîfi Mekke'de eder. Zîrâ enginde şab yokdur, ammâ kıyılarda şab çokdur.
EÇS IX Y370b
Hurde gemiler ve celebeler ve firkateler sâhil-i deryâdan giderler. Bu gemilerin mellâh [u] fellâhlarına rübbân derler. Gemilerin başında birer uzun ağaç vardır yâhûd kadırga kayalığı üzre rübbânlar oturup gemiler yelken ile giderken ol rübbânlar dâ’imâ deryâyı nazzâreye alup gözetmededir. Eğer geminin uğuruna bir şab gelse geminin dümeninde olana yemînin yâhûd yesârın dedükde derhâl re’îs dümeni yâ sağa yâhûd sola çevirüp gemi şabdan halâs olur. Eğer re’îs dümeni aksine hareket etdirirse gemi şaba uğrayup pâre pâre olup bir cân halâs olmak mümkin değildir. Meğer Hudâ'nın ihsânı ola. Eğer bir hoş ubûr ederse menzile vâsıl olup ol gün vakt-i asırda bir limanda yatırlar. Gece gitmek ihtimâli yokdur. Eğer menzile varmayup eyyâm muhâlif olursa dünki menzile gelüp lenger-i ikâmet atar. Hulâsa-i kelâm konak konak gidüp gece yatırlar. Ammâ Hind gemileri enginde gece ve gündüz bî-pâk u bî-pervâ giderler.
EÇS IX Y370b
Der vasf-ı eşkâl-i şab: Cenâb-ı Bârî hitâb-ı kün ile arz [u] semâvat ve yedi deryâyı ademden vücûda getirdikde bu Bahr-i Kulzüm içre bu şab yok idi. Ba‘dehu cemî‘i düşmen Mekke-i mükerremeye kasd edüp niçe kerre Mekke üzre düşmen istîlâ etdiler. Husûsâ Ashâb-ı Fîl ve Ebrehe ve (---) (---) kıssaları cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde mastûrdur. Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde Mekke ve Medîne'nin inkırâzü'd-devrân yedi düşmenden masûn [u] mahfûz olmasıyçün du‘â etdükde Cenâb-ı Bârî bu Bahr-i Kulzüm'ün Yemen câniblerinde ve Habeş taraflarında tâ Süveys benderine varınca emr edüp şab hâsıl oldu. Bundan küffâr-ı Portakal haberdâr olmayup üç yüz pâre gemi ile Mekke kasdına Cidde'ye gelüp cümlesi şabdan pâre pâre olup helâk oldular. İlâ hâze'l-ân küffâr Mekke üzre gelmeğe tevbe etmişdir.
EÇS IX Y370b–Y371a
Ve sene (---) târîhinde Y 371a Mısır pâdişâhlarından Tâhir Baybars asrında İşpanya küffârı Kudüs-i şerîfe istîlâ edüp yetmiş sekiz sene kabza-i tasarrufunda iken Dürûzî ve Teymânî ve Mervânîlerin i‘ânetiyle iki kerre yüz bin küffâr cem‘ olup Mekke'yi hedm edüp Hazret-i Risâlet'in cesed-i şerîfin Kudüs'e getirmeğe murâd edinüp Kudüs'den bu kadar kerre yüz bin küffâr askeri Cugaymân nâm mahalle vardıklarında yüz yigirmi dörd bin peygamberin ervâhı ve yetmiş yedi bin kutb-ı aktâbın ve cemî‘i ricâlullâhın rûhâniyyetleri küffâra yetişüp Urbân-ı Mevâl ve kabâyil-i Benî Zühd ve Âl-i Umûr evlâdı âl bu küffâr-ı hâksârın cânib-i erba‘asın alup Cugaymân nâm mahalden cû‘ (---) (---) dönüp cümlesin Urbân uryân edüp rumh-i sinândan geçirüp cemî‘i mâl-ı ganâ’im-i küffâr ile Urbân muğtenim olup küffâr (---) (---) ve tevârîhlerinde mufassal tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y371a
Hamd-i Hudâ karada ve deryâda küffâr rahnedâr olup Mekke'ye gelmeğe tevbe ve (---) (---) (---) (---) sâ’ir diyâr edüp ve edüp küffârlarına ibret olup hâlâ şab havfinden Mekke üzre küffâr gelmez. Mu‘cize-i azîmdir. Ammâ bu deryâ-yı Kulzüm içre eşkâl-i şab. (---) (---) (---)
EÇS IX Y371a
Ve Sınab şehri dağlarında çınâr-ı müntehâlar olur. Deryâ içre bi-emrillâh ağaç deryâsı gibi bir sık ormanlıkdır kim ta‘bîr olunmaz. (---) (---) (---) (---) Ve deryâ içre mercân ağacı gibi bu şab dahi eyledir. Ammâ bu azîm çınâr-ı müntehâ-misâl taşdan ağaçlardır. Tâ rûy-i deryâya çıkınca (---) (---) (---) şiddet-i hârdan kırılır. Ammâ bu Bahr-i Kulzüm ol kadar âb-ı sâfîdir kim elli altmış kulaç umku olan yerin tâ ka‘rında bir sûzen (---) (---) (---) (---) olsa pâk müşâhede olunur âb-ı sâfîdir cümle dırahtlar haşebeleri ile ve gûnâ-gûn mâhî ve ecnâs-ı mahlûkâtıyla nümâyândır.
EÇS IX Y371a
Ba‘zı Hind karakaları (---) (---) (---) (---) yine vardır muhâlif rûzgâr ile uğrayup dalı ve budakların kıra kıra bir selâmete çıkar. Ammâ merkeb za’îf olsa şab (---) (---) (---) dan helâk olur. Hikmet-i Hudâ böyle taşdan ağaçlardır. Arapça
EÇS IX Y371a
Ve bu bahr içre bir iki Süveys gemisi gark olsa Q 151a P 153a Allâhümme âfinâ Mekke ve Medîne'de kaht [u] galâ olur. Sene 1082 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa Mısır vezîri iken Mehemmediyye ve Murâdiyye ve iki gemi dahi altı kerre yüz bin erdep gılâl ile gark olup ve iki bin mikdârı huccâc [u] tüccâr dahi nâ-bûd nâ-peydâ olup Mekke ve Medîne'de azîm kaht [u] galâ oldu. Zîrâ bu Bahr-i Süveys bî-emân deryâdır.
EÇS IX Y371a–Y371b
Bu dünyâ cezîresin ihâta eden Bahr-i Muhît'in cânib-i şarkîsinde Yemen ile Habeş mâbeyninde Zeylâ‘ nâm boğazdan bir dil gibi girmiş bir körfezdir. Rübbân mellâhlar kavli üzre tâ Süveys'e varınca bu deryânın tûlu bin dörd yüz Y 371b mîldir. İbtidâ mahrecinin intihâsından cihet-i şimâle gidüp Yemen benderlerinde (---) (---) (---) (---) (---) benderlerden cânib-i garbîde Mekke hâkinde Cidde benderine ve Yenbû‘ü'l-bahr benderine ve arz-ı Tehâme'den ubûr edüp Ka‘be râhı üzre Ezlem ve Müveylah ve Kefâfî ve Kolundur boğazı ve Hammâm boğazı ve kal‘a-i Tûr ve bender-i Süveys'de nihâyet bulur kim bender-i azîmdir.
EÇS IX Y371b
Ve cihet-i cenûbîsi bilâd-ı Sa‘îd-i âlî ve bender-i kal‘a-i Kuseyre kim nehr-i Nîl kenârında Kınâ şehrinden bir günde bu Kuseyre iskelesine gelüp gemi ile bir iki gecede Yenbû‘a gelür, ol benderden bilâd-ı Funcistân hâkinde bender-i Etle, andan yine bu bahr kenârında vilâyet-i Habeş hâkinde cebel-i Aclûle ve bender-i Dunkılab ve bender-i At ve Habeş paşası tahtı cezîre-i Sevâkin ve şehr-i Kîf ve şehr-i Dehlek ve cezîre-i Musova ve Harkova ve bender-i Zule ve kal‘a-i Hindiye ve bender-i Tuzla ve bender-i Behlûle ve bender-i Zeylâ‘. Bu benderler cümle Habeş hâkinde Bahr-i Kulzüm kenârındadır.
EÇS IX Y371b
Karşu cânib-i şimâlîsi Yemen sevâhilleridir. Bender-i Zeylâ‘dan karşu Yemen cânibleri küşâde hevâda nümâyândır. Ba‘zı yeri iki yüz mîl ve üç yüz mîldir. Böyle bir deryâ-yı bî-emândır. Ammâ küffârdan emn [ü] emândır. Ve's-selâm.
EÇS IX Y371b
Ezîn-cânib bu bender-i Yenbû‘ü'l-bahr'i seyr [ü] temâşâ etdik. Ammâ limanı açık yerdir, gemiler şablık mâbeyninde yatırlar. Bu limanın kenârında,
EÇS IX Y371b
Evsâf-ı kal‘a-i Yenbû‘: Sene (---) târîhinde Mısır halîfelerinden Sultân (---) binâsıdır. şekl-i murabba‘ bir küçük şeddâdî binâdır. Dâ’iren-mâdâr (---) adımdır. Ve (---) kapusu vardır. Dizdârı ve merdüm-i hisârları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyeneleri gümrük mahsûlündendir. Ve on iki şâhî topları ve sâ’ir cebehâneleri mükemmeldir. Ve derûn-ı kal‘ada bir câmi‘-i kadîmi vardır. Bu benderi dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine cânib-i şimâle (---) bir 2 sâ‘atde Yenbû‘ü'l-berr'e gelüp ol mahalde Mısır Emîrü'l-haccı Özbek Beğ Mağrib huccâcına ileri gitmek fermân eyleyüp yola revâne olduklarında,
EÇS IX Y371b–Y372a
On binden mütecâviz Mağrib huccâcının başka serdârları Abbâsî alemlerin kaldırup pür-silâh âteş-feşânlık ederek cânibi Mısır'a müteveccih oldular. Ammâ garâbet budur kim ol şiddet-i hârda tâ vakt-i gurûba dek kat‘-ı menâzil edüp vakt-i gurûb ki oldu cümle hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların kurup cümle mâlların ortada bir yere yığup etrâfına sıbyân u nisvânların dahi etrâfına bağl [u] hussânların dahi etrâfına cemel heccânların çökürüp cümle hayvânâtlarına alîklerin verüp cümle sağîr ü kebîr Mağribî huccâcı emvâl [ü] erzâkların ihâta edüp el ele kol kola pür âteş tâ sabâha dek bîdâr olup nevbet beklerler. Serdârları üç yüz âteş tüfeng-endâz ile orduların devir edüp bir Mağribî hâb-ı râhata Y 372a vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın kat‘ edüp "En-nevmü ahu'l-mevt"e vâsıl eder.
EÇS IX Y372a
Bu râh-ı Mekke'de böyle basîret üzre hareket ederler. Zîrâ cemî‘i Urbân-ı uryân "Mağribî'de çok tibir ve bî-kıyâs mâl vardır" deyü Urbân yolların beklerler. Ammâ her sene Mağribî Urbânını boza gelmişlerdir. Bu hâl üzre sabâh olup yola revâne olurlar. Ammâ gâyet hasîs ve le'îm kavimdir. Herbirinin birer ikişer beşer onar deve yükü zî-kıymet eşyâları vardır. Yine çadır çadır "şey'en lillâh" deyüp piyâde konakdan konağa taban keşîde edüp Mısır'a gelirler. Andan dörd ayda yine çöl [ü] çölistânda Cezâyire ve Fes'e ve Merânkeş'e ve Tilimsân'a varırlar.
EÇS IX Y372a
Hâsıl-ı kelâm Mağrib huccâcı ve Budin huccâcı ve Belh [u] Buhârâ huccâcı bir senede varup bir senede gelirler. Zîrâ mesâfe-i ba‘îde diyârlardır.
EÇS IX Y372a
Ba‘dehu Yenbû‘ü'l-berr'den cümle huccâc-ı Mısır suların develere tahmîl ederler. Zîrâ ileride iki menzilde su yokdur.
EÇS IX Y372a
Andan nefîrler çalınup cânib-i garba bir düz kumsal yerler ile muğaylân dırahtları ve ba‘zı taşlı dar boğazlar ubûr ederken (---) nâm mahalde sene 1081 târîhinde şerîf Hamûde Mısır huccâcın ale'l-gafle basup azîm ceng [ü] cidâl ede ede Urbânın imdâdı yetişüp huccâc pârekende ve perîşân olup hemân Mısır askerinden altı yüz âdem sinân-ı Urbân ile rimâl-âlûd olup şehîd olurlar. Ve binden mütecâviz huccâcdan ve huddâmdan şehîd olup askerî tâ’ifesin defn edüp sâ’ir şühedâ kelle ve paça olup Ahlât kadîdi-misâl kalmışlar. Hattâ bizim senemizde cümle şühedâ kumdan taşra çıkup şiddet-i hârdan kara çakıl taşı gibi rimâl-âlûd olup yatırlardı. Anları ziyâret edüp rûh-ı şerîfleri içün bir Fâtiha-i şerîf tilâvet ederek 12 sâ‘atde,
EÇS IX Y372a
Menzil-i vâdî-i Nâr: Bu menzile vâdî-i Hazreteyn dahi derler ya‘nî İki Korkacak mahal demekdir. Biri Arabdan biri sâm yelinden korkarlar. Hakkâ ki vâdî-i Nâr'dır. Her sene niçe yüz âdem elbette sâm yelinden helâk olur. Hattâ bizim haccımız senesinde vakt-i şitâ iken on yedi âdem sâm yelinden helâk oldu. Bir muhâlif dereli ve iki cânibi kara kayalı bir vâdî-i Nâr'dır. Âdem depesinden kebâb olur.
EÇS IX Y372a
Bu mahalde âsâr-ı binâdan ve sudan bir şey yokdur. Ammâ bi'z-zarûrî meks edüp develere alîk verecek yerdir. Ammâ bu mahalde sarmısak yeyüp burnuna ve kulaklarına sarmısak sürmek gerek. Ve siyâh harîr poşu veyâhûd kalın pamuk bezi ile ağzın ve burnun sarup taht-ı revândan ve mahâfeden çıkmamak gerek.
EÇS IX Y372a–Y372b
Hamd-i Hudâ bizim zamânımızda lodos rûzgârı esüp havâ latîf oldu. Ammâ yine on yedi âdem helâk ol(un)up niçesi dahi çalındı. Hikmet-i Hudâ Rûm'da lodos hevâsında âdem serâsîme olur, poyraz esse âdem tâze cân bulur. Ammâ bu Hicâz'da Y 372b poyraz rûzgârı esse kavm-i Hicâz süst-endâm olur. Zîrâ poyraz Hicâz'a çöl ü çölistândan müsta‘mel gelüp halkı helâk eder. Ve sâm yeli bu mahallerde eser. Ammâ lodos esse Arabistân kavmi tâze cân bulurlar. Zîrâ bu rûzgâr-ı lodos Bahr-i Muhît tarafından berü tâze gelir, poyraz gibi çölden gelmez.
EÇS IX Y372b
Hikmet-i Hudâ sâm yeli esse cemî‘i tulumlarda sular buz pâresi olur. Ammâ ol mahalde su içmeden ihtirâz lâzımdır. Ol mahalde gayret edüp su içmeyüp ağzına kurşum alalar. Susuzluğu kat‘ eder. Ammâ bir kubhu var. Kurşum dişlere tokunsa dişleri helâk eder. Ammâ temr-i hindî ekşice harâreti kat‘ eder ve tabî‘ati mülâyim eder. Temr-i hindî hakkında hadîs-i şerîf vardır kim,
EÇS IX Y372b
"Cümle ekşiler kâbızdır, illâ bi-temr-i hindî" buyurmuşlardır. Ammâ yollarda gûnâ-gûn suları çok içmeden hazer lâzımdır, zîrâ âdeme lînet verir. Zifir me’kûlât kısmından az tenâvül edince su çokluk içilmez. Çok içilse ishâl eder. İshâlin nihâyeti zahîrdir. Allâhümme âfinâ. Âhiri ölümdür. Hulâsa-i kelâm bu Ka‘be yolunda zifir ta‘âm yemeyüp su az içmek gerekdir, ve's-selâm.
EÇS IX Y372b
Andan Vâdî-i Nâr nâm menzilinden kalkup vakt-i asırda âdem depesinden bişerek ulu kayalı ve dere ve depeli ve muğaylân ağaçlı kumsal yerler ubûr ederek 17 sâ‘at,
EÇS IX Y372b
Menzil-i Nabt: Bir dağlı ve kara kayalı derelerde bir hâlî yerdir. Ve suyu dahi yokdur. şerîf Hamûde şebhûn edüp Mısır askerin bunda dahi basmışdır. Ammâ asker-i Mısır âmâde bulunup Mısırlıdan elli âdem Q 151b Arab'dan beş yüz elli âdem helâk olup tarafeynden düşen âdemler zîr [ü] zeber hâk-âlûd olup kadîd-i mahz rimâl içre yatırlar. Anları dahi ziyâret edüp Nabt'dan yine cânib-i garba latîf şâhrâh ile muğaylân dırahtları üzre beyâz kumruları temâşâ ederek 13 sâ‘atde,