EÇS IX Y372b
Menzil-i el-Hûra: Bu mahalle Hûra demenin vech-i tesmiyesi oldur kim şâm kurbunda Havrân nâm vilâyetden Hazret-i şît evlâdlarından Benî Hûrâ nâm kabîle bu vâdîlerde sâkin olup bir şehr-i azîm bünyâd ederler. Hâlâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Anıniçün Vâdi'l-Hûra derler. Suyu dahi bir kayalı ve muğaylânlı bir vâsi‘ fezâ deredir. Bu dahi şerîf hazretleri hükmünde emn [ü] emân bir cây-ı cihân yerdir. Bunda vakt-i zuhurda nefîrler çalınup Beyne'l-kurâ nâm mahalli dahi ubûr etdik. Sâfî muğaylânlı ve taşlı yolları seyr [ü] temâşâ ederek 12 sâ‘atde,
EÇS IX Y372b–Y373a
Menzil-i Haneki'l-Kurâ: Lisân-ı Arab'da (---) (---) demekdir. Bu dahi yâbis ve pis bî-fâ'ide konakdır. Bir vâsi‘ dağlı öz içinde vâki‘ olmuş muğaylânlı otsuz ve susuz bir konakdır. Ammâ hevâsı ol kadar memdûh değildir. P 153b Bu dahi şerîf hükmündedir. Ve gâyet emn [ü] emândır. Y 373a Andan kalkup yine cânib-i garba bir vâsi‘ öz içre 16 sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y373a
Menzil-i Ekre: Ulu dağlar mâbeyninde bir vâdîdir. Ammâ cânib-i erba‘asındaki cibâllerin verâsında ma‘mûr kurâlar vardır. Andan Urbânların sıbyân [u] nisvânları metâ‘ların getirüp huccâcı ganîmet ederler. Ammâ bu Ekre'nin suyu acı olduğundan Urbânlar develer ile âb-ı hayât sular getirirler.
EÇS IX Y373a
Bu Ekre'nin kurbunda bir şehir vardır. Bir tarafı Bahr-i Kulzüm kenârındadır. Hâlâ harâbdır. Ammâ eyle bir şehr-i azîm imiş kim ol zamânda Mısır bu şehrin yanında bir belîde imiş. Ferîdûn şehirlerinden bir şehir imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları leb-i deryâda mîl-i minâreleri ve amûd-ı âlîleri ve kubâb-ı hâlîleri hâli üzre durur. Harâb-âbâd bir diyâr-ı berbâddır.
EÇS IX Y373a
Ferîdûn Hazret-i Nûh'a îmân getirüp Tûfân'da gemiye bile süvâr olup ba‘de't-Tûfân bu şehri binâ etmişdir. Beş yüz sene mu‘ammer olup Hazret-i Hûd'a dahi yetişüp îmân getürmüşdür. Ba‘zı zamân Hazret-i Hûd'un şehri şâm'ın Ka‘be râhında Nâka-i Sâlih kayası kurbunda şehri var idi. Bi-emrillâh yere geçdi, gören huccâclara pûşîde değildir. Anda bir mîl-i minâre vardır, hâlâ zâhirdir, ana Amûd-ı Ferîdûn derler. Ferîdûn ol mîlden dağlar ve beller içre bir dîvâr çeküp tâ bu Ekre nâm yazdığımız menzilden ubûr edüp Bahr-i Kulzüm'e gelince bir dîvâr-ı hudûddur. Hâlâ âsâr-ı binâlar zâhirdir.
EÇS IX Y373a
Ve Hûd Nebî'nin ka‘ra geçen şehrinde Ferîdûn'un inşâ etdüği mîl üzre bir gûne hatlar var kim hâlâ bu cihânda misli görünmemişdir. Ve gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe ve acîbeler var kim misli meğer Rûm'da Atina şehrinde ola.
EÇS IX Y373a
Ve bu Ferîdûn mu‘ammer olduğundan on bir oğlu oldu. Biri Tûr'dur. Anın oğlu Râdîm'dir. Anın oğlu Peşeng'dir. Anın oğlu Efrâsiyâb'dır. Ferîdûn'un bir oğlu da Îrec'dir. Anın oğlu Gûşeng'dir. Anın oğlu Menûçehr'dir. Menûçehr Hazret-i Mûsâ'ya îmân getirmişdir ve Hazret-i Mûsâ ile sahrâ-yı Tîh'de bile gezmişdir. Yüz yigirmi sene pâdişâh olup hükmünde olan şehirlerin ve kal‘aların etrâfına handaklar kazmak bundan kalmışdır. Hattâ Kûh-ı Elburz dâmeninde Irâk-ı Dâdyân derler, bir vîrân şehr-i azîm vardır, bu Menûçehr'in binâsıdır. Cânib-i erba‘asına bir handak kazmışdır kim gûyâ derk-i esfelden nişân verir.
EÇS IX Y373a–Y373b
Ve Ferîdûn'un bir oğlu dahi Selm'dir. Ve anın oğlu Gâv-ı İsfahânî'dir. Anın oğlu Kârb-ı Pehlivânî'dir. Bunlar cümle oğul oğula ve nebîrezâdelerdir. Kimi Irâk-ı Dâdyân'da yatır, kimi şehr-i Gazân'da yatır. Dörd oğlu Menûçehr'den firâr edüp Nemse vilâyetlerine varup Eğre kal‘asının cânib-i şimâlinde hâlâ Türk Or'u derler toprakdan yığılı bir kal‘a bünyâd edüp anda sâkin olurlar. Y 373b
EÇS IX Y373b
Bunlara Nemse kavmi "Siz kimsiz?" deyü su’âl etdiklerinde Nemse lisânın bilmeyüp Fârisî lisânı ile "Men çârız" derler ya‘nî "Biz dörd kişiyiz" derler.
EÇS IX Y373b
Nemse dahi "Bunlar Men çârmış, Men çârmış" diyerek Men çâr'dan Mâçâr, Macar kaldı. Hâlâ Macar Menûçehr neslindendir. Anıniçün Macar lisânında ba‘zı lügatleri Fârisî tekellüm ederler. Zîrâ bunlar Acem diyârında hâsıl olmuşlardı. Ammâ Menûçehr-i Ferîdûn'un bir kaç evlâdı bu Mısır'ın Ka‘be yolunda tahrîr etdiğimiz Ekre kurbundaki şehirde medfûnlardır. Hakîre o harâb şehri görmek olmuşdur. Ba‘dehu Ekre'den yine garba kâh dere depe ve sa‘b yollar ile ubûr ederek 4 sâ‘atde,
EÇS IX Y373b
Menzil-i Kal‘a-i Vüş: Bir ismi dahi Vech-i İbrâhîm Paşa'dır, zîrâ anlar binâ etmiş. Bir mürtefi‘ yerde şekl-i murabba‘ bir sengîn bünyâd kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. Ve bir kapusu var, şimâle nâzırdır. Ve içinde bir kaç Arab hâneleri var. Ve bir mescidi var. Kurbunda bir bi’r-i mâsı var kim suyu âb-ı hayâtdır. Sâkiyeler ile sığırlar çeküp kal‘anın hâricindeki bürke-i azîm leb-ber-leb olup cümle huccâc ve devâbbât nûş edüp def‘-i atşân ederler.
EÇS IX Y373b
Bunda kal‘a dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır. Ve bunda Mısır'ın Ezlem karşıcıları kâr içün iki menzil ileri bu mahalle gelüp huccâcı ganîmet ederler. Ve teberrüken Mısır'dan bu mahalle on yedi konak Nîl suyu getirirler. Bu mahal dahi şerîf hükmündedir. Emn-i emândır.
EÇS IX Y373b
Andan yine cânib-i garba muğaylânlı ve dere ve depeli yerler içre misvâk ağaçları kesüp leb-i deryâda bender-i El-vecih nâmında bir iskeledir. Dağlar içre sâkin olan Urbânlar metâ‘ların bu iskeleye getirüp cebel-i Tûr'a yâhûd Süveys'e götürürler. Bu benderi ubûr edüp 14 sâ‘atde,
EÇS IX Y373b
Menzil-i Istabl-ı Anter: Bir vâsi‘ dere içre muğaylânlı ve misvâk ağaçlı bir mahaldir. Zamân-ı kadîmde Melik Anter'in atlarına âhûr yeri imiş. Ol ecilden Istabl-ı Anter derler. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Hâlâ âsâr-ı binâdan çok kârgîr binâlar âşikâredir. Üç âb-ı hayât kuyusu var. Ve cânib-i erba‘ası gâyet ma‘mûr olduğu ecilden Urbânı me’kûlât [u] meşrûbâtların getirüp bey‘ [ü] şirâ ederler. Bu dahi şerîf hükmündedir.
EÇS IX Y373b
Ve bu mahalden cânib-i şarka dağlar içre Medîne-i münevvereye bir gün bir gecede gelinir, bir şâh-râh vardır, ammâ deve ve katâr ve taht-ı revân gitmez imiş. Ve Istabl-ı Anter'den yine taraf-ı garba enişli ve yokuşlu Emîrü'l-hac Rıdvân Beğ'in tathîr etdüği yollar ile muğaylân ağacı ve nabık ağacı ve belisân ağacı ve misvâk dırahtları hıyâbânı içre ubûr ederek 15 sâ‘atde vakt-i Hanefîde,
EÇS IX Y373b–Y374a
Menzil-i kal‘a-i Ezlem: Lisân-ı Arab'da ezlem (---) demekdir. Sene (---) târîhinde bu kal‘ayı Mısır pâdişâhlarından (---) binâ etmişdir. Bir vâsi‘ Y 374a vâdî içinde kayalı yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i metîndir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz adımdır. Ve cânib-i cenûba nâzır bir kapusu vardır. Ve her köşesinde birer kullesi vardır.
EÇS IX Y374a
Ve kal‘anın Mısır müteferrikalarından dizdârı, yetmiş neferâtı ve yedi bölükden mustahfızânı ve yigirmi kıt‘a şâhî topları ve mükemmel cebehânesi vardır. Ve demir kapusundan içeri bir câmi‘i var. Ve elli mikdârı müfîd [ü] muhtasar hânesi var. Ve kal‘a içre bir âb-ı hayât kuyusu vardır. Sâkıye ile âb-ı hayatın sığırlar çeküp kal‘anın hâricinde şimâl tarafında şâfi‘î havuzları vardır, leb-ber-leb olup cümle ibâdullâh nûş edüp tâze cân bulurlar.
EÇS IX Y374a
Ve bu kal‘a Mısır ile Mekke'nin mâbeyninde vâki‘ olmuşdur. Cümle askeri iki gün mukaddem gelüp meks edüp bir azîm ordu bâzâr olur. Ve asker Ezlem ağaları ile huccâca karşu çıkup Q 152a alay-ı azîm ile huccâcı Ezlem kal‘asına getirirken kal‘a-i Ezlem'den bir yaylım tüfeng ve bir yaylım toplar atılup azîm şâdumânlar olup meks olunur. Ve Ezlem beği dahi ordusundaki askeri ile bir yaylım tüfeng ve bir yaylım altı pâre topların endâht edüp şâdumânlıklar ederler.
EÇS IX Y374a
Emîr-i hac dahi cümle askeri ile bir yaylım tüfeng ve altı pâre top şenliği edüp vâdî-i Ezlem bârûd-ı siyâh dûdundan yevm-i muzlim olur. Ve kol kol nâdîler nidâ edüp iki gün tekâ‘üd fermân olunur. Anda Ezlem askeriyle gelen on bin deve yükü me’kûlât [u] meşrûbât metâ‘ların ve etrâf kurâlarında olan Urbânlar dahi metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup huccâc-ı müslimîn eyle ganîmet olur kim bir yem bir paraya ve bir vukıyye beksumât iki paraya olup çöl ü çölistan ve berr [ü] beyâbândan gelmiş aç susuz ve devesi kalmış huccâc tâze cân bulurlar. Ve eyle bâzâr olur kim gûyâ şâm'ın Müzeyrib kal‘ası bâzârıdır kim ta‘bîr olunmaz.
EÇS IX Y374a
Ve huccâc-ı müslimînin at ve devesi ve katırı ve çemenderi kalanlar cümle yeniden hayvânâtlar alup râha tedârük görürler. Ve Mısır'dan cümle huccâca ahibbâlarından ol kadar me’kûlât [u] meşrûbât ve hulviyyât gelir kim sahrâ-yı Ezlem helvâ vâdîsi olup cümle şütürbân ve harbendegân helvâ delisi olurlar. Ve ba‘zı müte‘addid kimesnelere boğça boğça hedâyâ esvâblar getirirler.
EÇS IX Y374a
Ba‘dehu ikinci gün vakt-i zuhurda nefîrler çalınup yine cânib-i garba muğaylânlı ve nabık ağaçlı ve misvâk ağaçlı kumsal yerler içre ubûr ederek 12 sâ‘atde,
EÇS IX Y374a–Y374b
Menzil-i Kastal: Lisân-ı Arab'da (---) (---) demekdir. Sâhil-i Selme ve menzil-i Kifâfî dahi derler. Mekke kurbunda Râbi‘ eşmesinden beri Süveys deryâsı gâyib idi. P 154a Bu menzilde nümâyân oldu. Merzûk-ı Kifâfî hazretleri leb-i deryâya nâzır bir kaya üzre inşâ olunmuş bir kubbe içre Y 374b medfûnlardır. Merzûk-ı Kifâfî anlardır kim Sultân Selîm-i Evvel İslâmbol'da iken bunlar Ebussu‘ûd-ı Cârihî ile Mısır'dan,
EÇS IX Y374b
"Yâ Selîm! Yâ Selîm! Te‘al iclis ale'l-Mısır" deyü nidâ edenlerdir. Sultân Selîm-i Evvel nidâları istimâ‘ edüp bildi kim kutbü'l-aktâb sadâsıdır, derhâl atf-ı inânın Mısır üzre çekdi. İnşâ’allâh mahallinde tahrîr olunur.
EÇS IX Y374b
Bu Kastal menzili leb-i deryâda hayme bir kumsal yerde yaban hurmâlı ve zehr-i mâr sulu ve kumlu yerdir. Bu kuyu sularından her kim hayvânâtına su verirse ciğerin taşra çıkarup fânûs-ı hayâl eder. Gâyet müshildir. Ammâ ârif olan bu mahalde su vermezse âkılâne hareket eder. Râh-ı Mekke'de iki gün deve ve bağl su içmese gam değildir.
EÇS IX Y374b
Ve bu mahalde cümle huccâc leb-i deryâda hayme ve hargâhların kurup deryâda şinâverlik ederler. Ammâ çok durmamak gerekdir. Zîrâ deryâ suyu âdemin avret yerlerine zarar eder. Ammâ gözü mücellâ edüp kuvvet-i basarı ziyâde eder. Gâyet tuzlu deryâdır. Ammâ bunda olan mâhî-i gûnâ-gûn bir deryâda olmaz(dır). Ve gâyet lezîz mâ’ide-i mâhîlerdir. Cümle huccâc şebekeler ile ve oltalar ile sayd edüp "Ekeltü's-semeke hattâ re'sihâ" dediler ve balığı dibine dek dibinden yediler.
EÇS IX Y374b
Ve bu mahallin cânib-i selâsında âbâdân Urbân kurâları vardır. Cümle metâ‘ların ve âb-ı zülâl suların develer ile getirüp huccâcı ve hayvânâtların saky ederler. Ve ol kabîlenin cümle develeri ve koyunları bu deryâ kenârına gelüp bu deryâ suyu ile gasl ederler. Cümle hayvânâtda olan sakırka ya‘nî kene zehr-i mâr suyun te’sîrinden düşüp bu sâhil-i deryâya konan huccâca üşerler. Halâs mümkin değildir. Ammâ leb-i deryâdan alarka konulsa latîfdir.
EÇS IX Y374b
Ve leb-i deryâda meks etmenin bir kubhu dahi oldur kim etrâf Urbân harâmîleri ve ordu hırsızları deryâda şinâverlik ederek gelüp çadıra girüp bir şey serîka ederler. İhtirâz lâzımdır. Haberdâr olunca harâmî kendüyi deryâya atup halâs olur. Ve Mısır'dan Ezlem askeriyle ol kadar dinc-â-dinc hırsızlar gelür kim şeb [u] rûz yorgun ve argun bî-tâb u bî-mecâl huccâc içre hırsızlar girüp subh [u] mesâ vâveylâ kopar. Sürmeden gözü çalup sürme yerinde sürüne kalır. Gâyet ihtirâz lâzımdır, zîrâ cümle hırsızlar hâkimler ile müşterekdirler. Ol ecilden deveyi havuduyla loru kuşu gibi yudarlar.
EÇS IX Y374b
Bu mahalde dahi nefîrler çalınup yine cânib-i garba leb-i deryâ ile yola revâne oldukda Ezlem beği cümle askeri ile gerüde dündâr kaldı. Hasta ve bî-dermânları mîrî mahâfelere bindirüp sol tarafı deryâ ve sağ tarafı çölistân içre 14 sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y374b–Y375a
Kal‘a-i Kuveylân ya‘nî Müveylah: Sene (---) târîhinde Sultân Süleymân asrında binâ olunmuşdur, be-dest-i Tavâşî Süleymân Paşa. Leb-i deryâdan ba‘îd bir düz Y 375a kumsal yerde şekl-i murabba‘ şeddâdî binâ-yı sengîn bir kal‘a-i metîndir. Ve Mısır'dan Mekke'ye varınca böyle büyük bir kal‘a yokdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz germe adımdır. Ve sekiz kulle-i sedîddir. Ve cânib-i şimâle nâzır bir demirli metîn bâbı vardır. Tâk-i âlîsi üzre celî hatt ile Süleymân Hân târîhi vardır. Ammâ bu kal‘anın dahi handakı yokdur.
EÇS IX Y375a
Mısır müteferrikalarından dizdârı ve yetmiş aded merdüm-i hisârı ve yedi bölükden mustahfızânları vardır. Ve kal‘a içre seksen Arab hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmı vardır. Ve yigirmi mikdârı esvâk-ı muhtasarı vardır. Ve kal‘a kapusu önünde bir nâbıka dırahtı vardır. Gâyet dıraht-ı azîmdir.
EÇS IX Y375a
Ve kal‘a içre âb-ı hayât bi’r-i mâsı vardır. Sâkıye ile sığırlar çeküp kal‘a hâricinde olan bürkeler leb-ber-leb olup cümle huccâc ve hayvânât def‘-i atşân ederler. Ve kal‘anın cânib-i erba‘asında olan hurmâ bâğları içre niçe âb-ı hayât bi’r-i mâları vardır.
EÇS IX Y375a
Huccâc-ı müslimîn bu kal‘aya geldikde bir yaylım hoş-âmed tüfengleri ve toplar atılup şâdumânlar olunup iki gün bunda dahi tekâ‘üd olunup ol gece Bedr-i Huneyn'deki gibi şem‘ fânûs ve meş‘al çerâğânı olur kim leyle-i muzlim rûz-ı rûşen gibi olur.
EÇS IX Y375a
Bunda dahi ordu-yı bâzâr kurulup cânib-i erba‘a kurâlarının mümtâz [u] müstesnâ mahbûbe-i zamâne nisvânları me’kûlât [u] meşrûbâtların bâzâra getirüp bey‘-i men-yezîd edüp eyle ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Bir yem bir paraya ve iki ganem bir altuna ve altı burma alef bir paraya olur. Ezlem'den bu mahalle gelince Mısır hudûdudur. şerîf hükmünde değildir. Mısır şeyhlerinden şeyh (---) direğindedir. Ve bir şey gâyib olsa şeyhden tazmîn olunur.
EÇS IX Y375a
Ve bu Müveylah kal‘asından gayri leb-i deryâda Müveylah-ı Atîk vardır. Kal‘ası sehel harâbdır ve hem küçükdür. Sebeb-i vîrânı oldur kim bir dervîş-i dilrîş Ka‘be-i şerîfden bu mahalle geldikde hasta olup yatırken çok altunu vardır, mülâhazasıyla katl etmek içün vetâh ederler ve esvâbın arayup cebinde ancak bir beksumâtın bulurlar. Katl etdiklerine peşîmân olup bir künce bırağırlar. Hikmet-i Hudâ ol zahimden dervîş merhûm olmayup halâs oldukda,
EÇS IX Y375a
"İlâhî! şehriniz vîrân olsun ve evlâdınız mu‘ammer olmasun ve bencileyin hastalıkdan halâs olmayasız" deyüp beddu‘â edüp günden güne halkı emrâz-ı muhtelife ile helâk olarak kal‘a dahi vîrân kaldı. Bu kal‘anın kapusu üzre,
EÇS IX Y375a
"Ammere hâze'l-kal‘ate'l-metîn Sultân Barkûk azze nasruhu" tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y375a–Y375b
Ve bu Müveylah önündeki Süveys deryâsı içinde olan ecnâs-ı mahlûkât haşerât bir deryâda ve bir bahîrede yokdur. Bâ-husûs kırk elli zirâ‘ kırıç balığı var kim cümle deryâdaki hayvânâtlar andan havf ederler. Ba‘zısı Y 375b engindeki gemileri ile gûyâ ceng eder. Eğer deryâda bir âdem bulursa, ekl eder. Âhir gemiler âteş yakup şu‘lesinden havf edüp kaçar.
EÇS IX Y375b
Hattâ hakîr gördüm. Habeş cezîresinde bir lü’lü’ gavvâsın bu kırıç balığı yudar. Meğer gavvâs-ı fetâ çüst ü çâpük imiş. Derhâl elinde bıçağile balığın karnın şakk edüp çıkup halâs olur. Habeş diyârında gavvâslar ve mellâhlar mâbeyninde meşhûrdur. Eğer ol balıkdan gavvâslar havf etmeseler bir lü’lü’ incü tesbîh bir guruşa olurdu.
EÇS IX Y375b
Ve bu Müveylah önünde gûnâ-gûn deryâ böcekleri kabuğu ve sadefler ve mühreler ve yılancık taşları ve su tâsları kâse gâyet çokdur ve gayri ve cevâhir makûlesi. Q 152b Ve abdâlân keşkülü-misâl sadef kabukları ve Bektaşiyân nefîri-misâl böcek kabuğu nefîrler ve cevâhir makûlesi minkale taşları olur kim bir diyârda olmaz.
EÇS IX Y375b
Ve Bahr-i Muhît'den girir nehenk balığı olur kim her biri birer mîl-i minâreye benzer. Burnundan hevâya şâzrevân-misâl deryâyı püskürdüğü zamân evc-i semâya peyveste olur. Ve âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim deryâ sığırından gayri balıkda boynuz olmaz. Ammâ bu Bahr-i Kulzüm'de şâhalı balıklar var kim bir deryâda olmaz. Eğer bu Müveylah boğazındaki balıkları mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur. Ve manzûrumuz olduğu gayr-i meşhûrun zikrinde fâ’idesi ve beyânında i‘tibârı olmayan nesnelerin tatvîlinde melâlet vardır. Ve kesret-i kitâbet etmede âdem âciz olup sâ’ir seyâhate mâni‘ olur.