İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS IX Y383b
"İlâhî! Cânib-i şark Urbânının şerr [ü] şûrundan Mısır'ı hıfz-ı emânında eyle. Hıyânet üzre Mısır'a gelenleri bu Tîh sahrâsında helâk eyle" deyü du‘â etdi. Hâlâ ol du‘â te’sîridir kim Mısır ol tarafdan emîndir. Zîrâ Cenâb-ı Bârî bu sahrâ-yı Tîh'i Arab aşkıyâsı önüne bir sed etmişdir kim gâyet bî-emân yerdir.
EÇS IX Y383b–Y384a
Gerçi bu hakîr çok emânsız yer gördüm, ammâ böyle bî-emân yer görmedim. Hattâ Maskov diyârında Balu Hân ve Kazan ve Heşdek ve Alatır ve Sarây ve Irâk-ı Dâdyân Y 384a ve kal‘a-i Azak ve kal‘a-i Borgosan ve Maskov'un kal‘a-i Terek'i ve gayri kal‘a ve şehirler mâbeyninde Heyhât sahrâsın görmek müyesser oldu kim Bahr-i Harez kenârı ki ana Gîlân denizi derler, ol bahr bu sahrânın cânib-i şarkındadır. Cânib-i garbında Karadeniz'den müteferrik Azak denizine gelince bu Heyhât sahrâsının şarkdan garba tûlu beş aylık yoldur. Ve cenûbda şehr-i Kuban suyu ki Çerkezistân'dır. Andan şimâl cânibinde nehr-i Ten ki Maskov'dan gelir. Cenûbdan şimâle bu Heyhât'ın arzı iki aylık ba‘zı yeri bir aylık yoldur. Ammâ nebâtât [u] giyâhâtı ve niçe kerre yüz bin hayvânât-ı beyâbânîsi ve niçe kerre yüz bin konar göçer Nogay Tatarlarının envâ‘ı ve on kerre yüz bin Kalmık kâfirleri konup göçüp yeyüp içüp gezerler. Böyle bir sahrâ-yı bî-pâyândır. Ammâ Tîh sahrâsı gibi bî-emân değildir. Ammâ böyle bî-emân halk olunmasının hikmeti vardır. Arapça 'dir.
EÇS IX Y384a
Ve bu Tîh sahrâsının bir tarafı cânib-i garbda Ümm-i Hasan çölünde buhayre-i Tîne'ye(?) müntehîdir. Ve bir ucu cânib-i kıblede bender-i Süveys'de nihâyet bulur. Ve bir tarafı mezkûr konduğumuz Nevâtîr'a varır. Ve cânib-i cenûbu sahil-i Kulzüm'e varır. Mecmû‘u dâ’iren-mâdâr bir aylık çöldür. Ammâ Hikmet-i Hudâ Hazret-i Mûsâ bu çölde kırk yıl bir rivâyetde kırk gün perîşân olup gezmişler. Tûlu ve arzı sekizer konakdır ammâ huccâc-ı Mısır ile bir köşesinden iki gün iki gece ubûr etdik. Ammâ âdem deryâsı seyl suyu gibi akup ubûr ederdi.
EÇS IX Y384a
Ve bu çöl içre Tîh'in yolu üzre selef pâdişâhları mîl-i minâre-misâl mîller inşâ edüp huccâc-ı müslimîn ubûr ederken ol mîller üzre kanâdîller yakup çerâğân ederler. Delîller mîlden mîle gidüp yolları bulurlar. Yohsa yetmiş bin huccâc kavm-i Mûsâ gibi vâdî-i Tîh'de kalırlardı. Aceb hayrât-ı azîmdir. Hamd-i Hudâ cümle huccâc ile selâmet ubûr edüp kâmil 24 sâ‘atde,
EÇS IX Y384a
Menzil-i kal‘a-i Acrûd: Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır, be-dest-i (---) Paşa. Tîh sahrâsının cânib-i garbî nihâyetinde bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir taş P 157a binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâr-ı müdevveri üç yüz adımdır. Mısır müteferrikagânından bir dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. İçinde ancak dörd azeb hânesi ve bir câmi‘i ve bir kuyusu var. Suyu ol kadar lezîz değildir. Ammâ zarûretde içilir. Ammâ hayvânlara latîfdir.
EÇS IX Y384a–Y384b
Ve kal‘anın hâricinde sol tarafa bürkesi var, azîm havz-ı şâfi‘îdir. Bâğ u bâğçesi ve hurmâ ağaçları yokdur. Ve bu Acrût'un cenûbunda bir sâ‘at(den) ba‘îd bender-i Süveys'den Süveys ağası hedâyâları ile ve âb-ı hayât Tûr suları ile Y 384b huccâca gelüp mülâkat olup avdet etdükde hakîr bile bender-i Süveys'e iki sâ‘atde vâsıl olduk.
EÇS IX Y384b
Evsâf-ı şehr-i bender-i Süveys
EÇS IX Y384b
Bahr-i Muhît'den girmiş bin beş yüz mîl tûlu bir körfez-i azîmdir. Müverrihler buna Bahr-i Kulzüm derler. Cânib-i şarkda Habeş'in Zeylâ‘ boğazından cânib-i garba bender-i Süveys'e tûlânî vâki‘ olmuşdur. Cenûb tarafı vilâyet-i Sa‘îd ve Vilâyet-i Habeş'dir. Tâ şehr-i Zeylâ‘a varınca yüz yetmiş pâre iskelesi vardır. şimâl cânibi Mekke hâkinden tâ Yemen nevâhîlerine varınca iki yüz pâre iskelesi vardır. Zîrâ Mekke ve Yemen cânibleri ma‘mûrdur. Bu bahrin evsâfı bâlâda Yenbû‘ kal‘ası evsâfında tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y384b
Ammâ bu bender-i Süveys bu bahrin cânib-i garbî nihâyetinde bir kumsal sahrâda vâki‘ olmuş benderdir. Hind ü Yemen ve Mekke vü Medîne ve Habeş'in iskelesidir. Mısır eyâletinde paşa ağalarından bir ağa hâkimidir. Yigirmi dörd ağalığın biri dahi bu bender-i Süveys'dir.
EÇS IX Y384b
Senede yüz pâre gemi Hind ü Yemen ve Mekke vü Medîne ve Habeş'den gelüp kânûn üzre cümle tüccârdan mâl-ı zekâtların alup paşaya beher sene muhâsebe verir. Zirâ bu benderin gümrüğü Mısır paşası üzre (---) kîseye iltizâmdır. Ziyâdesi paşanındır. Meksûr olursa paşa yanından itmâm edüp Mısır kuluna mevâcib verir. Latîf emânetdir.
EÇS IX Y384b
Gümrüğünde hammâlları ve cemmâlleri ve sarrâf ve küttâbları ile iki yüz huddâmı vardır. Başkâtib senede paşaya iki kîse ve kantârcı beş kîse-i Mısrî verir. Eğer hiyâneti Q 155b zâhir olursa tahiyyâta oturunca tecrîm olunur. Ammâ gâyet müdebbir ve mu‘temed ve mubassır âdem yeridir. Efendisine hayırhâh ağa yeridir. Zîrâ paşanın âb-ı rûyi bu bender-i Süveys ve bender-i Dimyât ve bender-i Reşîd ve bender-i İskenderiyye ve bender-i Bûlâk'dır. Ammâ Süveys cümleden a‘lâdır. Zîrâ beher yevm ağanın Süveys gümrüğünden beşer guruş ulûfesi vardır. Ve mün‘im olan ağa ticâret ederse nûrun âlâ-nûr olur.
EÇS IX Y384b
Ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Nâhiyesi ve kurâsı yokdur, ammâ senevî beş Mısrî kîse hâsıl olur. şehri ol kadar ma‘mûr değildir. Ammâ cümle (---) hânedir. Cümle şeddâdî binâ ve sütûhları kireç ile sıvalıdır.
EÇS IX Y384b
Ve cümle (---) câmi‘dir. Evvelâ (---) (---) (---) câmi‘i, (---) (---) (---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IX Y384b–Y385a
İki mekteb-i sıbyân ve mederese ve tekye ve hammâmları yokdur. Ammâ kal‘a-misâl vekâleleri vardır. Evvelâ Sokollu Mehemmed Paşa vekâlesi ve Kulkıran Öküz Mehemmed Paşa vekâlesi (---) (---) Ammâ suyu yokdur. Karşı şimâl cânibinde leb-i deryâda Nâbe suyu derler, bir âb-ı hayât var, Süveys'e üç sâ‘at yerdir. Bir sâhib-i hayr ol Y 385a suyu Süveys'e getürürse Süveys ma‘mûr olur getirse gaş(?) hac edüp şehir amâr olurdu.
EÇS IX Y385a
Ve yüz mikdârı esvâk-ı muhtasarı vardır. Lâkin bezzâstânı yokdur. Ammâ cümle vekâlelerde Hind [ü] Sind ve Semerkand u Buhârâ ve Kandehâr metâ‘ları mevcûddur.
EÇS IX Y385a
Ve bu bender-i Süveys Mısır'a iki konak yerdir. Hazret-i İbrâhîm asrında Mısır ferâ‘inelerinden Tavtîs Melik, gerçi Kıbtî pâdişâhlarından idi, ammâ Hazret-i İbrâhîm'e gâyet mahabbet edüp Mısır'dan dâ’imâ Süveys deryâsıyla gılâl ve gayri hedâyeler gönderirdi.
EÇS IX Y385a
Bir kerre firâvân tuhef [u] tefârûklar ile Hacer nâm bir mümtâz [ü] müsellim câriye gönderir. Hazret-i İbrâhîm hazz edüp Hazret-i İsmâ‘îl andan tevellüd etdi. İsmine Câriye-i Hacer derlerdi. Tavtîs Melik çırağ-ı efrûhtesi Hacer'den Hazret-i İsmâ‘îl müştak olduğun istimâ‘ edicek Hazret-i İbrâhîm'e mahabbeti dahi ziyâde olup şehr-i Mekke'yi Mısır'ın hubûbâtıyla ganîmet eyledi.
EÇS IX Y385a
Ammâ Mısır'dan Süveys'e gılâl ve gayri zahâ’ir karadan gitmek amel-i kesîr olmağile cümle Mısır mühendislerin cem‘ edüp Nîl'in irtifâ‘ıyla ne cânibden Süveys deryâsına cereyân etmesin tetebbü‘ etdirüp ilm-i hendese üzre Benî Seyf câniblerinden âsân bulup Melik Tavtîs'e müjde ederler. Melik dahi kabza-i tasarrufunda ne kadar melikler var ise âdem gönderüp yedi kerre yüz bin benî âdem olup Benî Seyf mukâbelesinde hafirler kazup çâh-ı gayyâ-misâl handaklar ederler. Ve yedi yılda tamâm olup Nîl-i mübârek Süveys deryâsına cereyân edüp Melik Tavtîs Sa‘îd-i âlî'den beher sene yüz gemi zahîre Hazret-i İbrâhîm'e ve ahâlî-i Mekke'ye gönderüp nehr-i Nîl iki yüz sene Süveys'e cârî olurdu. Tâ Hazret-i Risâlet asrına dek bu hâl üzre nehr-i Nîl Bahr-i Süveys'e cereyân ederdi.
EÇS IX Y385a
Ba‘dehu Kıbtî ferâ‘inelerinden Melik Recîl Hazret-i Risâlet'in tulû‘ [u] zuhûrun istimâ‘ edüp,
EÇS IX Y385a
"Bu Muhammedîler âhir bu Mısır'a mâlik olurlar" deyü havfinden Nîl'in yolun sedd edüp mürûr-ı eyyâm ile rimâl [ü] türâb ile memlû olup mu‘attal oldu.
EÇS IX Y385a
Ba‘dehu Mısır pâdişâhlarından Muhammed Ekrâd hazretleri İmâmu'ş-şâfi‘î ta‘lîmiyle niçe kerre yüz bin benî âdem ile Süveys'den Abbâsiyye içinde Bilbeys kurbundan buhayre-i Tîne'ye(?) varınca kesüp Süveys deryâsın Akdeniz'e mahlût edüp yetmiş sene bu hâl üzre cârî olup Mısır ve Funcistân ve Fes u Merânkeş ve Sûdân vilâyetleri cezîre oldu. Mürûr-ı eyyâm ile bu dahi dolup mu‘attal oldu.
EÇS IX Y385a–Y385b
Ammâ Âl-i Osmân bir Mısır hazînesinden ferâğat etse ke'l-evvel küşâde olup Süveys'den gemiler Akdeniz'e Akdeniz'den Süveys'e gelmek mümkin idi. Ammâ hayırlısı Melik Tavtîs'in Y 385b Nîl'i Süveys'e cereyân etdirdiği tur‘a ol halîc açılsa Mekke ve Medîne ganîmet olup donanma-i azîm ile Yemen dahi feth olup bin pâre gemi ile kabza-i tasarrufa girmek mümkin olurdu. Ve hâlâ Mısır huccâcı Mekke'ye gidüp gelirken Süveys ile Mesâni‘ mâbeyninde mezkûr tur‘aların içinden güzer ederler.
EÇS IX Y385b
Nîl'in Süveys'e cereyân etdüği mahaller zâhirdir. Hâlâ azîm handaklardır. Ba‘zı yeri bir minâre kaddi amîkdir. Sehel şey ile tathîr olmak mümkindir. Ammâ zamânımızda Kethudâ İbrâhîm Paşa Mısır vezîri iken sa‘âdetlü pâdişâha arz edüp Benî Seyf mukâbelesinden Nîl'i ke'l-evvel zamân-ı kadîm üzre cereyân etdirmeğe ihtimâm-ı tâm etmişdi. Ammâ kendüye Yemen fethi fermân olunup Süveys benderinde kırk elli pâre kadırga yapılmağa mübâşeret olunup on pâre kadırga ve on pâre galyon inşâ olunup deryâda âmâde olmuşlar idi.
EÇS IX Y385b
Ba‘dehu Mısır âkılları ve kâr-âzmûde ihtiyârları Dîvân-ı Mısır'a gelüp paşa huzûrunda müşâvere edüp pîr [ü] civân buyurdılar kim,
EÇS IX Y385b
"Vezîrim, Allâh sana ömürler versin. Mesmû‘umuz oldu kim Kıbtî pâdişâhlarının Benî Seyf önünden Nîl'i akıtdığı yeri açmak murâd edinmişsiz. Hudâ âsân ede. Ammâ cümle Nîl Süveys deryâsına akup Benî Seyf'den tâ Dimyât [ve] Reşîd'e varınca Nîl'in tarefeyninde olan yüz yetmiş pâre şehir ve belîdeler ve iki bin yüz altmış pâre mîrî köyleri kuruda kalup nice rey olur. Ve bu kadar bin kîse mâl-ı pâdişâhî nereden hâsıl olur? Ve Nîl kalmadıkdan sonra Dimyât ve Reşîd benderleri senin iltizâmındadır, gemiler gelmeyüp gümrüğü mu‘attal oldukdan sonra cümle yigirmi bir bin Mısır kuluna ulûfeyi kanden verirsin? Bu halîci açmanın beş on kubhu ve mazarratı vardır. Bâkî fermân sultânımındır" dediklerinde paşanın aklı başından gidüp Nîl'i Süveys deryâsına akıtmadan ferâğat etdi. Ammâ Mısırlının bu yüzden müşâvere edüp sûret-i hakdan göründüklerinden murâdları "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘iri" idi. Ammâ hakîr haberdâr oldum ki,
EÇS IX Y385b
"Eğer Yemen'e bu halîc küşâde olması sebebi ile sefer olursa yigirmi yıla dak sefer munkatı‘ olmayup cümlemiz ehl [ü] iyâlimizden cüdâ düşüp mâl [u] cândan ayrılırız" deyüp paşaya bu gûne sûret-i hakdan nasîhat-âmîz cevâblar edüp paşayı ferâğat etdirdiler. Yohsa eğer Nîl'in bir tur‘ası Süveys'e aksa cümle huccâc deryâdan gidüp deve katır yağır etmeden P 157b halâs olup Mekke ve Medîne ganîmet olurdu.
EÇS IX Y385b–Y386a
Ve ahâlî-i Mısır âhirü'l-emr İbrâhîm Paşa'yı Yemen gazâsından ferâğat etdirüp hîn-i azilde cümle gemileri ve Bulâk'da cümle ahşâbâtları fürûht edüp Yemen fethinden halâs olup maksûd [u] Y 386a merâmlarına erdiler. Ammâ eğer bu Nîl-i mübârek Benî Seyf mukâbelesinden Tavtîs Melik açtığı yerden açılup Nîl tuğyânında bir ay hemân tedârikle (---) gılâl ve mühimmât [u] levâzımât Mekke Medîne'ye karadan götürmek [[(---) (---)]] gılâl Deşîşe Urbânının harâmîlerinden kurtulur. Mekke'ye ve (---) (---) Medîne'ye pâk gidüp aslâ taş ve su ve deve ve at ve katır ve (---) (---) cümle gılâl mühimmâtın kirâları iki yüz kîse fâ’ide kalur (---) (---). Allâhümme yessir ve's-selâm.
EÇS IX Y386a
Hakîr Süveys'i dahi seyr [ü] temâşâ edüp avdet edüp yine cânib-i garba huccâc ile çöl [ü] çölistân ve rimâlistân içre 15 sâ‘atde,
EÇS IX Y386a
Menzil-i Mesâni‘: Hazret-i Mûsâ ile Fir‘avn bu mahalde ceng [ü] cidâl edüp asâ-yı Mûsâ fir‘avnîleri ve sihr ile ihdâs etdüği eşyâların asâ-yı sü‘bân cümlesin ekl [ü] bel‘ edüp mu‘cize-i Mûsâ âşikâre olduğu yer olmak ile Mesâni‘ derler, ya‘nî (---) demekdir. Bir ismi dahi Dâr-ı Hamrâ'dır. Cümle rimâl [ü] türâbı kırmızıdır. Müverrihlerin tahrîri üzre fir‘avnîler dest-i Mûsâ'da katl olunduklarında anların hûn nişânlarıdır kim zemîni la‘lgûn olmuşdur. Anıniçün Dâr-ı Hamrâ derler.
EÇS IX Y386a
Bir çöl yerde otsuz susuz hâr ve yâbis yerdir. Âbâdândan bir eser yokdur. Mısır'dan bu mahalle niçe bin deve yükü Nîl suyu hedâyâ gelir. Ve ba‘zı karşucılar dahi gelirler. Ba‘zı huccâc bunda konmayup bir baş Mısır'a giderler, ammâ salt atlı ve heccânlılar giderler. Bu mahaller dahi Evlâd-ı şâhin direğidir. Bu mahalde dahi nefîrler çalınup vakt-i asırda azm-i râh-ı Mısır diyerek yine çöl [ü] çölistan içre nısfu'l-leylde, Q 156a
EÇS IX Y386a
Küpler nam mahalde rada ederler. Bu mahal Mısır vezîrinin hâsıl-ı harc ağası kırk elli aded haymeleri ile meks edüp Emîrü'l-hacca ve sâ’ir a‘yân-ı huccâca ziyâfet eder. Ve paşa kîsesinden bin don ve bin gömlek ve yüz kapama ve yigirmi deve yükü ekmek cümle fukarâ-yı cî‘âna ve huddâmân-ı uryâna bezl olunup niçe bin fukarâ libâs-ı cedîd ile mülebbes olurlar.
EÇS IX Y386a–Y386b
Ve kânûndur kim Mısır'da niçe bin a‘yân [u] eşrâfın âbkeşân ne kadar develeri var ise her sene huccâc-ı müslimîn Mısır'a girirken bu Küpler nâm mahalde niçe yüz husrevânî küpler ve taş tekneler ve havz-ı azîmler varise cümle Mısır a‘yânı develeri râviyeleri ile birer nevbet su getirüp mezkûr küpleri pür eyleyüp cümle huccâc ve gayri sâhib-i ihtiyâc ve gayri hayvânât-ı ac bu âb-ı hayevândan nûş edüp def‘-i atşân etdiklerinde sâhibü'l-hayrâta hayır du‘â ederler. Zîrâ bu mahalle gelince dörd konak yerlerde sular acıdır. Andan huccâc bu Küpler'den kalkup yola revâne olurlar. Ve ekseriyyâ Mısırlının ba‘zısı huccâca istikbâle Y 386b çıkdıkda tâ bu Küpler mahalline gelüp herkes dostları ile mülâkat ve müşerref olurlar. Andan vakt-i şâfi‘îde 3 sâ‘atde,
EÇS IX Y386b
Mastaba-i İbrâhîm Ağa: Bir sahrâda kârgîr binâ bir soffa-i ra‘nâ-i musallâ-i zîbâdır. Cümle huccâc bu mahalli ubûr edüp kimi bürkede meks eder, kimi tâ Mısır'a gider. Ammâ Emîrü'l-hac bu mastabaya vakt-i şâfi‘îde gelüp sahâbesin kurup meks eder. Ve cümle asâkiri alay âlâtları ile âmâde olup Mahmil-i şerîf'i dahi tezyîn ederler. Ba‘de salât-ı fecr ezânları tilâvet olunup edâ-yı salât olundukda Mısır tarafından bir azîm asker ile emîrü'l-hac istikbâline çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve'l-hâsıl yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân eşbehleri gelüp paşa kethudâsı emîr-i hacca bir sîm zeynli ve sîm rikâblı ve murassa‘ topuzlu ve müzehheb ü mutallâ ve musanna‘ rahtlı bir at hedâyâ çeküp dîvân efendisi ile ma‘an emîrü'l-hacca bu mastaba üzre buluşup cümle a‘yân-ı Mısır ile görüşüp tahte'l-kahveler tenâvül olunup şedd-i rıhal sûrlarına demler urulup andan emîr-i hac kethudâ hedâyâsı olan küheylâna süvâr olup alay-ı azîm ile mehterhânesin çalarak huccâcın gerisin alarak paşa kethudâsıyla ve sâ’ir umerâ-i Mısır ile at başı berâber olup Dâr-ı Hamrâ nâm konakdan altı sâ‘atde,
EÇS IX Y386b
Menzil-i karye-i Bürketü'l-Hac: Nîl tuğyân etdükde bu mahalle gelüp deryâ gibi bir buhayre olur. Anın sâhilinde yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bâğ u hurmâlı bir beldedir. Bunda Mısır a‘yânının ve yedi bölük ocak ağalarının ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başının ve tercümân ağanın ve paşa kethudâsı ve dîvân efendisinin hayme vü hargâhları ve bâr [u] büngâhları bu mahalde kurulup paşa kethudâsı emîrü'l-haccı haymesine endirüp bir ziyâfet-i âlî edüp ba‘dehu emîr-i hac kendü otağına gidüp paşa kethudâsı ve cümle a‘yân-ı Mısır Mısır'a gidüp emîr-i hac ol gece Bürke'de kalup azîm top u tüfeng u fişeng şâdumânları olur.
EÇS IX Y386b
Andan ale's-sabâh alay-ı azîm ile Mısır'ın Bâb-ı Nâsır'ı dibinde Câmi‘-i Cânpûlâdiyyeye girirken Mısır vezîrleri salt bir hayli hayyâlleri ile Mahmil-i şerîf'e istikbâle çıkup dâmen-i Mahmil-i şerîfi bûs edüp mahmil şütürünün licâmın ele alup şütürbân-ı Resûlullâh olup hidmet-i şerîfinde olur.
EÇS IX Y386b–Y387a
Ba‘dehu emîrü'l-hacca "Hoş geldin" deyüp Mısır vezîri bir semmûr lepâçe-i fâhire geydirüp paşa bir teferrücgâha teveccüh edüp emîr-i hac mezkûr Cânpûlâdiyye câmi‘inde meks edüp câmi‘ kapusu önüne Mahfil-i şerîfi koyup âyende vü revendeler gelüp dâmen-i mahmili bûs Y 387a edüp ol gece Mısır'ın cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutebâ ve meşâyihânı bu câmi‘e cem‘ olup Mahmil-i şerîfi bekleyüp tâ sabâha dek Mevlûd-ı şerîf olup ihyâ ederler.
EÇS IX Y387a
Hakîr ol gün efendimiz İbrâhîm Paşa ile Kasr-ı Âdiliyye'de müşerref olup ol sâ‘at hakîre bir Mısrî kîse hammâm akçesi ihsân edüp bin seksen üç mâh-ı Saferü'l-muzaffer'inin altıncı gün şehr-i Mısır-ı nâdiretü'l-asır olan Ümm-i Dünyâ'ya dâhil olduk.
EÇS IX Y387a
Bu hakîri İbrâhîm Paşa efendimiz ağavâtları zümresine ilhâk eyleyüp kendülere yakın bir hâne-i cihân-nümâyı cemî‘i levâzımât [u] bisâtıyla ve âlât [u] âvânîyle bir hâne-i bî-minneti döşeyüp bin guruş masrûf olundu. Ve bir sammûr kürk ve bir kat mükellef esvâb ve bir tavâşî abd-i memlûk ihsân edüp beyne'l-akrân bu hakîri serfirâz eylediler. Ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtlarımızı beleğan mâ-belâğ müstevfâ ta‘yîn eyleyüp du‘â-yı hayırları ezkârına müdâvim olup şeb [ü] rûz sohbet-i şerîfleri ile şerefyâb olup nedîm-i hâsları sınıfından olduk.
EÇS IX Y387a
Ve ol gün bir eşheb menkûşeli küheylân-ı sabâ-sür‘at ciyâd hussân at-ı cilfidân ihsân edüp katîfe mebrûm sırmalı zeyni ve müzehheb rikâbı ve sîm rahtı ve mutallâ gaddâresi ve mükellef sırımlı dikdiği ile mezkûr atı ihsân edüp günden güne irtifâ‘-ı kadir bulduk.
EÇS IX Y387a
Andan ertesi ale's-sabâh mâh-ı Safer'in yedinci gün emîrü'l-hac alay-ı azîm ile yedi bölük ağaları ile ve cümle çavuşân mücevvezeleriyle ve cümle yedi bölükden hac serdârları ile Bâb-ı Nâsır'dan içeri alay ile girüp bu tertîb üzre Mısır'ın içinden beni âdem deryâsı içre Mahmil-i şerîfi emîr-i hac önüne alup şehir içre ubûr eder.