İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y39b
Kal‘ayı kabza-i tasarruflarına getürüp mâl-ı ganâyim ile guzât-ı müslimîn bay oldular ve şikâr etdükleri nisvânlar akd-i nikâh ile merbût olup tenâsül buldular.
EÇS X Y39b
Ba‘dehu Rûmeli ta‘bîr kılınan yerde on iki millet-i kefere var idi. Meselâ Rûm, Bulkar ve Eflâk, Sırf ve Voynık ve Hırvat ve Latin ve Boşnak ve Laz makûlesi küffârların dâr [u] diyârların harâb [u] yebâb ederek küffâra göz açdırmayup tâ Tuna kenârına varınca mâl-ı ganâyimler alarak şikâr gelen mâdyânlarına aşan aykırlarımız dölünden dûşîzegânlar ve oğul balı gibi zîşânlar ve sîm ebdânlar hâsıl olup anlar dahi dedeleri olan küffârlara şemşîr-i âteş-tâb urmağa âhenğ ederek dâr [u] diyârların başlarına dar edüp niçe bin pâre kurâ ve kasabât ve belîde-i mu‘azzamaların feth etdiler.
EÇS X Y39b–Y40a
Ba‘dehu Süleymân Paşa Bolayır nâm mahalde yaban kazına doğan salup ardı sıra at bırağup atdan tekerlenince başına zahm erüp merhûm olup Bolayır'da bir kubbe-i pür-envârda medfûndur. Hattâ Y 40a câmi‘ ve imâreti ve tekyesi vardır. Vefâteş sene 760. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS X Y40a
İbtidâ Rûm'a geçen bu Süleymân Paşa ibn Orhan'dır. Orhan'ın dahi müddet-i ömrü 83 sene. Cülûsu sene 726, vilâdeti sene 678, vefâteş sene 761 olup oğlu Gâzî Hüdâvendigâr beğ oldu. Ömreş 65 sene, vilâdeteş sene 727, müddet-i saltanat 31 sene. Edirne'yi feth edüp Kosova cenginde bir kâfir leşler içinden kalkup kendüyi bıçağile urup şehîd etdi ve şehîd eden Miloş Koblaki kâfiri dahi ol mahalde depelediler. Andan na‘ş-ı Murâd Hân'ı Bursa'da Eski Kaplıca'da defn etdiler.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Yıldırım Hân Gâzî sene 792 beğ oldu. Vilâdeteş sene 748 ve cülûseş sene 792 ve müddet-i saltanat 16 sene olup hakkâ ki şecî‘ pâdişâh-ı bâ-vakâr idi kim bir yılda Anatolu'dan Rûmeli'nde Eflâk ve Boğdân keferesi üzre sefer etdiğinden Yıldırım Hân dediler. Gerçi Yıldırım Bâyezîd Hân yarar idi, ammâ ömreş 60 sene, saltanat 16 sene. Sebeb-i mevti Timur cenginde Yıldırım Hân münhezim olup Timur'un hapsinde iken hummâ-yı muhrikadan sönüp merhûm olup na‘şın Bursa'da Yıldırım câmi‘ine getürüp defn etdiler.
EÇS X Y40a
Oğlu Çelebi Sultân Mehemmed Hân halîfe oldu, sene 804. Vilâdet sene 776, müddet-i hilâfet 20 sene, müddet-i ömür (---) sene.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Murâd Beğ halîfe oldu, sene 824. Müddet-i saltanat 31 sene, müddet-i ömür 49 sene, vefâtı sene 855.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Gâzî Ebü'l-feth Sultân Mehemmed halîfe oldu, sene 855. Müddet-i hilâfet 31 sene, vilâdet sene 835, müddet-i ömür 51 sene, vefâtı sene 886.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Bâyezîd Hân halîfe sene 886. Vilâdeti sene 835, müddet-i hilâfet 31 sene ve vefâtı sene 917, müddet-i ömür 91 sene.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Selîm Hân-ı Evvel. Vilâdet sene 873. Hîn-i cülûsda kırk üç yaşında bulundu. Sene 926 vefât etdi. Saltanat 8 sene, ömreş 51 sene.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Süleymân Hân halîfe oldu. Vilâdet sene 900. Saltanat 48 sene, ömreş (---) sene.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Selîm-i Sânî Şâh. Vilâdet sene 929, cülûsları sene 974, saltanat 8 sene, ömreş 52 sene, vefâtları sene 982.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Murâd-ı Sâlis halîfe oldu. Vilâdet sene 953, cülûs sene 982, saltanat 21 sene, ömreş (---) sene, terk-i dünyâ sene 1003.
EÇS X Y40a
Andan oğlu Mehemmed Hân-ı Sâlis şâh oldu. Sene 986 târîhinde vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Ma‘nisa'da vâki‘ olmuşdur. Cülûsları sene selâse ve elf cemâziye'l-ûlâsının on altıncı gün yevm-i cum‘a idi, sene 1003. Saltanat 9 sene. Ömreş vefât eden (---) sene, vefât sene 1012.
EÇS X Y40a–Y40b
Andan oğlu Ahmed Hân halîfe oldu, sene 1012. Ma‘nisa'da mütevellid olup esnâ-i cülûsda çârsâle Y 40b idi. Peder-i büzürgvârları yerine câlis-i serîr ve devlet-masîr oldular. Mâh-ı Receb'in on sekizinci gününde vâki‘ olmuş idi, sene 1013. Ve azm-i dâr-ı bekâ etdi sene 1026. Saltanat Devlet Devlet 14 sene, ömreş 976(?) sene.
EÇS X Y40b
Andan karındaşı Mustafâ Hân halîfe oldu, şehr-i Zi'l-ka‘de 23, sene 1026. Saltanat 1 sene 3 şehr, ma‘zûl.
EÇS X Y40b
Andan Sultân Osmân halîfe oldu, sene 1027 {gurre-i Rebî‘ülûlâ}. Saltanat 5 sene. Şehr-i Receb fî 8 şehâdet sene 1031. Def‘â Mustafâ Hân halîfe oldu, sene 1031 ve (---) şehr halîfe olup yine ma‘zûl.
EÇS X Y40b
Andan Sultân Murâd-ı Râbi‘ ibn Ahmed Hân halîfe oldu, sene 1032. Saltanat 17 sene, ömreş (---) sene.
EÇS X Y40b
Andan İbrâhîm Hân ibn Ahmed Hân halîfe oldu, sene 1049. Saltanat (---) sene, şehâdet sene (---).
EÇS X Y40b
Andan oğlu Mehemmed Hân-ı Râbi‘ hâlâ pâdişâh-ı âl-i Osmân'dır, sene 1058. Saltanat (---) sene, ömreş (---) sene. İnkırâzu'd-devrân devletleri mü’ebbed ola. Âmîn, yâ Mu‘în.
EÇS X Y40b
Ammâ bu devlet-i âl-i Osmâniyâna Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘alluk etmişdir. Yetmiş mülûkün devletlerine mutasarrıf olmuşlardır. Devlet-i Osmân'a mâlik olmağa sebeb olup hâdimü'l-haremeyni'ş-şerîfeyn mevlânâ mülûkü'l-Arab ve'l-Acem dedirmeğe bâ‘is [ü] bâdî olup cümle pâdişâh ve kralların üzerlerine tasaddur etdiren fâtih-i Mısır Sultân Selîm Şâh ibn Sultân Bâyezîd Hân'dır. Rahmetullâhi aleyh. Ne takrîb ile Mısır'a mâlik olduğun i‘lâm eder.
EÇS X Y40b
Sebeb-i gazâ-yı Mısır be-dest-i Selîm Şâh
EÇS X Y40b
Müverrihân-ı âleme hafî olmaya kim ibtidâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî Uzun Hasan'ı Tercân sahrâsında münhezim edüp târîhi târîh (---) atf-ı inânın Karadeniz sâhilinde Tarabefzûn cânib[in]e keşîde kılup berren ve bahren muhâsara edüp kalîlü'l-eyyâmda feth [ü] teshîre getürüp içine Şehzâde Sultân Bâyezîd-i Velî'yi hâkim edüp adl [ü] adâlete bezl-i himmet edüp anda Selîm-i Evvel vücûda gelüp burc-ı şerefden âfitâb-ı devlet ziyâ verüp günden güne mihr-i âlem-tâb oldu.
EÇS X Y40b
Bu mahalde Ebü'l-feth saltanat tarafından Karamanoğulları nâm aşkıyâlar üzre sefere giderken Üsküdar kurbunda Maltepe nâm mahalde merhûm olup serîr-i sa‘âdet ve taht-ı hilâfet Sultân Bâyezîd-i Velî'ye nakl edüp oğlu Şehzâde Selîm'in yanında Tarabefzûn'da benem dîger nîst diyen askerden yigirmi bin asker ile Taraf-uzun'a müstakil hâkim nasb eyleyüp cânib-i erba‘asında feth [ü] fütûhlar etmeği tenbîh ü te’kîd edüp kendüler Âsitâne'de mesned-i hilâfetde ber-karâr olup umûr-ı müslimîni görmede.
EÇS X Y40b–Y41a
Beri cânibde Şehzâde Selîm, Gürcistân ve Mikrilistân ve Dâdyân câniblerin nehb ü gâret ederek vukûf tahsîl eyleyüp hayli fütûhât ederek Uzun Hasan ta‘allukâtlarından Y 41a Mîrâ Hân Şehzâde Selîm Hân ile penc-â-penc olup hâh-nâ-hâh Canha kal‘asın Selîm Hân kuvvet-i bâzû ile feth edüp miftâhların gümüş edüp ve üç yüz kantâr gümüş âvânî hedâyâlar ile Sultân Bâyezîd'e gönderdi.
EÇS X Y41a
Bâyezîd-i Velî safâsından Şehzâde Selîm'e mukarrernâmeler ile hil‘at-ı fâhireler gönderdi. Selîm Hân da Canha'yı taht edinüp on bin tüfeng-endâz yiğit asker dahi zamîme eyledi. Zîrâ Canha hâlâ Gümüşhâne dedikleri yerdir kim yedi yerde gümüş ma‘deni ırmak gibi akar. Hikmet-i Hudâ Şehzâde Selîm tâli‘ine bir altun ma‘deni zuhûr edüp yüz bin mümessek altun andan kesdirüp Q 174b sene 1026 P 172b sikkesinde "es-Sultân Bâyezîd ibn Mehemmed Hân azze nasruhu duribe Canha sene (---)" deyü yüz bin altunu babasına gönderüp Bâyezîd-i Velî safâsından,
EÇS X Y41a
"Selîmim, memleket sana helâl olsun. Feth etdüğin diyârları sana ihsân eyledim. Hemân gayret ve hamiyyet senindir" deyü böyle istimâlet yarlığ-ı belîğleri gelince Şehzâde Selîm ejder-i heft-sere dönüp yedi-sekiz senede kırk beş pâre şehir ve Koyluhisâr ve Niksâr ve Bayburd ve İspir ve Tortum ve Erzincân misilli şehirler ve metîn kal‘alar feth edüp her ne cânibe müteveccih olursa bi-emrillâh mansûr u muzaffer olurdu.
EÇS X Y41a
Lâkin Sultân Bâyezîd-i Velî'nin teveccühü Venedik Frengistânı'nda Mora vilâyetinde Moton ve Koron fetihlerine mukayyed olmağile Kızılbaş-ı evbâş ile Mar‘aş'da Zülkadiroğlu Alâ’üddevle yek-dil [ü] yek-cihet olup Tokad'ı ve Sivas'ı ve Amasiyye ve Osmâncığ'a varınca Kızılbaş istîlâ edüp günden güne Acem şîrînledi.
EÇS X Y41a
Kâhîce Selîm Şehzâde ardlarından çevirir, ammâ ne çâre Acem ağır düşman, âh âh deyüp döğünürdü. Bir kerre Bâyezîd-i Velî deryâ-misâl asker ile Turhal sahrâsına gelüp Acem ile mukâbele olup ceng-i azîmde iken Zülkadriyye sâhibi Alâ’üddevle tarafından Mısır Sultânı Gavrî askerinden on iki bin ahrec atlı Mısır askeri Bâyezîd-i Velî askeri içine girüp eyle bir kılıc bâzârı olur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Âl-i Osmân askeri vakt-i gurûbda bir tarafa Şehzâde Selîm askeriyle Canha dağlarına gidüp beri tarafda meydân Acem ve Türkmân ve Gavriyân'da kalır, ammâ Şehzâde Selîm,
EÇS X Y41a
"Âh Mısırlı, âh Mısırlı," der idi. "Cenâb-ı Bârî bana taht-ı âl-i Osmânı erzânî kılarsa, Allâh ile ahdim olsun, ibtidâ gazâm Acem, ikinci Zülkadiroğlu, üçüncü gazâm Mısır olsun. Anlar İslâm pâdişâhları ola da Acem'e imdâd edeler, hayr ola, el-umûru muhtâruhullâh" deyüp sabr ederdi.
EÇS X Y41a–Y41b
Ammâ Kızılbaş tâ Üsküdar'dan çapar ile baş alup Sivas hânlarına getürürlerdi. Bu hâl üzre âhir âl-i Osmân Acem'e çul tobra Y 41b harâc nâmına vermeğe başlayup devlet-i âl-i Osmân hor hakîr olmağa yüz dutdu. Bâyezîd-i Velî ise Halvetî tarîkından bî‘at edüp taraf-ı Hakk'a mücâhedeye başlayup nefsin katl eyleyüp dünyâdan el çekdi. Sultân Selîm Tarabefzûn'dan Âsitâne tarafına ser-i kârda kimesnelerle pes ü perdeden meşveret edüp,
EÇS X Y41b
"Hemân Selîmim, sen bize bir tarafdan birez askerle zâhir ol. Biz sana tahtı teslîm ederiz. İş işden geçdi, elbetde yetiş" deyü haberler varınca Selîm Hân oğlu Süleymân Hân şehr-i Tırabuzan'da vücûda gelmişdi. Selîm dahi Tırabuzan'da müştak olmuşdu. Anıniçün Şâh İsmâ‘îl Süleymân Hân'a ta‘n-âmîz nâmelerinde Laz oğlu Laz deyü yazardı.
EÇS X Y41b
Hemân Şehzâde Selîm oğlu Süleymân dahi tüvânâ yiğit olmuşdu. Babası Sultân Bâyezîd'e Süleymân'ına Kefe tahtı hükûmetin ricâ eyleyüp ricâsı kabûl oldukda oğlu Süleymân'a beş bin benem dîger nîst diyen asker verüp iki yüz pâre gemi ile Tırabuzan'dan üç yüz mîl bir muvâfık eyyâm ile Kefe'ye varup ber-taht nişîn olup başına asker cem‘ etmeğe başladı. Ale'l-akab Şehzâde Selîm dahi beş yüz pâre gemi ile on bin asker gemilere dolup muvâfık eyyâm ile bir gecede Kefe limanına çıkup Kefe kal‘asına girüp Tatar Hân'dan Mengli Geray Hân ile mülâkat olup keşf-i râz eder.
EÇS X Y41b
Tatar Hân "Allâh mübârek eyleye" deyü kırk bin asker koşup Selîm dahi yigirmi bin asker cem‘ edüp kat‘-ı menâzil ederek Pravadi nâm mahalde Uğraş deresi nâmında bir mahalde meks edüp Bâyezîd-i Velî tarafından dîvân-ı pâdişâhî askeri dahi mukâbele-i Selîm'de meks edüp Bâyezîd-i Velî askeri tekrâr meşveret-i gayrı edüp;
EÇS X Y41b
"Bir hûnhâr şehzâde-i cüvân-bâhtdır. Ümîzdir ki tahta cülûs edince cümlemizin girîbânın değşire. Hemân bununla ceng eylemek evlâdır" deyü cenge âheng etdiler. Beri tarafda Selîm ma‘hûddur, ceng yokdur, mülâhazasıyla âsûde dururken Selîm askeri üzre bir yaylım top ve bir yaylım tüfengler atılup Uğraş deresinde iki asker birbirine uğrayup karılup katılınca niçe kerre yüz bin tîr kemânından atılınca Şehzâde Selîm'in askeri münhezim olup Tuna cânibine firâr edüp Şehzâde Selîm ârifâne yan verüp Karadeniz sâhiline sınup Varna nâm mahalde ârâste bir gemiye süvâr olup yine taht-ı kadîmi olan Tarabefzûn'a varup gayret [ü] hamiyyetinden baş göstermeyüp hâmûş-bâş oldu. Ammâ kâ’immakâmı olan Sarı Kaya Beğ Tarabefzûn'da hükm [ü] hükûmât etmede ve Canha'da Mallı Alî Beğ dahi hıfz [u] hırâset etmede, Şehzâde Süleymân Kefe'i zabt etmede.
EÇS X Y41b–Y42a
Sergüzeşt-i Şehzâde Selîm Y 42a Hân
EÇS X Y42a
Hakîr-i pür-taksîr bu sergüzeşti sikadan olmak üzre nakl ederim ki merhûm u mağfûrun-leh pederimiz Dervîş Mehemmed Zıllî yüz on yedi yaşında dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye irtihâl etdiler. Ne ân bu hakîr kadar seyâhat etmiş ola, ammâ âl-i Osmân'dan tokuz pâdişâhın şeref-i sohbetleriyle müşerref olduğundan mâ‘adâ Süleymân Hân ile gazâ-yı Seyyidvar'da bile imişler. Ve Kıbrıs fethinde serdâr Kara Mustafâ Paşa ile mevcûd bulunup Magosa kal‘ası feth oldukda miftâhlarıyla Selîm-i Sânî'ye gönderdikde beleğan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlardan sonra Dergâh-ı Âlî kuyumcubaşılığın ihsân edüp mü’ebbed hatlar verüp ve Sultân Ahmed asrında Mekke-i mükerremenin Altun Oluğ'un pederimiz inşâ edüp surre emâneti hizmetiyle sütûh-ı Mekke'ye mîzâb-ı rahmeti vaz‘ eylemişler.
EÇS X Y42a
Bu bastdan murâd ya‘nî pederimiz umûr-dîde ihtiyâr âdem idi. Süleymân Hân rikâbdârı Kuzu Alî Ağa yüz kırk sekiz yaşında merhûm oldu. Ve Zeyrekbaşı'nda Pirinccizâde hânesi sâhibi Abdî Efendi, ve Azebler hammâmı kurbunda Kara Kız Mehemmed Efendi, bu zikr olunan ihtiyârlar bir yere gelüp musâhabet etdükde hakîr safâ ederdim.
EÇS X Y42a
Bir gün yine bunlar bizim pederle cân sohbeti ederken bir arık tirîd nahîf âdemin koltuklarına huddâmları girüp kapudan zâhir olunca bizim pederle cümle istikbâle kalkup hayli ta‘zîm edüp saff-ı âlîde karâr edüp taraf taraf,
EÇS X Y42a
"Safâ geldin ömrümün varı Halîmî Efendi" deyüp ta‘zîm ü tekrîmler edüp berş-i rahîkîler ve mutantan kahveler henüz râyih olmuşdu.