EÇS X Y74a
Lümûmya‘nî Arab âsî olup cem‘iyyet etdi.
EÇS X Y74a
Buğ etdiya‘nî bir âdemin derisin yüzüp içine samandoldurup Mısır dîvânına girmeğe buğ derler.
EÇS X Y74a
Tur‘ayı cerf etdiya‘nî su arkın ayırtladı.
EÇS X Y74a
Mâla oturduya‘nî borcunu vermeğe ahid etdi bir âdem bir âdemin.
EÇS X Y74a
Evsâf-ı ulemâ-yı sâdât-ı kirâm nakîbü'l-eşrâf-ı Mısır
EÇS X Y74a
Cümle ulemânın ser-çeşme ve ser-firâzı ve sâdât-ı kirâmın mümtâzı Nakîbü'l-eşrâf Seyyid Burhâneddîn-i Rûmî'dir. Hamîd sancağında Eğirdir şehrinde yine Seyyid Burhâneddîn hazretlerinin ırk-ı tâhirindendir. Ecdâdlarının niçe yüz keşf [ü] kerâmetleri zâhir ü bâhir olmuşdur. Ammâ kendüleri Mısır'da yetmiş yıldır kim sâkin olmuşlardır. Gâyetü'l-gâye sâhib-i kerem hânedân sâhibidir. Rûm ve Arab u Acem'den, Hind ü Sind ve Semerkand [u] Buhârâ'dan seyyâhân-ı cihân ki Mısır'a gele, elbette anın hâne-i bî-minnetinde mihmân olup şeref-i sohbetiyle müşerref olup ni‘met-i nefîsesin tenâvül ederler. Ve her bâr ihsân [u] in‘âmın alup hırka-i gûnâ-gûnun geymek mukarrerdir. Ve bir iki sene hânesinde mihmân olmuş cân vardır. Bir kimesne istiskâl etmeğe kâdir değildir. Hemân mısra‘:
EÇS X Y74a
der. Ve dâ’imâ meclis-i şerîflerinde ulemâ-yı erbâb-ı ma‘ârif ile mesâ’il-i şer‘iyye ve ba‘zı ma‘ârife müte‘allık zevkler olurdu.
EÇS X Y74a
Ve dahi zîr-i hükümlerinde eyâlet-i Mısır'da yetmiş yerde kâ’immakâmları vardır. Cümlesinin kâr [u] mahsûlâtları mâh-be-mâh kendülere vâsıl oldukdan mâ‘adâ kazâ-i Hânkâh kendülere ber-vech-i arpalık sadaka olunmuşdur. Ve iki medrese ve yedi nezârete mutasarrıflar idi. Ve ma‘mûr mahsûldâr kurâları var idi.
EÇS X Y74a–Y74b
Ve dest-i hükümlerinde şehr-i Mısır içre ve eyâlet-i Mısır'da kırk altı bin sâdât-ı kirâmdan hasîbü'n-nesîb Y 74b şürefâlar vardır. Alay günleri paşaya istikbâle çıkup alem-i Resûlullâh altında yeşil imâmeli sâdât-ı kirâm şâhrâh-ı Muhammedîyi sebzezâr edüp nûr-ı Muhammedî şa‘şa‘asından livâ-i Resûlullâh temevvüc eder. Cümle şürefâ âdâb-ı Resûlullâh üzre muhteşemâne küheylân atlar ile atbaşı berâber ubûr ederler, ve's-selâm.
EÇS X Y74b
Ve bu Mısır'ın askerî tâ’ifesi ve ulemâsı ve ümenâsı ve keşşâf mültezimîni aklâmları ale'l-ihtisâr tahrîr olundu, ammâ inşâallâh yine mahalliyle bir hoş tahrîr olunur.
EÇS X Y74b
İmdi Sultân Selîm aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân, tokuz ay kâmil Mısır'da ve Dimyât ve Reşîd [ve] İskenderiyye'de sâkin olup bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre kemâ hüve hakkuhu tahrîr edüp cümle askerî tâ‘ifesin yerlü yerine ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihin ale't-tertîb yerlü yerine ve'l-hâsıl cemî‘i elzem-i levâzımâtı gereği gibi kânûn-ı Selîm olmak üzre görüp sıhhatde olan kibâr-ı evliyâullâh ve cemî‘i ulemâya ziyâfet edüp ihsân [u] in‘âmlar verüp du‘â-i hayrlarıyle şerefyâb Rûm'a azîmet etmeğe me’zûn oldular.
EÇS X Y74b
Andan cemî‘i merâkid-i kibâr-ı evliyâullâhı ziyâret edüp meşhed-i İmâm Hasan'da bir günde yüz hatm-i şerîf tilâvet etdirüp cemî‘i ervâh-ı evliyâ ve enbiyâdan istimdâd taleb edüp tokuz aydan sonra Mısır'dan Âdiliyye'ye bir alay-ı azîm ile çıkup anda dahi cümle a‘yân-ı dîvân-ı Mısır'a bir ziyâfet-i âlî edüp sağ eline Kemâl Paşazâde'yi alup ve sol eline vezîr-i mükerrem Hayre Beğ Paşa'yı alup birbiriyle öpüşdürüp dünyâ ve âhiret karındaş edüp;
EÇS X Y74b
"Mısır umûrun Allâh'a ısmarladım ve sizleri hâkim nasb etdim. Ve iki[ni]zi dahi Mısır a‘yânına Allâh emâneti verdim" deyü Kemâl Paşazâde'yi Mısır ulemâsı ve şurefâsına teslîm eyledi. Hayre Beğ'i Mısır a‘yânı ehl-i dîvân beğlerine teslîm edüp Fâtiha tilâvet etdi. Ve cemî‘i umûru Hayre Beğ'e tevfîz edüp sene 923 mâh-ı Muharrem'inde Mısır'dan Âsitâne'ye azîmet edüp Hayre Beğ tâ Gazze'ye bile gitmek sadedinde idi. Selîm Hân eydir:
EÇS X Y74b
"Ey Hayre Beğ vezîrim. Mısır'da hayır görmek istersen, sen bu Âdiliyye'den gerü dön. Yeni feth olmuş diyârı kime bırağırsın, gözün aç" deyü Hayre Beğ'e bir gûşmâl verüp Hayre Beğ gerü dönüp pâdişâh-ı cem-cenâb Şâm'a varınca menzil-be-menzil Hayre Beğ tarafından pâdişâh yoluna pâyendâz harîrler ve me’kûlât [u] meşrûbâtlar bezl-i hüdâ ederek Selîm Hân Âsitâne'ye revâne olmakda.
EÇS X Y74b–Y75a
Beri tarafda Hayre Beğ ser-i kârda olup sa‘âdetli pâdişâhın muhâfazacı ta‘yîn eyledüği Rûmeli ve Anatolu askerin cümle Mısır şehri içinde perîşân ü pârekende edüp gavgâ ve cidâl olmasın maslahatı içün cümle asker-i Y 75a İslâmı Kara Meydânı kal‘asına ve yedi kat iç kal‘aya toldurup Mısır âsûde-hâl üzre olup bir ferd haddinden tecâvüz etmeğe kâdir olmayup Hayre Beğ ol kadar adl [ü] adâlet ve ol kadar hükm [ü] hükûmetde cür’et edüp ahâlî-i Mısır ile o denlü hüsn-i ülfet etdi kim kürg-i dağî ile kûsfend-i bâğî birbirine kec nigâha kâdir değiller idi. Ol ecilden cümle ahâlî-i Mısır "İllâ yansuru's-sultân Hayre Bay" dediler.
EÇS X Y75a
Hakîkatü'l-hâl Mısır vezîrine sultân deseler vechi vardır, ammâ bi-şartı en yekûne ayne fi‘lih dedüği gibi âhir Mısır vezîri azilde selâmet çıksa hakkâ ki pâdişâhlıkdır. İnşâallâh selâmet çıkmanın şurût [u] kuyûdunu dahi mahallinde tahrîr ederiz.
EÇS X Y75a
Andan Hayre Beğ Bâbü'l-vezîr'de tarîk-ı âm üzre bir câmi‘-i rûşen inşâ etdi. Hâlâ bir münevver câmi‘dir. Kendüleri sene 5, şehr 2 vezîr olup Süleymân Hân asrında merhûm olup câmi‘inin mihrâbı önünde medfûndur. Kânûn üzre câmi‘inin nezâreti Mısır vezîrlerinindir. Ve hâlâ Mısır içre âl-i Osmân'ın cemî‘i vüzerâlarının hayrâtları Mısır vezîri nezâretindedir. Binâ-i azîm câmi‘ler vardır kim inşâallâh cemî‘i imârât hayrât [u] hasenâtları mahalliyle ferâden ferâdâ alâ-kadri'l-imkân tahrîr ederiz.
EÇS X Y75a
el-Faslu'l-hâdî ve'l-ışrînMahrûse-i Mısır kal‘asının ibtidâ bânîsi ve cemî‘i imâretlerinin bânîsin ve cümle binâ-yı azîmleri beyân eder
EÇS X Y75a
Evsâf-ı Ümmü Dünyâ Mısır-ı Kâhire ammerahullâhu ta‘âlâ
EÇS X Y75a
Evsâf-ı Mısır niçe bin kütüb-i tevârihâtda mastûr, ammâ bu seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem Evliyâ kalîlü'l-bizâ‘a ve kesîrü'l-seyyâha bu gûne müfîd [ü] muhtasar tahrîr etmişdir kim evvelâ bu fânî dünyâ niçe bin divelden gerü kalmış dünyâdır, Mısır andan bir şemmedir. İbtidâ binâ eden Hazret-i Âdem oğlu Şît, anın oğlu Gırbâb, Gırbâb oğlu Nakrâveş binâsıdır.
EÇS X Y75a
Tûfân'dan sonra Hazret-i Nûh oğlu Hâm ve Hâm oğlu Bayzar binâ etdi. Ol asırda binâ olunan Eski Mısır imiş. Gerçi Mısır cümle şehrin ismidir, ammâ ism-i Mısır bu Mısır'a alem olmuşdur. Zîrâ bir bânîsi Nakrâveş idi. Hazret-i Âdem ismini Mısrâyim kodu, anıniçün Mısır derler. Ammâ evvelki ismi lisân-ı İbrânî'de Makdoniyye derler. Lisân-ı Süryânî'de Efsûs derler. Lisân-ı Yûnâniyân'da Fustât derler. Lisân-ı Kıbtîde Mısrâyim derler. Lisân-ı (---) derler. Beyne'n-nâs Ümmü Dünyâ derler.
EÇS X Y75a
Lisân-ı Arabda Kâhire-i Mu‘izziyye derler. Mağribden Mu‘izzüddîn Kâhir hurûc edüp İhşidiyyûn elinden sene 358 kahrile feth eylediğiyçün Kâhire derler. Hâlâ cemî‘i halkı Kahhâr Yâ Kahhâr ve Yâ Kâbız (---) (---) ismine mazhar olduklarından cümle ricâlullâhı inkıbâz üzredir.
EÇS X Y75a–Y75b
Zamân-ı kadîmde eyle amâr imiş kim Nîl kenârında tûlü üç günlük yol idi. Y 75b Fir‘avn-ı Mûsâ bu Mısır'a mâlik olmağile hâşâ ve kellâ Arapça dedi.
EÇS X Y75b
Mağrûr olup Hazret-i Mûsâ cengde cenginde cenge (---) Süveys deryâsının Kolondur boğazı nâm mahallinde deryâya gark olup eli vilâyeti ve taht-ı Menûf'u berbâd [u] kahr olduğıyçün bu vecihle dahi Mısır'a Kâhire derler. Ba‘dehu niçe mülûk [u] selâtînler gelüp ma‘mûr etmek murâd edinüp güneşde zerre ve deryâda katre misâl ta‘mîr ü termîm edüp ancak taht-ı Fir‘avn olan Menûf'u bir kasaba mikdârı amâr etdiler.
EÇS X Y75b
Ve Eski Mısır olan şehr-i Fustât'ı Melik Mukavkıs dedeleri Melik P 185b Tavtîs ma‘mûr etdi. Ammâ yine Kabâbıta destinde iken sene 21 târîhinde kavm-i Yûnâniyân ile Efrenciyân yek-dil [ü] yek-cihet olup Nîl-i mübârek tuğyânında iki bin pâre yelken ile Dimyât ve Reşîd boğazından içeri girüp Mansûre şehrin gâret edüp tâ Eski Mısır'a gelüp nehb ü gâret edüp niçe kerre yüz Mısır hazînesi alup ve Kıbtî kavmin âdem deryâsı gibi sürü sürü getirüp esîr edüp Eski Mısır'ı kabza-i tasarrufa alup Ayasofya kenîsâsına Mısır'ı vakf eylediler.
EÇS X Y75b
Kabâbıta kavmi Rûm'a harâc-güzâr olup Eski Mısır'ın cânib-i şarkîsinde bir sâ‘at ba‘îd cebel-i Mukattam ki hâlâ cebel-i Cûşî ve cebel-i Becâmîm ve cebel-i Takâtu‘ ve cebel-i Şarkî ve cebel-i Mukattab ya‘nî Kutbü'l-aktâb dağı ve cebel-i Lûkân ve cebel-i Hicân derler. Ammâ Nîl aşırı olan cibâllere cibâl-i Garbî ve cebel-i Cüzâm ve cebel-i Hirâm ve cibâl-i Heremeyn derler.
EÇS X Y75b
Bu zikr olunan şarkî ve garbî (---) (---) cibâllerin mâbeynleri tâ bilâd-ı Fûncistân'a ve bilâd-ı Berberistân'a ve bilâd-ı Nûbe'ye varınca iki tarafları dardır, ve ba‘zı yerleri Mısır'dan aşağı vâsi‘dir, kim arasından nehr-i Nîl cereyân edüp cânib-i cenûbda Cebelü'l-Kamer'den gelüp cânib-i şimâlde şehr-i Dimyât'da ve bir fırkası şehr-i Reşîd'de Akdeniz'e munsab Q 187b olunca Nîl kenârında niçe vâsi‘ sahrâlardan ba‘îd bî-hisâb cibâller vardır.