EÇS X Y93b
Ve evkâfı gâyet çok olmak ile huddâmları dahi çok olup câmi‘i dâ’imâ tathîr ederler. Ve hareminin ortasında bir havz-ı azîmi var, sekiz musanna‘ mermer sütûnlar üzre bir kubbe-i âlîdir. Dâ‘imâ şâzrevânları cereyân edüp cemâ‘at tecdîd-i vuzû’ ederler.
EÇS X Y93b
Ve iki minâresi var, demir kapunun iki cânibinde üçer tabaka minâre-i âlîlerdir. Ammâ birbirlerine gâyet yakındır ve gâyet musanna‘ mevzûn minârelerdir. Ve bir minâresi dahi mihrâbın sol tarafı köşesine vâki‘ olmuşdur.
EÇS X Y93b
Ve mihrâbı gâyet musanna‘dır. Ve minberi gerçi ağaçdır, ammâ Hind püsûskârîsi-misâl hurde münakkaş minberdir.
EÇS X Y93b
Ve bir maksûre gibi bir musanna‘ mü’ezzinler mahfili sekiz hurde sütûn-ı mevzûn üzre binâ olunmuşdur. Ve cümle yetmiş pençeresi tuc kafes pençerelerdir. Ve cümle yüz yigirmi aded kemer câmlardır. Elhâsıl gâyet musanna‘ câmi‘-i ferah-fezâdır.
EÇS X Y93b
Ve bunda olan maslûbât âvîzeler bir câmi‘de yokdur. Mihrâb kubbesinde bir pirinc fânûs vardır. Cümle iki bin kanâdîli vardır, gûyâ bir fânûs-ı münevverdir.
EÇS X Y93b
Ve bu câmi‘ kal‘a-misâl bir metîn binâ olmak ile sene 1072 Ömer Paşa Mısır vâlîsi iken kul isyân edüp gulû-yı âm ile bu câmi‘e kapanup üç gün üç gece ceng-i azîm ederler. Ömer Paşa hazretleri bunlara istimâletler verüp cürümlerin afv edüp amân verir. Yine mutî‘ olmayup cenge âheng edüp câ-be-câ şehri gâret ederler. Hemân Ömer Paşa hazretleri Hazret-i Risâlet'in sancağ-ı şerîfin çıkarup;
EÇS X Y93b–Y94a
"Pâdişâha mutî‘ olan, alem-i Resûlullâh dibine gelsin. Ol âsîlerin katilleri helâldir, mâlları yağmâ, başları pâdişâhındır" deyüp dellâllar nidâ etdikde Ömer Paşa Hazret-i Ömer kılıcın kemerine bend kılup beş altı balyemez topları çeküp Subaşı hammâmı tarafından metrisler kurup anlar câmi‘ pençerelerinden ve sütûhlarından, bunlar dahi taşrada çârsû-yı bâzâr içinden germ-â-germ Y 94a cengde iken toplara âteş edüp câmi‘-i Mü‘eyyed'e birkaç top urunca hikmet-i Hudâ ibtidâ gülle zorbabaşının başın gülle birbaş nîrâna götürüp cümle aşkıyâ bî-ser ü sâmân kalup karârları firâra mübeddel olup sokak sokak bunları bulup tîğ-ı âbdârdan bunlara ecel câmın nûş etdirüp paşa-yı hüsn-tebdîr mansûr [u] muzaffer kal‘aya çıkup bakıyyetü's-seyfleri bulup anları dahi adem iklîmine yollayup Mısır'ı âsûde-hâl etdi. Hakkâ ki şecâ‘at-i adl-i Ömer'dir. Hâlâ câmi‘in ba‘zı yerlerinde top güllesi alâmetleri nümâyândır. Andan,
EÇS X Y94a
Sultân Hasan vüzerâlarındandır. Yine Sultân Hasan câmi‘ine karîb Defterdâr hammâmı sırasında Ivaz Beğ hânesi önünde sekizer kademede tarafeynden nerdübân ile çıkılır. Cümle dîvârlarının taşları kırmızı ve beyâz münakkaş câmi‘dir. Ve derûn-ı câmi‘de aslâ sütûnlar yokdur, hemân kemerler üzre müzehheb tavandır.
EÇS X Y94a
Ve mihrâb [u] minberi gâyet musanna‘dır. Ve iki kapusu var. Biri sağ tarafda âbdesthâne kapusudur, ammâ tarîk-ı âm üzre vâki‘ olmağile haremi yokdur. Ve kıble kapusu şâhrâha açılur. Bu kapunun yemîn ü yesârındaki celî hatlar budur:
EÇS X Y94a
Emera bi-inşâi hâze'l-câmi‘i'l-medreseti'l-mübâreketi el-makarri'l-eşrefü'l-âlî el-mevlevî el-vâlî emîrü'n-nefy(?) el-Hây Atabeğü'l-asâkiri'l-mansûre el-Melikü'l-Eşrefî e‘azzallâhu nasrahu bi-târîhi sene erba‘ ve seb‘în ve seb‘imi’e [774]
EÇS X Y94a
Evsâf-ı câmi‘-i Sultân Hasan ibn Muhammed ibn Sultân Kalavân
EÇS X Y94a
Âl-i Etrâkden bir azîmü'ş-şân pâdişâh idi. Âhir kulları Sultân Hasan üzre gulû edüp Yelboğa nâm bir fedâyî Hasan Şâh'ı şehîd etdi. Sonra Yelboğa'yı dahi Sultân Muhammed Kalavân neslinden el-Melikü'l-Eşref katl edüp vücûdun pâre pâre edüp Yelboğa cezâsın buldu. Ba‘dehu Yelboğa'nın Berkûk nâmında bir Çerkez kulu var idi, ana Berkûk-ı Osmânî derlerdi, zîrâ âl-i Osmân'dan Gâzî Hüdâvendigâr'a hizmet etmişdi, efendisi Yelboğa kanın almak içün Melik Eşref üzre cemî‘i Çerkez ve Abaza ile gulû edüp münhezim oldular.
EÇS X Y94a
Âhir Berkûk'u ve cümle Abaza ve Çerkezi Mısır'dan sürüp Şâm'da Sultân Tâhir Seyfeddîn Ebû Sa‘îd'e varup anda vezîr olup efendisi Yelboğa rûhiyçün ve Sultân Hasan câmi‘i imâretiyçün bir Mısır hazînesi altun gönderdi. İşte câmi‘-i Sultân Hasan gibi azîmü'ş-şânın şânına göre Mısır'ın Rûmeli meydânında bir binâ-yı zîşân câmi‘ etmiş kim kubbe-i mînânın altında bir câmi‘dir. Cümle dâ’iresi ile başka bir Şeddâdî sengîn-bünyâd kal‘a-i ma‘mûr-âbâddır. Aslâ ağaç binâ yokdur.
EÇS X Y94a
Ve bu câmi‘e muttasıl bir şey yokdur, cânib-i selâsı tarîk-ı âmdır. Ve esâs-ı dîvârı serâpâ fîl cüssesi kadar azîm seng-i hârâlardır. Dâ’iren-mâdâr etrâfından iki bin adımdır. Hattâ fâtih-i Mısır Sultân Selîm Âdiliyye'den bu câmi‘i gördükde;
EÇS X Y94a
"Şol iki minâreli kal‘a nedir?" demişler.
EÇS X Y94a
"Pâdişâhım Sultân Hasan câmi‘idir" derler.
EÇS X Y94a
"Acabâ Gavrî anda mı mutahassın olup ceng eder ki?" buyururlar.
EÇS X Y94a
Ya‘nî tâ bu mertebe bir metîn ü hasîn kal‘adır kim Mısır kal‘asından metîndir. Hattâ sene (---) târîhinde kul isyân edüp bu câmi‘e kapanırlar. Azebler kullesinden niçe balyemez top vurmuşlardır, aslâ zarar isâbet etmemişdir. Hâlâ rahne yerleri nümâyândır.
EÇS X Y94a
Ve bu câmi‘in cânib-i erba‘asındaki dîvârlarında onar tabaka medrese pençereleri vardır kim kat-ender-kat medrese hücreleridir.
EÇS X Y94a–Y94b
Ve cânib-i erba‘asında dîvârının kaddi kâmil yüzer arşındır kim evc-i semâya ser çekmiş Y 94b dîvârdır. Tâk-ı kisrâdan on bir arşın âlî binâ olunmuşdur.
EÇS X Y94b
Ve cânib-i erba‘ası kirpi saçakdır. Ve iki kapusu var, biri cânib-i şarka Sipâh bâzârına mekşûfdur.
EÇS X Y94b
Bu câmi‘ fevkânî olmağile iki tarafındaki kapulardan yigirmişer kademe taş nerdübân ile câmi‘e çıkılır.
EÇS X Y94b
Bu kapunun üstünde Q 194a mihrâb tarzı kemerleri vardır. Kat-ender-kat burma zıhlar ve gilviler ile üstâd-ı kâmil mermerde eyle san‘atlar icrâ etmiş kim gûyâ sihr-i i‘câz göstermiş. Semâya münkalib olmuş seksen arşın kaddi bir mehîb kapu kemeridir. Ve kapunun kanatları musanna‘ sarı pirincdir, kaddi yigirmi arşın kanatlardır.
EÇS X Y94b
Ve bu kapunun iki yanında üçer âdem kaddi bâlâda çâr-gûşe P 192a taşda kalın kûfî hat ile şehâdet kelimesi tahrîr olunmuşdur kim siyâh ve beyâz mermer-i ruhâm ile tahrîr olunmuşdur. Bu kadar zamândan bir fenâ bulmamışdır.
EÇS X Y94b
Ve bu kapudan içeri bir ince yoldur. Ol dahi sâfî ruhâm-ı hâm döşelidir. Bu yol ile yüz adım gidüp harem kapusuna varır. Ve harem kapusu dahi ikidir. Biri dahi Rûmeli meydânına açılır, yüz adım ruhâm üzre buna dahi yol ile gider. Bu dahi hemân Sipâh bâzârı cânibine açılan kapu gibi eyle bâlâ ve âlî musanna‘ kapudur. Ammâ içeri harem kapusu üzre tahrîr olunan târîhler budur:
EÇS X Y94b
Bismillâhirrahmânirrahîm. Emera bi-inşâi hâze'l-medreseti'l-mübâreketi mevlânâ es-sultânü'l-merhûm eş-şehîd el-melikü'n-nâsır Hasan bin Mevlânâ es-sultânü'ş-şehîd el-merhûm en-Nâsır Muhammed bin Kalavân. Zâlike fî şuhûr sene erba‘ ve sittîn ve seb‘imi’e. [764]
EÇS X Y94b
Ve bu câmi‘in tûlü ve arzı yüz seksener ayakdır, adım değildir. Ve harem-i azîminin cânib-i erba‘asında birer azîm yan soffaları vardır, her biri birer câmi‘ kadar vardır. Bu câmi‘ içre gayrı câmi‘ler gibi direkler yokdur, hemân cümle toloz kemer binâlar ve üstleri ve cânib-i erba‘ası yedi yüz medrese hücreleridir. Hâlâ müte’ehhil câmi‘ huddâmları sâkindir.
EÇS X Y94b
Ve bu harem-i azîmin tâ vasatında şekl-i müsemmen bir havz-ı latîfi var. Cânib-i sümnünde sekiz ince mermer sütûn üzre bir kubbe-i âlîdir, ammâ kireci sıvalıdır ve gâyet musanna‘ kubbedir.
EÇS X Y94b–Y95a
Ammâ Târîh-i Fazâ’îl-i Mısır'da eyle tahrîr ederler kim kaçan Yezîd-i bî-mezîd ibn Mu‘âviye Mısır kavmine rağmen İmâm Hüseyn'in ser-i sa‘âdetin ba‘de Hicreti'n-nebevî sene 61 târîhinde Mısır'a gönderdikde bu Sultân Hasan câmi‘i yerine bırağup niçe bin Yezîdîler re’s-i şerîf-i İmâm'ı ayaklarıyla deperken niçesinin ayakları tulum gibi şişer. Hâlâ ol zürriyyetden niçe bin tulum ayaklı âdemler vardır. Ba‘dehu ol ser-i sa‘âdeti Cenâb-ı Kibriyâ hıfz içün re’s-i şerîf etrâfından bir göl âşikâre olup Yezîdîler re‘s-i şerîfi depmeğe kâdir olamazlar. Ba‘dehu bir muhibb-i hânedân hâtûn bir gece evlâdın Y 95a boğazlayup İmâm Hüseyn'in mübârek başın alup yerine evlâdı başın koyup İmâm'ın başın hâlâ meşhed-i İmâm yerinde hıfz edüp ba‘dehu âl-i Abbâsiyân'da meşhed-i İmâm amâr olmuşdur.
EÇS X Y95a
Ba‘dehu sene 764 mürûrunda Sultân Hasan bu câmi‘i inşâ edüp İmâm Hüseyn'in ser-i sa‘âdeti yerinde zâhir olan gölün yerinde teberrüken bu havz-ı azîmi yapar. Hikmet-i Hudâ Sultân Hasan'ı askerî aşkıyâları İmâm Hüseyin'in başı durduğu havuz kenârında Hüseyin gibi Hasan'ı şehîd edüp hûn-ı Hasan Hüseyn yerine rîzân olup ol ân havuzun suyu kurur. Ba‘dehu evlâd-ı Sultân Hasan ve vezîr Şeyhûn mezkûr havuza bir sâkıye edüp hâlâ câmi‘-i pür-envârın havuzu sâkıye kuyusuyla dolar. Ve hâlâ havz-ı Sultân Hasan makâm-ı re’s-i İmâm Hüseyn'dir, deyü tecdîd-i vuzû’ edüp rûh-ı Hasan'ı ve Hüseyn'i yâd ederler.
EÇS X Y95a
Ve bu câmi‘in mü’ezzinân mahfili mihrâb soffasında sekiz ince amûd-ı mevzûnlar üzre gâyet ibret-nümâ inşâ olunmuşdur kim Mısır'da misli yokdur.
EÇS X Y95a
Ve mihrâbında olan Hind püsûskârîsi hurde kuş gözü sadefkârî san‘atı makdûr-ı beşer değildir.
EÇS X Y95a
Ve minberi vâcibü's-seyr bir minber-i ibret-nümûndur kim bir câmi‘in minberine müşâbeheti yok mermer-i hâm bir tarz-ı âhar minberdir. Cümle Fahrî oyması gibi çîm-ender-çîm burma zıhlar ve Rûmî ve mihribânî güller ve islimî ve gûnâ-gûn füller ile üstâd-ı mermerbür bu minbere bir kalem urmuş kim cemî‘i kûhken ve mermerkârlar bir tîşe urmağa âcizlerdir. Gûyâ bir mu‘allak minberdir. Altından âdemler gelüp geçerler.
EÇS X Y95a
Ve bu minber soffasının üçer taraf dîvârı üçer âdem kaddi beyâz mermer ve kırmızı sommâkî ve ebrî ve yerekânî tahta mermer kaplıdır. Ve Sultân Hasan bizzât mihrâb önünde eflâke ser çekmiş bir beyâz kubbe içinde medfûndur. Kulları şehîd etmişlerdir. Ammâ Hudâ âlimdir, rub‘-ı meskûnda eyle bir müzeyyen kubbe-i pür-nûr-ı illiyyîn yokdur. Zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûndan mâ‘adâ anda olan kütüb-i nefîse ve Kelâm-ı İzzetler ve zî-kıymet maslûb âvîzeler ve girânbahâ zerdûz hâlîçeler ve niçe yüz mücevher kanâdîl ve şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar meğer Hazret-i Risâlet-penâh'ın kubbe-i şerîfinde ola.
EÇS X Y95a
Ve mihrâbın biri sağında ve biri solunda iki pençere vardır, Sultân Hasan türbesine nâzırdır, tuc kafesleri vardır, biri türbeye girmeğe kapu gibi açılır. Bu pençerelerin kanatları vardır, her biri üçer âdem kaddi bâlâdır ve enniliği ikişer kulaçdır. Serâpâ altun ve gümüş üzre silu ve lâjiverd-i demânî ve sîmâvî ve la‘lî mînâlar ile münakkaş kanatlardır. Her biri birer Mısır hazînesi oldu, derler ve hakîkatdır. Hâlâ bir üstâd zerger ana bir matraka ve sûhân urmağa kâdir değillerdir. Mısra‘, beyt:
EÇS X Y95a
Ra’eynâ câmi‘e'd-dünyâ cemî‘an,Ve lâkin mâ ra’eynâ misle hâza.