EÇS X Y121a
Evvelâ yüz mikdârı kütük pâreleri ki her biri üç karış olmak üzre ve her kütüğün ortasında birer karış kaddi gevele egserisi mıhlı tomruklardır.
EÇS X Y121a
Ve yüz mikdârı tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir kassâb sâtırları ki arkası kalın Frengî demirden keskin sâtırlardır.
EÇS X Y121a
Ve yüz mikdârı sırçalı büyük toprak mecurlar kim herbirine birer âdem sığar, içleri âb-ı nâbile memlû, ba‘zısı boş. Ve niçe kalaylı Kalavân zamânından kalmış siniler.
EÇS X Y121a–Y121b
Ve elli mikdârı enderûn [u] bîrûnu sırçalı azîm su küpleri gibi, ammâ dibleri vâsi‘, ağızlarına bir âdem kellesi sığar. Cümle bu gûne nuhâs ve türâb âvânî eşyâları hâzır edüp du‘âcı kıyâma gelince cümle huzzâr-ı meclis dahi ayağa kalkup ibtidâ besmele ve hamdele ve tarziye ve tasliyeden sonra ibtidâ âl-i Osmân'a ve sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Sultân Kalavân'a ve Lokmân Hekîm'e ve Fisagores-i Tevhîdî'ye ve Sultân-ı hukemâ Ebû Alî Sinâ'ya ve sâ’ir Y 121b hukemâ ervâhların ale't-tertîb yâd edüp hâzırûn selâmetliğiyçün ve hekîmbaşı ve nâzır ağa ve kâtib aşçıbaşı ve cümle halîfeler ve sâ’ir huddâmların selâmetlerin yâd edüp ba‘de'd-du‘â tekbîr edüp Fâtiha-i şerîf tilâvet olup el yüze sürüldükden sonra koca sayyâdbaşı ve üç yılan kassâbları haremin ortasında duran on iki zenbîlin birinin ağzın sökünce el-azametullâh niçe bin yılan-ı bî-emân semm-i helâhil nîş-i cân rehâ bulunca hakîr gerçi mürtefi‘ mahalden temâşâ ederim, ammâ aklım başımdan gitdi.
EÇS X Y121b
Yılanların kimi sağa ve kimi sola âdem boyu pertâb edüp gıjgırarak safîr urarak kendülerin dîvâra urarak cân havliyle sıçrarken hekîmbaşı huddâmları ve sayyâdları cümlesin bir yere cem‘ edüp fârûk ile mülemma‘ sarı ihrâmlar vardır, anların içine koyunca cümle yılanlar harekâtdan kalup sâkin oldular.
EÇS X Y121b
Andan mezkûr tomruk ta‘bîr etdiğimiz direk parçalarının yanına koca sayyâd ve üç kassâb oturup ellerine sâtûrların alup ihrâmlar içinden birer birer yılanları çıkarup bir nev‘a küçük beyâz yılanları sayyâdlar koyunlarına korlardı, anlarda olan misk râyihası hakîri mest etdi, hekîmbaşıya su’âl etdim;
EÇS X Y121b
"Misk yılanıdır. Bunlar fârûk olmaz, gayrı edviye ederiz. Şimdi görürsün" dedi.
EÇS X Y121b
Anı gördüm, ne kadar küçük beyâz yılancıklar var ise cümle bir yere cem‘ edüp bu fârûk yapılan medresenin bir köşenin bir muzlim ya‘nî gölge yere bir uzun ibrîşim kırmızı gaytân ip bağlayup cümle ol beyâz küçük misk yılancıkların ol gaytân ipe boğazlarından ale't-tertîb sıra ile dizüp mezkûr ipi bir dîvârdan bir dîvâra gerüp cümle yılanlar asılı asıla kaldı.
EÇS X Y121b
Ba‘dehu ol yılanların ağızlarına penbe ile Sûsa zeytûn yağından damladınca yılanlar mürd olup her biri şişmeğe başladı. Bu hâl üzre bu yılanlar kırk gün ve gece asılı durup cümle yılanların derisi ol yılanlar içre kakule içi gibi dâne dâne misk olup kuvvetinden âdemin burnu kanar, tâ bu mertebe keskin râyihası olur misk olur ki.
EÇS X Y121b
Andan bir gûne küçük kısa münakkaş yılanlar, başları gûyâ yarım ceviz kabuğu gibi müdevver başlı yılanlardır, anları dahi başka kodular. Su’âl etdim;
EÇS X Y121b
"Bunlara hayyetü's-Safî derler. Hazret-i Âdem ile Cennet'den sürülen yılanların neslindendir. Bunlar dahi fârûk olmaz, gayrı derde devâdır" dedi.
EÇS X Y121b
Andan on zenbîl yılanları cümle arayup misk yılanın ve mezkûr müdevver başlı Safî yılanların başka saklatdı. Meğer Safî yılanı fârûk yılanı gibi yumurtadan yavru çıkarmaz imiş, sâyir hayvân gibi doğururmuş, hilkat-i hayyeye muhâlif bir hikmetullâhdır.
EÇS X Y121b–Y122a
Andan cümle Y 122a fârûk yılanların saydılar. Sagîr ü kebîr sekiz bin üç yüz yılan olup teslîm-i mütevellî olup sekiz yüz guruşluk yılan olduğunu kâtibler ve mürşidler deftere kayd etdiler.
EÇS X Y122a
Ba‘dehu koca sayyâd ve üç yılan kassâbı tomrukların başına oturup "Bismillâhirrahmânirrahîm, bismillâhi niyyetü'ş-şifâ" deyüp ihrâmdan bir büyük yılan çıkarup mezkûr tomruk üstünde egseriye yılanın ortasın koyup sol eliyle yılanın başın kuyruğun berâber dutup sağ elindeki sâtırla bir kerre endirüp yılanın vücûdu başsız ve kuyruksuz mermer üzre pertâb etmeğe başladı.
EÇS X Y122a
Baş ve kuyruk koca sayyâdın elinde kalup elindeki sâtûrun arkasıyla yılanın başın ezüp mermer üzre bırakdı ve bir kerre "Vahhadallâh" dedi. Cümle huzzâr-ı meclis "Lâ-ilâhe illallâh" deyü haykırışdılar. Ammâ yılanı kesdükde çekerek dutup baş ve kuyruğu üç parmak gerü bırağup keser.
EÇS X Y122a
Ba‘dehu kesilen yılanları bir kassâb dahi alup altun bıçağile karnın yarup bağırsakları ve yumurtaların çıkarup bir gayrı kassâba atar.
EÇS X Y122a
Ol dahi alup yılanın derisin tırnağıyla koparup çekince başdan başa soyulup gûyâ evvelden dahi derisi âriyetî imiş, deriden zırpadak bir beyâz et çıkar, ammâ yılan yine pertâb eder.
EÇS X Y122a
Andan gayrı hukemâ eline düşer, kassâblar vaz‘-ı yed etmezler. Hekîmbaşı halîfeleri soyulmuş yılanları alup mezkûr mecurlar içinde pâk gasl edüp mezkûr sırçalı küplere tuzlayup korlar, mâl-â-mâl olup âteşe koduklarında hekîmbaşı sâ‘at dutup küplerin altına germâ-germ santa ağacı yakarlar. Ammâ cümlenin lisânında tevhîd [ü] tezkîrdir, cümle havf u haşyet üzredir. Ve ba‘zı yılanları ihrâmdan çıkardıkda ağzına tükürüp tomruk üstüne kodukda yılan mest [ü] medhûş olur, andan kat‘ ederler.
EÇS X Y122a
Elhâsıl on iki sayyâd ve kassâb bu minvâl üzre on zenbîl yılanı cümle kırup,
EÇS X Y122a
"Başın ve kuyrukların başka bir devâ içün saklarız" deyü büyük katremîz şîşeleri vardır, ana doldururlar.
EÇS X Y122a
Hakîr ibrâm edüp su’âl etdim, kat‘î cevâb vermediler. Ammâ Allâhü a‘lem akl-ı kâsırım ile başında olan zehirin çıkarup Frengistân'a gönderirler. Zîrâ bir kerre Donkarkız kralına bir ipde dizilmiş bin mikdârı yılan başı Mısır'dan Q 204a P 202a hedâyâ getirdiler, kral-ı bed-fi‘âl haz edüp ipinden yapışup gorof'a teslîm etdi.
EÇS X Y122a–Y122b
Ammâ bu yılanları kassâblar katl ederken sâtûru bir dürüst urmayup gevdede yâ baş yâhûd kuyruk bir zerre denli ilişse hemân hekîmbaşı yerinden sıçrayup "irmi, irmi el-hayye" deyü feryâd eder. Ya‘nî "at yılanı, at yılanı" deyü Y 122b feryâd etdükde der ân yılanın başıyla gevdesin sâ’ir yılanların bağırsakları ve yumurtaları içine atmayup başka bir yere bırakdılar.
EÇS X Y122b
Derhâl kol kalınlığı olup ol yılan şişdi. Ammâ aslında baş parmak kalınlığı idi. Bir hoş kesilmemek ile başından zehir vücûduna te’sîr edüp şişdi. Anıniçün hekîmbaşı feryâd edüp atdırdı. Ve tomruk ile ol sâtûru dahi atup gayrı tomruğ u sâtûr getirdiler.
EÇS X Y122b
Ol gün hikmet-i Hudâ on zenbîl yılandan yetmiş beş yılan bir hoş kat‘ olunmayup cümle âlâtiyle atdılar, ammâ ol atılan yılanları vakfa yazmayup sayyâd ve kassâbların üstüne yazup tahte'l-hisâb vazîfelerine mahsûb olur, aceb temâşâdır.
EÇS X Y122b
Bu katl olunan yılanların derilerin ve bağırsakları ve yumurtaları dağlar gibi yığılup kassâblar cem‘ olup bu yılan muzahrafâtlarına mezkûr (...) elenmiş ince tuzu saçup mülemma‘ ederken kassâbın biri elin çeküp bir âh-ı serd çekdi ve vâveledâ deyü feryâd etdi.
EÇS X Y122b
Derhâl koca sayyâdbaşı herîfin parmağına ağzı yarın ilkâ edüp mecurlarda gasl olmuş yılanlardan üç yılan getirüp herîfin parmağı üzre sardı. Derhâl yılanın üçü dahi kol kalınlığı oldu. Anları kaldırup üç yılan dahi sardılar. Anlar şişmeyüp levnleri mütegayyir oldu.
EÇS X Y122b
Anları dahi kaldırup koca sayyâdbaşı herîfin parmağın ağzına alup cerâhat yerin emüp sarı tükürüğü yere tükürüp herîfin parmağına sehel fârûk-ı a‘zam sürdüler. Vecâ‘ı teskîn olup herîf mesmûm olmadan halâs bulup tâze cân buldu.
EÇS X Y122b
Meğer katl olunan yılanların birinin başı ve kuyruğu bir çalışda dürüst kesilmeyen yılanların birisi sehven yılan yumurtaları ve muzahrafâtları içine sehven bırağırlar. Ba‘dehu bu kassâblar yumurtaları ve ciğerleri ve bağırsaklarını tuz ile mülemma‘ ederken mezkûr dürüst kat‘ olmayan yılandan herîfin parmağına zehir te’sîr eylemiş. Bâlâda tahrîr olunduğu üzre herîfe mu‘âlece edüp halâs eylediler.
EÇS X Y122b
Hâsıl-ı kelâm bu sayyâdlar ve kassâblar gibi cân-pûlâd ve seng-dil âdemler görmedim. Hâşâ ki anlar benî âdem ola. Gerçi hakîr bir ibret-nümâ şey gördüm, ammâ her derîce ve dakîkada aklım başımda değil idi, seyrine vardığıma nâdim oldum. Ve hekîmbaşıdan yine su’âl etdim:
EÇS X Y122b
"Bu yılanların derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde salamura edüp hıfz etdiniz, bunları neylersin" dedim. Hekîmbaşı:
EÇS X Y122b
"Siz neylersiz? Su‘âl etmen" dedi. İbrâm [u] ilhâh edüp tekrâr su’âl etdim. Cevâb etdi kim;
EÇS X Y122b–Y123a
"Bunda Y 123a Freng balyozları vardır, anlar bizden iştirâ edüp Frengistân hukemâlarına götürüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye her uzvun başka başka devâ ederler kim tarfetü'l-ayn içre te’sîr eder" dedi.
EÇS X Y123a
Ba‘dehu cümle tathîr olmuş tuzlanan yılanları on iki kıt‘a kıt‘a sırçalı küplere koyup haremin bir köşesinde matbah ocakları üzre koyup altına santa ağacı âteşi germâ-germ verüp hekîmbaşının bir elinde asâsı ve bir elinde sâ‘ati. Aşçılar yine kendü halîfeleridir kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş üstâd-ı kâmil telâmizlerdir, ancak hekîmbaşı hâzır olup evkât gözedir, üç sâ‘at yılanlar küpler içre kaynayup küpler üzre kehrübâr-misâl sarı sarı yağlar zâhir olup hekîmbaşı kendi eline kepçe alup ol sarı yılan yağların kepçe ile alup iri katremîz sırça şîşeler vardır, anlara doldurdu. Cümle küplerden böyle yağları cem‘ edüp katremîz şîşelerine doldurup yine yılanların küpleri altına germâ-germ âteş urdular. Ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yılanlar tabh olduğu bakır âleti tancere ve kazgan değildir, zikr olunduğu üzre içi ve tışı sırçalı toprak küplerdir.
EÇS X Y123a
Ba‘dehu hekîmbaşı kepçe ile alduğı yılan yağı üzre Mağrib vilâyetinde Sûsa şehrinin âb-ı hayâta benzer âlü'l-âl zeyt yağı ile yılan yağın vezn edüp beş vukiyye yılan yağı ve beş vukiyye zeyt-i hâlis yağı berâber bir şîşelere doldurup şîşeleri âteş-i nerm üzre koyup ba‘dehu âteşi germ edüp üç sâ‘atden sonra endirüp say yağı-misâl müşk [ü] amber-i hâm râyihalı bir yağ oldu kim râyiha-i tayyibesinden huzzâr-ı meclisin demâğları mu‘attar oldu. Hakîr sabra tahammülüm kalmayup hekîmbaşıya su’âl etdim;
EÇS X Y123a
"Vallâhi Hindistân'da emrâz-ı cüzâm ve behak ve beras misilli marîzler gâyet çokdur, anın âb [u] hevâsına bu yağ gâyet nâfi‘dir. Bir kerre bu yağdan ol maraza mübtelâ olanların vücûduna sürse bi-emrillâh vücûdunda bir illet kalmayup dürr-i beyz olur. Ammâ bu iklîm-i Mısır'da nef‘i yokdur, bin kerre sürseler te’sîr etmez. Ammâ Mısır'da cerebe ve hafakâna mübtelâ olanlara kırk gün birer dirhem yediriniz, bi-emrillâh halâs olur."
EÇS X Y123a
Ba‘dehu yılanlar küpler içre üç sâ‘at dahi pişüp suyu bir karış mikdârı tenezzülde olup cümle küpleri âteşden endirüp cümle pişmiş muharrâ olmuş yılanları iri bakır sinilerin içine koyup sovumağa kodular.
EÇS X Y123a–Y123b
Beri tarafda küpler içre kalan yılan maslûkasını bir aydan berü niçe şefâ‘atnâmeler ile gelen a‘yân-ı Mısır'ın kâseleri ve ibrîkleri ve bakracların dollâblardan çıkarup herkesin ismi resmi ve marazı bakracları üzre bir makramada Y 123b kâğıdlar içre yazılup ol yılan çorbası suyundan kâse ve bakraclara doldurup ba‘zı marîzlerine göre maslûka üzre dahi edviyeler zam edüp herkese kâse ve bakr[ac]ların teslîm edüp niçe yüz yere böyle yılan çorbası gider.