EÇS X Y141b
Ba‘zılar kavlince bu şehr-i Fustât yerinde ibn Ersilaveş nâm bir melik bir kasr-ı âlî binâ etmişdi kim her ay başında güneş bir burcdan bir burca intikâl etmelü olsa ol gece ol kasrın üzerinde âteş yakarlardı. Andan şems-i âteş-tâb bir burcdan bir burca intikâl etdiğin bilirlerdi. Anıniçün bu şehrin ismi Ersilaveş idi. Lisân-ı İbrîde "Şems Evi" demekdir. Ba‘dehu bu şehri Fîrûzâd el-Kidânî oğlu Buhtunnasr harâb edüp kâmil beş yüz yıl berbâd yatdı. Andan bir şehir dahi zamîme olup 6. ismine şehr-i Yeşkikod(?) derler (---), bâzârı olan yerdir. Ve buna karîb bir şehr-i azîm dahi binâ olunup 7. ismine Hamrâ-yı Kusvâ dediler.
EÇS X Y141b
Ba‘dehu sene 358 Mağrib-zemîn'den âl-i Fâtımiyyûn halîfelerinden Mu‘izzüddîn'in gulâmı Cevher Kâyid Mısır'a gelüp hâlâ Yeni Mısır'ı binâ edüp 8. ismine Kâhire-i Mu‘izziyye dediler. Ba‘dehu 9. ismi Katâyi‘ (---) kurbunda şehr-i müzeyyen idi kim Ahmed Tolun binâ etmişdir.
EÇS X Y141b
Ba‘dehu Rûm kralları Kabâbıta krallarına gâlib olup Mısır'a Ercâlis bin Mıkrâtîs hâkim olup Fustât yerine bir şehir yapup 10. ismi Fusta Ercâlîş idi.
EÇS X Y141b
Ba‘zı müverrihler kavli üzre Buhtunnasır'dan sonra Mısır'ı Fürs pâdişâhlarından (---) (---) âteş-perestler idi. İçlerinde Hasnî Kisrâ Cûş nâm bir pâdişâh Mısır'a bir şehir zamîme binâ edüp 11. ismine Kubbetü'd-Duhân dediler. Zîrâ bunda bir azîm âteşgede etmişdi. Hâlâ Eski Mısır hâricinde âteşgede kubbeleri âsârı zâhirdir kim hâlâ Eski Mısır hâkimi bu kubbe kurbunda sâkindir.
EÇS X Y141b
Ammâ Eski Mısır hâkimi (---) (---) ve cebel-i Mukattam dâmeninde Eşmûn bin Kıbtîm bir şehir binâ edüp ismine Otıtıs dedi. Ve Cîze tarafında şehr-i Etrîb yine Etrîb Melik binâsıdır. Ve Mısır kurbunda Kandûme şehrin Ceyrûn Hayrûn Habrûn vezîr Harûbâ Melike içün binâ etdi.}
EÇS X Y141b–Y142a
Ammâ bu hâkimlerin birisi Eski Mısır kal‘ası içine hükm edemez. Hazret-i Ömer'den berü içinde olan Kıbtîlerin ahidnâmeleri vardır, bir ferd vaz‘-ı yed edüp duhûl edemez. Zîrâ cümle Kabâbıta ruhbânları sâkin olup deyr-i kadîmleri var, mesken-i atîkımızdır, deyü içinde bin mikdârı Kıbtîler sâkindirler. Ve deyrleri içre meliklerinden Kıbtîm ve Filbatır ve Mîhâ’il ve Mîkâ’il Y 142a ve Tavtîs melikler yatır.
EÇS X Y142a
Ve kal‘ası bir köhne âbâd kal‘a-i berbâddır, ammâ mansar havfinden ta‘mîr ü termîm edüp garba nâzır bir alçak küçük kapu etmişlerdir. At giremez, ammâ hımâr ve piyâde âdem girir. Bu kal‘a dâyiren-mâdâr iki bin adımdır. Bir şâhâne kulle-i azîm-misâl bir deyr-i âlîleri vardır. Bu kal‘anın cânib-i erba‘ası amîk handakdır. Ve hâlâ her sene tathîr ederler. Bevvâbları kendülerdendir, içinde aslâ gayrı âdem yokdur ve komazlar da.
EÇS X Y142a
Ve bu kal‘a zamân-ı kadîmde azîm kal‘a imiş. Hâlâ der-i dîvârları ve burc [u] bârûları zâhir ü bâhirdir. Lâkin bu Kıbtîlerin sâkin olduğu iç kal‘a imiş. Ve şehrin cânib-i kıblesine vâki‘ olmuşdur. Cânib-i erba‘ası kömistân ve harâbistândır.
EÇS X Y142a
Ammâ varoş-ı Eski Mısır ma‘mûrdur. İki yüz yetmiş mihrâbdır. On iki ma‘mûr [u] âbâdân câmi‘-i sultân vardır. Cümleden kal‘a-misâl câmi‘-i kebîr müstecâbü'd-du‘â ve ka‘be-i fukarâ,
EÇS X Y142a
Bâlâda ale't-tafsîl câmî‘ler evsâfı içre tahrîr olunmuşdur. Ammâ Mısır içinde bundan büyük ve dörd minâreli câmi‘ yokdur, gayrı cevâmi‘ler birer ikişer minâreli câmi‘lerdir. Andan Gavrî sâkıyesi kurbunda,
EÇS X Y142a
Evsâf-ı câmi‘-i Sultân Muhammed {bin Sultân Kalavân}
EÇS X Y142a
Nîl kenârına karîb bir câmi‘-i garîbdir. Tûlen ve arzan yüz onar ayakdır. Ammâ kıble tarafı münhedim olup amûd-ı müntehâları yerde yatır. Hareminin cânib-i erba‘asında cümle altmış sekiz amûd-ı gûnâ-gûn üzre köhne tavandır. Üç kapusu ve iki minâresi var. Kıble kapusunun iki cânibinde âdem kaddi bâlâda tahrîr olunan târîh budur:
EÇS X Y142a
Bismillâhirrahmâhirrahîm. Emera bi-inşâi hâze'l-câmi‘i'l-mübârek el-abdü'l-fakîr ilallâhi ta‘âlâ Mevlânâ es-Sultân el-Melikü'n-Nâsır ed-dünyâ ve'd-dîn Muhammed bin Sultânı'ş-şehîd el-Melikü'l-Mansûr Seyfeddîn bin Kalavân, e‘azzallâhu ensârahu bi-Muhammedin ve âlihi, ve zâlike Q 211a fî sene ihdâ ve ışrîn ve tis‘imi’e [921].
EÇS X Y142a
terkîm olunmuşdur. Ve gümrük kurbunda Ümmü'l-kıyâs mukâbelesinde,
EÇS X Y142a
Nîl kenârında dörd amûd-ı latîf üzre sekiz kârgîr binâ müdevver kubbeli bir câmi‘-i latîfdir. Ve ortası açıkdır, kafes urmuşlardır. Ve câmi‘ içinde der-i dîvârı serâpâ kâşî-i Çîn kaplıdır.
EÇS X Y142a
Ve mihrâbı kezâlik münakkaş çinidir ve mihrâbı [minberi] münakkaş haşebdir. Minber kapusu üzre târîh: Sene 1070
EÇS X Y142a
Ve Rûm tarzı bir tabaka minâre-i âlîsi var. Ve tarîk-ı âmma nâzır demir pençereleri cümle İslâmbol'dan gelmiş, Mısır'da nazîri yok pençerelerdir. Ve çârşû içinde minâresi eğri,
EÇS X Y142a
Evsâf-ı câmi‘-i Muhammed bin Hüseyin el-Kûfî
EÇS X Y142a–Y142b
Bir tarafı harâb olmuşdur. Bir muharref minâre-i âlîsi var, Allâhu a‘lem eyle binâ olunmuş bir acîb ü garîb minâredir, aslâ münhedim olmaz. Sol kapusu Y 142b bâblarında âye[t]:
EÇS X Y142b
Muhammed bin Hüseyin el-Kûfî sene sittîn ve seb‘imi’e [760].
EÇS X Y142b
terkîm olunmuşdur. Andan Uzun Çârşû içinde,
EÇS X Y142b
Câmi‘-i Hasenât derler. Otuz sekiz alçak sütûn-ı gûnâ-gûn üzre mebnî münakkaş tavanlı bir küçük câmi‘dir. Kapusu yanlarında ve câmi‘ içinde bir musanna‘ kürsî levhasında tahrîr olunan târîh budur:
EÇS X Y142b
Emera bi-inşâi hâze'l-câmi‘i'l-mübârek Mevlânâ es-Sultân el-Melikü't-Tâhir Muhammed bin Ebû Sa‘îd Çakmak azze nasrahu bi-Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecma‘în.
EÇS X Y142b
Ve kapusu üzre bir alçak minâresi var. Ve ana karîb,
EÇS X Y142b
Bir minâresi var. Cemâ‘ati az olmağile dâ’imâ bâbı mesdûd olmağile duhûl etmedik.
EÇS X Y142b
Bu tahrîr olunan cevâmi‘lerden gayrı cümle zâviyelerdir. Ammâ,
EÇS X Y142b
Zâviye iken cemâ‘at-i kesîresi olmağile sonradan câmi‘ olmuşdur. Bir musanna‘ rûşen câmi‘dir, yukaru çârşû içindedir.
EÇS X Y142b
Ve bu şehir içre üç medrese ve yigirmi mekteb-i sıbyân ve beş tekye var. Ammâ Gümrük kurbunda Şeyh Alî Yâ Hay tekyesi ziyâretgâhdır. Eyle binâ-yı azîmleri yokdur, ammâ mehîb ibret-nümâ cümmeyz ağacları ve ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır, ammâ evkâfı yokdur.
EÇS X Y142b
Ve Nîl kenârında beş yerde dahi tekye vardır, binâları ve evkâfları yokdur, hemân müsâfirîn ü mücâvirîne ârâmgâh ve ibâdetgâh sâye-i dırahtistân tekye-i bî-minnetdir, gûyâ hıyâbân-ı Cennetdir. Ba‘zı sâhib-i hayrâtlar mihrâb ve soffalar binâ etmişler. Huddâmları vardır.
EÇS X Y142b
Bu tekyenin yerinde yeniçeri çorbacıları âyende vü revende metâ‘ sâhiblerinden bâc hakkı alurlar, azîm zulüm hânedir. Hudâ ref‘ ede. Bir fukarâ mâlının nısfın vermeğile halâs olmaz. İbtidâ Fir‘avn'ın bâc alduğı mahal bu Eski Mısır'dadır. Kıbtîler bu mahalden ubûr etdükçe âdâb-ı sernigûn edüp geçerler, meşhûr-ı âfâk yerdir. Fir‘avn-ı la‘înin seyyi’esidir kim bu zulüm hâlâ cihângîr olmuşdur.
EÇS X Y142b
Ve bu şehirde mâ-tekaddem yedi yüz hammâm var imiş. Hâlâ aşağı çârşûda bir hammâm vardır. Ve on bir vekâle vardır. Ve on kahvehâne vardır, ammâ Nîl kesimi günleri mu‘attal olan kahvehâneleri tezyîn edüp her birinden sâz söz ve Hüseyin Baykara âdemleri olur. Ve cümle üç yüz seksen küşâde dekâkînleri var, niçesi mesdûddur, ammâ bezâzistânı yokdur. Ve bu şehrin tâ ortasında leb-i Nîl'de,
EÇS X Y142b
Evsâf-ı anbârân-ı gılâl binâ-yı Hazret-i Yûsuf
EÇS X Y142b–Y143a
Bu anbâr-ı Yûsuf'un hikâyeti cemî‘i kitâb-ı tevârîhlerde mastûrdur. Ammâ bu mahalde ifâdesi Y 143a elzem-i levâzımından olmağile ihtisâr üzre tahrîr edelim. Ol zamân kim Mısır'da Melik Reyyân pâdişâh idi, Hazret-i Yûsuf'u esîr deyü Mısır'da satup Mısır azîz[i] aldıkda Züleyhâ'nın ta‘aşşuku kesretinden Hazret-i Yûsuf'a iftirâ edüp sicne kodular. Andan yine zindâna iki yiğit dahi kodular, âye[t]:
EÇS X Y143a
Mazmûn-ı tefsîr-i şerîf oldur kim Hazret-i Yûsuf ile zindâna iki yiğit dahi komuşlardı. Bunlar birer vâkı‘a görüp Hazret-i Yûsuf'a dediler. Biri eyitdi: