İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y143a
"Başımdan ekmeği kuşlar yedi" dedikde hemân Hazret-i Yûsuf ta‘bîr edüp,
EÇS X Y143a
"Seni salb ederler" dedi.
EÇS X Y143a
Hikmet-i Hudâ ol sâ‘at ol fetâyı hâcibler zindândan çıkarup salb etdiler.
EÇS X Y143a
Netîce-i kelâm Hazret-i Yûsuf zindân içre mahbûs dururken mu‘abbirlik ile iştihâr buldu. Andan Melik Reyyân dahi bir vâkı‘a gördü, âye[t]:
EÇS X Y143a
âyeti Melik'in vâkı‘a gördüğü kıssasıdır.
EÇS X Y143a
Hazret-i Yûsuf'u zindândan çıkarup Melik Reyyân'ın düşünü ta‘bîr edüp eydir:
EÇS X Y143a
"Yâ Melik! Mülkünde yedi P 209a sene kaht-ı azîm olur" deyü ta‘bîr edüp Melik Hazret-i Yûsuf'u sicinden halâs edüp Hazret-i Yûsuf'un re’y-i tedbîriyle Melik anbârlar binâ etmeğe mübâşeret etdi. Ammâ Melik'in ecel-i müsemmâsı tamâm olup mürûr-ı eyyâm ile bi-emr-i Hudâ hilâfet Hazret-i Yûsuf'a intikâl edüp bu anbârları inşâ etdi. Hakîkat yedi yıl kaht [u] galâ olup Mısır'ın Yûsuf kıtlığı meşhûrdur. İşte anbâr-ı Yûsufların aslı böyle binâ olunmuşdur.
EÇS X Y143a
Ammâ niçe bin mülûk elinden girüp çıkup gûnâ-gûn tarza girmişdir. Ammâ esâs binâsı evvelki zemîndir. Hâlâ eşkâl-i binâsı şekl-i murabba‘ birbirine mukâbil iki kal‘adır. Ve aceb ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir yerdir kim dillerde dâsitândır. Dîvârlarının kaddi kırkar zirâ‘ âlîdir ve Sedd-i İskender-misâl kırmızı tula binâlardır. Dahi fevkında kamışdan kafes örülmüşdür, içine âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan bilâ-had ve lâ-ad remmâ remmâ kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubûbâtdan tenâvül edüp yine gürûh gürûh tayerân etmededirler.
EÇS X Y143a–Y143b
Hikmet rûz [u] şeb niçe kerre yüz bin hûş [u] tuyûr bu kadar hubûbât tenâvül ederler, hamd-i Hudâ bir habbe eksilmez, aceb ihsân-ı Hudâ'dır. Hattâ bir kerre bu kadar murgân gılâli yediklerinden eksilir deyü şumnaların üstüne sütûhlar yapup setr ederler. Ol sene Y 143b Mısır'a bir kaht-ı azîm müstevlî olur kim kaht-ı Yûsuf anın yanında ganîmet-i sûr-ı hümâyûn idi. Ba‘dehu anbârları açup hıfz etdikleri gılâlden bir habbe kalmayup cümle kapkara kül olmuş ve damlar üzre niçe kerre yüz bin tuyûr mürd olmuş.
EÇS X Y143b
El-azametullâh, ehl-i Mısır birbirlerini cû‘dan tenâvül etmek mertebesine varırlar. Cümle ulemâ-yı ârif-i billâhlar bir yere gelüp meşveret ile anbâr-ı Yûsuf üzre binâ etdikleri dam [u] bâmları münhedim ederler. Hâlâ ol Q 211b asırdan berü mekşûfdur.
EÇS X Y143b
Ammâ sene başında Mısır vezîri cemî‘i ümenâlar ve yedi bölük ağaları ve defterdârı ile anbâr-ı Yûsuf'a gelüp anbâr emîninin ve nâzırın muhâsebesin gördüklerinde on iki bin erdeb gark-ı âb ve zâyi‘ât ve tenâvül-i hûş u tuyûr içün muhâsebeleri nâkıs görülüp mâl-ı pâdişâhîye mahsûb olur.
EÇS X Y143b
Ve bu anbâr içre cümle (---) kerre yüz bin erdeb buğdaydır ve (---) kerre yüz bin erdeb bakladır ve (---) kerre yüz bin erdeb şa‘îr. Bu cümle hubûbât Sa‘îd-i âlî'den ya‘nî Circe semtinden gelir. Mısır'dan aşağı Reşîd [ve] Dimyât semtinden Mısır'a aslâ bir habbe gelmez ve mahsûlleri anlara dahi yetmez, zîrâ anların mahsûlâtları şeker ve kınâ ve penbe ve ketân ve pirincdir, gılâl az olur.
EÇS X Y143b
Hâsıl-ı kelâm Ümmü Dünyâ Mısır, Sa‘îd-i âlî vilâyetidir kim Mısır'ın anasıdır, Mısır'ı ol besler. Ve bu mezkûr gılâl pâdişâh üzerine iki Mısır hazînesine mahsûb olup (---) Mısır hazînesinin biri dahi bu anbâr-ı Yûsuf'dur.
EÇS X Y143b
Mekke ve Medîne ve Deşîşe ve Muhammediyye ve Murâdiyye ve Hâsekiyye anbârları cümle Bulak şehrindedir. Anın kâtibi ve nâzırları ve emînleri ve keyyâlleri başkadır ve gayrı aklâmdır. Mukaddemâ evvel Deşîşe aklâmları kara ağalar destinde olup nâzırları anlar idi. Evkâfları harâb olmağın Kethudâ İbrâhîm Paşa sa‘âdetlü pâdişâha arz edüp hâlâ hatt-ı şerîf ile yeniçeri ocağına meşrûta olup yeniçeri ağası nâzır oldu.
EÇS X Y143b
Ve cümle Haremeyn gılâli kırk iki bin erdebdir. Sa‘îd-i âlî'de Mekke ve Medîne kurâları vardır. Evkâf nâzırları [ol] kurâlardan tahsîl edüp Bulak'da şumnalarına korlar. Andan Deşîşe Urbânları on bin deve ile bender-i Süveys'e götürüp anda Muhammediyye ve Murâdiyye ve Hâsekiyye gemileri vardır, defter ile cümle gılâli re’îslere teslîm edüp anlar Cidde'ye ve Yenbû‘a götürüp Mekke ve Medîne'ye teslîm ederler. Bu Mekke ve Medîne gılâlinden aslâ anbâr-ı Yûsuf'a dâhil olmaz. Mukaddemâ Çerâkese asrında Mekke ve Medîne gılâli anbâr-ı Yûsuf'a dâhil olurmuş. Sultân Selîm Mısır'ı feth etdükde cümle Mısır kulu,
EÇS X Y143b–Y144a
"Pâdişâhım, Y 144a bizim cirâye ve alîkımız içre Mekke ve Medîne gılâli karışdı. Vakfullâhdan yer olduk. Mâlımızın rızkımızın ve ni‘metimizin bedi berekâtı gitdi. Pâdişâhım ref‘ eyle" deyü ricâ etdiler. Selîm Hân-ı Evvel ref‘ edüp Bulak'da mezkûr anbârları ihdâs eyledi.
EÇS X Y144a
Ammâ azîm hayrât eyledi. Anların dahi üstleri açıkdır. Ammâ bu Eski Mısır'da niçe yüz anbârlar vardır. Mısır'ın a‘yân [u] eşrâflarının şumnalarıdır, cümlesinin üstleri mestûrdur, ammâ yine berekâtları yokdur. Mısır'da gılâlı kaht olsun deyü der-anbâr eden elbette bir zarar edüp mâlına ve cânına ve evlâd [u] iyâline elbette bir zarar isâbet eder.
EÇS X Y144a
Ammâ Cenâb-ı Bârî bu anbâr-ı Yûsuf'a bir berekât-ı Halîl vermişdir kim Mısır içre askerî tâ’ifesi yetmiş kalemdir kim yeniçeriyân ve azeb ve müteferrikagân ve çavuşân ve gönüllüyân ve sipâhiyân ve tüfengciyân ve cebeci ve topcu ve keşîde ve mütekâ‘idîn ve cevâlî ve eytâm ve tavâşiyân ve nisvân ve aklâm-ı e’imme ve hutebâ ve meşâyihûn ve sâdât ve'l-hâsıl bu tahrîr olunan yetmiş aded aklâmlarda kırk yedi bin üç yüz yetmiş eli berâtlı pâdişâh kulu cirâye-hârân vardır. Bunlar anbâr-ı Yûsuf'dan cirâye ve alîkaların her mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl alırlar.
EÇS X Y144a
Bunlardan mâ‘adâ Bayram Paşa tahrîri üzre şehr-i Mısır içre on altı kerre yüz bin benî âdem tahrîr olunmuşdur, anlar dahi anbâr-ı Yûsuf'a muhtâclardır. Zîrâ ganî ve fakîre cüvân u pîre habbe-i kamhullâh bu ecnâs-ı mahlûkâta mebzûldür kim cemî‘i akl-ı Arastolar vâkıf-ı esrâr olamayup engüşt ber-dehen edüp azm-i iklîm-i fenâ etdiler, yine böyle ni‘met-i Hudâ mebzûl iken mu‘cize-i Hazret-i Yûsuf ile binâ olunan anbâr-ı hazâyin-i gayb mâl-â-mâldir ki âye[t]:
EÇS X Y144a
Hakkâ ki Rabbü'l-İzzet'in kelâm-ı kadîmidir kim Rabbü'l-âlemîn'dir, cümle mahlûkunun rızkı anın üstünedir. Bu dahi bir şâhid değil midir kim bu günün sâhibi elbette vardır kim cemî‘i mevcûdâtı ol perveriş eder. Beyt:
EÇS X Y144a
Ey Kerîmî ki ez hazâyin-i gaybGebr [ü] tersâ vazîfe-hor dârîDûstân-râ kücâ künî mahrûmTû ki bâ düşmenen nazar dârî
EÇS X Y144a
Hulâsa-i kelâm Mısır'ın niçe bin ibret-nümâ-yı temâşâgâhı var. Biri dahi bu ibret-nümâ-yı sun‘-ı azîm anbâr-ı Yûsuf'dur. Hakîr devlet-i âl-i Osmân'a hayli tek [ü] pûm vardır, ammâ bu dörd nesneye akl-ı kâsırım vâlih olur. Biri İslâmbol'da Tershâne-i Âmire, biri dahi Matbah-ı âl-i Osmân, biri dahi Mekke ve Medîne ve huccâc masrûfâtı, biri dahi dersen Mısır'da anbâr-ı {Hazret-i} Yûsuf'dur. Bu dördünün îrâd [u] masrûfuna cemî‘i ukalâ dem-beste ve hayrân kalmışdır.
EÇS X Y144a–Y144b
{Der beyân-ı sâkıyehâ-yı Mısır-ı atîk} Y 144b
EÇS X Y144b
Ve bu Eski Mısır'da bir temâşâgâh dahi Eski Mısır'ın aşağı şimâl cânibi nihâyetinde Sultân Gavrî sâkıyesidir kim şekl-i müsemmen bir kal‘a-i metîndir. Kaddi seksen zirâ‘-ı Mekkîdir. Tâ zirvesine yokuş yukaru atlar ve sığırlar çıkup sekiz yerde çarhlar ile sâkıyeler dönüp Nîl'den su çeküp kemerler ile Mısır'ın iç kal‘asına gider.
EÇS X Y144b
Başka sâkıye emîni vardır. Taht-ı hükûmetinde on bir mahalde cümle 36 dollâblardır. Ve cümle üç yüz sığır ve iki yüz huddâmları vardır. Senevî mâl-ı pâdişâhîden yüz elli kîse masrafı vardır. Azîm hayrât ve mühim hizmetdir kim Mısır'ın iç kal‘asına bu sâkıyelerden üç yüz altmış göz kantaralar ile Nîl suyu gidüp iç kal‘ada olan ibâdullâh def‘-i atşân edüp Sultân Gavrî aleyhi rahmetü'l-Bârî hazretlerine du‘â ederler. Sekiz sene bu hakîr dahi hayrât [u] hasenâtı âb-ı nâbından nûş etdik. Rûhiyçün Fâtiha. Ve bu,
EÇS X Y144b
Eski Mısır'da Gavrî sâkıyesi dibindeki Melik Mukavkıs binâ etdüği halîc ki şehr-i Mısır içre Nîl kesiminde Ebü'l-mencâ kantarası altından cereyân eden Nîl-i mübâreki beyân eder
EÇS X Y144b
el-Faslu'r-râbi‘ ve erba‘înMısır diyârına hayât P 209b veren ve ganî eden kat‘-ı Nîl'i beyân eder
EÇS X Y144b
Evvelâ Nîl kesimi Nîl kesimi deyü cihân-ârâ olan Nîl kesimi oldur. Ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim yağmur yağmaz, yağar ise de kifâyet etmez. Ol ecilden Hazret-i İdrîs mu‘cizesiyle ilm-i hendese üzre Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i tur‘a tur‘a ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır tamâm ray oldukdan sonra cemî‘i ibâdullâh Nîl ile gelen çamur üzre zirâ‘at edüp yetmiş günde mahsûl alup kût edinirler.
EÇS X Y144b
Hikmet-i Hudâ âdetullâh bunun üstüne böyle cârîdir kim cemî‘i dünyâda sular mâh-ı Temmûz'da noksân üzre olur, ammâ bu Nîl-i mübârek Avusdos'un (---) günü Kıbtî hisâbı üzre anların sene başı şehr-i Tût derler, bed-âyîn günleridir kim zünnârların kuşanup nâra ihrâk olacak melât-ı mehmelât-ı çepelât-ı pohlât lipâçelerin geyüp nâr [u] nûra ihrâk olacaklarına şâdumân ederler. Hikmet-i Hudâ bu günlerde Nîl ol Temmûz günleri cûş [u] hurûşa gelüp Nîl'e nokta düşer, ya‘nî Nîl suyu kıpkırmızı balçıklı deryâ-misâl cereyân eder. Ammâ bir kerreden gelmez, te’ennî ile kâmil yetmiş günde gelir. Ba‘dehu Nîl Q 212a kesimi olur. Yetmiş gün mukaddem taşmasına nokta derler.
EÇS X Y144b
Evsâf-ı nokta-i Nîl-i mübârek
EÇS X Y144b–Y145a
Evvelâ Kıbtî Tût'undan yetmiş gün evvel yeniçeri başçavuşu Mısır vezîri Y 145a koltuğunda muhzır ağa yerinde cemî‘i yeniçeriler umûru içün hizmet eder. Mezkûr nokta günleri karîb oldukda başçavuş paşadan me’zûn olup Ümmü'l-kıyâs havuzun tathîr etmeğe giderler. Zîrâ kânûn-ı Selîm Hânîden berü anlar tathîr ederler, anların direğidir. Zîrâ tathîr etmeseler Nîl-i mübârek kaç arşın taşdı taşmadı ma‘lûm olmaz.
EÇS X Y145a
Mısır içinde ne kadar bin arka sakkâsı var ise ol gün Ümmü'l-kıyâs'a cem‘ olup Ümmü'l-kıyâs havuzun pâk [ü] pâkîze edüp bir katre su kalmaduğı gibi yeniçeri çavuşları Mısır içinde ne kadar yedi bölük ocağının ağaları ve ihtiyârları var ise her gün birer bölük askerini da‘vet edüp yedi gün yedi gece azîm summât-ı Muhammedîler çekilüp yedinci günü paşayı Ümmü'l-kıyâs'a da‘vet edüp kırk yerde summât-ı Muhammedî çekilüp paşaya azîm ziyâfetler olur. Ba‘de't-ta‘âm paşa yedi bölük ağasına ve ziyâfet sâhibi yeniçeri başçavuşuna cümle on iki hil‘at-ı fâhire geydirüp paşa başçavuşun huddâmlarına yüz guruş mikdârı ihsân eder. {Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa} başçavuşdan gayrı ağalara hil‘at geydirmeyüp başçavuşa bir kîse guruş ihsân etdi. Anlar paşaya bir at yâhûd bir gayrı hedâyâ vermezler, hâliye değildir. Andan paşa bir akabe gemiye süvâr olup Nîl ile cereyân edüp iki cânibi temâşâ ederek Kasru'l-ayn'a gider.
EÇS X Y145a
Andan yeniçeri ocağının cümle a‘yân-ı eşrâf kethudâları ve çavuşânları gelüp Ümmü'l-kıyâs'da paşanın bir ziyâfet-i azîmi olup kırk yerde summât-ı Muhammedî çekilir. Her summâtı ikişer yüz sahandır. Bu remmâ dahi du‘â ve senâdan sonra buhûr u şerbet nûş olunup giderler.
EÇS X Y145a
Andan ba‘de'l-asr Mısır'ın cemî‘i ulemâsı ve sulehâsı ve e’imme ve hutebâsı ve meşâyih-i izâmı gelüp bir azîm ziyâfet-i hâs olur kim ta‘bîr olunmaz. Zîrâ ulemâ gelince Ümmü'l-kıyâs câmi‘i içinde mâl-â-mâl olan avâm-ı nâs yeniçeriler cümle birer yaylım kurşum atup başçavuşdan iki Mısrî kîse ihsân alup iki bin mikdârı odabaşılar ve dayılar cümle giderler. Ammâ ol gece leyle-i cum‘a olmağile ulemâ aslâ gitmeyüp sabâha dek ihyâ edüp mevlûd-ı şerîf tilâvet olunup yine başçavuş mevlûd-ı şerîf okunurken peştemâl peştemâl nebât-ı hamavî ve nebât-ı akîde ve şeker şerbetleri mebzûl olup kalanlara nisâr olarak ûd-i mâverdîler ihrâk olarak sabâha dek ihyâ ederler.
EÇS X Y145a–Y145b
Ale's-sabâh yevm-i cum‘a olup yine tahte'l-kahve bir müfîd [ü] muhtasar summât-ı Halîl çekilüp ba‘de't-ta‘âm Y 145b Ümmü'l-kıyâs havuzunun kenârına cümle ulemâ ve sulehâ varup Ümmü'l-kıyâs Şeyhi İbnü'r-Reddâd du‘â edüp cümle ümmet-i Muhammed âmîn deyüp herkes mesâlih-i mevâni‘lerine gidüp sekiz gün sekiz gece Ümmü'l-kıyâs ziyâfetleri ve tathîr olunması tamâm olur. Ammâ her kim başçavuş bulunursa ol dahi tamâm olur, zîrâ on Mısrî kîse masrûfu vardır, azîm dâhiyedir. Zîrâ sekiz gün sekiz gecede bu ziyâfetde iki yüz aşbâz hizmet edüp kâmil bin aded koyun ve elli bin tavuk ve elli bin güvercin ve on kerre yüz bin ekmek, yüz bin yağlı çörek ve buna göre sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtın hisâbın bir Mevlâ bilür Hudârâ Hudâ bilür. Selîm Kethudâ başçavuş iken böyle masrûf gitmişdir. Zîrâ beher yevm iki yüz sahan ta‘âmı Ravza bâğlarında ve Mısr-ı atîk şehrinde ve Ümmü'l-kıyâs cânibinde câmi‘inde odabaşılara ni‘met-i bî-imtinânı firâvân çekilir.
EÇS X Y145b
Bu ziyâfetler tamâm olup oldukda du‘â ve senâdan sonra Nîl-i mübârek havuzunun cânib-i erba‘asından sıza sıza gelüp taşrada cereyân eden ana Nîl ne mertebe cereyân ederse Ümmü'l-kıyâs havuzu içre dahi ol berâberlikde havuz içre gelür. Tathîr oldukdan yigirmi gün sonra nokta bu gece düşer, deyü paşaya haber edüp paşa dahi sürûr [u] şâdumânından vekîlharcına tenbîh edüp iki gün iki gece yine Ümmü'l-kıyâs'da azîm ziyâfetler olup bu ziyâfete ulemâ ve sulehâ ve sâdât-ı kirâmlar ve meşâyih-i izâmlardan gayrı askerî tâ’ifesinden bir ferd gitmez, ancak Ümmü'l-kıyâs nâzırı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve yedi bölük ağaları ve tercümân başı gelüp ta‘âmı yiyüp giderler, paşa ağavâtları ile tercümânbaşı kalur. Zîrâ ziyâfet paşanındır, ammâ paşa gelmez. Ve ba‘de'l-asr ve ale's-sabâh ziyâfet tercümânındır. Ammâ ol gece bir Mevlûdü'n-Nebî olur kim niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ile Ümmü'l-kıyâs bî-kıyâs kanâdîller ile dahi zeyn olup sabâha dek ihyâ-i ulemâ olur.
EÇS X Y145b–Y146a
Hikmet-i Hudâ ya ol gün ya ol gece Nîl'e nokta düşer. Nokta ta‘bîri oldur kim Ümmü'l-kıyâs havuzu içre tathîr olundukdan sonra âb-ı rakîk su dururken kıpkırmızı kan gibi çamur gibi su zâhir oladüşer. Cümle ulemâ hamd edüp iki gün iki gecede hâfız-ı Kur’ânların tilâvet etdikleri iki yüz hatm-i şerîfi nokta nümâyân olunca Mikyâs havuzunun cânib-i erba‘asına oturup cümle hatm-i şerîfleri tamâm edüp sâdât hazretleri anda bir du‘â ve senâ eder kim gûyâ âdem mebhût olup paşa vekîlharcı yüz kurbân edüp cümle ulemâya bezl ederler. Ve ba‘zı meşâyihlere ve sâdâtlara ve şeyh Bekrîlere birer beyâz sof geydirüp mahkeme tarafından nokta düştüğü mahalli sicill-i şerîfe kayd Y 146a edüp Nîl nâdîlerinin bir ihtiyârı paşaya müjde edüp bir beyâz sof geyüp yetmiş seksen altun ihsân dahi alup cümle ulemâ hamd [u] senâ edüp herkes hânesine giderler.
EÇS X Y146a
Menâkıb-ı Ziyâfet-i Hazret-i eş-Şeyh (---) Sâdât
EÇS X Y146a
Sene (---) târîhinde Şeyh Sâdât Mağrib'den Mısır'a gelüp münzevî iken hikmet-i Hudâ Nîl bir sene taşmayup kaht [u] galâ olup ahâlî-i Mısır muztarib olup Sâdât'dan du‘â ricâ etdiklerinde bir kerre el açup du‘â edince bir yıldan berü gelmeyen Nîl eyle gelüp vefâ eder kim hâlâ ol ândan berü Nîl ol günlerde gelüp vefâ eder. Ve ol mahalde Sultân (---) Sâdât'a ziyâfet edüp Mısır'ın nısfın ana temlîk eder. Anıniçün hâlâ Sâdât evlâdları bu mahalle gelüp du‘â edüp ziyâfet anıniçündür. Hakkâ ki ulu nesildir, sellemek yâ Ebü'n-nahsîs(?). Tarîk-ı Vefâ-yı (---) Ümmü'l-kıyâs şeyhleri ve üç yüz nefer Reddâd oğulları cümle Ümmü'l-kıyâs'da sâkin olurlar. Ve her gece Nîl-i mübârek ne kadar taşdı ise P 210a cümle Ümmü'l-kıyâs huddâmları ve şeyhleri (ve) bir yere gelüp bir tabak kâğıza sarı za‘ferân ile kaç parmak taşdığın tahrîr ederler. Ol hat budur:
EÇS X Y146a
Bismillâhirrahmânirrahîm ve sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellem. Edâmallâhu Ta‘âlâ ni‘metehu alâ seyyidinâ ve mevlânâ el-makâmi'l-âlî'l-uzmâ, mevlânâ el-vezîr, kâfili'l-memâliketi'ş-şerîfeti'l-İslâmiyye bi'd-diyârı'l-Mısriyye ve'l-aktâri'l-Hicâziyye ve mâ ma‘a zâlike, el-meliki'l-muzaffer e‘azzallâhu'l-âlî ensârahu bicâhi Muhammedin aleyhi's-selâm el-fakîru ilallâhi ta‘âlâ evlâdu Ebî Sâdâti'l-ümenâ alâ kıyâsı'n-Nîli'l-mübârek yetehellûn(?) ilallâhi ta‘âlâ bi'l-ed‘iyeti's-sâliha fî sahâ’ifi seyyidinâ ve mevlânâ men yecibü'd-du‘â sırren ve yenhûn(?). İnnallâhe ta‘âlâ zâde fi'n-Nîli'l-mübârek yevmü'l-ahadi'l-mübârek hâmisi Cemâziye'l-evvel sene seb‘ ve semânîn ve elf, el-muvâfık li-sâlis aşere meserrehu erba‘a esâbi‘. Sâra semâniye aşer zirâ‘an ve tis‘ esâbi‘ enhâ zâlik kezâlik, allâhümme etmim lenâ hayren.