EÇS X Y146a
Bu hattı Ümmü'l-kıyâs şeyhinin mühriyle ve imzâsıyla şeyhin mühriyle ol hattı paşa-yı Mısır-ı azîze götürüp beher yevm birer altun paşanın Q 212b hazînedârı verir.
EÇS X Y146a
İşte nokta düşdüğü günden bi-emrillâhi ta‘âlâ günden güne Nîl-i mübârek taşdıkça Mısır içre bir sürûr [u] şâdumânîler olup cemî‘i ümenâ vü mültezimîn ve keşşâf u nâzırân ve a‘yân ve Mısır vezîri tasadduk ve nezerât verirler. Zîrâ Mısır halkının ekseri ümenâ ve mültezimîndir, Nîl-i mübârekin taşmasına muntazırlardır. Allâhümme âfinâ, taşmasa kaht [u] galâ olur.
EÇS X Y146a–Y146b
Ve Nîl-i mübârek ne mertebe taşdığı neden ma‘lûmdur denilirse Y 146b Ümmü'l-kıyâs şeyhi, mikyâs havuzu içre otuz arşın âlî bir amûd-ı müntehâ vardır, anda parmak parmak kertikler vardır, ana nazar edüp her sabâh birer hüccet yazup ibtidâ paşaya bir ihtiyâr gidüp paşanın tâ haremine girir, ana kapu baca yokdur, her ne mahalde olursa girüp;
EÇS X Y146b
"Es-selâmü aleyküm yâ vekîle's-sultâni'l-vâlî hafizakallâh ve sellemeke'llâh, câ’e'n-Nîlü'l-mübârek hâze'l-leyle bi-emrillâhi ta‘âlâ, vâhid parmak ve isneyn parmak (---) bir arşındır, ba‘dehu bir arşın bir parmak" deyü nidâ ederek bir altun hâliyesin alup kâmil seksen dörd gün bu üslûb üzre paşaya i‘lâm eder.
EÇS X Y146b
Ammâ bu paşaya gelen nâdînin eli altında kâmil üç yüz altmış neferâtları vardır. Her birine birer ikişer mahalle verüp bu nâdîleri Mısır içre tevzî‘ eder. Ammâ her nâdî hudûdunda nidâ eder, gayrı mahalleye varamaz. Zîrâ her hânede her gün hâliye ta‘bîr ederler, avâyidi vardır, alır. Anıniçün gayrı kimse varamaz. Biri dahi gelse hâne sâhibi kankısına ihsân edeceğini bilmeyüp avâyid ü fevâyidleri muhtell [ü] müşevveş olmasın içün her nâdî hudûdunda nidâ eder.
EÇS X Y146b
Ve bu nâdîler muhteşem yüzü nûrlu ve boğazı ridâlı ve gözleri sürmeli, eli asâlı. İhtiyâr değil ise de eline elbette asâ mukarrerdir.
EÇS X Y146b
Ve her nâdînin yanında üçer dörder beli peştemâllı mahbûb Arab oğlancıkları, boğazlarında sarı ve yeşil ve al ve gûnâ-gûn şâllar takup her kapunun önüne geldikçe;
EÇS X Y146b
"Es-selâmu aleyküm yâ Emîr Mahmûd, yâ Şerîf Ahmed, yâ Seydî Alî yâhûd yâ emîre'l-ümerâ’i'l-kirâm" deyü her hâne sâhibinin elbette ismiyle nidâ ederler.
EÇS X Y146b
"Bi-emrillâh câe'n-Nîlü'l-mübârek bir arşın altı parmak ve iki arşın üç parmak", her ne kadar olduysa her gün meserret haberlerin Mısır içine böyle teblîğ ederler. Herkesin isti‘dâdına göre ihsân ederler.
EÇS X Y146b
Gerçi bunlar a‘yân-ı Mısır'dan ve paşadan beher yevm birer altun alup mâl tahsîl ederler, ammâ bu üç yüz altmış Reddâd nâdîlerin ve Ümmü'l-kıyâs şeyhlerinin mîrîye (---) para küşûfiyyeleri vardır, mâl-ı pâdişâhî verirler. Ve iklîm-i Mısır'da cümle iki yüz yetmiş altı pâre kasabât ve şehir benderler vardır, cümle şehirlere nâdî Reddâdlar gitdikde bu Mısır nâdîsi paşadan izin alup küşûfiyye avâyidin verüp kâğız almayınca vilâyet vilâyet gezüp Nîl filân mertebe taşdı deyü nidâ etmeğe kâdir değildir. Ve Mısır'ın iki bin altmış bâğ u bâğçeleri bu Reddâd oğulları elindedir. Zîrâ Nîl'i bâğbânlara dahi bunlar müjde ederler. Zîrâ cümle bâğçeler Nîl'e muhtâcdır. Ol ecilden cümle bâğlar ve gaytânlar bunların zîr-i hükmündedir. Paşa ve a‘yân-ı Mısır benefşe ve gül ü sünbül ve âbdâr şirâlu engûr ve gayrı müsmirât lâzım olsa bunların direğindedir, bunlar bulur.
EÇS X Y146b–Y147a
Kâmil seksen dörd gün Nîl'i böyle nidâ Y 147a eder. Tâ nihâyeti yigirmi iki arşın Nîl-i mübârek gelse isteve'l-mâu ve'l-haşebe deyü bir kavâ’id-i misâl-i nahviyyûn vardır, musannif bu misâli Mısır'da bu nâdîlerden almışlardır, isteve'l-mâu ve'l-haşebe derler. Ya‘nî Ümmü'l-kıyâs havuzu içre olan kertiklerin amûdu üzre bir haşebe ya‘nî bir ağac tahta cisir vardır, Nîl ana berâber oldu, demekdir.
EÇS X Y147a
Yigirmi iki arşını geçüp yigirmi dörd arşın olduğu zamân mine'l-cebel ile'l-cebel deyü nidâ ederle, ya‘nî bir dağdan bir dağa Nîl taşdı, demekdir. Dağdan murâd Mısır'ın cânib-i garbîsinde Cîze tarafında Heremeyn dağları vardır, iki büyük bir küçük amelî dağdır. Anlara beyne'l-halk Ehrâm dağları derler, ammâ efvâh-ı avâmda Fir‘avn dağı derler. Nîl-i mübârek anların dâmenine dek taşsa mine'l-cebel ile'l-cebel derler.
EÇS X Y147a
Ammâ Mısırlı elhamdü lillâhi yekfî yâ Rab yekfî derler. Zîrâ yigirmi dörd arşın bu cebellere geldikde Mısır'ın içinde Demirkapu derler bir kal‘a kapusu var, tâ Mısır'ın ma‘mûr [u] âbâdân yeridir, anda Nîl kapu eşiğinden zâhir olmağa başlar. Allâhümme âfinâ yigirmi beş yigirmi altı arşın gelse Mısır'ı Nîl gark eder.
EÇS X Y147a
Ol havfden Reddâdlar mine'l-cebel ile'l-cebel dedikleri zamân yekfî yâ Rabbî dediklerinin aslı garkdan korkarlar. Zîrâ bu Ehrâm dağların mu‘cize-i Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle Melik Sûrîd binâ etmişdir kim Hazret-i İdrîs min ledünnâ ilmiyle Nîl-i mübârek Mısır'ı gark edeceğin bilüp bu Ehrâmları Melik Sûrîd'e inşâ etdirüp tılısmât eyledi. Anıniçün ba‘zı sene Nîl ol cebellerin dibine gelir.
EÇS X Y147a
Ammâ eşrât-ı sâ‘âtlere karîb bir pâdişâh gelüp bu dağları bârûd-ı siyâh ile koparup münhedim etdikde tokuzuncu harâbı Buhtunnasr idi, onuncu harâbı Nîl'in tılısmâtı bozulduğundan bu Ehrâm dağların geçüp Mısır'ı Nîl harâb etse gerekdir. Şâm'ı nehr-i Mîze harâb ede. Bağdâd'ı Şattü'l-arab harâb ede.
EÇS X Y147a
Ammâ Mısır'da Nîl-i mübârek on altı arşın gelse mâl-ı pâdişâhî tahsîl olur, ammâ ümenâ ve mültezimîn ve keşşâflar meksûr olur.
EÇS X Y147a
On sekiz gelse a‘lâ, cümle keşşâf ve ümenâ mestûr olurlar.
EÇS X Y147a
Yigirmi zirâ‘ gelse, cemî‘i ekâlîm-i Mısır'da aslâ bir şurâkî yer kalmayup rey olur, ya‘nî kuru yer kalmayup cümle yeri Nîl basar. Bundan ziyâdesi zarardır. Allâhümme âfinâ.
EÇS X Y147a–Y147b
Ammâ yine Allâhümme âfinâ on beş arşın gelse yine zarardır, ne mâl-ı pâdişâhî ve ne mâl-ı ümenâ ve keşşâf çıkmayup "Paşa uğursuzdur" deyü aşağı endirüp Yûsuf köşkünde haps edüp cümle kul azliyçün Âsitâne'ye arz edüp bir gayrı vezîr gelince paşa hapis durup Mısır beğlerinden bir beğ kâyimmakâm olup meksûr Y 147b olan ümenâ ve mültezimîn ve keşşâfları arıkhâneye urup keserât işkence ve dîvânda makaraya çeküp cümle mâlın zabt eyleyüp fürûht ederler ve cümle mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp halâs ederler.
EÇS X Y147b
Ammâ Nîl tuğyân üzre gelse cümle muhtekir ve müsebbibler şumna ve mahzenlerinde olan gılâllerin meydân-ı mahabbete çıkarup Mısır eyle ganîmet olur kim dörd vukiyye Osmânî ekmek bir paraya olur.
EÇS X Y147b
Nîl-i mübârekin gelmesi aceb hikmetullâhdır kim bir sene bir seneden mukaddem ve mu’ahhar taşmaz, ebette âdetullâh üzre ol Tût-ı Kıbtî günü taşar. Ammâ az gelmesi ve çok gelmesi ale't-tertîb değildir, Cenâb-ı Bârî'nin kabza-i kudretindedir. Ve bu kerâmât-ı aliyye Hazret-i Ömer'den kaldı, derler.
EÇS X Y147b
Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde Hicret-i Nebeveyye'nin 21 senesinde Hazret-i Amr ibnü'l-Âs Mısır'ı feth etdüği sene bi-emrillâh âdet-i cârîsi üzre cereyân edüp taşmaz. Ehl-i Mısır,
EÇS X Y147b
"Yâ Amr âdet-i kadîmimiz oldur kim Nîl taşmazdan bir gün evvel her sene Nîl-i mübâreke bir mahbûbe-i müzeyyene pençe-i âfitâb duhter-i pâkize-ahteri la‘l [u] ya‘kût cevâhir murassa‘ât ile ârâste edüp niçe bin kantâr kelle şeker ve niçe bin erdep gılâl ve niçe kerre yüz bin ekmek ve boksımâtı kız ile Nîl'e bile bırağırız. Andan ertesi yâhûd ol gün nokta düşüp Nîl taşmağa başlar", dediler. Amr ibnü'l-Âs eyitdi:
EÇS X Y147b
"Hâşâ, bu âyîn-i keferedir. Nîl taşmasıyçün Q 213a nâ-hak kan etmek ve bu kadar ni‘metullâh isrâf etmek dînimizde yokdur" deyü cevâb etdi.
EÇS X Y147b
Hâsıl-ı kelâm bu minvâl üzre kırk gün ubûr edüp Nîl taşmayup yeni feth olmuş memleket içre niçe bin kîl ü kâl cidâl olup Arab'ın ayağı şûm imiş, deyü efvâh-ı nâsda gûnâ-gûn güftügû olup müsebbibler dahi gılâli hıfz edüp Mısır içre kaht [u] galâya mü’eddî oldu. Âhir Amr ibnü'l-Âs hazretleri Hazret-i Ömer'e bâlâda tahrîr olunan Nîl'e bırakdıkları kız ahvâlin ale't-tafsîl neccâb ile arz edüp on günde arz-ı Mekke'de Hazret-i Ömer'e dâhil olup mefhûmu ma‘lûm-ı sa‘âdetleri P 210b olunca Hazret-i Ömer dahi Amr ibnü'l-Âs'a nâme yazup,
EÇS X Y147b
"Berhordâr ol. Küffârın âyîn-i bâtılların nesh etdirüp Nîl'e kız atdırmağı men‘ etdiğine isâbet etmişsin, bu kâğızı Nîl'e atasın" deyü bir kâğıza tahrîr etdüği kelâm-ı Ömer budur:
EÇS X Y147b
"Min Ömer ibnü'l-Hattâb ilâ Nîl-i Mısır. Yâ Nîl in künte tecr[î] bi-cevlike ve kuvvetike felâ hâcete lenâ bike ve in künte tecrî bi-emrillâhi fe-kudretihi fecri sâ‘ıden"
EÇS X Y147b–Y148a
Ma‘nâsı: Bu nâmeyi Ömer ibnü'l-Hattâb Nîl-i Mısır'a göndermişdir. Ey Nîl! Eğer senin taşduğın kendü kuvvet [ü] kudretinle ise taşma, geçdik, bizim sana Y 148a ihtiyâcımız yokdur. Ve eğer taşduğun Hak sübhânehu ve ta‘âlânın kudretiyle ise tîz taş" demekdir. Ve bu kelâmlardan sonra, âyet[t]:
EÇS X Y148a
âyetin dahi yazup Amr ibnü'l-Âs'a on günde gelüp nâme vâsıl oldu. Ammâ halk me’yûs olmuşlardı ve niçe kimesneler Mısır'dan hicret edüp gitmişlerdi.
EÇS X Y148a
Hemân Hazret-i Amr, Hazret-i Ömer'in nâmesin tilâvet edüp a‘yân-ı kibâr-ı Mısır ile hâlâ Ümmü'l-kıyâs olan nâm mahalle gelüp Nîl'e Hazret-i Ömer'in selâmın teblîğ edüp der-akab hatt-ı Ömer'i Amr Nîl'e ilkâ edince azamet-i Hudâ Nîl-i mübâreke ol hatt-ı mübârek düşünce Nîl deryâ-misâl cûş-ı hurûşa gelüp altmış günden berü cereyân etmeyen Nîl kırk günlük dahi ziyâde gelüp ol emr-i Ömer ve âyet-i şerîfe berekâtiyle Nîl taşup cümle ahâlî-i Mısır şâd [u] handân oldular.
EÇS X Y148a
Hamd-i Hudâ ol ândan berü bir gün tahallüf etmeyüp elbette nokta düşer. Ve,
EÇS X Y148a
Nokta düşen havuzu ve Ümmü'l-kıyâs'ı ve bânîsin ve eşkâl-i mebnîsin beyân eder
EÇS X Y148a
Ol mahaldir kim Eski Mısır mukâbelesinde Ravza derler bir cezîrenin cihet-i cenûbîsinde bir köşede kat-ender-kat bir kasr-ı âlîlerdir. Ve müte‘addid kâ‘alar ve gûnâ-gûn hücreler ve kilâr ve matbah ve iki yüz kat-ender-kat Ümmü'l-kıyâs şeyhi Reddâd oğulları hânesi ve bir köşede kırk sütûn-ı mermer üzre fevkânî Sultân Kayıtbay câmi‘i ve bir tabaka alçak minâreli ve bir vâsi‘ haremli bir câmi‘ ve bu evsâf-ı mastûr üzre binâ-i âlîli kasr-ı a‘lâdır. Ve taşra haremi vâsi‘ meydândır, cânib-i erba‘ası cümmeyz ağaclarıyla ârâste bir sâyedâr teferrücgâh fezâdır.
EÇS X Y148a
Ve bu Ümmü'l-kıyâs'ın ibtidâ bânîsi Kabâbıta devletinde bir kehene var idi, ismine Kalîmûn Hakîm derlerdi, anın inşâsıdır kim Tûfân-ı Nûh'dan sonra binâ olunmuşdur.
EÇS X Y148a
Andan sonra Hısaylem derler bir kehene dahi gelüp ilm-i hendesede misli yok ferîd-i asr bir üstâd-ı kâmil idi. Mikyâsa ba‘zı eşyâlar kendü ihtirâ‘ından gûnâ-gûn şeyler icrâ edüp Ümmü'l-kıyâs'ı bu hâle koyup anın ihyâsıdır. Ve Mısır'ın cemî‘i halîclerin ve tur‘aların hikmet üzre tarh edüp nehr-i Nîl'i vilâyet vilâyet ol cereyân etdirmişdir.
EÇS X Y148a
Ba‘dehu mürûr-ı eyyâm ile Ümmü'l-kıyâs harâb olup sene 198 târîhinde âl-i Abbâsiyân'dan Me’mûn Halîfe Bağdâd'dan Mısır'a gelüp Ehrâm dağlarından gencîne ve gûnâ-gûn kitâblar çıkarup bu Ümmü'l-kıyâs'ı ol defîne mâlıyla ta‘mîr ü termîm etdi.
EÇS X Y148a–Y148b
Ba‘dehu sene 785 târîhinde yine âl-i Abbâsiyân'dan el-Mütevekkil Alallâh Muhammed ibn el-Muktazıd Billâh Ebûbekir zamân-ı hilâfetinde kâ’immakâmı olan Sultân Berkûk'a fermân edüp anlar dahi bir gûne zamîmeler etdiler. Ammâ Y 148b Me’mûn Halîfe Mısır'da kalmayup Ehrâm dağlarından çıkardığı mâl-ı firâvân ile Antâkıyye kayserleri üzre sefere gidüp cemî‘i dâr [u] diyârların başlarına dar edüp deyrlerinden de deyyâr bir küffâr-ı bed-girdâr ber-karâr kalmayup cümlesinin karârları firâra mübeddel olup gelüp Tarsûs kal‘asın muhâsara edüp anı dahi amân vermeyüp feth etdi. Ba‘dehu Me’mûn kırk sekiz yaşına bâliğ iken kendü karındaşı Me’mûn'u şehîd etdi, sene 199. Hâlâ Tarsûs'da Câmi‘ü'n-Nûr'un kurbunda bir muzlim köşede mermer sandûka içinde medfûndur. Târîhiyle hakîrin mazbûtudur, ziyâret etmişizdir. Ammâ merhûm Me’mûn Halîfe'nin Mısır'da Ümmü'l-kıyâs'dan gayrı hayrâtı çokdur.