EÇS X Y152a
Alay-ı kapucubaşı: Cümlesi müsellah u müzeyyen semmûr kürklere müstağrak atları yancıklı ve bahrî hotaslı Q 214b ve her birinin önünde küheylân yedekleri ve enselerinde on beşer yigirmi ve otuzar zırh u serpenâhlı iç oğlanları ile atbaşı berâber güzer ederler. Andan,
EÇS X Y152a
Alay-ı ümerâ-yı Mısır: Yigirmi altı beğ, cümle perîşânî destârlar ile zer-ender-zere müstağrak mücevher rahtlı ve zerdûz abâyîler ile küheylân atlar üzre önlerinde dörder mülebbes şâtırların ellerinde teber-i Müslimîleri ile ve enselerinde yetmiş seksen müzeyyen çârkâb tîrkeşli iç ağaları ile atbaşı berâber iki beğ yanyana rikâb rikâba ubûr ederler. Anlardan sonra,
EÇS X Y152a
Alay-ı musâhib-i Sultân Ağagân-ı Tavâşiyân: Bunlar pâdişâh lalalığından mu‘tak olup Mısır'da dörder beşer yüz akçe ulûfeleri var, kimi dârü's-sa‘âde ağalığından, kimi hazînedârbaşılıkdan, kimi şeyhü'l-haremlikden ve kimi musâhiblikden âzâd olup koltuk vüzerâlarıdır, bunlar bin mikdârı muhteşem ağalardır kim her biri pâdişâhâne zer [ü] zîvere müstağrak olurlar. Bunların alayı gibi eğer Mısır'da ve İslâmbol'da böyle mu‘azzam u muhteşemâne alay yokdur. Zîrâ bunların her biri Âsitâne-i sa‘âdetde otuzar kırkar sene hizmet edüp niçe bin kîse ile ve bî-hisâb cevâhir ile âzâd olup Mısır'da böyle bir alay günlerinde bir dârât [u] azamet ile ubûr ederler kim tarîk-ı âm üzre temâşâcı âdemlerin demâğları bunların müşk [ü] anber râyihasından mu‘attar olur. Ve herbirinin ensesinde yetmişer seksener pençe-i âfitâb mehtâb memâlik-i çerkâb tîrkeşli gulâmlar ile ubûr ederler, gâyet müzeyyen alaydır. P 212a Andan,
EÇS X Y152a
Alay-ı paşa: Kara ağalardan sonra paşanın yigirmi altı merâtib sâhibi üst haftânlı ve perîşânî destârlı pâk raht ve abâyîli muhteşem gedik sâhibi ağaların enselerinde kırkar ellişer zırh zireh-külâhlı iç ağaları ile ubûr ederler.
EÇS X Y152a
Andan paşanın tuğları ve bayrakları ardı sıra paşanın tokuz yedeği zer ü zîvere ve cevâhir murassa‘âtlı zîn ü raht ile müzeyyen küheylân atların her biri başı mücevvezeli yedekçiler keşân-ber-keşân ubûr ederler. Bu yedeklerin iki cânibinde Mısır'ın altı yüz başı otağalı zerdûz üsküflü mülâzım yeniçerileri elleri tüfengsiz bellerinde kılıçları ile yedeklerin iki cânibinde ubûr ederler.
EÇS X Y152a–Y152b
Andan bizzât paşa Kalavân dîvânhânesinden azamet-i dârât ile semmûr kürk üzre cevâhir çârkâb tîrkeş kuşanup ve katîfe kırmızı şalvâr geyüp Selîmî üzre iki sorguc-ı mücevher takup reftâr ederek Kayıtbay dîvânhânesi nerdübânından enüp altun zencîrli ve mücevher eğerli ata süvâr olup sarây meydânında Selîm Şâh makâmına nüzûl edüp iki rek‘at namâz kılup Y 152b anda hâzır olan cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyih [ve] hutebâ ganîmete du‘â ve senâlar edüp çavuşlar kethudâsı paşanın sol tarafına, paşa kethudâsı sağ tarafında koltuğuna girüp ihtiyâr dîvân çavuşları hayır du‘â ile alkışlayup paşayı ata bindirirler. Sekiz aded altun tâsları üzre ablaklı şâtırlar, dîbâ ve şîb ü zerbâf kantûralar ile ve ellerinde teber-i Müslimîleri ile paşanın önü sıra (güzer) giderler.
EÇS X Y152b
Ve paşanın yanı sıra [yeniçeri ağası...??] kırmızı dolamalı, zerdûz üsküflü keçeler üzre otağalar ve ellerinde matara ve mücevher dalyan tüfengler ile paşa ile ubûr ederler. Ve paşanın ensesinde silihdâr ve çukadâr, başlarında kırmızı zerdûz keçeler ve bellerinde çârkâb tîrkeşler ve silihdâr elinde paşanın seyf-i miczemi ile ubûr eder.
EÇS X Y152b
Dahi ardı sıra yigirmi dörd mertebe sâhibi ve iki yüz dahi cebe ve cevşene mustağrak eli kantâr sırıklı küheylân atlar üzre iç ağaları ve elli iç mehterleri omuzlarında tokmak tüfengler ile ubûr ederler. Ardı sıra paşa kethudâsı ve hazînedâr atbaşı berâber ubûr ederler. Ardları sıra paşanın dîvân efendisi ve imâm efendi ve mü’ezzinbaşı ubûr ederler.
EÇS X Y152b
Andan sonra sancağ u bayraklar, andan tokuzar kat mehterhâneler evc-ırâk makâmında fasıl ederek ubûr ederler.
EÇS X Y152b
Ardları sıra sarrâciyân-ı gulâm-ı enderûn, andan sakkâlar, andan piyâde akkâm ve meş‘alciyân meş‘allerin şükûfeler ile donadup ubûr ederler.
EÇS X Y152b
Bu tertîb dârât [u] azamet ile paşa Azebler kapusundan taşra çıkınca kal‘adan yetmiş seksen pâre şâhî darbzenler ve kolumburuna toplar endaht edüp Mısır içi ra‘dvâr güm güm gürler. Bu sadâ âsûde olunca mukaddemâ ileri giden yeniçeri askerinden bir sadâ-yı Allâh Allâh gülbâng kopar kim na‘ra-i Allâh Allâh ile ve sadâ-yı gülbâng-i Muhammed ile Mısır içi mâl-â-mâl olur.
EÇS X Y152b
Bu üç nevbet gülbângı yeniçeriler tamâm edüp andan azebistân askeri gülbâng çekerler, anlar dahi üç kerre edüp tekrâr yeniçeriler gülbâng ederler, bu tertîb ile giderler.
EÇS X Y152b–Y153a
Paşa hazretleri iki cânibine deryâ-misâl âdemlere selâm vererek kerr ü ferr-i şevket ile kâmil üç sâ‘atde Bulak şehrine bu alay-ı azîm ile dâhil olup Sebtiyye kasrında nüzûl edince el-azametullâh Nîl üzre âmâde olan bin, iki bin pâre gemiden bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atılup tâ Kademü'n-Nebî'ye varınca Nîl üzre mâl-â-mâl olan gemilerin top tüfengleri sadâsından Nîl âteş-i Nemrûd içinde kalır. Andan paşa Sebtiyye kasrında kapudan beğin ziyâfetin yiyüp beş kîse ve beş tavâşî ve beş Y 153a küheylân at hedâyâsın alup,
EÇS X Y153a
Paşa akabesine imâm [u] mü’ezzini ve kadıasker efendi ve ba‘zı sebükrûh ulemâ ile akabesine girüp rübbân mellâhlar akabenin bâdbânların açup bir top atup avm edince el-azametullâh yine Nîl üzre bin, iki bin pâre gemiden bilâ-hadd ü lâ-gâyet tüfengler ve toplar atılup dûde-i bârûd-ı siyâh âfitâbı bîtâb eder. Ve paşanın akabesinin bâdbânı harîr kemhâdır. Ve kıçı ve başı niçe yüz zerdûz sancağ u bayraklar ile müzeyyendir. Ve cemî‘i alat resenleri gûnâ-gûn münakkaşdır.
EÇS X Y153a
Ve paşanın oturduğu mahal geminin kıçında üstü atlas ile pûşîde bir vâsi‘ kâ‘adır, cânib-i erba‘ası zer-ender-zer mihaddeler ve girde-bâlişler ile müzeyyendir.
EÇS X Y153a
Ve paşanın cânib-i erba‘asında iki yüz gılmân-ı hâssa ve cümle mellâhlar dahi iki yüz pâk libâslı keştîbânlardır. Ve bâdbân sereni ucunda iki çatal Cezâyir kârı zerdûz filandıralar var kim yüzer zirâ‘ kaddi vardır. Bir ucu Nîl'e isâbet eder. Ve sütûnların zirvesinde olan orsa bayraklar dahi hemçünân zerdûz elvân sancaklardır. Bu tertîb üzre Nîl üzre gider.
EÇS X Y153a
Mısır'ın cemî‘i a‘yân [u] eşrâfının akabeleri hemçünân zer-ender-zere müstağrak ve müzeyyen olup bir hây hû ile bir şâdumânî fasıl ile deff [ü] kudüm çalarak ve kol kol hânende ve sâzendegânlar fasıl ederek paşanın dokuzar kat mehterhânesinden mâ‘adâ kırk beş yerde tabl-ı âl-i Osmâniyân ve bin yerde kös-i hâkâniyân çalınup ol gün gûyâ mürde-diller ihyâ olup âlem tâze cân bulup debdebe-i Mısır, velvele-i Mısır, gulgule-i Mısır, {tantana-i Mısır} olup bu âyîn [ü] dârât ile paşa kâmil üç sâ‘atde giderken Nîl'in iki cânibinde kat-ender-kat hayme ve hargâhlarda olan ibâdullâh paşaya el kavşırup paşa iki cânibine selâm verüp anlar aleyk alup Mısır'da 6176 aded mektebin sıbyânları "İllâ yansuru's-sultân" deyü du‘â ederler.
EÇS X Y153a
Bu tertîb üzre üçüncü sâ‘atde mezkûr Nîl kesimi olacak halîcin ağzına paşanın akabesi gelüp lenger-endâz olup der-kenâr olur.
EÇS X Y153a–Y153b
Bu mahalde niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyihîn ve sâdât erbâb-ı hâcât el açup du‘â ve senâ olunup el yüze sürülüp mâh-ı Temmûz'un (---) Tût evvelinde halîc ağzında sed olan toprak üzre subaşı kayığına girüp derhâl niçe bin Urbân-ı uryân benî insân mezkûr sed olan toprağı bozunca el-azametullâh deryâ-misâl bügenmiş Nîl yol bulup ol halîcden içeri ra‘dvâr gürleyerek girdiği gibi cümle meşâyih Fâtiha Fâtiha deyü feryâd edüp der-akab cümle akabelerden bir yaylım top u tüfeng atılup yine kıyâmet kopar ve subaşıyı Nîl kayığı ile toparlayup Mısır içine katı yaydan Y 153b ok çıkar gibi gider.
EÇS X Y153b
Ve mukaddemâ Nîl kenârında muhtesibin hâzır etdüği iki yüz koyun ve elli deveyi kurbân edüp Urbân yağmâ vü efgân ederler. Ve muhtesib ve paşa vekîlharcı bâlâda tahrîr olunan iki bin kelle şekeri ve iki bin katr-ı nebât-ı hamevî ve niçe bin batman [(---)] ve seksen deve yükü ekmek ve elli kantâr beksumâtı cümle Nîl'e atarlar. El-azametullâh bu dahi mahşerden bir nişândır, niçe bin Urbân-ı uryân bu me’kûlâtların ardı sıra Nîl'e atılup Nîl bunları birbirlerine katup toplayarak Nîl'e atılan eşyâlardan bir şey zâyi‘ olmayup cümlesin Nîl'den çıkarup Nîl ile bir tarafa çıkarlar. Hamd-i Hudâ bu kadar Urbân-ı benî insânın birine P 212b bir zarar isâbet etmez. Hakîr ol gün ol mahalle bâzâr-ı uryân-gîrân dedim. Hakkâ ki bu Urbân insân ol gün gûyâ sûr-ı İsrâfîl urulup kabirden kalkmışlardır.
EÇS X Y153b
Ve bu Nîl kesimi günü Nîl'e bu kadar ni‘met-i uzmâ atmak zamân-ı cehâletde zer ü zîvere müstağrak bir duhter gelin atmağa mukâbil bir şeydir.
EÇS X Y153b
Ve bu Nîl kesilüp bu halîcden içeri girüp Mısır şehrinin tâ ortasından cereyân ederek enüp Kalyûb ve Mansûre ve Şarkıyye vilâyetlerin ray edüp re‘âyâ ve berâyâ zirâ‘at edüp ganîmet olur, ve's-selâm.
EÇS X Y153b
İşte Mısır'ın Nîl kesimi ta‘bîr etdikleri bu tertîb üzre olur. Vech-i arzda bir diyâra mahsûs değildir. Hasretü'l-mülûk ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir temâşâgâhdır. Cemî‘i tevârîhlerde mastûrdur.
EÇS X Y153b
Anda paşa bu acîbe vü garîbeleri seyr edüp halîci tathîr eden ağaya ve sâkıye emînine ve subaşıya ve muhtesib ağaya ve paşa vekîlharcına bu altı kimesneye hil‘at-ı fâhireler geydirüp lenger koparup Nîl'den yukaru yine şâdumânlıklar ederek cânibeynine selâm vererek kasr-ı Ümmü'l-kıyâs'da lenger-endaht olup cümle asker ile ve a‘yân-ı Mısır emîr-i ümerâlar ile taşra çıkup salât-ı zuhru edâ edüp Nîl kesimi olduğuna secde-i şükr edüp bin bin hamd [u] senâ eder. Andan cemî‘i a‘yân-ı Mısır'a paşanın ziyâfeti olup summât-ı Muhammedî olur kim vasfında lisân kâsırdır. Bu mahalde paşayı yeniçeri ağası ale's-sabâh Kademü'n-Nebî'de ziyâfete da‘vet eder. Paşa dahi da‘vete icâbet n'ola deyüp cümle erbâb-ı dîvân ve ulemâ ve şürefâ-yı a‘yân ba‘de't-ta‘âm paşadan me’zûn olup herkes dâ’iresine gidüp ilm-i mûsikîde dâ’ire ile zevk [u] safâ ederler, ammâ dâ’ireleri usûlden çıkmazlar.
EÇS X Y153b–Y154a
Ol gece paşa Ümmü'l-kıyâs köşkünde zevk [u] safâ edüp Eski Mısır'ı ve Nîl üzre olan iki bin pâre gemileri ve berri ve bahri hisâbın Hudâ bilür kanâdîller ve fânûs meş‘aller ile zeyn edüp şeb-i zulmâtî rûz-ı rûşen olur. Ve Ümmü'l-kıyâs kasrın paşa vekîlharcı kanâdîller ile eyle müzeyyen eder kim gûyâ kasr-ı Mikyâs Y 154a fânûs-ı bâğ-ı cinân olur. Ve taraf taraf tabl u kudüm ve nefîr ve sûrnâ ve niçe bin kösler çalınup tâ vakt-i sabahâ dek velvele-i Mısır olur. Ve her sâ‘at berren ve bahrden niçe kerre yüz bin top tüfengler atılup zemîn [ü] âsumân güm güm öter.
EÇS X Y154a
Ve Eski Mısır'ın cemî‘i hânedânlarında ve cemî‘i akabe ve cerim ve keştîlerde ve tarafeynde olan otağ ve cerge ve haymelerde gûnâ-gûn mutrıbân [u] hânendegân sâz [u] söz ile Hüseyin Baykara meclisleri olur kim her ne tarafa nazar etsen bir safâ-yı cân-perverî olmada ve bir ayş u işret olup halk-ı âlem şâdumân olmada ve kayık kayık uşşâk birbirlerine varup gelmede.
EÇS X Y154a
Der vasf-ı fişengciyân-ı âteş-bâzân üstâdân
EÇS X Y154a
Evvelâ esnâf-ı âteşbâzân ya‘nî tarîk-ı Ebû Alî Sinâ, kayıklarla Ümmü'l-kıyâs kasrı önüne paşa huzûruna gelüp bir fasıl havâyî fişengler atarlar kim her biri evc-i âsumâna urûc eder âsumânî fişengler nüzûl ederken her birinden niçe bin kanâdîl necm-i şihâb gibi nâr-ı nûrlar nüzûl edüp zemîni rûşen eder.
EÇS X Y154a
Ve bir gûne sürâhîler var kim üçer kamışlı üçer kerre hevâya çıkar. Evvelâ bir fişeng iki vukiyye bârût ile âsumâna urûc edüp necm-i sagîre gibi nümâyân olurken ana muttasıl bir fişek dahi var ol âteş alup evvelki zemîne düşüp ol dahi eflâke çıkar, bu dahi tamâm olacak mahalde buna muttasıl üçüncü fişeng alup öbür yanan yere düşüp bu dahi verâ-yı ebre girüp içinde keskin bârûtdan demir ile sarılmış bir badaluçka tarakı vardır, ol âteş alup gûyâ bulutlar pâre pâre olup cemî‘i kerrûbiyân Allâhümme ihfaznâ min âfâti'l-ins deyü ta‘vîz ederler, evc-i semâya biri biri üzre üçer kerre çıkmış olur. Ammâ garîb ü acîb san‘atdır.
EÇS X Y154a
Ve bir gûne havâyî fişek dahi evc-i semâya su‘ûd edüp ol tamâm olunca andan kırk elli dâne fişeng gökyüzünde cânib-i erba‘aya birbirlerin kovarak târumâr olur. Bu dahi bir garîb temâşâdır. Ve bir gûne semâyî dahi ber-havâ gidüp andan kırk elli aded fişeng zemîne hışım gibi süzülüp râst geldüği yeri yıkup halkı pârekende vü perîşân eder.
EÇS X Y154a–Y154b
Ve'l-hâsıl ol gece sabâha dek paşa huzûrunda ve âdem deryâsı nazarında niçe yüz bin elvân fişeng ve tarakı ve badaluçka ve âsumânî ve havâyî ve semâyî ve evcî ve perîşânî ve bahrî ve tâvûsî ve horosî ve kepşî ve sürhâbî ve cünûnî ve kestâne ve şâzrevânî ve ra‘dî ve kelebek ve semekî — deryâya yedi sekiz kerre girüp bir gayrı yerden çıkar ve Nîl içre gavvâs-vâr Nîl'in dibinde şinâverlik etdüği nümâyândır, yine çıkup yine dalar, garîb temâşâdır — ve kâğızdan kal‘alar birbirleriyle Y 154b birer sâ‘at âteş-feşânlık edüp ceng ederler.
EÇS X Y154b
Ve fişengden eşkâl-i papaslar ve Freng ve Yahûdî ve Kızılbaş sûretleri birbiriyle ceng-i azîm ederler. Ve eşkâl-i at ve hımâr ve hınzîr ve perî ve dîvler ve sahîh hımârlara ve kelblere fişengi zeyn edüp âteş ederler, temâşâya gelen halk içre bu hayvânlar rehâ içün girüp cümle halkı birbirine katup mudhikâne bir temâşâdır.
EÇS X Y154b
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihânlar ve kafesler ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evren ve ejdehâlar ve kunbara ve havânları ve husrevânîler, hulâsa-i kelâm bin yüz pâre âlât-ı âteşbâzlık san‘atı Frenge mahsûs iken bu Mısır üstâdları bu Nîl kesiminde sihir mertebesinde san‘atlar icrâ eyleyüp arz-ı mahâret edüp fişekler ile şeb-i muzlimi rûz-ı rûşen etdiler.
EÇS X Y154b
Ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd olur. Mısır'ın cemî‘i sıgâr u kibârı Q 215b bu eski Mısır'da yedi gün yedi gece zevk [ü] safâ ederler.
EÇS X Y154b
Ve ba‘zı yalı sarâylarını günde yüzer guruşa kirâ ile alırlar. Ve ba‘zı evlere kasden fişek atup halkı târumâr edüp temâşâ ederler.
EÇS X Y154b
Netîce-i kelâm âteşbâzlık ilmi Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Mısır azebinin âteşbâzlığına aşk olsun, edîm-i arzda misilleri yokdur. Bu Mısır'da gördüğüm san‘at-ı semenderîyi bir diyârda görmedim. Zîrâ gece ve gündüz niçe kerre yüz bini âteşbâzlığa müte‘allık sanâyi‘ât gösterüp rûy-i Nîl murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yüz bin guruşluk fişeng atılır, derler. Hakîkatü'l-hâl niçe yüz akabede ve iki yüz cerim ve gayrı Akabe gemilerinde ikişer üçer bin fişengden kal‘alar ve niçe bin fişekler vardır, atılur, beşer altışar yüz guruşa olur, bu hisâb üzre yüz bin guruş âteş-feşânlığa masrûf olduğu muhakkakdır. Ve cümle gemiler paşa önünden birbirleri ile ceng-i azîm ederek ubûr ederler.
EÇS X Y154b
Ve cümle beğler akabelerinin cânib-i erba‘asın cemî‘i zî-kıymet zer-ender-zer eşyâları ile akabelerin donadup top [u] tüfengin atarak mehterhânelerin çalarak paşanın önünden ubûr ederken paşayı selâmlayup Cîze cânibine giderler.
EÇS X Y154b
Bu gemi alayların dahi paşa herkesin isti‘dâdına göre seyr [ü] temâşâ eder kim her gemi kanâdîller ile nûr olmuşdur. Ale's-sabâha dak bu hây hû ile niçe top ve bilâ-add tüfeng ü fişeng atılup şâdumânî cahcahûn olur.