EÇS X Y182b
Andan gûnâgûn akmişe-i fâhireye müstağrak pençe-i âfitâb-misâl cüvân-bahtlar yolları ile âdâb üzre turna katârı dest- Q 226a bûs ederler.
EÇS X Y182b
Andan dahi küçük penenoz körpeleri dest-bûs ederler.
EÇS X Y182b
Andan hedâyâ gelmiş yetmiş seksen Habeşî ve Fûncî ve tavâşîler dest-bûs ederler.
EÇS X Y182b
Andan iç mehterbaşı otuz neferâtiyle bûs-ı yed ederler.
EÇS X Y182b
Andan altı aded iç oğlanı çavuşları P 223a dest-bûs ederler.
EÇS X Y182b
Ba‘dehu paşa istirâhat edüp ba‘de'z-zuhr yine ba‘zı ne kadar a‘yân u eşrâf kimesnelerden gelüp musâfaha ederler. Iyd-ı şerîfin ertesi ale's-sabâh yine çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümân ağalar gelüp hâzır dururlar.
EÇS X Y182b
İbtidâ müteferrikagân ihtiyârlarından kırk nefer kimesneler gelüp paşa ile bayramlaşup dest-bûs ederler. Der-akab zer-ender-zere müstağrak iç ağaları cümleye birer kahve makramaları verüp avdet ederler.
EÇS X Y182b
Ardları sıra yine bir remmâ mülebbes iç ağaları tâvûsî reftâr ederek herbiri bir cümbüş [ü] harekât ile herbirinin elinde zeytûnî ve neftî ve sarı ve hıtâyî ve münebbed fenâcînler ile kahve verüp fincânları almağa muntazır durup kahve nûş olunca yine âdâb üzre fincânları ve kahve makramaların alup giderler.
EÇS X Y182b
Andan sonra bir remmâ iç ağaları dahi gûnâ-gûn münakkaş yağlıklar getürüp cemî‘i müsâfirînin zânûlarına koyup giderler.
EÇS X Y182b–Y183a
Akîblerince bir remmâ dahi iç ağalarının sağ ellerinde gûnâ-gûn mücevher zî-kıymet fağfûrî tabaklar içre girân-bahâ çârgül ve armudî ve zıhlı ve şeşhâne ve dehen-i gül ve hıtâyî ve panî(?) kâseler içre gûnâ-gûn eşribe-i mu‘amberîn ve mümessek sandal ve benefşe Y 183a ve reybâs ve amber-i bâris ve gül-i limon ve nîlüfer ve hummâs ve dud ve temirhindî ve koruk ve gayrı niçe gûne meşrûbât makûlesi eşribe-i ergavânlar ile memlû kâseler ile birer ellerinde münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ile iç ağaları her a‘yânın önüne ber-zânû durup kâseler ile şerbetleri verüp destmâl dutarlar. Anlar dahi ağızların silüp iç ağaları avdet ederler.
EÇS X Y183a
Andan bir remmâ dahi iç ağaları gelüp sağ ellerinde zî-kıymet gülâbdân içinde gülâb ve mâ-i buhûr ve ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî ve mâ-i şükûfe ve mâ-i zımrân misilli ıtriyyâtlar ile birer ellerinde gûnâ-gûn zî-kıymet tabaklar ile ağalar gelüp cümle a‘yânın ellerine gülâb nisâr edüp giderler.
EÇS X Y183a
Akîblerince bir remmâ ve bir gûne libâs-ı fâhireye müstağrak olmuş iç ağaları dahi gûnâ-gûn buhûrdânlar içre ûd-i mâverdî ve ûd-i mülebbes ve amber-i hâm ihrâk edüp cümle a‘yân râyiha-i tayyibeye müstağrak olup demâğları mu‘attar olur.
EÇS X Y183a
Ammâ Mısırlı mâbeyninde buhûr verirken başlarına şâl örtmek memnû‘dur, zîrâ birkaç kerre buhûr verüp başı örtülü iken depelemişlerdir. Ve ba‘zısı kahve ve şerbeti içer içmez şekilli eder, zîrâ birkaçı kahve ve şerbet ile zehirlenmişlerdir, andan havf ederler.
EÇS X Y183a
Andan bu müteferrikagân ihtiyârları gidüp çavuşân ihtiyârları gelüp anlara dahi üslûb-ı sâbıka üzre i‘zâz [u] ikrâm edüp paşa bunlara yahşı dilnüvâzlık eder.
EÇS X Y183a
Andan sipâh ihtiyârları, andan tüfengciyân ihtiyârları, andan gönüllüyân ihtiyârları gelüp herbirine hadlerinden ziyâde ta‘zîm ü tekrîm olunup revâne olurlar.
EÇS X Y183a
Andan yeniçeriyânın başçavuşları gelüp sâhib-i devlete buluşup,
EÇS X Y183a
"Ocağımız ihtiyârları sultânıma ıyd-ı şerîf mübârekeye gelmek isterler" deyü destûr alup yetmiş seksen aded mankala koca kokonoz ihtiyârların ibtidâsı kul kethudâsı, ardı sıra anın üstâdı, dahi ardı sıra ale't-tertîb dest-bûs edüp herkes makâmında kâ’im olup gûnâ-gûn kelimât ederler. Bunlara daha ziyâde ri‘âyet olunur, zîrâ Mısır'da yeniçerinin azîm i‘tibârları vardır. Ve bunlar yeniçeri kethudâlığından ve başçavuşlukdan ve serdârlıkdan mütekâ‘idîn biner kîseye mâlik ankâ kimesnelerdir. Bunlar dahi tatyîb-i hâtır olup giderler.
EÇS X Y183a–Y183b
Ardları sıra azebân ocağının başçavuşu paşadan izin alup cümle azebân ihtiyârları gelüp dest-bûs ederler. İbtidâ baş kethudâ ve ardı sıra ale't-tertîb meks edüp bunlara dahi bâlâda tahrîr olunduğu üzre bî-kusûr ri‘âyetler edüp bunlar dahi revâne olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa yeniçeri ve azebân Y 183b ocakların bir yerden huzûruna çağırup bayramladılar, o dahi nezâketdir. Bu iki ocağın gâyet iştihârları olmak ile ziyâde ta‘zîm gerekdir.
EÇS X Y183b
Bunlardan sonra ba‘zı meşâyihîn gelüp "Iyd-ı şerîf mübârek yâ sultânım" deyüp cerre yecurru bâbına girüp gider. Bunlar gidince hemân paşa "At" deyüp cümle askeriyle mehterhânesin çalarak bir mesîregâha gider. Kânûn-ı Mısır böyledir.
EÇS X Y183b
Ve bu ıyd-ı umûm alayı dahi bu gûne tahrîr olundu. Cümle a‘yân [u] eşrâfa destûr-ı şâhî bir mevhibe-i ilâhîdir kim ol günlere erişen cânlar zer-ender-zere müstağrak olup gürûh gürûh birbirlerine varup ıyd mübârek derler. Ve bu günlerde Mısır içinde aslâ bir evde şerbet içilmez, subya ta‘bîr etdikleri pirinç bozası içilir, bâlâda evsâfı tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu günlerde üç dörd gün mukaddem yapup içine şeker ve darçın ve karanfîl koyup birez dilberân olduğu mahal bir hümûzetcik müşâhede olunduğu mahal zâlim gâyet nâfi‘ ve mukavvî ve müferrihdir ve def‘-i harâret eder. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur.
EÇS X Y183b
Ve bu ıyd-ı şerîfde üç gün üç gece eyle şâdumânîler olur kim geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd olduğu bu günlerdir. Rûmeli meydânı ve Kara Meydânı ve İmrahor Mahallesi meydânı ve Eski Mısır meydânı ve Bulak'da ve Bâb-ı Nâsır'dan taşra ve mahalle-i Âbidîn'de ve Mısır'ın niçe yüz meydânlarında niçe bin salıncak ve dollâb ve beşik ve atlı karaca ve çıkrık ta‘bîr etdikleri sıbyân-ı cüvânân muhibbân binüp iki üç kolan ile bir cânibe salınırlar, bir temâşâgâhdır. Beyit:
EÇS X Y183b
fehvâsınca bazı âşıkân-ı sâdıkâne müşâhede-i cemâl edüp tesellî-i hâtır olur ve bir temâşâdır. Eğer âşinâ ve eğer bîgâne bir âdem bir dilberân gördükde bî-pâk u bî-pervâ yanına varup "Iyd-ı şerîfin mübârek ola" deyü gül cemâlinden bûselik makâmında güllerin derersin ve murâd [u] maksûda erersin. Kânûn-ı Mısır böyledir, ayıb değildir.
EÇS X Y183b
Ve bir ibret şey dahi bu Mısır'da oldur kim böyle levendâtı ve aşkıyâ ve erâzil çok diyârda ıyd-ı şerîfin destûr-ı şâhî günleri ola avret ve oğlan gürûh gürûh, remmâ remmâ gezerler, bir merd bir nisvâna ve sibyâna ve gılmâna dest-dırâzlık etmek ihtimâlleri yokdur. Bu husûsda gâyet emn [ü] emândır.
EÇS X Y183b–Y184a
Ve bir ibret dahi budur kim bu kadar kerre yüz bin âdem deryâsı içre bir sarhoş âdem tarîk-ı âm üzre yıkılarak dalbıçak olarak ve bazı âdem urarak bir mest âdem görülmemişdir, gâyet ma‘yûb şeydir. Eğer görseler derhâl dutup kapusuna Y 184a götürüp ya esâmesin çalarlar yâhûd Kıbrıs'a veyâhûd Fûncistân hudûdunda intihâ-i serhadları olan Sây kal‘asına sürerler. şarâb içüp yolda gezmek gâyet menfûrlarıdır, ammâ gayrı mel‘anetleri vâfirleridir. Ammâ bu ıyd-ı şerîfde birbirlerine ziyâfetler edüp kırmızı şalvârlı dilberânları ile küheylân atlar üzre gûy gûy sohbetler etmededirler.
EÇS X Y184a
Hâsıl-ı kelâm bu ıyd-ı şerîfin ve alayının vasfında lisân kâsırdır, ma‘lûm ola.
EÇS X Y184a
Ve sürûr [u] şâdumân dahi böyledir. Lâkin bu ıyd-ı adhâda yevm-i arefeden âhir selâs gününün vakt-i asrına dek (---) cümle halk (---) ve meşâyihler ve fukarâlar tekbîr ede ede birbirlerinin hânesine varup,
EÇS X Y184a
"Eyyâm-ı şerîf-i Arafât müyesser inşâallâh" deyüp birbirlerine ta‘zîm ü tekrîm edüp musâfaha (---) Q 226b edişirler.
EÇS X Y184a
Ve Kethudâ İbrâhîm Paşa Mısır mütevellîsi iken koyun emîninin defteriyle beş kerre yüz bin koyun ve sığır ve câmûs ve deve kurbân olduğu makyûd u murakkamdır. Tâ bu mertebe âdem deryâsı şehr-i mu‘azzamdır ve böyle bir ıyd-ı adhâdır, sürûr [u] şâdumânı Ramazân ıydından ziyâde olur kim dillerle ta‘bîr olunmaz.
EÇS X Y184a
el-Faslu's-sânî ve hamsînMısır'ın kânûn üzre altıncı alay-ı ıydın beyân eder kim bu alay paşaya mahsûs alaydır kim Mısır'a girince olur
EÇS X Y184a
Bu paşa alayı bâlâda tahrîr olunmuşdur, ammâ Mısır kulunun kânûn alayları ve yolları ve erkânları ve pâyeleri ve fırka fırka adedleri P 223b ve senevî mevâcibleriyçün tahrîr olundu. Ammâ paşaya müte‘allık elzem-i levâzımâtı ve cümle ahvâlâtı beyân eder.
EÇS X Y184a
Evvelâ bu alaya Mısırlı alay-ı istikbâl derler. Paşa Mısır'a gelirken bir ay mukaddem asâkir-i Mısır dârât [u] azamet ü şevket unvânların ve deryâ-misâl cüyûşların göstermek içün cânib-i erba‘adan asker cem‘ etmek içün vilâyetden vilâyete çavuşlar gidüp birden bine ve binden yüz bine varınca asker cem‘ edüp Mısır içinde deryâ-misâl asker olur. Ammâ beri tarafda paşa Mısır'a geç gelirse müsellimliğe gelen şehir havâlesinin kâr [u] kisbine çok ihtilâl verir. Evvelâ Mısır vezîrine elzem-i levâzımından olan oldur kim şehir havâlesine biribiri ardı sıra ulaklar gönderüp,
EÇS X Y184a
"İşte filân günde, filân yere vâsıl olmuşuz" deyü haber gelince şehir havâlesi ve Mısır kâ’immakâmı beğ metânet bulup güft ü gûdan emîn olurlar. Ba‘dehu Gazze'den elbette bir ulak dahi mâh-ı filânın filâncı günü inşâallâhu'r-rahmân Gazze'den kalkarız, deyü haber gelmesi elzem-i levâzımındandır. Zîrâ ol gün cümle Mısır'ın ocak ağaları hedâyâları ile hayme vü hargâhları ile istikbâle çıkarlar.
EÇS X Y184a–Y184b
Evvelâ, çavuşlar kethudâsı: Çetr-i bârgâhıyla ve mahmel-i Y 184b büngâhıyla elli deve Nîl suyu ve bin kutu şeker-i nebât ve yüz kavanoz eşribe-i gûnâ-gûn ve bî-hisâb meyve ve yigirmi deve hâs ve beyâz etmek ve çörek ve gûnâ-gûn me’kûlât u meşrûbât ve bir mücevher eğerli ve altun zencîrli ve altun kaddâre ve cevâhir topuzlu ve murassa‘ rahtlı ve zerdûz abâyîli bir küheylân at ve bir tavâşî ve bir yelkendez at ve üç kîse hedâyâ istikbâle getürür. Bunlar hâliyedir. Bunlardan mâ‘adâ Mısır'a gelince vereceği tuhef hedâyâlar paşanın nâmına ve unvân-ı kevkeb ü cerâ’etine göre verirler. Gâyet sarrâf ve nakkâş herîflerdir, paşayı görünce bal mıdır ve yağ mıdır ve zehir midir ve Ilıbat suyu tabî‘atında mıdır, gördükleri sâ‘at mihekke urup ayârın bilüp ana göre çirişi harc ederler. Ve bu çavuşlar kethudâsıyla iki yüz mücevvezeli üç yüz tâsdan geçmiş semm-i helâhil çavuşlar gider kim herbiri kırk elli paşa yollamış söz ebesi akl-ı Arasto çavuşlar gider. Ve,
EÇS X Y184b
İkinci, müteferrikabaşı: Dahi çavuşlar kethudâsı gibi hedâyâlar getürür, ammâ atı altun zencîrli değildir, ammâ cümle hedâyâları pâkdır. Ve iki yüz müteferrikagân ile ve hayme [vü] hargâhıyla azm-i râh eder.
EÇS X Y184b
Üçüncü, tercümânbaşı: Bu anlardan alçak hedâyâ verir. Ve bunlar ile on nefer cellâdlar bile gider. Ve,
EÇS X Y184b
Dördüncü, yeniçeri ocağından başçavuş: Kırk elli haymesiyle ve iki yüz başı tuğlu ve gümüş yüklüklü ve zerdûz yeniçeri keçeli mülebbes mülâzım neferâtları ile istikbâle çıkarlar. Ammâ bunlar paşaya bir hedâyâ getürmeyüp cümle mülâzımîn mülâmter(?) mülebbes(?) piyâde yürüdükleriyçün paşadan beher yevm biner para alırlar. Başçavuş dahi paşa önüsıra yayan yürüyüp yevmiyye yigirmi para alır. Ve yeniçeri sakkâsı üç yüz para alır. Ve cümle çavuşân-ı hâne-kede paşadan üç yüz guruş alır. Ve müteferrikagân kezâlik üç yüz guruş alırlar. Ve,
EÇS X Y184b
Beşinci, paşa müsellimi: Dahi bunlar ile paşaya istikbâle gidüp alayı mühimmâtıyçün üç deve yükü iç ağalarına mest ve pabuc ve çizme ve gayrı eşyâlar ve paşaya bir semmûr kabaniçe ve bir mücevher tîrkeş ve bir murassa‘ şemşîr ve bir kırmızı katîfe şalvâr ve bir selîmî ve iki sorguc ve bir çift Çerkezî fillar ve bir mücevher zînli ve altun zencîr ve cevâhirli raht ve topuz ve kaddâresiyle bir küheylân at getürür.