EÇS X Y191b
Ve bir elzeminden dahi mîrî gılâl bakâyâsı kimin zimmetindedir, anı su’âl edeler. Ve zâlim ve zorbalardan mazlûmların hakkın alıverüp zâlimlerin herbirinin bağrına bir tîr-i tîz ve bir nîze-i sertîz-i âbtîz semm-i tîr urup Rûmeli meydânında hengâme-i cân bâzârında nakd-i hayâtların fürûht edüp kelem serleri cellâd-ı felek elinde çevgân-ı top-misâl galtân eylemek gerek.
EÇS X Y191b
Ve ba‘zılarının defter-i cerâyimlerine kalem-i afv keşîde kılınup rakam-ı kerem ile merkûm oluna ki "Allâhümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" fehvâsınca afv olunup halâs edeler.
EÇS X Y191b
Ve niçelere ihsân [u] in‘âm ve niçeler dendân-ı tîğ-ı berrândan ilzâm-ı levâzımındandır. Zîrâ kânûn-ı Mısır böyledir. Bu hâl üzre gidüp kimseden rüşvet alınmaya. Zîrâ hîn-i azilde yine alırlar.
EÇS X Y191b
Ve ehl-i fesâd ve gammâz u hemmâz u fessâk sözüne i‘timâd etmeyeler. Keyfe mâ-yeşâ’ mutasarrıf olup salâhı elden komayup râhat olurlar. Ve her mâh rûznâmeci ve cümle ehl-i dîvân ile muhâsebe görüp bakâyâ tahsîline gâyet mukayyed olalar, ve's-selâm.
EÇS X Y191b–Y192a
Ve Mısır vezîrine lâzım olan bir müstakîm ve dîndâr ve mu‘temedün-aleyh âdemi rûznâmeci ede. Zîrâ hîn-i azilde cemî‘i muhîl [ü] şeytanat rûznâmeci elindedir. Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi, Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın iki yüz kîse ihsânın görüp yine hîn-i azilde İbrâhîm Paşa üzerine altı yüz kîse bindirdi. [[(---) (---) (---)]] Y 192a zimmetinde yedi yüz kîse bakâyâsı kalmışken rûznâmeci tahrîkiyle İbrâhîm Paşa'dan altı yüz kîse zimmet da‘vâ etdiler. [[(---) (---) (---)]] Ba‘dehu Cânpûlâdzâde bir hıyânetin duyup rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ba‘de't-ta‘âm küçük [[(---) (---) (---)]] Q 229b P 226b ale'l-akîb bir ferdin âgâhı yok iken katl edüp erbâb-ı dîvân cümle hamd-i Yezdân edüp elinden ve dilinden ve fi‘linden cümle halk âciz ü nâlân ve zebândırâzlığından cemî‘i ümenâ ve keşşâf giryân olmuşlardı. İşte elzem-i levâzımından rûznâmeci bir dîndâr âdem lâzımdır.
EÇS X Y192a
{Vasıyyetnâme-i fakîr Evliyâ-yı bî-riyâ berâ-yı vüzerâ-yı Mısır}
EÇS X Y192a
Ve Allâhümme âfinâ Mısır paşaları bâlâda evsâfile tahrîr olunan alayların âlâyiş [ü] ârâyişine ve sâ’ir ta‘zîm ü tekrîm ve iltifâtlarına aldanup hükûmetde mağrûr u müddemmağâne hareket eder. Zîrâ âb-ı Nîl'i nûş edenin hükmü cebbâr ve mütekebbir olmakdır, zîrâ Ferâ‘ine tahtıdır. Ammâ herkes ile hüsn-i ülfet edüp rıfk ile mu‘âmele edüp cümle mesâlih-i müslimîni şer‘-i şerîfe havâle ede. Ve hazîne-i pâdişâhı çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve defterdâra havâle edüp her sâ‘at tahsîline ibrâm [u] ilhâh eyleye.
EÇS X Y192a
Ve gelen mahlûlâtı fürûht etmeyüp zabt ede. Zîrâ Âsitâne tarafından hatt-ı şerîfler ile mu‘tâk Dârü's-sa‘âde ağaları ve gayrılar evâmir-i pâdişâhî ile gelüp terakkî isterler. Ve hacca giden ve İslâmbol'da hazîneye giden ve doğan ile giden ve Mekke ve Medîne'den neccâblığile gelenlere ve sefere gidenlere ve ceb harclığına gidenlere ve baş dil getirenlere ve cebel müjdecilerine ve bunların emsâli niçe kimesnelere terakkî lâzımdır. Mahlûlât zabt etmek gerekdir kim senevî yedi bin akçe terakkî vermek kânûn-ı Selîm Hân'dır, cümle paşadan matlûbdur. Ekseriyyâ Mısır vezîrleri bu tarafından ve anbâr-ı Yûsuf'dan ve rûznâme kaleminden ve meksûr u müflis keşşâflara kâşiflik vermeden mezmûm u müttehem olurlar. Ve hîn-i azilde mâl-ı pâdişâhî ve terakkîler paşadan matlûbdur.
EÇS X Y192a
Ve Mısır hâkimleri vakfullâhlara vaz‘-ı yed etmeye, ya‘nî evkâf tarafından celb-i mâl etmeyüp hasbince teftîş ü tefahhus edüp ta‘mîr ü termîm etdirüp ma‘mûr edüp âkıbeti hayr ola. Ve bir müfsidin sözüne i‘timâd edüp gavre ermeden bir kimesneyi katl-i nefs etmeye. Ve Zülfikârlı ve Kâsımlı kuludur, bu askerî tâ’ifesine tâbi‘ olup aşkıyâya mu‘în ü zahîr olmaya. Ve her ayda on iki kalemden muhâsebeyi görüp mukâbeleyi zabt ede.
EÇS X Y192a
Netîce-i kelâm dâ’imâ pâdişâh [ve] vezîr-i a‘zam tarafın elden komaya. Lisân-ı Türkîde bir darb-ı mesel vardır, bu mahalle münâsibdir:
EÇS X Y192a
"Eğere vereceğin haşaya ver, beğe vereceğin paşaya ver" fehvâsınca hemân pâdişâh tarafına tokuz ver on al, pâdişâh [ve] vezîr tarafın elden koma.
EÇS X Y192a–Y192b
Ve Mısır'a azîm askerle gelme. Otuz ağa ve üç yüz Y 192b karakullukcu kifâyet eder. Eğer Mısır'ı zor-bâzû ile zabt ederim, deyü on bin âdem getirsen deryâda katre güneşde zerre. Eğer yigirmi bin asker getirsen, şehre komazlar, vilâyetin tahammülü yokdur. Zîrâ cümle kurâları mâl-ı mîrîdir. Cümle Mısır kulu huddâmındır, hemân suhûletle cümlesini kullan. Ve herkesle i‘tidâl üzre geçin. Beyt-i ra‘nâ:
EÇS X Y192b
Ne yavuz ol asıl ey dil ne yavaş ol da basıl
EÇS X Y192b
Herkesle hüsn-i zindegâne etdükde inşâallâh ber-vech-i adâlet Mısır senevî iki bin Mısrî kîse dutar. Eğer kurâ mahlûlâtları dahi ziyâde düşerse üç bin kîse olur. Ve senevî bin kîse hedâyâ gelir, ammâ şart vardır, ol âdeme gelir kim unvân u şân [u] şevket sâhibi ve nân u tîğ sâhibi ve sâdıku'l-kavil vakâr sâhibi olanlara ri‘âyet edüp mâl verirler. Yohsa Mısır halkı niçe bin hümâ-pervâzlar görmüşlerdir. Herbiri niçe vüzerâya ve niçe pâdişâha hizmet etmiş dârü's-sa‘âde ağaları ve beğleri vardır. Bunların herbiriyle hüsn-i ülfet edüp geçinmek gerek. Beyt-i bî-nazîr:
EÇS X Y192b
Bunlar ile hîn-i mansıbda geçinmek güzel, ammâ âh âh vâh vâh hîn-i azli mel‘ûndur, mel‘ûn.
EÇS X Y192b
Fasıl sekizinci alayMısır vezîrine mukarrer geldüği alay-ı azîmdir ki zikr olunur
EÇS X Y192b
Evvelâ Mısır vezîrinin bu mukarreri Bilbeys şehrine gelince ileri haber gönderirler kim alaya hâzır olalar. Ol gün paşa kethudâsı alay çavuşlarına tenbîh edüp cümle ağavât alaya âmâde olup vekîlharc cümle matbahı Âdiliyye'ye getürüp ziyâfet tertîb olunur. Ol gün ol gece Mısır içinde bir gulgule vel‘ale velvele olup cemî‘i ahâlî-i Mısır alay temâşâsına dükkânları Bâb-ı Nâsır'a varınca icâreye dutarlar. Ertesi ale's-sabâh paşa kethudâsı paşanın izniyle sâde mehterhâne faslı ederek alaya gider. Ammâ Kethudâ İbrâhîm Paşa asrında mukarrer-i pâdişâhî ve hil‘at-ı şehriyârî ve seyf-i sultânîdir gelen dârât ile getirmek gerek, deyü kethudâsına umûmen mehterhâneyi ve cümle iç ağaların âlât-ı silâha müstağrak edüp giderken sâde mehterhâne ile gitdik.
EÇS X Y192b–Y193a
Mukarrer ile gelirken mehterhâne tabl döğerek gelin deyü tenbîh edüp ibtidâ Tatar alayı ve deli alayı ve gönüllü alayı ve çâşnigîr alayı ve kilârcı alayı ve sarrâcân alayı ve müteferrikagân alayı ve vâcibü'r-re‘âyâ alayı ve kapucubaşı alayı ve kethudâ alayı ubûr eder. Kethudâ ile çavuşlar kethudâsı atbaşı berâber ve müteferrikabaşıyla şehir havâlesi dîvân efendisiyle kapucular kethudâsı cümle zer-ender-zere {müstağrak} köçekleri ile Mısır içinden güzer edüp Bâb-ı Nâsır'dan Y 193a taşra çıkarlar. Ammâ bu alayda Mısır'ın askerî tâ’ifesinden bir âdem yokdur, cümle sûk-ı sultânî dükkânçelerinde seyr [ü] temâşâya muntazırlardır.
EÇS X Y193a
Andan Âdiliyye'ye varup mukarreri getiren imrahor-ı sultân mıdır, kapucular kethudâsı ve salahor ve vezîr-i a‘zam ağalarından mı, her kim ise kethudâya ayağa kalkup ba‘de'l-musâfaha summât-ı Muhammedî çekilüp cümle ağavât ve a‘yân tenâvül edüp kahve ve buhûrdan sonra yine atlara süvâr olup bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre alaylar yürür. Ammâ paşa kethudâsıyla mukarrer getiren ağa kethudâ ile at başı berâber giderler.
EÇS X Y193a
İbtidâ ağanın hazînedârında hil‘at-ı fâhire, kethudâsında murassa‘ şemşîr, ve ağanın girîbânında mektûblar ve elinde şîb kîse ve zerdûz boğça içinde bo(---) boğralı hatt-ı hümâyûn ile ubûr ederken tokuzar kat mehterhâne çalarak Bâb-ı Nâsır'dan içeri girüp zü'l-cenâheyn-vâr iki bölük asker alay alay, saf saf ve mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh, sürü sürü, katâr katâr ve remmâ remmâ, esnâf esnâf [[(---) (---) (---)]] vezîr Mısır içine bir tertîb üzre girirler kim ahâlî-i Mısır dârât-ı âl-i Osmân ne idüğin bilirler. Ammâ [[(---) (---) (---)]] üzre eğer Mısırlı paşadan mahzûz iseler mukarrer geldüğinden hazz edüp çârsû-yı bâzâr ol kadar izdihâm olur kim niçe [[(---) (---) (---)]] bu tertîb üzre Mısır içinde bir hûy hû ile tabl-ı Osmâniyân döğerek kal‘a-i Mısır'da sarây-ı Q 230a P 227a sultânîde Sultân Gavrî dîvânhânesine çıkarken paşa tâ nerdübân başına varup istikbâl edüp Selîm Hân tahtından aşağı paşa durur.
EÇS X Y193a
Derhâl mukarrer ile gelen ağa zer-ender-zer hil‘at-ı pâdişâhîyi boğçadan çıkarup ellerinde dutarlar. Ve hatt-ı şerîfi ve emr-i pâdişâhîyi boğçe-i zerdûzdan çıkarup öpüp başına koyup paşanın eline verir. Paşa dahi öpüp başına koyup dîvân efendisine verir. Ol dahi öpüp başına koyup bismillâh ile tuğra-yı garrâ tahrîr olunmuş mührün bozup hatt-ı şerîfi çıkarınca Gavrî dîvânhânesi kat-ender-kat âdem deryâsı olup bin bir ayak bir ayak üzre durup sâmi‘înden olurlar.
EÇS X Y193a
Ba‘dehu dîvân efendisi bî-hicâb pür-cevâb bî-pâk [ü] bî-pervâ savt-ı a‘lâ ile hatt-ı şerîfi tilâvet edüp ekseriyyâ hayır du‘â ve re‘âyâ ve berâyâ ve Mekke Medîne ve hazîne ahvâli yazılup, "Bu sene-i mübârekde sana ibkâ ve mukarrer etmişim" deyü hatt-ı şerîf kırâ’at olunup cümle çavuşân alkışlayup cümle erbâb-ı dîvân şâd u handân olurlar.
EÇS X Y193a
Derhâl gelen kapucubaşı hil‘at-ı fâhireyi kendü eliyle paşaya geydirirken paşa-yı zîşân hil‘at-ı pâdişâhînin girîbânın bûs edüp geyince yine cümle çavuşân Allâh mübârek eylesün, deyü alkışlarlar.
EÇS X Y193a–Y193b
Ve yine akabince gelen ağa kendü eliyle Y 193b paşanın beline mücevher şemşîr-i pâdişâhîyi kemerine bend kılup paşa kethudâsı ve gelen ağa paşanın koltuğuna girüp Sultân Gavrî seccâdesi üzre paşa çıkup ayağ üzre dururken vârid olan emr-i pâdişâhîler yine savt-ı a‘lâ ile kırâ’at olunup her ne ki fermân olunmuşsa ol sâ‘at amel olunmasıyçün taraf taraf beyâz buyurdular ile çavuşlar ve ağavâtlar tevzî‘ olunur.
EÇS X Y193b
Dîvân-ı Mısır bozulunca iç kal‘adan yetmiş seksen pâre toplar atılup mübârek-bâd şâdumânîleri olur. Ol sâ‘at kal‘a mehterânları gelüp bir fasl-ı Arabî çalup bin pâre hâliye ihsânların alup giderler.
EÇS X Y193b
Ertesi ale's-sabâh summât-ı dîvânî olup cemî‘i erbâb-ı dîvân ve cümle ehl-i menâsıb cem‘ olup mansıbların ibkâ ve mukarrer edüp serâpâ hil‘at-ı fâhire ile mesrûr olup herkes hânesine revâne olup paşa mehterbaşısı mübârek-bâd faslın çalup bin pâre hâliye ihsânları ve çuka ve kumâşların alırlar. Ve anlardan sonra paşanın yigirmi dörd mertebe sâhibleri gürûh gürûh mübârek-bâda gelüp ihsânların alırlar. Ve bu dîvânda ba‘zılar menkûb olup mansıbı âhara tevcîh olunur.
EÇS X Y193b
Ve ehl-i menâsıbların cümlesinden paşanın küşûfiyye mâlı tahsîl olunup çavuşlar kethudâsından on kîse ve müteferrikabaşıdan on ve tercümânbaşıdan beş ve rûznâmeciden beş, yeniçeri ağasından altı ve azebler ağasından beş ve beş bölük ağalarından dörder kîse ve subaşı ve muhtesib ağasından beşer kîse, ve'l-hâsıl ol mukarrer gelüp cümle menâsıblar tecdîd olup yedi yüz yetmiş hil‘at-ı fâhire geyenlerden cümle üç yüz altmış kîse hâsıl olup yigirmi otuz kîsenin mukarrer getüren ser bevvâbân mıdır yâhûd vezîr-i a‘zam ağası mıdır, ana ihsân edüp ve on kîse mikdârı dahi at u raht ve tavâşîler ve sâ’ir hedâ[yâ]lar verirler. Ve paşa kethudâsı ve Mısır'ın sâ’ir erbâb-ı menâsıbları dahi ziyâfetler edüp hedâyâlar verüp Âsitâne'ye yollarlar.
EÇS X Y193b
Netîce-i merâm Mısır'a mukarrer ile gelen ağa yüz kîse mâl intifâ‘ eder. İşte Mısır'ın mukarrer alayı dahi bu yüzden tamâm oldu.
EÇS X Y193b
Fasıl tokuzuncu alay-ı azîmMısır hazînesi Âsitâne-i sa‘âdete gitdüği alayı beyân eder
EÇS X Y193b–Y194a
Evvelâ bâlâda tahrîr olunan mukarrer gelüp cemî‘i menâsıblar tecdîd olduğu gibi sene başı olmağile Mısır hazînesi paşaya ilzâm olup tahsîline ihtimâm olunup defterdâr paşa ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve paşa kethudâsı ve şehir havâlesi ve havâle kâtibi, bu ser-i kârda olanlar ihtimâm ile ümenâ ve keşşâf ve mültezimîn ve vâlîler zimmetinde bevâkîleri tecessüs edüp tült-i evvel ve tült-i sânî ve tült-i sâlis ve sıtfî ve şitfî mâllarından galak olmayup bâkî kalmış mâlları meksûr ümenâlardan yüz Y 194a bin renc [ü] anâ çekerek tahsîl edüp der-hazîne eder. Ba‘zı husûlü mümkün olmayan keşşâfları ele getürüp Gavrî dîvânhânesinde makaraya kollarından çeküp salb edüp üstühânlarından kanlar cereyân ederek arıkhâne'de haps ederek mâl-ı pâdişâhî[yi] tahsîl ederler. Buna Hazîne-i kebîr derler, aceb dâhiye-i kübrâdır. Bu hazîne kanile kandan tahsîl olduğun beyân:
EÇS X Y194a
{Mısır'ın cümle kurâları ve cümle hazîne kîsesi ve adedi ve dirhemi ve dânıkı ve vukiyyesi ve arpa ve buğday ağırlığını ve miskâlin bildirir}
EÇS X Y194a
Evvelâ eyâlet-i Mısır cümle yedi yüz altmış pâre şehirdir. Ve üç bin pâre belîdedir. Ve bu altmış pâre kal‘adır. Ve bâlâda tahrîr olunduğu üzre cümle eyâlet-i Mısır yigirmi dörd kazâdır. Ve eyâlet-i Sa‘îd-i âlî otuz altı kazâdır. Ve cümle küşûfiyye ve evkâf ve ümenâ ve mültezimîn ve evkâf-ı selâtîn ve evkâf-ı Haremeyn ve a‘yân ve gayrı belîdelerden beher sene yigirmi dörd Mısır hazînesi tahsîl olur, deyü Gazâlî defterinde mastûrdur. İnşâallâh mahalli ile herbiri ale't-tafsîl tertîb üzre tahrîr olunur.
EÇS X Y194a
Ammâ on iki Mısır hazînesi mâl-ı pâdişâhîye müte‘allıkdır, anlar dahi beyân olunur. Ammâ bu Hazîne-i kübrâ içün dîvân-ı Mısır'da ve Âsitâne-i sa‘âdetde mâl-ı pâdişâhîdir, deyü feryâd etdikleri bu hazînedir kim Ramazân ıyd-ı şerîfinin mevâcibine bi-eyyi vechin kân erişse gerekdir kim beher sene bin iki yüz Mısrî kîse hazînedir.