EÇS X Y194a
Bu hisâb üzre bir Mısrî kîse (---) vukiyye gelür.
EÇS X Y194a
Dîvân-ı Mısır'da telatin köseleler döşenüp cümle üç yüz sarrâf sarrâflayup ve cümle veznedârlar tartup birer birer sayılup dîvân mührüyle defterdâr paşa âsâf-ı Mısır muvâcehesinde mühürleyüp hâsıl-ı harca teslîm olup anlar dahi Gavrî dîvânhânesi içre hâzır çam sandûklar içre üçer kîse koyup her sandûkı mismârlarla mıhlayup üstüne ve içine keçeler kaplayup dahi üstüne yaş sığır derileri çekerler ve Frengî habiller ile muhkem sarup kırmızı kilimler ile setr ederler.
EÇS X Y194a
Bu tertîb üzre hazîne tahsîl olup (---) (---) (---) edüp bir mâldâr u mü’min seferi açık olan beğlerden birin getürüp hazîne-i pâdişâhî seferine makdûrlar sarf (---) (---) (---) mudârebe içün bu kadar mâl cem‘ olunup, hâzır ol, deyü tenbîh ü te’kîd ederler.
EÇS X Y194a–Y194b
Ardı sıra yeniçeri ocağından kethudâlığa yolu gelmiş birin yeniçeri ağası (---) (---) (---) münâsib ve beş bölükden dahi birer yolu Y 194b gelmiş mün‘im ihtiyârları ve birer çavuşlar ve birer bayrakdârlar ile (---) (---) (---) (---) (---) Q 230b P 227b Ve'l-hâsıl bu hazîneye me’mûr olanlardan yetmiş iki nefer kimesneler hil‘at-ı pâdişâhî ile dilşâd olup âmâde olurlar. Tâ ki mâh-ı Recebü'l-müreccebin gurresi ki oldu bir azîm summât-ı dîvânî olup cemî‘-i erbâb-ı dîvân ve cümle ulemâ ve sulehâ ve kadıasker ve nâ’ib-i dîvân ve şâhidân, kâtibân, sicilhân meydân-ı mahabbete gelüp dîvânhânede dağlar gibi yığılan sandûkları paşa kethudâsı birer birer paşa ve ulemâ ve sulehâ ve hazîne beği huzûrunda ad edüp hazîne beğine ve yedi ocak serdârlarına teslîm ederler. Ol mahalde paşa hazîne beğine hitâb edüp,
EÇS X Y194b
"Beğ, pâdişâhın bin iki yüz kîsesini bî-kusûr benden alup kabz etdin mi?" Ol dahi,
EÇS X Y194b
"Aldım, kabz etdim, hâlâ kabza-i tasarrufumdadır" dedikde paşa,
EÇS X Y194b
"şâhid olun" deyüp sicill-i şer‘-i mübîne ketb olup dîvânhâne du‘âcısı du‘â edüp Fâtiha tilâvet olunur. Andan cemî‘i sanâdîkları Gavrî dîvânhânesinden aşağı sarây meydânına endirirler.
EÇS X Y194b
Andan paşanın iki yüz müsellah ve müzeyyen bağıl katârların ardala vü kerek ve bin burcları ve gûnâ-gûn çınkırağ u celâcilleri ile keşân-ber-keşân çeküp cümle me’mûr olan keçeli yeniçeriyânlar bir tarafına ve azebânlar bir tarafına ve her katırın başın birer üsküflü yeniçeriler tutup her katıra ikişer sandûk tahmîl etdüklerinde altışar Mısrî kîse olur, cümle yükledüp,
EÇS X Y194b
Alaylar yürümeğe başlar. İbtidâ paşanın kânûn üzre tahrîr olunan alayları, andan Mısır'ın yedi bölüğünden me’mûr olan yedi yüz asker ile cümle göndere gidüp paşa huzûrundan sarâyda alay gösterirler. Cümle alemlerin açarak her serdâr köslerin çalarak hazîne beği dahi başında perîşânisiyle semmûr kürk üzre pür-silâh ensesinde cümle pençe-i âfitâb kafâdârları zer ü zîvere müstağrak olup dörder kat mehterhânesi ve altı kat köslerin çalarak tuğ u alemlerin açarak paşayı selâmlayup paşa dahi,
EÇS X Y194b–Y195a
"Yürü Allâh âsân getüre" deyü bu tertîb ile kal‘adan aşağı enince Mısır'ın kânûn üzre on sekiz bin vazîfehâr kulları ta‘zîmen alaylarına esnâf esnâf mahlût olup âheste âheste Mısır içinden güzer ederken yine tarîk-ı âmlar içre kat-ender-kat âdem deryâsı seyr [ü] temâşâ edüp "İnşâallâh bi's-selâme" deyü ricâlleri du‘â ederler, nisvânları savt-ı a‘lâ ile zılgıt urup âşık ma‘şûk birbirlerine râst gelüp anlar dahi zılgıt ururlar, asâkir-i İslâm ise tâvûs gibi reftâr ederek gûnâ-gûn şakalar ile güftâr ederek Bâb-ı Nâsır'dan Âdiliyye Y 195a nâm mahalde herkes kollu kollarınca yerli yerince konup hazîneyi beğin otağına dağlar gibi yığup der-akab zencîrkeş gelüp ve sayıcılar ve yedi bölük ihtiyârları gelüp cümlesin ad edüp her sandûkda birer demir halka vardır, ol halkalardan zencîrleri geçirüp iki ucu bir yere gelüp kilidlerler.
EÇS X Y195a
Ba‘dehu cümle sandûkların üstüne kilimleri örtüp hazînenin cânib-i erba‘asın cümle halk ihâta edüp beklerler. Ve cümle askerîler dağılup me’mûr olanlar kalır. Ve cümle sandûkların üstlerin kırmızı kilimlerle setr ederler. "Allâh setr eyleye" lafzı bundan darb-ı mesel kalmışdır, hâlâ Mısırlı içinde isti‘mâl olunur.
EÇS X Y195a
Üç gün üç gece Âdiliyye'de meks olunup azîm sürûr [u] şâdumânîler ve çeng ü çağana ve mehterhâne fasılları olup hazîneyi beklerler.
EÇS X Y195a
Bu mahalle hazîne çıkınca Sebîl-i Allâm beğine ve Kalyûb kâşifine ve şehir subaşısına fermânlar gidüp cümle askerleri ile hazîne askerin Âdiliyye sahrâsında ortaya alup niçe yüz meş‘aller ve kanâdîller ile askerin cânib-i erba‘asın çerâğân edüp beklerler. Ve şehir subaşısı Âdiliyyeyi bekledüği hâtırıyçün dîvdâr askeri şehri beklemeğe kifâyet etmeyüp yeniçeri kul kethudâsı her gece Gavriyye altında bin iki bin yeniçeri ile pür-silâh sabâha dek ayş [u] işret edüp niçe yüz hânende ve sâzendeler ile sabâha dek sohbet edüp pür-silâh olup kol dolaşarak Mısır'ı beklemek yeniçerilerin direğidir. Ve hazîneye me’mûr olan neferâtlar birer yıllık peşin ulûfelerin alırlar. Ve hazîne beği kalkacağı gün Kalyûb kâşifine fermân vârid olup,
EÇS X Y195a
"Hazîne-i pâdişâhîyi şarkıyye kâşifine askerinle vâsıl edesin", deyü emr olunur. Ol gün yine alay-ı azîm olup cümle ocak ağaları ocaklarından sefere me’mûr olan serdârları Âdiliyye'ye çıkarırlar.
EÇS X Y195a
Üçüncü gün paşalı ve gayrı asker yokdur, hemân cümle ocak ihtiyârları ve ankâlarının alayıdır. Bu alay gâyet müzeyyen ü mülebbes alaydır, içlerinde sefere me’mûr olanlar cümle pür-silâhlardır. Ammâ me’mûr olmayanlar sâde birer kılıc ile ubûr edüp azîm hây hû ile ve köslerin çalarak Âdiliyye'ye varır. Ve sefere me’mûr olanlar kalup mâ-bâkîsi helâlleşüp avdet ederler.
EÇS X Y195a–Y195b
Andan hazîne beği nefîrlerin çalup üçüncü boruda kös-i rıhletleri çalınup Kalyûb kâşifi üç bin hayyâl ile menzil-i Hânke, andan Bilbeys'de şarkıyye kâşifine sâlimîn hazîneyi teslîm etdüğine hüccet-i şer‘iyye alup paşaya gelir, şarkıyye kâşifi dahi Gazze paşasına teslîm etdüğine hüccet alup Y 195b paşaya gelür. Paşa dahi,
EÇS X Y195b
"Elhamdülillâh, henüz hazîneyi hazîne beğine teslîm eyledim. Elhamdülillâh, şâm hudûduna girdi" deyü paşa râhat olup gayrı umûr-ı mühimmelere mukayyed olur.
EÇS X Y195b
Ammâ şöyle ma‘lûm ola kim bu mezkûr bin iki yüz Mısrî kîse olan hazîne zerre ve şemme ve bir nukra masârıfına varınca ve me’mûr olan askerin me’kûlât [u] meşrûbâtıyla ve hil‘at u ihsânları ve kirâ katârlarının masrûfları ve katır üzre kilimleri ve askerîlere hayme vü hargâhlar ve bâr [u] büngâhlar ve masârıf-ı sandûklar ve bu askere edâ-yı hizmet edüp Mısır'a dâhil olduklarında beğlerine terakkî ve yedi bölük ağalarına ve üç odabaşıları ve çavuş ve bayrakdâr ve teberdârlarına, ve'l-hâsıl sekiz yüz âdeme birer akçe terakkî yetmiş hil‘atıyla ikişer akçe terakkîden kâmil bin akçe yevmiyye terakkî edüp selâmetle gelürlerse behremend ve hissedâr olurlar.
EÇS X Y195b
Bu masraf hisâbı üzre beher hazîne kâmil iki bin Mısrî kîse eder. Zîrâ bu terakkîler cümle paşanın kendi avâyid [ü] fevâyidi olan mâldan her bir terakkî akçesin otuzar (---) (---) (---) üç yüz otuzar üzre guruşadır. Paşaya bir hayli (---) (---) rahnedir kim (---) yüz kîse mâl eder. Hakkıyla (---) (---) mevcûdların bu (---) (---) (---) ve nâ-mevcûdların teftîş ü tefahhus edüp ana göre terakkî vereyim, dese ve edâ-yı hizmet etsün ve etmesün terakkî vermelidir. Eğer su’âl ederse edâ-yı hizmet etdi mi deyu (---) (---) (---) u’âl edince su’âl edince ol sâ‘at paşanın başına kıyâmet koparırlar. Âhirü'l-emr hemân yedi ocakdan (---) eğer (---) (---) (---) mahlûlât yok ise her akçe içün yigirmi beşer guruşa sulh edüp akçesin alırlar. [[(---) (---) (---)]] ale'l-gafle yokladılar. Üç yüz âdem mevcûd bulunup İbrâhîm Paşa'ya emirler gelüp üç yüz Q 231a P 228a âdeme terakkî verüp gayrı çûn çerâ diyemediler, azîm derd-i serdir. İlâ mâşâallâh kânûn-ı Selîm Hân böyledir.
EÇS X Y195b
Fasıl on birinci alayPaşanın kendi mâlından sa‘âdetlü pâdişâha giden ceb harçlığın beyân eder
EÇS X Y195b–Y196a
Evvelâ büyük hazîne şâm-ı şerîfe varup vâsıl olduğu müjdesi hazîne beği ve ocak ağaları mektûbları neccâblarla gelüp paşa mesrûr [u] dilşâd olup mâh-ı şa‘bânın gurresinde ceb harclığı hazînesi bağlanmağa başlar. Bunda Mısır beğlerinden me’mûr olmaz, ancak paşa ağalarından bir vaka‘ [u] vakâr sâhibi ve bir kerr ü ferr u dârât ve katâr sâhibini paşa serdâr edüp Tatar ve deli ve gönüllü ve müteferrika ve gayrı ocaklardan pür-silâh mu‘temed yiğitlere ihsân [u] in‘âm edüp üç yüz âdem paşalıdan ve üç yüz âdem dahi Mısır'ın yedi ocağından atına silâhına kâdir salt yiğitleri birer akçe terakkî ile yazarlar. Zîrâ bunlar ılgar ile gidüp büyük hazîneyi ubûr edüp on beş Y 196a yigirmi gün evvel der-i devlete varsalar gerekdir. Iyd-ı şerîfde pâdişâha ceb harclığıdır, darbhânede mahsûs onu bir dirhem gelmek üzre kesilir, ortası halkalı sîm-i hâlisden kesilir. Bu hazîneye mahsûb değildir, paşanın kendi kîsesindendir, cümle (---) kîse-i Mısrîdir.
EÇS X Y196a
Ve bu hazîneye karşılık üç yüz kîselik dahi Hind ü Sind ve Acem ve Yemen ü Habeş tefârûklarından zî-kıymet akmişe-i fâhireler ile yüz yetmiş boğça metâ‘ bağlanır.
EÇS X Y196a
Evvelâ on boğça vâlide sultâna, ve beşer boğça hâsekî sultânlara, ve beşer boğça şehzâdelere, ve beşer boğça gayrı sultânlar [ve] vâlide kethudâsına, üç boğça kızlar ağasına, beş boğça (ve) baş kapu oğlanına, iki boğça hazînedârbaşıya, ve iki boğça hâs odabaşıya, ve ikişer boğça silihdâra ve çukadâra ve rikâbdâra ve Eski Sarây ağasına ve baltacılar kethudâsına ve kahvecibaşıya. Bunlar cümle sarâya müte‘allıklardır.
EÇS X Y196a
Andan vezîr-i a‘zam on boğça ve on bin altun ve vezîr-i a‘zam kethudâsına beş boğça üç bin altun, ve re’îs-i küttâba beş boğça ve bin altun, ve tezkirecilere birer boğça üç yüz altun, ve mektûbcu efendiye ve rûznâmeci efendiye birer boğça üçer yüz altun, vezîr-i a‘zam kapucular kethudâsına ve sadr-ı a‘zam hazînedârına ve kapucular bölükbaşısına ve çavuşbaşıya, bunlara cümle birer boğça, ve defterdâr paşaya ve şeyhülislâma ve kadıaskereyne ve İslâmbol mollâsına birer boğça verirler. Ammâ şeyhülislâma ve defterdâr paşaya beşer boğça ve biner altun dahi verirler. Ve yedi kubbe vezîrine dahi birer boğça verirler.
EÇS X Y196a
Hâsıl-ı kelâm bâlâda tahrîr olunan yüz yetmiş boğça tevzî‘ olunup kifâyet etmediğinden mâ‘adâ kapu kethudâsı yüz boğça dahi aldım deyü sûret-i defter gönderüp ve bu boğçaler ile vezîr-i a‘zamın on iki bin altun ıydıyyesinden mâ‘adâ bu hazîne ile on bin altun dahi sâ’irlere ıydıyye içün gönderilir. Mısır vezîrlerine azîm şebeke ve belâdır.
EÇS X Y196a
Bu ceb harclığı hazînesinden sonra İbrâhîm Paşa'nın bir mükellef ağası yigirmi aded pençe-i âfitâb cündî gulâmları beşer re’s küheylân atlarile sa‘âdetlü pâdişâha gönderüp yüz aded küheylân havvâre atların dahi a‘yân-ı devlete hedâyâ gönderdi.
EÇS X Y196a–Y196b
Ammâ garâbet bunda kim bu bâlâda tahrîr olunan ıydıyye boğçaları İslâmbol a‘yânına verildiğinden mâ‘adâ beri tarafda Mısır vezîri Kethudâ İbrâhîm Paşa bir muta‘azzım kapucubaşısına seksen bin kîle-i İslâmbolî pirinç ve yüz bin kîle mercimek ve yüz kîle nohud ve bakla ve altı yüz ferde kahve ve bin kantâr şeker ve bin kavanoz mu‘anberîn eşribe-i gûnâ-gûn ve beş yüz çift münakkaş hasîr-i Y 196b bûkalemûn ve yüz elli re’s mahbûb tavâşî ağalar ile sâ’ir tuhef ve yâdigârları cümle âyân-ı devlete yüz re’s koçlar ve ceyrânlar ve yaban sığırları ve yüz kafes tûtî ve mînâ ve papağala ve devekuşların Reşîd ve İskenderiyye'den yarar gemilere koyup der-i devlete hedâyâ gönderdi.
EÇS X Y196b
Bu kadar mâl [u] menâli paşa hazîne ağasına teslîm edüp yine ke'l-evvel kânûn üzre paşalı alayı müsellah ve müzeyyen ü mükellef alay alay Âdiliyye'ye giderken paşa kethudâsı ve hazîne ağası atbaşı berâber bir alay-ı azîm ile paşalılar Âdiliyye'de meks edüp cümle hazîneyi ağanın cergesine yığarlar. Anda paşa kethudâsı hazîne ağasına dörd Mısrî kîse harcırâh ve her paşalıya dörder bin para verirler. Ve hazînenin cânib-i erba‘asına Mısırlı ve paşalılar kat-ender-kat olup konarlar. Ve yine Sebîl-i Allâm beği ve Kalyûb kâşifi direği olması takrîbiyle iki bin atlı ile üç gece hazîneyi ihâta edüp hıfz [u] hırâset eder.
EÇS X Y196b
Andan hazîne ağasıyla kethudâ vedâlaşup yine kethudâ Mısır'a girüp andan hazîne Hânke'ye varır, andan Bilbeys'e varup şarkıyye kâşifine teslîm edüp ol dahi on günde Gazze paşasına, Gazze paşası şâm'a, şâm dahi Hamâ'ya andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ıyd-ı şerîfden evvel bu hazîne defterdâr paşaya vâsıl olup andan sa‘âdetlü pâdişâha arz olunup hazîne-i pâdişâhîye teslîm olup cümle tahrîr olunan ıydıyye hedâyâlarını kapu kethudâsı defter mûcebince yerlü yerine bezl edüp ardı sıra nısf-ı Ramazân'da Mısır kulundan müjdeciler varup hil‘at-ı fâhire ve terakkîler ile behremend olurlar.
EÇS X Y196b
Ramazân'ın yigirmi beşinde alay-ı azîm ile Mısır beği hazîneyi teslîm edüp cümle serdârlar hil‘at-ı şehriyârî ile mesrûr olup bir vüzerâ sarâyında meks ederler. Bu hazîneyi sayup sarrâflayup elbette beş on kîse nâkıs getürüp kapu kethudâsından tazmîn ederler. Andan bayram mevâcibiyçün kula ulûfe verirler. Andan bu Mısır beğiyle gelen askerleri yoklayup ne kadar mevcûd bulunursa, şu kadar âdem edâ-yı hizmet edüp hazîneyi teslîm edüp terakkîye müstahaklardır, bu esâmelerden mâ‘adâ nâ-müstahaklardır, deyü Mısır paşasına fermânlar gelüp ale'l-akîb hazîne ve ceb harclığı vâsıl olduğu tahtında paşaya bir kapucubaşıyla kılıc ve haftân gelüp paşa ol kılıc ve hil‘at getiren kapucubaşıya veyâhûd bir salahora on ve on beş kîse verir.
EÇS X Y196b
Fasıl on ikinci alayKılıc haftân geldüğidir
EÇS X Y196b–Y197a
Bu dahi bâlâda tahrîr olunan mukarrer alayı gibidir, aslâ farkı yokdur. Mısırlı bu alaya çıkmayup cümle paşa askeri sâde nakâre ile Âdiliyye'ye bir gün mukaddem matbah gidüp ni‘metler tenâvül olunup gelen ağa ile paşa kethudâsı berâber Y 197a Bâb-ı Nâsır'dan içeri Mısır içinde temâşâcı benî âdem içinden alay-ı azîm ile ubûr edüp kal‘ada sarâya varup dîvân-ı pâdişâhîde emirler tilâvet olunup,
EÇS X Y197a
"Hazînen gelüp bi't-tamâm vâsıl oldu, berhordâr ol. Sana hil‘at-ı fâhirem ile bir şemşîrim irsâl etmişim. Re‘âyâ vü berâyâ ve Mekke Medîne hizmetiyle mukayyed olasın" deyüp paşa hil‘at-ı fâhireyi geyüp şemşîr-i âteş-tâbı miyânına bend kılup paşa bir hayli tâb u tuvân sâhibi olur, ve's-selâm.
EÇS X Y197a
İşte alay-ı ceb hazînesi ve alay-ı hil‘at-ı sultânî ve seyf-i pâdişâhî gelmesi alayı dahi bu tertîb üzre tahrîr oldu, ammâ gâyet müzeyyen ü mükellef alaydır.