EÇS X Y197a
Fasıl on üçüncü hazîne alayıMısır'dan şâm-ı şerîfe giden surre-i Muhammedî alayıdır kim beyân olunur
EÇS X Y197a
Kânûn-ı Selîm Hânî'de bu hazîne yok idi. Sene 1082 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle fermân-ı şehriyârî ile (---) (---) (---) (---) (---) Medîne'ye Âsitâne'den surre emîniyle gitmek emr-i asîr olup şâm ile Mısır mâbeyni yigirmi konak yer olmağile (---) (---) (---) (---) (---) gidüp surre emînine teslîm olup teslîm eden müte‘ayyin âdem eline şâm paşası ve surre emîni (---) (---) (---) (---) (---) Âsitâne'ye hafîf gitmesi vech-i hasen görülüp mâh-ı Ramazânü'l- P 228b mübârekin on beşinde (---) şâm surresi ile ma‘an bir (---) (---) (---) Q 231b müdebbir ağaya serdâr olmağıyçün hil‘at-ı fâhire ihsân olup paşa ağalarından on bayrak yiğit cümle üç yüz şehbâz [u] nâmdâra biner para ihsân edüp ve Mısırlıdan yüz pür-silâh yiğide biner para verilir. Ammâ mîrîden terakkîleri yokdur, bu sefer anlara ocaklarından suhre hizmetdir. Ve paşa ağasına bir kîse harcırâh ihsân olunup dîvân-ı Mısır'da cümle ulemâ ve sulehâ ve a‘yân huzûrunda paşa kendi eliyle altmış iki bin sikke-i hasene furunî şerîfî altunu ağaya teslîm eder.
EÇS X Y197a
Ammâ bu altun eyle mümessekdir kim gûyâ misk za‘ferânıdır kim cümle kızılgadır ve herbiri kâmil birer miskâl-i bundukîdir. Her miskâli yüz hınta ağırıdır ve yüz altun yüz on altı dirhem gelmek üzre kâmilü'l-ayâr tâmmü'l-mîzân olmak üzre kesilmişdir. Bir altun bir hınta nâkıs gelse, Mekke şerîfi ve Medîne şeyhü'l-haremi,
EÇS X Y197a
"Bu sene surremiz nâkıs geldi" deyü arz ederlerse hâl [u] ahvâl-i vezîr-i Mısır müşevveş olur. Ol ecilden pâk u pâkîze zer-i hâlisden altunlar gider.
EÇS X Y197a–Y197b
Cümle bu altunları Mısır'ın Sarây meydânında yine paşanın müzeyyen katârlarına yükledüp cümle paşalı ve mu‘ayyen olan Mısır kulları ale't-tertîb paşa huzûrundan ubûr ederler. Ammâ mehterhâneleri yokdur, ancak paşa ağasının ve hazîne serdârlarının köslerine turralar urulup Mısır içinde Y 197b âdem deryâsı içinden ubûr edüp Âdiliyye'de meks ederler, andan yine direk hâkimi Kalyûb kâşifi şarkıyye'ye, ol dahi Gazze'ye, Gazze paşası dahi şâm paşasına vâsıl edüp andan surre emînine teslîm olunup paşa ağası eline hüccet-i şer‘iyyeler alup elli günde yine Mısır'a dâhil olur. Bir alay-ı hazîne dahi budur, ve's-selâm.
EÇS X Y197b
Fasıl on dördüncüHazîne alayıdır kim Ka‘be-i şerîfin siyâh kisvesi alayıdır kim zikr olunur
EÇS X Y197b
Bâlâda birkaç kerre bu kisve-i şerîfin evsâfı zikri sebkat etmişdir. Ammâ bu dahi bir hazîne-i sultânîdir, lâkin Âl-i Osmân hayrâtı değildir, Âl-i Ekrâddan yine selâtîne-i zamâne şecerüddür nâm bir hâtûnun evkâfıdır. Cemî‘i mülûka nasîb olmayup bu hâtûna nasîb olmuşdur. Hâlâ Mısır'a karîb on pâre ma‘mûr [u] âbâdân kurâları vardır, ol kurâlardan senevî yüz yetmiş kîse hâsıl olup kisve nâzırı yetmiş kantâr harîr ve üç kantâr sîm-i hâlis alup mâh-ı Mevlûd'da üstâdları şürû‘ edüp mâh-ı Receb'de kisve nâzırı nümûne içün birkaç vasle tamâm edüp paşa huzûruna getürüp a‘lâ nazîf ise nâzıra ve üstâdlara hil‘at ihsân olunur. Eğer musanna‘ değil ise ta‘zîr ü itâb [u] ikâb olunurlar. Andan mâh-ı şevvâl'in gurresinde kisve-i şerîfin itmâmı müjdesi paşaya vâsıl olup alay tenbîh olunur.
EÇS X Y197b
Ammâ bu alayda askerî tâ’ifesi azdır, ancak çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümân ağa ve kisve-i şerîf nâzırı ve kisve emîni. Mâ‘adâ cümle yüz yetmiş tarîkın fukarâsı alay eder. Alaydan bir gün mukaddem cümle kisve-i şerîfi ve bâb-ı şerîfi ve makâm-ı İbrâhîm'in sütrün paşaya getürürler. Kantâra urup sırması ve harîrin tahmîn edüp kisve nâzırının muhâsebesin görürler. Makbûle geçdiyse nâzıra hil‘at geydirirler. Eğer zerdûzunda noksânı var ise nâzırdan birkaç kîse bartıl alırlar.
EÇS X Y197b
Ertesi gün ale's-sabâh kisve-i şerîfi ve bâb-ı şerîfi cümle Yûsuf köşkünden çıkarırlar, zîrâ anda işlenir, andan çıkarup Bâb-ı Vezîr'den taşra Mekke-i mükerremenin bâb-ı şerîfi perdesin bâb-ı şerîf cirminde çerçive-misâl ağaçlara gererler. Ve bu ağaçları kızaklar üzre binâ edüp Magâribe kavmi çekerler. Bu bâb-ı şerîf perdesi gâyet yüksek olup kal‘a kapusuna sığmadığından kal‘a kapusundan taşra açarlar.
EÇS X Y197b–Y198a
Ve yigirmi tabla siyâh Ka‘be örtüsü ve yigirmi tabla beyâz pembe urkanları kim kisve-i şerîfi Ka‘be'de ipler ile bağlarlar ve tâbût gibi yigirmişer zirâ‘ tûlü ve sekiz aded kuşak tâbûtları kim üzerlerinde Ka‘be-i şerîfin sekiz parça kuşaklardır, ve Hazret-i İbrâhîm makâmı dahi bir çâr-gûşe çerçive haşebleri üzre örtülmüş, cümle bunları tezyîn edüp andan cümle meşâyihlere haber olup Bâb-ı Vezîr'den alay tâ Bâb-ı İmâm Hüseyn meşhedine yürümeğe Y 198a başlar.
EÇS X Y198a
İbtidâ tabla tabla kisve-i şerîfin hablleri gider.
EÇS X Y198a
Andan Beyt-i şerîf'in kara donu tabla tabla gider. Ba‘zı âdemler teberrüken götüren Mağribîlere ihsân edüp tablasıyla yanına götürüp teberrüken ve mahabbeten yüzlerine sürerler.
EÇS X Y198a
Ve bu tablaların herbirin birer Mağribîler başları üstünde götürürler. Bugünkü gün meydân-ı mahabbet Mağâribe kavminindir.
EÇS X Y198a
Andan cümle Mağâribe Lâilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh deyü götürürler. Zîrâ Beyt-i şerîf'in kisvesi cümle siyâh harîr üzre mevcî Lâilâhe illallâh tahrîr olunmuşdur. Cümle siyâhdır, anıniçün Karadonlu Beytullâh derler.
EÇS X Y198a
Ve bu kisveden sonra kisve-i şerîfin dâ’iren-mâdâr kuşakları mezkûr uzun kafes tâbûtlar üzre tûlleri yigirmişer zirâ‘ uzun tâbûtlar üzre zer-ender-zer kuşaklar kim herbirine âdem nazar etdükde gözleri hîrelenir.
EÇS X Y198a
Zemîn [ü] zamânı cümle zerdûzdur, gayrı elvân nakış yokdur. Bu kuşakların arzı ikişer zirâ‘dır, tûlü yigirmişer arşındır. Ve bu sekiz parça kuşakları dahi cümle Mağribîler götürür.
EÇS X Y198a
Andan bunların yanları sıra askerî tâ’ifesi gider kim bir kimesne zarar etmeye. Bu tertîb üzre zeyn edüp Kara Meydânı'na paşanın huzûruna götürüp manzûrları oldukda kisve-i şerîfe yüzlerin sürüp du‘â vü senâ olup ale't-tertîb paşa huzûrundan cümlesin ubûr etdirirler.
EÇS X Y198a
Andan yüz yetmiş tarîkın meşâyihleri ve kırk elli bin fukarâları ile tevhîd-i sultânî ve zikrullâh-ı Yezdânî edüp niçe bin alem ü sarâf ve def ü kudüm ve nefîr ve zil ü bem ve nakâre ve tabl [u] kös ü kudümler çalarak cümle âşıkân mest [u] medhûş olup tarîk-ı âm üzre umûmen tevhîd-i erreler ederek ubûr ederler. Ve hoş-elhân savt-ı hazînli ve hoş-elhânlı zâkirûn ve şâkirûnlar zikir ve mevâl uzzâl ve gazeller okuyarak ubûr ederler.
EÇS X Y198a
Bu cümle meşâyihler on bin bayrakları tevhîd ederek kâmil dörd sâ‘atde ubûr ederler.
EÇS X Y198a–Y198b
Ba‘dehu Hazret-i İbrâhîm'in makâmı ubûr eder. Bu dahi gûnâ-gûn münakkaş ibrîşim ile zerdûzdur. Çâr-kûşe bir sandûka örtüsüdür. Bir âdem başında (---) (---) götürür. Bir musanna‘ örtüdür (---) (---) (---) gören âşıklara hafî değildir. Andan kisve-i şerîfi dokuyan kırk üstâd-ı kâmil paşadan izin alup ikişer ikişer yan (---) (---) (---) yana ubûr ederler. Ve bunlara teba‘iyyeten Mısır içinde ne kadar atlascı ve katîfeci ve kâmhâcı ve dârâcı [[(---) (---) (---)]] çıkarlar. Ammâ bu alay izdihâmında çok âdem mecrûh olur, zîrâ kisve-i şerîfi ve makâm-ı İbrâhîm'i ziyâret içün (---) (---) (---) tarîk-ı âmmın iki tarafında âdem deryâsı, tablalar içre olan kisvelere Y 198b yüzlerin sürmede ve damlarda olan mahlûk (---) (---) (---) damlardan kisve üzre sarığının ucun teberrüken kisveye dokundurayım derken aşağıda Q 232a P 229a haşerâtın biri destârları alır, sâhibi damda baka kalır.
EÇS X Y198b
Bu asâkir-i üstâdândan sonra emîr-i hac askeri ubûr etmeğe başlar. Anlar dahi çifte çifte müsellah u müzeyyen rikâb rikâba ubûr ederler.
EÇS X Y198b
Andan Ka‘be-i mükerremenin bâb-ı şerîfi örtüsünü Mağribîler kızak üzre tevhîd [ü] tezkîr ile keşân-ber-keşân çekerler. On arşın bâlâ zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn ve bir ibret-nümûn kapu örtüsüdür. Bunda dahi zerdûz ile Lâilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh hatları tahrîr olunmuşdur.
EÇS X Y198b
Bu dahi ubûr edüp ardı sıra hınnâlı mahbûb deve üzre mahmel-i şerîf ubûr eder. Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa azîz-i Mısır iken mahmel-i şerîfin kisvesin zer-ender-zer mücedded edüp gûyâ nûr-ı ilâhî olmuş. Hulâsa-i kelâm vasfında lisân kâsırdır. Bu sene mahmel-i şerîf bu alay ile dahi ubûr etdi, gayrı zamân emîrü'l-hac ile ubûr eder. Bu mahmel-i şerîf anın Bâb-ı şerîf yanında niçe bin akkâm meş‘alciyân def [ü] kudümlerin çalup "İllâ yansuru's-sultân ve inşâallâh bi's-selâme" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
EÇS X Y198b
Andan esnâfbaşılar andan kisve nâzırı ile emîrü'l-hac kethudâsı ve kisve emîni paşadan Kara Meydân'da geydükleri hil‘at ile at başları berâber enselerinde müsellah u müzeyyen iç ağaları ve dahi akîblerinde emîrü'l-hac paşanın mehterhânesi ve köslerine turralar urulup ubûr edüp Mısır içinde âdem deryâsı temâşâ edüp izdihâm-ı azîm sökerek kisve-i şerîfi İmâm Hüseyn makâmına varup kisve-i şerîfi ve sâ’ir mühimmâtları anda koyup yedi gece anda cemî‘i ulemâ cem‘ olup ihyâ ederler. Ve kisve-i şerîfin asdarların ve kolanların dikerler. Zîrâ meşhed-i Hüseyn'in cirmi hemân Ka‘be-i şerîf cirminde olduğunda Meşhed câmi‘inin direklerine kisve-i şerîfi ihâta edüp ana göre dikerler, ba‘dehu Ka‘beye götürüp râst gelir.
EÇS X Y198b–Y199a
Bu kisve hayrâtı aceb hayrât-ı azîmdir. Zamân-ı kadîmde Yemen tübba‘ları her sene münakkaş Yemen hasırıyla örterlermiş. Tübba‘ Yemen pâdişâhlarına derlerdi, cem‘ olunsa tebâbi‘a derler. Ba‘dehû âl-i Abbâsiyyûn'dan Hârûnü'r-Reşîd alaca dîbâ ile sütr eder. Me’mûn Halîfe kırmızı dîbâ ile pûşîde kılmış. Râbi‘an âl-i Etrâk Mekke'ye mâlik olunca Sultân Aybeği et-Türkmânî nâmında bir pâdişâhın şecerüddür hâtûnu bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre siyâh harîr kisve-i şerîf anın evkâfıdır, köyleri mu‘âf [u] müsellemlerdir, her kim kisve nâzırı ise iki yüz Mısrî kîse anın iltizâmındadır, gâyet ma‘mûr kurâlardır. Ammâ Sultân Selîm Mısır'ı feth edüp Y 199a dahi hayrât zamîme edüp ol zerdûz kuşak Selîm Hân'ındır, ve bâb-ı şerîf örtüsü Süleymân Hân hayrâtıdır, ve altun oluk Sultân Ahmed Hân hayrâtıdır, ve makâm-ı İbrâhîm'in her sene tecdîdi Sultân İbrâhîm'indir ve hazîneden birez mâl-ı pâdişâhîler dahi ilhâk etdiler. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în. Hakkâ ki şân-ı pâdişâha lâyık olan hayrâtdır.
EÇS X Y199a
Ve bu alay bir alaydır kim bir pâdişâh-ı Cem-cenâb mâlik olmamışdır kim vâcibü's-seyrdir. Def‘ateyn Allâhümme yessir lenâ.
EÇS X Y199a
Fasıl on beşinciAlay-ı emîrü'l-hac ve masârıf-ı hazîne-i Mekke ve Medîne ve huccâc-ı zevî'l-ihtiyâcı beyân eder
EÇS X Y199a
Alay-ı emîrü'l-hac: Bu dahi ahâlî-i Mısır'a bir alay-ı ıyddır. Mâh-ı şevvâl'in yigirmi üçüncü günü bir alay-ı emîrü'l-hac olur kim cemî‘i Mısır halkı beş on gün mukaddem beşer onar guruşa kirâ ile dükkânlar dutup ehl [ü] iyâlleri ile ve me’kûlât [u] meşrûbâtları ile dükkânlarda ve tarîk-ı âm üzre sâkin olurlar. Zîrâ bu alay ve mahmel-i şerîf sabâhdan vakt-i asırdan sonra ancak ubûr eder, anıniçün herkes ta‘âmları ile dükkânlarda sâkin olurlar.
EÇS X Y199a
Bu âdet-i kadîme tâ Sultân Tâhir Baybars'dan berü kalmışdır, evvel mahmel-i şerîfi bu âyîn üzre alay ile çıkarmazlar imiş, Sultân Tâhir acîb âyîn-i tâhir etmiş. Rahmetullâhi aleyh. Evvelâ alay gecesi ba‘de'l-asır emîrü'l-hac kethudâsı cemî‘i meşâyih-i izâm ve ulemâ-yı kirâm ve emîr-i haccın askeriyle,
EÇS X Y199a
Alay-ı azîm-i mahmel-i şerîf âmeden Kara Meydân
EÇS X Y199a
Cümle asker ve niçe bin fukarâ alem [ve] def [ü] kudümleri ile {(---) nâm mahalden mahmel-i şerîfi donadup tezyîn ile çıkarup} alay ile emîrü'l-haccın ve cemî‘i müsâfirîn huccâcın niçe yüz katır ağırlıkları ve cemî‘i Ka‘be-i şerîfe gidecek sahâbe develeri ya‘nî sebîl develeri niçe bin kırba yükü mâ-i tâhirle ve bâr-ı girân ile asker-i bî-pâyân ve meşâyih-i dervîşân-ı zîşânlar ile emîr-i hac kethudâsı köslerin döğerek alay ile mahmel-i şerîfi Kara Meydân'a getirüp Tâhir Baybars sebîlhânesi soffasında mahmel-i şerîfi devesinden endirüp anda korlar. Ve cenbinde emîrü'l-hac kethudâsı çergesin kurup meks eder. Ve sâ’ir emîrü'l-hac askeri (ve sâ’ir) ve meşâyihân-ı Mısır cümle hayme vü hargâhların ve bâr-ı şütürgâhların kurup meks ederler. Ve cümle niçe bin develeri Kara Meydân'da tavla tavla bağlayup karâr edüp paşaya mahmel-i şerîf Kara Meydân'a geldi, deyü haber olunup derhâl paşanın sâyebânın imrahor soffasına kurarlar.
EÇS X Y199a–Y199b
Bu gece Kara Meydân'da hükûmet emîrü'l-hac kethudâsı ve kisve nâzırı hükmündedir. Ve mağrib ezânları okunup edâ-yı salâtdan sonra ol gece Kara Meydân'da ne kadar haymeler var ise niçe yüz bin kanâdîl meş‘al ve fânûs ile Kara Meydân'ı Y 199b çerâğân edüp ak meydân-ı nûr olur.
EÇS X Y199b
Ve ahâlî-i şehirden niçe bin meşâyih ve fukarâlar gelüp mahmel-i şerîfin cânib-i erba‘asın ihâta edüp tâ sabâha dek ihyâ edüp taraf taraf tevhîd [ü] tezkîr ederler. Ve paşa tarafından bu meşâyihlere on summât-ı Muhammedî ta‘âmlar gidüp paşa anlara ziyâfet eder, zîrâ paşaya misâfirlerdir, ri‘âyet ederler.
EÇS X Y199b
Ve paşa iç mehterbaşı ile nısf vukiyye ûd gönderüp buhûrdânlar ile alev-ber-alev buhûrları yakup cemî‘i meşâyihân ve dervîşân üzre gülâb ve mâ-i kâdî nisâr eder.
EÇS X Y199b
Ve sabâha dek mevlûd-ı nebî tilâvet olup niçe yerde hatm-i şerîf ve niçe yerde tevhîd ü tezkîr ederler.
EÇS X Y199b
Ale's-sabâh olup emîrü'l-hac kethudâsı ve kisve nâzırı köslerin çalup cümle haymeleri ve kanâdîlleri bozup bârların develere yükledüp âmâde dururlar.
EÇS X Y199b
Andan vakt-ı seherde cümle erbâb-ı dîvân ve ümerâ-yı Çerâkese ve mîrimîrân ve cümle emîrân gelüp paşanın çetr-i mülemmâ‘ı içre sandaliyyelerde karâr ederler. Ve cümle hacca me’mûr olunan çorbacılar ve serdârlar ve çavuşlar ve bayrakdârlar ve teberdârlar ve kılıcdârlar ve a‘yân u eşrâflar ve sahâbe sakkâbaşıları müsellah u müzeyyen ponçaklı ejder-i heft-ser-misâl tâvûsî develer serlerin keşîde kılup hicâzî heccânlar ile Kara Meydân fezâsı mâl-â-mâl benî âdem ve devâbât olup develeri gezdirirler. Ve her devede elli altmış hurde münakkaş bayraklar ile ve gûnâ-gûn sancağ u bayrağlar ile ve münakkaş mahâfe ve sandûka ve havuchâneler ile tezyîn olup deverân etdirirler. Ve taraf taraf tabl u nakâre ve nefîr ü kudüm ve kösler döğülüp (---) (---) (---) Kara Meydân kara donun çıkarup sürûr [u] şâdumân donun geyüp müzeyyen olur.
EÇS X Y199b
Andan kadıasker efendi yigirmi (---) (---) (---) dörd nâ’ibleri ve cümle tâ’ifesiyle herbiri örf-i izâfetleri ile gelüp paşanın çetr-i mülemma‘ında paşa ile (---) (---) (---) tâ sadr-ı âlîde karârdâde olup emîrü'l-hac gelmesine muntazır olurlar.