İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y206a–Y206b
Böyle alay-ı temâşâ Y 206b ile mehterhânesin çalarak tüfenglerin atarak gülbâng-i Muhammedî çekerek Bâb-ı Nâsır'dan taşra çıkup Âdiliyye'de üç gün meks edüp niçe bin tüccâr bilâ-hisâb metâ‘ları ile gelüp meks ederler.
EÇS X Y206b
Üçüncü gün vakt-i Şâfi‘îde topların atup nefîrlerin ve kös-i rıhletlerin çalup dörd sâ‘atde menzil-i Bürke'ye varup anda dahi üç gün meks edüp azamet-i Hudâ Şarkıyye ve Garbiyye Kalyûbiyye ve Buhayre ve Reşîd ü Dimyât'dan yedi bin sekiz bin deve yükü me’kûlât [u] meşrûbâtlar dahi gelüp Ezlem beği andan dahi topların endaht edüp tayy(?) sûrların çalup azm-i râh-ı Ezlem edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek on günde Akabe kal‘asına varır. Anda bir gün meks edüp sulanup cemî‘i develeri su ile yükledüp sekizinci günde Ezlem kal‘ası sahrâsına dâhil olunca bunlardan bir yaylım top u tüfeng atılup kal‘adan dahi bir yaylım top u tüfengler atılup cümle asâkir ve tüccâr kal‘anın dibinde tâ bir sâ‘at yere varınca huccâc yolunun tarafeynine ordu-yı bâzâr çadırları kurulup herkes cüz’î ve küllî metâ‘ın meydân-ı mahabbete çıkarup arz-ı kâlây ederler.
EÇS X Y206b
Ertesi ale's-sabâh Ezlem beği üç bin askeriyle ve Ezlem ağası üç yüz askeriyle huccâca istikbâle çıkup vakt-i çâş[t]da huccâc-ı deryâ-misâl dahi gelüp bunlar emîr-i haccı selâmlayup yine alay-ı azîm ile Ezlem kal‘asına gelince kal‘adan bir yaylım top atılup şâdumânlar olur. Ba‘dehu cümle huccâc Ezlem fezâsına meks edüp tâze cân bulup üç gün meks ederler, yorgun argın durgun develeri bırağup yeni kirâ develeri dutarlar ve herkes cümle metâ‘ın satarlar ve herkes deveciklerin katarlar.
EÇS X Y206b
Ammâ bu Ezlem askeri içre niçe bin dinc-â-dinc neşşâl ve hemyânkesici ve sürmeden gözü çalıcı hırsız vettâhcı ve kemendci ve ayyâr harâmîler huccâc-ı bî-revâc içine girüp bu râh-ı meşakkati çekmiş bî-tâb ü bî-mecâl zâr [u] zebûn asker içine bu tâ’ife-i melâ‘înler girüp aç kurd koyuna sunar gibi sunup gece ve gündüz Sa‘îd Arab ve Karayazıcı ve Cânpûlâdoğlu vurduğu gibi huccâc-ı müslimîni eyle nehb ü gâret ederler kim Şâm yolunda Kara Ali Paşa asrında Reşîdoğlu huccâcı eyle urmamışdır. Gâfil olan huccâc bu Ezlem'de fülûs-i ahmere muhtâc olur, âkıl olan basîret üzre olup sâhib-i havâyic olur.
EÇS X Y206b
Netîce her gece huccâc içre taraf taraf "Bir[e] koma gitdi, ha vardı ha" diyerek hırsız kovarlar.
EÇS X Y206b–Y207a
Yine böyle iken yarılmadık garar ve serîka olunmadık hurc ve yarılmadık hemyân kalmaz. Bu Ezlem'de gâyet ihtirâz lâzımdır. Hattâ bizim evvelki senemizde emîr-i hac at üzre hükm [ü] hükûmât ederken atından rikâbın çaldılar. Nevâtîr nâm menzilde yine huddâmları havflerinden ol serîka olan üzengiye Y 207a mu‘âdil bir rikâb bulup yerine koyup setr etdiler. Tâ bu mertebe harâmîleri çokdur, gâyet hazer gerekdir.
EÇS X Y207a
Ve bu mahalden Mısır'a huccâc müjdecileri sıhhatde olanların ve merhûm olanların haberin heccânlar ile yedi bölükden âdemler gider. Bu Ezlem'den huccâc üç günden sonra kat‘-ı menâzil ederek Mısır'a gelmededirler. Andan,
EÇS X Y207a
Fasıl yigirmi birinci alayAkabe askerin ve hazîne ve masârıfların beyân eder
EÇS X Y207a
Bunlar dahi yedi ocakdan bin âdem ta‘yîn olunur. Ve ma‘zûl keşşâfdan ve müteferrikadan biri dahi üç yüz askeriyle Akabe serdârı olur. Bunlar cümle iki bin asker olur, ammâ terakkîleri yokdur. Serdârlarının hidmeti mukâbelesine selâmetle edâ-yı hidmet edüp geldikde bir kâşiflik yâhûd bir ağalık ihsân olunur.
EÇS X Y207a
Ve bunların me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyçün bin deve zahîre ve bin deve huccâca imdâd verirler. Ve altı pâre top ve bir oda topçu ve cebeci ve bir oda arabacıyân topcu ma‘ûnet mühimmât [u] levâzımâtları ile âmâde edüp on kantâr bârûd-ı siyâh verirler. Ve cümle masrafları ile bunlara dahi kırk Mısrî kîse gider.
EÇS X Y207a
Bu Akabe askeri hisâb ile Mısır'dan eyle çıkarlar kim huccâc-ı müslimîn dahi Ezlem kal‘asına gelmiş ola. Bunlar varup huccâc gelüp Akabe kal‘asında mülâkât olurlar.
EÇS X Y207a
Ba‘dehu mâh-ı Muharremü'l-harâmın yigirmisinde cümle iki bin asker-i pür-silâh kal‘ada paşa sarâyının bir kapusundan girüp bir kapusundan alay ile paşa huzûrundan güzer ederken yetmiş aded ser-çeşme ağalar ve kethudâ ve çavuşlar cümle hil‘at-ı fâhireler geyüp paşanın hayır du‘âların alup yine alayları ile kal‘adan taşra çıkup cümle alay-ı kebîrlerine karışup Mısır içre alay-ı azîm ile gürûh gürûh Mısır'ın temâşâcıları içre ubûr ederek Bâb-ı Nâsır'dan taşra çıkup üç gün Âdiliyye'de meks ederler.
EÇS X Y207a
Anda dahi etrâf vilâyetlerden beş altı bin deve ve bagal ve hımâr ile altı yedi bin tüccâr-ı pür-silâh gelüp bilâ-hisâb me’kûlât [u] meşrûbâtlar getürürler. Hemân üç bin deve yükü Nîl suyu Mısır a‘yânları huddâmları ile dostlarına mukâbil gönderirler. Zîrâ Akabe'den berü Tîh sahrâsında ve Mesâni‘ [ve] Acrût menzillerinde su yokdur. Ve cümle tüccârın bârları arpa ve bakla ve şeker ve bal ve yağdır. Dahi ziyâde getürdükleri boş develerdir. Bu mahalde paşa emr edüp Mısır içinde ne kadar cemmâl ve taş-keşân develeri var ise cümlesin Akabe seferine sürerler. Ba‘dehu Akabe beği Âdiliyye'den topların atup Akabe'ye gitmede.
EÇS X Y207a–Y207b
Hikmet-i Hudâ, sene 1089 Muharrem'inde Abdurrahmân Paşa Mısır mütevellîsi iken Akabe beği bu kadar mâl-ı hazâyin ile Akabe boğazına varup Şâm tarafından Benî Zühd ve Benî Reşîd ve Âl-i Umûr kabîleleri haşerâtları Akabe askeri ile Akabe'de bir ceng-i azîm edüp bir yaylım top [u] tüfeng atup yüz mikdârı Y 207b Urbân-ı uryân helâk olup cümle Urbân Akabe boğazın alup meks etdiler. Beri tarafdan Akabe serdârı âkılâne hareket edüp Akabe'den avdet edüp bir otlu ve sulu vâdî içinde meks edüp cânib-i erba‘asına karavullar koyup der-akab Akabe'de başımıza böyle akabe-i ikâb-ı elîm geldi deyü üç gün üç gecede neccâb Abdurrahmân Paşa hazretlerine haber gelince hikmet-i Hudâ dîvân-ı pâdişâhî idi, cümle erbâb-ı dîvân engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olup devletli vezîr,
EÇS X Y207b
"Huccâca bu Akabe beği imdâd yetişmeyince halleri diyergûn olur" dediklerinde paşa hemân hazînedârı çağırup hazînesinden kırk Mısrî kîse meydân-ı mahabbete koyup atıyla donuyla âmâde olup,
EÇS X Y207b
"Mâl isteyen yiğit gelsün" deyü yedi ocağa ve sâ’ir gurebâya alay çavuşları haber edüp derhâl bir beyâz sancağ-ı Muhammedî paşa sarây meydânına diküp tarfetü'l-ayn içre emîr-i haclıkdan ma‘zûl yu bu [[(---) (---) (---)]] kde beğine,
EÇS X Y207b
"Tîz başın sana gerek ise beş yüz yiğit kendü askerinle ve bin yiğit benim mâlımla şehr-i Mısır'a taşr[a] [[(---) (---) (---)]] çıkasın. Yohsa pâdişâh başıyçün başın keserim" deyüp sırtına bir hil‘at-ı fâhire geydirüp [[(---) (---) (---)]] meyüp geydireyim demeyüp demir pençereden taşra çıkmağa çalışdığın cümle erbâb-ı dîvân görüp ta‘accüb etdiler. Ertesi hemân [[(---) (---) (---)]] Q 235b P 232b el-emrü emrüküm deyüp vakt-i asrda beş yüz pür-silâh güzîde asker ile tabl [u] alemin döğerek paşa sarâyından mükellef ü mükemmel alay ile paşa huzûrundan ubûr etdükde paşa safâsından bir zer-ender-zer hil‘at-ı fâhire geydirüp başına bir sorguc-ı şâhî takup alay ile Mısır içinden ubûr edüp Âdiliyye'de meks etdiler.
EÇS X Y207b
Ol gece sabâha dek şehr-i Mısır içinden benem dîger nîst diyenlerden bin iki yüz bahâdırân-ı dilâverân yiğitler yazılup Âdiliyye'ye çıkdılar. Akîblerince üç şâhî top varup der-akab topları atup andan ılgar ile salt iki bin âdem dörd gün dörd gece Akabe askerine vâsıl olup cümlesi bir yere gelüp dağa taşa piyâde askeri döküp aşkıyâ Urbân bu hâli görüp deryâ-misâl asker geliyor gelir gelür, hemân kâ’ide-i nahviyyûn üzre "Firâren an tevâliye'l-kesürât" deyüp karârları firâra mübeddel olup cümle asâkir-i İslâm selâmetle Akabe'yi aşup öte tarafda huccâc-ı müslimîni konmuş buldular, ammâ hâlleri diyergûn buldular.
EÇS X Y207b
Cümle huccâc bu Akabe askerin görünce tâze cân bulup der-akab sıhhat haberlerin Cebel müjdecileri ile paşaya gönderüp dördüncü günde paşaya haber vâsıl olup paşa şâdumân olup müjdecilere beşer akçe terakkî ve hil‘atlar ve surreler ihsân etdi.
EÇS X Y207b–Y208a
Andan huccâc-ı müslimîn Akabe'de Y 208a kalmış develerin tebdîl ederler. Ve huccâc-ı müslimîn eyle ganîmet olur kim bir yem bir Mısrî paraya olur. Andan huccâc âheste âheste Mısır'a gelmek üzre iken Mısır'ın cümle erbâb-ı dîvânları paşadan kânûn üzre dîvândan âzâd olmak taleb edüp huccâc-ı müslimîn istikbâline me’zûn olup giderler. Bu günlerde altı dîvân summâtı masrûfu altı kîse paşaya kalır.
EÇS X Y208a
FasılAlay-ı pârekende
EÇS X Y208a
Bunlar yedi bölük ağaları hayme ve hargâhları ve bâr [u] büngâhları ile her ağa bölüğüyle alay alay çıkup köslerin çalarak Bâb-ı Nâsır'dan tâ Bürke'ye varınca ol vâdîler ve fezâlar çadır çadıra tınâb tınâba kurulup meks ederler. İbtidâ Bâb-ı Nâsır'dan taşra paşanın şehir havâlesi gümrük almağiçün Şâd Beğ köşkünde meks eder. Andan Tophâne'de azebler kethudâsı meks eder. Sebîl-i Allâm'da tüfengciler ağası meks eder. Ebû Câmûs mastabasında gönüllüyân ağası meks eder. Mehemmed Ağa sebîlinde tüfengciler ağası meks eder. (---) mastabasında Çerkesler ağası meks eder.
EÇS X Y208a
Ve Bürke'de müteferrikabaşı ve çavuşlar kethudâsı ve paşa kethudâsı ve dîvân efendisi, cümle bu ağavâtlar Bürke'de meks edüp huccâc gelmesine muntazır olurlar. Ammâ yeniçeri ocağı Bürke'den ba‘îd sahrâda beş altı yüz hayme ve hargâh ile meks ederler.
EÇS X Y208a
Fasıl yigirmi ikinci alayEmîr-i haccın Ka‘be'den menzil-i Bürke'ye gelüp Bürke'de ol gece fişeng temâşâsın bildirir
EÇS X Y208a
Tamâm mâh-ı Safer'in beşinci ve altıncı ve yedinci günleri olunca huccâcın ibtidâsı yürür. Emîrü'l-hac mahmel ile Dâr-ı Hamrâ nâm mahalde meks etdüği haberi Bürke'de paşa kethudâsına haber gelür.
EÇS X Y208a
{Der fasl-ı hayrât-ı azîmbe-nâm Küpler}
EÇS X Y208a–Y208b
Ve paşanın hasîl-harc ağası dahi üç gün mukaddem deli ve gönüllü askeriyle Küpler nâm mahalde yetmiş seksen pâre mükellef ü mükemmel çergeler ile hasîl-harc ağa meks edüp ol gün Mısır'ın ne kadar bin deve su sakkâları ve hammâr sakkâları var ise cümle hasîl-harc ile gelüp cümle suları mukaddemâ vüzerâlar ve sâhibü'l-hayrâtlar inşâ etdikleri küplere ve havz u sarnıclara doldurup ba‘dehu Bürke'den cümle develere ve atlara huccâcın dermânsızların bindirirler. Ve paşanın Tatar askeri ve deli ve gönüllü ve müteferrika askerleri huccâcın yolları üzre durup gelen ehl-i atşân huccâca âb-ı Nîl'i bezl ederler. Ve yüz deve yükü ekmek ve bin don ve bin gömlek ve yüz koyun ve mükellef ü mükemmel summât-ı Muhammedî ile gelen cî‘ân-ı huccâcı toplayup ve âb-ı rahmet ile saky Y 208b edüp def‘-i atşân etdirüp cümle fukarâ-yı Urbân huccâcı geydirüp hayr du‘â ederler.
EÇS X Y208b
{Ammâ aceb hikmetdir, Mısır a‘yânının niçe bin su develeri ve sakkâ bârgiri vardır. Bugünkü gün her kim devesin ve bârgirin hasîl-harc ağa ile bu küplere su taşımağa göndermese cümlesi uyuz olup sâhibi hayrın görmez.}
EÇS X Y208b
Ve bugünkü günlerde Kalyûb kâşifinin direğidir, huccâcın yolun tâ Dâr-ı Hamrâ'ya varınca üç gün üç gece hıfz [u] hırâset üzre olup huccâcın evvelinden âhirine dek ikişer yüz Arab hayyâliyle dîdebânlık eder ki bir tarafdan Arab aşkıyâsı âcizmânde kalmış huccâcı nehb [ü] gâret etmesin, deyü mukayyed olur. Zîrâ huccâcdan ol mahalde bir şey zâyi‘ olsa Kalyûb kâşifine zamân lâzım gelür. Zîrâ bu mahaller anın hudûdudur. Ve her gece kâşif hasîl-harc haymesinde nevbet bekler.
EÇS X Y208b
Bu tertîb üzre üç gün hasîl-harc paşa kîsesinden it‘âm-ı âm edüp siyâb ü serâvîl ü kamîs bezl eder. Ve sâyir kul beğleri ve ocak ağaları direkleri olan yerleri hıfz [u] hırâset üzre olup huccâc-ı müslimîni bir hoş ubûr etdirüp ba‘zısın haymelerine da‘vet edüp ziyâfet ederler.
EÇS X Y208b
Ve her ocak ağası çadırı önünde yetmiş seksen küp su bezl ederler. Ve her şeb niçe bin haymelerde niçe kerre yüz bin kanâdîller ile zeyn edüp top u tüfeng sadâsından Sebîl-i Allâm sahrâsı velveleye varır.
EÇS X Y208b
Ve Sebîl-i Allâm'da olan kul beği dahi hayli masrûf çeküp âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Üç gece bu dahi at üzre huccâcı muhâfaza eder.
EÇS X Y208b
Ve bu Tophâne'den tâ Bürke'ye varınca dörd sâ‘at şâhrâhın iki tarafı kat-ender-kat hayme ve hargâh bâr [u] büngâh ve serâperdeler ve nâmûsiyye ve sâyebânlar ve sahâbeler ile sahrâ-yı Âdiliyye'de adl [u] dâd olup hayemât-ı gûnâ-gûn ile lâlezâr olur. Üç gün üç gece Mısırlı, huccâc istikbâli savâbdır bahânesiyle eyle ayş u işret ve zevk [ü] safâ ederler kim bir diyâra mahsûs değildir, dillerde dâsitân-u dostândır, bu dahi başka bir âlemdir. Mısır'ın evlâd-ı Arabı bu istikbâle ceyşiyye-i bahbahü'l-huccâc der, ya‘nî huccâc safâsı askeri derler.
EÇS X Y208b
Emîrü'l-hac sabâh Bürke'ye geleceği mahallerde paşa kethudâsı ve dîvân efendisi paşadan me’zûn olup Bürke'de çadırlarına giderken ibtidâ Tophâne'de azebler kethudâsına uğrayup ziyâfetlerin tenâvül edüp birer at hâliyelerin alırlar. Andan sipâhîler ağasına, andan gönüllüler ağasına, andan tüfengciler ağasına uğrayup birer summât-ı Muhammedî ta‘âmların ekl edüp birer küheylân atların alup Bürke'de kendi haymelerine varup ol gece nısfu'l-leyl olunca atlara süvâr olup niçe bin Mısır a‘yânı niçe bin meş‘aller ile çerâğân ederek paşa kethudâsı ve dîvân efendisi ve müteferrikabaşı ve çavuşlar kethudâsı ve sâ’ir paşa ağavâtları esb-i sabâ-reftârlarına süvâr olup paşalı meş‘alleri ile şeb-i zulemâtî gûyâ rûz-ı rûşen olur.
EÇS X Y208b–Y209a
Bu hâl üzre ale's-sabâh Ağa mastabası nâm mahalle varup sehel istirâhatde iken (---) (---) (---) emîrü'l-hac, Y 209a Hazret'in sancağ-ı şerîfiyle ve mahmel-i şerîfiyle zâhir olup kös, tabl, kudümün döğerek [[(---) (---) (---)]] cümle a‘yân [u] eşrâf ile buluşup görüşüp ağlaşup öpüşüp kucuşup bir sâyebân [[(---) (---) (---)]] ezân-ı içre Kur’ân-ı Muhammedî tilâvet edüp salât-ı fecri edâ ederler.
EÇS X Y209a
Andan tahte'l-kahve tenâvül olunur, mutantan u mümessek kahveler içilüp ba‘dehu hecînlere sînlere (?) (---) (---) (---) (...) ve beynlere süvâr olup cümle istikbâle çıkan müştakânlar ile görüşerek alay-ı azîm ile Bürke'ye gelindi ikde [[(---) (---) (---)]] bir azîm ziyâfet tenâvül olunup paşa kethudâsı bir mükellef ü mükemmel donanmış at pîşkeş emîrü'l-hacca Q 236a P 233a çeküp emîr-i hac süvâr olup otağına gider. Ammâ Abdurrahmân Paşa kethudâsı Alî Ağa donanmış atı Ağa mastabasında çeküp emîr-i hac ol ata süvâr olup Bürke'ye geldikde kendi otağına enüp paşa kethudâsı ziyâfet etmedi, ammâ Nişli Alî Kethudâ azîm ziyâfet edüp paşalı alayı ile Mısır'a giderler.
EÇS X Y209a
Emîr-i hac paşa ol gece Bürke'de kalup azîm top u tüfeng şâdumânîleri ederler. Ve etrâf belîde [ve] kasabâtları huccâcı dahi ol gecede Bürke'de kalırlar. Ammâ cümle Mısır huccâcı ve sâ’ir diyâr huccâcı mâh-ı Saferü'l-muzafferin beşinci ve altıncı ve yedinci gün bu üç gün içinde Mısır'a dâhil olurlar. Cümle seferleri yüz on günde hac edüp gelirler.
EÇS X Y209a
İbrâhîm Paşa'nın bir ağası bir mühim müsta‘cel maslahat içün Mısır'dan neccâblığile on dörd günde gidüp şerîf hazretlerin Arafât'da vakfeye durmuş bulunup huccâc ile hac edüp yine şerîfden mektûblar alup bir gün Mekke'de sa‘y [u] tavâf edüp ertesi azm-i râh-ı Mısır deyüp on beşinci günde Mısır'a dâhil olup otuz günde kâmil Mekke'ye varup gelüp hac etdi. Ya‘nî Mısır'dan hac etmek pek yakın ve emn tarîkdir.
EÇS X Y209a
Ve ol gece emîr-i hac Bürke'de kalup cümle istikbâle çıkan a‘yân-ı Mısır'a ve bölük ağalarına ve çavuşlar kethudâsına azîm ziyâfetler edüp ol gece top [u] tüfeng fişeng şâdumânîsinden acâyib temâşâ olur. Ertesi gün ale's-sabâh emîrü'l-hac kendü askeriyle ve istikbâle çıkan a‘yân-ı Mısır ile mahmel-i şerîfi önüne alup yol üzre olan yedi bölük ağaları çadırlarına uğrayup cümle ağaları selâmlayarak ubûr ederek Bâb-ı Nâsır'a karîb vardıkda Abdurrahmân Paşa yesserallâhu mâ yeşâ alayları nümâyân olup alayın bırağup derhâl at boynuna düşüp seğirderek mahmel-i şerîfin yanına vardıkda atdan nüzûl edüp kırk elli adım seğirde seğirde mahmel-i şerîfin dâmenin bûs edüp,
EÇS X Y209a
"Şefâ‘at yâ Resûlullâh" deyü yüz sürüp şefâ‘at ricâ eder.