İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y209a–Y209b
Hemân ol dem emîr-i hac mehterhânesin dikdirüp kendüsi andan piyâde olup paşanın pây-ı sa‘âdetine yüz sürüp ba‘de'l-musâfaha Abdurrahmân Paşa emîrü'l-hac Y 209b paşaya bir semmûr hil‘at-i fâhire geydirüp emîr-i hac zemîn bûs edüp paşa Âdiliyye'de karâr eder.
EÇS X Y209b
Emîr-i hac alay ile Bâb-ı Nâsır'a varup ol gece anda Cânpûlâdiyye câmi‘inde mihmân olup mahmel-i şerîfi câmi‘in kapusu önüne koyup cümle ahâlî-i Mısır gelüp ziyâret edüp yüzler sürerler. Ol gece Cânpûlâdiyye câmi‘inde cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân cem‘ olup sabâha dek ihyâ olup mevlûd-ı şerîf tilâvet olunur. Mısır'da ibtidâ tilâvet olunan mevlûd-ı şerîfin evveli budur, ikincisi Şeyh Bekrî ve Gülşenî ve sâdât mevlûdlarıdır, mahallinde tahrîr olunur. Ammâ bu Cânpûlâdiyye mevlûdunda emîrü'l-hac ulemâya bin guruş mevlûd-ı şerîf tilâvet etdikleriyçün ihsânlar eder. Ertesi ale's-sabâh mâh-ı Saferin yedinci günü cümle ahâlî-i Mısır çârsû-yı bâzârlar hınc-â-hınc olup emîrü'l-haccın hacc-ı şerîfden gelmesine muntazır olurlar.
EÇS X Y209b
Fasıl yigirmi ikinci alayEmîr-i haccın hacdan gelmesi alayın beyân eder
EÇS X Y209b
Şehr-i Mısır'da alay-ı ıydeynin biri dahi budur kim nisvân tâ’ifesinin nikâhında bu temâşâya gitmesiyçün zikr olunup nikâh olunur. Ve bir ay mukaddem alay ubûr edecek tarîk-ı âmlar üzre dekâkînleri icâre ile dutarlar.
EÇS X Y209b
Evvelâ Mısır'ın yetmiş aklâmında birden bine binden yüz bine varınca ulûfe-hârân cümle e’imme ve hutebâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân cümlesine huccâca istikbâle çıkmağa farz mesâbesinde olduğuyçün cemî‘i a‘yân [u] eşrâf [u] tavâşiyân ve yüz kırk tarîk fukarâsı bile cümle istikbâle çıkup dükkânlarda ve çârsû-yı bâzârlarda seyr [ü] temâşâya âmâde olurlar.
EÇS X Y209b
Ve huccâc evvel gitdüği alaydaki gibi cümle fukarâ ve meşâyihân sancağ u bayrakları ile alaya çıkup mahmel-i şerîfi getürmezler ve bu alayda azebistân ve yeniçeriyân askeri dahi çıkmazlar, kânûn değildir. Ancak beş bölük halkı ve emîrü'l-hac alay ile ubûr eder. Cümle ata dona kâdir olan tüfeng-endâz bölüğü ubûr eder.
EÇS X Y209b
Andan gönüllüyân, andan Çerâkize ve andan çavuşân, andan müteferrikagân cavk cavk alay alay ubûr ederler. Andan beş bölük ağaları kösleriyle güzer ederler.
EÇS X Y209b
Andan emîr-i hac alayı ale't-tertîb yüzü gözü şiddet-i hârdan yanmış asker ile ubûr eder.
EÇS X Y209b
Andan yeniçeri askerinin iki yüz beli kılıçlı ve başı zerdûz üsküflü ve başı otağalı yeniçeri mülâzımları.
EÇS X Y209b
Andan cümle Mısır beğleri ve Çerâkize beğleri, bunlar kössüz ubûr ederler. Ve iç ağaları pür-silâh ve müzeyyen olurlar. Andan emîrü'l-hac paşanın yedekleri, andan şâtırları ve emîr-i hac önünde mahmel-i şerîf reftâr ederek ve emîrü'l-hac mehterhâne ve köslerin döğerek alay-ı azîm ile Bâb-ı Nâsır'dan içeri girüp cümle ahâlî-i Mısır huzûrundan ubûr ederek tâ Kara Meydân'da at başın çeküp paşanın serâperdesinde karâr eder.
EÇS X Y209b–Y210a
Andan mollâ hazretleri Y 210a ve cümle emîrü'l-ümerâi'l-kirâm ve a‘yân-ı dîvân-ı zevi'l-ihtirâm çetr-i mülemma‘da hâzır olup paşa dahi sarâydan birez askeriyle enüp serâperdesinde karâr edince emîrü'l-hac zemîn bûs edüp paşanın eline mahmel-i şerîfi teslîm eder. Paşa dahi şürtürbân-ı Resûlullâh ve vekîl-i zıllullâhlığı hasebiyle üç kerre mahmel-i şerîfi seyrân u devrân etdirüp kendü kethudâsı eline teslîm etdüği gibi emîrü'l-hac paşaya mahmel-i şerîfi selâmetle teslîm etdüği sicille kitâbet olunup çetr-i mülemma‘da ba‘zı kelimâtlar olunur. Paşa kethudâsı paşa askeriyle mahmel-i şerîfi alay ile Kara Meydân'dan Azebler kapusu önünden Bâb-ı Vezîr'e getürüp mahmel-i şerîf kal‘a kapusuna sığmayup mahmel devesin anda çökerüp cümle bisâtların soyup kisve nâzırına teslîm edüp ol dahi cümle bisâtları Yûsuf köşkünde sene-i âtiyyeye dek hıfz edüp mahmel cemelin emîrü'l-hac imrahoru beled-i Rîf'e götürüp cümle mîrî develeriyle sene-i âtiyyeye dek beslerler.
EÇS X Y210a
Andan paşa kethudâsı yine Kara Meydân'da paşanın çetrine gelir.
EÇS X Y210a
Ol mahalde emîrü'l-hacca paşa,
EÇS X Y210a
"Berhordâr-ı ömr ol. Pâdişâh ekmeği sana helâl olsun" deyü hayr du‘âlar edüp zer-ender-zer iki hil‘at-ı fâhireyi emîr-i haccın zahrına korlarken emîr-i hac girîbân-ı hil‘atı bûs edüp zemîn bûs edüp merkezinde cülûs eder.
EÇS X Y210a
Ba‘dehu hacca serdâr olan yedi bölük serdârlarına ve çavuşlarına ve'l-hâsıl yetmiş aded ocak ağalarına hil‘at-ı fâhireler ihsân olunup emîr-i hacdan mâ‘adâ cümle hânelerine revâne olurlar. Emîr-i hac ile paşa ba‘de'lletî ve'lletâ ahvâl-i Mekke ve Medîne ve Yemen imâmı ahvâllerin ve şürefâ-yı bî-vefâ-yı pür-cefâları (---) (---) (---) (---) (---) emîrü'l-hac Medîne şeyhü'l-hareminin ve Mekke-i mükerreme şürefâlarının ve bizzât şerîf hazretlerinin ve gayrı a‘yân-ı Mekke'nin ve mollâ (---) (---) (---) sının mekâtîb arzların paşaya verüp Kara Meydân'daki otak dîvânında kırâ’at olunup mefhûmu cümlenin ve paşanın ma‘lûmları oldukda (---) (---) (---) paşa defterdâra ve rûznâmecilere hitâb edüp,
EÇS X Y210a
"Tîz emîrü'l-hac paşanın muhâsebesin hakk-ı adl üzre görün (---) (---) (---)" Q 236b deyü fermân eder. Zîrâ der-âmed mahallidir, cümle erbâb-ı dîvân muhâsebesin görmeğe şürû‘ eylerler, alacak var ise, alırlar, verecek var ise, verirler.
EÇS X Y210a
Andan emîrü'l-hac dest-bûs edüp hânesine gitmeğe me’zûn olup kapucular kethudâsı P 233b cümle paşa ağalarına serdâr olup alay-ı azîm ile ve mezkûr yeniçeri mülâzımları yine emîrü'l-haccın önüne düşüp emîr-i haccı hânesine vâsıl edüp emîr-i hac âsûde olur, bir kîse kapucular kethudâsına ve bir kîse alay ile getiren paşa ağalarına na‘l-bahâ ve mülâzımlara yüz guruş verüp safâ-yı râhatda olur.
EÇS X Y210a–Y210b
Ertesi ale's-sabâh emîrü'l-hac kânûn-ı teşrîfât üzre on kîse zî-kıymet Hindûstân tefârûkları yigirmi şemâme amber {ve elli göbek müşk-i Y 210b abîr}, yigirmi vukiyye ûd ve bir tûtî ve mînâ ve serîrler ve bir tobra pânzehir ve on karn zebâd-ı Habeşî ve on tavâşî-i Habeşî-i yahşı ve on hecîn-i tâvûsî ve on hussân-ı Hicâzî ve bir kîselik hedâyâ paşa kethudâsına ve on iki mertebe sâhiblerine hedâyâlar verir. İnşâallâh teşrîfât faslında tahrîr olunur. Ve yedi bölük serdârlarından kezâlik hedâyâlar gelir.
EÇS X Y210b
Ve'l-hâsıl eğer paşa bir vaka‘ [u] vakârlı azîmü'ş-şân bir kevkeb sâhibi vezîr-i zîşân ise hemân huccâc hedâyâsından yigirmi bin guruşluk hedâyâ gelir. Ve on bin guruşluk hedâyâ Mekke ve Medîne şürefâlar ve a‘yânlarından gelir.
EÇS X Y210b
Ve on kîselik hedâyâ Cidde beğinden gelir. Zîrâ bunlar cümle Mısır vezîrlerine muhtâcdır, surre ve cerâyâları cümle Mısır vezîri eliyle gelir. Eğer Mısır paşası bir apordos mekeros ise birkaç filcân ve kâse ve Hind serîrleri ve kargı sırıklar ve birkaç külçe destâr ve Ka‘be sürmesiyle gözün boyayup aldarlar. Hemân Mısır vezîrinde dârât u şöhret lâzımdır, ve's-selâm.
EÇS X Y210b
İşte bu tertîb üzre emîr-i hâccın Mısır'a dâhil olması alayı tamâm oldu.
EÇS X Y210b
Fasıl yigirmi üçüncü alayDoğan hazînesi alayın beyân eder
EÇS X Y210b
Evvelâ kânûn-ı Selîm Hân'dır, Mısır keşşâflarından yâhûd Mısır'ın Çerâkese beğlerinden biri paşadan hil‘at-ı fâhire geyüp doğan hazînesine me’mûr olup zîr-i destinde Mısır eyâletinde doğan hazînesine bağlı yedi yüz âdem doğancıbaşıdır. Bunlar cümle mu‘âf u müsellemdirler.
EÇS X Y210b
Bunların kârları yalçın kayalarda ve mahûf u muhâtara yerlerde ne kadar şâhîn ve zağanos ve balaban hâsıl olursa sayd edüp ta‘lîm ederler. Bu Mısır'da olan kara ayak makûlesi ya‘nî balaban ve zağanos bir diyârda yokdur. Zîrâ azîm yalçın dağlar vardır kim semâya ser çekmişdir.
EÇS X Y210b
Ve ormanistân ve çengelistân olmamak ile Mısır diyârında dâl doğanı yokdur, sâ’ir diyârdan gelse dahi yaşamaz, zîrâ yayla kuşudur, ormanlıkda hâsıl olur. Mısır sevâhil olmağile doğan durmaz; gerçi cemî‘i diyârda anadan doğan durmaz, ammâ Mısır'da doğan hiç durmaz olur. Beyt:
EÇS X Y210b
Yaşar kerkes kem-âzâr olduğuncaDoğan durmaz ziyânkâr olduğunca
EÇS X Y210b
mazmûnu üzre Mısır'da doğan olmaz.
EÇS X Y210b–Y211a
Mısır'ın bahâr eyyâmlarında sekiz yüz aded hûş [u] tuyûru Mısır'a getürüp Gavrî kantaraları kurbunda okıya(?) ta‘lîm etdükleri mahalde doğan yazısı olup yedi bölükden terakkîleri ile yüzer yiğit yazarlar, yüz yiğit dahi doğancıbaşının tevâbi‘i olur ve yedi yüz âdem dahi Arab doğancıbaşıları olur. Cümle iki bin âdem olup bunlar alayları ile paşa huzûrundan pür silâh ubûr ederler. Ve cümle doğancı Arablar hımârlar üzre herbirinin elinde ve kolunda ve başında birer doğan ile Y 211a ubûr edüp on yedi nefer kimse paşa huzûruna çıkup doğancıbaşıyla ve kethudâsıyla ve av ağasıyla hil‘atları geyüp alay ile ubûr ederler. Lâkin bu doğancıbaşı beğ olmamak ile mehterhâne çalmayup dörder kat kösün çalarak ubûr ederler.
EÇS X Y211a
Andan Mısır içinde kendü alayları ile cümle hümâbâzların bâzûları üzre tezyîn edüp Âdiliyye'de meks ederler. Bunların alayına gayrı asker karışmaz, zîrâ ol kadar mu‘azzam alay değildir, ammâ masârîfleri bir hazîne deyü arz olunur. Bu kadar iki bin âdemin me’kûlât [u] meşrûbâtları ve melbûsâtları ve kirâ bârgîrleri ve sâ’ir masârîfleri bir hazîne add olunur.
EÇS X Y211a
Andan kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek dergâh-ı sa‘âdet-medâra varup sadr-ı a‘zama, andan sa‘âdetlü pâdişâha arz olunup alayları ile huzûr-ı şehriyârîden ubûr edüp cümle bâzları doğancıbaşıya teslîm olunup doğancıbaşı hil‘at-ı pâdişâhî ile behredâr olup kendünün ba‘zı doğan hedâyâ hedâyâların murâd etdüği yere teslîm eder.
EÇS X Y211a
Bu hazîne makbûl-i şehriyârî olunca Dergâh-ı âlî kapucubaşılardan yâhûd hâsekî ve salahor ve musâhiblerden birine sa‘âdetlü pâdişâh bu doğan hazînesiyle gelenleri yoklama emr edüp mevcûd bulunduklarına emirler alup cümlesi Mısır'a gelüp müstahak oldukları terakkîlerin paşadan ale'l-akîb alırlar.
EÇS X Y211a
Fasıl yigirmi dördüncü alayMısır vezîrine doğan şalvârı ve kılıç ve kaftan geldüğin beyân eder
EÇS X Y211a
Âsitâne-i sa‘âdete bu doğan hazînesine varan askeri izn-i pâdişâhî ile her kim teftîş edüp mevcûd nâ-mevcûd olanı yokladı ise yine sa‘âdetlü pâdişâh Mısır vezîrine doğan şalvârı kılıç kaftanın verüp on beş âdem ile kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Mısır'a karîb Bilbeys'e geldükde bir âdemin ileri paşa kethudâsına gönderüp ol sâ‘at Âdiliyye'ye matbah gidüp ertesi ale's-sabâh cümle paşalı sâde zurna ile fasl ederek paşa kethudâsıyla Mısır içinden ubûr eder. Ammâ bu alayda Mısır askerinden dîvân çavuşları ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümân ağadan gayrı yokdur, cümle paşalı alayıdır, ammâ mükellef alay ederler.
EÇS X Y211a
Bu tertîb üzre Âdiliyye'ye varup ta‘âmı yeyüp andan atlanup alay ile Bâb-ı Nâsır'dan içeri girüp gelen ağa ile paşa kethudâsı atbaşı berâber olup Mısır içinden alay ile sâde mehterhâne faslıyla ubûr ederek temâşâ edenler İllâ yansuru's-sultân deyü du‘â ederler.
EÇS X Y211a–Y211b
Asker dahi âdâb üzre kal‘ada sarâya varup Gavrî dîvânhânesinde nüzûl etdüklerinde paşa istikbâle çıkup gelen ağa ile dest-be-dest sadr-ı âlîde karâr edüp emr-i pâdişâhî[yi] ve hatt-ı şerîfi paşa öpüp başına koyup dîvân efendisi Y 211b kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûm oldukda gelen ağa hil‘at-ı pâdişâhîyi paşaya geydirüp ve paşa dahi kırmızı doğancı katîfe şalvârın geyüp ve kılıcı beline kuşanup kânûn-ı Mısır üzre cümle yedi bölük ağalarına ve cümle menâsıb sâhibleri erbâb-ı dîvâna serâser yüz sâ (---) (---) (---) sâhiblerine yetmiş pâre hil‘at-ı fâhireler geydirilüp cümle dîvân çavuşları,
EÇS X Y211b
"Yaşın uzun olsun, hil‘atin [[(---) (---) (---)]] dirsin versin, devletile çok yaşa" deyü alkışlayup cümle erbâb-ı dîvân hil‘at-ı fâhireleri ile dîvânhâneden [[(---) (---) (---)]] yetmiş seksen pâre ra‘d-âsâ toplar gürleyüp şâdumânîler olur.
EÇS X Y211b
Der-akab kal‘a mehterânı gelüp bir lezîz [[(---) (---) (---)]] Andan cümle hil‘at geyenleri paşa mehterleri devr edüp fasl-ı derâmedler edüp tahsîl-i mâl ederler. Ba‘dehu [[(---) (---) (---)]] cümle hil‘at geyenlerden der-âmed hâsıl edüp gelen ağaya on kîse verüp Âsitâne-i sa‘âdete ganâyimle yollarlar. Q 237a P 234a
EÇS X Y211b
Fasıl yigirmi beşinciMısır mollâsının ulemâ alayı ile Mısır'a dâhil olduğun beyân eder
EÇS X Y211b
Elbette Mısır mollâları senede bir kerre ma‘zûl olup Mısır'a karîb Hânke nâm mahalle geldükde vekîlharcı matbahın Âdiliyye'ye gönderir. Ertesi gün paşa kethudâsı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı ve paşanın cümle askeri ve Mısır'ın kâle yekûlü der ulemâ ve sulehâsı ve eşrâfı ve e’imme ve hutebâsı ve cümle meşâyih-i kübrâsı mülebbes olup cümle Âdiliyye'ye istikbâle çıkarlar. Bu alayda iki yüz yeniçeri mülâzımlarından ve mollâ kapusunda bekler iki yüz yeniçeri gediklilerinden gayrı askerî tâ’ifesi yokdur, cümle ulemâdır.
EÇS X Y211b
Paşa kethudâsı mollâ hazretlerine ziyâfeti yedirüp cümle atlara süvâr olup ibtidâ paşalı alay-ı umûm üzre mevc mevc ve fevc fevc ve esnâf esnâf ubûr ederler. Andan paşa kethudâsıyla çavuşlar kethudâsı andan cümle ulemâ gürûh gürûh, kimi atda eğri oturur, kimi eğer kaşına yapışmış, kimi bir eliyle örf-i izâfetin dutar, kimi dizgini eğer hânesine bırakmış, kimi cimroz gözleri görmez atların licâmın huddâmları keşân-ber-keşân çeker, kimi "Yâ hussân yemînek yesârek" deyü ubûr ederler, bir seyr-i azîmdir. Ekseri donsuzdurlar, ammâ başlarında pamuklu örf-i izâfet mukarrerdir.