EÇS X Y222a–Y222b
Hattâ Defterdâr Ahmed Paşa imâmı ile hakîr mü’ezzin mahfilinde otururduk. Hemân mecâzibûndan Muhammed-i Lebbânî Y 222b ayak üzre kalkup bu kadar ecnâs-ı mahlûkât içinde imâma hitâb edüp eydir:
EÇS X Y222b
"Yâ imâme'l-vezîr el-vezîr, ünzül ünzül bi'l-acele ile'l-Mısır, ruh ile'r-Rûm bi's-selâme yâ imâm" deyüp ol mahalde yine çöküp oturdu kim kırk yedi senedir ol amûd dibinde sâkindir. Bu kelâmı istimâ‘ eden:
EÇS X Y222b
" 'Ünzül yâ imâme'l-vezîr' dedi. Âyâ imâm ölür mü yâhûd imâmın oturduğu mahfil yıkılır mı" deyü gûnâ-gûn hâşiyeler verdiler. İmâm havfinden aşağı endi. Hakîr aslâ yerimden hareket etmeyüp metânet etdim.
EÇS X Y222b
Yedinci günde Defterdâr Ahmed Paşa'yı ve imâmın aşağı Mısır'a endirüp gulû-yı âm ile ma‘zûl eylediler. Meğer Şeyh Lebbânî'nin işâreti bu imiş.
EÇS X Y222b
Ya‘nî ol âsitâne-i Ömer [ibn]ü'l-Fârız'da niçe mazınne-i kerâme kimesneler vardır, ta‘rîf ü tavsîflerinin midhatlerinde zebân bî-zebândır. Zîrâ ol makâm ehl-i hâl köşesi olmak ile niçe meşâ’iyyûn ve işrâkıyyûn kavmi gibi bî-zebân kelimât eder âdemler vardır, riyâzât [u] mücâhede ile ol mertebeye varmışlardır kim haftada bir iftâr ederler, mücerred pâk âdemler vardır.
EÇS X Y222b
Hudâ'ya ma‘lûmdur, hakîr nitekim Mısır'da idim, her cum‘a namâzından sonra âyînleri olup niçe bin âdem cem‘ olurlar, hakîr dahi elbette ol gün ol cem‘iyyet-i hâsda hâzır olurdum. Niçe kerre ba‘zı alâyimâtlar ve niçe keşf ü kerâmetler zuhûr ederdi. Hakîr Mısır'da oldukca bir cum‘a münfek olmazdım, zîrâ bir safâ kesb ederdim ve gûnâ-gûn ahvâlâtlara vâkıf-ı esrâr olurdum.
EÇS X Y222b
Ve bu âsitânede her cum‘a günleri Ömer ibnü'l-Fârız'ın Tâ’iyye kasîdesi okundukda ba‘zı âşıkân aşklarından vecde gelüp başların amûdlara ururlar, bi-emrillâh aslâ bir zarar isâbet etmez. Ve niçe hoş-âvâz kimesneler savt-ı hazîn ile birbirlerine hasmâne aşr-ı şerîf ve kasâyid-i na‘t-ı şerîf tilâvet ederler.
EÇS X Y222b
Netîce-i kelâm bâlâda tekyeler evsâfında tahrîr olunmuşdur. Bir du‘â müstecâb olacak âsitânedir. Allâhümme âfinâ, bunda olan mevlûda mevlûd-ı fukarâ derler, cümle âşıkân [u] sâdıkân cem‘ olurlar. Andan sonra,
EÇS X Y222b
Evsâf-ı mevlûdü'n-nebî-i Ebussu‘ûd el-Cârihî
EÇS X Y222b
Eski Mısır ile Yeni Mısır mâbeyninde bir belîdedir. Her çehârşenbe günü mevlûdu olur. Ammâ senede bir kerre bir azîm ordu-yı bâzâr kurulup niçe kerre yüz bin kanâdîller ile tezyîn olup üç gün üç gece sabâhlara dak tevhîd [ü] tezkîr sadâsından zemîn ü âsumân dir dir ditrer.
EÇS X Y222b–Y223a
Ve bu mahal Mısır'ın cenûbuna üç bin adım ba‘îd başka bir kasaba olmak ile iki kerre yüz bin âdem hımârlara süvâr olup ol vâdî hımârlar ile mâl-â-mâl olup benî âdem dahi mevc mevc olup âdem deryâsı olup cahcahun-ı azîm olur. Zîrâ bu Ebussu‘ûd-ı Cârihî hazretleri karîbü'l-ahd olmak ile niçe keşf [ü] kerâmetlerin bilüp mevlûduna i‘tibâr ederler. Bunlar Sultân Selîm Hân Y 223a asrında hayâtda olup "Ta‘al yâ Selîm, iclis tahte'l-Mısır" diyen bunlar idi.
EÇS X Y223a
Ve bunların şeref-i sohbetleri ile müşerref olup mu‘ammer olmuş bir kimesneyi Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa hazretlerinin huzûr-ı şerîflerine ol kimesneyi götürüp paşa dest-i şerîfin bûs edüp du‘â-i hayrların alup behremend oldular. Ammâ bu pîr-i fânî Mısır içinden değildir, Menûfiyye hâkindedir. Âb [u] havâsı latîf olduğundan mu‘ammer olup Ebussu‘ûd-ı Cârihî hazretlerinin hayır du‘âlarına mazhar düşmüşler. Ağzında peynir dişleri yitmiş, gözlerinin nûru gitmiş, gûyâ bir kadîd olmuş, sıbyân gibi sâ‘atda bir "Cî‘ânîn" ya‘nî acıkdım, deyü ağlar. İşte Ebussu‘ûd hazretinin du‘âsı berekâtiyle böyle mu‘ammer olmuş âdem vardır.
EÇS X Y223a
Hamd-i Hudâ bu abd-i hakîr Evliyâ-yı sâhib-i bûriyâ Ebussu‘ûd-ı Cârihî hazretlerinin münevver cemâlin görüp şeref-i sohbetiyle müşerref olmuş pîr-i fânî yüz yetmiş yaşında âdemin dest-i şerîfin bûs edüp du‘â-i hayrıyla behremend olduk. Ulu sultân olduğundan mevlûd-ı azîmi olur. Andan mâh-ı (---)
EÇS X Y223a
Evsâf-ı mevlûdü'n-nebî-i Hazret-i İmâm eş-Şâfi‘îrahmetullâhi aleyh
EÇS X Y223a
Her cum‘aertesi gecesi niçe bin âdem ziyâretine varup tâ sabâha dak niçe yüz hatm-i şerîf edüp ihyâ etmeği mezâhib-i Şâfi‘î ulemâları şart etmişlerdir. Kırk elli seneden berü terk etmemiş âdem hadden efzûndur.
EÇS X Y223a
Ammâ bu mevlûdü'n-nebî senede üç gün üç gece ordu-yı bâzâr kurulup İmâm Şâfi‘î kasabası âdem deryâsı olup ba‘zı sene izdihâmdan kubbe-i âlî içinde âdem şehîd olmak vâki‘ olmuşdur, bu mertebe izdihâm olur. Tatvîl-i kelâma hâcet yokdur, ihvân-ı bâ-safâya safâ ile şundan ma‘lûm ola kim bizim zamânımızdaki mevlûd gecesi dörd yüz yigirmi üç hatm-i şerîf tilâvet olundu. Zîrâ anda ol gecelerde niçe bin hâfız-ı Kelâmullâh cem‘ olur. Defterdâr İbrâhîm Paşa senesinde yedi yüz kırk hatm-i şerîf tilâvet olundu, deyü rivâyet ederler. Ve ol gece anda cemî‘i ervâh-ı aktâb ve evliyâ ruhâniyyetleri hâzırdır, derler.
EÇS X Y223a
Ve bu mevlûd geceleri içün Mısır'ın a‘yân [u] eşrâfları beş on gün mukaddem İmâm Şâfi‘î kasabasında beşer onar guruşa hâneleri îcâr ile dutup ehl [ü] iyâli ve me’kûlât [u] meşrûbâtları ile gelüp zevk ederler. Ve niçe yüz hayme ve hargâh ile me’kûlât [u] meşrûbât fürûht edici tüccâr gelüp meks edüp azîm ordu-yı bâzâr olur. Ve niçe yüz züvvâr çadırları geceler kanâdîller ile ve minâreler ve her hânenin dam [u] bâmları niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân edüp şehri tezyîn ederler. Netîce-i kelâm midhatinde kilk-i dür-nisâr dilim dilimdir.
EÇS X Y223a–Y223b
Ve bu İmâm Şâfi‘î mevlûdu Y 223b tamâm olup bir ferd perîşân olmadan ale'l-umûm İmâm Şâfi‘î'ye karîb Ebü'l-Leys hazretleri mevlûduna giderler.
EÇS X Y223b
Evsâf-ı mevlûdü'n-nebî be-âsitâne-i Hazret-i Şeyh Ebü'l-Leys
EÇS X Y223b
Bu dahi hâkezâ kıyâs-ı remev(?) gibidir, ya‘nî İmâm Şâfi‘î mevlûdu gibidir. Ammâ bunda musannifîn ü mü’ellifînden niçe kimesneler te’lîfâtların Ebü'l-Leys mevlûduna getürüp mezâhib-i selâs şeyhülislâmları bunda cem‘ olup te’lîf etdüği kitâbı ve risâleyi huzûr-ı ulemâya koyup cümle fuzalâ tilâvet ederler. Eğer cümlenin mu‘teberi oldu ise memhûrlayup ve sahîfe-i kitâba imzâ edüp tilâvet olunsun deyü izin verirler.
EÇS X Y223b
Ve ol te’lîfâtı bir iki gece Ebü'l-Leys hazretlerinin ser-i sa‘âdetleri ucundaki sandûka içinde korlar. Çok vâki‘ olmuşdur kim birkaç günden ol nushayı sandûkadan çıkarup ba‘zı yeri hak olunmuş bulunur ve ba‘zı Q 241b P 238b yerleri tas[h]îh olunmuş bulunur. Bir kerre bir kimesnenin akâyide müte‘allık bir risâle te’lîfi sandûka içinde munharik bulunup sabâh cildi kavrulmuş bulunur. Ebünnûr Mehemmed Paşa asrında olmuşdur. Ya‘nî Hazret-i Ebü'l-Leys imâm-ı hümâmdır. Mevlûdunda ulemâ ve sulehâ ve huffâz-ı kelâmullâh cem‘ olup tâ sabâhlara dek üç gün üç gece niçe bin hatm-i şerîf tilâvet olunur. Böyle ulemâ-yı kibâr mevlûdu olur kim vasfında lisân kâsırdır. Andan cümle uşşâk Şeyh Ukbe'ye giderler.
EÇS X Y223b
Evsâf-ı mevlûd-ı Şeyh Ukbe-i Cüheynîrahmetullâhi aleyh
EÇS X Y223b
Mâ-tekaddem harâbe olmağile mevlûdu mu‘attal idi. Ba‘dehu sene 1063 târîhinde Ebünnûr Mehemmed Paşa ya‘nî Hâsekî Mehemmed Paşa vâkı‘asında görüp müceddeden bir câmi‘-i âlî ve bir tekye ve bir sebîl ve iki sâkıye ve bir matbah ve şeyh hazretleri üzre bir mehbıt-ı pür-envâr binâ edüp iki yüz Mısrî kîse masrûf edüp bir hayrât-ı azîm etdi. Ve her sene mevlûd-ı şerîfi masârıfına bin guruş vakf edüp üzerine yeniçeri ocağın nâzır etdi. Ve bu mevlûd dahi ke-sâyiri't-tahrîr mevlûd-ı sultânî olur kim Şeyh Ukbe-i Cüheyniyyü'l-Âmirî'nin rûh[u] şâd olur. Zîrâ evkâfı tarafından me’kûlât [u] meşrûbâtları firâvân olmağile ulemâ ve sulehâ ve fukarâya ni‘meti mebzûldür. Bundan sonra cebel-i Cûşî dâmeninde,
EÇS X Y223b
Evsâf-ı mevlûd-ı Şeyh Şâhînkuddise sırrıhu'l-azîz
EÇS X Y223b
Bir teferrücgâh ziyâretgâh cihân-nümâ yerde. Bunda dahi bir gün bir gece mevlûd olur. Ammâ yalçın kayalar üzre vâki‘ olmağile dar yerdir, ol kadar izdihâm olmaz, ammâ acâyib mevlûd-ı sultânî olur. Andan,
EÇS X Y223b–Y224a
Bu âsitâne dahi cebel-i Mukattam üzre tâ zirve-i a‘lâsında bir âsitâne-i âlîdir. Cümle şehr-i Mısır bu cebelden zîr-i pâda görülür. Bir gün bir gece bu cebelin zirve-i a‘lâsında haymeler kurulup mevlûd-ı azîm olur. Bu câmi‘ ve hayrât sâhibi âl-i Abbâsiyân'dan El-mustansır Billâh Y 224a vezîri emîrü'l-cüyûş Ebünnecm Bedrü'l-Cemâlî nâm vezîr-i âlî-tebâr binâ etdiğinden Cûşî dağı derler, ammâ dağının ismi cebel-i Mukattam'dır. Andan,
EÇS X Y224a
Azîm âsitânedir. Bir câmi‘-i kebîri ve resm-i kadem-i şerîf üzre bir kubbe-i âlî ve bir tekye-i tîr-endâz tekyesi cümle Defterdâr İbrâhîm Paşa'nındır, bâlâda tavsîf olunmuşdur. Bunda dahi bir gün bir gece mevlûd-ı azîm olup sâhibü'l-hayr Defterdâr İbrâhîm Paşa'ya hayır du‘â ederler. Andan,
EÇS X Y224a
Karâfe-i kübrâda mâh-ı Şa‘bânü'l-mu‘azzam'ın nısfında (---) nâm mahalde ecdâd-ı izâmları medfûn olduğu mahalde âsitânede üç gün üç gece niçe hayme ve hargâh ile ordu-yı bâzâr kurulup ba‘zı Mısır ümerâlarından muhib olanlar otakların getirüp câmi‘in minâresin ve âsitânenin der [ü] dîvârın ve cümle hıyemlerin niçe kerre yüz bin kanâdîller ile tezyîn ederler.
EÇS X Y224a
Ve âdem deryâsı gelüp cemî‘i âyende vü revendeye ni‘met mebzûl olup bir mevlûd-ı azîm olur kim vâhidün ke-elfdir. Ve niçe kerre yüz bin sıgâr u kibâr ve merd [ü] zenân cem‘ olup deşt-i sahrâ(yı) hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn benî âdem cem‘ olup taraf taraf ziyâretlere giderler. Zîrâ bu mahalde niçe bin sahâbe-i kirâm ve kibâr-ı evliyâullâhlar medfûndur.
EÇS X Y224a
Ve peygamberzâdelerden ibn Yâmen ibn Hazret-i Ya‘kûb ve Efrâyim ibn Hazret-i Yûsuf Feyyûm'da tevellüd edüp bu mahalde medfûndur. Ve bunların emsâli niçeler dahi medfûndur, ziyâretgâh mahallinde tahrîr olunur.
EÇS X Y224a
Ve sâdât hazretlerinin ulucası Şeyh Ebü't-tahsîs hazretleri muta‘azzım bir Cem-cenâb olmağile huzûruna a‘yân [u] eşrâfdan gayrı ve ulemâ ve sulehâdan gayrı bir ferd varamaz, sohbetleri inkıbâz üzredir. Ammâ ecdâdları âsitânesine leyle-i mevlûda geldiklerinde bin iki bin meşâyih-i kirâm ile gelüp serîr-i hilâfetde karâr edüp türbe-i pür-envâr içinde niçe yüz bin kanâdîller ve şem‘-i kâfûrî ile nûr-ı münevver olup iki bin benî âdem bir ağızdan evrâd-ı sâdâtı tilâvet etdiklerinde vallâhi'l-azîm âdeme bir vecd hâsıl olup cümle mâsivâdan geçüp kalb gözü pür-nûr olur.
EÇS X Y224a
Ve bu mahalde şeyh hazretinin dest-i şerîfin {ibtidâ} bûs eden kimesnenin ismin su’âl edüp ana bir künye ya‘nî lakab koyup gerdenine iki üç zirâ‘ dülbend ridâ sarup fukarâlarından olmağa me’zûn olur.
EÇS X Y224a–Y224b
Her mevlûdda üç bin dörd bin âdemin boynuna ridâ sarup bir lakab buyururlar. Aceb hikmetdir, bir âdeme buyurdukları künyeyi bir âdeme dahi komazlar. Ve müddet-i ömründe hilâfetleri asrında bir lakabı iki âdeme dememişlerdir. Aceb sırrullâhdır kim "El-esmâü tenzilü mine's-semâi" ilhâm-ı rabbânî ile lakab korlar. Hakîre Ebussafâ deyü künye verdiler. Hamd-i Hudâ nefes-i mübâreklerinin Y 224b te’sîri sebebiyle zevk u safâdayız. Ve hakîrin gerdenine bir Keşmîrî şâl sardılar. Ve ba‘zı eşrâfa dahi gûnâ-gûn şâl-ı Lâhûrî ve Gîlânî verüp du‘â-i hayr eder.
EÇS X Y224b
Ve bir kerre künye koduğu âdemi on seneden sonra görse künyesiyle "Yâ Ebü'l-vefâ" ve "Yâ Ebü'l-âl" deyü nâmın söyler. Ne kuvvet-i kudsî mertebesi kuvvet-i hâfızaya mâlikdir. Ve bir kerre ridâ verdiği âdeme elbette her sene gelse yine verir. Bu dahi azîm mâl bezl etmekdir. Hulâsa-i kelâm bir vech ile ahvâllerine vâkıf olunmaz.
EÇS X Y224b
Ve bu sâdâtların herbiri birer sene üç yüz katâr deve ile ve beş yüz altı yüz huddâm ile Ka‘be-i şerîfe gidüp azîm mâl sarf ederler ve selâmet gelirler. Ve'l-hâsıl mü’eddeb ve ankâ ocakdır, hengâme ve cahcahuna mâyil değillerdir, ammâ bi'z-zarûrî yılda bir kerre bu mevlûd-ı azîme gelüp cümle ahbâb ile müşerref olurlar. Ve bundan sonra,