EÇS X Y226b
Ve bu kubbe-i âlînin sol tarafı bir ok menzili bâğ-ı İrem'dir. Ve sağ cânibi âyende vü revende içün kâ‘alar ve mihmânhânelerdir. Hâsıl-ı kelâm ibret-nümâ teferrücgâhdır, hafizakallâh. Andan,
EÇS X Y226b
Cümle cündîlerin at meydânı ve ok meydânıdır. Müte‘addid kâ‘alar ve matbah ve havuzları var teferrücgâhdır. Andan anın cânib-i cenûbunda dağlar içre bir sâ‘at ba‘îd,
EÇS X Y226b
{Ya‘nî cebel-i Becâmîm.} Bir sengistân içinde Hazret-i Mûsâ'nın nazargâh[ı] bir ayndır. Ammâ sehel şorcadır, Nîl gibi lezîz değildir. Cümle Urbânın ârâmgâhıdır. Atına silâhına dayanan ba‘zı Mısır cündîleri anda varup gazâlları ve harâmî Arab-ı Urbân u uryânı sayd ederler. Muhâlif yerdir. Andan,
EÇS X Y226b–Y227a
Bâlâda tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu Ayn-ı Şems şehrine muttasıl şehr-i Fermâ hâlâ türâb ile mebnî üç kat kal‘aları tâ Hazret-i Îsâ'nın kazdığı Matariyye kuyusuna varır Fermâ şehri imiş. Anda bir çâr-gûşe amûd-ı münakkaşdan gayrı Y 227a amâr kalmamışdır, cümle harâbdır. Müverrihân-ı Arab sebeb-i harâbesin eyle tahrîr etmiş kim kaçan Hazret-i Ya‘kûb oğlu Yûsuf'u ziyârete giderken bu Ayn-ı Şems ile Fermâ şehrine cümle yetmiş nefer evlâd-ı zevî'l-ihtirâmıyla konup aslâ i‘zâz [u] ikrâm etmedikleriyçün Ya‘kûb Nebî bu şehirlere bed-du‘â edüp âhir harâb olmuşdur. Âhir Hazret-i Ya‘kûb Feyyûm'da Hazret-i Yûsuf ile on altı sene gözleri açılup Yûsuf ile görüşüp Feyyûm'da ba‘de'l-vefât vasıyyetleri üzre na‘ş-ı şerîfin Hazret-i Yûsuf Halîlü'r-rahmân'da cebel-i Ceyrûn'da defn etdiler. Andan,
EÇS X Y227a
Sultân Gavrî binâsıdır. Nîl'den ba‘îddir, ammâ Nîl tuğyânında kasr-ı Nîl içinde kalır. Evce ser çekmiş bir tarz-ı kadîm kasr-ı âlîdir. Bu kasr altında bir kâ‘a-i azîmi var ve birkaç hücreleri var, ammâ gayrı âsârları yokdur. Lâkin bu kasra karîb bâğ-ı İremler içinde hemân Tophâne kubbesi gibi fevkânî musanna‘ ve münakkaş kubbe-i âlîdir, lâkin câmi‘dir, hemân Tophâne kubbesinin tıbkıdır. Andan,
EÇS X Y227a
Mısır'ın şimâlinde iki sâ‘at ba‘îd bâğ u bâğçeler içinde nazargâh-ı Hazret-i Îsâ aleyhi's-selâmdır. Mısır Yûnânîler destinde iken azîm binâlar var imiş, hâlâ ancak bir kâ‘a ve bir zâviye kalmış. Ve anda bir havuz vardır, cümle marîz andan girüp şifâ bulurlar. Cemî‘i tevârîhlerde ve tevârîh-i Yûnânîlerde mastûrdur kim Hazret-i Îsâ vâlidesi Meryem Ana ile Nâbulus şehrinden hicret edüp bunda sâkin olmuşlardır.
EÇS X Y227a
Ve Nasârâ zu‘munca bu Matariyye kuyusun Hazret-i Îsâ ile vâlidesi ile kazup gusul etmiş ola ve bu havuz anların binâsıdır, derler. Ve sahîhdir, zîrâ Mısır'ın cemî‘i kuyuları acıdır, ammâ bu Matariyye kuyusu mu‘cize-i Resûlullâh ile olmağile âb-ı lezîzdir. Dollâblar ile mâ-i nazîfin sığırlar çeküp cânib-i erba‘asındaki bâğ-ı İremleri ray eder.
EÇS X Y227a
Ve mâ-tekaddem bu bâğda belsem ve belisân ağacları var imiş. Hazret-i Îsâ mübârek dest-i şerîfleri ile dikmiş. Mısır'dan gayrı diyârda olmaz imiş. Yağın çıkarup teberrüken pâdişâhlar hazînesinde hıfz ederlerdi. Ve âdem zehir yese andan bir kırat tenâvül etse halâs olur. Ve bir âdemi akreb yılan ve çıyan ve bö ısırsa sokduğu yere belisânı dürtseler ve yedirseler halâs olur ve sızıya sürseler şifâ bulur.
EÇS X Y227a
Husûsan küffâr kralları mâbeyninde gâyet mu‘teberdir. Ömründe bir küffâr belisân yağından bir pâre sürünmese ve yemese dürüst hıristiyan ya‘nî dürüst kâfir olmaz.
EÇS X Y227a
Ve bu Matariyye'ye yedi iklîm ve çâr-gûşeden küffârlar gelüp ziyâret edüp havuzunda gusl ederler.
EÇS X Y227a–Y227b
Ve bu bâğda hâsıl olan mersim ağacı yaprağların deste deste koparup birbirlerine vilâyet vilâyet hedâyâ gönderirler. Ve yaprakların ba‘zı kitâblar içine koyup hıfz Y 227b ederler.
EÇS X Y227b
Ammâ belisân ve belsem ağacların hakîr anda görmeyüp huddâmlarına su’âl etdim, Mısır Osmânlı eline gireli kurudu, deyü cevâb etdiler. Ammâ Ka‘be yollarında hâlâ belisân ağacı gâyet çokdur, ahâlî-i vilâyet yağın çıkarup huccâca cerre cerre satarlar.
EÇS X Y227b
Menâfi‘-i bi’r-i âb-ı Matariyye: Ve Mısır paşalarının sâhib-i tab‘ olanları Nîl tuğyânında yeşil cereyân eder, ba‘dehu humret üzre olur. Ol mahalde paşalar ve sâhib-i tab‘ olanlar Nîl'i içmezler. Sebebi oldur kim Mısır'ın tur‘aları ve halîcleri içre sene-i sâbıkdan kalmış semm-i helâhilden nişân verir yeşil suları kalmışdır. Yeni Nîl gelince ol yeşil suları halîclerden sürüp Q 243a cereyân ederek Mısır'dan ubûr eder. Ol yeşil sudan her kim nûş ederse elbette bir marîze mübtelâ olur. Ol ecilden paşalar ve sâhib-i tab‘ olan a‘yânlar bir ay bu Nîl'den içmeyüp Bi’r-i Matariyye'den nûş ederler. Gâyet âb-ı hoş-güvârdır. Ve bir müferrih havâdâr yerdir. Ve,
EÇS X Y227b
Muhallaka katında Hazret-i Mûsâ binâsıdır. Ba‘zı hukemâ Matariyye kuyusundan lezîzdir ve nâfi‘dir, deyü ta‘rîf ü tavsîf ederler, ammâ hakîr içememişimdir. Ve,
EÇS X Y227b
Cümle huccâc Mısır'dan çıkup bunda üç gün üç gece meks edüp niçe kerre yüz bin tulum Nîl suyu doldurup götürürler. Aceb hayrât-ı azîmdir. Nîl'den bir bürke yapmışlardır, gûyâ bir buhayre-i azîmdir. Mısır'a dörd sâ‘at karîbdir. Ba‘zı vüzerâ ve a‘yân-ı Mısır'dan av tarîkiyle gidüp yine Mısır'a gelirler.
EÇS X Y227b
Ayda bir kerre bir Mısır ümerâsı beş yüz âdemiyle nevbet kolu bekleyüp âyende vü revendeyi bir hoş hıfz [u] hırâset üzre olur. Cirit meydânı ve ok meydânı bir şikârgâh yerdir. Ammâ Urbân dahi gâhîce âdemi şikâr edüp Mahmûd Pîr-yâr-ı Velî köçeği gibi âdemi Urbân-ı biryân edüp Güleşçiler tekyesi pehlivânı gibi âdemi uryân ederler.
EÇS X Y227b
Ammâ âb [u] havâsı latîf bir sahrâdır kim diyâr-ı Mısır'da Sebîl-i P 240a Allâm sahrâsı meşhûrdur kim Sultân Selîm Mısır'a gelirken Tumanbay Sultân ile altıncı cengi bu Sebîl-i Allâm'da olup vezîr-i a‘zam Tavâşî Sinân Paşa bu meydân-ı ma‘rekede şehîd olup yedi bin guzât-ı müslimîn âl-i Osmân'dan, yigirmi üç bin âdem cünûd-ı Mısrîden şehîd olup hâlâ Sebîl-i Allâm vâdîsinde makâbir-i şühedâdadırlar, ziyâretgâh-ı hâss [u] âmdır.
EÇS X Y227b
Ve bu Sebîl-i Allâm kal‘asında kol beği sâkin olacak kâ‘aları ve müte‘addid fevkânî hücreler ve sâkıyeler ve cânib-i şimâlinde teferrücgâh bâğ-ı İremler vardır. Ve anda bir mükellef ü mükemmel kubbe-binâ Rûm tarzı minâreli [câmi‘] ve sebîlhâne ve mastabaları vardır. Ve altı kademe nerdübân. Cümle kârgîr-binâ olan câmi‘in mihrâbı solunda celî hat ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
EÇS X Y227a/mük
Fevkânî bir tarz-ı cedîd altı sütûn üzre bir câmi‘-i müzeyyendir, lâkin haremi yokdur.
EÇS X Y227a/mük
Ve Sebîl-i Allâm'dan Mısır'a gelirken Mısır'a iki sâ‘at karîb,
EÇS X Y227a/mük
Zamân-ı kadîmde bu vâdîde kabâ’il-i Âdilî sâkin olduğuyçün ve Tumanbay Sultân bu mahalde adâlet köşkü inşâ edüp dîvân-ı adâlet etdüğiyçün Âdiliyye derler. Havâsı gâyet latîf bir ferah-fezâ yerdir. Hasta varsa şifâ bulur. Sultân Selîm ile Sultân Tumanbay'ın bâlâda birkaç yerde arbedeleri tahrîr olunmuşdur, ammâ niçe ceng [ü] cidâlden sonra Selîm Hân Tumanbay'ı ele getürüp Bâb-ı Züveyle'de salb edüp Mısır içinden fitne ve fesâd munkatı‘ olup Selîm Hân yine Tumanbay'ı endirüp cenâzesi namâzın bile kılup bu Âdiliyye'de merkadinde defn etdi. Ve sulehâ-yı ümmetden hâfız-ı Kelâmullâh bir pâdişâhdır, deyü evkâflarına vaz‘-ı yed etmeyüp türbe-i pür-envârın müzeyyen kılup her bâr Selîm Hân gelüp ziyâret ederdi. Hâlâ evc-i semâya ser çekmiş bir kubbe-i nühtâkın ortasında bir mermer sandûka içinde medfûndur. Sandûkanın cânib-i erba‘asında celî hat ile mermer üzre Âyetü'l-kürsî kazılmışdır ve bu târîh yazılmışdır:
EÇS X Y227a/mük
Âl-i Çerâkize bunda inkırâz buldu. Sâhib-i hayrât pâdişâh imiş. Hân ve câmi‘ ve tekye ve imâret ve sebîleyn ve sâkıye ve matbah ve zâviye ve müte‘addid hücreler ve kâ‘alar ve paşalara mahsûs kâ‘alar ve kasırlar ve kal‘a-misâl havlılar ve etrâfında nice müsâfirhâneler cümle Tumanbay Sultân'ın hayrât [u] hasenâtlarındandır, rahmetullâhi aleyh. Aceb mahallinde teferrücgâhdır. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS X Y227a/mük
Ve Mısır'ın cânib-i erba‘asında niçe mesîregâh ve teferrücgâhlar vardır, ammâ ilme'l-yakîn değil, ayne'l-yakîn hâsıl edüp zevk [u] safâ etdiğimiz bu tahrîr olunan teferrücgâhlardır, tavsîfine cür’et olundu, ve billâhi'l-müste‘ân. Ammâ cümleden latîf teferrücgâh [u] ziyâretgâh âsitâne-i Kademü'n-Nebî'dir.