EÇS X Y242b
Ammâ mezhebleri pek mu‘tekid Şâfi‘iyyü'l-mezheb âdemlerdir.
EÇS X Y242b
Cedullâh ve Atâullâh ve Hayyallâh ve Abdülhâlık ve Abdüssamed ve Abdülgafûr ve Hamâullâh ve Hâşim ve Tâhâ ve Yâsîn ve Merzûk ve Hamdullâh ve Hamed ve Şerâbî ve Tâhir ve Abdülhay. Ve bu makûle esmâları var. Bu zikr olunan esmâlar avân esmâlarıdır. Havâsları mahallinde zikr olunur.
EÇS X Y242b
Ve bu zikr olunan Mısır kavmi esnâf esnâfdır. Bir sınıfı dahi tüccârdır, ankâ bâzergânlardır. Ekseriyyâ kavm-i Hazarî'dirler, mün‘im âdemlerdir.
EÇS X Y242b
Ve bir sınıfı ehl-i hıref ve sâhib-i sanâ‘ât u kanâ‘atdır.
EÇS X Y242b
Ve bir tabakası Ervâmdır. Cümle askerî tâ’ifesidir. Ve ekseriyyâ kul tâ’ifesidir. Abaza ve Çerkes ve Gürcî ve Urus ve kara Arabdır. Cümle mükellef ü müzeyyen ü mülebbes ve pür-silâh Rûm askeridir. Mısır fellâhına tabanı yassı derler, askerî olmak memnû‘-ı Selîm Hân'dır.
EÇS X Y242b
Ve herkes isti‘dâdına göre esvâb geyerler. Gûnâ-gûn çuka havrânîler ve mağlûtalar ve kırmızı şalvârlar ve mütellâ(?) dülbendler geyerler. Ammâ ehl-i hıref bu esbâbların birisin geyse başına ukûbet getirirler.
EÇS X Y242b–Y243a
Ehl-i sanâ‘atın libâsları Mısır alacaları ve gûnâ-gûn bezler geyerler. Ammâ aslâ çakşır geymezler, fi's-sayfi ve'ş-şitâ Y 243a baldırı çıplak gezerler. Ve niçe kerre yüz bin donsuz gezer fellâhlardır. Cemî‘i Mısır kavmi donsuz ve odunsuz ve dütünsüzdür. Ulemâsı ise evlâ bi't-tarîk aslâ don geymezler, hemân şallak [u] mallak gezerler.
EÇS X Y243a
Ve cümle zenâneleri dahi donsuzdur. Meğer Rûm hâtûnları ola kim don geyeler. Ve başlarında gümüş tâs takye ve altun ve murassa‘ takye ve sorguç ve istifan ve tavk ve halhâl gûşvâreler ve kollarında bilezikler ve murassa‘ kemerler elbette mukarrerdir. Ve dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atlas haftân mukarrerdir. Ve üstlerinde beyâz çar ve siyâh izâr örtünürler.
EÇS X Y243a
A‘yân havâtînleri selâmiyye takye geyerler. Ve ayaklarında âsumânî pâypûç ve âsumânî iç edik ve ba‘zılar sarı pâypûş ve sarı iç edik geyerler. Ve hımârlara süvâr olup sokak sokak gezerler. Müşk [ü] amber râyihası esvâk-ı sultânîyi mu‘attar eder. Ammâ cemî‘i diyârın mahbûb [u] mahbûbeleri memdûh-ı âlemdir, ammâ bi-emrillâh Mısır'ın merd [ü] zenânında mahbûb u mahbûbe olmaz, aceb hikmetdir. Meğer ba‘zı devlet-mend âdemler Behce ve Hınâdî ve Hazarî Urbânından kızlar alırlar, ve Rûm'dan mümtâz [u] müstesnâ mahbûbe duhter-i pâkîze-ahter nâ-şüküfte gonca-fem bâkireler getürürler kim herbiri birer Mısır hazînesi değer sâhib-cemâl ve latîfü'l-i‘tidâl hûb-manzar ve perî-peyker hadden efzûn şems-i tâbân-misâl hüsn-i cemâl sâhibi mahbûbeleri olur kim,
EÇS X Y243a
benî âdem hakkında nâzil olmuşdur. Ve mahbûb gulâmları yine taşra diyârlardan gelmişdir. Yohsa Mısır'da dilber olmaz, olursa mu‘ammer olmaz.
EÇS X Y243a
Ve bu mertebe memdûh-ı âlem olan mahbûbe-i cihândan bir dürr-i yetîm yek dâne tevellüd etdikde hikmet-i Hudâ yine gözleri cimroz olur. Ammâ Hazarî kızları var kim serâmed ve serbülend, kaddi bülend, kıyâfeti şeh-levend, balaban kızlar olur kim gûyâ bizim vâlidemizdir.
EÇS X Y243a
Meryem ve Havvâ ve Azrâ ve Safâ ve Varka ve Verdî ve Ümmühân ve Külsûm ve Râbi‘a ve Rukıyye ve Zeyneb ve Sitiyye ve Züleyhâ ve Zaliha ve Sâliha ve Dümerye ve Acîbe ve Şinâs ve Tâhire ve Sâmi‘a ve Mâhiye ve niçe turfe esmâları var, ammâ bu kadar tahrîr etdik.
EÇS X Y243a
Ve Habeşe cevârîler esmâları var kim âdem hayrân olur. Meselâ Hasîse ve Fesîse ve Kasîse ve Nefîse ve Fitne ve Eşmîne ve Şemsiyye ve Şemmûne ve Reyhâne ve Hediyye ve Verdiyye ve Hamrâ ve Kamrâ ve Amberiyye ve Cemîle ve bunun emsâli niçe nâmları vardır kim tahrîrinde melâlet vardır. Ammâ şehr-i Mısır'ın hâricinde kurâ ve kasabâtlarda Sa‘îdî ve Bedevî mahbûbeleri olur kim merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gibi mukehhal gözlü, şîrîn sözlü ve münevver yüzlü perî peykerleri olur kim medhinde lisân kâsırdır.
EÇS X Y243b
Âbâ ve ecdâdlarından Hazarî fellâhlarının kâ‘ideleridir kim zikr olunur. Kaçan kim bir Arab kızını bir müselmâna vermek murâd edinse kâ‘ide üzre nikâh olunup zifâf sûr gecesi bir vâsi‘ yere bin iki bin akrabâ ve ta‘allukât ve gayrı müte‘allıkât-ı haşerât ol vâdiye cem‘ olup mülûhiyye ve bamya ve kurkâs ve cübn-i hâlûmlar tenâvül olunup bu ziyâfet-i azîmden sonra ba‘de'l-ışâ bu fezânın bir cânibinden bir tâze cüvân yeniçeri başında şâl u serbendi ile ve belinde muhattem kuşak, elinde gümüşlü bıçak, bir elinde nacak, mest [ü] evgâr haykırarak halkı urarak bu kadar âdemleri yararak kimin kovarak ba‘zı eşyâları kırarak meydân-ı mahabbetde dal bıçak mestâne-vâr reftâr u güftâr ederek gelirken ba‘zı âdemler kalkup o dilberin önün alup yüzün bûs edüp bir köşede oturddılar. Meğer bu eşkâlde olan dilber aşkıyâ oğlan gelin imiş. Yine yerinden kalkup "feyn seyyidnâ" deyü feryâd eder. Meğer kocasın arar bulup katl etse gerek. Niçe âdemler ricâ edüp "Mâ fî bâlî yâ aynî" deyüp huzzâr-ı meclisler ile öpüşüp görüşüp çuka dolamasının eteklerin der-miyân edüp çifte bıçakları yerine koyup gider. Meğer bu nâzenîn arûs-ı dünyâ imiş. Ol gidince derhâl dâmâdı bulup getürüp bir köşede esbâb-ı ihtişâmıyle meks eder. Ba‘zı yârânları varup,
EÇS X Y243b
"Şükür elhamdulillâh, ma‘şûkun geldi, gazab-âlûd olmuş, seni arayup bulmadı, elbette bir hatâ ederdi" dediklerinde ol dahi ayağ üzre kalkup,
EÇS X Y243b
"Bah benim ma‘şûkam beni katil mi etmek ister imiş, cürmüm nedir? Yoluna on kîse cihâz ve filân filân" diyerek bir iki aydan berü ne kadar masrûf etdiyse dilli defter gibi cümle huzzâr-ı meclis mâbeyninde bir bir beyân eder. Ammâ hakîkatdır, Q 249b P 246b anınla tefâhürlenirler kim filân çelebinin kızı bu kadar mâl alup kocaya varmış, deyü ferah kesb ederler.
EÇS X Y243b
Yine dâmâd dahi dal bıçak olup cümle sûr halkı içre gazab-âlûd gelüp,
EÇS X Y243b
"Bu kadar mâl sarf etdim" deyü takrîr edüp,
EÇS X Y243b
"Ma‘şûkumu bulsam katl ederdim" deyü reftâr ederken ol fezânın bir tarafında yine arûs nümâyân olunca hemân dâmâd firâr edüp bir köşede muhtefî olur.
EÇS X Y243b
Arûs yine gayrı eşkâl ile gelüp eyninde kırmızı sof ferrâce ve boğazında ridâ, başında ulemâ sarığı bir mahbûb çelebi-zât ulemâ-kıyâfet gelicek istikbâline akrabâlarından yâhûd mütekellim birkaç âdem çıkup yer gösterirler.
EÇS X Y243b–Y244a
"Yok benim filân kes ile ya‘nî kocam ile da‘vâm vardır, beni öldürmek istermiş, beni babam ve anam ana bu kadar kîse cevâhir ve sîm ü zer âvânî metâ‘ ile verdi" deyü ol dahi cümle cihâzın huzzâr-ı meclise bir bir arz-ı kâlây eder. Andan bilirler kim filân bâkire bu kadar mâl [u] metâ‘ ile filân kese varmış, derler. Y 244a Ve kız mütekellim değil ise yanından akrabâları telkîn ederler.
EÇS X Y244a
Ba‘dehu kız yine bıçağın çıkarup güveğiyi arar gibi oldukda dâmâd bir köşeye firâr edüp gider. Yine arûs dahi gider. Andan dâmâd dahi bir gayrı kıyâfetle gelüp ol dahi,
EÇS X Y244a
"Bu kadar mâldan çıkdım, anasına bu kadar, babasına bu kadar, hâletesine ve ammetesine bu kadar mâl ve hedâyâlar verdim" deyü bir bir takrîr eder.
EÇS X Y244a
Andan arûs piyâde kırmızı şalvârlı beli hançerli cündî üslûbunda gelir, yine dal hançer olup dâmâdı arayup ne kadar zî-kıymet cihâzları var ise bir bir beyân edüp gider.
EÇS X Y244a
Andan meşâyih kıyâfetiyle gelüp şeyhâne evzâ‘ [u] etvârlar edüp nasîhat-âmîz sözler söyleyüp gider.
EÇS X Y244a
Andan dâmâd dahi bir elinde asâ, bir elinde tesbîh başın salarak gelüp bir hayli tevhîd edüp gider.
EÇS X Y244a
Hâsıl-ı kelâm ol leyle-i tavîlde tâ vakt-i şâfi‘îye varınca gelin ve güyeğü onar kerre gûnâ-gûn kıyâfetlere girüp gelirler ve gûnâ-gûn münâkaşalar edüp giderler. Ve arûs her murâd edindiği âdemin dizine oturup öpüşüp görüşüp gider.
EÇS X Y244a
Beri tarafda ise niçe yüz meş‘aller çerâğân olup kûs-ı harbîler ve beşer kat mehterhâneler çalınup niçe bin kanâdîller ile ol fezâ zeyn olup herkes çok çok zevk [u] şevk ederler. Ve her cânibde bülend-âvâz ile kasâyidler ve mevâller okunurken yine bir tarafdan meş‘aller zâhir olup bu kadar piyâde tevâbi‘âtiyle arûs bir murassa‘ eğerli at üzre semmûr kürke müstağrak olup cemî‘i zer-i zîveri geyüp başında Fir‘avn tâcı üzre üç çatal sorguc ile yine yüzü açık iki cânibe cem‘iyyetde olanlara selâm vererek cümle fellâhînler ayağ üzre kalkup selâm alarak arûsun iki cânibinde niçe yüz eli mûmlu sıbyân u nisvân İllâ yansuru's-sultân deyü feryâd [u] figân ederek arûsu meydân-ı mahabbete getürürler, elinde destmâlı başındaki Fir‘avn tâcına sürüp ol makramayı cümle halkın üstüne saldıkça cümle fellâhîn topuklarlar.
EÇS X Y244a
Deve gönünden sekiz köşe bir büyük tancere kadar bir kavukdur, lâkin her köşesi zerdûzdur. Mâbeynleri zamân-ı kadîmde incü ve murassa‘ imiş, hâlâ yerleri zâhirdir. Ve içi katîfe kaplı nigendeli ve içi pembeli bir kavukdur. Tâ zirvesinde elma kadar Seylân taşı var. Kenârları cümle pîrûze akîk-i yemenî taşlar ile müzeyyendir. Kenârı künküre künküre ya‘nî beden beden bir turfe garâyib tâcdır.
EÇS X Y244a
"Kanı bencileyin âlî-cenâbı alacak" deyü dâmâdı ister.
EÇS X Y244a–Y244b
Dâmâd dahi evinden kerr ü ferr ile gelince arûs dal hançer olup dâmâdın sakalına yapışup altına alup boğazlamak sadedinde iken mâbeyne muslıhîn girüp Y 244b arûsu bir eve yâhûd bir bâğa veyâhûd birkaç câriyeye veyâhûd birkaç kîse mâla elhâsıl dâmâdın isti‘dâdına göre ol mahalde huzzâr-ı meclis mâbeyninde bu kadar eşyâya arûsu sulh edüp hâzırûn cümle şâhid olup Fâtiha tilâvet olunca hemân dâmâd arûsu bu kadar âdemlerin mâbeyninden kapup bir odaya yâhûd bir haymeye veyâhûd bir köşede derhâl dâmâd kızı Fir‘avn tâciyle alt edüp bir a‘lâ salık çeküp Fir‘avn'ın tâcı ve tahtın târumâr edüp kızın bekâretin izâle eder. Derhâl kız kanın akıdarak yarakdan kurtulmuş gibi soluyarak babasına ve anasına ve bu kadar kavme kanın göstererek şikâyet-gûne kelimât eder.