EÇS X Y244b
Bu mahal dahi anlara bir tefâhürdür kim kızımız bâkire bulundu, derler. Zîrâ Arab tâ’ifesinde bâ-husûs bu cem‘iyyeti eden Hazarî fellâhı kabîlesinde kızlar bâkire bulunmak müşkildir.
EÇS X Y244b
Andan kıza babası ve anası ve akrabâları tesellî verüp ve kızın başından artık Fir‘avn tâcın alup vâveledâ deyüp baba ve ana kızın kanın silerek cemâ‘atın üzerine al kanlı bezleri atarak dâmâdı ol meydâna da‘vet edüp,
EÇS X Y244b
"Niçün böyle kan etdin?" deyü su’âl ederler.
EÇS X Y244b
"Esbâbına bakın, hâlâ benim bekâretim kanı üzerindedir" dedikde dâmâdın esbâbına cümle hâzırûn bakarlar, görseler kim dâmâdın üstü başı kan. Dâmâdın zekerinden kız yapışır, baba ve ana herîfin belinden yapışup "şer‘u's-sûr" deyüp güveğiden kan bahâ isterler. Yine beynehümâya muslihûn girüp ana ve babaya dahi hayli kan bahâ hedâyâlar verüp dahi metâ‘ isterlerken bir tarafdan dâmâdın dahi babası ve anası ve akrabâ ve ta‘allukâtları gelüp bir azîm ceng [ü] cidâl edüp,
EÇS X Y244b
"Bizim oğlanımız uryân edüp nâ-hak mâlın almışsız" deyü da‘vâ edince,
EÇS X Y244b
"Belî, aldılar" deyü hâzırûn şehâdet ederler.
EÇS X Y244b
Yine tarafeynden âdemler girüp kızın babası ve anası dâmâdın babasına ve anasına ve akrabâlarına hakk-ı sükût hayli hedâyâlar verilüp barışılup görüşülüp cümle bir yerde oturup ayş [u] işrete meşgûl olurlar. El-azametullâh, andan sonra tâ sabâh namâzına dak bir sürûr [u] şâdumân ve tüfengler ve fişengler atılup kavâzî çengiler ve mutrıblar habbâzîler ve hânendeler fasl ederler kim Fir‘avn'ın rûh-ı habîsin şâd edüp cimâ‘ ile yâd ederler.
EÇS X Y244b
Âyîn-i fellâh-ı Hazarî böyle. Ammâ içlerine ecnebî ve enâyî kimesne komazlar.
EÇS X Y244b
Ve ol tâc-ı Fir‘avn'ı gâyet hıfz ederler. Dâ’imâ mu‘tâd-ı fellâhîn budur.
EÇS X Y244b–Y245a
Böyle bir azîm sûr-ı sürûr dahi kızların sünnet etdiklerinde azîm düğün olur. Azîm alay ile niçe bin nisvân-ı pür-isyân harsüvâr olup mehterhâne ile kızı hammâma Y 245a koyup yine alay-ı nisvân ile hânesine getürüp ol gece avret cerrâhları vardır, kızın ol kestânelik korusu çatlağında bî-zebân bir kırmızıca dili var imiş, diline mîl girüp, andan dilberler müştak olsun, deyü ol dili keserler imiş, azîm düğün olur.
EÇS X Y245a
{Hele bu hitân-ı bintân-ı Hazarî İbrâhîm'den berü kalmışdır kim kaçan İbrâhîm Nebî Mekke'de iken Mısır meliki Tavtîs, İbrâhîm Nebî'ye Hâcer nâm câriyeyi hedâyâ gönderdikde Sâre Ana kıskanup bir gece Hâcer Ana'nın fercindeki lahm-ı zâyidi keser. Ammâ li-hikmetin olmuş kim cimâ‘ı dahi lezîz olurmuş. Hâlâ ol zamândan berü Arab Urbâ[n] bintânların sünnet etmek Hâcer Ana'dan kalmışdır kim Hazret-i İsmâ‘îl Hâcer Ana'dan doğmuşdur.}
EÇS X Y245a
Bu âyîn-i Mısır cümlesinden latîfdir kim sünnet-i Resûlullâh'a ittibâ‘an eğer a‘lâ ve eğer ednâ ve eğer ağniyâ ve fukarâ kaçan evlâdların sünnet etseler birbirlerine imdâd edüp evlâdların sekizer kat mehterhâne ile on, on beş yigirmi ma‘sûm-ı pâkları pâk [u] pâkîze edüp Q 250a P 247a cümlesin zer ü zîvere gark edüp küheylân atlar üzre süvâr edüp cümle başlarında şâhâne sorguclar ve önü sıra pür-silâh murassa‘ u mücevher eğerli ve altun kalkanlı yedekler çekilür.
EÇS X Y245a
Ve dahi önü sıra mahallesi ve civâr mahallesi ihtiyârları pür-silâh zer-ender-zere gark olarak gûnâ-gûn şakalar ederek saf saf alay ile ubûr ederler.
EÇS X Y245a
Ve bu asker miyânında gûnâ-gûn musanna‘ nakıllar ve kanâdîller ve alemler ve bayraklar ile ubûr ederler.
EÇS X Y245a
Andan mu‘allim cerrâh bir küheyl üzre süvâr olup önü sıra cemî‘i sünnet edecek âlâtların bu gûne sandûka üzre zeyn edüp bir âdem başı üzre ol sandûka ile ubûr edüp mu‘allim dahi halîfeleri ile mülebbes ibrîşim peştemâllar ile piyâde güzer ederler.
EÇS X Y245a
Ve sünnet olacak sıbyânların önlerince kınâlı ve hasırdan yancıklı ve tilki kuyruğu hotaslı sığırlara ve hımârlara ve şâh-ı gedâ atlara süvâr olmuş kaşmer ve mudhik ü mukallidler gûnâ-gûn şakalar ederek ubûr ederler.
EÇS X Y245a
Ve Mısır'ın cemî‘i esvâkların bu hâl üzre mehterhâne çalarak sünnet olacak gılmânları deverân etdirirler. Bay [u] gedâ bu hâldedir.
EÇS X Y245a
Ve sâ’ir düğünleri dahi üç gün üç gece böyle bir hây hû ile ziyâfetler olup kıyâmet kopar.
EÇS X Y245a
Ve her gece şehr-i Mısır içre böyle yüz yerde hengâme sürûr [u] şâdumânîler olup düğünler ve mevlûdlar olur.
EÇS X Y245a
Ve ol gece ol mahallelerin cemî‘i sokakları niçe bin kanâdîller ile çerâğân olup ni‘met-i uzmâları mebzûl olur.
EÇS X Y245a–Y245b
Ve üç aylar olunca vâlî tarafından dellâllar nidâ edüp tâ sabâha dek kahvehâneler ve civârında olan me’kûlât [u] meşrûbâtcı dekâkînleri cümle meftûh olup sabâha dek Y 245b bey‘ [u] şirâ ederler. Ammâ düğünleri cem‘iyyetine aşk olsun. Zîrâ bu hadîs-i şerîfe amel ederler, hadîs:
EÇS X Y245b
deyüp azîm vezni üzre hây hû ile azîm seyr [ü] temâşâlı sûrlar ederler. Elhâsıl tantana-i Mısır'dır, bir diyârda olmaz. Ve,
EÇS X Y245b
Bir âdem Mısır'da hasta-hâl olsa cümle ahâlî-i mahalle hastanın hâl hâtırın her bâr hedâyâlar ile su’âl edüp vasıyyet etdirirler. Merhûm olduğu dem beytü'l-mâl emînine haber edüp techîz [ü] tekfînin hâzır edüp cümle ahâlî-i mahalle kapusu önüne gelüp tevhîd [ü] tezkîr ile gasl edüp kânûn üzre cânib-i erba‘ası parmaklı yâhûd Rûm tarzı tâbûtun içine koyup gül gülâb u reyhân ile zeyn edüp cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân alem ü sarâfları [bayrakları] ile tevhîd [ü] tezkîr ederek cenâzeyi câmi‘-i Ezher içine koyup cemâ‘at-ı kesîre ile namâzın kılup andan Karâfe'ye götürürler. Yâhûd Rûmeli meydânına Zâviyetü'l-Cenâze ya‘nî Sebîlü'l-Mü’minîn nâm mahalde namâzın kılup İmâm Şâfi‘î'ye yâhûd on iki karâfenin birine götürürler. Ammâ efdal karâfe cebel-i Cûşî dâmeninde Hazret-i Yûsuf karındaşı İbn Yâmen yâhûd Şeyh Ukbe yanlarına defn ederler.
EÇS X Y245b
Ammâ fellâhîni Eski Mısır kurbunda defn ederler, zîrâ karâfe-i atîk oldur. Fir‘avn subaşı iken ol karâfenin cânib-i erba‘asına sûr çeküp gelen meyyitden bâc alırdı. Fellâhlar cenâzelerin alemlerle ve avretleri meyyit akîbince hımârlara süvâr olup ellerinde makramalar çevirerek ve yüzlerin açup saçların yolarak ağlayarak ubûr ederler.
EÇS X Y245b
Ammâ bu fellâhînin tâbûtları Rûm kefereleri harpuşteleri gibi ayaklı nerdübânlar ile götürürler. Ammâ gâyet tezyîn edüp mevtâya ri‘âyet ederler. Ve techîz ü tekfîn ve iskât salâtın yine şer‘î ederler, ve's-selâm.
EÇS X Y245b
Ehl-i Mısır'ın bir âyîn-i latîfleri dahi elbette her cum‘a gecesi niçe yüz bin har-süvâr merdân u nisvân on iki karâfeye gidüp âdem deryâsı olup hatm-i şerîf ve Yâsîn-i şerîf tilâvet olunup cümle fukarâya tasadduklar verilüp ziyâret ederler. Ve cümle merkadleri kâ[r]gir binâ ile mebnî fıskıyye ta‘bîr etdikleri zîr-i zemînde mahâzinlerdir kim herbiri beytü'l-hüzünlerdir. Başka kapuları vardır, toprak ile mesdûddur, hîn-i mahallinde açup defn ederler. Yüz iki yüz meyyiti bir fıskıyeye defn ederler. Ammâ toprak ile örtmezler, hemân kefenile şöyle korlar, kimi çürür ve kimi kadîd olur.
EÇS X Y245b
Ba‘dehu kapusun horâsânî kirec ve cibis ile mesdûd ederler. Zîrâ Mısır'da kefen hırsızı gâyet çokdur; hattâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa asrında birkaçı ahz olunup ıslâh-ı âlem içün Rûmeli meydânında boğazında uğurladuğı kefenile alaca [alçak?] kazığa urdular.
EÇS X Y245b–Y246a
Ba‘dehu her mezârın hîce taşlarında târîh-i musanna‘ u müzehhebler kazarlar. Y 246a Ve gûnâ-gûn üstü açık kubbeler düzerler. Ve hûş [u] tuyûr içün sular ve buğdaylar dökerler. Ve her bir kabrin başı ucuna gül gülistân mersin ü reyhân korlar.
EÇS X Y246a
Ve bu günlerde bir hâtûn aslâ ehlinden me’zûn olmayup karâfe ziyâretine gider. Ehli dahi kande idin, deyü su’âl etmeğe kâdir olamaz, zîrâ nikâh böyle mün‘akid olmuşdur. Gayrı husûsda dahi ehl-i Mısır, kande idin, deyü su’âl edemez. Zîrâ azîz-i Mısır Züleyhâ'ya nice mağlûb idi, hâlâ ehl-i Mısır ol zamândan berü avretlerine mağlûblardır.
EÇS X Y246a
Hâsıl-ı kelâm kânûn-ı Mısrî böyledir. Ehl-i kubûra etdükleri mahabbet bir diyârda olmaz. Ve,
EÇS X Y246a
Şehr-i Mısır'da mâh-ı Muharrem'de mevlûd-ı İmâm Hüseyin gecesinde ki gecesine gecesinden Mısır içre niçe bin Yahûdîler üçer üçer bir yere gelüp ellerinde büyük zenbîller içre gûnâ-gûn buhûrlar yakup satarken Yahûdîler hüsn-i savt ile tegannî edüp feryâd ederek bir gûne buhûr satarlar kim ta‘bîr olunmaz. Âdet-i kadîmdir kim tâ İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetleri Mısır'a gelelden berü Sitti Nefîse'den berü âdet kalmışdır, derler.}
EÇS X Y246a
Ve halkının vech-i ma‘îşetleri dünyâda cemî‘i mevcûdâtdan gûnâ-gûn musanna‘ât eşyâlar peydâ ederek vücûda getirüp kâr ederler.
EÇS X Y246a
Ammâ bî-kâr bekâr-ı zorkâr dilencileri çokdur. Cum‘a geceleri ve isneyn geceleri mezkûr karâfelerde sâ’il-i cebbârdan geçilmez. Ve ba‘zı bir muhteşem âdem yanına gelüp selâm verdikden sonra bir hoşça kelimât ederken netîce-i merâmı cerre yecurru bâbına çıkar, hemân bî-pâk u bî-pervâ şâhrâhdan,