İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y247b–Y248a
Şeyh Ahmed-i Merhûmî: Menûf hâkinde Mahalletü'l-Merhûm'dandırlar. Şeyh Alî Şümürlisî hazretleri efendimizin telâmîzlerindendir. Ammâ ilm-i tasavvufa sâlik olup ilm-i ledünne mâlik olmuş sâhib-i usûl bir mahbûbü'l-kulûb Y 248a çelebidir, ammerekellâh. Ve,
EÇS X Y248a
eş-Şeyh Yahyâ Mağribî: Sultân Mehemmed-i Râbi‘ huzûrunda Vanî Efendi ile mübâhase-i ulûm edüp ilm-i tefsîr ve ilm-i hadîsde Vânî Efendi'yi mât edüp Mısır hazînesinden yüz akçe yevmiyye ihsân-ı şehriyârî olup Cenâb-ı Bârî yârî kılup câmi‘-i Ezher'de râk-ı revâk-ı vustâda ders-i âm idi. Bir sebükrûh ve latîfe-gûy mütebahhirînden kimesnedir. Ve,
EÇS X Y248a
Şeyh Sâdât Ebü't-tahsîs: Bâlâda mevlûd-ı şerîflerinde evsâfları tahrîr olunmuşdur. Âlim ü fâzıl değildir, ammâ âmil ve devlet-mend âdemdir ve salâh-ı hâl ile ma‘rûfdur ve ni‘metleri ile meşhûrdur. Ve,
EÇS X Y248a
eş-şeyh Sâdât Alî Efendi: Bunlar Ebü't-tahsîs hazretlerinin birâder-i mihteridir. Ve,
EÇS X Y248a
eş-şeyh Hazret-i Muhammed Bekrî: Hazret-i Ebâbekrü's-Sıddîk'ın ırk-ı tâhirinden sâhib-i seccâde Bekrî tarîkından mürşid-i kâmil âmil ü fâzıl ilm-i esmâda sâhib-i hâl çelebidir. Ni‘metleri Mısır halkına mebzûldür, zâdekellâh. Ve,
EÇS X Y248a
İbnü'ş-şeyh Çelebi Ebü'l-mevâhib: Salâh-ı hâl ile sâhib-i perhîz dindâr çelebidir. Azîzin büyük oğludur. Ve,
EÇS X Y248a
eş-şeyh Çelebi Zeynelâbidîn: Bu dahi Azîzin küçük evlâdıdır. Ammâ yârândan zarîf ü nüktedân ve nükteşinâs ve nedîm-i hâssu'l-hâs çelebidir. Cümle ahâlî-i Mısır'ın mahbûbü'l-kulûbudur. Ve,
EÇS X Y248a
eş-şeyh Seyyid Burhâneddîn-i Eğirdirî: Rûm'da Hamîd sancağında Eğirdir nâm kasabadandır. Seksen senedir Mısır'da sâkin olup nakîbü'l-eşrâfdır. Ve âyende vü revendeye ni‘met[i] mebzûl olduğundan mâ‘adâ muhtâc olan fukarâ ve müsâfirîne birer hırkası dâ’imdir. Bir Hâtem-i Tay sâhib-i hâl ve pîr-i zâl kimesnedir. Ve,
EÇS X Y248a
eş-şeyh Seyyid İbrâhîm Çelebi Efendi: Bizzât hazret-i şeyh İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin evlâd-ı zevî'l-ihtirâmı Hayâlî Çelebi anın oğlu Seyyid Hasan anın oğlu eş-şeyh Alî Safvetî (---) (---) Seyyid Alî anın oğlu bu Çelebi Efendi'dir kim hasîbü'n-nesîb olduğuna bir alâmet bu yeter kim bir kerre vech-i şerîfin gören âşıkı olup bin cân [u] dil ile kendüye bende olup anlardan cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukarâ-yı Gülşenî olur. Zîrâ vech-i şerîfleri tarîkleri gibi gülşen-i nûr-ı münevverdir. Ammâ dâ’imâ uzlet-nişîn ve meşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. Andan gayrı hânesinden bir kadem taşra çıkmayup halk ihtilât etmeden berî olmuş sâhib-i câzibe bir çelebidir. Ve,
EÇS X Y248a–Y248b
şeyh Mehemmed-i Geysûdâr: Mukaddemâ tarîk-ı Kâdirî'de Saçlı Mehemmed Efendi demeğile ma‘rûf bir kimesne idi. Bir şeb-i mevlûdda şeyh Gülşenî Çelebi Efendi bunlara bir nazar edince Geysûdâr Mehemmed Efendi derhâl Çelebi Efendi'nin câzibesine tâkat getiremeyüp geysûların târumâr kılup Kâdirî Y 248b tarîkından ferâgat edüp Çelebi'den Gülşenî tarîkına inâbet etdi. Ba‘dehu Çelebi Efendi'nin bir kerîme-i afîfesin tezevvüc edüp dâmâd-ı şeyh Gülşenî oldu. Bir lâübâlî ve bir yârân-ı âlî ve bir şûh [u] şengül-meşreb bir gül-i Gülşenî çelebidir. Ulûm-ı kesîrede mâhir, ve tevârîh [ü] muhâzarâtda muhâkemâta kâdir, ve Türkî ve A‘rabî eş‘ârı vâfir, ve te’lîfât-ı kesîresi mütekâsir, ve bir hayli mütefennin, ve hüsn-i hatt-ı kesret ile müte‘ayyin, lezîzü's-sohbe ve hasenü'l-muhâvere, bir azîz-i nâdirü'l-mevcûd bir ehl-i cûddur. Hattâ üç senede bir ziyâret-i Beytüllâhi'l-harâm ederdi, ekseriyyâ Mekke'ye piyâde giderdi ve dâ’imâ böyle hac ederdi. Ve,
EÇS X Y248b
eş-şeyh Harâşî: Harâş nâmında bir belîdeden olmağile karyesinin ismi kendüye alem olup şeyh Harâşî derler, ammâ ism-i şerîfleri (---)'dir. Müfessirîn ü muhaddisînden bir muhaddis ü fâzıl kimesnedir kim Müslim [ü] Buhârî ve Kâmûs-ı Ahterî ve Sıhâh-ı Cevherî ve Füsûs-ı Muhyiddîn el-Arabî cümlesi hıfzındadır. Bundan mâ‘adâ câmi‘-i Ezher'de cemî‘i ulûmda ders takrîr edüp binden mütecâviz telâmîzleri vardır. Ve serî‘u'l-beyân hâfız-ı hamele-i Kur’ândır. Câmi‘-i Ezher medresesinde şeyhü'l-kurrâdır. Binden mütecâviz talebeleri vardır. Kimi İbn Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ’atı tilâvet ederler. Ammâ takrîr-i ders ederken âteş-pâre ve azûbdur. Lâkin feyz-vâr, bir kerre ta‘lîmin istimâ‘ edenin derûnunda en-nakş ke'l-hacer olur, bir dahi simâ‘a muhtâc olmaz. Ve,
EÇS X Y248b
eş-şeyh Ayyâşî: şeyh Alî şümürlisî hazretinden telemmüz edüp Sultân Mü’eyyed câmi‘inde ders-i âmdır. Bir vakâr-hey’et [ü] vecâhet ve fesâhat ü belâgat sâhibi kimesnedir. Bir mün‘im ve kesîrü'l-kirâm ve beyne'l-halk sâhib-i kelâm ve bir recül-i sâlih ü fâzıl kimesnedir. Lisân-ı Türkî kelimât etdüğinden sâ’ir ulemâ "Osmânlı ile ihtilât eder", deyü hased ederler. Ammâ bir hamûl u mu‘tedil sâkin âdemdir. Ve,
EÇS X Y248b
eş-şeyh (---) Abbârî: Sûk-ı Sâlibe kurbunda zâviye-i (---) hareminde hânesinde kûşe-nişîn âmil ü âlim ve fâzıl u kâmil ve müstecâbü'd-da‘ve bir müteverri‘ ehl-i perhîz ve sâhib-i riyâza kimesnedir. Bâlâda Ahmed Paşa'yı azl ederler, deyü keşf etdüklerinde menâkıbı tahrîr olunmuşdur kim misli Ümmü Dünyâ'da yok bir azîzdir. Ve,
EÇS X Y248b–Y249a
eş-şeyh Ahmed-i İskenderânî: Mısır-ı Kâhire-i nâdiretü'l-asrda ekmel-i fuzalâ-i a‘sâr ve efdal-i ulemâ-yı kitâb-ı edvâr ve hoş-âvâz sâhib-i niyâz ve garîb dilnüvâz ve âlüfte ve âşüfte ve hoş-elhân bir kimesnedir. Cemî‘i ulemâ-yı kibârda ve mîrimîrân-ı sığârda mevlûdü'n-nebî olsa elbette bu şeyh Ahmed-i İskenderânî olmayınca olmaz. Zîrâ bunda niçe bin kasâyid-i na‘t-ı şerîf ve kasâyid-i Tâ’iyye-i Ömer ibnü'l-Fârız'ı Dâvûdî bülend-âvâz ile kırâ’at etdükde istimâ‘ eden âşıkân-ı Y 249a sâdıkân vecde gelüp gûyâ masrû‘ olurlar. Nefesinde garîb hâlet var kim âdemi vâlih [ü] hayrân eder. şeyh Alî-i Uryânî hazretlerinden feyz almışdır. Ve gâyet sulehâ-yı ümmetden recül-i sâlih ehl-i tevhîd âdemdir.
EÇS X Y249a
İki üç senede bir hacc-ı şerîfe onar on beşer cemel bârhâne ile gidüp ba‘de't-tavâf Q 251b P 248b Medîne-i münevverede Hazret-i Risâlet'e gelüp muvâcehe-i Resûlullâh'da makâm-ı uzzâl ile,
EÇS X Y249a
"şey’ullâh el-medâd yâ melâze'l-âcizîn el-medâd" deyüp savt-ı a‘lâ ile feryâd etdükde hakîr hâzır idim, ol ân mest [ü] medhûş olup vâlih [ü] hayrân oldum.
EÇS X Y249a
Ve râh-ı hacda Mısır'a gelince bunlar ile hem-ınân olup ol leyle-i tavîlelerde emîrü'l-hacımız olan Özbek Beğ ile atbaşı berâber olup bu şeyh Ahmed'in na‘t-ı şerîflerin istimâ‘ ederek zevk [u] safâ ile menzile gelirdik.
EÇS X Y249a
Ve cümle huccâc râh-ı meşakkatdan bîzâr iken bu şeyh Ahmed'in na‘t-ı şerîfi sadâsından tâze cân bulurlard ve herkes du‘â-i hayr edüp destin bûs ederlerdi. Bâbâ-yı âlem bir kimesnedir. Ve,
EÇS X Y249a
eş-şeyh Bekrîzâde Efendi şeyhü'l-a‘zam ve hümâmü'l-muhterem: Bir hânedân sâhibi kimesnedir. Hazret-i Ebâ Bekir'in bunlar dahi ırk-ı tâhirindendir. İlm-i kasâyidde ve na‘t-ı şerîfde yed-i tûlâ sâhibidir. Hattâ bir na‘t-ı şerîf etmişlerdir kim leyle-i Ramazân'da terâvîh mâbeyninde tesâbîh yerine tilâvet olunur, makâm-ı segâhda karâr bulmuşdur, cümle ulemâ-i izâm ve matbû‘-ı fuzalâ-yı zevî'l-ihtirâm olmuşdur. Ve,
EÇS X Y249a
Nakîbü'l-eşrâf Seyyid Mehemmed Efendi ibn Seyyid Burhâneddin Efendi: Merhûm olan Nakîb Burhân Efendi'den kâmil ü fâzıl ve Süleymâniyye medresesine vâsıl ve kelâm-ı hakka kâ’il ve hüsn-i hatda kâmil bir mahdûm-ı kâbildir. Pederi Burhâneddîn yüz kırk yaşında dâr-ı gurûrdan dâr-ı sürûra ubûr edüp bu kadar milk-i emlâk Fîl bürkesi sâhilinde hânedân çelebiye intikâl etdikde cümle taksîd ü hüccetler çelebinin üzerinde bulundu. Ol asırda Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa vâlî-i Mısır bulunup,
EÇS X Y249a
"Bu hüccetler ve bu taksîdler sahtedir", deyü medreseleri ve Hânkâh kazâsın gayrıya arz edüp gayra tevcîh etdi.
EÇS X Y249a–Y249b
Ve Farasdak ve Besâtîn beledleri temessükâtlarına dahi amel etmeyüp bunların ibkâsı içün bir hayli mâl olup çeşm-i ahvel-i felek kec-nazar edüp çelebiye devlet-i dünyâyı çok görüp let urdu. Âhir çelebi Cânpûlâdzâde azlinde mâlın da‘vâ edüp bir hayli şey alup mâbeynleri sulh olundu. Ammâ yine dâğ-ı derûnundan Âsitâne-i devlete gitmek içün çelebi İskenderiyye kal‘asına varup anda Kamaniçse'ye me’mûr olan Mısır askeriyle sâlimîn [ü] gânimîn der-i devlete varup hummâ-yı muhrikden ol vücûd-ı nâzenîn ihrâk olup Kırkçeşme'de kırk yerden âb-ı bâridler Y 249b dökerek âteşin teskîn edemeyüp tomar-ı ömrü yanup dürüldü ve huddâmlarının kemerleri kad kemân olup büküldü. Edirne bâbı hâricinde Emîr Buhârî'de medfûndur. Revvehallâhu ta‘âlâ rûhah. Ve,
EÇS X Y249b
Seyyidinâ Hâkim Beylûnîzâde: Dârü'ş-şifâ-yı Kalavân medresesinde talebelerine haftada iki gün Kânûn-ı şifâ ve Müfredât-ı Dâvûd okudurdu. İlm-i tıbda gûyâ Fisagores-i Tevhîdî'dir. Bir sâlih ü dindâr ve hâzik-i sâhib-iştihâr sehiyyü'l-vücûd kimesnedir. Hânesine varup müşerref olan kimesneye elbette tehî gitmemek içün ol kimesnenin nabzına el urup tabî‘atına münâsib me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir me‘âcin edviye verirdi. Bir tabîb-i mâhir ve hâzık-ı kâdir ve Mısır'da nâdir bir üstâd-ı âmil idi. Ve,
EÇS X Y249b
Câmi‘-i Ezher hatîbi şeyh (---) Efendi: Sâlih ü mütedeyyin âdemdir. Ve,
EÇS X Y249b
Hatîb şeyh şâhîn: Paşa sarâyı meydânında Düheyşe câmi‘i hatîbidir. Vaz‘ında te’sîr var. Sâlih ü müteverri‘ âdemdir. Ve,
EÇS X Y249b
Seyyid Ahmed-i Cizî: Mahkeme huddâmıdır. Ve,
EÇS X Y249b
Seyyid Tâcüddîn: Bu dahi mahkeme huddâmıdır. Ve,
EÇS X Y249b
Kadıasker İshâkzâde: Ulemâ-yı Rûm'dan tekmîl-i fünûn etmiş çelebidir. Ve,
EÇS X Y249b
Kadıasker Hısım Abdülbâkî Efendi: Münşî ve mustalah ve sâhib-i sülûk fuzalâyu'd-dehrden kimesnedir. Ve salâh-ı hâli ol mertebedir kim evkât-ı ömründe bir vakit namâzın kazâya koymamışdır. Ve,
EÇS X Y249b
Kadıasker Kebîrîzâde: Âlim ü âmil ve kâmil ü müteşerri‘ ve cerî mollâdır. Ve,
EÇS X Y249b
Kadıasker Tezkireci Efendi: Hoca Tevârîhinde hayli mahâreti vardır. Ve ilm-i sarfda masdar çukurunda nahv-i katlin ve fıskın ve şuğlin masdarların ve tahsîl-i mâl ilimlerinde âlim ü tahsildârdır. Ve,
EÇS X Y249b
Kadıasker Uşşâkîzâde: Sâdât-ı kirâmdan âlim ü hâkim ve zâbıt u şedîd ve cerî kimesnedir. Hâzâ hakkullâh, dedüği yerden dönmek ihtimâli yok bir sâbit-kadem hâkim idi. Ve,
EÇS X Y249b
Kadıasker (---) Hıfzî Efendi: Hâfız-ı Kur’ân hâkim-i edyân âlim ü şâ‘ir ü müselmân bâbâ-yı âlem idi.
EÇS X Y249b
Ve bu bâlâda tahrîr olunan ulemâ ve sulehâların içinde fuzalâyu'd-dehrden tekmîl-i fünûn etmiş niçe bin zû-fünûn kimesneler vardır. Eğer bu sultânlar ile ihtilât edüp herbirinden birer şemme gördüğümüz ve bildiğimiz mertebe keşf ü kerâmetlerin ale't-tafsîl tahrîr eylesek Hudâ hakkıyçün on mücelled kitâb olur. Ancak arz-ı ma‘rifet olmasın içün gayrı seyâhat etdiğimiz memâlik-i mahrûseler evsâfı ve ta‘rîfi gibi alâ-kadri't-tâka tahrîr olundu, kusûruna nazar olunmaya. Ammâ meşâyih-i kibârında keşf ü kerâmât mukarrerdir. Ammâ,
EÇS X Y249b
Kerâmât-ı sıbyân-ı garîbe
EÇS X Y249b–Y250a
Kethudâ İbrâhîm Paşa vâlî-i Mısır iken Kamaniçse seferi du‘âsıyçün Y 250a Mısır'ın cemî‘i mekteb hocalarına tenbîh olunup haftada iki kerre câmi‘-i Ezher'de du‘âya cem‘ olup du‘â ederlerdi. Ba‘dehu fermân-ı vezîr ile gayrı selâtîn-i selef câmi‘lerinde du‘â olmağa başlayup Kamaniçe fethi mümted olup feth [ü] fütûhât ve meserret haberleri gelmedüğinden halk me’yûs olup du‘âya gitmeğe batî oldular. Bir gün İbrâhîm Paşa bâlâda tahrîr olunan Mısır mollâsı İshâkzâde Efendi'ye esnâ-yı kelâmda,
EÇS X Y250a
"Efendi, mekteb hocaları sizin taht-ı hükûmetinizdedir. şunlara tenbîh ü te’kîd edin, fetih du‘âsına müdâvemet etsünler" dedi. Kadıasker, nola, deyüp mahkemeye varup cümle mekteb hocaların getürüp herbirinin dizlerine kırkar ellişer ağaç urur. Zîrâ Arabistân'da falaka yokdur, zîrâ cümle fellâh donsuzdur, ayaklarına döğseler dübürleri açılır, anıniçün Arabın dizine ve götüne kızıl ağaç ile ururlar.
EÇS X Y250a
Netîce fakîr hocalar tızlarına ve dizlerine köteği yiyüp âh [u] enîn ederek mekteblerine varup cânları acısından anlar dahi sıbyânların ol ma‘hûd fenâ yerine tenhâda kızıl kızılcık ağaçları çekerler. Sıbyânlar dahi ol mahall-i ma‘hûdun acısından feza‘ u çeza‘ ederek ba‘de'l-asr âzâd olup bir niçe sıbyân{-ı mekteb} bir yere cem‘ olup lu‘b u lehv mâbeyninde yedikleri ağaçları paşa ve mollâdan bilüp bed-du‘âya başlarlar. Ba‘zı munsıflar,
EÇS X Y250a
"Paşa bize her bâr ihsân eder, ana bed-du‘â etmeziz. Ammâ kadı hasîs ü le’îm ve hem üstâdlarımıza darb-ı şedîd edüp ol ecilden bizler dahi ta‘zîr olunduk. Gelin kadıaskerin Q 252a P 249a cenâzesi namâzın kılalım", deyüp bir eski püskü parçayı meyyit üslûbunda bir tahta üzre koyup niçe yüz gılmânlar pederlerinden gördükleri üzre kimi hande(?) ederek kimi gülüp şaka ederek kimi tevhîd ederek esvâk-ı sultânî içre ubûr ederken ehl-i sûk,
EÇS X Y250a
"Yâ sıbyân eş hâzâ" deyü su’âl ederler. Anlar dahi,