İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS X Y268a
Ziyâret-i el-Melik Sultân Mü’eyyed min İndillâh: Demirkapu'da câmi‘i sâhasında âsûdedir. Ve Bâb-ı Hadîd'de,
EÇS X Y268a
Kırklar makâmı: Câmi‘-i Sultân Mü’eyyed dibindedir. Demirkapu'nun ardında bir makâm-ı kübrâdır. Hâlâ ehl-i hâl kimesnelerden hâlî değil bir makâm-ı şerîfdir. Ve bu câmi‘-i Mü’eyyed'e karîb,
EÇS X Y268a
Kabr-i el-Melikü'l-Muzaffer Ebüssa‘âde: Çerâkese pâdişâhlarının beşincisidir. Hâkim, âdil pâdişâh imiş. Ve Çukur Karâfe'de,
EÇS X Y268a
Kabr-i el-Melikü't-Tâhir Ebü'l-feth Tatarî: Çerâkese pâdişâhlarının altıncısıdır. Vefâteş sene 824, kubbesinin atebe-i âlîsi üzre bu târîhin fevkinde Fâtihü Halebi'ş-şehbâ deyü tahrîr etmiş. Ve,
EÇS X Y268a
Kabr-i el-Melikü'l-Azîz ibn el-Melikü'l-Eşref ve dahi,
EÇS X Y268a
Kabr-i el-Melik Cemâleddîn: Bu ikisi pederleri Sultân Eşref ile Eşrefiyye câmi‘i kubbesi içinde yatırlar. Ve,
EÇS X Y268a
Kabr-i el-Melikü'l-Azîz İmâdü'd-devle ibn Salâhaddîn Yûsuf: İmâm şâfi‘î cenbinde hâk-âlûddurlar. Ve,
EÇS X Y268a
Kabr-i el-Melikü'l-Mu‘izzüddîn: Eyyûbiyân kuludur. Kayıtbay yaylası yolunda bir sed üzre medfûndur. Vefâteş sene 365. Câmi‘-i Ezher'i Ezher nâm Arab bu Mu‘izzüddîn'in kuludur, bu Mu‘izzüddîn'in mâlı ile câmi‘-i Ezher'i Ezher-i esved binâ etdi, sene 361. Bu Mu‘izzüddîn Mağrib-zemîn'den câmi‘-i Ezher bahânesile hurûc edüp ılgar ile Mısır'ı İhşidiyyûn elinden alup feth edüp ba‘zı halkın kahr eyledi. Zîrâ Mısır halkı cebbâr ve zemînî-mezheb olmuşlardı. Anıniçün Mısır'a Kâhire-i Mu‘izziyye derler. Ve,
EÇS X Y268a
Kabr-i Ezher-i May Bornuvî: Câmi‘-i Ezher kurbunda medfûndur. Ve Mısır'da vüzerâ sarâyların binâ eden Sultân Salâhaddîn Yûsuf'un karındaşı,
EÇS X Y268a–Y268b
Kabr-i el-Melik Seyfüddîn bin Ebûbekir bin Eyyûb binâ etdi. Lâkin gâyet sevdâzede âdem olmağile bir gün gazab-âlûd olup kendü kendüyi kulağı dibinden bir muşt ile urup Y 268b binâgûşundan kan cereyân ederek merhûm olup Ömer ibnü'l-Fârız civârında medfûndur. Âsitânesinin ba‘zı yerleri münhedim olmuşdur. Ve,
EÇS X Y268b
Meşhed-i el-Melik Sultân Tumanbay ma‘a Sultân Muhammed ibn Sultân Gavrî: Selîm Hân ile ceng eden Sultân Tumanbay'dır. Gavrî Selîm Hân cenginde helâk olup oğlu bu Sultân P 256b Muhammed nâ-resîde iken halîfe olup ilm-i savaşda kâmil değildir, deyü kul tâ’ifesi gulû edüp Sultân Muhammed'i hal‘ edüp yerine Tumanbay'ı pâdişâh edüp Selîm şâh ile kırk iki kerre muhârebesi ve mukâtelesi sebkat etmişdir. Âhir münhedimen firâr edüp Feyyûm câniblerinde sa‘b dağlarda Urbân-ı Habîr i‘ânetiyle ele getirüp Selîm Hân Tumanbay'ı Bâb-ı Züveyl'de salb Q 259b edüp fitne vü fesâd münkatı‘ olup yine Selîm Hân merhamet edüp cenâzesin gasl etdirüp tâ Âdiliyye'ye bile gidüp Âdiliyye'de câmi‘inin sağ cânibinde kubbe-i âlîsi içre Sultân Muhammed ibn el-Gavrî ile medfûndur, sene 922. Mermer sandûkası etrâfında Âyetü'l-kürsî ve bu târîh tahrîr olunmuşdur. Ve,
EÇS X Y268b
Kabr-i ziyâret-i eş-şeyh Zennûn-ı Mısrî: Cebel-i Mukattam'ın zıllında şeyh Ukbe-i Âmirü'l-Cüheynî kurbunda başka bir kubbede medfûndur. şark Ahmîm nâhiyesinde mütevellid olmuş Mısır meliki Melik Mukavkıs'ın nedîm-i hâslarından Kıbtî kavminden idi. Melik Mukavkıs anı elçilik ile iki câriye ile biri Mâriye adlu câriye idi, Hazret-i Risâlet'in İbrâhîm nâm oğlu Mâriye câriyeden oldu. Ve bir katır götürdü ve bir kılıç götürdü. Hazret katırı Hazret-i Alî'ye ihsân etdi, Düldül dedikleri katır oldur kim Mukavkıs hedâyâsıdır. Ve kılıcı dahi Hazret-i Alî'ye verüp Zülfikâr oldur.
EÇS X Y268b
Câriyenin birin şâ‘ir Hassân'a ihsân eyleyüp Abdurrahmân ibn Hassân ol Kıbtî bâkiresinden oldu.
EÇS X Y268b
Bu hedâyâları Zennûn Hazret-i Risâlet'e îsâl edince hazretin kemâl-i mahabbetine tâkat getiremeyüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden İslâm ile müşerref olup Sahâbe-i kirâm oldu. Hazret-i Alî kemerin bağlayup tabîb-i hâzıklara pîr oldu. İlm-i tıbda Fisagores-i Tevhîdî idi. Âlim ü şâ‘ir ve mâhir ü mâir idi. İlm-i tasavvufu Hazret-i Alî'den görüp min-ledünnâ ilmine dahi mâlik oldu. Tabîblerin silsilesi ana müntehîdir. Ba‘dehu Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs ile vatan-ı aslîsini ârzû edüp Mısır fethinde şehîd oldu. Maskat-ı re’si olan hâk-i amber pâkde kaldı kim Küllü şey’in yerci‘ü ilâ aslıhi'dir.
EÇS X Y268b
Ve Mısır'ın cânib-i cenûbî hâricinde şehirden bin altı yüz adım ba‘îd,
EÇS X Y268b–Y269a
Ziyâret-i hazret-i eş-şeyh Ebüssu‘ûd-ı Cârihî: Altı yüz mikdârı hâneli ve câmi‘ ve zâviyeli ve tekyeli ve sebîlli bir kasabadır. Bu mahallenin tâ vasatında Y 269a bir kubbe-i âlî içinde Ebussu‘ûd-ı Cârihî çâr-gûşe yeşil çuka ile pûşîde bir sandûka içinde mahfûzdur. "Yâ Selîm ta‘al ile'l-Mısır" diyenlerin biri dahi bunlardır. Senede bir kerre azîm âdem deryâsı cem‘ olup mevlûdü'n-nebî olur. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âm-ı ünâs u nisvândır, âsitânesine yüz süren ârif insândır. Ve Hân-ı Halîl kurbunda,
EÇS X Y269a
Ziyâret-i meşhed-i re’s-i Hazret-i İmâm Hüseyin ibn İmâm Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anhümâ: Hazret-i sıbtü's-sa‘îd ve's-seyyidü'ş-şehîd İmâm Hüseyn bin Alî vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Uhud gazâsında Hazret-i Hamza şehîd olduğu ân İmâm Hüseyin vücûda geldi. Ve ba‘zı müverrihler hicretden evvel demişler. Ve müddet-i ömürleri 56 sene idi. Yezîd ibn Mu‘âviye'ye hüsn-i rızâsıyla hilâfeti fâriğ olup Yezîd'den bî‘at etmedüğiyçün üzerine şâm'dan Abdullâh bin Ziyâd ve Ömer ibn el-Hasan ve Sa‘d ve gayrılar serdâr olup Bağdâd'ın deşt-i Kerbelâ'sında yüz bin belâ ile ceng-i azîm olup İmâm Hüseyn'in iki şehzâde-i cüvân-bahtı ve dörd nefer birâderleri ve bir karındaşı evlâdı ve beş aded ammusu oğulları ile ol neberd-i azîmde yigirmi bin Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn-i zevi'l-ihtirâm ve erbâb-ı soffa-i sâhib-huddâm hicretin sene 61 târîhinin yevm-i Âşûrâ günü hâmûn-ı Kerbelâ'da ac u zâc ve susuz şehîd olmuşlardır, be-dest-i Yezîd.
EÇS X Y269a
Ba‘dehu İmâm Hüseyin hazretlerinin ser-i sa‘âdetlerin şâm'da Yezîd'e getirdiler. Ol dahi şâdumânîler edüp re’s-i şerîfi Mısır'da Mu‘âviye ibn Cerîh'e gönderdi. Ol la‘în dahi Mısır meydânında galtân etdirdi. Fir‘avnî cebbârîn kavminden her kim İmâm Hüseyn'in re’s-i şerîfine püşt-i pâ urduysa birer ayakları tulum gibi oldu. Hâlâ Mısır'da niçe bin âdemin birer ayağı tulum gibi şişmişdir. Andan bi-emrillâh bir hâtûn evlâdının başın kesüp meydâna koyup İmâm Hüseyn'in re’s-i şerîfin hıfz eder. Tâ ki Mısır hâkimi Sarîh ma‘zûl olup yerine bir mü’min ü muvahhid muhibb-i hânedân gelüp ol hâtûn ol münevver vech-i Hüseyn'i çıkarup hâlâ meşhed olan âsitânede defn ederler.
EÇS X Y269a
Ba‘dehu âl-i Abbâsiyân'dan el-Muktedir Billâh ve sâ’ir halîfeler birer hayrât [u] hasenât ilhâk ederek bir binâ-yı azîm ve bir kubbe-i kadîm binâ-yı âlînin tâ vasatında çâr-gûşe zerdûz atlas ile pûşîde sandûka içinde medfûndur. Gûnâ-gûn buhûrdân ve gülâbdân ve şem‘dân ve kandîldân çerâğdânlar ile eyle müzeyyendir kim gûyâ huld-i berîn ve bir câmi‘-i selâtîndir. Ka‘be-i şerîfin cirminde olduğıyçün Beyt-i şerîfin kisve-i şerîfin anda amûdlara kuşadup anda dikerler. şeb [u] rûz ziyâretgâhdır. Beyt:
EÇS X Y269a
Hasan'ile Hüseyn'dir iki hümâRadıyallâhu ta‘âlâ anhümâ
EÇS X Y269a
Beyt:
EÇS X Y269a–Y269b
Anlara âline Y 269b selâm olsunYerleri ravza-i selâm olsun
EÇS X Y269b
Ve cebel-i Mukattam ki Cûşî dağıdır, anın dâmeninde,
EÇS X Y269b
Ziyâret-i eş-şeyh Sultânü'l-uşşâkîn Hazret-i Ömer ibnü'l-Fârız el-Hameviyyü'l-Mısrî: Künyeti Ebülhafz'dır, ism-i şerîfi Ömer'dir, Benî Sa‘d kabîlesinden olup Tâ’iyye nâm bir kasîde-i belîğ te’lîf etmişlerdir kim efsahu'ş-şu‘arâ ve'l-fusahâ bir mısra‘ına nazîre edememişlerdir. Hattâ şâm-ı şerîfden Muhyiddîn el-Arabî Ömer İbnü'l-Fârız'a haber gönderüp,
EÇS X Y269b
"İzn-i şerîfiniz olursa, sizin Tâ’iyye kasîdesine nazîre edelim" demişler. Ömer ibnü'l-Fârız dahi,
EÇS X Y269b
"Sizin Fütuhât-ı Mekke'niz bizim bu Tâ’iyye'ye nazîre-i bî-nazîr vâki‘ olmuşdur, im‘ân-ı nazar ile manzûrunuz ola" buyurmuşlar. Tâ bu mertebe belîğ ve âteş-pâre kasîde-i Tâ’iyye'dir. Her cum‘a âsitânesinde âşıklar Tâ’iyye'den birer ikişer ebyât kırâ’at olunca âşıklar mest [ü] medhûş-ı bî-hûş olurlar.
EÇS X Y269b
Bir ulu âsitânesi ve tekyesi ve câmi‘i ve imâreti ve fukarâları vardır. Cümle evkâfı el-Melikü'l-Kâmil'in hayrâtıdır, zîrâ anların ahd-i evâhirinde sene 632 târîhinde merhûm olmuşdur. Her cum‘a günü câmi‘inde eyle izdihâm olur kim bir âdem gelse yer bulunmaz, derken bi-emrillâh ummân-ı kerâme gibi gelen sığar, gelen yer bulur. Cümle halk birbirlerinin dizlerinde otururlar. Hâs u âm birbirlerinden istiskâl etmeyüp cân birliği ile sohbet-i hâssu'l-hâs ederler. Aceb hikmetdir, sâ’ir P 257a âsitânelerde bu gûne cem‘iyyet-i rûhânî olmaz. Zîrâ cemî‘i ulemâ-yı Mısır,
EÇS X Y269b
"Her yevm-i cum‘a Hazret-i Risâlet-penâh'ın rûh-ı şerîfi bu câmi‘de hâzırdır. Ve sâ’ir ervâh-ı Q 260a enbiyâ dahi hâzır olur" derler. Ale'l-ittifâk cümle meşâyihân-ı Mısır bu kavle müttefiklerdir, rahmetullâhi aleyh. Ve cebel-i Cûşî üzre,
EÇS X Y269b
Ziyâret-i eş-şeyh Cûşî: Bir câmi‘i ve tekyesi ve şeyh Cûşî hazretlerinin birkaç hâneleri vardır. Ve kendileri câmi‘in sol tarafında bir kubbe-i sagîr içinde medfûnlardır. Bu âsitâne tâ cebel-i Mukattam'ın zirve-i âlîsinde cihân-nümâ bir makâmdır. Cümle şehr-i Mısır ve sahrâ-yı Mısır'ın cânib-i erba‘asında birer günlük mesâfe-i ba‘îde nümâyândır.
EÇS X Y269b
Ve bu cebelin altında binden mütecâviz mağârâlar vardır, içlerinde şehr-i Mısır'a enmemiş sulehâ-yı ümmetden niçe yüz fukarâlar vardır. Gece kâ’im ve gündüz sâ’im hâl sâhibi mücâhid kimesneler vardır.
EÇS X Y269b
şeyh Muhammed-i Gamrâvî hazretleri mücâhede-i nefs ede ede bi-emrillâh haftada bir iftâr eder, künc-i vahdetde bir pâdişâhdır. Ve yine böyle iken la‘lgûn beşeresi vardır. Ve,
EÇS X Y269b–Y270a
şeyh Alî Mağribî: Ol dahi bir mağârâda sâkindir. Za‘îf ü nahîf bir âdemdir, ammâ cümle züvvâr kendüye ta‘âm hedâyâ getürürler, ol kadar tenâvül eder kim Ma‘dî Kereb ol kadar ta‘âm yemezdi. Ammâ yine böyle Y 270a iken hergiz anın tebevvül ü tagavvut eylediği görülmemişdir. Mağârâsı dâ’imâ za‘ferân kokar, sellemehullâhu ta‘âlâ. Ve bir gârda dahi,
EÇS X Y270a
eş-şeyh Receb şâh-ı Vanî: Kırk sekiz senedir bu gârdan taşra çıkmayup tâ‘at [u] ibâdet edüp tilâvet-i Kur’ân eder, riyâzet ü perhîz ile meşhûr bir zâhiddir. Hattâ bir ruhbân kendüye gelüp "Seninle erba‘îne girelim, ne sen ta‘âm ye ve ne ben ta‘âm yiyeyim" deyü da‘vâ-yı merd edüp gârda kapanırlar. Yedi gün yedi gece oldukda ruhbâna takâzâ-yı hâcet ârız olup Receb şâh-ı Vanî ruhbânı gârdan taşra çıkmağa men‘ edüp huddâmları gârı sedd edüp ikisi gârda kalır. On sekizinci gün ruhbân cû‘dan helâk olup lâşe-i murdârın taşra çıkarırlar. Receb şâh kâmil kırk gün kırk gece bir dâne hınta tenâvül etmeyüp erba‘în çıkarır. Hâfız-ı Kur’ân kimesnedir. Ve yine ana karîb,
EÇS X Y270a
eş-şeyh Ma‘sûm-ı Belgradî: şu‘arâ ve bülegâ kimesnedir. Hüsn-i hatta mâlikdir. Savm-ı Dâvûd'a müdâvemet üzre kitâbet ile kifâflanır, bir merd-i âkildir. Ve yine bir gârda,
EÇS X Y270a
eş-şeyh {Muhammed}-i Fereskûrî ma‘a eş-şeyh Merdemî Tarabuzonî: İkisi bir gârda sâkinlerdir ve halkdan münzevîlerdir. Lokmaları neden hâsıl olur, kimesne vâkıf-ı esrâr olmamışdır, sellemehullâh.
EÇS X Y270a
Hamd-i Hudâ bu cânlar ile müşerref olup cân sohbetleri edüp du‘â-i hayrların almışızdır. Ve esrâra müte‘allık etdiğimiz kelimâtlar zebân-ı hâle gelmezdir. Hemân Cenâb-ı Bârî mertebelerin dahi âlî ede.
EÇS X Y270a
Ve bu gârlarda niçe yüz sâkinân-ı gûşenişînân ârifân vardır kim herbiriyle kîl ü kâlimiz tahrîr etsek bir müdevven olur. Ve bu gârlardan aşağı zemîne berâber,
EÇS X Y270a
eş-şeyh Hazret-i Abdullâh-ı Mağâverî: Bu sultân bir mağârâda sâkindir kim kapusundan içeri bir âdem girse dehşet alup mebhût olur, gûyâ kûh-ı Bîsütûn'dan nişân verir bir gâr-ı azîmdir. On bin koyun alur bir gâr-ı ibret-nümûndur. Bu gârın tâ nihâyetinde Abdullâh-ı Mağâverî medfûndur. Bu sultân teshîr sâhibi imiş. Her sene hacc-ı şerîfe gidüp ümmet-i Muhammed'in çekdiği âlâm-ı şedâyidi görüp ibâdullâh şiddet-i hârdan halâs olup dağlar ve gârlar içinden ubûr etsünler, deyü ecinneye emr edüp Mısır'dan Mekke'ye varınca yol üzre vâki‘ olan cibâlleri ecinneye kesdirmeğe başlayup ibtidâ bu gârı keserler. Hakkâ ki makdûr-ı beşer değildir. Ba‘dehu Cenâb-ı Bârî itmâmın müyesser etmeyüp şeyh Abdullâh merhûm olup bu gârda âsûdedir.
EÇS X Y270a
Bu gâr içre kırk kibâr-ı evliyâ dahi medfûnlardır, lâkin ism-i şerîfleri ma‘lûmumuz değillerdir, Edhemî zeylinde fukarâları vardır. Gârın kapusu üzre:
EÇS X Y270a
Emera bi-inşâi mevlânâ el-Melikü'l-Muzaffer Tâhir Baybars