EÇS X Y278a
"Mâh-ı Cemâziye'l-âhir'in nısfında mevlûd-ı Bedevî'dir" deyü nidâ edüp feryâd ederek gitmede ve cümle meşâyihân tevhîd ile alay etmede.
EÇS X Y278a
Bu tertîb üzre cümle meşâyihân fukarâ-yı dervîşân künc-i kanâ‘atde zîşân saf saf mevc mevc herkes halvethânelerine revâne oldular.
EÇS X Y278b
"Böyle bir vâcibü's-seyr ziyâreti âyâ ne tarîk ile ziyâret edem" derken ba‘de'l-mağrib bir iç mehteri gelüp,
EÇS X Y278b
"Buyurun, sizi sâhib-i devlet ister" deyü haber verüp der ân hakîr İbrâhîm Paşa huzûruna varup âyîn-i Seyyid Ahmed el-Bedevî müzâkeresi oldu. Hemân hakîr fırsat ganîmet bilüp,
EÇS X Y278b
"Sultânım, izn-i şerîfiniz olursa ol du‘â hırmeninde hakîr-i pür-taksîr bulunup sultânımı hayr du‘â ile yâd edüp ol âsitâneyi dahi ziyâret etmiş olam" dedüğimizde ricâmız hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup,
EÇS X Y278b
"Tîz Nişli Alî Kethudâ gelsin" deyüp fermân etdi.
EÇS X Y278b
Kethudâ gelüp hakîre harcırâh yüz sikke-i hasene-i furunî kızıl kızılgalar ihsân etdi.
EÇS X Y278b
Ve mevlûd-ı Bedevî'ye hâzır olmak içün tahrîr olunan Garbiyye ve Menûfiyye kâşiflerinin emirlerin ve Tût sene âhiridir, kâşiflerin ol günlerde hükm[ü] nâfiz olmayup kendüler dîvân-ı Mısır'a gelüp muhâsebelerin görmeğiçün izin buyurdıların dahi hakîre ihsân eyledi.
EÇS X Y278b
Ve Garbiyye kâşifi Hasan Ağa dîvân-ı Mısır'a çavuşlar kethudâsı etmesinin müjde mektûbların dahi bu kemtere in‘âm etdi.
EÇS X Y278b
Ve bir mükellef cerge hayme ve on kantâr beksumât ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ yüz vukiyye kahve ve üç kantâr sükker ve yüz şem‘-i asel ihsân edüp vedâlaşup Nişli Alî Kethudâ hânesine varup yol üzre olan kadılara ve kâşiflere ve ümenâ ve mültezimîne hitâben mü’ekkid mektûblar tahrîr olundu kim,
EÇS X Y278b
"Hâmil-i varaka Evliyâ Efendi sâhib-i devlet efendimizin nedîm-i hâssı ve kadîmî yâr-ı gârı olduğundan mâ‘adâ bizim dahi peder-i azîz-i cân-berâberimizdir. Mektûb-ı mahabbet-üslûbumuz her kankınıza vusûl bulursa Evliyâ Çelebi'yi birbirinize sâlimîn ü gânimîn tatyîb-i hâtır edüp ulaşdırasız. Gâyet memnûn [u] mahzûz oluruz" deyü varakları verüp beş bin para dahi harcırâh ikrâm edüp cümle ahibbâ ile vedâlaşup ol gece Bulak'da Risâle ağası İbrâhîm Ağa hânesinde mihmân olup üç gün üç gece şehr-i Bulak niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân ve tezyîn olup zevk [ü] safâlar oldu.
EÇS X Y278b
Ve yeniçeriyân tekyesiyle risâle ağası sarâyı önündeki meydânda bir gece cümle meşâyih hâzır olup fânûs kanâdîller ile leb-i Nîl'i zeyn edüp tâ sabâha dek tevhîd-i sultânî ile mevlûd-ı şerîf oldu.
EÇS X Y278b
Ertesi ale's-sabâh Bulak'da İbrâhîm-i Gülşenî tekyesinde kânûn üzre nakîbü'l-eşrâfın ziyâfeti olup a‘yân-ı kibâr-ı kümmelîn ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân-ı Mısır ve bizzât kadıasker hazretleri ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmları gelüp summât-ı Muhammedî çekilüp ni‘met-i nefîseler tenâvül olunup ol gece tekye-i Gülşenî pür-nûr gülşen-i İrem olup mevlûd-ı şerîf olur kim bâlâdaki mevâlîd evsâfında bu mevlûd memdûhdur, tekrârı keder-i Keyder(?) verir.
EÇS X Y278b–Y279a
Ertesi ale's-sabâh cemî‘i fukarâ-yı Bedevî ve sâ’ir Y 279a ehl-i turukun mecâzibûn fukarâları ve ankâ tüccâr-ı ehl-i bihârları on iki pâre akabe gemilere süvâr olurlar. Her akabe ikişer bin âdem alur, karavana-misâl merâkiblerdir kim herbiri âdem deryâsiyle Nîl deryâsı üzre mâl-â-mâldir. Herbiri dörder kat anbârdır. Anbâr-ı süflîsinde me’kûlât [u] meşrûbât ve sâ’ir mühimmât u levâzımât dahi ulvîsinde cümle tâ’ife-i nisvân-ı pür-isyân memlûdur; dahi fevkinde fukarâ-yı meşâyihân; dahi fevkinde fellâhân mellâhân huddâmân rübbân ve erbâb-ı züvvârân ile zânû-ber-zânû benî âdem ile memlûdur. Ve kat-ender-kat tahtapûşlar ve maksûreler inşâ olunup herkes yârân-ı bâ-safâsilye zevk u safâ ve şaka ederler. Ve bu on iki pâre akabe keştîler Seyyid Ahmed el-Bedevî evkâfı(n)dır. Ve cümle masârıfı evkâf-ı Bedevî'den olup tezyîn olur.
EÇS X Y279a
Ve cümle akabelerin sütûnlarının ve serenlerinin cundalarına sancağ u bayrağ u filandıralar ile tezyîn ederler. Ve bu gemilerin cânib-i erba‘asına niçe bin kanâdîl ve alem-i meşâyihân ile tezyîn ederler.
EÇS X Y279a
Ve niçe bin züvvâr ve meşâyihân bu evkâf akabelerine girmeyüp başka gemilere ve kayasa ve kayıklar dutup herkes ahbâbıyla zevraklara girüp cümle iki yüz pâre gemi olup rûy-ı nehr-i Nîl keştîler ile zeyn olup bu tertîb üzre on iki akabe ve altı yedi yüz kayık ve kayasa kırk elli bin âdem ile vakt-i kuşlukda şehr-i Bulak'dan avm edüp mütevekkilen alallâh ile deryâya çıkdukda cümle keştîler içre olan askerî tâ’ifesi bir kat tüfeng ve bir yaylım top atup sadâları teskîn olunca ibtidâ baş halîfe-i Bedevî'nin tabl [u] kudümleri ve zîl ü bemleri çalınup tevhîd-i sultânî ederek Nîl cereyânı ile cârî olarak kös [ü] nefîrler çalarak fukarâ-yı muvahhidîn gemiler ile İnbaba şehrine mukâbil vardıkda İnbaba içün cümle fukarâ gülbâng-i Muhammedî çeküp birer Fâtiha tilâvet ederler ve azm-i Bedevî deyüp giderler.
EÇS X Y279a
Hakîr ol mahalde başka gemi ile yedi sekiz huddâm yârân-ı bâ-safâ ile zevk [ü] safâ ederek gâh şeyh Mustafâ Rûmî, gâh şeyh Osmân-ı Kennâsî, gâh şeyh İn Babî, gâh eş-şeyh Ahmed-i Kalyûbî ile ülfet ederek Nîl-i mübârekin iki tarafında cennet-misâl olan ma’mûr [u] âbâdân Q 264b belîde ve kasabâtların seyr [ü] temâşâ edüp evsâfların tahrîr ederek yine Mısır hâkinde sekiz mîl aşağı,
EÇS X Y279a–Y279b
Kasaba-i şubre: Sâhil-i Nîl'de bin hâneli ve yedi câmi‘li ve esvâk-ı muhtasarlı ve bir hammâmlı ma‘mûr u müzeyyen cennet-misâl nahl-i hûrmâlı bir bâğ-ı İrem kasabadır. P 261b Hükûmet-i Mısır yeniçerisi tâ’ifesinden bir odabaşı hükûmet edüp âyende vü revende yüklerden ve karpuz ve kavun yüklerinden birer karpuz bâc alup senede iki bin guruş fâ’ide eder. Yeniçeriyân kolluğudur, ammâ yine başka mültezimi vardır. Y 279b Ol kasabayı ubûr edüp on mîl dahi aşağı,
EÇS X Y279b
Cezîre-i Batnü'l-bakar nâm mahal Nîl-i mübârek vasatında bir burundur kim Nîl-i mübârek ol mahalde iki bölük olur. Hazret-i Nûh'dan sonra bu mahalli Seyf-i Zülyezen kesüp iki şak etmişdir. Sol tarafda garba cereyân eden Nîl bender-i Reşîd'e gidince (---) mîldir. Beri sağ tarafda şimâle cereyân eden Nîl bender-i Dimyât'a varınca (---) mîldir. Bu iki Nîl'in mâbeyninde olan cezîre-i azîmdir. İki kâşiflik hükûmetdir, biri Garbiyye hâkimidir, biri Menûfiyye hâkimidir. Bin pâre kurâ-yı âbâdân ile müzeyyen bir cezîre-i azîmdir. Tâ vasatında Garbiyye hâkinde Tanta nâm bir kasabada Seyyid Ahmed el-Bedevî medfûndur.
EÇS X Y279b
Ve bu Batnü'l-bakar nâm burun Menûfiyye hâkidir. Cümle mugaylânları mîrîdir. Mısır cebecibaşı tarafından mugaylân misilli dikenleri kuruyup ihrâk edüp kömürün Mısır'da bârûd-ı siyâha korlar. Bârûdu gâyet keskin eder bir gûne hâşâkdır.
EÇS X Y279b
Bu mahalden bizim alay gemilerimiz Dimyât tarafına giden nehr-i Nîl ile cereyân edüp sağ tarafda Kalyûb hâkinde,
EÇS X Y279b
Kantaratü'l-Melikü't-Tâhir: kavs-i kuzah-vâr (---) göz bir cisr-i azîmdir. Mısır'dan Kalyûb'a ve Mansûr ve Dimyât'a gidenler bu köprüden ubûr ederler. Bir sırât-ı azîmdir, hayli mesâfeden nümâyândır. Anı görüp ubûr etdik. Ba‘dehu yine Nîl kenârında,
EÇS X Y279b
Karye-i Mısrahîm: şeyh Abdullâh Mısrahîm Sultân bu mahalde bir beyâz kubbe-i sagîre içinde medfûnlardır. Cümle gemiler bu mahalle gelüp bu âsitâne önünde deff ü kudüm çalarak bir tevhîd-i âşıkân edüp ubûr etdiler. Bu mahaller Menûfiyye hâki ile Garbiyye hâki müşâdır. Ve bu mahallerde telattum-ı Nîl zâhir olup gemiler pârekende olup ba‘zı gemiler içinden hûb âvâzlı âşıkân, ilâhî:
EÇS X Y279b
Allâhümme yâ HâdîÂsân eyle yolumuzSehhil ubûre'l-vâdîTîz geçir tut elimiz
EÇS X Y279b
ilâhîlerin terennüm ederek ubûr olundu. Ba‘dehu Nîl-i mübârek kemâl mertebe cûş-ı hurûşa gelüp vakt-i mağribde cümle gemiler taşra kenâra ber-kenâr olup, mısra‘:
EÇS X Y279b
Karye-i İfrît, ya‘nî cin köyü demekdir. Garbiyye hâkinde iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr [u] âbâdân azîm karyedir. Ekseriyyâ halkı bardakçı ve çanakçıdır. Ammâ bu belîde içre meşhûr-ı âfâk bir bâğ-ı İremezât-misâl bir sarây vardır. Selef mülûkları bir Mısır hazînesi mâl sarf eyleyüp ma‘mûr etmişler. Yakın zamânlarda Fazlı Ağa nâm bir kimesne bu sarây-ı âlîde sâkin iken bir gece bir azîm asker bu sarâyı basup cenge meşgûl olurlar.
EÇS X Y279b–Y280a
Bu Fazlı Ağa bu şebhûn eden askeri mansar ya‘nî harâmî zan edüp cümle tevâbi‘iyle pür-silâh olup cenge âheng edüp harâmîler üzre hücûm edüp tüfeng atup kılıç urdukça harâmîlerden bir ferd-i merd-i pür-derd helâk olmayup hâne sâhibinin âdemlerinden ba‘zısının ağzı ve burnu ve eli ve ayakları eğri Y 280a olup ba‘zısın sar‘ tutar. Bu hâl üzre bir sâ‘at-i nücûmî ceng-i dilîrâne ederler. Âhirü'l-emr ol sarâyda cemî‘i mâl [u] erzâkların bırağup mecrûhan Fazlı Ağa ve cümle tevâbi‘leri firâr edüp karye halkı sarâyın bâbların taş-binâ ile mesdûd edüp hâlâ eyle hâli üzre kalmışdır. Benî Âdem'den bir kimesne müdâhale etmeğe kâdir değildir.
EÇS X Y280a
Hattâ biz vardıkda ba‘zı kurâ halkından su’âl etdim, hikâye etdiler kim:
EÇS X Y280a
"Ba‘zı gecelerde bu sarâyın damları üzre niçe bin kanâdîl çerâğân olur. Ve tabl [u] nakâre-i gûnâ-gûnlar sadâsı istimâ‘ olunur, şâdumânlar olur. Ve ol gecenin sabahısı sarâyın dîvârları hâricinde niçe yüz siyâh ve beyâz keçe pâreleri bulunur, ammâ ol vaslalar ne keçi yüğünden ve ne deve yüğündendir, bir gûne keçedir kim bu cihânda misli yokdur. İşte belîdemiz içre böyle bir belâ musallat olmuşdur, ammâ ehl [ü] iyâlimize ve gayrı kimesneye zararları yokdur ve görünürde dahi bir şey yokdur", deyü hikâyet etdiler.
EÇS X Y280a
"Ve sarây sâhibi Fazlı Ağa cümle tevâbi‘âtları ile hoş olup hâlâ hayâtdadır. Mâl [u] milkinin hisâbın bilmez, sarâyında bırağup firâr etdüği mâlinden bir kat ziyâde mâl-ı Kârûn'a mâlik oldu" deyü nakl etdiler.
EÇS X Y280a
Ve bu karyede cümle ehl-i züvvâr gemilerden taşra çıkup sâhil-i Nîl'de ta‘âmlar pişirüp zevk [ü] safâlar etmede. şeyh Mustafâ Rûmî hazretleri onar koyun alır kazganlar ile leb-ber-leb ta‘âmlar tabh edüp berde ve bahrde olan cû‘âna bezl-i ta‘âm edüp sofra-i bî-imtinânı mebzûl etdi kim âye[t]:
EÇS X Y280a
Bu cem‘iyyet-i kübrâda ise nass-ı kâtı‘ üzre fukarâ ve mesâkîn ve yetîm ve esîr cümle mevcûd idi. Cümle mahlûk-ı Hudâ ni‘met-i Celîl'i berekât-ı Halîl ile tenâvül edüp def‘-i cû‘ eyleyüp ba‘de'd-du‘â ve senâ tevhîd [ü] tezkîre mübâşeret olunup vakt-i ışâda rîh-i sarsar sâkin olup şeyh Mustafâ akabesinden bir top atılup muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile cereyân ederek her gemide niçe bin kanâdîller ile eşâreler çerâğân olup ecnâs-ı mahlûkât kimi top ve kimi tüfeng ve kimi fişeng atarak ol gece Nîl kenârının tarafeyninde niçe yüz bâğ-ı behişt-misâl âbâdân belîdeler ubûr olunup Nîl-i mübârek yüzü çerâğân olmuş müzeyyen akabeler ile zeyn olup gemilerin mellâhları yemînek ve yesârek diyerek ba‘zı gemiler kürek çekerek ve "Yâ Mevlâ" ve "Yâ Fettâh" sadâsı ile ubûr olunur.
EÇS X Y280a–Y280b
Bu mahalde baş halîfe şeyh Mustafâ "Yâ ihvânîn üzkürullâh" deyince akabesi içinde olan iki bin âşıkân u sâdıkân müştakân-ı Bedevî ale'l-umûm bir dehândan tevhîd-i erreye âğâze edince cemî‘i gemilerde olan fukarâlar dahi tevhîd [ü] tehlîle mübâşeret edüp rûy-i Nîl zikrullâh ile pür olup âb-ı Nîl nûra müstağrak oldu. Ve cümle ehl-i tevhîd mest [ü] medhûş olup kendülerden geçdi. Y 280b Deff ü kudüm ve tabl u nakâre ve zilbemler sadâsından sâhil-i Nîl'de olan kurâ halkı dahi cevk cevk ve köm köm olup teferrüc ederlerdi. Bu tertîb üzre tâ salât-ı fecre dek gidüp salât-ı subuhda cümle gemiler der-kenâr olup,
EÇS X Y280b
Lisân-ı Arabda elma köyü demekdir. Garbiyye hâkinde üç yüz hâneli ve hûrmâ bâğlı ve bâğçeli ve iki câmi‘inin minâreleri mevzûn ve kırk elli dükkânlı ve bir hammâmlı ma‘mûr P 262a kasabadır. Q 265a Başka mültezimi vardır. Bu kasabanın cenûbî cânibinde,
EÇS X Y280b
Merkad-i Seyyid Dâvûd el-Azeb hazretleri bir câmi‘ kurbunda bir küçük kubbede medfûndur. Yılda bir kerre mevlûd-ı azîmi olup cem‘iyyet-i kübrâ olur. Seyyid Ahmed el-Bedevî mertebesinde bir gürbüz er ve ulu sultândır. Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıbı merkûmdur. Âsitânesinden içeri bir kâtil ve bir harâmî ve bir medyûn dâhil olsa hâkim vaz‘-ı yed edüp almağa kâdir olamaz. Eğer ol âdem tahkîk bir kabâhat ile müttehem ise bu âsitâneye dâhil olunca tâ’ib ü tâhir olup deynin edâ eder. Böyle bir ulu sultândır, kuddise sırruhu'l-azîz.