EÇS X Y282a–Y282b
Andan be-asr-ı Delûke binti Zîbâke Mısır'a melike iken Menûf'u ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân etmişdi kim henüz cihânda eyle bir binâ olmamışdır. Kal‘asının yetmiş kapusu var idi. Y 282b Ve cümle binâların demir ve bakır ve rusâs ile bünyâd etmişdi. Bu Delûke nâm avret pâdişâhından yigirmi sene sonra Fir‘avn tulû‘ edüp Menûf'u taht edinüp zîb ü zîver ile ârâste bir şehr-i müzeyyen etdi kim cemî‘i dam u bâmları sîm-i hâlis ile mestûr idi ve cemî‘i câmları necef ü billûr u moran idi.
EÇS X Y282b
Ba‘dehu Hazret-i Yahyâ şehâdetinden sonra ve târîh-i mevlûd-ı İskender'den yüz yigirmi sene mukaddem Musul şehrinden Buhtunnasr hurûc edüp şâm'ı ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve bu Menûf'u harâb ü yebâb, hânelerin türâb ve Benî İsrâ’îl kavmin kebâb edüp hûn-ı Hazret-i Yahyâ intikâmın aldı. Beyt:
EÇS X Y282b
Harâb etmişdi Buhtunnasr Mısr'ıNe eyvânın komuş idi ne kasrı
EÇS X Y282b
Bu dünyâ eski tahte'l-kal‘a-misâldir, gâh amâr olur, gâh harâb. Hâlâ amâr-ı kadîminden şehr-i Menûf bir cüz’ ve bir mahalle değildir.
EÇS X Y282b
Ammâ mahsûldâr kurâlar ile ârâstedir. Garbiyye cezîresi hâkinde Menûf kâşifliği başka hükûmetdir. Yüz yetmiş kîse iltizâmdır. Hâkimi Mirzâ Kâşif idi. Mukırkaoğlu'nun abd-i memlûkluğundan mu‘tak dâmâdı olup bir salâh-ı hâl ile meşhûr şecî‘ hâkimdir. Beş yüz tevâbi‘e mâlikdir.
EÇS X Y282b
Ve yedi bölükden Mısır askeri dahi bin nefer âdem ile hükûmet edüp mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl edüp kendüye beher sene yüz Mısrî kîse kâr eder. A‘lâ hükûmetdir.
EÇS X Y282b
Ve bu Menûf iklîminden cümle mültezimîne yüz yük akçe hâsıl olur ve bin yük akçe mâl sâhib-i beledlere ve fellâhîn ve meşâyihlere hâsıl olur, deyü rûznâmçelerde mastûrdur.
EÇS X Y282b
Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır, üç yüz yigirmi pâre ma‘mûr kurâları vardır, senevî kadıya onar Mısrî kîse mahsûlü Q 266a olur, mültezimi Tarakcızâde'ye yedişer kîse fâ’izi kalur.
EÇS X Y282b
Ammâ Ferâ‘ine tahtı olduğundan iklîm-i Mısır'da bu Menûf fellâhı gibi âsî ve mel‘ûn ve lecûc ve bî-hayâ kavm-i Fir‘avnî yokdur. Dâ’imâ lümûm edüp ya‘nî cem‘iyyet ile asker cem‘ eyleyüp kurâ ve kasabâtları nehb ü gâret edüp kâşif ile ceng ederler. Kâşif dahi bunları münhezim edüp ba‘zısın katl edüp ba‘zısın haps eder.
EÇS X Y282b
Acîbe vü garîbe: şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu Menûf kavmi ne kadar mel‘ûn u mu‘ânid P 263a kavimdir kim kaçan kâşif bu kavimden birin katl etmek murâd edinse akrabâ ve ta‘allukâtları gelüp kâşife ricâ ederler kim,
EÇS X Y282b
"Zürriyetimizin irtifâ‘-ı kadrine sebeb ol. Bu akrabâmızın boynunu urma, ve aşâ’ir [ü] kabâ’ilimiz mâbeyninde bed-nâm etme. Buğ edüp alay ile dîvân-ı Mısır'a götür" deyü ricâ edüp mücrim-i merkûmun akrabâları iktidârlarına göre mâl-ı firâvân verüp akrabâların buğ etdirirler.
EÇS X Y282b–Y283a
Buğ ta‘bîri oldur kim eğer mansar ya‘nî harâmî ve eğer neşşâl ya‘nî hemyânkesici hırsız ve eğer sâhib-i lümûm ya‘nî fitne askeri ve cem‘iyyet sâhibi vâcibü'l-katl herîflerdir ve eğer benî Harâm'dan ve eğer benî Cüzâm'dan ve eğer sâ’ir hırsız fellâhlardan kâşif bu makûle vâcib- Y 283a -ü'l-izâleleri katl etmeyüp akrabâlarının ricâsiyle beşer onar kîselerin alup meydân-ı siyâsetde derisin yüzerken birkaç lûle duhân içüp şecâ‘at ü fetâlığına göre savt-ı a‘lâ ile mavaller okuyarak ve akrabâları ile tekellüm ederek min-endâmih derisi yüzülüp göbeğine geldikde mürd olur.
EÇS X Y283a
Ba‘dehu derisine saman doldurup akrabâları cümle esbâbların ve âlât-ı harblerin getirüp na‘ş-ı murdâr postun geydirüp kuşadup atlar üzre lâşe-i murdârların bindirüp ellerine mızrakların, bellerine seyf-i miczem akvelerin takup ellerine dizginlerin verüp akrabâları yanları sıra seyis ü kavvâs-vâr hizmet edüp atların yederek Menûf'dan böyle kaç aşkıyâ buğ olduysa alay-ı azîm ile kâşif talî‘a-i asker olup köslerin çalarak bu kadar baş ve dil ve buğlar ile dîvân-ı Mısır'da paşa huzûruna varup kâşif ağa ve sâ’ir gâzîler hil‘at-ı pâdişâhî ve terakkî ve ihsânlar ile behremend olup ba‘dehu lâşelerin Rûmeli meydânına bırağup sâ’ir kelleler zemînde galtân olur. Buğ ta‘bîr etdüklerinin aslı budur. Bununla tefâhür kesb ederler.
EÇS X Y283a
Beri tarafdaki üstühân-ı cîfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki kîseye alup deff ü kudüm ve tabllar ile âdemleri hayyâl olarak ve nisvânları zılgıt urarak vilâyetleri içre sürûr [u] şâdumânîler ederek lâşesin gezdirüp cîfe-i murdârın defn ederler. Ve Mısır'ın Rûmeli meydânında kalan post-ı kadîdin akrabâları vâlî-i Mısır ya‘nî subaşıdan satun alup yine vilâyetlerine götürüp dîvân-ı Mısır nice çıkdı ise, eyle gezdirüp şâdumânlar edüp defn ederler. Bir acîb temâşâdır. Bu kavm-i Ferâ‘ine ol zu‘m-ı bâtıl üzredirler kim,
EÇS X Y283a
"Bizim evlâdımız ve akrabâ ve ta‘allukâtımız ve aşîretimizden fülân kimesne bu kadar sıbyânlık ve bu kadar mansarlık edüp başın ele verdikde baş u cânın ve mâlın kâşife verüp dîvân-ı Mısır'a omuzunda yel mûmları ile kolların gere gere ve elinde mızrağile küheylân at üzre Mısır dîvânında sultân huzûruna varmışdır, ammâ sizin oğlunuz gibi döşeğinde ölmedi" deyü tefâhür ederler. Ve inkırâzu'd-devrân meşhûr olup akrabâları beyne'l-akrân mu‘azzez olur.
EÇS X Y283a
Yine akrabâlarından birine bir ulu kişi kızın almağa murâd edinseler, küffü değil iken bilâ-tereddüd,
EÇS X Y283a–Y283b
"Bahâdır şecî‘ nesildendir, zamân ile anlardan biri dîvân-ı Mısır'a buğ vardı", deyü bilâ-te’hîr murâd edindikleri kızı bâğı ve bâğçesi ve tarlasıyla verirler. Âdet-i bâtılları böyle bir alay kavm-i Ferâ‘ine ve mel‘ûn kavimdir. Ve dâ’imâ birbiriyle Harâm kavmi ve Cüzâm kavmi ceng etmededirler. Hamd-i Hudâ böyle olduğu bi-emrillâhdır. Eğer cümlesi yek-dil [ü] yek-cihet olsa bin fellâha bir Rûm âdemi düşmeyüp Ervâm kavmin helâk edüp Mısır'ı ve Mekke Y 283b ve Medîne'yi zabt ederlerdi.
EÇS X Y283b
Bu tafsîlden merâm [u] maksûd oldur kim eyâlet-i Menûf'un bu makûle mel‘ûn cebbâr hûnhâr ve hûnrîz kavmi vardır. Gerçi böyle Fir‘avnî kavmi vardır, ammâ Cenâb-ı Bârî "Her Mûsâ'ya bir Fir‘avn ve her Fir‘avn'a bir Mûsâ verir" dedikleri üzre bu cebbârîn kavme fâ‘il-i muhtâr Allâh Mısır'ın bir alay Türkçe bilmez kırmızı şalvârlı kulların bu zâlimler üzre dâ’im musallat etmişdir kim bunlarda dahi aslâ merhamet ü şefkat yokdur, amân vermeyüp fellâhı topuz ile depeler, halâs oldu ise fellâh yine topuzu eline alup öpüp başına koyup cündîye verir.
EÇS X Y283b
Esmâları Rûm halkı ismine muhâlifdir. Elkâb [u] esmâları budur: Emir Özbek ve Emîr Timur ve Temirtaş ve Temris ve Kansu ve Gavrî ve Lâçîn ve Karçıgay ve Pûlâd ve Kertbay ve şâhîn ve Senyal ve Cânbezdi ve Cânaldı ve Cânverdi ve Cânkıydı ve Esed ve Seyfî ve Kayıt ve Cânpûlâd. Bu gûne esmâlar ile müsemmâ‘ şecî‘ ü nâmdâr Abaza ve Çerâkize ve Gürcî ve Zengî, Habeşî kavmin ellerinde bu Mısır fellâhları âcizmândedir. Hâlâ Menûf şehri içre bu isimli askerî tâ’ifesi mâl-â-mâldir, dâ‘imâ bellerinde silâhları ile gezerler.
EÇS X Y283b
Ve ma‘mûr [u] âbâdân hâneleri vardır. Zamân-ı evâ’ilde olan imârâtının ancak bir şemmesi kalmış. Hâlâ cümle on yedi mahalle ve kırk mihrâbdır. Cümleden,
EÇS X Y283b
Ulu Câmi‘: Cemâ‘at-ı kesîreye mâlikdir. Kırk amûd-ı müntehâ üzre münakkaş tavandır. Ve bir minâresi var. Ve câmi‘in üç kapusu var. Ve hareminde iki hûrmâ ağacları var kim eyâlet-i Mısır'da nazîrleri yokdur, gâyet mücessem ve âlî nahillerdir. Ba‘zı müsin kimesneler nakl etdiler kim bu hûrmâları Fir‘avn'dan evvel Delûke diküp sâyesinde dîvân edermiş, deyü nakl etdiler. Ve çârsû içinde,
EÇS X Y283b
Câmi‘ü's-Suvvîn: On sekiz amûd-ı mevzûn üzre münakkaş tavan ile mebnî bir fevkânî câmi‘dir. Ve tahtanîsi serâpâ dükkânlardır. Çârsû içinde vâki‘ olmağile cemâ‘at-ı kesîreye mâlikdir. Ve bir musanna‘ minâresi vardır. Andan,
EÇS X Y283b
Câmi‘-i şeyh Mûsâ: Gâyet latîf dilküşâ rûşen câmi‘dir. Bu câmi‘lerden mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS X Y283b
Ve kırk mekteb-i sıbyân ve 3 medrese ve yedi vekâle ve dörd yüz dükkânları vardır. Gerçi bedâsteni yokdur, ammâ her vekâlesi birer bezâsten gibi ma‘mûr u müzeyyendir. Cemî‘i zî-kıymet mevcûd olup anda bî-kıymetdir.
EÇS X Y283b
Ve iki hammâm-ı atîkı var. Biri tâ Fir‘avn zamânından kalmışdır, derler. Hakkâ ki beş altı yüz yıllık binâya müşâbeheti yokdur, muhakkak kâr-ı kadîmdir. Ve âb [u] havâsı gâyet latîfdir.
EÇS X Y283b
Ve şehir içinde kırk sebîlhânesi var. Lâkin çârsû içinde câmi‘ü's-Suvvîn mukâbelesinde köşe başında bir âb-ı hayât sebîli var, cümleden musanna‘ Q 266b binâ-yı azîmdir.
EÇS X Y283b–Y284a
Manzûrumuz olduğu amâristânı bu mertebedir. Ammâ harâb-âbâdistânı ve kömistânı Y 284a hadd [ü] hasrın Hudâ bilür. Ve bilâd-ı atîk olduğuna alâmet oldur kim bu şehrin cânib-i erba‘asında olan kömistân ancak Mısır'da vardır. Hattâ Fir‘avn'un sarâyı kömler içinde gark olmuşdur. Hâlâ şehrin cemî‘i mezbelesini ol tarafa döke döke gûyâ amelî bir cebel olmuşdur.
EÇS X Y284a
Ve Nîl-i mübârek tuğyân etdükde tâ Menûf şehrine gemiler gelüp metâ‘ alırlar. Anıniçün âb [u] havâsı latîfdir. P 263b Ve eyâlet-i Mısır'ın hâk-i amber pâkinde leb-i Nîl'de bile bir kuyu kazsan şûre suyu çıkar, ammâ bu Menûf'un havâsı letâfetinden kuyuları lezîzdir ve mahbûb u mahbûbesi memdûhdur, cihân-ârâdır. Ammâ haşîn ve dilâzâr cebbâr kavmi vardır. Ve bu şehir şehr-i Ferâ‘ine olmağile sulehâ-yı ümmetden az kimesneler vardır.
EÇS X Y284a
Mezmûm şehir olmağile kibâr-ı evliyâullâhdan kimesne tavattun etmemişdir. Lâkin âye[t]:
EÇS X Y284a
nâss-ı kâtı‘ı üzre "Mülk Allâh'ındır" deyüp medfûn olan kümmelînden bunlardır.
EÇS X Y284a
eş-şeyh Süleymân-ı Bagavî. Ve çârsû içinde bir kubbe-i sagîre içinde,
EÇS X Y284a
eş-şeyh Za'l-kevn: Ulu sultândır. Yılda bir kerre cemî‘i ervâh-ı evliyâ bu şeyh [Za'l-]kevn ziyârete gelir, derler. Zîrâ sulehâ-yı ümmetden niçe yüz kimesneler müşâhede etmişlerdir kim ol gece şeyh hazretlerinin kabri üzre bir yeşil duman zâhir olup Menûf'un ba‘zı tarîkleri dahi ol tuman ile memlû’ olup gürûh gürûh âdemler varup gelüp ayakları tavuşu istimâ‘ olunup şehrin içinde bir râyiha-i tayyibe müstevlî olup niçe âdemler müşâhede ederler, deyü şehâdet etdiler. Ammâ zâhirde bir kimesne nümâyân değildir, ancak tuman içinde sadâ istimâ‘ olunur, deyü nakl etdiler, rahmetullâhi aleyh.
EÇS X Y284a
Hakîrin ziyâret etdüği bu erlerdir. Niçe velîler dahi vardır. Ammâ cümlenin rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp kâşifden bir küheylân at ihsân alup ve yigirmi Arab hayyâli refîkler ile Menûf'dan çıkup cânib-i şimâle 5 sâ‘at gidüp,
EÇS X Y284a
Menzil-i karye-i Sirsine: Bâlâda evsâfı mastûrdur. Andan bir sâ‘atde,
EÇS X Y284a
Beled-i Tûh-ı Nasârâ: Cümle re‘âyâsı Kıbtî kefereleridir. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Henüz imâretinden sekiz yüz mikdârı kefere hâneleri kalup deyrleri kalmışdır.
EÇS X Y284a
Kefere-i Kabâbıta mâbeyninde bu belede hayli i‘tibâr ederler. Zîrâ Kıbtî meliklerinden Melik Tavtîs'in maskat-ı re’si budur ve bunda bir deyrde medfûndur. Hazret-i İbrâhîm'e îmân getürüp Kıbtî kızı Hâcer Ana'yı bu Melik Tavtîs hedâyâ gönderüp Hazret-i İsmâ‘îl andan tevellüd etmişdir. Ve Hazret-i Amr ibnü'l-Âs Mısır'ı Kıbtî tasarrufundan alduğı Melik Mukavkıs dahi bu Tûh-ı Nasârâ'da doğmuşdur, deyü i‘tibâr edüp cümle Kıbtî senede bir kerre bu beledi ziyâret ederler.
EÇS X Y284a–Y284b
Ve Melik Mukavkıs dahi Hazret-i Risâlet'e îmân getürüp Kıbtî kızlarından iki kız ve bir kılıç ve bir katır hedâyâyı Y 284b Zinnûn-ı Mısrî ile göndermişdi. Hazret-i Risâlet kızın birin şâ‘ir Hassân'a ihsân edüp Abdurrahmân ibn Hassân ol duhter-i pâkîze-ahterden tevellüd etmişdir. Ve biri dahi Mâriye câriyedir. Hazret anı alıkoyup Hazret-i İbrâhîm ibn Hazret-i Resûlullâh ol kızdan müştak olmuşdur. Kılıcı ve katırı Hazret-i Alî'ye verdi. Zülfikâr ol kılıcdır kim Acem kavmi ol seyf-i kâtı‘ hakkında bu ebyât ile medh ederler. Beyt: