EÇS X Y286a
"Neylerim miftâhları. Elbette siz açup herîfi bana teslîm edin. Yohsa şimdi kapuyu kırup herîfi çıkarup kayd [ü] bend ederim" deyü gitdi. Hakîr, Q 267b
EÇS X Y286a
"Bire Ali Ağa, gel, böyle etme, al miftâhları" deyü hayli nasîhat etdim.
EÇS X Y286a–Y286b
Hele Y 286b miftâhları alup kâmil bir sâ‘at renc [ü] anâ çeküp açmağa kâdir olmadığından gazab-âlûd olup huddâmları ile bâb-ı sa‘âdeti ökçesinden kal‘ edüp bî-pâk içerden kâşifi çıkarup döğe döğe getürdü.
EÇS X Y286b
Cümle huzzâr-ı meclis hasbiyallâh deyü âlem-i hayretde kaldılar. Hakîr dembeste ve hayrân kaldım. şeyh Selâme hazretleri,
EÇS X Y286b
"Sabır şivey şimdi, şimdi" deyü cevâb edüp hânesine gitdi.
EÇS X Y286b
Mezkûr ağa tevâbi‘âtleriyle atlanup gitdiler. şehirden taşra Tûh-ı Nasârâ kurâsı râhına kadem basıcak Alî Ağa'yı sancı dutup "Bire âh, bire vâh" diyerek ol mahalde cân verir.
EÇS X Y286b
Anı gördük, kâşif ve ağanın huddâmları ağanın meyyiti ile Tanta şehrine gelüp ağayı karâfede defn etdiler. Kâşif yine âsitâne içinde kaldı. Ve Ali Ağa'nın bir huddâmı terk-i mâsivâ edüp Bedevî fukarâsı olup bir kûşe-i vahdetde kaldı. Hakîr bu ahvâli paşaya i‘lâm edüp kâşife ıtlâk emri gelüp âsitânedeki fukarâlara on bin para tasadduk geldi. Hulâsa-i kelâm böyle mutasarrıfînden gürbüz erdir, kuddise sırruhu'l-azîz.
EÇS X Y286b
Ve bu âsitânenin sağ tarafı hâricinde bir hücre vardır, içinde Sultân Bedevî'nin hırka-i şerîfi ve yeşil imâme-i şerîfi bir servi levha şeyden(?) demirli sandûka içre gayrı cihâz-ı fakrlar ile mahfûzdur. Yılda bir kerre mevlûd-ı şerîf tamâm olup infidâd olacak âhir cum‘a günüdür, ol gün hırka-i şerîfi ve destâr-ı atîkı evlâd-ı Bedevî Ebü'l-âl hazretlerinin ırk-ı tâhirinden bir meşâyih geyüp ve nice tarîk meşâyihleri ve niçe bin fukarâ-yı Bedevî deff ü kudümlerin ve tabl u nefîr u nakârelerin çalarak ve niçe yüz bin alemlerin açarak tevhîd-i erre ile bir alay-ı azîm edüp Garbiyye ve Menûfiyye kâşifleri cümle askeriyle pür-silâh olup bu alay ile şeyhi Tanta şehri içre at üzre gezdürüp yine şehir içinde câmi‘-i eş-şeyh İbrâhîm-i Metbûlî'de âhir cum‘ayı kılup yine alay ile şeyhi hırka-i şerîf ile âsitâne-i sa‘âdete getürüp yine hırkayı ve destârı ve kemeri hücrede hıfz edüp cümle ibâdullâh andan perîşân olup herkes vatanına gider.
EÇS X Y286b
Hırka bir kırmızı ihrâmdandır, ammâ niçe kerre yüz bin yine kırmızı pâreler ile yamalıdır ve nigende nigende niçe kerre binlik iplikleri vardır. Ol kadar tavîl hırka değildir. Destâr-ı şerîfleri deve yüğünden bir şâldır. Mürûr-ı eyyâm ile pâre pâre olup pâreleri düşmesin içün niçe bin iğneler saplıdır. Kavuğu yok, pâre pâre bir küçük destârdır. Meşâyih evlâdlarından gayrı kimesne geyemez. Müşk [ü] amber-i hâm kokar bir hırka-i peşmînedir.
EÇS X Y286b
Bu hırkayı yerine tekbîr ile koyup sâ’ir uşşâkân-ı müştakân vedâ‘ ziyâreti edüp giderler.
EÇS X Y286b
Hazret-i Bedevî Sultân (---) (---) asrında hayâtda idiler. Müddet-i ömr-i hazret-i şeyh-i azîz (---) sene, vefâteş sene (---)de vâki‘ olmuşdur, kuddise sırruh.
EÇS X Y286b–Y287a
Hamd-i Hudâ bu hakîr ziyâret edüp evkât-ı hamseyi anda edâ edüp on beş gün on beş gecede üç hatm-i şerîf Y 287a tilâvet edüp savâbın rûh-ı şerîflerine hibe eyleyüp hamd-i Hudâ takarrüb kesb eyledik.
EÇS X Y287a
Yine Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin türbe-i şerîfi sırasında câmi‘ hareminin kıble kapusu yanında bir kubbe-i âlî içinde medfûndur, gayrı kimesne yokdur. Etrâfında parmaklık kafes içinde çâr-gûşe bir servi sandûka üzre kırmızı çuka ile mestûr zarf içinde âsûde-hâldirler. Kubbesi içi ol kadar müzeyyen değildir. Sultân Bedevî'nin kırk sene hayâtında ve kırk sene memâtında vezîri olup sâhib-i seccâde olup yüz yetmiş bin mürîde pîşvâ olup irâdet vermişdi. Hâlâ bu âyîn-i Bedevî'yi ol icrâ edüp bu tertîb üzre koyup böyle mevlûd-ı şerîfler etmişdir. Ömr-i azîzleri yüz yigirmi sene mu‘ammer olmuşlardır. Ve Tanta şehrin bunlar amâr etmişlerdir. Kuvvet-i kâhire sâhibi ulu sultân imiş, kuddise sırruh.
EÇS X Y287a
Sultân Bedevî mecâzibûndan imiş. İlm-i zâhirden behremend olmayup ilm-i bâtında gavs-ı a‘zam olup hüve hüve makâmına vâsıl olup ulûm-ı evvelîn [ü] âhirînden haberdâr imiş. Dünyâdan âhirete mücerred pâk intikâl etmişlerdir. Ammâ bu şeyh Abdü'l-âl hazretlerin âlem-i sabâvetinde evlâd-ı ma‘nevî etmişlerdi. Cümle akd [ü] hal, kabz u bast anın tasarrufunda idi. Hâlâ yine Ebü'l-âl hazretlerinin evlâdları sâhib-i seccâde olup cümle devlet evkâf anların hükmündedir. Ammâ nezâretleri Sultân Kayıtbay'dan berü Mısır azîzleri hükmündedir. Her vezîr geldükde şeyhlerden muhâsebesin alur. Zîrâ azîm evkâfullâhdır. Zîrâ cemî‘i İslâm diyârı halîfelerinden ve gayrı mu‘tekid ümmet-i Muhammed'den ve tâ bilâd-ı kâfiristânlardan nezerât tasadduklar gelüp mâl-ı firâvân cem‘ olur.
EÇS X Y287a
Ve bu Abdü'l-âl hazretlerinin bâb-ı sa‘âdeti câmi‘ haremine kıbleye nâzırdır. Atebe-i âlîsi üzre çâr-gûşe bir levha üzre beyâz isfîdâc hat ile,
EÇS X Y287a
Ve civâr-ı kubbede yine evlâd-ı Abdü'l-âl'den beş halîfe medfûndur, isimleri ma‘lûmumuz değildir, kuddise sırruhu'l-azîz.
EÇS X Y287a
Bu Sultân Bedevî hazretlerinin tarîkında olup Tanta şehrinin enderûn [u] bîrûnunda medfûn olan evliyâları beyân eder
EÇS X Y287a
Evvelâ eş-şeyh Hazret-i Nûreddîn ve şeyh Abdülmecîd ve şeyh şemseddîn ve eş-şeyh Hasan ve eş-şeyh Abdülkerîm ve şehir içinde eş-şeyh Sâlim ve eş-şeyh Abdülazîz ve eş-şeyh Muzîhâ ve eş-şeyh Sa‘d ve eş-şeyh Seyyid Merzûk ve eş-şeyh Seyyid Halîl ve eş-şeyh Seyyid Arîk ve eş-şeyh Seyyid Alî el-Berîdî ve eş-şeyh Rukeyl ve eş-şeyh Seyyid Abdülhak ve eş-şeyh Seyyid Zinnûn ve şeyh Seyyid Abdullâh. Bu sultânlardan mâ‘adâ niçe ziyâretler dahi etdük, ammâ bunlar nâmdâr sultânlardır ve birer âsitânelerinde kubbe-i âlîler içinde medfûnlardır, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS X Y287a–Y287b
eş-şeyh İbrâhîm-i Metbûlî câmi‘i: Bu şehirde Y 287b ibtidâ câmi‘-i kadîm budur. Hazret-i Bedevî niçe zamân bunda tâ‘at u ibâdet etmişdir. Hâlâ makâm-ı Seyyid Ahmed el-Bedevî andadır. Harâbe olmuş idi, hamd-i Hudâ bu abd-i âsînin i‘lâmıyla Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa bu abd-i âcize fermân verüp mahallinde evkâf- Q 268a P 265a -nâmelerine mürâca‘at edüp mâl-i fâ’izinden câmi‘ ta‘mîr ü termîm edüp ihyâ oldu.
EÇS X Y287b
Ve halîfe hazretleri Bedevî hazretlerinin hırkasın ve destârın geyüp bu câmi‘ içre makâm-ı Bedevî'de âhir cum‘ayı bunda edâ eder, ma‘bed-i kadîmdir.
EÇS X Y287b
Ve haremi ortasında bir dıraht-ı kebîr nâbıka ağacı vardır. Bu câmi‘ cümle kırk sütûn üzre mebnîdir. Ol kadar müzeyyen câmi‘ değildir. Mihrâbı ve minberi tarz-ı kadîmdir. İki yan kapusu ve bir makâm-ı Bedevî kapusu ve bir alçak bir tabaka minâresi var.
EÇS X Y287b
Bu mahalde ziyâretler tamâm olup iki câmi‘in dahi evsâfı tamâm oldu. Ammâ ziyâretgâhlar içinde bir mezâristân vardır, anda bir,
EÇS X Y287b
Hikmet-i acîbe, var. Bu Tanta kasabasındaki mezâristân içinde bir topraklı püşte vardır, ol depe üzre her sene Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin mevlûdu günleri kum kaynayup içinden benî âdem kemikleri harekete gelüp rimâl [ü] türâb üzre çıkar. Niçe bin âdemler varup seyr [ü] temâşâ ederler ve ba‘zı âdemler kemiklerden alup giderler. Aceb temâşâdır. Sonra rüzgâr-ı zorkâr rimâl türâbları cem‘ edüp mezkûr kemikler üzre örtüp kemikler gâ’ib olur. Ba‘zılar derler kim,
EÇS X Y287b
"Bunlar Seyyid Ahmed el-Bedevî fukarâlarının üstühânlarıdır. Mevlûd günleri zâhir olup uzuvları hareket eder" derler. Ba‘zılar eydir:
EÇS X Y287b
"Bunlar ol kimesnelerdir kim Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin deff ü kudüm ile tevhîd [ü] tezkîr edüp keşf [ü] kerâmet gösterdiğine dahl [u] ta‘arruz eden zemmâm u nemmâm u dahhâl münkirînlerin uzuvlarıdır kim Hazret-i Bedevî anlara bed-du‘â edüp yerde yatmayasız, deyü yavı du‘â etdüğinden hâlâ her sene cümle üstühânları yılda bir kerre yerden taşra çıkmasının aslı oldur", derler. Hudâ âlimdir, bu hakîr birkaç def‘a mevlûd günleri mezkûr kemiklerin taşra çıkduğın görmek vâki‘ olmuşdur.
EÇS X Y287b
Ve Mel‘abe meydânında câmi‘-misâl bir zâviye-i kebîr vardır. Minâresi yokdur, ammâ gâyet ma‘mûr zâviyedir. Mihrâbı önünde bir azîm bürkesi var, dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. {şehir içinde böyle mezgit yokdur. Merhûm Circeli Alî Beğ'in hayrât [u] hasenâtıdır. Alî Beğ mastabası demek ile ma‘rûfdur.} Ve hayvânât saky edecek sâkıye havuzları vardır, cümle hayvânât andan nûş ederler. Ve cümle ehl-i züvvâr ol bürkeden nûş edüp tecdîd-i vuzû‘ ederler. Hayrât-ı azîmdir.
EÇS X Y287b
Bu zâviye ile şehir içre cümle kırk mihrâbdır. Bâlâda tahrîr olunan iki câmi‘ hutbedir, mâ‘adâ zâviyedir.
EÇS X Y287b–Y288a
Ve bu şehirde bir küçük hammâm ve iki medrese, biri Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin medresesidir kim ders-i âmı ve bî-hisâb talebeleri vardır. Y 288a Binden mütecâviz hamele-i Kur’ân hâfız-ı Kelâmullâh a‘mâlar vardır. Yedişer sekizer sâ‘atde hatm-i şerîf ederler.
EÇS X Y288a
Ve Bedevî câmi‘inin bir imâreti var, âyende ve revendeye ve cümle fukarâya merreteyn buğday ve mercimek şorbası ve birer nân pâresi mebzûldür. Câmi‘in e’imme ve hutebâsı ve meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye alurlar. Ve imâretinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun tabh olup mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı tabh olup sofra-i bî-imtinânı fukarâ ve mesâkîn ve zu‘afâya mebzûldür.
EÇS X Y288a
Ve bu şehirde yedi mekteb-i sıbyân-ı tıflân-ı ebcedhân var.
EÇS X Y288a
Ve sebîlhâne üç yerdedir, ammâ Bedevî sebîli âb-ı hayâtdır.
EÇS X Y288a
Ve bu şehir içre cümle dekâkînler üç yüzdür. Mevlûd-ı nebî mevsiminde şehir içinde hayme ve hargâh ve külbeden bin dükkân dahi ihdâs ederler. Ve bezâsteni yokdur, ammâ şehir içre cümle yedi vekâlesi vardır, her birinde Hind ü Sind ve Yemen ve Rûm ve Arab u Acem tüccârları zî-kıymet metâ‘ların getürüp bu vekâlelerde bî-kıymet fürûht edüp cemî‘i mevcûdât ol hânlarda mevcûddur.
EÇS X Y288a
Ve yedi kahvehânesi var. Her birinde mutrıbân ve sâzendegân ve meddâhân ve kavâzî avretleri vardır.
EÇS X Y288a
Ve bu şehir Seyyid Ahmed vakfı değildir, iki kimesnenin iltizâmındadır. Ammâ Seyyid Ahmed el-Bedevî vakfı yine bu şehire karîb şimâl cânibinde karye-i Kahâfe ve karye-i Kefrü'l-Gavrî ve karye-i Bahlî(?) misilli beldelerde hisseleri vardır. Ve niçe zirbelerde dahi alâkası vardır, rızka ve feddânları bî-hisâb evkâf-ı azîmdir. Hâlâ bir kimesne bilâ-veled fevt eder olsa, cümle emvâl [ü] erzâkın Bedevî'ye vakf eder. Zîrâ mutasarrıfînden ulu sultândır. Hâlâ niçe keşf ü kerâmetleri zâhir ü bâhir olmadadırlar.
EÇS X Y288a
Sene 1084 târîhinde Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa vâlî-i Mısır iken İbnü'l-Avâr oğulları nâm şakîler sâhib-i lümûm olup nice belîde ve kasabâtları beşer altışar yüz hayyâl mel‘ûnlar ile nehb ü gâret ederek bir gün Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin evkâfı olan Kahâfe nâm beledden bu kadar cemel ve bakar ve ganem ve hussân alup köyü nehb ü gâret etdüği Mısır'da vezîr-i dilîr Hüseyin Paşa'ya mün‘akis olup derhâl yedi bölükden yedi bin âdem tecrîdeye çıkarup Çerâkese beğlerinden Çerkeş Koca Mustafâ Ağa'yı serdâr edüp bir gecede ılgar edüp ale'l-gafle İbnü'l-Avâr'ı basup ceng ede ede cümle aşkıyâ bî-mecâl kalup bi'z-zarûrî karârları firâra mübeddel olup,